Gökyüzünden mahrum bırakılmış çocuklar

Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na Türkiye’de çok sayıda çocuk demir parmaklıklarla çevrili cezaevlerinde giriyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre cezaevlerinde çeşitli suçlardan hüküm giymiş ya da tutuklu yargılanmakta olan anneleriyle birlikte kalan 0-6 yaş arasında 600 civarı çocuk bulunuyor. Üstelik bu çocukları koruyacak, sağlıklı büyümelerini sağlayacak bir mevzuat da yok. Çocuklar, altı yaşına geldiğinde ise annesinin cezası bitmese bile cezaevinden çıkmak zorundalar.

Çocukların Her Hakkı Ellerinden Alınıyor

Çocukların anne ve babayla bağ kurdukları yaş aralığı 0-6 yaş aralığı olup bunun en önemli zamanları da 0-24 ay aralığı. Çocuğun anne ile kurduğu bağ kadar babayla ilişkisi de bir o kadar önemli. Fakat cezaevinde büyüyen çocuklar için bir baba figürü yok. Çocukların güneş ışığı görmeden, yaşıtlarıyla oynayamadan hatta yeterli besin alamadan gelişim sağlaması bekleniyor. Bununla birlikte bir psikolojik destek de verilmiyor. Hapishanelerde bulunan psikososyal servislerin bu çocukları ve annelerini izlemesi bekleniyor tabi ki fakat bu çocuklar daha oyun hakkına bile erişim sağlayamazken; 150 kişilik bir hapishanede tutulan erken çocukluk dönemindeki bir grup bebeğin bu servislerden faydalanması bekleniyor. Fakat çocukların bu servislerden nasıl faydalanabileceğine dair yapılandırılmış bir sistem yok.

Çocukları anneleriyle birlikte hapsetmek veya annelerinden koparıp çocuk esirgeme kurumuna vermek yerine alternatif yöntemler bulmak pekala mümkün. Ancak Türkiye bunu tercih etmek yerine anneleri ve çocukları hapsetmeye devam ediyor.

BM: Anneyi Çocuğundan Ayırmanın Kullanılabilecek En Son Yöntem Olduğunu Belirtiyor

Birleşmiş Milletler (BM) Uyuşturucu ve Suç Ofisi, küçük çocuğu olan kadınlara hapis cezası vermekten kaçınmak gerektiğini, hapis cezası yerine neler yapılabileceği anlatan el kitapları yayınlıyor. Avrupa ülkelerinin birçoğunda, bu konuda bulunmuş ev hapsi, denetimli serbestlik veya elektronik kelepçe gibi, bu durumlarda kullanılan yöntemler var.  Avrupa ülkelerinde anne ile çocuğu birbirinden ayırmak, kullanılan ve önerilen en son yöntem.

Türkiye’de hükümlü ve tutukluların çocuklarından, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı il müdürlüklerine bağlı sevgi evleri ve çocuk yetiştirme yuvalarında kalanlar da var. Ancak bu çocukların cezaevindeki annelerini belirli sürelerle ve uzman eşliğinde ziyaret etmelerini sağlayacak bir sistem yok. Ayrıca, hükümlü ve tutuklu kadın ile çocuğunun farklı illerde bulunması durumunda, kadın hükümlülerin çocuğun bulunduğu ildeki bir ceza infaz kurumuna sevk edilmelerinin sağlanması gerekmesine rağmen çoğu durumda bunun gerçekleşmesi belirli prosedürlere takılı kaldığı için çok uzun zaman alabiliyor.

Çocuklar; Çocuk Olmalarının Gerektirdiği Her Haktan Mahrum Kalıyor

Hapishanelerin birçoğunda içine bir şey konmuş olunması ihtimaline karşın oyuncak bulundurmak yasak.  Metal, plastik içeren hiçbir şey içeri alınmıyor. Sadece bez bebek gibi oyuncaklar içeri alınıyor. Bir koğuşta anne ve bebeği kalabiliyor. Hapishanelerdeki bebekler ve çocuklar başka çocuk görmeden büyümek zorunda kalıyorlar.

Koğuşlarda bazı geceler jandarma aramaları oluyor. Bu tür aramalar bebek ve çocuk için korkunç bir ortam. Ve çocuğun travma yaşaması mümkün.  Ayrıca koğuş içinde yaşanan kavgalar, çocuğun yeterli beslenememesi, oyun oynayamaması gibi birçok dış etken var çocuğa travma yaşatabilecek. Peki anne bundan nasıl koruyacak bebeğini? Her çocuk bir gelecektir. Bu durumda kalmak zorunda olan çocuklar bu travmaları atlatıp sosyal yaşama ne kadar uyum sağlayabilir?

Bu bakımdan kanaatimce; cezaevinde kalmak zorunda kalan çocuklar için acilen çözümler üretilmeli. Çocuklar gökyüzünde özgürce uçurtmalarını uçurabilmeli.

 

Avukat Elif Akar

www.instagram.com/lawmeditation/?hl=tr

www.facebook.com/av.elifakar/

https://twitter.com/avelifakar