Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr - 4 çocuklu bir ailenin ilk çocuğu olarak Erzurum’da dünyaya gelen Edanur Khan (24), hayatının büyük bir kısmını eğitim yaşamı için Erzincan ve Trabzon’da geçirdi. Üniversiteden mezun olduktan sonra 22 yaşında yazılım mühendisi eşi Muhammad Muneeb Khan'la evlendi ve bir oğulları var. Filmleri aratmayan tanışma hikayesini is,e "Eşim turist olarak Türkiye’ye gelmiş ve bir adresi arıyor. Benim de İngilizcem ona yolu tarif edecek kadar iyi değil. O yüzden zamanım da varken, onu gideceği yere kadar götürdüm. Yolda da çok güzel sohbet ettik. Onun İngilizcesi iyi olduğu için ondan öğrenmek istediğimi söyledim. Sonra da arkadaş olduk. Bir süre sonra da benim için Türkiye’ye yerleşti” diyerek anlattı.

'ÇÖP İÇİNDEKİ SOKAKLARDAN BİRDEN VİLLALARA GEÇTİK'
Edanur mezun olduktan sonra, eşini ailesiyle tanıştırmak için beraber yemeğe çıktılar. Ailesi onu tanıdıkça daha da sevdi. Efendiliği ve hayata bakış açısı, Edanur’un babasını çok etkiledi. Onların onayını aldığı için çok mutlu olan Edanur ve eşi, önce Türkiye'de sonra da Pakistan'da düğün yaptı. Pakistan'ı ve insanlarını çok merak eden Edanur, eşinin ailesini de yakından tanımak istediği için orada da sıfırdan bir ev kurdular. Yılın 6 ayını Türkiye'de, 6 ayını ise Pakistan’da geçiriyorlar. İlk gittiğinde insanların yardımseverliğinin kendisini çok etkilediğine değinen Edanur, “Bunun yanında sokaklar çok bakımsızdı ve çok büyük bir fakirlik vardı. Neden diye sorgularken yaşayacağım yere varınca şok geçirdim. Çöpler, bakımsız binalar birden yok oldu. Yerini lüks villalar, arabalar, tertemiz sokaklar aldı. Zamanda yolculuk yapıyor gibiydim. Ben az önce Pakistan'daydım ama burası neresi dedim” diyerek yaşadığı şaşkınlığı ve Pakistan'ı şöyle anlattı:
“Pakistan’da kadın olmak, toplumun hangi tabakasında yer aldığınıza göre çok farklı anlamlar taşıyor. Maddi durumu iyi olan, iyi eğitim almış ve destekleyici bir çevresi olan kadınlar için hayat çok daha konforlu, güvende ve özgür. Bizler gibi imkânlara sahip olan kadınlar, kaliteli sağlık hizmetlerine erişebiliyor, sosyal hayata katılabiliyor ve çoğu zaman kendi kararlarını kendileri verebiliyor. Ancak ülkenin büyük bir kısmı için gerçekler çok daha zorlayıcı. Milyonlarca insanın hâlâ düzenli bir evi yok; suya, elektriğe, temiz gıdaya erişimde ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Kadınlar, bu şartlar altında hem evin yükünü taşıyor hem de kendi güvenliklerini korumaya çalışıyorlar. Eğitim hakkı, sağlık hizmeti ya da bir meslek edinmek hâlâ birçok kadın için ulaşılması güç bir hayal. Pakistan’da kadın olmak, çoğu zaman sessizce ama dirençle yürütülen bir mücadele. Bu nedenle biz daha rahat şartlarda yaşayan kadınların, bu gerçekliği unutmadan yaşamamız, kendi ayrıcalıklarımızı anlamamız ve elimizden geldiğince görünmeyen hayatlara ışık tutmamız gerektiğine inanıyorum.”

'TEMİZLİK, YEMEK GİBİ DERTLERİM HİÇ YOK ÇÜNKÜ...'
Pakistan hakkında çok fazla ön yargı olduğuna dikkat çeken Edanur, “Pakistan halkının yoksul, kadına değer vermeyen, taciz potansiyeli yüksek olduğunu düşünüyorlar. Mesela bir gezgin en gelişmemiş, kendi ırkından başka ırk görmemiş insanların içine gidiyor ve biz nasıl farklı bir şey görürken merakla toplanıp izliyorsak o insanlar da öyle izliyor ve 'Taciz edildim' başlıklarıyla paylaşılıyor. İyi ve kötü olmayı ırk belirlemez. Bu yüzden kötü insanları tüm ırka mal edemeyiz. 'Pakistanlı biriyle evliyim' dediğimde çoğu insanın hijyensiz, yokluk, insani olmayan yaşam koşullarında yaşadığımı, dışarı çıkamadığımı, zorla tesettüre sokulduğumu düşünüyor. Instagram hesabımda çektiğim videolarda başka ülkeyi Pakistan gibi göstermekle bile suçlandım. Pakistan ve Pakistan halkı düşündüğünüz gibi değiller. Tüm mesele ön yargıları bir kenara bırakıp öyle tanımakta. Orada özgür, çağdaş, rahat bir hayat kurmak mümkün. Sanıldığı gibi katı, kadınları kısıtlayan kuralları yok” diyerek şunları söyledi:
“Ben Pakistan'da kadın olmayı daha çok sevdim. Temizlik, yemek derdi yok. Sabah uyanıyorum ev temiz, kahvaltı hazır. Evde çalışanlar var. Ben sabah uyanınca işler hallolmuş oluyor. Kıyafetlerimi bile kendim yıkayıp katlamıyorum. Yemeği kayınvalidem olunca o yapıyor, olmayınca dışarıdan yiyoruz. Bazen de ben yapıyorum. Böylelikle tüm günüm bana kalıyor. 'Onu yapmadım, bunu yapmadım, akşama yemeğim yok' diye stres olunmuyor. Kızlarla dışarı çıkıyoruz, geziyoruz, alışveriş yapıyoruz çünkü onların da benim gibi çocuk bakma temizlik yemek gibi dertleri yok. Bu dertlerim Türkiye'de de yok ama burada çevreden 'Ne biçim kadınsın? Yemek, temizlik bilmezsin. Eşin seni ne diye yanında tutuyor' gibi hakaret ve baskılara Pakistan'da hiç maruz kalmadım. Pakistan’da beni şaşırtan bir diğer olay da önemli kararlar alınacaksa, önce kadınların düşüncelerinin alınması ve onların hislerine değer verilmesi oldu.”

'KAYINVALİDEMLE ERZURUM USULÜ ÇAY İÇİP MERCİMEK KÖFTESİ YİYORUZ'
Farklı kültürün evliliği monotonluktan kurtardığına dikkat çeken Edanur, “Bakış açınızı genişletiyor. Kendi kültürümüzde hemen anladık sanarak başlarız kendimizi açıklamaya ama işin içine farklı ülke girince anlamak için daha fazla çaba harcıyorsunuz. Bu da otomatik sabır sınırınızı yükseltiyor. Eşimin aile dinamikleri konusunda şunları söyleyebilirim. Çocuklarının eğitimlerine, kariyerlerine çok önem veriyorlar; Özellikle kız çocuklarına. Aile içindeki iletişim şekillerine bayılıyorum. Ses yükseltmek bağırmak, bunlar yok. Çocuklarına finansal özgürlüğünü vermek için her türlü imkanı sağlıyorlar. Disiplin onlar için ne kadar önemliyse çocuklarının psikolojisini de bir o kadar önemsiyorlar ama büyük bir kısmının böyle olmadığını üzülerek söyleyebilirim. Yokluk çeken kesim, çocuklarını çocuk işçi ve zengin bölgelere hizmetçi olarak veriyorlar ve bu çocuklar sömürülüyor. Sokaklarda dilendiriliyor” ifadelerine yer verdi.
Ailelerinin de birbirleriyle herhangi bir sorun yaşamadığını söyleyen Edanur, yemekler konusunda da birbirlerine ayak uydurduklarını dile getiriyor. "Eşim genellikle Türk yemekleri yer. Kayınvalidemlere de beş çayının yanıma mercimek köftesi, poğaça, patates salatası gibi atıştırmalıklar yapıyorum ve bizim çayımızı demliyorum. Erzurum usulü limon atarak içiyoruz. Yalnız alışamadığım bir şey var; yemeklerde geğirmek burada ayıp değil, bunu normal olarak karşılıyorlar. Bir diğer konu da düğünleri. Düğünlerde takı takarken takılarını insanlara göstererek değil, zarfların içine koyarak veriyorlar. Sebebi ise herkesin ekonomik durumu eşit olmadığı için kimseye kendini kötü hissettirmemek. Bir diğeri ise bayramlarda birbirlerine hediyeler hazırlıyorlar ve kız çocuklarına erkeklerden fazla harçlık veriyorlar. Evdeki çalışanlara, onların ailelerine bayramlık kumaşlar alıyorlar” bilgisini paylaştı.