21.08.2026 - 12:42 | Son Güncellenme:
52 yaşındaki Cheatham yaklaşık 40 kilo verdikten sonra önceki ve sonraki halini sosyal medyada paylaşınca büyük ilgi gördü. Ancak onun hikayesinde dikkat çeken asıl nokta tartıdaki rakamdan çok bunu nasıl yaptığı oldu.
Cheatham herhangi bir kısa süreli mucize diyet uygulamadığını söylüyor. Bunun yerine günlük hayatındaki bazı alışkanlıkları tamamen değiştirdiğini ve yıllar boyunca sürdürebileceği bir düzen kurduğunu anlatıyor.
Cheatham'ın kilo verme hikayesi yalnızca dış görünüşünü değiştirme isteğiyle başlamadı. Daha önce yaptığı açıklamalara göre yaklaşık 202 pound yani 92 kilo civarındayken sağlık durumuyla ilgili ciddi bir uyarı aldı. Doktorunun kendisini inme riski konusunda uyarması onun için önemli bir dönüm noktası oldu.
O dönemde 50 yaşında olan Cheatham hayatının gidişatını değiştirmeye karar verdi. Yaklaşık bir yıl içerisinde 80 pound civarında kilo verdiğini anlattı. Daha sonraki paylaşımlarında toplam kaybının 90 pounda yani yaklaşık 41 kiloya ulaştığını söyledi. Bu nedenle internette bazı haberlerde 36 kilo, bazılarında ise yaklaşık 40 kilo verdiği görülüyor. Aradaki fark aslında dönüşümün farklı dönemlerde haberleştirilmesinden kaynaklanıyor.
Cheatham sosyal medyada özellikle kendi yaş grubundaki arkadaşlarının sağlık sorunlarından giderek daha fazla bahsettiğini fark ettiğini söylüyor. Ona göre pek çok kişi 50'li yaşlarda kilo almak, enerjinin azalması ve sağlık problemlerinin ortaya çıkmasını yaşlanmanın kaçınılmaz sonucu olarak kabul ediyor. Cheatham ise kendi yaşadığı değişimden sonra bu düşünceye karşı çıkmaya başladı.
Elbette yaşlanmayı tamamen durdurmak mümkün değil. Genetik özellikler, kronik hastalıklar ve hormonal değişiklikler de kişinin sağlık durumunu etkiliyor. Ancak beslenme, hareket, uyku ve sigara ya da alkol kullanımı gibi değiştirilebilir faktörlerin ileri yaşlardaki sağlık üzerinde önemli etkisi olduğu uzun süredir biliniyor. Cheatham'ın hikayesini ilginç yapan taraf da tam burada ortaya çıkıyor. Kendisi tek bir yönteme güvenmek yerine hayatının birçok bölümünü aynı anda değiştirmiş.
Cheatham kilo verme döneminde önce ne yediğine bakmaya başladığını söylüyor. Özellikle yüksek oranda işlenmiş yiyecekleri, abur cuburları ve fast food ürünlerini günlük beslenmesinden çıkardı. Böylece dışarıda yemek yeme sıklığını önemli ölçüde azaltarak evde hazırladığı yemeklere yöneldi.
Burada "işlenmiş gıda" ifadesinin bütün paketli ürünleri kapsamadığını da hatırlamak gerekiyor. Yoğurt, konserve sebze veya dondurulmuş sebze de teknik olarak işlenmiş olabilir. Beslenme açısından özellikle üzerinde durulan grup ultra işlenmiş ürünler. Şekerli içecekler, paketli tatlılar, bazı hazır yemekler, cipsler ve yüksek miktarda yağ, tuz veya şeker içeren ürünler bu grupta yer alabiliyor.
Bu ürünlerin yoğun tüketimi daha yüksek enerji alımıyla ilişkilendirildiği için kilo kontrolünü zorlaştırabiliyor. Cheatham'ın yaptığı değişiklik de yalnızca belirli bir yiyeceği yasaklamak yerine yemek düzenini bütünüyle değiştirmek oldu.
Cheatham'ın ikinci büyük değişikliği spor salonuyla sınırlı değildi. Gün içerisinde daha fazla hareket etmeye başladı ve attığı adımları takip etti. Temel yaklaşımı ise oldukça basitti; Her gün hareket etmek. Bu nokta bilimsel araştırmalarla da desteklenen bir alışkanlık.
Ağırlık antrenmanlarını da rutinine ekleyen kadın, 50'li yaşlarda bu ayrıntı özellikle önemli çünkü yaş ilerledikçe kas kütlesinin korunması giderek daha fazla önem kazanıyor. Direnç egzersizi kas kuvvetini ve kas kütlesini korumaya yardımcı olabiliyor. Aynı zamanda kemik sağlığı ve günlük işlevlerin sürdürülebilmesi açısından da önemli bir egzersiz türü. Cheatham zaman içerisinde kaldırdığı ağırlıkları artırmaya çalıştığını söylüyor.
Tüm bu rutinlere ek olarak, Cheatham her gece yaklaşık 7 ile 8 saat uyumaya özen gösterdiğini anlatıyor. Uyku çoğu kilo verme planında beslenme ve egzersizin gerisinde kalıyor. Oysa yetersiz uyku açlık, tokluk ve ödül sistemleriyle ilişkili süreçleri etkileyebiliyor. Uykusuz bir gecenin ertesi günü yüksek kalorili yiyeceklere yönelmenin daha kolay gelmesi de bundan bağımsız değil. Ayrıca yorgun olduğunuzda egzersiz yapma isteğiniz azalabiliyor ve gün içerisinde daha az hareket edebiliyorsunuz.