PazarŞebnem Hassanisoughi: Ambalajlanmış şeyler bana göre değil

Şebnem Hassanisoughi: Ambalajlanmış şeyler bana göre değil

17.05.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:

Semaver Kumpanya’nın altı yıl aradan sonra perde açan oyunu “Metot”ta izlediğimiz Şebnem Hassanisoughi, “Sosyal medyanın hayatımızın devamı olması durumunu içselleştirebilmiş değilim. Dolayısıyla oraya bir şey koymanın ne demek olduğunu hâlâ anlamaya çalışan bir yanım var” diyor

Şebnem Hassanisoughi: Ambalajlanmış şeyler bana göre değil

SEYHAN AKINCI - Bundan altı yıl önce korono günlerinde “Elbet Bir Gün Buluşacağız” demişti. Öyle de oldu. Şarkıda söylediği gibi pandemi öncesi sahnede olduğu “Metot” oyunuyla maskeyle hayata tutunduğumuz dönemlerde dijitalde karşımızdaydı. Şimdi yeniden ait olduğu yerde; tiyatro sahnesinde. Üstelik Hep Barabar’da şarkılar da söyledikleri Serkan Keskin’le... Birkaç yıldır müzisyen eşi Ahmet Kenan Bilgiç’le İstanbul-Londra arası mekik dokuyan oyuncu ile kısa süre önce İstanbul’da kapılarını açan Arogan’da  bir araya geldik. Sıcakların yazdan haberler verdiği günde yine mayıs ayında bu defa yüz yüze hem içinde düşünmeyi seviyorum dediği müziği hem “Metot”u hem de iki şehirli dünyasını konuştuk. 

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Aslında pek çok işte seçici olduğumuzu biliyoruz, yeniden “Metot”la sahnede olmayı seçme nedenleriniz nelerdi?

Ben senelerdir Semaver Kumpanya’nın oyunlarında oynuyorum. Semaver Kumpanya’lı olmak diye bir şey var. Oyunun metni harika ve oyun arkadaşlarım, çok eski arkadaşlarım, çok sevdiğim oyuncular. Dolayısıyla onlarla bir şey yapmak, üretmek her zaman çok keyif aldığım bir şey. Bunların hepsini düşündüğümüzde çok içinde olmak isteyeceğim, zaten durmasını, bitmesini de hiç istemediğim, zorunluluktan ara verdiğimiz ve hep “Ne zaman, nasıl devam ederiz?”in yollarını aradığımız bir işti. Söylediğiniz gibi neyin içerisinde olduğuma çok kıymet veriyorum. “Metot” her anlamıyla beni çok tatmin eden ve çok mutlu eden bir oyun.

Haberin Devamı
Haberin Devamı
Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Şebnem Hassanisoughi: Ambalajlanmış şeyler bana göre değil

Oyundaki partnerlerinizden Serkan Keskin ile yıllardır birlikte çalışıyorsunuz. Kurucularından olduğu Barabar’la müzikte de beraber bir şeyler yapıyorsunuz. Oradaki iş birliği nasıl gelişti ve hikâye nasıl devam ediyor?

Haberin Devamı

Serkan çok eski ve çok sevdiğim bir arkadaşım, çok sevdiğim bir sanatçı, oyuncu. Onlar bir grup kurdular ve o grubun yolculuğunda Barabar’dan Hep Barabar’a dönmek gibi bir karar aldılar. Diğer oyuncu arkadaşlarımızla biz sahnenin üstünde hep birlikte oturacağız, birbirimizin türküler, şarkılar söylemesine eşlik edeceğiz, yeri geldiğinde back vokal yapacağız, hep birlikte orada bir şey paylaşmanın, keyif almanın, şarkılar söylemenin hayalini kurduğunu söyledi Serkan ve “İster misin?” dedi. Günümüzde kaygıdan uzak, bir arada olabilmenin, dayanışabilmenin ve keyif alabilmenin çok zor olduğu bir yerde böyle bir imkân olduğu için tabii ki hep birlikte o vakti geçirmek istedim onlarla.

Haberin Devamı

Sizinle ilk söyleşimizi pandemide gerçekleştirmiştik. O zaman “Elbet Bir Gün Buluşacağız”ı yayınlamıştınız. Müzik sizin için nerede duruyor ve yine tek başınıza müzikle ilgili bir şeyler yapmak istiyor musunuz?

Haberin Devamı

Aslında o da tek başıma bir şey yapmak istiyorum kararıyla çıkmış bir şey değildi. Şarkı söylemeyi seviyorum, müziğin içerisinde düşünmeyi seviyorum. Farklı türlerde kendi sesimi aramayı, denemeyi seviyorum. Pandemide hepimizin o çok sıkıştığı zamanda çok sevdiğim bir şarkıydı “Elbet Bir Gün”. Onu söylemekten keyif alırken çok sevdiğimiz müzisyen arkadaşımız Süha Rami onu aranje etmişti. Evde kendi kendimize eşim, müzisyen Ahmet Kenan Bilgiç’le birlikte keyif almak ve vakit geçirmek için söylerken “Hadi kaydedelim” dedi. Ve kaydettiğimizde arşivimiz için olduğunu düşünüyordum. Arkadaşlarımıza dinletirken “Paylaşsanıza bunu” dediler. Bu bana çok büyük, iddialı bir şey gibi geldi. Sonra dedim ki “Ne kadar büyük bir ciddiye alış bu, sadece söylediğin bir şeyi paylaşıyor olabilirsin. Paylaşalım gitsin.” İyi ki öyle yapmışız çünkü o dönem çok insana iyi geldiğini biliyorum. Sade bir yerden kaydettiğimiz bir şarkıydı. Öyle bir başlangıcı oldu yoksa tek başıma bir albüm çıkarmak istiyorum diye bir şey değildi. Şu anda da aklımda var bir şeyler, her an yapabilirim ama bunu ayrı bir başlık gibi düşünmek ve o kadar da büyütmek istemiyorum. 

Haberin Devamı

Müziğin içerisinde düşünmeyi seviyorum dediniz. Bugünlerde neler dinliyorsunuz ya da sıklıkla böyle dönüp dönüp dinlediğiniz parçalar var mı?

Haberin Devamı

Uzun zamandır aynı yerlerde dolanıyorum galiba daha alternatif, indie, saykodelik rock gibi... Son zamanlarda çok fazla  ‘60’lar, ‘70’ler bossa nova gibi ispanyolca, portekizce şarkılar dinliyorum. Daha dünya müziğinden bir şeyler de girmeye başladı hayatıma. Türkiye’den de sevdiğim gruplar var onları takip ediyorum. Gevende’yi, Second’ı... Hem çok yakınlarım hem de çok sevdiğim insanlar ve çok sevdiğim müzikler. Popüler müzikle çok fazla haşır neşir değilim.

Şebnem Hassanisoughi: Ambalajlanmış şeyler bana göre değil

Charlie Chaplin ve Jean-Luc Godard’ın sinema anlayışlarını seviyorsunuz. Dinlediğiniz müziklerde de geçmiş tınılar öne çıkıyor.  Bu anlamda geçmiş ya da nostalji size yakın mı?

Nostalji değil bence. Nostalji çok sevdiğim bir fikir de değil. Çünkü şu zamandan kopup başka bir zamanı özlemekle ilişkisi var. Ben bu geçmiş güzellemesinden çok hoşlanmam. Bahsettiğim müzikler ya da filmler bugün de yaşadıkları için hâlâ kıymetliler. Hatta daha ileri gidersem bugün yapılan bir sürü şeyin bugünle ve hiçbir zamanla ilişkisi olmadığını düşünüyorum. Çok fazla ambalajlanmış ve öyle sunulmuş şeylerden çok keyif almak değil de hakikaten ilişkilenebildiğim bir şeylerle vakit geçirmekten keyif almak gibi ayırabilirim bunu. Yoksa geçmiş olmasının önemi yok. Yani bugünden de dinlediğim müzikler var, beğendiğim filmler var ama dünya şu an onları daha geri planda bıraktığı için o kadar bilinmiyorlar. Daha rahat ilişki kurabildiğim şeyler genelde anaakımda yok, yerleri yok yani. Çok nadiren bir şeyler çıkabiliyor merak ettiğim ama onlar da bu zamana ait şeyler. Öyle bir şey oldu ki popüler olmayan yok gibi bir dünya var ama aslında öyle değil. Hâlâ bence popüler olanı beslemesi gereken ve aslında ilişki içerisinde olması gereken daha alt janralar, sap kültürler olmak zorunda ve beni onlar daha çok ilgilendiriyor.

Haberin Devamı

“İSTANBUL’LA İKİLİ BİR İLİŞKİM VAR”

Şimdilerde İstanbul - Londra arasında kurduğunuz bir yaşam var. Londra’dan döndüğünüzde İstanbul nasıl beliriyor karşınızda?

İstanbul’la çok ikili bir ilişkim var. İstanbul’u çok seviyorum ve biraz kırgınım İstanbul’a. Tabii insanlar şu an çok gerginler, mutsuz herkes. O yüzden havaalanına iner inmez ilk fark ettiğim şey maalesef o oluyor. “Eve geldim” ferahlığıyla indiğimde kavga eden ya da birbirine tuhaf şeyler söyleyen birilerini gördüğümde hayalimdeki o balon hemen patlıyor. Ama her şeye rağmen dünyanın en güzel şehirlerinden biri olduğunu düşünüyorum İstanbul’un. Hâlâ çok özel bir sürü yerinin olduğunu da. Özellikle gençlerin çok enteresan şeyler denedikleri, yaptıkları, hâlâ cesur oldukları bir şehir burası. O yüzden biraz onlardan o gücü almak ve onlara saygımdan içimdeki bu kırgınlığı yok etmek istiyorum.

Londra’da nasıl bir rutininiz var, yeni yerler keşfetmeyi sever misiniz?

Yeni restoran, kafe vs gibi yerlere meraklıyımdır, bir gider bakarım. Çok spesifik meraklarım var beslenmeyle ilgili onları araştırırım. İnanılmaz müzeler var, çok güzel konserler, çok oyun var izlediğim, etkilendiğim. Modern dans ya da bale seyretmek hiç hayatımda yoktu, onlara şans verebiliyorum çünkü iyileri var. Yoga ve pilates stüdyoları merak ettiğim yerler. Yeni bir şeyler denenen yerlere girer çıkarım. Sokakta ve parkta yürümeyi seviyorum. Kitapçılarda dolaşıyorum.

Yogadan ve sağlıklı beslenmeden söz ettiğiniz, yoga yapıyor musunuz?

Senelerdir yoga yapıyorum. Ama böyle o poz şeyi vardır ya yoga dünyasında, poz modası. Orasıyla hiç ilgim yok. Yoga; bedenimle, nefesimle, aslında oyunculukla da bağlantılı bir yerden bir şeyleri kendimce araştırdığım, denediğim bir dünya. Düzenli olarak yapmadığımda hayatımdaki bir sürü şeyin çok negatif yönde değiştiğini gördüğümü söyleyebilirim. Özellikle de nefesle ilişkisinin yabana atılmaması gerektiğini düşünüyorum. Sinir sistemini dengelemek açısından çok faydasını gördüm.

Şebnem Hassanisoughi: Ambalajlanmış şeyler bana göre değil

“SOSYAL MEDYA EĞLENMEK İÇİN KULLANDIĞIM BİR OYUNCAK”

10 yıldır Ahmet Kenan Bilgiç’le evlisiniz ama sosyal medyanızda neredeyse paylaşımınız yok. Bu özel bir tercih mi?

Bu aramızda konuştuğumuz bir şey, ben sosyal medyanın hayatımızın devamı olması durumunu içselleştirebilmiş biri değilim. Dolayısıyla oraya bir şey koymanın ne demek olduğunu hâlâ anlamaya çalışan bir yanım var. Ben Ahmet’e söyleyeceğim her şeyi Ahmet’e söylüyorum. İlişkimizi o biliyor, benim ona hissimi o biliyor, onun bana hissini ben biliyorum. Birlikte paylaştığımız zamanların tadını çıkarıyoruz. Dolayısıyla “Bakınız ey dünyalılar biz bunları yaşadık ve ben onu ne kadar seviyorum” demek bu da bir yol, birileri bunu seçiyor onunla ilgili bir yorum yapmıyorum yanlış anlaşılmasın ama ben içselleştiremiyorum bu fikri, yabancılaşıyorum. Bir şey olduğu zaman tabii ki birlikte bir şey paylaşıyorsak denk geliyordur bir story atıyoruzdur.

Hayatımıza bu kadar entegre olan sosyal medyayı bu anlamda nereye konumluyorsunuz?

Sosyal medyada iki tip varoluş görüyorum; biri bir persona üstünden ilerleyen insanlar. Diğeri de hakikaten hayatta nasılsa o hayatı, yaşayış biçimini gerçekten bedeninin devamı, bir uzvu gibi görüp ve çok da üzerine düşünmeyip paylaşabilenler. Bu ikincisini takip etmekten çok keyif alıyorum. İlki çok canımı sıkıyor. Prodüksiyonlu ve ambalajlanmış bir şeyler görmek estetik olarak da keyif aldığım bir şey değil. O yüzden influencer ise onun da mikrosuna denk gelmekten keyif alıyorum. Bilinen insanlar filan değil de kendi hâllerinde paylaşımlar yapanları daha çok merak ediyorum. Ben kişisel olarak sosyal medyayı eğlenmek için kullanacağım bir oyuncakmış gibi görebilirim.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler