30.08.2026 - 02:01 | Son Güncellenme:
PETEK KIRBOĞA - 2026/27 akademik yılı boyunca Oxford Üniversitesi’ndeki St Catherine’s College’da çağdaş tiyatro dersleri verecek olan iki Oscar ödüllü oyuncu, öğrencilerden önce Londra’daki tiyatroseverlerin karşısında. Cate Blanchett ve Nina Hoss’un başrollerini paylaştığı “Electra/Persona” Londra’daki National Theatre’da sahneleniyor. Benedict Andrews’un yazıp yönettiği, Sophokles’in Antik Yunan tragedyası “Electra” ile Ingmar Bergman’ın 1966 yapımı sinema klasiği “Persona”yı tek bir tiyatro oyununda bir araya getiren “Electra/Persona” son dönemlerde artan tragedya anlatılarının en güncel örneği. Cate Blanchett sahnedeki duruşuyla seyirciyi avucunun içine alırken, performansıyla yaşamda taktığımız maskeleri düşündürüyor.
Londra’da tiyatroseverleri meraklandıran ve heyecanlandıran “Electra/Persona” oyunu ön gösterimlerinin ardından ikiye ayırdığı seyircisiyle daha çok konuşulacak gibi. Antik Yunan Londra tiyatro sanat yaşamında yeniden gözde oldu. “Odyssey” filmi bizlere “Sahi Troya savaşı neden başlamıştı?” sorularını sordurmuşken, The Bridge Theatre’da Simon Stone’un yazıp yönettiği “The Oresteia” ve National Theatre’da “Electra/Persona” perde açtı.
Oyun yazı tura ile başlıyor
Oyun, Cate Blanchett ve Nina Hoss’un kendi kimlikleriyle sahneye gelerek ön sırada oturan bir seyirciye bir metal para uzatıp, yazı tura atmasını istemeleriyle başlıyor. Bu, o gece oyuncuların hangi karakteri oynayacaklarını belirliyor. İki oyuncu da iki rol için hazır. Oyunu izlediğim gece Electra rolü Cate Blanchett’in oldu. Sadece bu bile oyunu ikinci kez izleme isteği uyandırıyor ancak 10 Ekim’e kadar olan biletler çoktan tükenmiş. Electra rolünü oynayan oyuncu oyunun ikinci bölümünde “Persona” filminde de sessizliğe bürünen Elisabeth Vogler’ı oynuyor. “Tár” filminde de Cate Blanchett ile birlikte izlediğimiz Nina Hoss ilk perdede Electra’nın annesi Klytaimestra ve hemşire Alma rolünde. Tabii yazı tura ne gelirse. Roller her gece yeniden dağıtılıyor. Yönetmen kimlik ve maske sorgusunu bu biçimle tamamlamış oluyor. Taktığımız maskeler ve rollerimiz hayatta sürekli olarak yeniden belirleniyor.

Roller her gece yeniden dağıtılıyor
İki perde olan oyunun ilk yarısı “Electra”nın yeniden yazımı, ikinci perdesi ise Ingmar Bergman’ın “Persona” filminin yeni yazımı olarak karşımızda. Bu iki eser birbirine hikâyeleriyle bağlılar. Rol değiştirerek oyun oynamaları tadına doyamadığımız bir yeni yazım olmuş. Geçtiğimiz yıl Londra’da Thomas Ostermeier yönetiminde “Martı”yla sahnede olan Cate Blanchett sinema kadar sahnede de ne kadar güçlü olduğunu kanıtlıyor. Cate Blanchett’ın kariyerine tiyatroyla başladığını ve oyunculuğun yanı sıra sanat yönetmeni olarak da görev yaptığını hatırlatmak gerek. Blanchett, Sydney Theatre Company’de (STC) sanat yönetmenliği yaptı. Avustralya’nın Sidney kentindeki bu önemli tiyatro kurumunda, eşi Andrew Upton ile birlikte çalıştılar.
İngiltere’ye yerleşti
Bugün sanatın yüzünü neden yeniden trajediye döndürdüğü sorusu gündemi mesgul ediyor. İnsanın teknolojiyle tam olarak nasıl yol alacağıyla ilgili soruların olduğu bugünlerde hepimiz biraz köklerimize dönmek istiyoruz, sanat da bu bağlamda köklerinde bir arayış içinde olabilir. Cate Blanchett da 2015’ten beri İngiltere’de Sussex’de yaşıyor. Hollywood’daki kimliğinden uzaklaşarak ailesiyle daha sıradan bir hayat sürme hayaliyle İngiltere’ye taşınmıştı. Kaç kimliğimiz, kaç maskemiz var ve hangi koşullarda hangisini tercih ediyoruz? Bir insanı diğerinden ayıran karakter özellikleri nasıl şekillenir? Kim bilir tüm sorularla şekillenen oyun belki İstanbul’da da sahnelenir.
Yapay zekâya karşı ‘İnsan onayı’
Cate Blanchett, Nikki Hexum, Doug Leeds ve Eckart Walther ile birlikte kâr amacı gütmeyen RSL Media adlı kuruluşu hayata geçirdiler. Bu kuruluş bünyesinde geliştirilen ve Haziran 2026’da Avrupa Parlamentosu’nda bizzat Blanchett tarafından tanıtılan Human Consent Registry (İnsan Onay Kayıt Sistemi) oyuncunun yapay zekâya karşı en somut projesi.