19.07.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
DİDEM SEYMEN - Sosyal medya fenomenleri Danla Bilic ve Özge Bektaş’ın kalçalarına yaptırdıkları Aquafilling dolgusu nedeniyle son günlerde peş peşe ameliyat geçirmek zorunda kalmaları, estetik dünyasında uzun yıllardır konuşulan ancak çoğu kişinin farkında olmadığı bir tehlikeyi yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlar, Türkiye’de 2022 yılında yasaklanan kalıcı dolgu maddelerinin yıllar sonra bile ciddi, hatta ölümcül sonuçlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor
Danla Bilic ve Özge Bektaş, yaptırdıkları Aquafilling dolgu maddesinin vücutta yayılması, enfeksiyon ve doku hasarı nedeniyle defalarca ameliyat geçirmek zorunda kaldıklarını açıkladılar. Benzer bir olay bu yıl ABD’de de yaşandı. Estée Lauder’ın üst düzey yöneticilerinden Kendal Ascher’in dolgu enjeksiyonu sonrası gelişen pulmoner emboli nedeniyle yaşamını yitirmesi, dolgu işlemlerinin sağlık risklerini yeniden hatırlattı.
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. M. Veli Karaaltın, özellikle Aquafill ve Aquamid adıyla bilinen poliakrilamid hidrojel (PAAG) içerikli kalıcı dolguların en riskli uygulamalar arasında yer aldığını belirtiyor. Bu ürünlerin geçici hyalüronik asit dolgularının aksine vücutta erimediğini, yıllar içinde yer değiştirerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini söylüyor.
Yasak var ama uygulama sürüyor
Prof. Dr. Karaaltın, Sağlık Bakanlığı’nın bu kalıcı dolgu maddelerini 2022 yılında yasakladığını hatırlatarak, buna rağmen yetkisiz merkezlerde ve kayıt dışı ortamlarda uygulamaların sürdüğünü belirtiyor. Sahte ve sertifikasız ürünlerin dolaşımda olmasının riski daha da artırdığına dikkat çeken Karaaltın, en büyük sorunlardan birinin ise hastaların kendilerine hangi maddenin enjekte edildiğini çoğu zaman bilmemesi olduğunu vurguluyor. Yasal olarak bu işlemleri yalnızca plastik cerrahlar, dermatologlar ve Bakanlık onaylı medikal estetik hekimleri yapabiliyor.
Karaaltın ayrıca yasağın kalça ya da meme bölgesine değil, kalıcı dolgu maddelerine yönelik olduğunun altını çiziyor. Geçici hyalüronik asit dolgularının uygun hastalarda uygulanabildiğini ancak bunların da tamamen risksiz olmadığını belirten Karaaltın, “Dolgu maddesi damara verilirse damar tıkanıklığına, emboliye ve hayati sonuçlara neden olabilir. Kozmetik markası yöneticisinin yaşamını yitirdiği olay da bu mekanizmayla gelişti. Dolgu işlemleri basit bir güzellik uygulaması olarak görülmemeli” diyor.
Prof. Dr. Karaaltın’a göre en büyük tehlike, kalıcı dolgu yaptıran kişilerin uzun süre hiçbir belirti yaşamaması. Dolgu maddesi yıllarca sessiz kalabiliyor; daha sonra zaman içinde bulunduğu bölgeden bacaklara ve çevre dokulara kadar göç edebiliyor. Bilimsel çalışmalarda komplikasyonların ortalama üç yıl sonra görüldüğü bildirilse de bu süre çok daha uzun olabiliyor.
Vücut yabancı cisim algılar
Prof. Dr. Karaaltın, vücudun kalıcı dolgu maddesini yabancı cisim olarak algıladığını, bunun da kronik iltihap, antibiyotiklere dirençli enfeksiyon ve hatta sepsise kadar ilerleyebilen tablolara yol açabileceğini söylüyor. Bu nedenle tedavinin yalnızca antibiyotik vermekten ibaret olmadığını belirten Karaaltın, MR ile dolgunun yayılımını haritaladıklarını, ameliyat sırasında ultrason rehberliğinde materyali temizlediklerini, ardından sürekli yıkama sistemi ve bağışıklığı destekleyen tedavilerle hastaları uzun dönem takip ettiklerini ifade ediyor.

“Biyofilm tabakası bakterileri canlı tutabiliyor”
Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ali Kaan Memiş ise dolgu materyalinin çevresinde oluşan “biyofilm” tabakasının bakterileri yıllarca canlı tutabildiğini belirtiyor. Geçirilen enfeksiyonlar, diş tedavileri, travmalar veya bağışıklık sistemindeki değişikliklerle bu bakterilerin yeniden aktifleşebileceğini söyleyen Memiş, şişlik, kızarıklık, sertlik, irinli akıntı, ele gelen kitle ve ateş gibi belirtilerin mutlaka ciddiye alınması gerektiğini ifade ediyor. Kendi kendine antibiyotik kullanımının doğru olmadığını, hastaların zaman kaybetmeden plastik cerrahi uzmanına başvurması gerektiğini vurguluyor.
“Ameliyatsız ve risksiz” söylemine dikkat
Dermatoloji Uzmanı Dr. Merve Akbay da “ameliyatsız”, “kalıcı sonuç” ve “risksiz estetik” söylemleriyle pazarlanan uygulamalara karşı uyarıyor. Aquafilling benzeri ürünlerin zamanla yer değiştirebildiğini, kronik iltihap, ağrı, şekil bozukluğu ve akıntılı yaralara neden olabildiğini belirten Akbay, birçok hastada yalnızca dolgunun boşaltılmasının yeterli olmadığını, yayılmış materyalin cerrahi olarak temizlenmesi gerektiğini söylüyor.
Bu belirtiler varsa gecikmeyin!
Uzmanlara göre geçmişte kalıcı dolgu yaptıran kişilerde şu belirtiler alarm niteliği taşıyor:
■ Dolgu bölgesinde kızarıklık, şişlik ve ısı artışı
■ Tekrarlayan apse veya akıntı
■ Antibiyotiklere rağmen geçmeyen ağrı
■ Sertlik veya ele gelen kitle
■ Dolgunun farklı bölgelere göç etmesi
■ Şekil bozukluğu
■ Nedeni açıklanamayan ateş ve halsizlik