19.10.2025 - 02:00 | Son Güncellenme:
Didem Seymen - Estetik ve medikal estetik uygulamaları her geçen gün daha fazla insanın hayatına giriyor. Türkiye’nin sağlık turizminde yükselişi de bu ilgiyi daha görünür kılıyor. Ancak hızla büyüyen sektör beraberinde riskler ve denetim sorunlarını da gündeme taşıyor. Yeterli uzmanlığa sahip olmak en önemlisi.
Dünya Plastik Cerrahi Derneği Üyesi, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Üyesi, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ayla Gökçe, hasta güvenliği, kaçak ürünler, sosyal medyanın yanıltıcı yüzü ve yapay zekânın gelecekteki rolünü anlattı…
- Medikal estetik uygulamalarda kullanılan ürünlerin içerik güvenliği nasıl sağlanıyor? Türkiye’de ve dünyada bu içerikler nasıl denetleniyor?
Ürünler sınıflandırmaya göre farklı kurumlarca denetleniyor; kimi ilaç, kimi tıbbi cihaz, kimi kozmetik ürün statüsünde. Hammadde aşamasında güvenliği kanıtlanmamış bileşenler kullanılamaz. GMP ve ISO standartlarına uygun üretim zorunlu. Avrupa Birliği’nde CE belgesi, ABD’de FDA onayı gerekiyor. Türkiye’de ise TİTCK tarafından denetleniyor ve Avrupa Birliği ile uyumlu hâle getirildi. Asıl tehlike, kaçak yollarla giren ve hiçbir testten geçmemiş ürünler. Ne içerikleri biliniyor ne steriliteleri. Bunlar genellikle merdivenaltı yerlerde kullanılıyor. Ürünlerin içeriklerinin güvenli olup olmadığının hastalar tarafından bilinmesinin bir ihtimali yok. Dolayısıyla hastalar başvurdukları merkezleri ve uygulayıcıları doğru seçmekle yükümlüler. Uygulayıcı olan biz hekimler ise güvenliği ispatlanmış, denetlemelerden geçmiş ürünleri kliniklerimizde kullanmakla yükümlüyüz.
“Çay partileri eşliğinde işlem yapıldığını gördük”
- Hekimler açısından hasta güvenliğini sağlamak için en kritik kriterler neler?
Tüm tıpta olduğu gibi medikal estetikte de öncelik “önce zarar verme” ilkesidir. Doğru hasta seçimi, risklerin paylaşılması, hastanın açık rızasının alınması temel şart. Güvenliği ve etkinliği kanıtlanmış ürünler kullanılmalı, sterilizasyon ve uygun klinik şartları sağlanmalı. Hekimler sürekli eğitimden geçmeli ve bilimsel-etik doğrulara sadık kalmalı. En önemlisi de vicdan… Tanı koyarken, ürün seçerken, hastayı takip ederken farklı motivasyonlarla değil, bilimsel veriler ve vicdanla karar vermeliyiz.
- Hastalar bilinçli davranmak için nelere dikkat etmeli?
Bu çok güzel bir soru. Zira hastaların güvenliğinden hekimin sorumlu olduğu kadar, hasta kendisi de sorumlu. Hekim seçimi sosyal medyadaki takipçi sayısı ya da şablon görsellerle yapılmamalı. Yetkisiz kişilerin rezidanslarda, hatta “çay partileri” eşliğinde işlem yaptığını gördük. Sertifika kursları uzmanlık yerine geçmez. Ruhsatlı merkezlerde, uzmanlık eğitimi almış hekimlere başvurulmalı. Aksi hâlde sahte ya da kaçak ürünler kullanılabiliyor. Hastalar kendi güvenliklerinin de sorumlusu olduklarını unutmamalı.
“Türkiye’yi öne çıkaran hekim kalitesi ve deneyimi”
- Türkiye, sağlık turizminde özellikle estetik alanında öne çıkıyor. Ülkemizi cazip kılan unsurlar neler?
Geçmişte fiyat avantajı önemliydi ancak artık hekimlerin kalitesi ve deneyimi ön planda. Türkiye’de tıp eğitimi dünya standardında, hekimler öğrencilikten itibaren çok sayıda vaka görüyor. Bu tecrübe bizi öne çıkarıyor. Ayrıca misafirperverlik, güçlü otelcilik ve yemek kültürü, modern hastaneler, direkt uçuş imkânları da cazibeyi artırıyor. Yabancı hastalar işlem sonrası İstanbul’u gezmekten, sokak hayvanlarımızla fotoğraf çekmekten dahi mutluluk duyuyor.
- Hızla büyüyen bu sektörün beraberinde getirdiği riskler neler?
Her büyüyen sektör gibi yozlaşma riski var. Denetim, kontrol ve kayıt süreçleri güçlendirilmeli. Sağlık turizmi istatistiklerinin düzenli tutulması gerekiyor. Yetkili hekim ve merkezlerce hizmet sunulmalı, reklamlardaki cazip teklifler yerine tıbbi doğrular ön planda tutulmalı.
- Türkiye’de Sağlık Bakanlığı onayı dışında, uluslararası standartlarda da denetim süreci var mı?
Evet. Bazı klinik ve hastaneler ISO kalite yönetimi kapsamında denetleniyor. Sağlık turizminde öne çıkan merkezler JCI akreditasyonu alıyor. Ayrıca TEMOS gibi uluslararası sistemler de mevcut.
“En büyük risk: Pıhtı ve emboli”
- Estetik uygulamalarda en sık ölümlere yol açan komplikasyonlar nelerdir?
Risk düşük olsa da sıfır değil. En sık ölüm nedenleri derin ven trombozu ve pulmoner embolidir. Uzun süren kombine ameliyatlar, özellikle liposuction, BBL ve karın germe sonrası risk artar. Uzun uçuşlar, obezite ve yetersiz ön değerlendirme de komplikasyonları tetikler. Doğru hasta seçimi ve bilimsel önlemlerle bu riskler büyük ölçüde azaltılabilir. Ayrıca özellikle sağlık turizmi hastalarında, uzun uçak yolculuklarında da hastanın uçak içerisinde hareketsiz kalması, uçaktan iner inmez aynı gün yapılan ameliyatlar, obezite yani kilolu hastalar, turist hastalarda hastayı değerlendirmek ve gerekli testleri yapmak için yeterli zaman olmaması (veya maliyetten kaçmak adına hastaları asgari süre konaklatma ve bir an evvel ameliyata alma çabası) bu grup hastada riskleri artıran nedenlerin başında sayılabilir.

“Yapay zekâ iyi bir takım arkadaşı olabilir”
- Yapay zekâ ve dijital takip sistemleri hasta güvenliğini nasıl destekleyebilir?
Yapay zekâ ve dijital takip sistemleri, özellikle risk analizi, veri toplama, istatistiksel veri sunma konusunda elbette destek sağlar. Bu veriler doğrultusunda daha doğru hasta seçimi, yüksek riskli hastaların elenmesi, hangi tekniklerin hangi grup hastalarda daha güvenli olduğunun belirlenmesi, bir takım erken sinyallerin fark edilerek gerekli önlemlerin alınması konusunda tıbbi hizmet sunucusunu destekleyebilir. Ancak nihayetinde yapay zekâyı ve dijital tüm sistemleri de eğiten, programlayan insandır. Bu sistemler hekimin yerine geçemez. Ancak iyi bir takım arkadaşı olarak hekimle yan yana çalışıp hataların azaltılmasına ve hasta güvenliğinin arttırılmasına katkı sağlayacaktır.