Britpop’un İngiltere civarına sirayet ettiği günler. Nirvana etkisindeki Seattle toprakları, elinde ne varsa Grunge olarak adlandırıyor. Kimileri için Rock ve Roll çoktan öldü.

Artık ihtiyarlamış olan ilk jenerasyonun umutsuzluğunda Rock adına ‘90’lar bu iki hattın sıcaklığında yaşanırken onu köklere ileten bir akım da ön cepheye yüklenmeye başlıyor. Bir yanıyla yarım asır öncesindeki Lou Reed hareketinden kendine paylar çıkaran, bir yanıyla da yeni ve devrimsel mecralara gözünü çevirmiş Post Rock’tı bu.

Krautrock, Ambient ve Progressive’e dair, şüphe yok ki ’70’ler rüzgârından da beslenmiş bu alt başlığın yeni ve iyi temsilcilerinden biri de Mogwai’ydi. 1991 Nisanı’nda tanışan Stuart Braithwaite ve Dominic Aitchison ile başlayan bir yolculuk bu. Ardından Martin Bulloch, John Cummings ve Barry Buins de ekibe dâhil olur ve kuruluş tarihi 1995 olarak belirlenir.

Soundtrack çalışmaları, diğer projeler bir yana şu ana dek tam 8 stüdyo albüme imzasını attı Glasgow çıkışlı ekip. 2008’de piyasaya sürülen “The Hawk Is Howling” adlı sondan iki önceki uzunçaların anlattığı üzere underground’ı terk etmeye niyeti olmayan, Hard Rock’ın gölgelenmediği, siyaha/griye bulaşmış tonlara yakın bir tavırda var ettiler kendilerini. Evet, Post Rock’ta bilindiler daha çok, o alanın karşılığında görüldüler. Ancak rüya gibi Indie Rock’a uğramayı da ihmal etmediler. 2003’ün “Happy Songs for Happy People”ı bunu kanıtlar örneğin. Synthesizer’ın çift yönlü gitara bulaştığı modern elektronik yapıyla tanışmaktan geri durmadılar. 1997’deki debut LP “Mogwai Young Team” için Pitchfork “son 10 yılın en iyi 100 kaydından biri” der. ‘90’larda yayımladığı her albümle bu listeyi yokladı Mogwai.

Bu yılın ilk günlerinde gelen yeni albüm “Rave Tapes” de, salt isminin çağrışımından değil, bizzat aktardığı güçlü yönlerle İskoç topluluğun ilk kayıtlarına, o ‘90’lar listelerine uğrayan şarkıların güzergâhına doğru yöneldiğini kanıtlıyor.

2011 tarihli “Hardcore Will Never Die, But You Will” Mogwai için bir geri dönüş adımı olarak tanımlanmıştı. Paul Savage’ın prodüktörlüğündeki o albümle özellikle Britanya dışında, Birleşik Devletler’de iyi bir konum elde edebilmişlerdi. 3 yıl geçti ve şimdilerde “Rave Tapes”in Mogwai'yi 2011’den de iyi bir yere ulaştırdığını söylemek zor değil.

“Açıkçası şarkılarımız herhangi bir alt hikâyeye dayanmıyor. Onlar yalnızca yazdığımız ve çalmaktan hoşlandığımız müzik parçaları.” diyorlar yakın geçmişte kendileriyle yapılan bir röportajda. Belki de durum sadece dedikleri gibidir, ama her şeye rağmen derinlerde bir hikayenin varlığına yine de inandırıyor Mogwai’deki ritimler. Haziran ayında Parkorman’da gerçekleşen One Love Festival’de onları izlediğim an daha net anlamıştım bunu. Mogwai’yi dinlemek, kapalı gözlerle dünyayı izlemeye benziyordu. En azından o konser boyunca böyle bir gerçeklik yaratmayı başarabilmişlerdi.

Gruba ait hemen her kayıtta olduğu gibi “Rave Tapes”te de bir anlatı mevcut sanki. Bu bir yanılgı olabilir. Ne fark eder ki. Sonuç olarak içinde kaybolmanızı isteyen bir karmaşa değil bu. Düğümü çözmeniz isteniyor. Çıkışı bulabilmeniz ya da.


Özetle ‘Hexon Bogon’, ‘Heard About You Last Night’, ‘Blues Hour’ ve ‘Master Card’ın liderliğindeki, klas şarkılarda var ediyor kendini daha çok “Rave Tapes”. 2014 yılının ilk günlerinde yayımlanmış, yıla dair en iyi kayıtlar arasında yer alan bir albüm bu. Üzerinden aylar geçse de onunla aynı zaman dilimini paylaşmayı sürdürüyoruz.


Albümde Yer alan Şarkılar

  1. Heard About You Last Night
  2. Simon Ferocious
  3. Remurdered
  4. Hexon Bogon
  5. Repelish
  6. Master Card
  7. Deesh
  8. Blues Hour
  9. No Medicine for Regret
  10. The Lord Is Out of Control


Twitter / @BekirzgrAybar
bekirozguraybar@gmail.com