09.08.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
DİDEM SEYMEN - Bath Üniversitesi’nin 2022 yılında yayımladığı araştırmaya göre İngiltere’de toplumun yaklaşık yüzde 4,6’sı iklim kaygısı yaşıyor. 2025 yılında yayımlanan başka bir araştırma ise kadınların ve genç yetişkinlerin bu konuda daha yüksek risk altında olduğunu ortaya koyuyor. Uzmanlar, iklim değişikliğine ilişkin haberlerin artması, peş peşe yaşanan sıcak hava dalgaları, orman yangınları ve sellerin insanların gelecek algısını olumsuz etkileyebildiğini belirtiyor.
Bath Üniversitesi’nden iklim psikolojisi uzmanı Dr. Caroline Hickman ile Oxford Üniversitesi’nden Dr. Emma Lawrance’a göre, aşırı sıcakların tekrar etmesi birçok kişide “beklenti kaygısı” oluşturuyor. Daha önce sıcak hava dalgası, sel veya yangın gibi afetleri yaşayan kişiler, benzer bir olayın yeniden yaşanacağı düşüncesiyle sürekli tetikte kalabiliyor. Bu durum zamanla kronik stres, güvensizlik hissi, uyku sorunları ve geleceğe yönelik umutsuzluk duygusuna dönüşebiliyor.
Uzmanlar, yüksek sıcaklıkların doğrudan beyin ve ruh hali üzerinde de etkili olduğuna dikkat çekiyor. Sıcak havalarda sinirlilik, tahammülsüzlük, öfke kontrolünde zorlanma, dikkat dağınıklığı ve kaygı düzeyinde artış görülebiliyor. Depresyon veya anksiyete gibi ruhsal hastalıkları bulunan kişilerde ise belirtiler daha da ağırlaşabiliyor. Özellikle geceleri sıcak nedeniyle kaliteli uyku uyuyamamak da ruh sağlığını olumsuz etkileyen önemli faktörlerden biri olarak gösteriliyor.
Peki iklim kaygısıyla nasıl başa çıkılabilir? Uzmanlar, öncelikle yaşanan endişelerin bastırılmaması gerektiğini vurguluyor. Duyguları aile bireyleriyle, arkadaşlarla veya benzer kaygılar yaşayan kişilerle paylaşmak yalnızlık hissini azaltabiliyor. Gerekli durumlarda bir ruh sağlığı uzmanından destek almak da önemli görülüyor.
Bunun yanında bireysel olarak atılan küçük çevreci adımların psikolojik açıdan da fayda sağladığı belirtiliyor. Ağaç dikmek, geri dönüşüme katkıda bulunmak, gönüllü çevre çalışmalarına katılmak ya da yaşanılan bölgede sürdürülebilirlik projelerine destek vermek, kişinin kendisini daha güçlü ve kontrol sahibi hissetmesine yardımcı olabiliyor. Uzmanlar, tek başına dünyanın yükünü omuzlamaya çalışmak yerine, bireysel katkının değerini kabul etmenin çaresizlik hissini azalttığını ifade ediyor.
Ruh sağlığını korumanın bir diğer yolu ise sıcak havalarda bedeni serin tutmak. Bol su içmek, serin duş almak, günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmamak, enseyi ve bilekleri serinletmek, gölge alanlarda vakit geçirmek hem fiziksel hem de zihinsel rahatlamaya katkı sağlayabiliyor.
Uzmanlar, iklim değişikliğinin yarattığı belirsizliğin inkâr edilmemesi gerektiğini ancak bunun günlük yaşamı tamamen ele geçirmesine de izin verilmemesi gerektiğini belirtiyor. Bireysel ve toplumsal düzeyde atılan her olumlu adımın hem çevreyi korumaya hem de insanların umut duygusunu güçlendirmeye katkı sağladığını vurguluyor.