25.01.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
Didem Seymen - Medicana International İstanbul Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Figen Özdoğan Yavlal, yetersiz uykunun özellikle hafıza, dikkat ve karar verme süreçlerinde belirgin bozulmalara yol açabildiğini söyledi. Tepki süresinin uzadığını, hata yapma riskinin arttığını belirten Yavlal, duygusal dengenin de bundan etkilenebileceğine dikkat çekerek “Uykusuzluk; sinirlilik, kaygı ve depresif belirtilerin daha sık yaşanmasına neden olabilir” dedi.
Uyku yetersizliğinde beynin yeni bilgileri kaydetme ve öğrenilenleri kalıcı hâle getirme kapasitesi zayıflar. Günlük yaşamda unutkanlık, öğrenme güçlüğü ve dikkat dağınıklığının en sık karşılaşılan sonuçlardan olduğunu belirten Doç. Dr. Figen Özdoğan, “Uyku azaldığında sadece yorgunluk ortaya çıkmıyor; beynin performansı da doğrudan düşüyor” şeklinde konuştu.
Onarım mekanizması devreye giriyor
Uyku sürecinin en önemli rollerinden birinin beynin ‘temizliği’ olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Figen Özdoğan Yavlal, “Derin uyku evresinde glifatik sistem aracılığıyla gün içinde biriken zararlı atık maddeler uzaklaştırılmaktadır. Bu mekanizma kronik uykusuzlukta sağlıklı çalışamaz. Temizlik aksadığında toksik maddelerin birikmesi uzun vadeli nörolojik riskleri artırabilir” ifadelerini kullandı.
REM uykusunun duyguların düzenlenmesinde kritik rol oynadığını, bu nedenle yetersiz uykunun yalnızca bilişsel değil psikolojik etkiler de doğurabildiğini belirten Doç. Dr. Figen Özdoğan Yavlal, “Uyku bozukluğu yaşayan bireylerde duygu kontrolünde zorlanma ve kaygı düzeylerinde artış görülmektedir. Uyku, beynin duygusal yükünü dengeleyen en temel süreçlerden biridir” dedi.
Demans riskini artırıyor
Uzun süren uykusuzluğun beynin koruyucu ve onarıcı mekanizmalarını zayıflattığını belirten Doç. Dr. Figen Özdoğan Yavlal, “Sinir hücreleri arasındaki bağlantıların (sinapsların) dengesinin bozulması ile nöroinflamasyon artabilmekte ve bilişsel rezerv azalabilmektedir. Uzun süreli uykusuzluk; bilişsel gerileme, demans riskinde artış ve nörolojik yükün ağırlaşmasıyla ilişkilendirilmektedir” şeklinde konuştu.
Migren ataklarını tetikleyebiliyor
Doç. Dr. Figen Özdoğan Yavlal, “Uyku düzensizliği migren ve baş ağrısı ataklarını tetikleyerek, oluşan baş ağrıları uykuyu bozarak kısır döngü oluşturabilmektedir. Düzensiz yatma–kalkma saatleri sirkadiyen ritmini bozarak, melatonin ve kortizol dengesini etkileyerek migren eşiğini düşürebilmektedir. Bazı hastalarda ışık, ses ve stres gibi uyaranlar uykusuzlukla birleştiğinde ataklar daha kolay tetiklenebiliyor” dedi.
Kış aylarında uyku bozuluyor
Doç. Dr. Figen Özdoğan Yavlal, “Kış aylarında gün ışığının azalması biyolojik saati etkilemektedir. Karanlık süresinin uzamasıyla melatonin salınımı gün içine sarkmaktadır. Fiziksel aktivitenin azalması ve ekran süresinin artması gece uykusunu olumsuz etkiliyor. Bu nedenle kışın geç yatma ve sabah zor uyanma şikâyeti daha sık görülüyor” ifadelerini kullandı. Kaliteli uykunun süreden çok düzen ve kesintisizlikle ilişkili olduğunu belirten Doç. Dr. Figen Özdoğan Yavlal, “Her gün aynı saatte yatıp kalkmak, sabah gün ışığına çıkmak, akşam ekran süresini azaltmak ve uyku ortamını karanlık-sessiz-serin tutmak önemlidir. Uyku kalitesi için kafein, alkol ve ağır yemeklerin sınırlandırılması gerekmektedir. Düzenli alışkanlıklar, uyku kalitesini belirgin şekilde artırır ve beyin sağlığını korur” dedi.

Az uyku bağışıklığı zayıflatıyor
Uyku ile bağışıklık sistemi arasındaki ilişkinin güçlü olduğunu belirten Doç. Dr. Figen Özdoğan Yavlal, “Uyku sırasında T lenfositler ve doğal öldürücü (NK) hücreler etkinleşirken, yetersiz uykuda bu hücrelerin etkinlik ve sayısı azalmaktadır. Kortizol seviyelerinin artmasını bağışıklık yanıtını baskılayabilmektedir. Yeterli uyku, vücudun enfeksiyonlara karşı en güçlü doğal savunma mekanizmalarından biridir” şeklinde konuştu.