10.05.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
SEYHAN AKINCI - Yaşam da tıpkı bir dağın zirvesi gibi ancak uzaktan bakınca anlaşılabiliyor. Vildan Atasever ile ilk defa ortak arkadaşımız Ferdi Çetin’in “Yedinci Günün Karanlığı” adlı kitabının tanıtım gecesinde tanıştım. Tam da “Küçük Balkon” oyunu üzerine söyleşi yapmayı planlarken. Kahkahaların arasına muhakkak yapalımların karıştığı o gecenin ardından elimizde imzalı kitaplarımızla evlerimize dağılırken o kısacık sohbetteki sıcaklık kaldı aramızda. Sonra zaman geçti Vildan Atasever’in hamile olduğu haberi geldi. Aylar ayları kovaladı ve o oğlu Ali Kemal’i aldı kucağına ocak ayında. Söyleşi için oğluyla kapıdan içeri girdiğinde o ana gelişimizi anımsadım. Kader ağlarını örüyor dedikleri şey buydu galiba. Söyleşi boyunca huzurla gülümseyen, mutlu, coşkuyla konuşan Vildan Atasever’le birlikte bütün annelerin bu anlamlı gününü kutlarken sizi söyleşimizle başbaşa bırakıyorum.
İlk Anneler Günü’nüz kutlu olsun, neler hissediyorsunuz?
Çok teşekkür ediyorum. Her kadının ruhunda annelik duygusu vardır. O şefkati her kadın taşır. Bütün canlılara şefkatle yaklaşan, koruyan, düşünen, kedileri, köpekleri, kuşları, böcekleri, kendisine ait olmayan evlatları düşünen, anne ruhuyla hareket eden bütün kadınların Anneler Günü’nü sizin vesilenizle kutlamak istiyorum. Çünkü Ali Kemal olmadan önce de o ruhu taşıyordum.
Geçtiğimiz günlerde ABD’de ilk kez 40 yaş üstü anne olan kadınların sayısının 20’li yaşlarında anne olan kadınların sayısından fazla olduğu paylaşıldı. Bu çarpıcı bir veri. Sizin için nasıldı 40 yaşından sonra anne olmaya karar vermek?
Samimi konuşmak gerekirse içimde hep anne olma isteği vardı. Bir oğlum olacağını hissediyordum. Onu düşündüğümde gözlerim dolardı. Çok şükür kısmet oldu. Zaten hayata karşı duyarlı olmaya çalışıyorum. En büyüğü 37, en küçüğü 5 yaşında yeğenlerim var. Kalabalık bir ailede büyüdüm. Hayata karşı daha tecrübeli bir insan olarak anne olmak beraberinde bazı avantajlar da dezavantajlar da getiriyor. Hangi yaşta olursa olsun annelik aynı.
Oğlum olacağını hayal ettiğimde gözlerim doluyordu dediniz. Hamilelik haberinden sonra cinsiyetini öğrendiğinizde neler hissettiniz?
Hiç şaşırmadım biliyor musun? Cinsiyetini henüz öğrenmediğimiz zaman soruyorlardı ne hissediyorsun diye. Ben de “Erkek olacağını hissediyorum” diyordum. Erkek dediklerinde şaşırmadım ama kız denseydi de şaşırmazdım. Aynı derecede sevinirdim.

Hamilelik süreci nasıl geçti?
Son zamanlarda endişeli ve kaygılı. Yaşla mı alakalı öyle mi empoze ediliyor bilemiyorum... Bazı konularda çok bilgili olmak iyi bir şey değil. Bildiğin için daha çok kaygılanabiliyorsun. Onun dışında çok rahat bir hamilelik geçirdim. İlk beş ay dizi çekimleri vardı “Aile Saadeti”nde oynuyordum. Koşuyorsun, aşağı iniyorsun, yukarı çıkıyorsun sürekli ayaktasın sonlara doğru “Benim bir yerde ayrılmam gerekiyor” dedim tesadüf dizi de bitti. Endişeleri sadece hamileyken değil doğumdan sonra da yaşıyorsun. Annelik yürek çarpıntısıymış ben bunu öğrendim. Annem bana derdi gerçekten öyleymiş. Daha karnında küçücük bir noktayken bile onun için endişelenmeye başlıyorsun.
İçinde yaşadığımız dünya da maalesef oldukça karanlık... Endişeleri büyütebiliyor. Bu endişeyi kontrol etmek için yaptığınız şeyler var mı?
Daha üç ay oldu, çok yeni, çok taze. Artık bir çocuk gördüğümde daha çok kaygılanıyorum. Nasıl bu kadar kötüleşebildi her şey? Size bu süreçte yaşadığım bir olayı anlatayım. Ali Kemal’in kırkı yeni çıkmıştı. Gece uyandı emzirdim, yatırdım. Saat bir civarı ağlayan yavru kedi sesleri. Bir kedi doğurmuş. Kapıyı bir açtım üçünün göbek bağları daha kopmamış. Biri bir yerde ağlıyor, öbürü başka bir yerde 5 yavru kedi, miyavlıyorlar, anneleri yok. Camdan izleyip annelerinin gelmesini bekliyoruz. Kedi geldi ama yavrularını kabul etmiyor. Gece saat dört oldu. Donacak hayvanlar. Mehmet’le hayvanları aldık fön makinesiyle ısıttık sabah da veterinerimiz Rasim bey’e götürdük. Süt anne aradık. Aynı bahçede 5 yavrulu başka bir anne kedi daha var asla çocuklarına yaklaştırmıyor, başlarından ayrılmıyor. Öbürünün tabiatı kabul etmedi. Hamilelik süreci Allah’ın bir mucizesi. Bir noktadan zuhur ediyoruz. Doğum oluyor anne olmak işte oradan sonra başlıyor. Anne olabilecek miyim acaba? Gerçekten annelik vasfını taşıyabilecek miyim?
Lohusalık zaten çok kaygılı, özel bir süreç. Bu açıdan kendinize daha çok sorular sorduğunuz bir dönem miydi?
Ben zaten sürekli kendine sorular soran bir insanım. O dönemde bu duyguları daha yoğun yaşamaya başladım. Tek düşündüğüm şey çocuklardı, bütün çocuklardı. Onların savunmasız ve muhtaç hâllerini düşünmek beni sarsıyordu. İyi insanlarla karşılaşmalarını, güvenli, mutlu yuvalarda büyümelerini diledim, dualar ettim Ali Kemal’in yüzüne baktıkça. Onları korumak bizim en kutsal görevimiz. Çocukları korumak yaşamı korumaktır.
Oğlunuz üç aylık oldu. Yavaş yavaş insanları tanıyor. Aranızda nasıl bir ilişki var?
Onun gelişimini izlemek aşırı keyifli bir şey. Onu izlemek insanı keşfetmek. Oğlumuz sayesinde yaşamı, hayatı yeniden keşfediyoruz.
İsminin özel bir anlamı var mı? Neden Ali Kemal?
Ben Ali’yi çok seviyorum. İlmin kapısı, bilgelik demek. İmam Ali’den ötürü. Kemal de Kâmil olan insan. Ben hep bir gün oğlumuz olursa ilk ismi Ali olsun diyordum Mehmet’e. Bir gece uyurken Mehmet geldi, “Oğlumuzun ismi Ali Kemal olsun mu?” diye sordu. Çocuk zaten ismiyle geliyormuş. Aslında biz koymuyoruz. “Ali Kemal olsun” dedim ben de. Sonra sabah “Ciddi miydin?” dedim. “Evet” dedi. “Tamam Ali Kemal olsun” dedim. İnsan babasının, kardeşinin ismini bilmez mi? Biliyorum ama o an aklıma gelmedi. Erkek kardeşimin de babamın da ikinci ismi Kemal. Mehmet’in dedesinin ismi de Ali Cemal. Biz aslında Kâmil insandan ötürü koymak istedik ama böyle tesadüfler de var.
EMZİRMEK MUHTEŞEM BİR BAĞ DEMEK
Emzirmek konusunda bazı kadınların fiziksel kaygıları olabiliyor. Siz emziriyor musunuz?
Benim hiç öyle bir kaygım yok. Ali Kemal’i mümkün olduğu müddetçe emzirmek istiyorum. Muhteşem bir bağ. Şu an o kadar kolay ki hazır Allah vermiş. Altı ay sonrası benim için daha hazırlık isteyen bir süreç olacak; hangi gıda, ne kadar? Hangi ek mama daha faydalı vs.
Hamileyken dizide oynuyordunuz, “Küçük Balkon” oyunu çok beğenilmişti. Kafanızda işe dönmek için bir takvim var mı?
Yok. Henüz üç ay oldu. Ana akım uzun saatler nedeniyle yoğun bir çalışma temposu gerektiriyor. Şu an ana akımla ilgili bir şey düşünemiyorum ama dijitale ve tiyatroya bir proje gelirse zamana değil de doğru projeye, hikâyeye bağlı olarak hareket edeceğim. İyi bir proje gelirse ona göre hemen organize olabilirim.
“GEÇ KALDIM DİYEMEM”
Peki annelik duygusunu tattıktan sonra geç kalmışım ya da keşke daha erken anne olsaymışım dediniz mi?
Kadere inanan bir insanım. Ali Kemal, Mehmet’le Vildan’ın oğlu olacakmış. Ali Kemal Erdem olacakmış. Geç kaldım diyemem ya da erken… Sadece şükür edebilirim. Her yolculuk nasip olduğu ölçüde devam ediyor.
Aile büyükleri için de torun sevgisi bambaşka olsa gerek…
Evet çok seviyorlar. Bunu konuşmaya gerek yok. İnsanın en sevdiğinin en sevdiği olmak bambaşka olsa gerek.
“BABA EĞER İYİ BİR BABAYSA ANNE DAHA MUTLU, DAHA GÜÇLÜ”
Anneler Günü’nde sözü biraz da babaya getirmek istiyorum. Mehmet Erdem nasıl bir baba?
Bir çocuk olduğu, dünyaya geldiği zaman onunla ilgilenmek müşterek sorumluluktur. Ve baba eğer ki gerçekten iyi bir babaysa anne daha güçlü. Çocuğuyla daha iyi ilgileniyor. Daha mutlu. Ben rahat bir hamilelik ve lohusalık dönemi geçirdim hâlâ öyle. Çok rahat gidiyor. Bu erkekle alakalı bir durum. Bir kadın mutluysa eşiyle ilgili bir durum bu. Onun desteğini görmeden çok zor. Mehmet’in insanlara, canlılara, çocuklara, kendi dışındaki her şeye olan şefkatini gördüğüm zaman anlamıştım. Herkesin evladını bu kadar sevdiğini düşünmek istiyorum.
Günümüzde ebeveynler çocuklarını anne babadan gördükleriyle değil teorik ve bilimsel yöntemlerle büyütmeyi tercih ediyorlar. Siz geleneksel ebeveynlerden misiniz yoksa yeni nesil mi?
Biz nasıl yaşıyorsak Ali Kemal de bizimle öyle yaşayacak. Ben zaten o kucağımda uyurken kitap okuyan, müzik dinleyen bir insanım. Evde otururken Mehmet enstrümanını alıp çalmaya başlıyor. Rutinlerimize Ali Kemal’in rutinlerini ekleyerek devam ediyoruz. Doğum yaptıktan bir hafta sonra “Ben şimdi 8 saat deliksiz uyuyamayacak mıyım?” diye sormuştum! Şu an onu yaşıyorum. Ali Kemal kitap okuyan, film izlemeyi, tiyatroyu, sanatı seven bir anne babanın çocuğu. Bir yeğeni piyanist diğeri ressam. Etrafında çok tatlı insanlar var. Kuzenleriyle, yeğenleriyle, dedeleriyle, teyzeleriyle, halalarıyla, dayıları, amcalarıyla setlerde, tiyatro sahnelerinde, konserlerde büyüyecek inşallah.