16.08.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
ERCAN SARIKAYA - Çin’in bir süredir düzenlediği uluslararası medya turlarının bu seferki merkezi Sincan oldu. Çin’in batısındaki Sincan Uygur Özerk Bölgesi, uzun yıllardır yalnızca jeopolitik konumu nedeniyle değil, siyasi tartışmalarla da dünyanın en çok merak edilen bölgelerinden biri. Aralarında İtalya, Almanya, Rusya’nın da bulunduğu 16 ülkeden 20 gazeteci İpek Yolu Ekonomik Kuşağı Ortak İnşasına Katılan Ülkelerin Medya Yöneticileri Semineri kapsamında Urumçi’den Bayingolin ve Turfan’a uzanan bölgede incelemelerde bulunduk, seminerlere katıldık... Son çeyrek asra ekonomik ve teknolojik gelişimiyle damga vuran Çin’in tarihi, kültürel çeşitliliği de dikkat çekici. Gelin Sincan’da bir kültür yolculuğuna çıkalım.
İstanbul’dan 6,5 saatte gittiğim Urumçi’de hayal ettiğimden farklı bir kentle karşılaştığımı söyleyebilirim. Müzeleri, kültür merkezleri, tarihi çarşısı, geniş caddeleri, alışveriş merkezleri, canlı ticareti ve teknolojik yatırımlarla devasa bir kent gördük. Türkiye’nin de büyük önem verdiği İpek Yolu Ekonomik Kuşağı’nın merkezi konumundaki Sincan’da son yıllarda yapılan yatırımlarla bölgede yaşayanların hayatlarındaki değişimler anlatıldı.

Dağları aşan dev tünel
Urumçi’de başlayan yolculuğumuz Bayingolin’e uzandı. Buraya varmak için Tanrı Dağları’nı geçmemiz gerekti. Daha önce 7 saatte aşılabilen dağları aşmak 22 kilometrelik Tianshan Shengli (Zafer) Tünelleri ile kolaylaşmış. Tüneller yapılırken volkanik hareketlilikler de hesaplanarak tasarlanmış ve 7 gün 24 saat takip ediliyor. Tünellerden geçerek Bayingolin Moğol Özerk Bölgesi’ne ulaştık. Burada en dikkat çekici yer ise Bosten Gölü idi. Bosten Gölü ülkenin en büyük tatlı su göllerinden biri. Bağraş sınırları içinde yer alan gölün zengin biyoçeşitliliği dikkat çekiciydi. Gezi sırasında bölgeye özgü mistik ezgiler ve gösteriler günümüzü renklendirdi.

Dünyanın en derin ikinci çukuru
En çok şaşırdığım yer ise Turfan oldu. Deniz seviyesinden yaklaşık 154 metre aşağıda kurulan tarihi bir vaha Turfan... Turfan Havzası, Ürdün ile Batı Şeria arasında yer alan Lut Gölü’nden sonra (deniz seviyesinden yaklaşık 430 metre aşağıda) dünyanın en derin ikinci çöküntü alanı. Tarihi İpek Yolu’nun kuzey kolu üzerinde yer alan şehir kızgın çölün ortasında, akarsuları, eşsiz yeraltı sulama sistemi (Karız) ve tarımı ile kervanların doğu-batı geçişinde hayati bir mola ve ticaret merkezi olmuş. Tarihi M.Ö. 2’nci yüzyıla kadar uzanan Turfan yüzyıllarca doğu ile batı arasında ticaretin, dinlerin ve kültürlerin buluştuğu stratejik bir geçiş noktası görevi görmüş. Dünyada ‘alev vahası’ olarak da bilinen şehre vardığınızda Alev Dağı’ndan yansıyan alevin yüzünüze çarpan sıcaklığını hissedebiliyorsunuz.

Gün batımının en güzel yansıması...
Kayalara oyulmuş, İpek Yolu’nun sanatsal ve dini zenginliğini yansıtan, Bezeklik Bin Buda Mağaraları, iki derin nehir vadisi arasında yaprak şeklinde bir platoda, dik bir uçurumun tepesinde bulunan doğal bir kale görünümündeki Jiaohe Antik Kenti önemli tarihi miraslarından. Toprak yapıları ve devasa kalıntılarıyla gün batımında eşsiz bir atmosfer sunan Jiaohe Antik Kenti’ni gezerken, Uygur Türkü kardeşimiz Ali Ağabey, “Güneş batarken kerpiç kalıntılar altın sarısı ve kızıl renge bürünüyor, gün batımının en güzel yansımasını biz burada görüyoruz” diye anlattı antik kenti. İpek Yolu’nun en önemli duraklarından biri olarak tanımlanan, M.Ö. 2. yüzyılda kurulan ve Uygurların ‘Yarğul’ adını verdiği şehir, iki nehir arasında yükselen doğal bir plato üzerine tamamen toprağın oyulmasıyla inşa edilmiş. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bu kent, dünyanın en eski toprak yerleşimlerinden biri olmasının yanı sıra Uygur tarihinden de önemli izleri taşıyor.

Mimarlık harikası su kanalları
Turfan, geçmişini, geleceğini ve refahını ise Karez su kanallarına borçlu. Çöl iklimine rağmen Tanrı Dağları’ndan eriyen kar suyunu, çölün altından geçirerek taşıyan 2 bin 200 yıl önce yapılan kanallar sayesinde kavun, üzüm ve meyve cenneti olarak biliniyor. Bu su kanalları, aynı zamanda İpek Yolu üzerinden bölgeye gelen kervanların su ihtiyacını gideriyormuş. Çöl sıcaklarında suyun buharlaşmasını önlemek için yerçekimi yardımıyla yerin 100-110 metre altından başlayan tüneller için hat boyunca suyun havalandırılması ve temizlenmesi için dikey kuyular açılmış. Uygur Türkleri tarafından inşa edilen binlerce kilometrelik uzunluğa sahip su kanalları, Çin Seddi ile birlikte bölgenin en büyük mimari harikaları arasında kabul ediliyor. Dünya uygarlık tarihinin en önemli yapılarından biri olarak kabul edilen bu kanalların inşası sırasında işçilerin ancak oturarak çalışabildiği biliniyor. Günümüzde bir bölümü müze hâline çevrilen bu kanallar sorunsuz bir şekilde çalışmaya, su taşımaya ve Turfan bölgesi için hayat kaynağı olmaya devam ediyor. Eski kanalların korunması buradaki Uygur halkı için hayati önem taşıyor. Onlarsız ne üzüm bağları ne kayısı ne pamuk ne de kavun tarlaları olur.
