Geri Dön
Pazar‘Üniversite bir şehir gibiydi’

‘Üniversite bir şehir gibiydi’

Bugünlere gelebilmek için yaşıtlarından daha çok çabalaması gerekti, gereğini de yaptı. Otizmli Kutluhan Bozbay artık üniversiteli, Ege Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisi. Okuldaki ilk gününü onun kaleminden okuyalım

‘Üniversite bir şehir gibiydi’

Kutluhan Bozbay 3 yaşında atipik otizm tanısı aldı. Hemen ardından özel eğitim kurumunda eğitim almaya başladı. İlkokula kaynaştırma öğrencisi olarak yaşıtlarıyla beraber başladı. Birinci sınıfta ilk okumaya başlayan grupla beraber okumayı söktü,  arkadaşlık kurmada sıkıntı yaşıyordu. İletişim kuramadığı için okul günleri genelde yalnız geçti. Akran zorbalığına maruz kaldığı zamanlar da oldu.

 Ortaokul ve lisede arkadaşları tarafından daha fazla kabul görmeye başladı. Annesi Işılay Cengiz pandemi döneminde de özel eğitim ve dershane eğitimlerine hiç ara vermediklerini anlatıyor: “Son 2 ay daha yoğun ders çalışmaya başladı. Hatta dershaneye sabah gidip akşam geliyordu. Sınav sonucu bizim için sürpriz oldu. Ege Üniversitesi ilk tercihimizdi ama yerleşmeyi beklemiyorduk. Sonuçlar açıklandığında evde bayram havası esti. Çok mutlu olduk. Yıllardır verdiğimiz emeklerin karşılığını aldık, umarım böyle devam eder. “

İlk haberi sabahın erken saatlerinde annemin odama gelip beni sevinçle sarsarak “Ege Üniversitesi’ne yerleştin kalk annecim kalk” demesiyle aldım. İlk başta şaşırdım Ege ilk tercihimdi, puanım yüksek olmaz diye düşünüyordum. Kendime inanamadım. Hepimize büyük sürpriz oldu. Çok üniversite hayalleri kurmadım baştan. Puanımın bu kadar iyi geleceğini düşünmüyordum. Yüksek gelince madem puanım yetti bari sevdiğim işi yapayım dedim. Benim gözüm pek yükseklerde değil, beklentilerimi düşük tutuyorum ama elimden geleni yapıyorum. Bu üniversitede kalmak ve akademisyen olmak istiyorum. 

‘Üniversite bir şehir gibiydi’

Müzik yeteneği ilkokulda, sınıf velisi olan müzik öğretmeni Özlem Özdemir tarafından keşfedildi. Piyano ve gitar çalıyor. Orçun Berrakçay yönetimindeki İzmir Otizm Orkestrası’nın gitaristliğini yaptı. Şimdilerde gitar dersi almaya devam ediyor. Motosiklet sevdası babası kaynaklı. 17 yaşında motosiklet ehliyetini aldı. Bir yıldır kendi motosikletini kullanıyor.

Kayıt haftasını sabırsızlıkla bekledim. Annemle beraber Ege Üniversitesi’ne gittik. Annemi kayıt salonuna almadılar ama raporumu göstererek yanımda geldi. Beni orada da yalnız bırakmadı. Hemen halloldu zaten, her şey sistemde olduğu için fotoğraf bile almadılar.

Okul hayatım boyunca tarihe hep ilgim oldu. O yüzden başka bölüm yazmadım. Puanım İzmir’deki üniversitelere yetince şehir dışında okumak istemedim. (Evimin rahatlığı varken ne gerek var dışarıda yurtta kalmaya). Okul açılmadan bir gün önce nasıl yapacağım, nasıl olacak endişesi vardı, derslere girdikten sonra epey azaldı daha rahat hissettim. Okula en rahat metroyla ulaşabileceğim için metroyla gittim.

‘Üniversite bir şehir gibiydi’

Üniversite bir şehir gibiydi.  Fakülte kocaman bir sınıf gibiydi, büyüktü.

Gitmeden önce okulun sitesinden araştırdığım için sınıfı bulmam zor olmadı. İlk gün sınıf arkadaşlarımın bir kısmıyla tanıştım. Sınıf olarak bahçede birlikte vakit geçirdik. İkinci gün dersler online olarak yapıldı. Üçüncü gün büyük bir derslikte derse girdik. Lisedeki sınıfa hiç benzemiyordu. Kısa sohbetler oldu, üniversite, eğitim sistemini konuştuk. Hocalar ilk derslerde kendilerini tanıttı. Bütün işlemler internetten üzerinden olduğu için ders seçiminde sorun yaşadım.  Daha sonra öğrenci işlerine gidip durumu anlattım ve onlar da çözdüler. Sistemi biraz daha geliştirseler iyi olur ders seçiminde. Üniversiteli olduğum için çok mutluyum.