26.07.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
SEYHAN AKINCI - Baharın ilk günleriyle birlikte meraklıları Güney’den başlayarak kelebek gözlemeye başlar. Baharda başlayan bu tatlı heyecanın en yoğun yaşandığı dönemdeyiz. Ülkemizde ekim sonuna kadar kelebek gözlemi yapılabiliyor. Gözlem yapmadan önce türler hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için çok önemli bir kaynak kitapçılarda yerini aldı. Zarif yapılı minicik Mücevher Kelebeği’nden görkemli kanat açıklığıyla dikkat çeken Apollo’ya, ülkemizin tür listesine yeni katılan Süleyman’ın Kaplanı gibi Anadolu’ya özgü endemik türlerden göçmen kelebeklere kadar uzanan tam 370 kelebek türünün sayfalarında kanat çırptığı “Trakel - Türkiye’nin Kelebekleri” adlı çalışma İş Bankası Kültür Yayınları’ndan çıktı. 2 bin fotoğraf, her türe ait dağılım haritaları, tanım bilgileri ve karşılaştırma görsellerinin bulunduğu çalışma Ömer L. Furtun, Hakan Yıldırım, Umut Güngör, Onat Başbay, Kaan Yılmaz, Ali Bali ve Merve Kurt imzası taşıyor. 2010’da kurulan www.trakel.org üyelerinin katkılarıyla, 20 kişilik gönüllü ekibin emeğiyle hayat bulan çalışmayı www.trakel.org kurucusu Serhat Tigrel, kitabın editörleri Ömer L. Furtun ve Hakan Yıldırım’la konuştuk.

■ Öncelikle projenin ortaya çıkış fikrinden söz edebilir misiniz?
Serhat Tigrel: Doğayı tanımak, onu korumanın ilk adımı. Bu düşünceden hareketle www.trakus.org web portalını hayata geçirdik. Amacımız, Türkiye’de yaşayan kuş türlerine ait gözlem kayıtlarını, fotoğrafları ve bilgileri bir araya getirerek herkesin erişimine açık bir bilgi platformu oluşturmaktı. Bu fikrin temelinde, aslında çok somut bir ihtiyaç da yatıyordu. 2005-2006 yıllarında kuş fotoğrafı çekiyor, ancak türleri tanımlamakta zorluk yaşıyorduk. Çoğunlukla yabancı kaynaklara başvurmak zorunda kalıyor, Türkçe isimlere ulaşmakta güçlük çekiyorduk. Daha sonra Türkçeye çevrilmiş kuş kitaplarıyla tanışmamız, türleri tanımlamayı önemli ölçüde kolaylaştırdı. Ancak kendi coğrafyamızın canlılarını yine yabancı kaynaklar üzerinden öğreniyor olmak, bizde kalıcı bir yerli kaynak oluşturma fikrini güçlendirdi. Önce dijital ortamda bir veri birikimi oluşturduk. Gönüllü katkılarla büyüyen bu yapı, zamanla ülkemizin tüm biyolojik çeşitliliği için benzer bir ihtiyacın varlığını da ortaya koydu. Yıllar içinde binlerce gözlemci, fotoğrafçı ve doğa tutkunu bu yapıya katkı sağlayarak çok değerli bir bilgi birikiminin oluşmasına destek oldu. 2021’de yayımlanan “TRAKUS-Türkiye’nin Kuşları” kitabı ile yerli kaynak oluşturma hedefimizi somut bir çıktıya dönüştürmüş olduk. Beklediğimizin ötesinde ilgi gören ve kısa sürede geniş bir okur kitlesine ulaşan bu çalışma, bizleri son derece motive etti; yalnızca kuşlar için değil, ülkemizin diğer canlı grupları için de benzer kaynaklar üretme isteğimizi daha da güçlendirdi. Elinizdeki “Trakel-Türkiye’nin Kelebekleri” kitabı da bu heyecanın bir devamı.
■ Kitapta 370 kelebek türüne yer veriliyor. Bunlar arasında özellikleriyle en dikkat çekenleri hangileri?
Ömer L. Furtun: Kapak fotoğrafımızda da yer alan yüksek rakımların büyük kelebeği Apollo, en küçük kelebeğimiz olan Mücevher kelebeği, diğer bölgelerden ülkemize gelen göçmen türlerimizden Diken kelebeği, Mezopotamya Kolotisi, Sultan kelebeği, endemik türlerimizden bazıları Çokgözlü Hatay Mavisi, Mezopotamya Çokgözlüsü, Torul Çokgözlüsü. Son yıllarda Trakel üyeleri tarafından yapılan gözlemlerde keşfedilerek dünya tür listelerine giren Ali Bali’nin Çokgözlüsü, Sözen’in Yalancı Bakırı ve Süleyman’ın Kaplanı ilk etapta aklımıza gelenler.

■ Türkiye’nin kelebek çeşitliliği nasıl bir zenginlik sunuyor?
Hakan Yıldırım: Tüm Avrupa kıtasında yaklaşık 500 kelebek türü uçtuğu düşünüldüğünde ülkemizin sahip olduğu 370 tür ile oldukça şanslı olduğu söylenebilir. Ülkemizde Trakya bölgesinde Avrupa türlerine, Kuzeydoğu Anadolu’da Kafkas türlerine, Hakkari-Van bölgesinde Ortadoğu-İran platosu türlerine ve Hatay bölgesinde de levant türlerine rastlanabilir. Ayrıca Orta Anadolu bozkırları ve Toros dağ silsilesi çokça endemik türe ev sahipliği yapıyor.
■ Türkiye’de kelebek gözlemlemek için en etkileyici dönemler ve bölgeler hangileri?
Hakan Y.: Az önce bahsettiğim bölgeler aynı zamanda kelebek gözlemcilerinin yoğun ziyaret ettiği yerler. Baharın ilk günlerinde güneyden başlamak üzere ekim sonuna kadar kelebek gözlemi yapılabilir. En yoğun dönemler ise haziran-temmuz ayları.

■ İklim değişikliği ve habitat kaybı Türkiye’deki kelebek popülasyonunu nasıl etkiliyor?
Ömer L. F.: Ülkemizde kelebek popülasyonun durumuna ve risk altındaki türlerin belirlenmesine yönelik bilimsel çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmalara gözlemciler olarak vatandaş bilimi yolu ile destek oluyoruz. Çalışmalar genel kelebek popülasyonlarında bir düşüş olduğunu ortaya koyuyor. İklim değişikliğinin yanı sıra, tarıma açılan alanlar, madencilik, yapılaşma faaliyetleri nedeniyle oluşan habitat kayıpları, yoğun ve kontrolsüz tarımsal ilaçlama ve yoğun hayvan otlatma faaliyetleri kelebeklerin habitatlarını tehdit eden başlıca etkenler.
■ Dijital çağda gençlerin doğaya yeniden ilgi duymasında bu kitabın nasıl bir rol oynayacağını düşünüyorsunuz?
Serhat T.: Günümüzde büyük bir teknolojik dönüşümün içinden geçiyoruz. Yapay zekânın da hayatımıza girmesi ile gerçekliğin sorgulandığı zamanları yaşamaya başladık. Bunun da zamanla sanal dünya yerine doğal olanın tercih edileceği, gerçek tecrübenin öneminin artacağı zamanları tetikleyeceğini düşünüyoruz. Yani doğada olmak, rüzgârı hissetmek, kuşları duymak ve çiçek kokularını içine çekmek zamanla daha önemli olacak. Dolayısıyla gerçek gözlem daha değerli hâle gelecek. İşte burada farkındalığımızı artıran bu tür yayınların çok değerli olduğunu düşünüyoruz. Üye portföyümüzdeki genç ve çocuklar da bu görüşümüzü destekliyor. Bugünün gençleri doğadan uzak değil aslında; doğayı çoğunlukla ekranlar aracılığıyla tanıyor. Amacımız, bu kitabın onları ekranın ötesine taşıması. Bir kelebeğin adını öğrenmek, yaşam öyküsünü keşfetmek ve onu doğal ortamında görmek istemek, doğayla kurulacak gerçek bağın ilk adımı. Eğer bu kitap birkaç gencin bile merakını uyandırıp onları doğaya çıkarabiliyorsa, görevini yerine getirmiş demektir.

“Uzun soluklu bir yolculuk”
”Türkiye’nin Kuşları” ve “Türkiye’nin Kelebekleri” serilerinin devamı gelecek mi?
Ömer L. F.: Bu yolculuğun devamı gelecek. 2009’da Türkiye’nin memelileri hakkında bilgi toplamak ve paylaşmak amacıyla kurduğumuz www.tramem.org, bugün çok değerli bir bilimsel arşive dönüştü. Kelebek kitabımızın okurlarla buluşmasının heyecanını biraz yaşadıktan sonra, bir sonraki hedefimiz “TRAMEM Türkiye’nin Memelileri” olacak. Bunun yanında, “Türkiye’nin Balıkları” ve “Türkiye’nin Sürüngenleri” gibi yeni platformlar için de yoğun talepler alıyoruz. Bu nedenle dijital altyapımızı yalnızca bugünün değil, gelecekte hayata geçirmeyi planladığımız tüm doğa projelerini destekleyecek şekilde geliştiriyoruz. Kısacası, bu sadece bir kitap serisi değil; Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğini belgeleyen uzun soluklu bir yolculuk. Ve bu yolculuk devam edecek.