Betül Topaklı / Milliyet.com.tr - Mücahit Kandemir, 1999 yılında Adana'nın Seyhan ilçesinde doğdu. Annesi ev hanımı, babası pazar esnafıydı. Kalabalık bir aileye sahipti. Altı erkek, bir kız olmak üzere yedi kardeşi vardı. Çocukluğu sokak oyunlarıyla, internet kafe anılarıyla, mahalle samimiyetiyle geçti. Mücahit, ilkokul ve ortaokulda hayalperest bir öğrenciydi. Arka sırada oturur, ders yerine şiirler yazar, resimler yapardı. Liseye geçeceği yıl eğitimine ara verdi ve ağabeyinin yanında dekorasyon işine başladı. Zamanla bu alanda ustalaştı. Sonrasında dekorasyon işini bırakıp Antalya’da bir otelde çalışmaya başladı. Mücahit artık hayatını yolunu sokmuştu ta ki bayram ziyareti için memlekete dönene kadar. Sonrasında yaşananları Mücahit şöyle anlatıyor:

"2018 yılında spor yapmak için evden çıktım. Adana Yüreğir’de bulunan 15 Temmuz Şehitler Parkı'na gittim. Önce ısınma hareketlerimi yaptım. Sonra baş aşağı mekik çekmek için barfiks demirine ayaklarımı sardım, baş aşağı mekik çekerken ayakkabım çıkıp ayağımın kaymasıyla yaklaşık 2 metrelik yükseklikten kafamın üstüne çakıldım. Yere düştüğümde bilincim yerindeydi ama hiçbir yerimi oynatamıyordum. Etrafıma insanlar toplandı, tesadüfen oradan geçen bir hemşire kalabalığa engel oldu. Ambulans çağırıldı ve hemen hastaneye kaldırıldım. Filmler çekildi, boynum kırılmıştı. Ben sedyede bilincim açık yatarken doktorlar aileme, 'Hayati tehlikesi var, hemen ameliyata almamız gerekiyor' dedi."
YÜZDE 94 FELÇLİ KALDI
Mücahit hemen ameliyata alındı. Sonrasında onu zorlu bir süreç bekliyordu. Yoğun bakım, enfeksiyonlar, pansumanlar, fizik tedavi derken yaklaşık bir yıl boyunca hastanede kaldı. Bu süre içinde hayatı mücadeleyle geçti. İyileşmek için hep fizik tedavi gördü, evine hiç gidemedi ama özgürlüğü hep ruhunda taşıdı. Tedavisinin ardından eve döndü ama artık vücudunun yüzde 94’ü felçliydi. Mücahit’e, "Ömür boyu tavanı izleyeceksin" dediler ama o tavana bakmak yerine hayallerine bakmayı seçti.
‘16 KİLOLUK AĞIRLIK KALDIRABİLİYORUM’
Hayat, Mücahit’e kolay yüzünü göstermemişti ama o her zorlukla mücadele etmesini iyi bildi. Kalçasına yayılan enfeksiyonlar, yatak yaraları, hijyen mücadeleleriyle tek tek savaştı. Felç, Mücahit’i durduramadı, hızını düşürdü ama rotasını değiştiremedi. Genç adam, “Beni bu hale spor getirdi ama beni iyileştirecek olan da spor” diyerek yola çıktı. İki eliyle su şişesi bile kaldıramazken, şimdi tek eliyle 16 buçuk kiloluk ağırlık kaldırabildiğini söyleyen Mücahit, “Lavabo ihtiyacım dışında her işimi kendim hallediyorum. Manuel sandalyeyle Adana’yı turluyorum. Her köşesine ayak izini bıraktığım kente şimdi de teker izini bırakıyorum. 'Ömür boyu tavanı izleyeceksin' diyenlere inat, sandalyeye geçip istediğimi yapabiliyorum. Bir tek yürümek kaldı, o da zaman geçtikçe olacak. 'Kim Milyoner Olmak İster?' katıldım, yamaç paraşütüyle uçtum, okula döndüm. Artık geçmişte yapamadıklarımın üzerine gidiyorum” dedi.

“Yaşamım bir günde tamamen değişti ama bu olaydan sonra hayata hiç küsmedim. Her güne, “Bugün biraz daha iyi olacağım" diye başlıyorum. Dijital içerikler üretiyor, mizahımla ruhumu besliyorum. Okulumu sürdürüyor, fiziksel egzersizler yapıyorum. Yazıyor, düşünüyor ve ilham vermeye çalışıyorum. Spor konusunda her gün kendime daha çok şey katıyorum. Günde bir sürü farklı hareketler deniyorum. Şu anda açık öğretim lisesinden mezun olmak için çaba gösteriyorum. Bir yandan iyileşmek için çabalarken, bir yandan sarf ettiğim çabayı insanlara sosyal medyada göstererek, ilham olmaya ve geleceğimi şekillendirmeye çalışıyorum.”
'BU AZMİN REÇETESİ YOK'
Mücahit, kendi çabasıyla büyük işler başardı. Genelde boyun kırıkları el parmaklarını bile oynatamazken, o kollarını çok iyi bir şekilde güçlendirmeyi başardı. Ruhunu kendi yöntemleriyle iyileştirmesini de bildi. Doktorların bu durum karşısındaki yorumları ise, “Bu azmin reçetesi yok” oldu. “Bedenin durabilir ama hayallerin yürüyebilir” diyen Mücahit, kendi ile aynı durumdan olanlara şu tavsiyelerde bulundu:
“Felç, fiziksel bir durumdur ama ruhsal çöküntü tercih meselesidir. Mizahı silah yap, kendini dalga geç ki başkaları seni alaya almasın. Gülmeyi unutma çünkü gülüş direniştir. Spor yapabiliyorsan yap, yazabiliyorsan yaz ama asla susma. Çünkü sen sustukça hayalin de sessizleşir.”