Taşıyıcı annelik Türk Hukuku'nda yasal mı?

Çeşitli nedenler ile çocuk sahibi olamayanlar çiftler tıp dünyasındaki güncel gelişmelerden yararlanarak alternatif yollar aramakta ve taşıyıcı anneliğe yönelmiş durumda. Son dönemlerde sürekli olarak gündeme gelen taşıyıcı annelik yöntemi Türkiye'de yasak olmasına rağmen bazı ülkelerde yasal olup, çiftlerin çocuk sahibi olabilmeleri için belirli prosedürlere bağlı kalınarak yapılıyor. Peki, Taşıyıcı annelik nedir? Kimler taşıyıcı anneliğe başvurabilir? Kimler taşıyıcı anne olabilir? Taşıyıcı annelik Türk Hukuku'nda yasal mı?

TAŞIYICI ANNE/ANNELİK NEDİR?

Herhangi bir nedenden dolayı çocuk doğurma yeteneğinden yoksun ya da doğurması kendisi için tehlikeli olabilecek bir kadının çocuğunu, onun yerine karnında taşıyan kadına “taşıyıcı anne”, söz konusu edime de “taşıyıcı annelik” denir.

Temel olarak iki tip taşıyıcı annelik vardır; i) taşıyıcı annenin aynı zamanda yumurta donörü de olduğu, spermin ise baba veya üçüncü bir erkek tarafından sağlandığı genetik, geleneksel taşıyıcı annelik veya yedek, ikame (surrogate) annelik ve ii) taşıyıcı annenin genetik yapısı tamamen başkasına ait bir bebeği dünyaya getirmesi halinde söz konusu olan genetik olmayan, gestasyonel taşıyıcı annelik veya ivazlı olup olmamasına bağlı olarak ödünç, kiralık anneliktir. Bebek sahibi olmak isteyen ve bunun için taşıyıcı annelik müessesine başvuran anne-babaya ise literatürde sosyal, akdi, gönüllü anne/baba/ebeveyn denir. Bebek sahibi olmak isteyen anne/ babanın üreme hücreleri kullanılarak bir embriyo oluşturuluyor ve bu embriyo yine bir taşıyıcı anneye implante ediliyorsa olsa dahi kanaatimizce bu durumda da anne/baba aynı zamanda genetik fakat yine de gönüllü ebeveyn olacaklardır.

KİMLER TAŞIYICI ANNELİĞE BAŞVURABİLİR? KİMLER TAŞIYICI ANNE OLABİLİR?

Çocuk doğurma yeteneğinden yoksun ya da doğurması kendisi için tehlikeli olabilecek kadınlar ya da eşcinsel çiftler tarafından da çokça başvurulan bir yöntemdir. Biyolojik nedenlerle başvuranların yanı sıra sosyolojik nedenlerle de başvuranlar vardır. Örneğin; vücudunun deforme olmasını, hamilelik ve doğumun getirdiği fiziki sıkıntıları çekmek istemeyen veya doğurgan olmakla birlikte yalnızca yaş itibariyle gebeliği normalden daha riskli geçebilecek anne adayları da bu yönteme başvurabilirler.

Taşıyıcı anne kurumu her ne kadar para karşılığı satmak üzere çocuk doğurulmasına benzese de aslında taşıyıcı annelikte çocuğun daha dünyaya gelmeden hatta anne karnında (veya dışarıda) oluşmadan önce kendisini sahiplenip, ona bakacak ebeveynler ile ilişiğinin kurulmuş olması, hatta ebeveynlerden birinin veya her ikisinin de üreme hücrelerinden oluşması halinde soy bağının da kurulmuş olması nedeniyle ortada kalma ihtimali olmaması açısından bu durum çocuğun ücret mukabili evlatlık verilmesinden farklıdır.

Taşıyıcı anne biyolojik anne, yumurta bağışında bulunan anne de genetik anne sıfatına haiz olur. Taşıyıcı annelik kurumu birçok prosedür ile bezenmiş olduğundan, taşıyıcı anne olabilmek için de belirli kriterler vardır. Bunlar;

1) Genç ve sağlıklı kadınlar

2) Sosyal ve psikolojik olarak taşıyıcı annelik için uygun olan kadınlar. Herhangi bir bulaşıcı hastalığı olmayan kadınlar.

3) Sigara içmeyen, alkol tüketmeyen ya da herhangi bir uyuşturucu bağımlılığı bulunmayan kadınlar.

4) Daha önceki hamilelikleri sağlıklı doğum ile sonuçlanmış olan kadınlar.

5) Hamilelik şekeri olmayan ya da daha önceki hamileliklerinde preeklampsi yaşamamış olan kadınlar.

6) Obez ya da anoreksik olmayan kadınlar (BMI indeksi, örneğin sağlıklı aralıkta bir vücut kitle indeksi)

7) Kronik rahatsızlıkları olmayan kadınlar (diyabet, yüksek tansiyon vb.) bu şartları taşıyan kadınlar taşıyıcı anne olabilirler.

TAŞIYICI ANNELİK TÜRK HUKUKU'NDA YASAL MI?

Verilere göre Türkiye’de her yıl 100-150 kız çocuğunun rahmi ve vajeni olmadan fakat sağlıklı yumurtalıklarla doğuyor. Kanser nedeniyle rahimlerinden olan kadınlar, kısır olan kadınları da düşünürsek, taşıyıcı anneliğe ihtiyaç duyan ailelerin sayısı azımsanacak sayıda değil.

Fakat Türk hukukuna baktığımızda, Türk Medeni Kanunu’na göre çocuğun annesi ile arasındaki soybağı doğum ile kurulur. Dolayısıyla kanun, anne ile çocuğun yasal olarak aralarındaki hakları, yükümlülükleri ve yasakları düzenlerken doğumu esas almış, taşıyıcı anneliği ahlak kurallarına ve insan onuruna aykırı olması gerekçesiyle yönetmelik ile yasaklayarak biyolojik anneye üstünlük tanımıştır.

Hukukumuzda taşıyıcı annelik hakkında kanun düzeyinde henüz yasal bir düzenleme bulunmamakla birlikte, 30.09.2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Üremeye Yardımcı Tedavi Uygulamaları Ve Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Hakkında Yönetmelik (ÜYTE)  “…Çocuk sahibi olamayan evli çiftlerden, tıbben uygun görülenlerin üremeye yardımcı tedavi metotları vasıtasıyla çocuk sahibi olmaları için yapılacak uygulamanın esaslarını, bu uygulamayı yapacak merkezlerin açılması, çalışması ve denetlenmesi ile ilgili usul ve esasları düzenlemektir.” şeklinde açıklanmıştır. Bu durumda yönetmelik ile yalnızca çocuk sahibi olamayan evli çiftlerin yapay döllenme ile çocuk sahibi olması meselesi hukuka uygun kabul edilmiş, evlilik dışı yapay döllenme ve taşıyıcı annelik ise yönetmelik ile yasaklanmıştır. Ancak yasak olmasına rağmen uygulandığı takdirde; soybağına ilişkin hukuk kuralları emredici olduğundan arada yapılan taşıyıcı annelik sözleşmesi herhangi bir etki doğurmayacak, Medeni Kanun’da yer alan düzenleme gereği taşıyıcı anne ile çocuk arasında soy bağı doğum ile kurulacak ve genetik anne ancak çocuğu evlat edinebilecektir.

Bu konuda uluslararası düzenlemelere baktığımız zaman, İngiltere, Avustralya ve ABD’de bazı eyaletlerde, taşıyıcı annelik sözleşmelerinin hukuksal alanda geçerli olduğu görülmektedir. Bu sözleşmelere göre, genetik ana baba, kiralık (taşıyıcı) anadan, ısmarladıkları çocuğu evlat edinmeye gerek kalmadan isteyebilirler. Söz konusu sözleşme bir bedel içeremez; ancak taşıyıcı annenin doğum masrafları ile hamilelik dönemindeki her türlü giderlerini karşılayacak bir ücret konusunda anlaşabilirler. Buna karşın İsviçre Anayasası’nın geçici 24.maddesinde, embriyo bağışının ve kiralık anneliğin her şeklinin yasak olduğu belirtilmiştir. İsrail'de ise LGBTİ+ bireyler taşıyıcı annelik kurumuna başvuru yapabiliyor.

Şeriatın hâkim olduğu İran’da evli ve kısır çiftler taşıyıcı annenin de evli olması şartıyla, kabul edilmiştir. Başta Tahran ve İsfahan olmak üzere bazı şehirlerde doğal yollardan çocuk sahibi olamayan çiftlere taşıyıcı annelik bir tedavi yöntemi olarak önerilmektedir.

Kanaatimce; çocuk doğurmaya elverişli sağlıklı bireylerin; çocuk sahibi olması yönünde hiçbir engel yokken ve her yıl birçok çocuk hak kayıplarına uğrayıp, terk edilirken, gerçekten çocuk sahibi olmaya psikolojik olarak hazır kendini yetiştirmiş ebeveynlerin bu denli prosedürlere uğraması ve bunun ülkemizde yasak olması doğru değildir.

 

Avukat Elif Akar

www.instagram.com/lawmeditation/?hl=tr

www.facebook.com/av.elifakar/

https://twitter.com/avelifakar