08.03.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
Aliye Nilperi Vatandost - Bunların hepsi önemli. Ancak üretimin gerçek yükü çoğu zaman sahnede olanların değil, görünmeyenlerin omuzlarındadır. Tıpkı toprağı işleyen kadınlar gibi.
Ekimden hasada kadın emeği
Dünya genelinde tarımsal üretimin büyük bölümünde kadın emeği vardır. Ekimden hasada, ayıklamadan paketlemeye kadar birçok aşamada kadınlar çalışır. Ancak bu emeğin adı çoğu zaman kayda geçmez.
Tarlada vardır, ürünü toplar, düzenler, hazırlar… Ama “üretici” olarak anılmaz.
Görünür olan çoğu zaman sonuçtur. Sürecin kendisi değil.
Oysa üretim yalnızca verim meselesi değildir. Üretim aynı zamanda sabırdır.
Bakım ister. Süreklilik ister.
Tarih boyunca kadınlar yalnızca toprağı değil, bilgiyi de işlemiştir. 12. yüzyılda yaşamış olan Hildegard von Bingen, bitkilerin iyileştirici özelliklerini kayda geçirirken doğayı bir bütün olarak ele alıyordu. Onun metinlerinde toprak, insan ve ruh birbirinden ayrı değildi.
Kadınlar bitkileri sakladı, kuruttu
Anadolu’da ise yüzyıllar boyunca kadınlar tohum sakladı, bitki kuruttu, şifa bilgisini sözlü kültürle aktardı. Bu bilgi çoğu zaman akademik kayıtlara girmedi. Ama kuşaktan kuşağa taşındı.
Modern bilim tarihinde de benzer hikâyeler var. DNA’nın yapısını anlamada kritik rol oynayan Rosalind Franklin’in çalışmaları uzun süre arka planda kaldı. Bilimsel ilerleme çoğu zaman görünmeyen katkıların üzerine inşa edilir.
Tarım ve çevre alanında Wangari Maathai ise yalnızca ağaç dikmekle kalmadı. Toprağın korunmasının aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk olduğunu hatırlattı.
Farklı dönemlerden ve farklı coğrafyalardan gelen bu örneklerin ortak bir noktası var:
- Üretim çoğu zaman görünmeyen emeğin üzerine yükselir.
- Toprak dinlenmeden verimli kalmaz.
- Tohum zamansız ekildiğinde karşılık vermez.
- Bir ürünün kalitesi çoğu zaman ona gösterilen özenle belirlenir.
Bugün “sürdürülebilir üretim” dediğimiz yaklaşımın temelinde de bu anlayış vardır. Su kaynaklarını korumak, toprağı yormamak, biyolojik çeşitliliği gözetmek…
Bunların hepsi bakım gerektirir. Bakım ise zayıflık değil, sürekliliğin bilgisidir. Kadın emeği de tam burada konumlanır: Devamlılıkta.
Bir tarlanın her yıl yeniden ekilebilmesi, bir ürünün her sezon aynı dikkatle hazırlanabilmesi, bir üretim zincirinin etik biçimde sürdürülebilmesi…
Bunların hepsi görünmeyen ama vazgeçilmez emek ister.

8 Mart yalnızca başarıyı kutlamak için değil, bu emeği hatırlamak için de bir fırsat olabilir. Sahnede olanları değil, üretimi mümkün kılanları görmek için.
- Çünkü üretim yalnızca sonuç değildir.
- Bir hasat günü, aylar süren emeğin görünür hâlidir.
- Bir ürün, sayısız küçük adımın toplamıdır.
- Toprağın hafızası vardır.
- Emeğin de.
- Toprak kendisine emek vereni unutmaz.
- İnsan da değer gördüğü yerde kök salar.
Belki de dünyanın en sessiz ama en güçlü dönüşümü, görünmeyeni görünür kılmakla başlar.
Çünkü dünya, en çok onu sessizce ayakta tutanların omuzlarında yükselir.