24.05.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
SANEM ARMAN - Gittikçe hızlanan dünyamızda zaman artık çok daha değerli. Bunu bize hatırlatan saatler de teknolojinin hızına ayak uyduruyor. Akıllı saatler her geçen gün eklenen yeni bir özelliğiyle kişisel asistan rolünde. Sabah akşam demeden uyarı ve bildirimlerine yetişmeye çalışıyor, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Peki ya soluklanmaya, kendimizi dinlemeye, ifade etmeye çalıştığımız zamanlar... İşte o zamanları bize gösteren mekanik saatler. Bugün bir saatten beklentimiz zamanı göstermesinin ötesinde. Baş döndüren hız çağında özgünlük arıyor, yaşam tarzımızı, stilimizi ve kimliğimizi yansıtsın istiyoruz. Mekanik saatler derken kast edilen eski moda bir anlatım değil. Geçtiğimiz günlerde İsviçre saatçiliğinin temsilcisi Maurice Lacroix Uluslararası Satış ve İş Geliştirme Direktörü Gabriel Bonnet İstanbul’daydı. Zanaatkârlığın geleneksel ve eski moda bir anlatımdan ziyade modern bir yaklaşımla sunulduğunu söyleyen Bonnet ile bir araya geldik. Y ve Z kuşağı tüketicilerinin saate bakışını, akıllı saatleri bir tehdit olarak görüp görmediklerini, markanın yaklaşık yarım asırlık hikâyesinde, geleneksel İsviçre saatçilik mirasını modern dünyayla nasıl harmanladığını sorduk.
Maurice Lacroix markasını bize anlatır mısınız?
İsviçre saat endüstrisinin Quartz kriziyle karşı karşıya olduğu bir dönemde, 1975 yılında kuruldu. Markanın arkasındaki şirket, başlangıçta farklı markalar için üretim yapan deneyimli bir saat üreticisiydi. Daha sonra güçlü bir kimliğe sahip kendi İsviçre saat markalarını yaratmaya karar verdiler. Şirket, İsviçre’nin Fransızca konuşulan bölgesinde faaliyet gösterdiği için Fransızca tınısı olan bir isim tercih edildi. İsim, o dönemde şirkette çalışan Maurice Lacroix adlı bir kişiden ilham aldı.
Değişen tüketici beklentilerini, genç kitlelerin “ulaşılabilir lüks” anlayışını nasıl yorumluyorsunuz?
Bugün koleksiyonlarımızı geliştirirken özellikle Millennial ve Z kuşağı tüketicilerine odaklanıyoruz. Bu kitleler için en önemli unsurlar özgünlük ve kendini ifade etme. Bir saat yalnızca zamanı göstermemeli; aynı zamanda kişinin yaşam tarzını ve kimliğini de yansıtmalı. Bu nedenle çok yönlülük büyük önem taşıyor. Saatlerimizin çoğunda kullanıcılar kayışları kolayca değiştirebiliyor, böylece aynı saat farklı stillere ve farklı kullanım alanlarına uyum sağlayabiliyor.
Zanaatkârlık anlayışını genç nesillere aktarırken nasıl bir yol izliyorsunuz?
Yalnızca köklü mirasına odaklanmak yerine İsviçre saatçiliğini sokak kültürü, spor ve sosyal medya estetiğiyle buluşturuyor. Marka satışlarının yaklaşık yüzde 70’ini oluşturan AIKON gibi koleksiyonlar, cesur ve çağdaş tasarımları ile ulaşılabilir fiyat konumlandırması sayesinde genç tüketicilerin ilgisini çekiyor.

Zürih, Bangkok ve Kuala Lumpur’daki butiklerde markanın koleksiyonları ve genel deneyimi daha kapsamlı bir şekilde sunuluyor.
Şefler, sanatçılar ve sporcular ‘collective’de
Büyük çaplı ünlü iş birliklerinden uzak duruyorsunuz. Geleneksel İsviçre saatçilik mirası modern dünyayla nasıl bağ kuruyor?
Saatler artık yalnızca işlevsel ürünler değil; yaşam tarzının ve kültürün bir parçası hâline geldi. Büyük çaplı ünlü iş birliklerine odaklanmak yerine daha doğal ilişkiler kurmayı tercih ediyoruz. Şefler, sanatçılar ve sporculardan oluşan bir ‘collective’ yapımız var. Bu kişiler geleneksel marka elçileri değil; ürünleri gerçekten kullanan ve geliştirme süreçlerine katkı sağlayan kişiler. Bu da iş birliklerinin daha samimi ve organik hissedilmesini sağlıyor. Bizim için en önemli unsur karşılıklı uyum ve gerçek bir bağ kurabilmek. Ücretli ve geleneksel marka elçiliği sistemlerinden ziyade daha doğal iş birliklerini tercih ediyoruz. İnsanların bu yaklaşımın samimi olduğunu hissetmesini istiyoruz.
“Your Time is Now” mesajının modern şehir yaşamında karşılığı nedir?
“Your Time is Now” bizim için bir slogandan çok daha fazlası; kim olduğumuzu ve kime hitap ettiğimizi anlatan güçlü bir mesaj. Felsefemiz; kendini ödüllendirme, başarıyla gurur duyma ve verilen emeğin takdir edilmesini isteme gibi son derece insani duygular üzerine kurulu.Bu yaklaşım; hırslı, dinamik, hızlı ve tempolu bir yaşam süren modern şehirli tüketiciyle güçlü bir bağ kuruyor. AIKON koleksiyonu da tam olarak bu kişiyi düşünerek tasarlandı. Bu, miras kalan bir lüks anlayışı değil; kazanılmış başarının özgüvenle taşınmasıyla ilgili. “Your Time is Now” tam olarak bunu ifade ediyor: Müşterilerimizi başkalarının başarı tanımına özenmeye değil, kendi başarılarını kutlamaya davet ediyoruz.
“Akıllı saatleri tehdit olarak görmüyoruz”
Akıllı saatler hakkında ne düşünüyorsunuz? Onları bir tehdit olarak görüyor musunuz?
Akıllı saatleri bir tehdit olarak görmüyoruz. Mekanik saatler ve akıllı saatler birbirini tamamlayabilir. Akıllı saatler işlevsellik sunarken, mekanik saatler stil ve kimliği temsil ediyor. İnsanların her iki kategoriyi birlikte kullanabileceğine inanıyoruz.
İki saati bir arada kullansaydınız, nasıl takmayı tercih ederdiniz?
Mekanik saati sol bileğimde kullanmaya alışkınım. Bu nedenle akıllı saati sağ bileğimde takmayı tercih ederdim. Aynı bilekte iki saat takmanın doğru bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum.
“Kendinizi ifade edebileceğiniz boş bir tuval gibi”
Saatlerde kişiselleştirme seçenekleri sunuyor musunuz?
Evet. Web sitemizde, Label Noir iş birliğiyle geliştirdiğimiz özel bir kişiselleştirme programımız bulunuyor. Label Noir uzmanları tarafından hazırlanan özel tasarımlar arasından seçim yapabilir ya da tamamen yaratıcı özgürlük sunan DIY (kendin tasarla) modu tercih edebilirler. Materyal, yüzey, kadran, indeks ve bilezik seçenekleriyle kullanıcılar kendilerini ifade edebilecekleri boş bir tuvale sahip oluyor.
Saat&Saat ile iş birliğiniz 2012 yılından bu yana devam ediyor. Türkiye pazarına yönelik beklentileriniz nedir?
Türkiye genelinde yaklaşık 110 satış noktamız bulunuyor ve bunların yaklaşık 80’i Saat&Saat mağazalarında yer alıyor, kalanı ise yetkili bayilerinden oluşuyor. Türkiye pazarı bizim için önemli ve Saat&Saat ile güçlü bir iş ortaklığımız var. Maurice Lacroix’nın en güçlü beş pazarından biri Türkiye, bunu sürdürmeyi hedefliyoruz.

Saat satın alırken nelere dikkat etmeli?
“Her şeyden önce gerçekten sevdiğiniz bir saati satın almalısınız. Bir saati yalnızca yatırım amacıyla almak doğru bir yaklaşım değil. Günümüzde belirli fiyat segmentlerindeki İsviçre saatlerinin kalite seviyesi zaten oldukça yüksek. Bu nedenle tasarım, kullanım deneyimi ve marka kimliği daha önemli hâle geliyor. Saatin yaşam tarzınıza ve kullanım ihtiyaçlarınıza uygun olması büyük önem taşıyor. Ayrıca karar vermeden önce mutlaka saati bileğinizde denemenizi öneririm.”