PazarYapay zekâ Anadolu-pop’a sardı

Yapay zekâ Anadolu-pop’a sardı

16.11.2025 - 02:00 | Son Güncellenme:

Yapay zekâ tarafından üretilmiş şarkılar dünyada olduğu gibi Türkiye’de de güçlü bir hızla müzik sektöründe yer bulmaya başladı. “Eylülzede”nin son birkaç yıldır hiçbir şarkıcı ya da şarkının yakalayamadığı dinlenme oranlarını yakalaması el değmeden hazırlanan müzik, el emeği göz nuru müziğin sonunu mu getirecek tartışmalarını alevlendirdi.

Yapay zekâ Anadolu-pop’a sardı

YAVUZ HAKAN TOK - “El değmeden hazırlanmış” diye bir tabir vardı eskiden. Hazırlanan ürün her ne ise artık, insan eli değince ya istenilen standardı yakalayamaz ya yeterince hijyenik olmaz ya da olması gerektiği kadar çabuk ortaya çıkarılamazdı. Bundandır ki bir ürünün el değmeden hazırlandığı bilgisi güvenirlik, kusursuzluk, modernlik ve hatta yüksek teknoloji çağrışımı yapardı zihnimizde. Bir de “el emeği göz nuru” diye bir tabir vardı. Uğruna harcanmış onca çabaya, zamana ve insan eline mahsus kusurlarına rağmen bir eşi daha olmadığını bilmenin gönül rahatlığıyla değer verdiklerimiz. Yıl oldu 2025. İnsanlığın kendi yarattığı teknolojiyle rekabet eder hatta savaşır hâle gelmesi artık bir bilim-kurgu filminin konusu değil. Âdem oğlu ya da kızı tarihin hiçbir döneminde el değmeden hazırlanmışla el emeği göz nuru arasına bu kadar sıkışıp kalmamıştı.

Haberin Devamı

Yapay zekâ denilen şey yıllarca eğitimini aldığımız, ihtisasını yaptığımız, çalıştıkça deneyimini kazandığımız mesleklerimizi, işlerimizi birer birer elimizden alacak mı sorusu nicedir gündemimizde. Bir yanda hayatlarımızın ne kadar kolaylaştığını görmenin ve giderek daha da kolaylaşacağını bilmenin coşkusu, öte yanda nereye kadar gideceğini kestiremediğimiz bir büyük değişimin korkusu. Edebiyat gibi, müzik gibi kaynağı insan yaratıcılığı, birikimi ve duygusu olan sanat dallarında romanlar, öyküler, şiirler, şarkılar el değmeden hazırlanabilir mi? Kimsenin beklemediği kadar hızlı bir biçimde hazırlanmaya başlandı bile.

Yapay zekâ Anadolu-pop’a sardı

2025 dönüm noktası oldu

Bu konuda 2025 bir dönüm noktası oldu. Kolay erişilebilen ve kullanılabilen birtakım yazılımlar sayesinde yapay zekâ tarafından üretilmiş şarkılar tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de inanılması güç bir hızla müzik sektöründe yer bulmaya başladı. Son birkaç yıldır hiçbir şarkıcı ya da şarkının yakalayamadığı dinlenme oranlarını yakalayan “Eylülzede” adlı şarkı ise konuyla ilgili tartışmaların müzik sektörü özelinden ülke geneline yayılmasına neden oldu. Bestecisi Serkan Selay, “Eylülzede”nin yapay zekâ tarafından bestelenmediğini, sadece prodüksiyonda yapay zekâdan yararlanıldığını söylüyor. Şarkıyı yayınlayan Nikbinler adlı grup ise önümüzdeki günlere planlanmış konser turnesiyle izleyici karşısına çıkıp yapay zekâ ürünü olmadıklarını gösterme derdinde. Buna karşın Nikbinler’in “Eylülzede” şarkısından sadece 15 gün önce yayınladığı 12 şarkılık “Bir Yer Var” adlı albüm amatör kulakların bile algılayabileceği bir biçimde yapay zekâ şarkıları içeriyor. Söz ve müziği Ferdi Tayfur’a ait “Sen de mi Leyla?” adlı şarkının sadece sözleri kullanılarak üretilmiş yeni şarkı bunun en belirgin örneği. Meslek birliği kayıtlarına girmemiş bu yeni bestede sözleri kullanılan Ferdi Tayfur’un varislerinden izin alınıp alınmadığı bir soru işareti.

Haberin Devamı

Meslek birlikleri için yeni bir mücadele alanı

Nitekim yapay zekâyla üretilen ve dijital platformlarda pıtrak gibi çoğalan nice albüm ve şarkıda sıklıkla kullanılan yöntemlerden biri de bilinen şarkıların ya da türkülerin sözlerini yapay zekâya yeniden besteletmek. 2025 yılında tam 12 albüm yayınlamış Kırmızı Vosvos adlı kimliği belirsiz grup, “Kalamış”tan “Boş Vere Boş Vere”ye kadar nice şarkıyı bu yöntemle kullanmış örneğin. Dijital platformlarda görünürlüğü artırmak ve aramalarda öne çıkmak için yapılan bu hile her şeyden önce telifle ilgili meslek birliklerine yeni bir mücadele alanı yaratacak gibi görünüyor. Zira yapay zekâ projelerinin altına çoğunlukla isim yazılmadığı için telif ihlallerinde kimin muhatap alınacağı meçhul. Öte yandan organik şarkı üreten müzisyenlerin yapay zekâ projeleriyle mücadelesi de zorlu geçecek gibi. Çeşitli mecralardaki yorumlar okunduğunda dinleyicinin “Eylülzede” gibi seveceği bir şarkıyla karşılaştığı zaman onun insan eliyle mi yapay zekâyla mı üretildiğini çok da umursamadığı görülüyor. Müzisyenlerin organik şarkı ürettikleri için dinleyiciden fazladan bir destek beklemesi bugünün şartlarında hayal kırıklığıyla sonuçlanabilir.

Haberin Devamı

Türkiye’de en çok Anadolu-pop türünde yapay zekâ projeleri üretildiğini görüyoruz. Hem anonim türkülerin telif ödemesi gerektirmemesi hem de bu türün yurt dışında da ilgi görüyor olması, yapay zekâyla müzik üretenleri en çok Anadolu-pop sularına çekiyor olsa gerek. Dijital platformlarda hâlen yapay zekâyla üretilmiş bu türde sayısız albüm, şarkı var ve bunların neredeyse tamamı 2025 yılı içerisinde yayınlanmış.

Haberin Devamı

Yapay zekâ Anadolu-pop’a sardı

“En büyük kusuru kusursuzluğu” 

Yapay zekâ şarkılarının en büyük kusuru kusursuzluğu. Bir piyanistin, bir gitaristin tuşlara ya da tellere, bir solistin sesine aktardığı duygu, yaşanmışlık ve birikim yapay zekâ ürünlerinde mükemmel bir teknikle yer değiştiriyor. İnsana mahsus hatalardan tamamen arınmış enstrüman icraları, insan sesinin ve nefesinin sınırlarını doğa üstü bir biçimde zorlayan solistler tıpkı yapay zekâyla üretilmiş videolardaki gibi gerçek olamayacak kadar kusursuz bir güzellik sunuyor. Var olmayan bir gerçekliğe, bir anlamda Matrix’e bile bile ya da bazen bilmeden teslim oluyoruz. Bunun muhtemel sonuçlarını düşünmek bile ürkütüyor insanı.

Haberin Devamı

Yapay zekâyla üretilen şarkılar, belli yazılımlara komut vermekten ötesini yapmayan birinin ‘eseri’ kabul edilebilir mi? Bu da ayrı bir tartışma konusu. O kişinin, o şarkılardan telif kazanması etik mi? Değilse şayet, bunun önüne nasıl geçilecek? Yapay zekâyla üretilmiş bir şarkının organik bir şarkıymış gibi servis edilmesi durumunda dinleyicinin (tüketicinin) yanıltılması ticari açıdan bir suç oluşturmayacak mı? Benzer çok sayıda soruya cevap bulunması belli ki zaman alacak. Bu konudaki tartışmalar henüz çok yeni. Dijital platformların yapay zekâyla üretilmiş şarkılar için beyan zorunluluğu getirmesi, bir etiket koyması ve onları ayrı kategorilerde, ayrı listelerde servis etmesi kısa vadede en akılcı çözüm gibi gözüküyor. Öte yandan yakın gelecekte kaç kişi bir enstrüman çalmak, çaldığı enstrümanın virtüözü olmak, notalarla beste yapmak, kalemle şarkı sözü yazmak, uzun yıllar boyu ses eğitimi almak, ses mühendisliği, tonmaysterlik üzerine ihtisas yapmak isteyecek onu da bilmiyoruz. Belki de tüm bunları hâlen yapanlar görüp göreceğimiz son organik müzisyenlerdir. El değmeden hazırlanan müzik, el emeği göz nuru müziğin sonunu getirecek mi? Yaşayıp göreceğiz.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler