Betül Topaklı / Milliyet.com.tr - Berkan Karlankuş, 1991 yılında İzmir'de dünyaya geldi. Annesi aşçı, babası ayakkabı üreticisi olan Berkan’ın, iki ablası, bir abisi, bir de ikizi olmak üzere 4 kardeşi var. Çocukluğu mahalle kültürüyle geçen Berkan, üniversitede işletme bölümünü bitirdikten sonra kurumsal bir firmada ‘Maliyet Kontrol Uzmanlığı’ yapmaya başladı. İzmir’de başarılı bir iş hayatı olan Berkan’ın anne ve babası, 7 yıl önce yani emekli olduktan sonra köyleri Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Karagücük köyüne yerleşti. Çalıştığı için 5 yıldır ailesini görmeye gidemeyen genç adam, işinden istifa ettikten sonra 2024 yılında hem ailesini görmek hem de tatil yapmak için köyüne gitti. Bir süre ailesinin yanında kaldıktan sonra yaşadığı kente dönüp iş görüşmeleri yapmaya başladı. İzmir’e gittikten sonra aklının hep köyde kaldığını söyleyen Berkan, o günleri şöyle anlatıyor:

“Uzun zamandır ailemi göremiyordum. Çalıştığım işten ayrıldıktan sonra hemen Sivas’taki ailemin yanına gittim. Köydeki yaşantıyı gördükten sonra ‘bu hayatın içinde’ olmalıyım’ dedim. Ve bir hafta içinde karar vererek köye gelip hayvancılığa ve tarıma başladım. Babam çok destek oldu. Çünkü kurumsal hayatta sadece geçimimi sağlayacak kadar para kazanacağımın o da farkındaydı. Bu işi yapıp daha iyi şartlarda yaşamamı istiyordu. Annem, ‘iyi bir mesleğim var’ diye önce istemedi. Ama sonrasında o da verdiğim bu kararın doğru olduğuna kanaat getirdi.”
‘KENTTE 5 YILDA KAZANACAĞIM PARAYI 1 BUÇUK YILDA KAZANDIM’
Akrabaları ve yakın çevresi Berkan’ın köyde yaşamayacağını, ‘en fazla 3-5 ay içinde geri döneceğini’ söyledi ancak düşündükleri gibi olmadı. Köydeki çalışma hayatına 8 hayvanla başlayan Berkan, bu sayıyı 30’a çıkardı. Büyükşehirde hiçbir zaman para biriktiremediğini, kazandığı paraların borçlara gittiğini söyleyen Berkan, “Kapitalist düzenin amacı borçlandırmak. Büyükşehir'de belki 5 yılda elde edeceğim geliri, köyde 1,5 senede kazandım. İnsanların, ‘köyde çalışıp para kazanamıyoruz’ demesine çok şaşırıyorum” dedi.
“Köyde iş hiç bitmez” sözünün gerçeği yansıtmadığını söyleyen Berkan, “Bu söz bana çok komik geliyor. Çünkü insanların büyük şehirlerde günlerinin 12-14 saatini işte ve yolda geçiyor. Köyde ise günde en fazla 4 saat çalışılıyor. Günüm, sabah erkenden kalkıp hayvanların yanına gitmekle başlıyor. Onları doyurduktan sonra kendi kahvaltımı yapıyorum. Sonra akşama kadar kendime ayıracak çok vaktim oluyor. Bu vaktimi genellikle sosyal medyada, film izleyerek ve kitap okuyarak geçiriyorum. 'Dövmeli Çoban' adlı bir hesabım var. Burada köydeki hayatımı, hayvancılık faaliyetlerimi ve Sivas’ın güzelliklerini takipçilerimle paylaşıyorum. Çok sakin bir hayat sürüyorum. Akşam hayvanların yemlerini verip onlarla ilgilendikten sonra işim bitiyor. Ben de köydeki arkadaşlarımla buluşuyorum” diyerek köyde geçen bir gününü anlattı.

“30 yaşıma kadar hayatım sadece çalışıp bir şeylerin hayalini kurarak geçti. Ancak zamanla o hayallerin yerini 'faturalarımı nasıl öderim?, borçlarımı nasıl kapatırım?' düşünceleri aldı. 30 yaşımdan sonra kurduğum hayalleri gerçekleştirmek için çalışmanın yetmediğini anladım. Çünkü emeğinin karşılığını hiçbir zaman tam olarak alamadım. İşte tam da o anda gözüm açıldı. Bu zamana kadar hiç sorgulamadığın gerçekler bir anda önüme düştü. ‘Ben ne yaptım kendim için’ dedim ve hayatımı kökten değiştirmeye karar verdim. 30 yaşıma kadar sakin bir hayatın bana göre olmadığını düşünüyordum ama 30 yaşımdan sonra o sakinliğin kıymetini anlamaya başladım. Gürültüyü değil, huzuru tercih ettim. Koşturmak değil, nefes almak istedim. Sonra bir gün gerçekten yaşamak için bir adım attım.”
‘BİLGİYE YATIRIM YAPILMALI’
Türkiye’de tarım ve hayvancılıkla uğraşanların yaş ortalamasının 55 olduğunu söyleyen Berkan, “Yani toprağı, sütü, emeği sırtlayanların çoğu artık yorulmuş insanlar. Gençlerse ya şehirlere göç ediyor ya da ailesinin bu işten bir şey olmaz yönlendirmesiyle yapmaktan vazgeçiriyor. Aslında mesele bu işin para kazandırmaması değil, tekrar tekrar aynı hataları yapmakta. Tarlayı ekiyoruz, sonra yağmurun yağıp ürün çıkmasını bekliyoruz. Ancak çağ değişti. İmkân varsa sulu tarım yapmak zorundayız. Verimi artırmadan, bilgiye yatırım yapmadan kimse kazanamaz artık. Dünya değişiyor, toprak bile farklılık istiyor. Bir genç bugün köyde kalacağım diyorsa o sadece kendi için değil, bu ülkenin geleceğine umut ekiyor. Çünkü geleceğin en kıymetli mesleği yine toprağına, hayvanına sahip çıkanlar olacak. Toprağa ne kadar bilgi, emek, sevgi verirsek o da bize o kadar bereketle döner” diye konuştu.

‘KÖYDE HUZUR VAR’
Geçtiğimiz aylarda Sivas’ın Enleri adlı platformdan, sosyal medya oylamasıyla Tarım ve Hayvancılık İnovasyon Ödülü alan Berkan, kent hayatından köy hayatına geçmek isteyenlere şu tavsiyelerde bulundu:
“Kesinlikle ilk etapta sıkılacaklarını bilmelerini istiyorum. Çünkü bir anda hareketli bir hayattan sakin bir yaşama geçiş yapıyorsunuz. Ancak huzurlu ve güçlü bir aile bağı istiyorlarsa kesinlikle köy hayatını tercih etsinler. Çocuklu aileler okul konusunda tereddüt ediyor ama burada taşımalı eğitim bulunuyor. Gençler de köyde yaşam olmadığını düşünüyor ancak bu aslında beklentiyle alakalı bir durum. Eğer çok hareketli bir hayat istiyorsanız tabii ki köy hayatında böyle bir yaşam söz konusu değil. Köyde hayat genelde sakin geçiyor. Hayat dediğimiz şey tamamen kendimize ayırdığımız vakit ise bence köyde hayat var.”