28.12.2025 - 02:00 | Son Güncellenme:
DİDEM SEYMEN - Yılın son günlerinde yalnızca görev listeleri ve hedeflerin değil, bedenin ve zihnin ihtiyaçlarının da göz önünde bulundurulması gerekiyor. Dengeli beslenme, düzenli uyku, duygusal farkındalık ve gerektiğinde psikolojik destek almak hem stresin etkilerini azaltıyor hem de sağlıklı bir yeme davranışını destekliyor. Zihinsel yükün belirgin şekilde arttığı, günlük düzenin kolayca bozulabildiği bu süreçte, stresle birlikte beslenme alışkanlıklarının da değişime uğrayabildiğini ifade eden Medicana International İstanbul Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, stres ve beslenme alışkanlıkları hakkında bilgiler verdi.
İştahı bozuyor
Stres, kişinin ne yediğini değil, nasıl ve hangi ihtiyaçlarla yediğini de belirlemekte. Günümüzde birçok kişi fizyolojik açlıktan ziyade duygusal ihtiyaçlarına paralel olarak beslenme davranışı göstermekte. Yorgunluk, kaygı, yalnızlık ve gerginlik gibi duygular yiyeceği bir başa çıkma aracı hâline getirmekte. Yoğun iş temposu, yüksek stres ortamları ve kolay ulaşılabilir işlenmiş gıdalar bu döngüyü daha da pekiştirmekte. Zihinsel yorgunluk arttıkça, duygu düzenleme becerilerinin zorlandığını belirten Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, bu durumun iştahı düzenleyen sistemleri de etkileyebildiğini belirtiyor. Çolakoğlu, “Özellikle stresli dönemlerde kişilerin daha sık atıştırmaya yöneldiğini, karbonhidrat ağırlıklı yiyecekleri tercih ettiğini ya da yemek yoluyla duygularını düzenlemeye çalıştığını gözlemliyoruz. Bu davranışlar genellikle bilinçli bir tercih değil, biyolojik ve psikolojik sistemlerin doğal bir tepkisi” ifadelerini kullanıyor.
Bağırsaktaki bakteriler rol oynar
Yeni araştırmalar beslenme kalitesi, bağırsak mikrobiyotası ve psikolojik sağlık arasında çift yönlü bir ilişki olduğunu ortaya koydu. Bağırsaklardaki bakterilerin duygu durumu, stres yanıtı ve iştah düzenlenmesinde rol oynamakta. Hormon seviyelerindeki değişiklikler, uyku düzensizlikleri ve artan zihinsel yorgunluk özellikle akşam saatlerinde tıkınırcasına yeme davranışına zemin hazırlayabilmektedir. Bu tablo yıl sonu stresinde daha sık görülmekte. Duygusal yemenin, bireyin stres veya olumsuz duygulara tepki olarak fizyolojik ihtiyacının dışında yiyecek tüketmesi anlamına geldiğini belirten Çolakoğlu, bu davranışın kısa süreli rahatlama sağlasa da ardından suçluluk ve pişmanlık duygularını tetiklediğini, bu döngünün uzun vadede beden algısında bozulma, kilo dalgalanmaları ve fizyolojik sağlık sorunlarına yol açtığını söylüyor. Yapılan araştırmalarda yetişkinlerin yaklaşık yüzde 38’inin stres nedeniyle sağlıksız veya aşırı yeme davranışı gösterdiğini ortaya koyduğunu aktaran Çolakoğlu, bazı bireylerde ise stresin iştah kaybı ve besinden uzaklaşma şeklinde ortaya çıktığını bunun da farklı beslenme düzensizliklerine yol açtığının altını çiziyor.

Stresle bütüncül mücadele gerekiyor
Stres dönemlerinde sağlıklı beslenmenin yalnızca irade meselesi olmadığını vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, “Bu süreç biyolojik, psikolojik ve davranışsal sistemlerin birlikte ele alınmasıyla yönetilmektedir. Düzenli öğünler, uyku hijyeni ve hormonal denge gibi biyolojik faktörlerin yanı sıra duygusal farkındalık, stresle başa çıkma becerileri ve farkındalık temelli yeme davranışları da büyük önem taşımaktadır. Kişinin duygularını fark edebilmesi ve açlık ile duygusal ihtiyaçları ayırt edebilmesi yıl sonu stresini yönetmede koruyucu bir rol oynar” diyor.