27.09.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
Seyhan Akıncı - Christopher Nolan’ın “The Odyssey”si kendisini ne kadar tatmin etti bilinmez ama filmin yarattığı etki Homeros’un başyapıtından yeni kitapların basımına, arkeolojiden seyahate birçok alana yansımış durumda. Öyle ki filmin etkisiyle çoğu kişinin rotasını çevirdiği yer Mora Yarımadası’ydı. Dizi ve filmlerin etkisiyle ortaya çıkan seyahat akımı set turizminde Türkiye de öne çıkıyor. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA), Türkiye’nin turizm değerlerini hikâye anlatımıyla dünyaya tanıtan Go Türkiye mini dizilerinin sayısı 10’u buldu. 2000’li yılların başında yalnızca 10 milyon dolar seviyelerinde olan Türk dizi ihracat gelirleri, 2025-2026 dönemi itibarıyla yıllık 1 milyar doları aşmış durumda. ABD’de 8 milyar doları aşan dev bir sektöre dönüşen set turizminin global ölçekteki yansıması daha da çarpıcı. Future Market Insights (FMI) ve Credence Research’ün sektör araştırmalarına göre küresel film ve dizi turizmi pazarı 2026 yılı itibarıyla yaklaşık 61,1 milyar dolar ile 67,4 milyar dolar arasında bir büyüklüğe ulaşmış durumda. Büyüme oranının 2035-2036 yıllarına kadar 145 milyar doları aşması bekleniyor. Biz de 27 Eylül Dünya Turizm Günü nedeniyle Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğr. Üyesi Doç.Dr. Ürün Yıldıran Önk, “Türk Dizi Sektörünün Türkiye’nin Destinasyon Pazarlamasına Etkileri” adlı çalışmaya da imza atan Selçuk Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aziz Öztürk ve Yeditepe Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü Başkanı Doç. Dr. Murat Yücelen ile konuştuk.

Doç. Dr. Murat Yücelen: Ziyaretçiden öte hikâyenin parçası
Dünyada ABD ve İngiltere ile birlikte en çok dizi ihraç eden ilk üç ülkeden biri olan Türkiye için ‘Set-Jetting’ (set turizmi) artık yan bir pazarlama kanalı değil, doğrudan ülkemizin turizm stratejisinin ana dallarından birisi hâline geldi. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre Türk dizileri 170’e yakın ülkede 1 milyar kişiden fazla izleyiciye ulaşıyor. 2026 yılı turizm verilerine göre Türkiye’ye gelen her 4 turistten 1’i seyahat kararında en az bir Türk dizisinin etkili olduğunu belirtmiş. Bu gelişmenin temel kaynaklarından biri, klasik deniz, kum, güneş önerileri ve kısa tanıtım filmleri gibi geleneksel turizm pazarlamasının günümüzde özellikle Y ve Z kuşaklarında zayıf bir etki bırakması. Genç gezginler destinasyon tercihlerinde duygusal bir bağ aramaya başladılar. Bu bağı da Türk dizilerinin uzun soluklu duygusal hikaye anlatıları kuruyor. İzlediği hikayenin içinde hissetmek, ekranda gördüğü mekânları kendisi deneyimlemek, klasik turistik ziyaretlerden daha sıcak daha organik bir etki bırakıyor. Seyahat acentaları için de klasik turlara ek olarak set ziyareti veya romantik rotalar gibi odaklı seçenekler sunma fırsatı doğuyor. Acentaların bu amaçla geliştirdiği deneyim odaklı paketler sayesinde ziyaretçiden öte hikâyenin ve lokasyonun bir parçası hâline geliniyor. Set turizminin diğer bir olumlu yanı turizm sektörüne has olan mevsimsellik ve coğrafi kısıtlardan etkilenmemesi. Yılın her günü çeşitli bölgelerde aktif olarak deneyimlenebilecek bir alternatif sunuyor. Çekim mekânlarının ülkemizin farklı bölgelerine yayılması ile Anadolu’nun muhtelif kentleri ve kırsal alanlarının da ziyaretçi çekmeye başlaması ve yeni rotaların gelişmesi ile birlikte bu bölgelerde yayla turizmi, kültürel turizm, gastronomi turizmi gibi çeşitli turizm türlerinin tanınması ve gelişmesi de söz konusu. Bu sayede turist başına konaklama süresi ve harcama miktarı da belli oranda artmakta. Diğer yandan, yeni gelişen her turizm destinasyonunda olduğu gibi set turizminde de yerel ekonomilere katkı sağlanırken, altyapısı kısıtlı olan tarihi ve doğal mekânlarda aşırı turizm riskinin gündeme gelmesi söz konusu olabiliyor. Bu yerleri kalıcı kültürel ve turistik rotalara dönüştürecek alt ve üst yapıyı kurmakta ortak akıl ile aksiyon alınarak müzeler, süregelen tematik turlar, koruma kuralları, fonları ve projeleri geliştirilmesi önerilebilir.

Doç.Dr. Ürün Yıldıran Önk: Dizideki gündelik hayatı deneyimliyor
Diziler bugün birer kültür taşıyıcısı olarak siyasetten eğitime, modadan turizme varan pek çok alanda belirleyici bir rol oynuyor. Uzun yıllar İstanbul’la sınırlı olan çekim mekânları 2000 sonrası yaşanan dizi patlamasıyla Anadolu coğrafyasına açıldı, başta Kapadokya, Mardin, Sinop, Muğla, Trabzon, Hatay, Bursa, Ankara ve Eskişehir gibi şehirlerde iç turizmin belirgin biçimde canlanmasına neden oldu. Önceleri bir görsel çeşitlilik olarak değerlendirilen bu eğilim, yerli dizilerin küresel dolaşıma girmesiyle birlikte uluslararası bir boyut kazandı. Bugün dünya çapında bir dizi ithalatçısı olan Türkiye, yerli dizileriyle Ortadoğu, Orta Asya ve Balkanlar gibi kültürel ve tarihi yakınlığı olan coğrafyaların yanı sıra Latin Amerika’da da adından söz ettiriyor. Bu ilgi de uluslararası turistler nezdinde reklamla sağlanamayacak bir tanıtım ve popülariteyi beraberinde getiriyor. Kimi zaman turizm rotasında olmayan sakin bir kasabayı veya mekanı bile bir cazibe merkezine dönüştürebiliyor. Bu bağlamda görüntüleme teknolojilerindeki gelişmelerin (görüntü kalitesinin artması, drone kullanımının yaygınlaşması, post-prodüksiyon düzenlemeleri, vb.) katkısıyla izleyiciye sunulan görsel çeşitlilik ve haz da göz ardı edilmemeli.
Yerli yapımların yurt dışı satışlarında başı çeken türler olarak gece soap operaları, romantik komediler ve dönem dizileri; İstanbul, Antalya, Muğla gibi turistik destinasyonlara yönelik ilgiyi sürekli canlı tutarken Karadeniz, Kapadokya, Mardin gibi yörelere yönelik kültür ve tarih turizmini de tetiklemiş durumda. 2008’de ortaya atılan set-jetting (izleyicilerin dizi ve film mekanlarına seyahat etme motivasyonu) terimiyle ifade edilen bu eğilimde yerli dizilerin dijital platformlar aracılığıyla küresel medya dolaşımına girmiş olmasının etkili olduğu vurgulanıyor. Hudson ve Ritchie izleyici açısından bu kavramın işleyişini üç aşamada değerlendiriyor: İzleyicilerin destinasyon hakkında bilgi edinmesi bilişsel düzeyi; karakterler ve hikayeler aracılığıyla mekanla bağ kurması duygusal düzeyi, seyahat niyetinin ortaya çıkması ise davranışsal düzeyi oluşturuyor. Bu süreçte dizinin şehre/mekana yönelik yarattığı algı kadar izleyicinin izlemenin ötesine geçerek karakterlerin deneyimlerini fiziksel olarak yeniden üretme isteğinin de etkili olduğu düşünülüyor. Dolayısıyla, sadece deniz ve tarihi eser çevresinde toplanan turizm anlayışına yeni bir soluk geldiği söylenebilir. Bu yeni süreçte izleyiciler dizilerde gördüğü kültürel unsurları keşfediyor, yerel lezzetleri deniyor, dizinin ruhunu taşıyan sokakları ve mekanları geziyor kısacası dizinin gündelik hayatını deneyimliyor.

Prof. Dr. Aziz Öztürk: Dizi turizmi diğer alanları da etkileyecek
Şu ana kadar 91 ülke gezdim. En son Sri Lanka’daydım. Birçok ülkede taksi şoförlerinin araç kullanırken telefonlarından, YouTube’dan Türk dizileri izlediğine şahit oldum. Tabii bunlar çok ciddi bir turist akımı sağlıyor. Nitekim Karadeniz’e şu anda birçok Arap ülkesinden doğrudan uçak seferleri var. Bunların normal şartlarda tur operatörlerinin veya tur şirketlerinin gayretinden ziyade dizi sektörünün pozitif etkisiyle gerçekleştiğini düşünüyorum.
Geçen sene Cezayir’e gitmiştim. Cezayir’de seyyar satıcıdan bir şey alacaktım, Türk olduğumu söyleyince etraftaki 4-5 kız çığlık attı. Şok olmuştum. Yanıma gelip “Türk müsünüz?” diye sordular. İçlerinden biri o kadar güzel Türkçe konuşuyordu ki “Sen nasıl böyle Türkçe konuşuyorsun?” diye sorduğumda, 10 yaşından beri Türk dizileri izlediğini söylemişti. Hatta Cezayir’in çok bilinmeyen Konstantin adlı şehrindeki üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü varmış. Bu etkinin tamamı dizilerden kaynaklanıyor. Spor ve sağlık turizmi gibi alanların yanında, dizi turizmi Türkiye’de birçok şeyin önüne geçecek gibi gözüküyor. Sayısal olarak tek başına hepsini geçmese bile, diğer alanları kümülatif olarak tetikleyecek bir etki yaratıyor. Türkiye’ye ilginin artmasıyla birlikte dizi turizminin katlanarak büyüyeceğini düşünüyor, bu konuda geleceğe çok umutla bakıyorum.
6 milyar izlenme
Rakamlarla Go Türkiye mini dizileri: ”İstanbul My Love”, “Antalya Gambit”, “Hidden Lover”, “An İstanbul Story”, “Cappadocia Fairytale”, “Turquoise Summer”, “Whisper of Origins”, “Taste of İzmir”, “Heartbound Karadeniz”, “The Knot: Gateway to Anatolia” ile 10 mini dizi iletişimi toplamında 9,7 milyar gösterim, 6 milyar izlenmeye ulaştı.

The Knot: Gateway to Anatolia
9 Eylül’de yayına giren “The Knot: Gateway to Anatolia” yedi günde; 33,5 milyon izlenme.

Cappadocia Fairytale
Eylülde ikinci yayın dönemi başlayan “Cappadocia Fairytale”; 416,5 milyon izlenme.

Antalya Gambit
7 Haziran 2025’te yayına giren mini dizinin ilk bölümü 15,2 milyon izlendi.

Whisper of Origins
24 Temmuz’da yayına giren “Whisper of Origins” 260,4 milyon izlenme.

Heartbound: Turkish Black Sea
2 Eylül’de yayına giren “Heartbound: Turkish Black Sea” 14 günde; 133 milyon izlenme.

Taste of İzmir
31 Temmuz’da yayına giren “Taste of İzmir” kısa bir sürede; 328,1 milyon izlenme.

Turquoise Summer
19 Haziran’da yayına giren “Turquoise Summer”; 518,4 milyon izlenme.