Milliyet Anasayfa Pembenar
  • Astroloji
  • Sağlık
  • Güzellik
  • Yazarlar
Menü
Giriş
MİLLİYET ANA SAYFA
  • Astroloji
  • Sağlık
  • Güzellik
  • Yazarlar
Gündem
Dünya
Ekonomi
UzmanPara
Anasayfa Borsa Döviz Altın
Skorer
Anasayfa Fikstür Puan Durumu
Cadde
Pembenar
Yazarlar
Milliyet Tv
Astroloji
Seçim Sonuçları
Son Depremler
Tümü
Milliyet Çocuk Oyun Eğitim Kültür Sanat Milli Piyango Yerel Haberler Pazar Ege Gazete Arşivi Milliyet Rekabet Milliyet Executive Milliyet Arkeoloji Milliyet Mimarlık
Resmi İlanlar
Bize Ulaşın
Künye Reklam Üyelik
  • Twitter icon
  • Instagram icon
  • Youtube icon
  • Tiktok icon
© Copyright 2024 Milliyet.com.tr | Giriş Yaptığınız taktirde kullanım koşullarını ve gizlilik politikasını kabul etmiş olursunuz.
Son Dakika Haberler
Bebek Erkek İsimleri 2024: Keşfedilmemiş, Yeni Nesil, Popüler, Değişik Erkek Bebek İsim Önerileri
  • Paylaş:
  • Twitter icon
Haberler Bebek Haberleri

Erkek İsimleri 2024: Keşfedilmemiş, Yeni Nesil, Popüler, Değişik Erkek Bebek İsim Önerileri

02.01.2024 - 14:02 | Son Güncellenme: 02.01.2024 - 14:02

#erkek isimleri #anlamları #çocuk #bebek
Twitter Linkedin Flipboard Linki Kopyala
Twitter Linkedin Flipboard E-posta Linki Kopyala Yazı Tipi

Erkek bebek sahibi olmaya hazırlanan anne ve baba adaylarının aklına ilk gelen konulardan birisi de isimdir. Bebeklerine isim vermek isteyen ebeveynler anlamlarının da güzel olmasını ister. Anne ve baba adayları çocuklarına hayatı boyunca taşıyacağı ismi verirken çok dikkatli davranmaktadır ve erkek isimleri konusunda derin bir araştırma içerisine girerler. Genellikle erkek bebekler için son dönemler popüler, kulağa hoş gelen ve keşfedilmemiş modern isimler tercih ediliyor.

1/29 Erkek İsimleri 2024: Keşfedilmemiş, Yeni Nesil, Popüler, Değişik Erkek Bebek İsim Önerileri

Anne baba olmaya hazırlanan çiftlerin hamilelik dönemi veya öncesinden en çok düşündüğü konulardan birisi de bebeğe verilecek isimdir. Erkek veya kız çocuğu sahibi olmaya hazırlanan ebeveynler çocuklarını hayat boyu taşıyacağı isme karar verirken seçici davranırlar. Erkek bebek bekleyen çiftlerin çocuklarını verebileceği birbirinden güzel ve anlamlı pek çok isim yer alıyor.

2/29 ‘A’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘A’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Abad: Şen, bayındır, Sonsuz gelecek zamanlar.

Abadın: Ezeli.

Abak: Köylü.

Abakan/Abakay: Bir Türk boyunun adı.

Abakay: Bir Türk boyunun adı

Abamüslüm: İslamiyete inanların ulusu, yücesi.

Abat: Şen, rahat, mutlu olmuş

Abay: Hüner, beceri

Abaza: Kafkaslarda yaşayan bir Türk soyu.

Abbad: Allaha itaat ve ibadet eden, kulluğunu hakkıyla yerine getiren. Yasaklarından kaçınan kişi manasındadır. Abbad b. Bişr. Ashab dan.

Abbas: Sert, çatık kaşlı kimse. 2. Arslan – Abbas b. Abdülmuttalib. Rasûlullah (s.a.s)’ın amcası, Mek­ke’nin fethinde müslüman olmuştur.

Abdal: Derviş, bilgili kişi.

Abdi: Kulluk ve itaat edendir. Kullukla, kölelikle ilgili

Abdulhamit: Hamdolunmuş, övülmüş, bütün varlığın diliyle övülmüş Allah’ın kulu

Abdulkadir: Her şeye gücü ve sözü yeten

Abdullah: Allah’ ın kulu

Abdulrezzak: Yukarıdan gelen ilk kullardan biri

Abdurrahman: Rahmet sahibi olan Allah’ın kulu.

Abduş: “Abdullah” isminin kısaltılarak bir başka söyleniş biçimi.

Abdülalim: Herşeyi bilen Tanrı’nın kulu.

Abdülaziz: En yüce, en değerli olan Allah ın kulu. Büyük ve aziz olan, izzet ve şeref sahibi Al­lah ın kulu. Aziz Allah’ın isimlerindendi r. – Sultan Abdülaziz

Abdülbaki: Her zaman var olan Allah ın kulu. Sonsuz, ebedi olan ve ölmenin kendisi için sözkonusu olmadığı. Allah ın kulu-Allah’ın isimlerinden.

Abdülbari: Yaratan, yaratıcı Allah’ın kulu. Bari ismi, Al­lah ın isimlerindendir. Abd takısı almadan kullanılmaz. Yaratan, yaratıcı olan Allah’ın kulu

Abdülbasir: Her şeyi görüp gözeten ve gizliliğin kendisi için söz konusu olmadığı yüce Allah’ın kulu.Her şeyi görüp anlayan Allah ın kulu.

Abdülbasit: Genişlik, ferahlık ve kolaylık verici olan Al­lah ın kulu. – Allah ın isimlerinden.Rızkı yayıp bollaştıran Allah ın kulu

Abdülbedi: Allah’ın isimlerinden. Bedinin kulu.

Abdülberr: Berr in kulu. Cömert ve ihsan edicinin kulu.Berr, Allah ın isimlerindendir.

Abdülcabbar: Zorlayıcı güce sahip olan Tanrı’nın kulu.

Abdülcebbar: Cebredici, zorlayıcı, kuvvet ve kudret sahi­bi Allah ın kulu. Cebbar, Allah ın isimlerindendir. Zorlayıcı güce sahip olan Allah ın kulu.

Abdülcelil: Büyük, ulu, yüce Allah ın kulu. Celil, Allah ın isimlerindendir. En yüce olan Allah ın kulu

Abdülcemal: Güzellikleri kendinde toplayan Allah ın kulu.

Abdülcevat: Cömert olan Allah ın kulu.

Abdüleelal: Tanrı’nın kulu.

Abdülehad: Şeriki ve ortağı bulunmayan, tek olan Allah ın kulu. Ehad, Allah ın isimlerindendir.

Abdülesed: Aslan ın kulu.- Hz. Rasûlullah (s.a.s) m reddettiği isimlerdendir. Müslümanlar kullanmazlar.

Abdülevvel: Herşeyin evveli, ilk olan, varlığının başlan­gıcı bulunmayan Allah ın kulu.

Abdülezel: Ezelden beri var olan varlığı için başlangıç söz konusu olmayan Allah ın kulu. Ezelden beri var olan Allah ın kulu.

Abdülferid: Tek, eş­siz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, üstün olan. Allah ın kulu.

Abdülferit: Üstün olan Tanrı’nın kulu.

Abdülfettah: Gizli şeyleri açığa çıkaran Allah ın kulu. Zafer kazanmış, üstün gelmiş, fetheden-açan, kullarınının kapalı-müşkil işle­rini açan Allah ın kulu. Allah ın isimlerindendir.

Abdülgaffar: Kulla­rının günahlarını affeden Allah ın ku­lu. Allah ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

Abdülgafur: Bağışlayan, acıyan Tanrı’nın kulu.

Abdülgani: Zengin ve eli açık Tanrı’nın kulu.

Abdülhak: Yüce Tanrının kulu

Abdülhakim: Her şeyi bilen Tanrı’nın kulu.

Abdülhalik: Yaratan Tanrı’nın kulu.

Abdülhalim: Anlayışlı, izanlı Tanrı’nın kulu.

Abdülhamit: Övülen Tanrı’nın kulu.

Abdülkadir: Kudretli ve güçlü olan, Allah`ın kulu.

Abdülkerim: Kerem sahibi, cömert, ulu olan Allah ın kulu.

Abdüllatif: Zenginliğini paylaşan Tanrı’nın kulu.

Abdüllazim: Büyük, yüce, ulu, yüksek.

Abdülmecit: Şan ve şeref sahibi Tanrı’nın kulu.

Abdülmelik: Tüm evrene egemen olan Tanrı’nın kulu.

Abdülmetin: Kudrete sahip Tanrı’nın kulu.

Abdülrezzak: Soylu, gücüne güç katan

Abdülvahap: Eli açık Tanrı’nın kulu.

Abdülvahip: Üstün olan Tanrı’nın kulu.

Abdülvahit: Üstün olan Tanrı’nın kulu.

Abdürrahman: Rahmet sahibi olan Tanrı’nın kulu.

Abdürrauf: Çok merhamet eden, esirgeyen Allah ın kulu. Rauf olan Allah ın kulu.

Abdürreşit: Doğruluğu öğreten Tanrı’nın kulu.

Abdürreşit-Abdürreşid: Allah´ın isimlerinden. Reşid´in kulu, doğru yolu gösteren Allah´nın kulu.

Abdürrezzak: Bütün mahlûkların rızkını veren Allah´ın ku­lu. – Rezzak, Allah´ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz. Tüm yaratıklara rızkını veren Allah´ın kulu.

Abdüssamed-Abdüssamet: Kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah´ın kulu. Kimse­ye hiçbir şeye muhtaç olmayan, Al­lah´ın kulu. – Samed, Allah´ın isimle­rindendir.

Abdüsselâm: Barışçı olan Tanrı´nın kulu Barış, rahatlık, selamete çıkaran, selam eden, zevalsiz ebedi olan Allah´ın ku­lu. – es-Selam kelimesi, Allah´ın isim­lerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılamaz.

Abdüssemi: Her şeyi işiten, duyan Allah´ın kulu. Her şey­den arınmış olarak bütün sesleri, söz­leri ve kelimeleri işitip ayırdeden yü­ce Allah´ın kulu.

Abdüssettar: Günahları örten, gizleyen Allah´ın kulu.

Abdüşşahid: Şahid´in kulu. Görünen ve görünmeyen eşya­nın hepsini görücü ve tasarruf edici olan ve her şeyi müşahade altında bu­lunduran Allah´ın kulu. Şahid, Allah´ın isimlerindendir.

Abdüşşekür: Emrine uyan, yasaklarından sakınan kullarını seven ve çok ikramda bulunan Allah´ın kulu. Şekür, Allah´ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

Abdüzzahir: Varlık ve birliği sonsuz sayıda eserler ve delillerle belli olan Allah´ın kulu. Ez Zahir, Allah´ın isimlerindendir.

Aber: Hz. Nuh´un erkek torunu.

Abgun: Mavi renk. Gök. 2. Parlak. 3. Nişasta

Abıd: Dindar, sofu, din kurallarına bağlı.

Abır: Huzur, barış.

Abid: Dini bütün, dindar, sofu.

Abide: Anıt önemli ve değerli yapıt anlamındadır

Abidin: Dua eden, duacı

Abir: Güzel kokan, mis, güzel koku.

Aborkar: Tutumlu, tutumlu davranan.

Abrek: Yaşadığı toplumun düzenine karşı gelen, savaşçı

Abuşka: Kadının kocasına verilen bir ad.

Abuzer: Altın suyu. Altın suyu misali parlak ve görkemli

Abuzettin: Dindar, din yolunda hızlı giden.

Acabay: Güçlü kuvvetli kişi.

Acabey: Güçlü kuvvetli kişi.

Acahan: Güçlü kuvvetli kişi

Acar: Becerikli, atılgan, ele avuca sığmaz

Acaralp: Yiğit, becerikli, cesur kişi

Acarbay: Zengin, kuvvetli

Acarbey: Güçlü, cesur, atılgan, becerikli kimse.

Acarer: Güçlü, becerikli, gözü pek kimse.

Acarkan: Atılgan, güçlü, kuvvetli

Acarman: Çevik, becerikli, girişken insan.

Acaröz: Özü güçlü, yiğit kimse

Acarsoy: Yiğit soy, güçlü soy

Acartürk: Yiğit Türk, güçlü Türk, gözüpek Türk

Acatay: Güçlü tay

Acem: Açık ve doğru Arapça konuşamayan kimse 2. İran haklarından birine mensup.

Aclan: Yerinde duramayan, aceleci.

Acun: Dünya, varlık

Acunal: Dünyayı kapsayan, dünyayı fetheden; Dünyayı fethet; dünyaya yayıl” anlamında kullanılan bir isimdir.

Acunalp: Dünyaca tanınmış yiğit.

Acuner: Dünya eri, dünya yiğidi

Acunseven: Evreni seven, dünyayı seven

Açıkalın: Alnı açık kimse, temiz kişi

Açıkel: Cömert insan.

Açıker: Doğruluğun, dürüstlüğün savunucusu olan

Açıkgün: Güneşli gün, bulutsuz gün

Ada: Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası.

Adahan: Ada ve han sözlerinden oluşan bir ad.

Adal: Adın yayılsın, ün kazan” manasında.

Adalan: Adı bilinen, tanınan, iyi ünü olan

Adalettin-Adaleddin: Dinin adaleti.

Adalı: Ada halkından olan kimse.

Adalır: Adlanır, ad alır, bilinir

Adamış: Adak yapmış olan kimse.

Adanır: Adı ünlenen kimse.

Adar: Uygur metinlerinde geçen bir Türk adı, olgunluk, erginlik, süre zaman, omuzdaş

Adaş: Adları eş olanlar, aynı adı taşıyanlardan her biri, kardeş, edinilmiş olan, arkadaş

Adem: İyi, temiz insan. İlk insanın adı Hz. Adem

Adıcan: Adı ile sevilen, adı sevgili olan.

Adıgün: Adı aydınlık, gün gibi olan

Adıgüzel: İsmi güzel anlamında.

Adın: El, kimse.

Adınamlı: İsmiyle ünlü olan.

Adısanlı: İsmiyle ünlü olan.

Adısoylu: İsminin çok elit olduğu anlamında.

Adısönmez: Adı sürekli olarak yaşar, adı sürer gider, kuşaktan kuşağa sürer.

Adıvar: Adı yok değil adsız değil, adlandırılmış.

Adıyahşi: İsmi güzel anlamında.

Adil: Adaletli

Adilhan: Doğruluğun, Hakkın Hükümdarı.

Adin: Cennet

Adiyan: Bervari ilçesi halkından kabile.

Adlı: Zamir

Adlığ: Adı var, adı sanı bilinen, tanınmış ünlü

Adnan: Cennette ölümsüzlüğe kavuşan kişidir. Bir yere yerleşip ikamet eden kişi manasındadır ayrıca.

Adni: Cennetlik insan

Adsay: Moğol hakanlarından biri

Adsız: Adı olmayan, isimsiz

Adsoy: İsmi soyunu ifade ediyor anlamında.

Aduşan: Ateş, alev

Afacan: Ele avuca sığmaz, çok zeki.

Afer: Çok beyaz, bembeyaz.

Affan: Kendini kötülüklerden uzak tutan

Afgan: Çabuk sinirlenen.

Afif: Temiz, namuslu.

Afra: Beyaz toprak. 2. Ayın 13. gecesi.

Afrin: Suriye'de bir şehir

Afşin: Zırh, silah

Aga: Haber, bilgili kişi, bilen.

Agah: Bilgili, uyanık

Agâh: Bilgili, uyanık

Ager: Temiz, doğru kimse

Agıl: Akıl, zeki.

Agid: Yiğit, güçlü, yürekli.

Agir: Ateş.

Agra: Çok sevimli, çok yakışıklı.

Ağa: Ağabey, köy ve kasabalarda büyük toprak sahibi olan Varlıklı kimse

Ağababa: Bir yerde sözü geçen ve ileri gelen kimse.

Ağabay: Ağa ve çok varsıl kimse

Ağabey: Ağa, çok varsıl, güçlü kişi.

Ağacan: Cömert, içten kimse.

Ağahan: Ağaların ağası.

Ağakan: Ağa soyundan gelme.

Ağan: Geceleri gökte, ara sıra, hızla akıp gittiği görülen ışıklı nokta, göktaşı, akanyıldız

Ağaner: Akanyıldız gibi güzel er, akaner

Ağansoy: Yüksek soylu.

Ağaoğlu: Saygı duyulan birinin oğlu. 2. Beyzade.

Ağar: Sadık kişi.

Ağarantan: Sabahın erken vakti, tan vakti

Ağca: Çok beyaz, apak

Ağcabey: Temiz ve kişilikli insan.

Ağçelik: Çok iyi su verilmiş, çelik, ak çelik

Ağer: Temiz kişi, temiz erkek, ak er

Ağırtaş: Ağırlığı çok olan taş, ağırbaşlı kimse

Ahen: Demir gibi sert.

Ahıska: Gürcistan’da bir kent.

Ahi: Dost canlısı. 2.Erkek kardeş. 3. Eli açık, cömert.

Ahlas: Saf, halis, karışımsız. 2. İyi yürekli, temiz kimse. 3. Kur´anî ıstılahta, Allah´a halis olarak yönelip ihlaslılıkta ileri bir dereceye varmış kul.

Ahmed: Çok, en çok övülmüş, methedilmiş kimse manasındadır. Kur’an-ı Kerim’de Saf suresinin 2. ayetinde

Ahmet: Övgüye değer.

Ahter: Yıldız.

Ahves: Cesur, kahraman, yiğit.

Aka: Saygıdeğer kimse, ağa

Akabay: Varlıklı kimse, ağa

Akabey: Varlıklı kimse, ağa ve bey

Akad: Soyluluk, Onurlu bir kişiliğe sahip olmak

Akadlı: Adı ak, soyu temiz

Akagündüz: Asıl adı Enis Avni olan bir yazarımızın takma adı

Akal: Akal

Akalan: Ak alan, ak meydan, beyaz alan

Akalın: Temiz alın, açık alın, ak alın.

Akalp: Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.

Akam: Etki, sonuç, vargı.

Akan: Akıp gitmekte olan

Akaner: Akıp giden yiğit

Akansel: Akan, uzun mesafeden sonra denize dökülen su.

Akansu: Akıp giden su

Akant: Temiz, dürüst, sözünün eri.

Akar: Akmak eylemini yapar

Akarca: Akıp giden su, akan su, akarsu

Akarçay: Akıp giden su, akıp giden çay

Akarsel: Akıp giden sel

Akarsoy: Soyun devam etmesi.

Akartuna: Tuna gibi gürül gürül akan.

Akartürk: Akıp giden Türk.

Akasoy: Ağa soylu, soyunda ağalık bulunan kimse ağa soyu

Akata: Temiz ata, namuslu ata, lekesiz ata

Akatay: Temiz ve herkesçe bilinen kimse

Akay: Dolunay, ayın ondördü.

Akaydın: Aydınlık, temiz

Akba: Sazlık, bataklık, ağba

Akbal: Beyaz, temiz, bal gibi.

Akbaran: Ak güç

Akbaş: Tane tutamamış ekin, başağı, bir tür ak buğday, şahinden büyük bir av kuşu

Akbaşak: İnce sık yapraklı, beyaz çiçekli bir bitki.

Akbatu: Yiğit erkek

Akbatur: Namuslu ve yiğit

Akbay: Namuslu ve varsıl, Mısır Türk Kölemenlerinden bir kişi.

Akbayar: Namuslu, temiz ve yüce

Akbeğ: Namuslu ve varsıl, akbay, ak bey

Akbek: Namuslu ve varsıl

Akbel: Ak, beyaz, ile "bir dağın iki tepesi arasında geçit veren çukurca yer anlamına gelen "bel" sözcüğünden gelmektedir

Akbey: Temiz ve güvenilir kişi.

Akbilge: Bilge, temiz bilge

Akbora: Ak yel, ak fırtına

Akboy: Temiz ve güvenilir bir soydan gelen.

Akbudak: Ak renkli budak

Akbulut: Beyaz bulut

Akburç: Ak renkli kale burcu

Akburçak: Bir metre boyu olabilen bir burçak türü

Akcebe: Savaşlarda kullanılan beyaz zırh

Akçakaya: Oldukça ak renkli kaya, beyazca kaya

Akçakıl: Ak renkte küçük taş, akarsu kıyılarındaki ak renkli küçük taş

Akçal: Ak renge yakın, beyaza yakın beyaza çalan

Akçalı: Para ile ilgili, parası olan zengin

Akçar: Temiz ruhlu.

Akçasu: Duru su, ak su

Akçay: Duru çay, ak su

Akçıl: Beyaza yakın, beyazı çok, içinde ak renk bulunan, kırçıl

Akçınar: Bir çınar türü

Akçit: Aydınlık yüz, ışıklı yüz

Akdağ: Ak renkli dağ. 2. Kar kaplı dağ.

Akdal: Beyaz dal

Akdamar: Beyaz damar, akan damar

Akdemir: Demir gibi güçlü

Akdeniz: Ülkemizin güneyindeki deniz

Akdik: Ak renkte ve dik

Akdiken: Gövemeriği ya da geyik dikeni de denilen bir bitki alıç

Akdil: İyi, güzel konuşan

Akdoğ: Doğ ve ak git

Akdoğan: Kıvrık ve kısa gagalı, yırtıcı bir kuş.

Akdoğdu: Tertemiz doğan

Akdoğmuş: Akça pakça doğmuş, beyaz tenli doğmuş

Akdoğu: Beyaz şafak, ak ışıklı doğu.

Akdora: Ak renkte dağ tepesi, ak doruk

Akdoru: Karla kaplı zirve.

Akdoruk: Beyaz renkte, ağaçsız dağ tepesi

Akduman: Beyaz duman

Akdur: Akıp git ve dur, akıp dur

Akel: Güvenilir kişi anlamındadır bunun yanında doğru, dürüst işler yapan kişi

Aker: Dürüst, er kişi.

Akergin: Ak ve olgun

Akerman: Soylu kişi

Akersan: Yiğit sanlı

Akersoy: Yiğit soylu, dürüst, namuslu

Akgil: Soyu temiz olan

Akgiray: Temiz ve yaraşır

Akgüç: Namuslu ve güçlü

Akgün: Sevinçli gün

Akgündüz: Aydınlık gündüz.

Akgüner: Aydınlık sabah vakti

Akhan: Ak soylu han

Akı: Yiğit, ağa, kardeş, eli açık

Akıalp: Eli açık, yiğit, yiğitler yiğidi

Akıl: Zeka.

Akıman: Eli açık, yiğit, yiğit kimse

Akın: Her engeli aşan, güçlüklerden yılmayan, hızlı hareket kabiliyetine sahip

Akınal: Saldır ve kazan.

Akınalp: Akın eden yiğit. Yiğit.

Akıner: Akın eri, akın yapan er

Akıneri: Akın yapan yiğit, akıncı yiğit

Akınsoy: Savaşçı soyu.

Akıntan: Tan vakti, tanyeri ağarırken yapılan akın

Akıntürk: Akıncı Türkler.

Akış: Akma eylemi

Akif: Bir şeyde sebat eden. 2. İbadet eden, ibadet maksadıyla mübarek bir yere çekilen. İ’tikafa giren.

Akil: Akıllı, Rüştünü kanıtlama konumuna gelmiş, yaptıklarının farkında olan.

Akimaş: Şelale

Akkan: Soyu temiz insan.

Akkaş: Beyaz renkli yeşim taşı

Akkaya: Beyaz kaya.

Akkerman: Yüksek burçları olan kale .

Akkılıç: Kirlenmemiş kılıç.

Akkın: Arzulu, aşık.

Akköz: Ak renkte göz, ak kor

Akkurt: Beyaz renkli kurt.

Akkuş: Yırtıcı bir kuş türü.

Aklan: Hızlı akan derecik

Akman: Temiz, beyaz, güzel insan.

Akmaner: Lekesiz yiğit, ak alınlı kimse

Akmeriç: Duru akan Meriç.

Akozan: İçten, duygulu şair.

Akönder: Güvenilir lider.

Aköz: Özü ak, temiz

Akpolat: Temiz, güçlü kuvvetli kişi.

Aksal: birçok kalın direğin yan yana bağlanmasıyla yapılan, düz ve korkuluksuz Deniz ya da ırmak taşıtı.

Aksan: Temiz, lekesiz ün.

Aksay: Ak renkte yassı taş, boz renkli kayalık yer.

Aksoy: Temiz soy, lekesiz soy.

Aksun: Temizlik, dürüstlük, veren.

Aksungur: Atmacaya benzeyen bir kuş, akdoğan

Akşın: Teni ve kılları ak renkli kimse

Akşit: Kutlu, uğurlu. Ak güneş, nur, aydınlık.

Aktan: Aydınlık sabah manasındadır. Güneşin ağırma vakti.

Aktaş: Beyaz taş, kireçtaşı.

Aktay: Beyaz renkli at.

Aktekin: Parlak, görkemli, temiz huylu.

Aktemür: Beyaz demir.

Akter: Beyaz ter

Aktimur: Dövme demir, akdemir

Aktolga: Ak kargı

Aktöre: Ahlakçı

Aktuğ: Değerli, önemli.

Aktuna: Duru, berrak akan Tuna nehri.

Aktunç: Beyaz tunç.

Aktün: Aydınlık gece, ışıklı gece

Aktürk: Beyaz, temiz Türk.

Akünal: Temiz ün sahibi olan

Akyel: Güneyden esen yel, lodos, (kimi yerde) doğudan esen yel, (kimi yerlerde) kuzeyden esen yel, poyraz

Akyiğit: Temiz ve güvenilir kişi.

Akyol: Dürüstlüğün yolu.

Akyurt: İyi ve güzel bir vatan.

Akyürek: Yüreği temiz olan, içten yürekli.

Akyüz: Dürüstlüğü yüzüne vurmuş olan kişi.

Ala: Karışık renkli, çok renkli, alaca. 3. Kekliğin boynundaki siyah halka.

Alaaddin: Dinin yücesi, ulusu, büyüğü. Dini yüceltmek için din uğruna çalışan kimse.

Alaatin: Dini yükseltmek, yüceltmek için çalışan

Alacan: Renkli kişiliği olan.

Aladoğan: Bir kuş türü.

Alakoç: Kürkü karışık renkli olan koç.

Alakurt: Derisi karışık renkli olan kurt.

Alakuş: Tavus kuşu.

Alaner: Alan eri, meydan yiğidi

Alangu: Altın geyik

Alasay: Kişiliğiyle çevresinde saygı uyandıran.

Alasoy: Çok renkli bir soydan gelen.

Alatan: Seher vakti rengi.

Alataş: Karışık renkli taşlar

Alatay: Karışık renkli tay.

Alatürk: Çok renkli bir kişiliğe sahip olan.

Alaz: Ateş

Albora: Kırmızı fırtına.

Alcan: Yürekli, cesur

Alçın: Kırmızıya çalan küçük bir kuş

Alçin: Kızıl ve parlak renkli küçük bir kuş.

Aldemir: Ateşte ısıtılıp kırmızı hale getirilen demir Al-Demir.

Aldoğan: Bir tür doğan

Alem: Dünya, cihan, halk.

Alemdar: Bayrak taşıyan, bayraktar anlamındadır. Önder.

Alen: Ermenice kökenlidir. Saygınlık başarı anlamlarında

Algan: Fetihler yapan.

Algın: Sevdalı, tutkun, vurgun, âşık, güçlü, dolgun, keskin, iyi, güzel

Algur: Sakinlik, sessizlik.

Algün: Kızıl gün, al renkli Güneş

Alhan: Al renkli prens

Alışık: Kırmızı renkli ışık.

Ali: Yüce, üstün, yüksek

Alican: Yüce olan can

Aligir: Yandaş, taraftar

Alikan: Hizan’da yaşayan Kürt aşireti.

Alim: Bilen bilgili, çok okumuş kişi manasındadır.

Alinur: Işık saçan yüce kişi.

Aliş: Ali adının sevecenlik verilmiş biçimi.

Alişah: Ulu hükümdar.

Alişan: Ünü büyük.

Aliyan: Nusaybin, cizre arasında yaşayan.

Aliyar: Yar, dost, sevgili anlamlarını taşır. Bunun yanında birleşik isimdir

Alkan: Kırmızı kan, soylu.

Alkım: Gökkuşağı

Alkın: Korkusuz, yiğit, kızıl kın.

Alkin: Korkusuz ve kin dolu.

Alkor: Kıpkırmızı ateş, kızıl köz

Alkun: El gün, herkes

Allahverdi: Allah’ın inayetiyle anlamında.

Aloz: Haşin kimse.

Alp: Yiğit bir sıfat, kahraman anlamı taşır.

Alpagu/Alpagut: Tek başına düşmanla savaşan kahraman. 2. Eski Türklerde kurda verilen bir ad.

Alpagut: Mal mülk sahibi, çiftlik sahibi, kurt seçkin yiğit

Alpağan: Yiğit

Alpak: Cesaret sahibi, kahraman kişi.

Alpan: Etrüsk mitolojisinde bir tanrıça. Aşk tanrıçası, yeraltı tanrısı

Alpar: Yiğit, kahraman, yiğit er, alp er, yiğit kişi

Alparslan: Korkusuz, yiğit, Soylu, aslan gibi anlamında

Alparslan/Alpaslan: Kahramanlar kahramanı.

Alpartun: Yiğit ve onurlu

Alpas: Kızıl pas al renkli pas

Alpaslan: Aslan gib yiğit

Alpat: Yiğit al

Alpay: Güçlü, cesur

Alpaydın: Yiğit ve aydınlık, yiğit ve bilgili yiğit ve aydın

Alpayer: Güçlü ve delikanlı olan.

Alpbilge: Güçlü ve aynı zamanda da akıllı olan kişi.

Alpçetin: Yiğit ve çetin kişi

Alpdemir: Yiğit ve demir gibi

Alpdoğan: Cesur doğan

Alper: Yiğit kişi

Alperen: Yiğit ve ermiş kişi.

Alpergin: Yiğit ve ergin, yiğit ve olgun

Alpermiş: Yiğit ve ermiş kişi

Alpertunga: Bir Türk destanı kahramanı.

Alpgiray: Kırım hanlarından, "Giray" Kırım hanlarına verilen bir ünvan

Alphan: Yiğit han.

Alphun: Yiğit.

Alpkan: Yiğit, yiğit kanlı, soyca yiğit olan

Alpkartal: Yiğit kartal.

Alpkutlu: Yiğit ve uğurlu, uğurlu yiğit

Alpman: Yiğit kimse

Alpsoy: Soyca yiğit olan.

Alpsu: Yiğit ve su gibi.

Alpsü: Yiğit asker, yiğit subay, yiğit er

Alptekin: Yalnız ve uğurlu cesur kişi

Alptuğ: Yiğit tuğu, yiğitlik simgesi.

Alptuğrul: Yiğit alıcı kuş, yiğit doğan

Alpyürek: Yüreğinde yiğitlik, bulunan.

Alsan: Yiğitlik sanı.

Alsoy: Soyu sıcak insanlardan oluşan.

Altan: Altın

Altaner: Kızıl tan eri, kızıl şafak yiğidi, altın renkli şafak

Altar: Tapınaklarda üzerinde dini törenler yapılan taş, masa

Altaş: Kızıl renkli taş.

Altay: Asya’da Batı Sibirya ile Moğolistan’ı ayıran dağlık alan.

Altemur: Kırmızı demir

Altemür: Kızıl renginde demir.

Altınbaran: Altın gibi kıymetli.

Altınel: Altın gibi kişiliğe sahip olan.

Altıner: Altın gibi değerli kimse

Altınhan: Çok değerli kahraman.

Altınkaya: Altın gibi parıldayan kaya.

Altınkılıç: Altın gibi kıymetli kılıç.

Altınok: Altın gibi kıymetli ok.

Altınöz: Özü altın gibi olan kimse

Altınsoy: Değerli bir soydan gelen.

Altıntuğ: Çok değerli tuğ

Altmay: Altın gibi değerli ve ay gibi ışıklı.

Altuğ: Kırmızı tüy.

Altuna: Kızıl renkli Tuna.

Altunç: Kızıl tunç.

Altuner: Çok değerli kimse, altın yiğit.

Alvin: Soylu arkadaş.

Alya: (Arapça.) Er. Yüksek yer, yük­seklik. 2. Gök, sema.

Amade: Hazır, istenen, dilek.

Amber: Güzel koku. 2. Güzellerin saçı.

Amil: Faal olan

Amir: Devlete ait, şenlendiren

Ammar: İlk Müslüman olanlardan

Anak: Kibar, zarif bey. 2. Soyu temiz olan.

Anapa: Temel, esas, köken.

Andaç: Ajanda, hatırlatıcı. 2. Anılar, hatıralar.

Andak: Ak ant, temiz yemin, diken, sellerin oyduğu yar

Andarkan: Ateşin efendisi, eski Kırgızlarda bir bitki tanrıçası

Anday: And içmek, yemin etmek

Andıç: Anılar, armağan, hediye.

Anı: Yaşanmış olgulardan belleğin sakladığı her türlü iz, bir olguyu anımsatan şey, hatıra

Anıl: Amaç, maksat.

Anıt: Abide

Anlı: Namı yürümüş olan.

Ansıma: Hatırlanmayı beklemek.

Ant: Yemin, söz verme.

Anter: Arap edebiyatında kahraman.

Anya: Kutsal kitapta adı geçen İsrail peygamberi

Apa: Büyük kız kardeş, abla

Apan: Aniden

Apaydın: Işıklar içinde, çok aydınlık

Ape: Amca, büyük.

Ar: Ateş .

Arabul: Arabuluculuk yap, iki yanın arasını bul, ara ve bul

Araf: Cennet ve cehennem arasındaki yer.

Arafat: Mekke'de bir tepenin adı

Aral: Büyük bir göl

Aram: Sakin, huzurlu.

Aran: Sıcak yer, ova, ılımlı yer. At ahırı.

Aras: Kalın Yün, At kılı anlamında (Aras nehri)

Arat: Yürekli cesur

Araz: İşaret, alamet

Arbas: Çok güçlü erkek

Arbaş: Mavi gözlü ve sarı saçlı erkek, yaramaz

Arbay: Mütevazi insan.

Arca: Çam ağacı, temiz

Arcan: Temiz saf, namuslu

Arda: Asa, işaret için dikilen değnek. Ardıl, sonra gelen, halife.

Ardakan: Arda nehri civarındakilerin soyu

Ardıç: Güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen bir ağaç, dağ servisi, çamgillerden kokulu bir ot

Ardıl: Arkadan gelen, sonra gelen (ilk ya da birkaç çocuktan sonra doğan), öncekinden sonra, ardından gelen

Ardil: Yürek ateşi.

Aref: Pek maruf, fazlaca bilinen. Arif, anlayışlı ve bilgili

Arel: Dürüst ve temiz kimse.

Aren: Kum tanesi.

Arer: Temiz ve güvenilir kişi.

Ares: Mitolojide geçen savaş tanrısı

Argın: Yorgun, bitkin

Argon: Ateş rengi.

Arguç: Gururlu.

Argun: İlhanlı hükümdarlarından biri

Argüden: Erdemlilik peşinde olan.

Argüder: Erdemlilik peşinde olan.

Argün: Temiz gün, günlük güneşlik, yaşama sevinci veren gün.

Arhan: Temiz han, temiz yönetici, yiğit han

Arıbal: Arının yaptığı bal, arı balı, tatlı kimse, hoş kimse, katışıksız, bal, temiz bal, saf bal

Arıbaş: Temiz kimse, çalışkan kimse, arı gibi çalışan baş

Arıca: Temizce arı gibi

Arıcan: Temiz kimse.

Arıç: Dirlik, düzenlik, barış

Arıel: Dürüst, temiz kimse, temiz elli

Arıer: Temiz er, katışıksız, er, temiz kimse

Arığ: Arı, temiz, saf, katışıksız, eti yağı erimiş, arık zayıf

Arık: Eti yağı erimiş, zayıf

Arıkal: Temiz kal

Arıkan: Saf kan, temiz kan, soylu kan.

Arıkar: Yardım, yardımcı.

Arıker: Temiz kimse, çelimsiz erkek

Arıkut: Temiz ve kutlu

Arıman: Dürüst ve temiz kişi

Arısal: Arı gibi çalışkan

Arısan: Adı, sanı temiz kimse

Arısoy: Temiz soy, soyu temiz kimse

Arış: Kağnı otu

Arıt: Arınmasını sağla, temiz bir duruma getir, arılaştır

Arıtan: Temiz bir duruma getiren, temizleyen

Arıtaş: Temiz taş

Arıyüz: Temiz yüz, temiz yüzlü

Ari: İran’dan geçerek Kuzey Hindistan’a yerleşen halk veya bu halktan olan kimse.

Arif: Bilen, bilgili

Aril: Temizlenmek, tohum zarı.

Arin: Temiz, saf

Arjen: Volkan alevi

Arjin: Yaşam ateşi, yiğit.

Arkadaş: Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kişilerden her biri, bir işte birlikte bulunanlardan her biri

Arkan: Arı kan, temiz kan, soylu kan

Arkın: Arkada, geride olan, ağır, yavaş, sakin dingin

Arkış: Haberci. 2.Kervan.

Arkoç: Temiz ve güçlü.

Arkun: Yavaş, geri kalan.

Arkut: Temiz ve uğurlu arı ve kutlu

Arma: Yelken takımı, halat, ip, seren, 2. Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin sembolü olarak kabul

Armağan: Birini sevindirmek, mutlu etmek için verilen şey, hediye. 2. Ödül. 3. Bağış, ihsan.

Arman: İstek, amaç, dürüst, temiz insan, arı insan.

Armanç: Hedef.

Armin: Özgürlük ve barış yanlısı.

Arol: Arı ol, çalışkan ol

Arpad: Arpacık.

Arpağ: Büyü sihir

Arpak: Büyü, sihir.

Arpat: Hun Uygur halkının önderi. Arpatlar hanedanının kurucusu.

Arpınar: Su gibi temiz.

Arsan: Temiz adlı

Arsen: Kurtuluş, özgürlük.

Arslan: Güçlü, yırtıcı.

Arslaner: Aslaner

Arsoy: Arısoy

Artaç: Utanma duygusunu baş tacı eden

Artam: iyilikçilik, doğruluk, erdem.

Artanç: ince ruhlu, duyarlı, sanatkar.

Artemis: Orman ve savaş tanrıçası

Artuç: Ucuna sivri demir eklenmiş mızrak.

Artuk: Artmış olan, artan, üstün, ünlü Selçuklu emiri

Artun: Kendine güvenen, onurlu, ağırbaşlı.

Artunç: Arı tunç, katışıksız tunç.

Aru: Arı, katışıksız

Arukan: Soylu kan, temiz kan, arı kan

Arya: Operalarda solistlerden birinin orkestra eşliğinde söylediği, genellikle kendi içinde bütünlüğü olan parça.

Aryüz: Arı yüz, temiz yüzlü

Arzık: Dine çok bağlı kimse, uysal, iyi huylu

Arzüdar: istekli.

Asaf: Vezir. 2. Erdem, ileri görüşlülük, yönetimde başarı. hz. süleyman’ın ünlü veziri. süleyman (a.s.)’ın en çok güvendiği kişiydi. Neml suresinde anlatılanlar Asaf üzerine yorumlandı, daha sonra padişahın vezirlerine Asaf unvanı verildi.

Asal: Bir şeyde öğe olan, temel

Asan: Rahat.

Asar: Vezir, nazır, bakan.

Asgar: Küçük, ufak

Asıf: Çok şiddetli esen rüzgâr

Asıl: Başlıca, başta gelen, bir şeyin kendisi, başkası değil, kök, köken, gerçeklik

Asım: Temiz, namuslu, sağlam karakterli.

Asi: Başkaldırıcı, dikbaşlı.

Asil: Yüksek duygularla hareket eden kişi; soyu sopu belli, sağlam soylu kişi demektir.

Aslan: Gürbüz, cesur, yiğit adam

Aslaner: Yiğit erkek, yiğit kimse, aslan gibi kimse

Aslanhan: Aslanların aslanı.

Asli: Asıl, tek.

Asrın: Bu asıra ait, bu devire uygun

Asri: Modern.

Asur: Mezopotamya’da bir devlet ve bu devletin halkı.

Asutay: Yaramaz, huysuz tay, yaramaz çocuk

Aşan: Öte yana geçip giden, yüksek bir yerin, ötesine geçen, Uygur yazıtlarında geçen bir ad

Aşar: Aşıp gider, öte yana geçer

Aşık: Bir kimseye veya bir şeye karşı aşırı sevgi ve bağlılık duyan, vurgun, tutkun kimse.

Aşir: Samimi dost, arkadaş

Aşkan: Renk, beniz

Aşkın: Ölçüyü kaçırmış olan, coşkun. 2. Muadillerinden yeğ, üstün. 3. Fazla

Aşkınay: Ay’ın çok değişik ve çok güzel görünmesi.

Aşkıner: Üstün er, üstün kimse

Ata: Soy

Atabay: Saygıdeğer ve varsıl kimse, Seçuklu döneminde bir unvan, atabey

Atabek: Selçuklu döneminde şehzadeleri eğiten kimse.

Ataberk: Selçuklu Devleti’nde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli şahıs, lala.

Atabey: Selçuklularda şehzadeleri eğitmekle görevli kişilere verilen ünvan24

Atacan: Hoşgörüsü olan kimse, babacan.

Ataç: Atalardan sürüp gelen

Atadan: Atalardan sürüp gelen, ataç

Ataeli: Ata yurdu, ataların doğup büyüdüğü, yaşadığı yer

Atagün: Büyüklerin günü.

Atahan: Büyük yönetici, ata durumundaki han.

Atak: Atılgan yiğit, yürekli

Atakan: Atasının kanını taşıyan, atasının kanından gelen gücü barındıran88

Ataker: Atılgan yiğit, atılgan ve yiğit

Atakol: Atılgan ol

Atakul: Ataya kul, ataya kul olan, ata kulu, lala

Atakurt: Kurt soyundan gelen.

Atalay: Kolaylıkla ileri atılabilen, cesur kimse

Atalay/ Atılay: Kolaylıkla ileri atılabilen, cesur kimse

Ataman: Kazak lideri

Atamer: Benim atam er kişidir, yiğit atam.

Ataner: Senin atan er kişidir, yiğittir

Atanur: Atasından aldığı nuru taşıyan.

Ataol: Gelecek kuşaklara baba, ata olasın

Ataöv: Atalar seni övsün

Atar: İleriye fırlatır. 2.Gücü yeten.

Atasagun: Hekimlerin babası, atası

Atasan: Soyuyla ünlü olan, övünen kişi.

Atasay: Atayı say, ataya saygı göster

Atasev: Atayı, ataları, babayı sev

Ataseven: Atasını, babasını seven

Atasever: Atalarını seven kimse.

Atasevin: Atalarınla sevin

Atasoy: Ata soyu, atadan

Atasöz: Büyük sözü dinleyen.

Atasü: Asker babası, asker atası

Ataullah: Allah'ın hediye ettiği ilk erkek çocuk, Allah'ın bağışladığı, hediye ettiği, ihsanı, lütfü

Atay: Herkesçe bilinen, tanınmış, ünlü

Ateş: Yanıcı maddelerin yanmasıyla ısı ve ışığın ortaya çıkması

Atıf: Eğilimli, birine şefkatle eğilen, sevgi duyan / Bir şeye yönlendirilen

Atıl: Fırla

Atılay: Kolaylıkla ileri atılabilen, cesur kimse

Atılgan: Güçlüklerden ve tehlikelerden yılmayarak daima ileriye atılan, Girişken, tez canlı

Atılhan: Dinamik hükümdar.

Atım: Atılan bir şeyin gidebildiği uzaklık

Atınç: Atılgan, atak

Atik: Çok hızlı davranan, çevik

Atilla: Hunların “Tanrının Kırbacı” denilen büyük hükümdarı

Atlan: Ata bin, at sahibi ol

Atlas: Üstü ipek, altı pamuk kumaş, büyük harita.

Atlı: Atı olan, iyi bir adı bulunan, ünlü, tanınmış, adlı

Atlığ: Namlı, şöhretli.

Atlıhan: Atlı yönetici.

Attila: Hun imparatoru

Atuf: Birine sevgisi olan, sevgi duyan. Allah’a karşı sevgi duyan

Avar: Orta Avrupa’da yaşamış bir Türk boyu.

Avcı: Avlanmayı seven veya avı kendine iş edinen kişi. 2. Bir şeyi büyük bir istekle izleyen ve bulup ortaya çıkaran tanıtan kimse.

Avedis: İyi haber getiren kişi

Aver: Sert ve dik bakışlı kişi.

Avni: Yardım etmek, yardımda bulunmak, yardımla ilgili

Avşar: Bir Türkmen boyu.

Avunç: Teselli, avunma.

Ay Temiz: Ay gibi berrak ve temiz olan.

Ay Timur: Ay gibi ışıltılı ve demir gibi sağlam.

Ayalp: Ay gibi güzel ve yiğit.

Ayanç: Saygı

Ayas: Duru ve dingin havada çıkan kuru soğuk, ayaz

Ayata: Eski Türklerin inanışına göre gökyüzünün ikinci katında oturan tanrı, Ay tanrısı

Ayaydın: Çok aydınlık, ay gibi aydınlık, ay ışığı

Ayaz: Duru ve dingin havada çıkan kuru soğuk, bulutsuz ve Ay ışıklı gecede Çıkan soğuk.

Ayaz Ada: Soğuk ve durgun hava

Aybala: Ay gibi çocuk, Ay gibi parlak ve güzel çocuk.

Aybar: İnsanda saygı uyandıran görünüş, görkem

Aybars: Ay gibi parlak vegüzel, pars gibi yırtıcı.

Aybay: Ay kadar güzel ve zengin

Aybek: Hindistan komutanı.

Ayberk: Güçlü

Aybey: Ay gibi doğan erkek, bey

Aybora: Ay kadar güzel, fırtına kadar yıkıcı, ay ve fırtına

Ayca: Yüzü ay gibi aydınlık ve güzel olan

Ayçetin: Ay kadar güzel ve çetin.

Aydar: Perçem, Manas destanındaki kahraman.

Aydemir: Demir kadar sert kimse manasındadır.

Aydın: Bilge.

Aydınalp: Aydınlık ve yiğit.

Aydınay: Ay’ın çok parlak hali.

Aydınbay: Saygın ve de bilgili olan kimse.

Aydınbey: Saygın ve de bilgili olan kimse, bilge kişi.

Aydınel: Aydınlık yer, ışıklı yer.

Aydıner: Aydınlık yüzlü kimse.

Aydınol: Okumuş ve bilgili biri ol.

Aydıntan: Işıklı sabah vakti, aydınlık sabah vakti

Aydıntuğ: Üzerine ışık düşmüş tuğ.

Aydınyol: Doğruyol.

Aydinç: Ay gibi güzel, ışıklı ve dinç.

Aydoğan: Ay gibi doğmuş olan.

Aydoğdu: Ay gibi doğmuş olan, ay gibi doğan

Aydoğmuş: Ay gibi doğmuş, ay kadar güzel olan

Aydolun: Dolunay gibi.

Ayet: Kuran surelerindeki cümlelerin her biri.

Aygün: Ay gibi parlak ve ışıklı güzel gün

Ayhan: Büyük hükümdar

Ayık: Anlayışlı, uyanık, açıkgöz, zeki

Aykaç: Güzel söz söyleyen, ozan

Aykal: Aydınlık kal.

Aykan: Kanı ay gibi parlak ve temiz Ay Kanlı.

Aykın: Işıltılı kın.

Aykul: Ay gibi kutlu, ay kadar uğurlu

Aykurt: Üzerine ay ışıltısı düşmüş kurt.

Aykut: Ay gibi uğurlu.

Aykutalp: Uğurlu, cesaretli.

Aykutlu: Ay gibi güzel ve uğurlu, uğurlu ay

Ayman: Ay gibi güzel kimse

Aymete: Hun İmparatoru Mete’nin bir adı.

Aymutlu: Ay gibi güzel ve mutlu.

Aypar: Görkem, saygı uyandıran görünüş, aybar

Aypars: Ay gibi güzel ve pars gibi yırtıcı

Aypolat: Ay gibi güzel ve polat gibi sağlam.

Aysal: Ayla ilişkili, ay gibi.

Aysar: Ayın etkisiyle huyu değişen kimse

Aysoy: Aydınlık soydan gelen.

Aysungur: Ay gibi güzel, sungur, gibi, akdoğan gibi avlayıcı kimse

Aytaç: Başında ay gibi ışıklı taç bulunan.

Aytar: Olanları bildiren, haber veren

Aytek: Ay gibi.

Aytekin: Ay gibi parlak ve biricik. Çok değerli.

Aytemur: Ay gibi güzel ve demir gibi sağlam

Aytok: Ay gibi güzel ve tok

Aytolun: Dolunay.

Aytop: Yuvarlak ay, nurtopu gibi

Aytuğ: Mızrağın ucuna yapılmış ayın üstüne yapılan tüy.

Aytuna: Ay gibi güzel ve Tuna Irmağı gibi görkemli.

Aytunca: Ay gibi güzel ve Tunca Irmağı gibi görkemli

Aytunç: Ay gibi güzel ve tunç gibi sağlam.

Aytün: Aylı gece

Aytürk: Ay gibi güzel ve Türk gibi güçlü

Ayvaz: koca, eş. Güzel, yakışıklı.

Ayyüce: Yücelerdeki Ay

Azad: Bağımsız olan.

Azadi: Bağımsızlık, özgürlük.

Azam: En büyük, ulu.

Azamet: Büyüklük, ululuk, Yücelik. 2. Gurur. 3. Görkem, heybet. 4. Çalım, kurum. 5. Debdebe.

Azametdin: Dinin yüceliği.

Azat: Özgür, kimseye bağlı olmayan.

Azem: Arkadaş. dost.

Azer: Ateş

Azim: Bir şeyler yapmak için kararlı kişi, azmeden, azimli

Aziz: Onur sahibi yüce, Saygıdeğer, Manevi gücü çok üstün

Azmi: Kemikli, kemikle ilgili, azim sahibi

Aznavur: Cesur, kahraman, yiğit.

Azrak: Çok az bulunur, değerli

 

3/29 ‘B’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘B’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Babacan: Cana yakın, olgun, güvenilir kimse.

Babaç: Azameti olan, gösterişli.

Babayiğit: Güçlü kuvvetli. 2. Mert, korkusuz adam, kabadayı. 3. Bir girişimde kendine güvenebilecek

Babek: Kafkas kökenli ayaklanma kahramanı

Babür: Hindistan aslanı

Babürşah: Moğol Devleti'ni kuran hükümdar

Badak: Ufak tefek, ufak yapılı

Badakalp: Ufak tefek yiğit

Badi: Rüzgarla ilgili

Bafun: Tunç.

Bagatur: Yiğit, kahraman, batur, alp, bahadır

Bagay: Afacan, yaramaz.

Bager: Karla birlikte esen şiddetli rüzgar, fırtına

Bağatur: Yiğit, kahraman, cesur.

Bağdaç: Bağdaşan, uyuşan dost

Bağdaş: Dost, yakın arkadaş.

Bağır: Göğüs. 2. Ok yayı ve dağda orta bölüm.

Bağış: Bağışlamak işi veya biçimi. 2. Bağışlanan şey, hibe.

Bağışhan: Hükmeden bağışlayıcı.

Baha: Değer, güzellik

Bahadır: Yiğit, kahraman, atak, gözünü daldan budaktan esirgemeyen

Bahadırhan: Güce ve kuvvete hükmeden.

Bahai: Samimi toplum ilişkisi kuran.Toplumun bir parçası olan.

Bahattin: Dinin güzelliği.

Bahir: Derya, deniz

Bâhir: (ba

Bahra: Eski bir sınır kalesi

Bahri: Denizci, denizle ilgili

Bahşı: Bilgin, öğretmen. 2. Saz şairi, âşık. 3. Hekim.

Bahti: Yazgıyla ilgili olan.

Bahtiyar: Mutlu, şanslı

Bakanay: Açık, ortada. 2. Gökyüzünde duran ay.

Bakır: Kızıl renkli maden

Bakırhan: Bakır gibi işe yarayan hükümdar.

Baki: Kalıcı, sürekli

Baksı: Bilgin, öğretmen. 2. Saz şairi, âşık. 3. Hekim. bk. Bahşı

Bakur: Kuzey.

Bala: Yavru, çocuk.

Balaban: Bir tür yırtıcı kuş, iri cins bir tür Doğan

Balabey: iri cüsseli ve saygı duyulan kişi.

Balaman: İri, büyük. 2. Şişman, gürbüz kimse. 2. Atmaca, doğan vb. yırtıcı bir kuş. bk. Balaban

Balamir: Tarihimizde bir kağan, hükümdar

Balatekin: Küçümen ve biricik, küçük şehzade

Balatürk: Güçlü kuvvetli Türk.

Balay: Ay yüzlü

Balaz: Ağaç, sürgün.

Balbal: Eski Türklerde kişinin anılması için mezarının veya bazı kurganların etrafına dikilen taş.

Balbay: Bal-bay.

Balbey: iyiliksever, hoşgörülü, saygın ve sevecen kişi.

Balcan: Bal gibi sevimli ve tatlı olan.

Baldaş: Bal gibi tatlı, taş, gibi sağlam, sert

Baldemir: Sevimli ancak yeri geldiğinde de demir gibi sert olabilen kişi anlamında

Baler: Bal gibi tatlı kimse, bal gibi erkek, yiğit

Balhan: Bal gibi tatlı yöneten.

Balı: Büyük kardeş. 2. Sevgi gösterilen kimse. 3. Veli, ermiş.

Balıbaş: Ermiş kimse.

Balıbey: Değer verilen olgun bey.

Balibey: Değer verilen olgun bey. bk. Balıbey.

Balk: Şimşek. 2. Parıltı, parlayış.

Balkan: Sarp ve geniş ormanlıklarla bezeli sıradağlar.

Balkı: Şimşek, ışık, parlayış.

Balkır: Işıl ışıl parıldar, ışık saçar

Balkırtan: Tan ışığı.

Balkış: Güzel geçen bir kış mevsimi anlamında.

Balkoç: Bal gibi tatlı ve sevimli yiğit.

Balla: şimşek, ışık, parlayış.

Balsan: Sevecen ve hoşgörülü hükümdar anlamında.

Baltaş: Bal gibi tatlı, taş gibi sağlam, sert

Bangu: Çığlık, tiz, ses, yüksek ses, bağırtı, yankı

Barak: Akıllı kişi, şaşkın

Baran: Ulu, yüce, yüksek, iri.

Baran Ege: yağmur mevsimi, büyük ulu

Baranalp: Güçlü yiğit

Baransel: Güce, kuvvete ait

Baray: Ezeli, öncesi olmayan, öncesiz.

Barayı: Öncesi, başlangıcı olmayan.

Barbaros: Büyük denizci, kırmızı sakal

Barça: Hükümdar

Barçın: İpekli bir kumaş.

Barın: Güç, kuvvet.

Barış: Uzlaşma, sulh.

Barışcan: Barışı yürekten isteyen.

Barışkan: Barışçıl

Barışta: Barış zamanı doğmuş olan

Barik: Dar, ince, narin. 2. Parıldayan.

Barka: Büyük bir çeşit sandal

Barkal: Sağlam, güçlü, sert ol

Barkan: Arap çöllerindeki kumul yapısı

Barkev: Hediye

Barkın: Gezip, dolaşan, seyyah, gezgin

Barksal: Güçlü, sağlam.

Barlas: İyi savaşçı

Bars: Arının oğul vermesi.

Bartık: Heykel.

Bartu: Eski bir hükümdar.

Bartunç: Güçlü tunç.

Baruk: Eskiden kalan kişi.

Barut: Yanıcı, yakıcı madde

Basim: Sempatik kişi

Baskan: Düşmanı alt etme, yengi.

Baskı: Kuvvet uygulamak

Baskın: Beklenmeyen ani saldırı

Basri: Gören, görme ile ilgili, görebilmek.

Başağa: Ağaların başı, kıdemli

Başar: Yaptığın işlerde başarıya ulaş, başarılı ol.

Başaran: Ereğine ulaşan, işlerini yapan.

Başat: Hepsinden üstün, benzerlerinden üstün, egemen, en başta gelen

Başaydın: Aydınlık baş.

Başbay: Çok varsıl kimse, baş zengin

Başbuğ: Eski Türklerde ordunun başındaki komutanlar ya da hükümdarlar.

Başdemir: Demir gibi sağlam.

Başdoğan: İlk doğan

Başeğmez: Güçlü, baş eğmeyen, yenilmez

Başer: Başta gelen kimse, başta gelen er.

Başhan: Hanların başı.

Başkal: Her zaman baş kalasın

Başkan: Baş olan kimse, bir topluluğun başı, önder

Başkara: Başı kara anlamında.

Başkaya: Temel, esas ve kaya gibi sağlam.

Başkurt: Başkurdistanıda yaşayan Türk halkı veya bu halkın soyundan olan kimse.

Başkut: Şanslı, talihli

Başman: İleri gelen, sözü geçen kimse, bir topluluğun ileri gelen başı

Başol: Lider ol, başa geç.

Başöz: Asıl hükümdar, öz yönetici.

Başsoy: Başkanlar soyundan gelen anlamında. .

Baştemir: Demir gibi sert başkan anlamında.

Baştugay: Tugay komutanı.

Baştuğ: Başkanlara yaraşacak kadar güzel tuğ anlamında.

Baştürk: Türk ileri gelenlerinden anlamında.

Başur: Güney.

Batı: Bir yön

Batıbay: Batıda sözü geçen, saygı duyulan kişi.

Batıbey: Batıda sözü geçen, saygı duyulan kişi.

Batıcan: İçten ve sevecen kişiliği olan anlamında.

Batıhan: Batının sultanı, hanı

Batıkan: Batı'nın Hanı ya da Batı'nın Kanı anlamında

Batın: İç, gizli, görünmeyen manasındadır.Allah’ın 99 isminden biri.

Batır: Kahraman, savaşçı yiğit.

Batıray: Yiğit Ay, hem yiğit hem ay gibi.

Batırhan: Yiğit han

Batırkan: Yiğitlik geçmişine sahip anlamında.

Batırsoy: Yiğitler, kahramanlar soyundan olan anlamında.

Battal: Büyük, iri

Batu: Güçlü

Batuğ: Güçlü, yiğit, alp, güneşin battığı yön, batı

Batuğhan: Güçlü han, yiğit, yönetici

Batuhan: Güçlü Kuvvetli Handır. Altınordu devletinin kurucusu Batuhan.

Batuk: Güçlü, alp, yiğit

Batur: Kahraman

Baturalp: Yürekli yiğit, yiğitler yiğidi.

Baturay: Hem yiğit hem Ay gibi olan.

Baturhan: Yiğit yönetici.

Baver: güvenmek, inanmak

Bayal: Saygın ve kudretli.

Bayalan: Saygın ve etkili kişi.

Bayar: Büyük, yüce

Bayat: Devlet erkanında saygınlığı olan kişi.

Baybars: Bir cins kaplan.

Baybaş: Zenginliği, saygınlığı ve de bilgeliği nedeniyle kendisine danışılan kişi.

Baybora: Zengin

Baycan: Zengin kimse

Bayça: Zengin ve cömert kişi.

Baydak: Alem, bayrak.

Baydar: Zengin

Baydır: Cesur ve güçlü kişi.

Baydıralp: Cesur ve güçlü kişi.

Baydoğan: Çok zengin doğmuş olan kimse, varsıl doğan

Baydu: İlhanlı hükümdarı.

Bayduhan: Kutluk Devleti şehzadelerinden

Baydur: Zengin ve ölümsüz olan

Bayduralp: Zengin ve ölümsüz yiğit

Bayer: Zengin ve varlıklı kimse.

Bayezid: Birçok Osmanlı şehzadesinin ortak adı.

Bayezit: Birçok Osmanlı şehzadesinin ortak adı

Bayezit/Bayazıt: Bazı Osmanlı şehzadelerine verilen ad

Bayfun: Çok yorulmuş, yorgun

Baygüç: Zengin ve güçlü

Bayhan: Zengin han, bay ve han kelimelerinden meydana gelmiştir.

Bayhun: Zengin.

Bayık: Doğruluğu tartışılmayan söz.

Bayındır: İmar edilmiş, onarılmış.

Bayır: Bir tepenin eğilimli yeri, yokuş

Bayırhan: Sert hükümdar.

Baykal: Yabani at. Orta Asya’ da büyük bir göl ismidir.

Baykam: Sağlığa kavuşturan kimse

Baykan: Soylu kimse, zengin ve soylu

Baykara: Doğan türünden yırtıcı bir kuş.

Baykır: Mehtap.

Baykoca: Kadının eşi.

Baykor: Saygın ve zengin kişi.

Baykul: Saygın ve yardımsever kişi.

Baykurt: Malı mülkü çok olan kurt, zengin ve kurt gibi olan.

Baykut: Kale muhafızı, zengin.

Baykuta: Zengin uğurlu ve aydınlık kişi.

Baykutay: Zengin, kutlu ve Ay gibi güzel kimse

Baylan: Nazlı, şımarık. 2. Olgun ve kibar.

Bayman: Zengin kimse

Bayol: Zengin ve saygın olması temenni edilen.

Bayraktar: Bayrak taşıyan

Bayram: Toplumsal özel kutlama günleri. Neşe, sevinç, kutlama.

Bayrav: Çok yeğin, şiddetli

Bayrı: Soyu çok eskilere dayanan kimse.

Bayru: Geçmişi çok eskilere dayanan.

Bayruk: Eskimiş

Baysal: Barış ortamı

Baysan: Varlıklı ve ünlü kişidir.

Baysoy: Soyu zengin ve saygın olan kimse anlamında.

Baysu: Varlıklı ve su gibi değerli.

Baysungur: Bir tür yırtıcı kuş.

Baytal: Kısrak. Bayır, yokuş.

Baytaş: Bir beye hizmet eden kimse

Baytekin: Zengin ve biricik, varlıklı şehzade.

Baytimur: Demir gibi sert ve saygın kişi.

Baytok: Zengin ve gönlü tok, bir kırgız oymağının kurucusunun adı

Baytüze: Varlıklı ve haktan yana olan.

Baytüzün: Varlıklı ve adaletli

Bayülken: Eski türk inanışına göre göğün on altıncı katında oturan barış

Bedevi: Çölde, çadırda yaşayan göçebe. 2. Bedevilik tarikatından olan derviş.

Bedi: Bir eşi daha bulunmayan benzersiz.

Bedih: Çok saygın ve çok büyük bir ünü olan anlamında.

Bedii: 2. Güzellik ölçülerine uyan, gözü gönlü okşayan, beğenilen.

Bedir: Ayın ondördüncü gecesi. Dolunay hali.

Bedirhan: Ay+ Han gibi Bedir + Han. Ay gibi parlak ve tam han, hükümdar manasındadır.

Bediz: Açık, belli, görünen. 2. Süs.

Bedrettin: Ayın ondördü gibi ışık saçan, temiz ve yüce. Dinin dolunayı.

Bedri: Ay gibi, aya benzeyen, Aya ait.

Bedük: Ulu kişi, havalı insan.

Beğenç: Beğeni, güzel bulmak.

Beha: Ender, zor bulunan.

Behçet: Sevinç, güzellik

Behiç: Gürleryüzlü, şen

Behir: Deniz.

Behit: Mucize, garip, şaşma.

Behlül: Çok gülen, hayır sahibi, güleryüzlü.

Behman: Güleç, iyi huylu, hep gülen.

Behnan: İyimser ve sempatik kişi anlamında.

Behram: Merih (Mars) yıldızıdır. Her ayın 20. Günü manasındadır. Farsça bir isimdir. Eski İran hükümdarlarından da birinin adıdır.

Behzat: Doğuştan iyi, soylu kişi.

Bejin: Boy, endam.

Bejmer: Değerli, layık.

Beka: Kalıcı, ölümsüz

Bekam: İsteklerini elde etmiş kişi.

Bekata: Geçmişi tavizsiz ve sert olan anlamında.

Beker: Güçlü, kuvvetli.

Beki: El değmemiş, bakir, tertemiz, bozulmamış

Bekir: Sabahları erken kalkmayı alışkanlık edinen, çalışkan ve cömert kimse manasındadır.

Bekri: El değmemiş, bakir, tertemiz, bozulmamış

Bektaş: Akran, eş, yaşıt. Hacı Bektaşi Veli tarikatın mensubu olan kişidir.

Bektöre: Geleneklerine bağlı olan.

Bektürk: Türk geleneklerine güçlü bir şekilde bağlı olan anlamında.

Beledi: Kıvılcım.

Belek: Armağan, hediye

Belekan: Siirt’te bir aşiret.

Belemir: Peygamber çiçeği, mavikantaron olarak bilinen çiçek

Belen: Dağlık, sarp yer. 2. Sırt, bayır, yamaç, dağ eteği. 3. Yüksek, dağlık yerlerde görülen düzlük. 4. Issız yer.

Beler: Hun İmparatoru Attilla’nın dedelerinden.

Belger: Benzerlerinin içinde seçilen, farklı olan

Belgin: Kesin olarak belirlenmiş, bilinen. 2. Alamet, iz.

Beliğ: Telafuzu düzgün olan.

Belin: Şaşkın.

Bellisan: Geçmişinin ünlü olmasından dolayı iyi tanınan kişi.

Bellisoy: Soyu iyi bilinen kişi.

Benam: Şöhretli ve iyimser kişi.

Bender: Liman.

Bendis: Yunan mitolojisinde Ay tanrıçası.

Bener: Kendisinin koruyucu olduğuna inanan kişi.

Bengialp: Yiğitliği ve kahramanlığıyla sonsuza dek anılacak olan kişi

Bengibay: Saygınlığıyla sonsuza dek anılacak olan kişi.

Bengisan: Adı sonsuza dek anılacak olan.

Bengisoy: Soyu sonsuza dek yaşayacak olan.

Bengitaş: Anıt 2. Ölümsüzlük taşı.

Benhur: Özgürlük.

Bentürk: Türklüğüyle övünen kişi.

Benzer: Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan şey.

Bera: İlim ve irfan sahibi üstün erdemli kişi, fazilet. Seçkin olma vasfı.

Beraat: iyimserlik, olgunluk, güzellik.

Beran: Kötülükten uzak, erdemli

Berat: Bir buluştan, bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge, patent. Nişan, rütbe.

Beray: Ayın en ışıltılı en parlak hali.

Berdan: Çukurova yöresinde bir nehir ismi, hoş kokulu dağ otu.

Berdar: Verimli, faydalı. 2. Yetişkin.

Beren: Güçlü, kuvvetli, akıllı anlamlarındadır.

Berez: Saygı, değer verme, saygın.

Berezan: Loşkan ve Alişan aşiretlerinden bir kabile.

Berge: İz, eser.

Berger: Yönetici, direktör.

Bergin: Güçlü, kuvvetli.

Berhan: Han soyundan, Hanla ilgili, han üzerine.

Berin: Soylu, yüce kişi

Berk: Sert, katı, sağlam, kuvvetli, şimşek, arı, yaprak

Berkal: Sağlam, güçlü, sert ol.

Berkalp: Sağlam yiğit kişi.

Berkan: Parıltı, parıldama.

Berkant: Sağlam ant.

Berkay: Işığı güçlü ay.

Berke: Kamçı, kırbaç.

Berkel: Yiğit, güçlü

Berkem: Sağlamlaştırılmış. 2. Silahlanmış halk.

Berker: Güçlü, sağlam kişilikli kimse.

Berketi: Saygıdeğer, önemli kişi.

Berki: Çok parlak.

Berkin: Sağlam güçlü.

Berkkan: Geçmişi sağlam olan anlamında.

Berkman: Kişiliği sağlam olan kimse anlamında.

Berkmen: Kişiliği sağlam olan kimse anlamında.

Berkok: Güçlü ok.

Berkol: Sağlam ol, güçlü ol

Berksal: Güçlü, sağlam.

Berksan: Adı, sanı güçlü sağlam bilinen.

Berksay: Sert kaya.

Berksin: Güçlü, sağlam, kuvvetli.

Berksoy: Güçlü, kuvvetli soy.

Berksu: Sert su.

Berksun: Gücünü ver.

Berktan: Günün aniden ağarması.

Berktin: Güçlü ruh.

Berktuğ: Berk sağlam sancak, tuğ Osmanlıda bir nişan demektir.

Berkün: Sağlam ün, şan.

Beröz: Özü sağlam olan kişi anlamında.

Berran: Keskin.

Bersu: Suyun berrak hali.

Berşan: Bir peygamberin din ve kitabını kabul ve tasdik eden kimse

Bertan: Sabahın en erken meyvesi, şafak yemişidir.

Berter: Yetenekli, üstün, değerli.

Bertuğ: Engel tanımayan, güçlükleri aşan.

Bervari: Doğu’da bir Kürt aşireti.

Berzah: İnsanların ölümden sonra kıyamete kadar bekleyeceği yer.

Berzan: Kam, şaman, yol gösteren.

Besat: Düz arazi.

Besim: Güler yüzlü, güleç adam.

Beste: Bir müzik eserini oluşturan ezgilerin bütünü

Beşaret: Sevin veren haber.

Beşarettin: Din açısından sevinçli bir haber.

Beşer: İnsanoğlu.

Beşir: Müjde getiren müjdeci

Betik: Yazılmış şeyler, kitap, mektup.

Betim: Bir şeyin resmi ya da heykeli. 2. Bir şeyi, bir kimseyi, bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya

Betin: Güçlü, kuvvetli.

Bey: Zengin ve saygın olan. 2. Bir yerin reisi ya da başkanı.

Beyani: Sabah.

Beyazıt: Osmanlı şehzadelerinin ortak adı

Beyazıt/Beyazit: Kimi Osmanlı şehzadelerine verilen ad.

Beybars: Pars gibi yırtıcı.

Beybolat: İradesinin gücüyle anılan saygın kişi anlamında.

Beybora: Bora gibi fırtınalı

Beycan: Saygın ve çelik gibi güçlü kimse.

Beyda: çöl.

Beydağ: Ödemiş’te bir yöre. 2. Anadolu’da çeşitli dağların adı.

Beydaş: Dürüstlük, doğruluk, hakkaniyet.

Beydoğan: Zengin doğan.

Beykan: Soylu olan kimse.

Beykara: Saygın ve sert kişi.

Beyna: iki el arasındaki sevgi anlamındadır, Kur’an ‘da yer alan bir kelimedir.

Beyrek: Çok nazik olan kimse, beyefendi

Beysan: Bey, efendi. 2. Zenginlik. 3. Ün, şöhret;

Beytullah: Allah’ın evi, Kâbe.

Beyut: Doğuştan soylu.

Beyzade: Saygın ve zengin kişinin oğlu. 2. Şımarık büyütülmüş.

Beyzat: Bey olarak doğmuş olan

Bezirgan: Tüccar. 2. Çok kar peşinde olan.

Bican: Cansız olan anlamında.

Bihay: Bilgili.

Bilal: Su gibi ıslatan, ıslaklık, ıslaklık

Bilan: Değerli taşlarla süslenmiş kılıç kemeri

Bilbaşar: Bilgili olursan başarırsın.

Bilbay: Saygın ve de bilgili kişi.

Bilegil: Akıllı, gerçeği gören ve ona göre davranan.

Bilek: Bileğine sağlam ve güçlü kişi

Bilen: Bilgisi olan bilgili.

Bilge: Bilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek kimse.

Bilgealp: Bilgili ve cesur kişi

Bilgebay: Bilgili ve saygın kişi.

Bilgeç: Bilen, bilgili.

Bilgeer: Bilgili ve sözüne güvenilir kişi.

Bilgehan: Bilgil, ve hükümdar kişi.

Bilgekağan: Bilgili ve savaşçı kişi.

Bilgekan: Bilgili ataları olan kişi.

Bilgen: Derin bilgi sahibi kimse.

Bilgetay: Çok bilen.

Bilgetürk: En bilgili Türk.

Bilgiç: Her konu hakkında bilgisi bulunan. 2. Bilgisi olmadığı halde bilir gibi görünen.

Bilgier: Bilen kimse.

Bilgihan: Göktürk İmparator’u.

Bilgin: Her konuda bilgisi olan.

Bilginay: Ay gibi aydınlık ve bilgili.

Bilginer: Bilgili kimse.

Bilgütay: Bilgili ve bilgi peşinde olan.

Bilhan: Bilgili olmak yönetici olmak.

Bilkan: Bilgili

Bilsay: Bilgili ve saygın kişi.

Biltan: Tan yeri gibi ve bilgili.

Biltaş: Bilgili ve taş gibi.

Biltay: Bilgili ve bilgi peşinde olan.

Bilyap: Bilginin semeresini gör.

Binal: Bin çeşit kırmızı

Binali: Ali’nin oğlu.

Binalp: Çok yiğit, cesur kişi,

Binan: Yaşam boyu an beni anlamında.

Binbaşar: Yaşam boyu başarılı ol anlamında.

Binbay: Yaşam boyu saygı gör anlamında.

Binışık: Yaşam boyu ışık saç anlamında.

Binkan: Soyu çok eskilere dayanan.

Binkaya: Bin kaya gibi sert.

Binyaşar: Yaşamın çok uzun sürsün.

Biran: Aniden etkileyen anlamında.

Birant: Tek yemin, tek ant.

Bircan: Eşi benzeri olmayan, tek.

Birge: Hep beraber anlamında.

Birgit: Birlikte, beraberce anlamında.

Birhan: Tek hükümdar manasındadır.

Birhat: Derin huylu, güzel ahlaklı.

Biriz: Hep beraberiz, anlamında.

Birkan: Soylu

Birmen: Tek olan, eşsiz olan.

Birol: Tek ol, anlamında

Birsoy: Soyu bir, kökü bir.

Birtan: Tek, eşsiz

Birtaş: Tek, bir tane, taş gibi.

Bişar: Altın, gümüş işlemeli değerli eşya

Bitek: Eşsiz.

Boğaç: Dede Korkut hikâyelerindeki bir kahraman. Küçük yaşta bir boğayı öldürüldüğü için yiğitliğini simgelemek adına kendisine bu isim verilmiştir.

Boğaçhan: İnanılmaz derecede güçlü, insanüstü gücü olan.

Boğatay: Güçlü, kuvvetli.

Boğatır: Savaşçı.

Bolat: Çelik gibi sert.

Bolcan: Herkese karşı sevecenliğini yürekten gösteren kişi.

Bora: Şiddetli fırtına

Bora / Boran: Ardından yağış getiren şiddetli rüzgar.

Borahan: Hükümdar, yönetici.

Borakan: Kanı kaynayan anlamında.

Boran: Ardından yağış getiren şiddetli rüzgâr

Boranalp: Sert yiğit.

Boranbay: Saygın ve sert.

Boransü: Fırtına gibi olan er, asker

Borasu: Rüzgarlı, yağmurlu su, deniz.

Boratav: Sert ve olgun kişi.

Boray: Cesur, yürekli, örnek insan.

Borga: Hüküm veren kişi

Botan: Dicle Nehri'nin bir kolu

Boydak: Özgürlüğü seven.

Boysal: Her bir yana yayıl anlamında.

Boysan: Sırım gibi yakışıklı delikanlı.

Bozbala: Cesur ve yiğit genç.

Bozdemir: Boz renkli demir.

Bozdoğan: Bir şahin türü.

Bozkaya: Boz renkli kaya anlamında.

Bozkır: Uçsuz bucaksız yabanıl alan.

Bozkurt: Türklerin Orta Asya’dan çıkışında yol gösterdiğine inanılan efsanevi kurt.

Bozok: Özel ezgili türkü.

Bozyel: Yağmurdan önce esen lodos rüzgarı.

Bozyiğit: Güçlü, kuvvetli kişi.

Böke: Güçlü ve kahraman kişi. 2. Reis. 3. Pehlivan.

Börteçin: Yoğun sevgi, tapınma

Börühan: Savaşçı hükümdar.

Bucak: Dağ zirvesi.

Budak: Ağacın dal olacak sürgünü. 2. Dalın gövde içindeki başlangıç yeri.

Bugra: Büyük erkek deve, Turna kuşu, Harizm hükümdarlarından birinin lakabı, Orta Asya’daki İlk Türk-İslam Devletlerinin hükümdarlarına verilen bir unvan.

Buğra: Erkek deve demektir. Bir diğer manası da turna kuşudur.

Buğrahan: Yürekli hükümdar, korkusuz hakan

Bulak: Pınar, kaynak.

Bulgan: Bilge kişi anlamında.

Bulgu: Yeni bulunan şey. 2. Anlayış.

Bulgubay: Saygın ve anlayışlı kişi.

Buluç: Buluş.

Bulunç: İç evren, vicdan.

Buluş: İlk defa yeni bir şey yaratma. 2. Bilinen bilgilerden yararlanarak daha önce bilinmeyen yeni bir bulguya ulaşma veya yöntem geliştirme. 3. Konu, duygu, düşünce ve hayalde başkalarının etkisinden sıyrılarak, bunların işlenişinde yeni bir yol tutma.

Bulut: Havadaki su buharı kütlesi

Bulutay: Bulut gibi buğulu, ay gibi güzel.

Buluthan: Bulut gibi yükseklerdeki hakan.

Bumin: Baykuş, Göktürk devletinin kurucusu.

Bura: Burası, bu yer.

Burak: Hz. Muhammedin Miraçta bindiği efsanevi bineğe verilen isimdir.

Burç: Kale kulesi

Burçak: Işkın, filiz.

Burhan: Delil, kanıt, İlah, put manalarını taşır.

Burhanettin: Dinin kanıtı, dinin delili, isbatı.

Burkan: Uygur Türklerinin Budaya verdikleri ad.

Burkay: İncinmiş kimse.

Burla: Ay gibi beyaz yüzlü siyah anlamındadır

Burtaş: Kapı altına konulan taş.

Buyruk: Emir.

Buyrukçu: Emirveren, emreden.

Büke: Pehlivan. 2. Bilgili, zeki kişi. 3. Ejderha.

Büker: Bükme işini yapan, kıvıran.

Bülent: Yüksek, ulu.

Bünyamin: Hz.Yakup’un en küçük oğlunun adıdır.

Bürçe: Kurt yavrusu.

Bürkan: Yanardağ·

Bürküt: Kartal.

 

4/29 ‘C’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘C’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Cabbar: Güç ve kuvvet sahibi kimse.

Cabir: Galip gelen, aziz ve kuvvetli olan

Cafer: Çay, dere, küçük akarsu

Cahit: Çok çalışan

Cahiz: Gözü pek, cesur. 2. Gözleri büyük kimse.

Calp: Güçlü

Camer: Centilmen. 2. Cesur adam.

Cameri: Eliaçık, cömert.

Can: İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağladığına ve ölümle vücuttan ayrıldığına inanılan madde dışı varlık. 2. Yaşama. 3. Güç, dirlik. 4. İnsanın kendi varlığı, özü. S. Gönül. 6. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi. 7. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin.

Canalp: Can yiğit

Canaltay: İçten, yürekten.

Canat: “Şiddetle iste” anlamında kullanılan bir ad.

Canay: Ay gibi temiz ve parlak yüzlü kimse.

Canaydın: Yüreği temiz, ferah kişi.

Canbay: Saygın ve yüreği temiz kişi.

Canbek: Özü pek, güçlü kişilikli kimse.

Canber: Sert kişi, sağlam kişi, canı sağlam.

Canberk: Sağlam, canlı, metin

Canbey: İçten davranan.

Canbolat: Canı, özü çelik gibi güçlü kimse. bk. Canpolat

Canbulat: Canı, özü çelik gibi güçlü kimse. bk. Canpolat

Canda: İçte, özde, yürekte olan kimse.

Candaner: Sevecenliğin koruyucusu.

Candar: Candan, içten

Candaş: Dost, yakın.

Candeğer: Uğruna herşey göze alınabilecek kadar sevilen anlamında.

Candemir: Canı demir gibi sağlam, demir gibi kimse, demir canlı.

Candoğan: Doğuştan sevimli ve içten olan.

Candost: Gercek arkadaş ve dostluk.

Caner: Yürekten sevilecek kimse.

Canfer: Aydın bilgili, güçlü saygın.

Cangiray: Sevecenlik ve içtenlik yaraşır anlamında.

Cangür: Yaşam dolu, canlı.

Canip: Yan, taraf, yön.

Cankan: Özü hareketli olan kimse.

Cankat: Yaşamına can ekle, sevinçle dol

Cankaya: Özü sağlam olan kimse.

Cankılıç: Özü klıç gibi keskin olan kimse.

Cankız: Sevilen, sevimli, şirin kız.

Cankoç: Sevimli, cana yakın kimse.

Cankorur: Canlı, neşeli ve koruyan anlamında.

Cankurt: İçten ve sadık anlamında.

Cankut: Neşe, mutluluk, talih, baht.

Canol: yaşamım ol, canım ol, bana can ol

Canören: Gerçek dost olan.

Canpolat: Canı polat gibi sağlam, canlı, çelik gibi kimse.

Cansal: içtenliğini ve sevecenliğini çevresine de saçan anlamında.

Cansay: “Şirin, sevimli, cana yakın olarak kabul et” anlamında kullanılan bir ad.

Cansen: Sevilen ve hoşlanılan kimseye hitaben.

Canser: Yaşama gücü.

Canset: Genç kraliçe ya da prenses.

Cansoy: Candan bir soydan.

Cansu: Hayat ve tazelik veren su, sevgili, sevimli.

Cansunay: Yaşam sun ve Ay gibi güzel ol.

Cansuner: Canını feda eden kimse.

Cantaş: içtenlik ve sevecenlik iradesi gösteren.

Cantekin: Dost, huzur dolu.

Cantez: Aceleci, yerinde duramayan.

Cantürk: Yaşam sevinci veren Türk.

Canyurt: Yurdunu büyük bir içtenlikle seven kişi anlamında.

Caran: Güzel kokan bir tür çiçek.

Carim: Suçlu.

Carullah: Allah'a yakın olan

Cavit: Ebedi, sonsuz

Cavit/ Cavid: Ebedi, sonsuz.

Caymaz: Sözünden dönmez, verdiği sözü tutar, vazgeçmez

Cazim: Karar veren, kesen.

Cazip: Çekici, ilgi uyandırıcı, albenili olan.

Cebbar: Kuvvet ve kudret sahibi Allah.

Cebe: Zırh, zırhlı giysi. 2. Savaşla ilgili silah ve araçlar.

Cebealp: Silah kuşanmış savaşçı.

Cebel: Dağ.

Ceben: Bir Oğuz boy’u.

Cebesoy: Silahlarla ilgilene soydan gelme anlamında.

Cebrail: Allah tarafındanPeygamberlere vahiy getirmekle görevlendirilen dört büyük melekten biri

Cedit: Yeni 2. Yeni var olmuş, yeni ortalığa çıkmış anlamında

Cefa: Sıkıntı, zahmet.

Cefali: İlahi olan.

Celadet: Yiğitlik.

Celal: Yücelik, ululuk, değer. Allah’ ın adlarındandır. Öfke, kızgınlık enerjisini temsil eder.

Celalettin: Büyüklük ululuk, hışım

Celâli: Yüceliğe mensup.

Celasun: Kahraman, cesur. Genç, sağlıklı, yiğit kimse

Celâsun: Kahraman, cesur, atak delikanlı, yiğit. 2. Genç ve sağlıklı, gürbüz kimse.

Celasun/Cilasun: Babayiğit, boylu, poslu, sağlıklı.

Celayir: Moğolların kollarından birinin adı.

Celâyir: Moğol ırkının büyük kollarından biri.

Celil: Ulu, yüce, manevi değeri yüksek olan.

Celilay: Ulu, yüce, yüksek ay.

Cem: Toplanma bir araya gelme. Birlik. Hükümdar, şah.

Cemal: Yüz güzelliği, fertteki güzellik

Cemalettin: Güzellik taşıyan

Ceman: Kürt inanışlarına göre il merkezi.

Cembeli: Konusu Hakkari’de geçen bir halk kahramanı.

Cemi: Toplanmış

Cemil: Güzel erkek, iyilikle anma.

Cemşah: Hükümdar.

Cemşir: Hükümdar.

Cemşit: Mitolojide İran şahı.

Cenan: Yürek, gönül kalp

Cenani: Yürekten, gönülden.

Cenap: Şeref, onur

Cengaver: Savaşçı, bahadır.

Cengel: Orman.

Cengiz: Gözüpek, cesur

Cengizhan: Eski Moğollarda, Moğol hükümdarı.

Cenk: Savaş

Cenker: Savaşçı.

Cenup: Güney.

Cerbeze: Mahir, ustalık. 2. Serinkanlılık.

Cerit: Bekar.

Cesaret: Yiğitlik, mertlik, atılım.

Cesim: Büyük, iri, kocaman

Cesur: Cesaretli, yürekli

Cetik: Olgun.

Cevahir: Kıymetli taş, cevher.

Cevan: Farsça’da genç, delikanlı anlamına gelir.

Cevat: Cömert, eli açık

Cevdet: İyilik, güzellik, olgunluk

Cevher: Maden kaynağı

Cevheri: Bir şeyin özü ile ilgili anlamında.

Cevri: Güçlü, kuvvetli. 2. Anlayan kavrayan.

Cevval: Hareketli, yerinde duramayan.

Ceyhan: Akdeniz'e dökülen bir nehir.

Ceyhun: Tevrat’a göre cennetin 4 nehrinden biri.

Cezair: Adalar.

Cezlan: Mutluluk içinde olan.

Cezmi: Kesin karar veren.

Cezri: Köktenlikle ilgili.

Cibran: Kürt komutanIarından biri.

Cidal: Kavga, savaş.

Cihan: Dünya.

Cihanbay: Dünyanın en saygın kişisi.

Cihanbey: Dünyanın en saygın kişisi .

Cihandar: Dünyayı zaptetmek isteyen.

Cihaner: Dünyaya bedel.

Cihanerk: Tüm dünyanın en kudretlisi, güçlüsü.

Cihangir: Cihanı ele geçiren.

Cihanhan: Dünyanın hÜkümdarı.

Cihanmert: Dünyanın en dürüst insanı

Cihanşah: Cihan'ın şah'ı

Cihanşan: Dünyaya nam salmış olan, bununla şana şöhrete kavuşmuş olan.

Cihantürk: Dünyaya, aleme nam salmış Türk.

Cihat: Din uğruna savaşmak.

Cindoruk: Bir dağın en yüksek noktası, doruğu

Civan: Yeni yetme, körpe, genç.

Civanmert: Mert yaradılışlı, yüce gönüllü yiğit.

Civanşir: Genç aslan.

Coşan: Coşku duyan, heyecanlı. 2. İçi içine sığmayan.

Coşar: Heyecan dolu, kabına sığmayan.

Coşkun: Yerinde durmayan

Coşkunay: Ay’ın parıltısını heyecanla içinde taşıyan anlamında.

Coşkuner: Kabına sığmayan kimse, coşkun yiğit, coşkun erkek.

Coşkunsu: Taşmış olan akarsu

Coşkuntürk: Coşkulu, heyecanlı içi içine sığmayan Türk.

Cömert: Pinti olmayan, eliaçık, gönlü yüce

Cudi: Cömert, eli açık.

Cuma: Müslümanlar için haftanın kutsal günü. Toplanma manasına gelir.

Cumali: Cuma günü doğan.

Cumhur: Halk topluluğu

Cura: Dost, arkadaş, yaren. 2. Güzel ve uyumlu ses. 3. Bir tür halk sazı. 4. Küçük atmaca.

Cüneyt: Küçük asker, askercik anlamındadır. Büyük bir mutasavvufun adıdır

Cüret: Atılganlık, cesaret, yiğitlik.

 

5/29 ‘Ç’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘Ç’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Çaba: Zorlukların üzerine giden.

Çağ: Başı ve sonu belli olan ve belli bir özellik taşıyan zaman dilimi

Çağa: Küçük çocuk, yavru, küçük kuş yavrusu

Çağacan: Yeni bir çağ başlatan kimse, çağ açan

Çağacar: Yeni bir çağ başlatan kimse, çağ açan

Çağaçan: Yeni bir dönem başlatan kişi.

Çağakan: Çağ, yani zaman gibi akan

Çağan: Mutlu gün, bayram

Çağatay: Yavru at, tay. Çağatay hanlığından olan kimsedir. Cengiz Hanın oğludur.

Çağbay: Bu çağın zengini, efendisi.

Çağda: Çağın içinde

Çağdan: Çağın içinden.

Çağdaş: Aynı zamanda yaşayan, çağımıza uygun, çağımıza yaraşır.

Çağer: Bir çağda yaşayan yiğit.

Çağhan: Çağın hanı; Çağdaş han

Çağıl: Çağlamak eyleminden çağıl; Küçük taş parçacıkları, çakıl

Çağın: Yuıldırım.

Çağır: Şarap, şıra, 2. Patika.

Çağkan: Canlı, dinamik, çalışkan kimse.

Çağlar: Çağıldayarak akan su, şelale

Çağlayan: Köpürerek yüksekten düşen su

Çağlayangil: Coşkulu insanlar birliği.

Çağlayantürk: Coşkulu Türk.

Çağlı: Güçlü, kuvvetli. 2. Namusuna düşkün.

Çağman: Çağdaş kimse, çağın insanı.

Çağrı: Birini çağırma, davet. Doğan, çakır kuşu. Rütbe, unvan, san.

Çağrıbey: Selçuklu çağveren Çaltı Devleti’nin kurucularından.

Çağveren: çağa adını veren.

Çaka: Savaş baltası

Çakabey: Oğuzların XI yy. da İzmir bölgesine egemen olan beyi.

Çakan: Parıldayan, ışık veren.

Çakar: Kıvılcım, deneyimli kişi.

Çakıl: Deniz ya da akarsu kıyılarındaki yuvarlak küçük taşlar.

Çakım/Çakın: Şimşek. 2. Kıvılcım, şerare.

Çakır: Doğan ya da atmacaya benzeyen bir avcı kuştur. Ela gözlü kimselere de çakır denir.

Çakırbey: Mavi gözlü ve saygın.

Çakırca: Çakıra benzeyen.

Çakırer: Çakır kuşuna benzeyen kimse, ela gözlü kimse.

Çakmak: Kıvılcım çıkaran çelik. 2. Ateş çıkartan taş.

Çakman: Amacına erişen, ulaşan kimsedir. Süt mavisi.

Çakmur: Eli sıkı kimse

Çalak: Atak, çabuk davranan.

Çalap: Tanrı. 2. Ateş.

Çalapkulu: Tanrı kulu.

Çalgan: Yatağı taşlık olan ve gürültüyle akan dere.

Çalık: Çabuk ve delice hareket eden.

Çalıkbey: Çabuk hızlı ve zengin.

Çalım: Gösteriş, karşısındakini etkileme amacıyla yapılan davranış, kurum. 2. Kılıcın keskin yanı. 3. Biraz benzeme, andırma. 4. Bir oyuncunun topla yaptığı kıvrak hareketler.

Çalış: Emek harcama. 2. Cenk, çarpışma.

Çalışkan: İşten yılmayıp çok çalışan

Çalkan: Su birikintisi.

Çaltı: Küçük ve dikenli orman.

Çambel: Çamlık yöre, yer.

Çamego: Şair.

Çamer: Çam ağacı gibi güzel ve yiğit

Çandar: Osmanlı İmparatorluğu ‘nda büyük bir ailenin adı.

Çandır: Melez. 2. İnatçı, kavgacı.

Çanga: İyi bir soydan gelen, soylu

Çankaya: Ankara ilinin ilçesi.

Çapan: Ulak, postacı, haber getiren.

Çapar: Durmadan koşan yiğit, atlı ulak

Çapın: Çok hızlı koşabilen

Çapkan: Saldırı amacıyla hücum eden. 2. Hızlı koşan.

Çarman: Neşeli.

Çavbal: Açık göz.

Çavdar: Buğdaygillerden çok türü bulunan bir un bitkisi.

Çavlan: Bir akarsuyun yüksekten köpürerek döküldüğü yer, çağlayan

Çavlı: Tanınmış, ünlü, Selçukluların devlet adamlarından birkaçının adı

Çavsar: Yiğit, kahraman, yılmaz.

Çavuş: Yol gösteren. 2. Orduda bir rütbe.

Çayan: Mavi gözlü kişi. 2. Kızak.

Çaylan: çay ve ırmağın geçit yeri.

Çeber: El işlerinde becerikli olan. 2. Korkusuz ve uyanık kimse.

Çebi: Bir yaşındaki keçi yavrusu. 2. Meyve vermiş bağ.

Çebüri: Olgunluk.

Çeçen: Kafkasya’da yaşayan bir halka verilen ad. 2. Zeki kişi. 3.Hitabet yeteneği olan. 4. Yakışıklı.

Çelebi: Bey, ağa, görgülü ve ince kimse.

Çelem: Yiğit, Şalgam.

Çelen: Yakışıklı, güzel gözüken. 2. Tepelerin kar tutmayan zirvesi. 3. Becerikli ve kurnaz kimse.

Çelik: Su verilip sertleştirilen demir, polat.

Çelikbaş: Güçlü ve saygın.

Çelikel: Eli çelik gibi olan, çelik elli.

Çeliker: Çelik gibi sağlam kimse

Çelikhan: Güçlü ve kuvvetli hükümdar, yönetici manasındadır.

Çelikkan: Sağlam kan demektir.

Çelikkanat: Her yanından güç ve kuvvet fışkıran.

Çelikkaya: Çelik gibi kuvvetli, kaya gibi sert.

Çelikkol: Kolları çelik gibi kuvvetli olan.

Çeliköz: Özü çelik gibi sağlam olan kimse, çelik özlü.

Çeliksoy: Soyu güçlü, kuvvetli olan.

Çeliktaş: Çelik gibi güçlü, taş gibi sert.

Çelikten: Çelik gibi sağlam olan.

Çeliktürk: Çelik gibi kuvvetli, sağlam, güçlü Türk.

Çelikyay: Güçlü ve esnek.

Çelim: Gösterişli.

Çerçi: Köy, pazar ve benzeri yerlerde dolaşarak ufak tefek tuhafiye eşyası satan gezginci esnaf.

Çeri: Asker, yeniçeri

Çerkez: Kafkas halklarından birinin adı.

Çerme: Çay kıyılarında sulu ve yeşil yer.

Çetin: İstenilen yola getirilmesi, elde edilmesi zor, güç olan, Kolay olmayan, sert, sarp.

Çetinalp: Zorlu ve yiğit, sert yiğit.

Çetinay: İnatçı ama ay kadar zarif kişi.

Çetinel: Zorlu el, güçlü el.

Çetiner: Sağlam ve güçlü kimse, çetin kimse.

Çetinkaya: Sağlam kaya, kaya gibi çetin.

Çetinok: Hızlı ve sert kişi.

Çetinöz: Özü çetin kimse, çetin özlü.

Çetinsoy: Kolayca yenilmeyen soy.

Çetinsu: Çok hızlı, güçlü akan su.

Çetintaş: Taş gibi sert ve de inatçı kişi.

Çetintürk: Sert ve inatçı Türk.

Çetinyiğit: Sert ve inatçı ve de cesur kişi.

Çevik: Kolaylıkla, çabuklukla davranan, hareketleri hızlı, canlı

Çevikbir: Çeviklikte üstüne olmayan.

Çevikel: Eli hızlı olan kimse.

Çeviker: Hızlı yiğit.

Çeviköz: Özü çevik olan, çevik kimse

Çeviksoy: Atikliği ve hareketliliği soyundan gelme olan.

Çeviktürk: Atik ve hareketli Türk.

Çevikyiğit: Korkusuz ve atılgan kişi.

Çevren: Gökyüzünün yerle birleşmiş gibi olduğu yer, göz erimi, ufuk

Çevrim: Bir süreklilik içinde değişim. 2. Sınır. 3. Girdap.

Çıdal: Sabır.

Çıdam: Güçlü olma, dayanıklılık.

Çıdamlı: Sabırlı kişi.

Çığıl: İnsan kalabalığı.

Çınar: Boyu otuz metreyi bulan, uzun yıllar yaşayan, geniş yapraklı ağaç.

Çınay: Soylu ay, ayın parlak zamanı.

Çırağ: Işık, meşale.

Çıray: İnsan yüzü

Çıvgın: Rüzgar ve karla karışık yağan yağmur

Çilen: Çişe, hafif yağış.

Çiltay: Çilli tay.

Çiner: Doğru, dürüst insan.

Çintan: Tan zamanı.

Çiray: Yüz, sima

Çizmen: Yol açan, yol gösteren; klavuz, önder.

Çoğan: Çöven. 2. Kökü ve dallan köpüren bitki.

Çoğaş: Isı ve ışık kaynağı olan gökcismi, Güneş

Çokan: Dağın en yüce yeri doruk

Çokar: Asil.

Çokay: Köyağası. 2. Eşkiya.

Çoker: Çok yiğit

Çokman: Gürz.

Çokmert: Herkese karşı mert ve dürüst olan.

Çolak: Sakatlığı olan kişi.

Çolpan: Çoban Yıldızı, Zühre, Venüs.

Çoşkuntan: Tan vaktinin coşkusunu yüreğinde taşıyan.

Çölaşan: Zorlukların üstesinden kolaylıkla gelebilen.

Çölbey: çöl ağası.

Çölbeyi: Çöl ağası.

Çölgeçen: Zorlukların üstesinden kolaylıkla gelebilen.

 

6/29 ‘D’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘D’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Dadak: Büyük kardeş, ağabey. 2. Bebek. 3. Bir yiyeceğin tadına bakmak için yenilen parçası, tadımlık. 4. Şeker, akide şekeri.

Dadaloğlu: 19. yy. da yaşamış. Anadolu halk Ozanı.

Dadaş: Erkek kardeş. 2. Delikanlı. yiğit kimse. 3. Doğu illerinde seslenme sözü olarak kullanılır. Dağaşan

Dağ: Çevresindeki araziye göre çok yüksek olan toprak, kaya

Dağa: Yayla, yüksek yer.

Dağardı: Dağın sırt kısmı, arkası

Dağaşan: Dağları aşıp giden, engel tanımayan

Dağdelen: Dağları delecek denli azimli olan.

Dağhan: Dağ ve han kelimelerinin birleşimden oluşmuştur. Eski Türklerde dağ tanrısının adıdır.

Dağıstan: Türk kökenli Kafkasya ülkesi

Dağlı: Dağlık yerleşim yerlerinde yaşayan kimse

Dağtek: Tek dağ.

Dağtekin: Yalnız ıssız dağ

Dahi: Olağanüstü zeki ve yetenekli.

Dai: Dua eden, duacı. 2. Davet eden, çağıran.

Daim: Sürekli, Sonsuz.

Dalan: Dal gibi olan, dal gibi ince yapılı

Dalay: Deniz. Dal gibi ince Ay gibi güzel.

Dalayer: Deniz adamı.

Dalbaş: Koruyucu.

Dalboğa: Koruyucu yürekli kimse.

Dalca: Dal gibi ince, uzun, narin.

Dalda: Kuytu yer, barınak.

Daldal: Kahraman, cesur kişi.

Daldiken: Ağaç yetiştiren kimse.

Dalga: Denizin rüzgarla kabarması sonucu oluşan hareketlilik. 2. Denizdeki hareketli su kütlesi.

Dalgıç: Genellikle özel donanımla su yüzeyi altında çalışmayı meslek edinen kimse.

Dalım: “Gücüm, kuvvetim” anlamında kullanılan bir ad.

Dalkılıç: Kılıcı elinde olan, hazır bekleyen.

Dalkoç: Koruyucu, arka çıkıcı kimse.

Dalokay: Çokça beğenilen

Dalsar: Saldır ve sar, saldır ve kuşat

Daltekin: Koruyucu, kayırıcı hükümdar.

Dalyan: Deniz, göl ve nehirlerde kıyılara yakın kurulan büyük balık avlama yeri. 2. Denizde yüzeye yakın yosunlu kaya. 3. Deniz kıyılarında ve denizin dibinde dalgalı biçimde görülen kum.

Damar: Canlıların kan akışını sağlayan sistem. 2. Madenin bol bulunduğu kanal. 3. İnsandaki inatçı karakter.

Damra: Peygamber efendimizin sütkardeşinin adı.

Danış: Bilgi, bilme, danışma

Danışman: Belli konularda bilgisine başvurulan kişi.

Danışment: Başvurulan kimse.

Daniş: Bilim, bilgi. 2. Bilhi sahipleri.

Danyal: Kutsal kitapta adı geçen İsrail peygamberi.

Daraş: Kartal.

Darcan: Sıkıntılı, sabırsız kimse, serçe büyüklüğünde boz renkli kuş

Dardoğan: Zamanını beklemeden doğan, sabırsız doğan

Dare: Yoldaş, arkadaş.

Davas: İlaç, umar.

Davaz: Katık.

Daver: Doğru, adil yönetici.

Davran: Hamle yap, atak yap

Davud / Davut: Er. Kendisine kitap olarak Zebur’un gönderildiği büyük peygamberlerden biri. Kur’an-ı Kerim’de 16 yerde ismi geçer. – Türk dil kuralına göre d/t olarak kullanılır.

Davut: İsraillilerin, sesinin güzelliği ve şairliği ile tanınan hükümdar ve peygamberi.İbranca’da “sevgili, aziz” anlamında olduğu sanılıyor.

Dayanç: Katlanma gücü, dayanma gücü, dayanış

Dayanışma: Yardımlaşma, destekleme.

Dayar: Hazır, tamamlanmış olan.

Dayende: Bağışlayan

Dayı: Birini kollayıp gözeten kimse. 2. Annenin erkek kardeşi. 3. Külhanbeyi.

Debernuş: Eshab-ı Kehf´den – 7 Uyurlar´dan. Efsus ya da Yarpuz denilen bir şehirde Dakyanus (Dakyus) adındaki zalim hükümdar, halkı kendisine ve putlarına tapmaya zorlar. Allah´ın varlığına ve birliğine inanan birkaç genç ise gizlice ibadet ederek bu zalimin buyruğu dışına çıkar. Bunu haber alan Dakyanus´tan kaçan gençler, yolda kendileri gibi inançlı bir çobana rastlar. Çobanın bildiği ve yanında su olan bir mağaraya sığınan yedi kişi, burada uykuya dalar.Bu konu Kuran’da Kehf süresin de geçmektedir. Debernuş, bu 7 kişiden biridir.

Dede: Ata, annenin ya da babanın babası. 2. Ata. 3. Bazı dervişlere verilen ad.

Değer: Bir şeyin önemi, ederi

Değmer: Seçkin, nitelikli, kabul gören.

Deha: Dahi.

Dehal: Aziz, dost, canayakın.

Dehri: Çok bilgili kimse.

Delal: Cilve, naz, işve. İnsana güzel ve sevimli görünecek hal, durum.

Delali: Azizlik, aziz; naz.

Deli Dumrul: Adı dede korkutta geçen Türk Yiğidi

Delice: Deli gibi taşkın

Delikan: Coşkulu, yerinde duramayan – Çocukluk çağından ergenliğe eren kimse.

Delikanlı: Çocukluk çağından çıkmış genç erkek. 2. Sözünün eri, dürüst, namuslu kimse.

Demir: Çok sağlam bir metal

Demirağ: Demiryolları.

Demiralp: Demir gibi sağlam yiğit

Demiray: Demir gibi sağlam ve Ay gibi güzel.

Demirbağ: İlişkilerinde demir gibi sert olan.

Demirbaş: Her zaman için var olan. 2. Bir yerde kullanılan, bir yere kayıtlı olan, bir görevliden öbürüne

Demirbilek: Sağlam bilekli, güçlü kimse.

Demirbüken: Demiri bükebilecek denli yiğit kimse

Demircan: Çok canlı, sağlam.

Demirdelen: Demiri delebilecek güçte olan.

Demirdöven: Demirci, demiri işleyen.

Demirel: Güçlü el

Demirer: Demir gibi sağlam kimse, güçlü kimse.

Demirezen: Demiri ezebilecek kadar gücü olan.

Demirgüç: Sağlam ve güçlü kimse.

Demirhan: Güçlü hükümdar

Demirkan: Sağlam ve güçlü kan.

Demirkaya: Demir ve kaya gibi sağlam kimse.

Demirkıran: Güçlü kimse, babayiğit.

Demirkol: Demir gibi güçlü kollan olan.

Demirkök: Kökleri sağlam olan.

Demirkurt: Güçlü, kuvvetli, sert kimse.

Demirkut: Güçlü, kuvvetli, sert kimse.

Demirman: Demir gibi güçlü, sağlam kimse.

Demirok: Sağlam ok, demirden yapılmış ok.

Demirol: Demir gibi güçlü ol.

Demiröz: Özü demir gibi sağlam olan.

Demirpençe: Elleri demir gibi sert olan.

Demirsoy: Soyu güçlü olan kişi.

Demirsu: Demir gibi sağlam ve su kadar berrak olan.

Demirşah: Demir gibi sağlam hükümdar.

Demirtaş: Demir ve taş gibi kimse, güçlü kimse, demir gülle.

Demirtekin: Sağlam ve uğurlu.

Demirtiken: Demir gibi sağlam biricik olan, demir şehzade

Demirtuğ: Demirden yapılmış sorguç.

Demirtürk: Demir gibi Türk.

Demiryürek: Yürekli, yiğit, korkusuz, güçlü kimse.

Demren: Okun ucuna geçirilmiş demir parçası

Deng: Ses, seda, haykırma.

Dengiz: Deniz.

Dengizer: Denizci, deniz eri, deniz adamı

Deniz: Derya, büyük tuzlu su birikintisi

Denizalp: Denizler yiğidi.

Denizcan: Deniz adamı, denizci.

Denizel: Eli deniz gibi bolluk getiren kişi.

Denizer: Denizci, deniz eri, deniz adamı.

Denizhan: Denizler hakanı.

Denizman: Denizci, deniz adamı

Denizmen: Denizi seven adam.

Deniztekin: Deniz adamı, denizci.

Denk: Uygunluk, eşitlik durumu

Denkel: Eşitlik, uygunluk, eşit insanlar.

Denker: Uygun er

Denktaş: Yük yüklemeye yarayan, taş, denk taşı, aynı yaşta bulunan, Yaşıt, akran, eşit özdeş.

Denli: Terbiyeli ve saygılı.

Denlisoy: Terbiyeli ve saygılı bir soydan gelen.

Denlitürk: Terbiyeli ve saygılı Türk.

Deran: Güzellik.Derhal, o anda hemen anlamlarındadır.

Derda: Kur’an fıkıh ve hadis ili.

Deren: Derleyen, tırmık

Derin: Çok gelişmiş, çok ilerlemiş. 2. Yoğun. 3. İçten gelen.

Derinkök: Kökü çok eskilere dayanan.

Derinöz: Özü derin olan kimse, derin özlü.

Derinsoy: Soyu, geçmişi çok eskilere dayanan.

Derlen: Başkaları seni toplasın, derleme işine konu ol, toparlasınlar, toplan

Derviş: Alçak gönüllü, hoşgörü sahibi

Derya: Deniz. 2. Çok bilgili, engin kimse. 3. Çok, pek çok.

Deryavan: Denizci.

Deste: Bağlam, demet, 10 parçadan oluşan bütün.

Deva: İlaç, çare.

Devan: Koşmak, hızla gitmek

Devin: Hareket.

Deviner: Emek harcayan yiğit.

Devlet: Toprak bütünlüğüne bağlı kalarak siyasi açıdan teşkilatlanmış tüzel varlık. 2. Mutluluk; talih.

Devran: Çağ, zaman.

Devrim: Dünya görüşünde, felsefede, bilimde, sanatta veya toplumsal düzende birdenbire olan niteliksel değişme.

Devrimer: Devrimci, devrim yapan kimse, devrimin yiğidi

Dicle: Bir ırmak ismi

Didar: Görüş, görme gücü. 2. Yüz, çehre, suret.

Dijdar: Kale bekçisi

Dikalp: Dik başlı yiğit

Dikbaş: İnatçı, bildiğinden dönmeyen, büyüklerinin sözünü dinlemeyen, boyun eğmez. 2. Kurumlu.

Diken: Bazı bitkilerin dal, yaprak, meyve kabuğu gibi bölümlerinde ve bazı hayvanların derisinde bulunan sert, ucu sivri ve batıcı çıkıntılardan her biri.

Diker: Başı dik kimse, dik başlı yiğit

Dikmen: Koni biçiminde sivri tepe, dağların en yüksek yeri, doruk, dik yerdeki orman, yayla,

Dikran: Bir kral ismi

Diksoy: Baş eğmeyen gelenekten gelen.

Diktaş: Eğik olmayan taş.

Dilaver: Yiğit / Yürekli

Dilbirin: Gönül çekmek, sevdalı.

Dildayı: Seven erkek.

Dilercan: Dileyen can, dileyen kimse

Dilgir: Kızgın, öfkeli.

Dilkeş: Çekici, cazip.

Dilkoçer: Sevimli, neşeli şakacı.

Dilmaç: Dili çok iyi bilen, dil ustası.

Dilmen: Dil bilen kimse, dilci.

Dilsafa: Derdi olmayan, rahat

Dilsozi: Samimi, içten, sadık.

Dilşad: Gönlü hoş.

Dincel: Dinç bir duruma gel, dinçleş, dinç el güçlü el

Dinç: Güçlü, kuvvetli, dayanıklı

Dinçalp: Güçlü yiğit, güçlü ve yiğit

Dinçay: Güçlü ve ay gibi

Dinçel: Eli güçlü ve sağlıklı, sağlam kişi.

Dinçer: Güçlü yiğit kişi

Dinçerk: Güçlü kuvvetli kişi

Dinçgil: Sağlam, sağlıklı aileden gelen.

Dinçkal: Hep dinç ol manasındadır.

Dinçkaya: Güçlü kaya, kaya gibi sağlam güçlü

Dinçkol: Sağlıklı ve güçlü koL.

Dinçkök: Kökü sağlam olan.

Dinçmen: Sağlam, güçlü, kimse, güçlü erkek

Dinçok: Sağlam ok, güçlü ok

Dinçol: Gücü kuvveti yerinde biri ol, güçlü ol

Dinçöz: Dinç kimse, dinç özlü, güçlü kimse

Dinçsan: Dinç ve ünlü

Dinçsay: Saygın ve sağlıklı kişi. .

Dinçsel: Güçlü sel

Dinçsoy: Soyu sağlam.

Dinçtaş: Güçlü taş

Dinçtürk: Sağlıklı, sağlam Türk, güçlü Türk

Dindar: Allah’a inanmış, bağlanmış olan kimse.

Diren: Karşı koy, dayan, harmanda sapları yaymaya yarayan, uzun çatallı, ağaçtan yapılmış bir tarım aracı.

Direnç: Karşı koyma

Dirican: Sağlıklı güçlü kimse

Dirim: Hayat, yaşam, yaşama gücü

Dirimtekin: Hayat dolu şehzade

Dirisoy: Güçlü soy, canlı soy

Dirlik: Düzen içinde mutlu yaşam, mutluluk, sevinç, iyi geçinme, erinç

Diyar: Memleket.

Dizdar: Kale komutanı

Doğa: Tabiat.

Doğaç: Önceden düşünülüp hazırlanmadan ortaya çıkan düşünce

Doğal: Olağan olarak ortaya çıkmış olan, doğaya uygun, yapay Olmayan, yapmacıksız

Doğan: Yırtıcı bir kuş

Doğanalp: Şahin ve yiğit, yiğit kimse

Doğanay: Ayın ilk günlerinde Ay, yeni Ay (ayın ilk günleri doğan çocuklara verilir)

Doğaner: Şahin gibi kimse, şahin gibi yiğit

Doğangün: Doğmakta olan, doğan güneş

Doğantan: (şafakta doğan için) tan gibi doğmuş olan, yeni tan

Doğar: Doğmazlık etmez

Doğruer: Yalan söylemeyen, haksızlık yapmayan kimse, içi dışı bir kimse

Doğrul: Herhangi bir yöne doğru yönlen, toparlan, dik duruma gel doğru ol

Doğruol: Eğrilikten kaçın, haksızlık etme, içi dışı bir ol

Doğruöz: İçi dışı bir kimse, özü doğru

Doğu: Bir yön ismidir.

Doğuer: Doğu yiğidi

Doğuhan: Doğunun hükümdarı.

Doğukan: Doğunun hakanı demektir

Doğuş: Hayata geliş

Dolay: Etraf, çevre.

Dolun: Dolgun, dolarak biçimi yuvarlaklaşmış, ayın ondördü

Dolunay: Ayın bütün olarak görüldüğü hali.

Domaniç: Tümsek, yokuş. 2. Kambur.

Donat: “Donat, süsle” anlamında kullanılan bir ad.

Dora: En yüksek yer, uç. Bir şeyin uç kısmı yukarısı tepesi. Dağ doruğu anlamlarını taşır.

Dorak: Tepe, en yüksek yer, doruk.

Doru: Gövdesi kızıl, ayakları ve yelesi kara olan at. 2. Doruk.

Doruk: Zirve, dağların en yüksek noktası

Dorukhan: Yüksekteki hükümdar

Doruktekin: Yüce ve biricik, yüce şehzade

Dost: Sevilen ve güvenilen yakın arkadaş, gönüldeş

Dönmez: İnandığından geri dönmeyen kişi

Dönmezer: İnandığını yapan kimse, inandığı yolda giden kimse, sözünde duran yiğit

Dönmezsoy: Sözünden dönmeyen soy.

Duha: Kur’anı Kerim’de 93. surenin ismi, kuşluk vakti.

Duhan: Kıyamet gününde çıkacak duman

Dumrul: Dedem Korkut öykülerinde geçen bir ad

Duran: Yerinde kalan, bekleyen

Duraner: Duran yiğit

Durcan: sen cansın, sevgilisin ve yaşamalısın anlamında, (çocuğu yaşamayan Ailelerin koyduğu bir ad)

Durguner: Sakin kimse

Durhan: Turhan

Durkan: Soyu tükenmeyen.

Durmuş: Çocukların sık ölümleri karşısında konulan dilek ifadesi

Durmuş/Dursun: Çocukların sık ölümleri karşısında konulan dilek ifadesi

Dursun: Uzun ömürlü olsun

Dursunali: Kız çocuğu olmayan ailelerin en son doğan erkek çocuklarına verdikleri isim.

Durualp: Temiz ve yiğit kimse

Duruiz: Özü temiz kimse.

Duruk: Durulmuş, duru, berrak. 2. Doruk. 3. Belli bir süre değişmeyen, olduğu gibi kalan.

Durukal: Temiz kal, berrak kal

Durukan: Soylu kan sahibi

Durul: Suyun durulması, aklanması

Duruöz: Temiz özlü kimse

Durusan: Adı sanı temiz kimse

Durusel: Saf ve berrak akan sel.

Durusoy: Temiz soylu, saf kanlı

Durutekin: Temiz ve biricik, pırıl pırıl ve bir tane olan kimse, temiz şehzade

Durutürk: Temiz, dürüst Türk.

Duyal: Duygulu duyarlı çabuk duygulanan

Duygun: Hislerini yoğun yaşayan, duygusal.

Dülge: Deste.

Dülger: Yapıların tahta işlerini yapan kimse.

Dündar: bk. Dindar 2. T. Eski ordu düzeninde artçı birlik.

Dündaralp: Dinine bağlı yiğit. 2. T. Eski ordu düzenindeki artçı birlikte yer alan yiğit.

Dünya: Yeryüzü

Dürri: Parlak, parlayan, inci gibi parlayan.

Düzey: Bir kimsenin başkalarına göre değer ve yücelik derecesi.

Düzgün: Yamuk olmayan, doğru

 

7/29 ‘E’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘E’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Ebecen: Akıllı çocuk.

Ebed: Sonsuzluk.

Ebet: Sonu olmayan zaman, sonsuzluk.

Ebrak: Çok parlak olan.

Ebrar: Hayır sahipleri, iyiler, dindarlar, özü sözü doğru olanlar; sadıklar ve iyiler manasındadır.

Ebubekir: İlk halife olan Hz. Ebubekir’in ismidir. Bekir’in babası manasındadır.

Ecebay: Varlıklı ve ulu kişi.

Ecebey: Saygın, yüce.

Ecehan: Ulu hükümdar.

Ecekan: Geçmişinde yücelik saygınlık barındıran.

Ecem: Acem.

Ecemiş: Çok bilmiş.

Ecer: Güzel, yeni.

Ecevit: Açıkgöz, çevik, çalışkan ve sinirli anlamlarındadır.

Ecir: Güzel işler karşılığında alınan mükafattır

Ecmel: Çok güzel, yakışıklı.

Ecvet: Mükemmel. 2. Eli açık olan.

Edayi: Dua eden.

Ede: Ata, dede. 2. Büyük erkek kardeş. 3. Kendisine saygı gösterilen kimse.

Edebali: Osman Gazi’nin hocası. Edeb ve Ali isimlerinin birleşimi ile oluşur.

Edgü: İyi

Edgüalp: İyi ve yiğit

Edgübay: İyi zengin.

Edgüer: İyi kimse, iyi er manasındadır.

Edgükan: İyi soydan gelen kimse.

Edhem: Karayağız at.

Edip: Edepli terbiyeli / Edebiyatla ilgilenen kişi.

Edis: Yüce, yüksek

Ediz: Değerli, ulu, yüce, yüksek

Edra: Vücudu beyaz, başı siyah at.

Efdal: En değerli en yüksek.

Efe: Ege yiğidi, ağabey

Efe Buğra: Ağabey, büyük kardeştir. Buğra; büyük erkek deve, iki hörgüçlü devedir.

Efecan: Afacan, hareketli, ele avuca sığmaz anlamlarını taşır.

Efecan / Afacan: Hareketli, ele avuca sığmaz, akıllı

Efehan: Yiğitlerin başı.

Efekan: Yiğit bir soydan gelen.

Efendi: Saygıdeğer, ince çelebi kimse. 2. Sözü geçen, buyruğu yürüyen kişi. 3. Eğitim görmüş kişi için

Efgan: Ağlamak, feryat etmek.

Efgen: Düşüren yıkan kimse.

Efkan: Çığlıklar, inlemeler.

Efkar: Tasa, kaygı, üzüntü. 2. Düşünceler, fikirler.

Eflah: Feraha kavuşan, kurtulan.

Eflal: Eflal (افلال) kelimesi Arapça sözlüklerde ‘kurak, bitkisiz yer’, ‘hezimete uğrayan’ manalarına gelen el-fell (الفل) kelimesinin çoğulu olarak geçmektedir. Buna göre Eflal, ‘kurak, bitkisiz yerler’, ‘hezimete uğrayanlar’ manalarına gelir. Kötü enerjili bir isimdir.

Eflatun: Açık mor, leylak rengi ile erguvan arası / Bilgin, bilgili, herşeyi bilerek doğan çocuk.

Efnan: Türler, çeşitler.

Efrahim: Hz. Yusuf un ikinci oğlu. Orta Filistin’de yerleşen İsrail kabilesine adını verdiği söylenir. Bu kabile Hz. Süleyman’ın ölümünden sonra asıl İsrail topluluğunun 12 kola ayrılmasında etken oldu.

Efran: Sevinçli, mesut, neşeli kimsedir.

Efsane: Kulaktan kulağa yayılan öyküdür.

Efser: Taç, padişah tacı ve subay anlamına gelir.

Eftal: En değerli en yüksek.

Ege: Bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her hâlinden sorumlu olan kimse. 2. Yaşça büyük. 3. Sahip

Egealp: Egeli yiğit

Egebay: Saygın egeli.

Egebey: Saygın egeli.

Egecan: İçten ve sevecenlikle sahip çıkan.

Egehan: Engin denizlerin hükümdarı

Egemen: Sözünü geçirendir.

Egesal: Egeli olmasıyla nam salmış olan.

Egesan: Egeli olmasıyla anılan.

Egesay: Egeli saygın kişi.

Egetay: Genç egeli.

Egetürk: Engin görüşlü Türk.

Egezade: Egeli oğlu.

Eğilmez: Boyun bükmeyen.

Eğit: Kahraman, yiğit.

Eğmen: Talihli, uğurlu, kısmetli

Ejder: Bir masal yaratığı, korkulan, güçlü

Ejderhan: Acımasız hükümdar.

Ekber: Allah’ ın sıfatlarındadır. En büyük manasındadır. İsim olarak kullanılması uygun olmayabilir.

Eke: Usta, bilgili, deneyli, yetişkin, açıkgöz, zeki

Ekemen: Açıkgöz kimse, zeki kimse, bilgili, görgülü, deneyli kimse, manalarındadır.

Eken: Tarım ile uğraşan kişidir.

Ekenel: Elleriyle toprağı eken kişi.

Ekener: Toprağa tohum serpen kimsedir.

Ekin: Ekilmiş tahılın filiz vermiş biçimi, tarlada bitmiş tahıl. 2. Buğday. 3. Kültür.

Ekinci: Ekip biçen kimse.

Ekinel: Tanm1a, uğraşan.

Ekiner: Tarımla uğraşan kimse

Ekmel: Daha, pek kâmil, mükemmel ve kusursuz olan. En uygun, en eksiksiz olandır. Ekmel-i Enbiya

Ekmeleddin: Dinin en olgunu, dinin tamamı.

Ekrem: Pek cömert, iyiliksever manasındadır.

Elbek: İl beyi, ellerin beyi demektir.

Elber: İyiligi ve ihsani bol olan demek

Elbir: Uzlaştırıcı, arabulucu, bir işi birlikte yapan

Elbruz: Boyu uzun yakışıklı

Elçi: Bir devleti başka bir devlet katında temsil eden kimse, sefir. 2. Bir Uzlaşma sağlamak veya iş bitirmek için birinin yanına gönderilen kimse. 3. Yalvaç, peygamber, resul.

Elçialp: Yiğit temsilci.

Elçibey: Temsilci.

Eldem: Ehli. 2. Cana yakın.

Elfida: Feda etme, gözden çıkarmak.

Elgün: Kamu, herkes.

Elit: Seçkin, üstün.

Elitez: Elitez, eline çabuk.

Elvan: Renkler, çeşitler. 2. Rengârenk.

Elver: Yardımcı ol.

Elverdi: Yardım eden, yardımcı.

Elveren: Yardımcı olan.

Elyesa: Kur’an-ı Kerim’de adı geçen bir peygamber. Kur’ân-ı Kerîm’de, “İsmail, Elyesa’, Yû­nus ve Lût’a da yol gösterdik; hepsini âlemlere üstün kıldık” (el-En’âm 6/86), “İsmail’i, Elyesa’ı, Zülkifl’i de an. Hep­si de iyilerdendir. (Sâd 38/48) mealin­deki iki âyette anılması ve İslâmî kaynak­larda verilen şeceresi dışında onunla ilgi­li herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.

Eman: Emniyet, güvence gibi anlamları vardır.

Emanet: Korunmak birine veya bir yere bırakılan eşya, kimse. 2. Bir kimse ile birine gönderilen şey. 3. Eşyanın emanet olarak

Embiya: Peygamberler, Evliya.

Emcet: Onurlu.

Emek: Uzun ve yorucu çalışma. 2. Bir amaç uğruna harcanan yoğun beden ve zihin gücü.

Emet: Nihayet.

Emetullah: Allah’ın bereketi.

Emin: Güvenilir, kararlı.

Eminel: Güvenilir kişi

Emir: Buyruk.

Emir Efe: 'Emir''', Müslüman Ortadoğu ülkelerinde bey, askeri komutan, vali ya da yüksek rütbeli subay

Emir Kaan: Buyruk, komutan, talimat, ferman anlamlarındadır.

Emir Taha: Taha; Hz. Ömer’e Müslüman olmadan önce okunan ilk suredir. Emir+ Taha isimlerinin beraber kullanımı ile oluşan bir addır.

Emiray: Emir ve ay isimlerinden oluşmuş.

Emirbey: Yöneten saygın kişi.

Emircan: Bir kavmin, bir şehrin başı; büyük bir hanedana mensup kimse anlamlarındadır. Peygamberin soyundan gelendir.

Emirhan: Emir veren han, yönetici

Emirkan: Bir kavmin, bir şehrin başı.

Emirsoy: Buyuran, hükümran bir soydan gelen.

Emrah: Saz çalan oynayan

Emran: Kürkler, hayvan derileri.

Emre: Aşık, halk ozanı, arkadaş

Emri: Emirle ilgili.

Emrullah: Allah’ ın emri manasındadır.

Enbiya: Peygamberler.

Enç: Güvenilir kimse, erinçli kişi

Endam: Gül boylu, ince uzun, güzel endamlı.

Ender: Çok az, çok seyrek, az bulunan.

Eneç: Dağlardaki karın erimesiyle kendine yatak oluşturan ve yaz gelmesiyle de kuruyan su yatağı. 2.

Enek: Kapital.

Ener: En yiğit, en er kişidir.

Eneren: Çok ermiş, ermişlerin ileri geleni.

Enes: Soylu Arap atı, küheylan manasındadır.

Enez: Cılız, zayıf, güçsüz

Enfal: Ganimet.

Engin: Ucu bucağı görünmeyecek kadar geniş, çok geniş.

Enginalp: Engin yiğit

Enginay: Uçsuz bucaksız ay.

Enginel: İyi yetiştirilmiş derin bilgi sahibi kişi.

Enginer: Engin yiğit, engin er, engin kimse.

Enginsoy: Geniş soy

Enginsu: Uçsuz bucaksız deniz.

Engintürk: Her yanı sarmış olan Türk – Derin bilgiye sahip Türk.

Engiz: Derelerde sık ağaçlardan oluşan karanlık. Ağaç filizi.

Engür: Hepsinden gür olandır.

Enis: Arkadaş, dost

Enis / Enes: Sevimli, dost canayakın

Ensar: Koruyup gözeten, yardımcı olan.

Ensari: Ensar kişilerden biri.

Enver: En ışıklı, en parlak, nurlu güzel kişidir.

Er: Erkek, yiğit, kahraman, yürekli, yetenekli, rütbesiz asker anlamlarını taşır.

Eracar: Güçlü er gürbüz kimsedir.

Erakalın: Alnı açık yiğit, ak alınlı kimsedir.

Erakıncı: Akıncı yiğit, akıncı askerdir.

Eral: Korkusuz yiğit.

Eralan: Her anlamda yiğitliğini gösteren.

Eralkan: Al kanlı yiğit…

Eralonc.: Korkusuz akıncı.

Eralp: Yiğit erkek, yiğit kimse, yiğitler yiğidi.

Eraltay: Altay dağlarından gelmiş yiğit.

Eran: Yiğit diye anılacak kişi; anmakta geç kalma.

Erandaç: Başkasından anı kalmış yiğit

Eranıl: Yiğit olarak anılasın manasındadır.

Eraslan: Aslan gibi korkusuz ve güçlü olan kişidir.

Eray: Yiğit kişi

Eraydın: Aydın yiğit aydınlık yiğit

Erbaşat: Egemen olan yiğit

Erbatur: Yiğitler yiğidi, er yiğit, bahadır.

Erbay: Saygın, yiğit.

Erberk: Cesur ve şimşek gibi hızlı.

Erbey: Yiğit bey.

Erbil: Yiğitliği ile bilinen.

Erbilek: Yiğit bilekli, bükülmez bilekli

Erbilen: Bilgili, yiğit, bilen er

Erbilir: Bilen kimse, bilgili ve yiğit

Erboğa: Boğa gibi güce sahip olan.

Erboy: Yiğit, boylu, endamlı.

Erbuğ: Yiğitler başı, komutan

Erbuğa: Boğa gibi yiğit kimse, yiğit boğa

Ercan: Yiğit, korkusuz olan candır.

Erce: Yiğitçe, yiğide benzer bir biçimde.

Ercenk: Savasçi erkek.

Ercihan: Korkusuzluğuyla, yiğitliğiyle dünyaya nam salmış kişi.

Ercivan: Yiğit ve genç.

Erciyes: Kayseri’deki dağın ismi.

Ercümend: İtibarı olan, çevresinde saygı gören.

Ercüment: Saygın, onurlu

Erçelik: Çelik gibi yiğit, çelik er kişi

Erçetin: Sağlam yiğit çetin er, güç er, zorlu er kişi

Erçevik: Canlı, hareketli yiğit

Erçin: Erken doğan, En erken davranan

Erda / Erdağ: Dağ gibi er, dağ gibi yiğit

Erdağ: Dağ gibi er, dağ gibi yiğit

Erdal: Yeni dal, taze dal.

Erdem: Fazilet, ahlak, ruhsal ve manevi olgunluk

Erdemalp: Erdemli yiğit

Erdemer: Erdemli yiğit

Erdemir: Demir kadar güçlü

Erdemli: Ahlaki açıdan her alanda yeterliliğe sahip olan, faziletli.

Erden: İnsan eli değmemiş, bakir,

Erdenalp: Dürüst ve iyiliksever yiğit·

Erdenay: Ay kadar bakir

Erdener: El değmemiş yiğit

Erdeniz: Denizci yiğit kişi

Erdi: Ulaştı, yetişti, olgunlaştı, büyüdü, başakları olgunlaşmış ekin

Erdibey: Ermişliğiyle itibar gören kişi

Erdik: Ulaştık, yetiştik, kavuştuk, eriştik

Erdil: Gönül eri

Erdilek: Erken dilenen şey

Erdim: Tanrı yolunda ermiş durumuna geldim” “eriştim” “olgunlaştım” anlamındadır.

Erdin: Ereğine ulaştın; Tanrı yolunda ermiş duruma geldin, olgunlaştın yetiştin anlamındadır.

Erdinç: Sağlam, güçlü esen

Erdiner: Amacına ulaşan yiğit.

Erdoğ: Erken doğ, yiğit doğ

Erdoğan: Yiğit doğan kişidir.

Erdoğdu: Yiğit olarak doğdu, erken doğdu

Erdöl: Erkek çocuk

Erdölek: Ağırbaşlı, yiğit, uslu yiğit

Erdönmez: Ağzından çıkanı sahiplenen ve sözünden dönmeyen

Erdur: Yiğit kal.

Erduran: Duran, yaşayan yiğit.

Erduru: Katışıksız er, duru er

Erek: Ulaşılmak istenen, ardından koşulan şey, amaç, erişilmek İstenen sonuç

Ereken: Vaktinden önce eken, erken eken

Erel: Yiğit el

Erem: Cennet.

Eren: Erkek. 2. Olağanüstü sezgileriyle birtakım gerçekleri gördüğüne inanılan kimse. 3. Deneyimli, akıllı kimseler. 4. Dost. 5. Hayırlı çocuk.

Erenalp: Ermiş yiğit

Erenay: Ermiş ve ay gibi aydınlık.

Erencan: Ermiş kimse, ermiş can

Erençer: Huzur veren.

Erendiz: En büyük gezegen, jüpiter.

Erenean: can dost.

Erenel: Ermiş el, yiğit el

Erener: Ermiş yiğit.

Erengüç: Ermiş ve güçlü kimse

Erenler: Olağanüstü sezgileriyle bazı gerçekleri gördüğüne inanılan kişi. 2. Kendini tüm benliğiyle Tanrı’ya adamış kimse.

Erenöz: Özü ermiş kimse

Erensoy: Ermiş soy, yiğit soy

Erensü: Ermiş asker, yiğit subay

Erentürk: Her şeyi bilen Türk.

Erenulu: Ermiş ve ulu kimse

Erenuluğ: Ermiş ve ulu kimse

Erer: Yiğit er, yiğit erkek

Ereren: Benliğinden ayrılmış, kendini Tanrıya adamış.

Erez: Buğday ve arpa tarlalarında yetişen deliceotu da denilen bir bitki. Acı bağdem ağacı.

Ergalip: Gücüyle üstün gelen.

Ergazi: Yiğit, kahraman, savaşçı.

Erge: Şımarık, nazlı

Ergen: Buluğ çağına erişmiş olan. 2. Henüz evlenmemiş olan, bekar.

Ergenç: Genç erkek.

Ergene: Çadır kapısı. 2. Dağ yamacl.

Ergenekon: Dağın zirvesi

Ergener: Henüz evlenmemiş evlenecek çağa girmiş yiğit

Ergi: Güzelliği yakalama. 2. İyi bir şeye erişme durumu, mazhariyet-

Ergican: İstenilen iyi ve güzel şeye erişmiş kimse; erişmiş can; kendisine kavuşulmuş cananlamalarındadır.

Ergiden: Yiğit erkek.

Ergil: Er ile ilgili.

Ergin: Olmuş, yetişmiş, kemale ermiş. 2. Haklarını kullanabilecek yaşa gelmiş olan.

Erginalp: Yetişkin yiğit

Erginay: Ay gibi parıldayan delikanlı.

Erginbay: Erişmiş, yetişmiş, olgunlaşmış ve zengin

Ergincan: Olgunlaşmış kimse

Erginer: Yetişmiş, olgunlaşmış er.

Erginsoy: Ergin bir hale gelmiş soy

Ergisoy: İstediğine ulaşmış soydan olan kimse

Ergökmen: Gök yüzlü ve sarışın erkek

Ergönül: Gönülden dürüst kişi.

Ergör: Erken gör

Ergun: Hızlı, atak, sert başlı at.

Ergun / Ergün: Sert başlı oynak hızlı at / Sulu serpken kar

Ergun/Ergün: Sert başlı oynak hızlı at / Sulu serpken kar (Ergün)

Ergüç: Güçlü er, erkek ve güçlü

Ergüden: Yiğit erkek.

Ergüder: Başka erleri güdecek denli yiğit

Ergül: Yeni açan gül.

Ergüleç: Güler yüzlü kimse, güleç yiğit

Ergülen: Güler yüzlü, sempatik.

Ergüler: Durmaksızın gülen anlamında.

Ergümen: istediklerini elde etmiş olan.

Ergün: Yumuşak, uysal kimsedir. Sulu kar.

Ergünay: Ay gibi sessiz.

Ergüner: Mütevazi.

Ergüneş: Erken doğan güneş

Ergüney: Her ilişkisinde mütevazi olan.

Ergüven: Kendine güvenen, kendiyle barışık olan.

Ergüvenç: Güvenç olan kimse, güvenilir er

Erhan: Yiğit hükümdar

Erhun: Hun yiğiti

Erışık: Yiğit ışık

Erışın: içindeki cevheri paylaşan.

Eriker: Ermiş ve yiğit, yetişkin yiğit

Eril: Erkek.

Erim: Bir şeyin erebileceği uzaklık. 2. İyi bir şeye işaret olan durum. 3. Sevgi. 4. Müjde.

Erimer: Sevilen kimse, muştu olan er

Erin: Erginleşmiş kimse.

Erinçer: Mutluluk içinde yaşayan kimse, dirlik düzenlik içinde yaşayan erkek

Erip: Bilgisi ve yeteneğiyle zeki olduğunu belli eden kişi.

Eris: Uyanık, zeki.

Eriş: Saldırı, hücum.

Erişen: Olgunlaşan, erginleşen, ulaşan, yetişen

Erişken: Erişkin

Erişkin: Yetkinliğe ermiş, gelişmiş.

Eriz: iz bırakan yiğit.

Erizgi: Akıllı kimse zeki erkek

Erk: Yaptırma gücü, güç sözü geçerlilik

Erkal: Yiğit kalmanasındadır.

Erkam: Rakam, sayı işaretleridir.

Erkan: Erkek kanlı

Erkaya: Kaya gibi güçlü.

Erke: İşe çevrilebilen güç

Erkel: Güçle ilgili, güçsel

Erker: Güçlü erkek, güç sahibi kimse

Erkılıç: Kılıç gibi kudretli kişi.

Erkınay: Çalışkan kimse

Erkış: Erken gelen kış

Erkin: Tekbaşına iş gören, serbest

Erkinel: Özgür el, özgürlüğünü seven.

Erkiner: İstediği gibi davranabilen erkek, özgür kimse, özgür yiğit

Erkmen: Güçlü kimse, güçlü erkek, sözü geçen kimse

Erkoç: Yiğit koç, koç gibi erkek

Erkoçak: Eliaçık erkek, cömert kimse, yiğit er, koçak er

Erkol: Güçlü ol, güç sahibi ol, yiğit ol

Erksal: Güç Sal, güç gönder

Erksan: Güç sahibi ün, güçlü ad

Erksoy: Güçlü soy

Erksun: Güç ver güç sun

Erktin: Güçlü ruh

Erkul: Yiğit kul, yiğit kimse

Erkunt: Sağlam er, dayanıklı er

Erkurt: Yiğit kurt

Erkut: Uğur getiren yiğit, uğurlu yiğit

Erkutay: Yiğit, uğurlu ve Ay gibi kimse

Erkutlu: Uğurlu yiğit, kutlu yiğit

Erlaçin: Sarp er, yalçın kaya gibi erkek, şahin gibi erkek

Erman: Erdemli yiğit

Ermiş: İstediğine kavuşmuş – Dini inançlara göre kendisinde olağanüstü manevi güç bulunan kişi, evliya, veli.

Ermutlu: Mutluluk içinde yaşayan er

Ernoyan: Cesur, korkusuz komutan anlamında.

Eroğan: Yiğit barış tanrısı, güçlü er

Eroğlu: Yiğit kişinin oğlu

Eroğul: Yiğit oğul

Eroğuz: İyi ve doğru erkek, iyi erkek arkadaş, tosun gibi erkek Gürbüz erkek

Erokay: Elit, beğenilen.

Erol: Erkek ol sözünde dur anlamında

Erolan: Yiğit olan, erkek olan, er olan

Eronat: Güvenilir kimse

Erozan: Yiğit ve şair kimse, yiğit şair

Eröz: Özü yiğit, yiğit özlü, yiğit kimse

Ersal: Erkenden gönder, erken salıver

Ersan: Yiğit ünlü, er sanlı

Ersavaş: Yiğitçe savaş.

Ersay: Yiğit olarak saygı göster

Ersayın: Saygıdeğer yiğit, saygı gösterilmesi gereken kimse

Erseç: Yiğit seç,

Ersel: Yiğit sel

Ersen: Kolay, zor olmayan

Ersev: Erkek ol ve sev, erken sev

Erseven: Erken seven kimse, yiğit kimse

Ersever: Yiğit sever.

Ersevin: Erkenden, vaktinden önce sevinç duy, vaktinden önce sevin

Ersezen: Vaktinden önce sezen kimse

Ersezer: Erken sezer, vaktinden önce sezer

Erson: son yiğit, son erkek anlamında, ailenin sonuncu erkek çocuğuna verilen ad

Ersons: Son yiğit, son erkek anlamında, ailenin sonuncu erkek çocuğuna verilen ad

Ersoy: Erkek soy, yiğit soy

Ersöz: Yiğit sözü

Ersun: Erken sun, vaktinden önce sun

Ersungur: Yiğit ve doğan gibi yırtıcı

Ersü: Yiğit asker, yiğit subay

Erşan: Yiğit, ünlü, yiğit şanlı

Erşat: Doğru yolu bulan

Erşen: Şen, yiğit, şen erkek

Erşet: Dürüstlükten hiç ayrılmayan.

Ertaç: Erkekliği taç gibi taşıyan

Ertan: Tan gibi ateş renkli er

Ertaş: Yiğit ve taş gibi sağlam kimse

Ertay: Yiğit tay

Ertaylan: Yiğit ve uzun boylu kimse

Erte: Sonraki, gün; şafak sökme zamanı; herhangi bir işteki ilk başarı

Ertek: Yiğit, ve tek er

Ertekin: Yiğit ve tek, yiğit prens

Ertem: Erdem, fazilet

Erten: Sabah, gündoğumu anı

Ertingü: Hayranlık uyandıran.

Ertok: Gözü yükseklerde olmayan, gözü tok yiğit

Ertöre: Törelerine bağlı yiğit.

Ertöz: Yiğit ve cevherli kimse

Ertugay: Yiğitler topluluğu anlamında

Ertuğ: Sorguçlu yiğit, tuğlu yiğit

Ertuğrul: Temiz yürekli doğru yiğit

Ertuna: Yiğit, Tuna ırmağı

Ertunca: Yiğit, Tunca ırmağı

Ertuncay: Yiğit ve tunçtan yapılmış ay

Ertunç: Tunçtan yapılmış, sağlam, yiğit erkek

Ertunga: Yiğit, hükmeden

Erturan: Yaşayan yiğit

Ertün: Akşamın ilk saatleri, gecenin başlangıç saatleri

Ertüre: Yiğitler ara-

Ertürk: Yiğit Türk, erkek Türk

Ertüz: Yiğit ve adaletli

Ertüze: Adaletli yiğit.

Ertüzün: Düzgün er, yiğit ve düzgün kimse

Erülgen: Ulu yiğit, yüce yiğit, metin yiğit

Erün: Yiğit diye tanınan, ünlü yiğit

Erünal: Yiğit olarak tanın, yiğit olarak ün al

Erüstün: Üstün yiğit

Ervan: Yiğit, cesur

Eryalçın: Çıplak, yalçın kaya gibi yiğit kimse

Eryaman: Her bakımdan alışılmışın üstünde olan yiğit

Eryavuz: Çok sert yiğit, yavuz erkek

Eryetiş: Çabuk gel

Eryılmaz: Hiçbir şeyden korkusu olmayan yiğit, gözü korkusuz yiğit

Eryiğit: Yiğit erkek

Erzade: Yiğit oğlu.

Erzan: Uygun, münasip, layık

Erzen: Darı.

Erzi: Dini vecibelerini yerine getiren.

Esad: Çok uğurlu ve mutlu

Esad/Esat: Çok uğurlu ve mutlu

Esat: Çok uğurlu ve mutlu

Esenalp: Sağlıklı yiğit

Esenbay: Sağlıklı ve saygın kişi.

Esenbey: Sağlıklı ve beyfendi kişi.

Esendal: Sağlıklı, huzurlu kişi.

Esendemir: Sağlıklı ve demir gibi

Esener: Sağlıklı yiğit

Esengür: Rüzgar gibi gürleyen.

Esenhan: Sağlıklı hükümdar.

Esenkal: Sağlıklı ve huzurlu ol.

Esenkul: Sağlıklı ve huzurlu insan.

Esentan: Tan vaktinde esen rüzgar.

Esentaş: Sağlıklı, taş gibi.

Esentay: Sağlıklı ve genç.

Esentürk: Sağlıklı Türk

Eseralp: Yiğitliği dilden dile rüzgar gibi dolanan

Eserbey: Çok yakışıklı ve beyefendi kişi

Eserhali: Arkasında büyük eserler bırakan hükümdar

Eserkaya: Heykel gibi güzel.

Esersoy: Eserleriyle anılan bir soydan gelen.

Esertaş: Sert ve taş gibi sağlam.

Esertürk: Büyük eserler bırakmış Türk.

Esil: Soylu, zengin.

Esinalp: Yiğitliği çok kişiye örnek olan.

Esinbay: Saygıdeğerliliğiyle çok kişiye örnek olan.

Esiner: Sabah yeli gibi tatlı ve yiğit kimse, esin veren kimse

Eskin: Yel, sert esen yel

Eskinalp: Sert esen yel gibi yiğit

Eslek: Çalışkan. 2. Girişken.

Eşfak: İçten, çok şefkatli olan.

Eşit: Niteliği, görünüşü aynı olan.

Eşkin: Atın bir tür hızlı yürüyüşü.

Eşmen: Eş, dost, arkadaş, akran.

Eşref: Şerefli, şeref sahibi / Uğurlu

Etem: Eksiksiz, tam.

Ethem: Kara, yağız at

Ethem/ Edhem: Kara, yağız at

Etika: Günah işlemeyen

Etiz: Yüce, yüksek, değerli

Etka: Takvayla yaşayan, Allah korkusu ile günahtan çok fazla çekinen

Etkin: Etkileyici, yaptırıcı

Evgin: Gecikmemesi gereken, acil, aceleci…

Evliya: Ermişler – Koruyup gözetenler – Allaha yakın olanlar.

Evran: Uzun boylu. 2. Kasırga. 3. Kainat.

Evre: Bir olayda birbiri ardınca gelen değişik durumların Her biri, alınan yol aşama

Evren: Kâinat

Evrensel: Dünya ölçüsünde olan

Evrim: Aşamalarla kendini gösteren ilerleme, değişim

Evsad: Ahlak, huy

Eylem: Bir durumu değiştirmek için gösterilen çaba.

Eymen: Daha uğurlu, çok talihli, hayırlı, kutlu

Eymür: Varlıklı, iyi durumda olan oğuzlarda boy adı.

Eyüp: Sabırın simgesi olmuş bir peygamber

Ezdi: Ezmek eylemini yaptı, ezip geçti, yendi

Ezel: Başlangıcı olmayan demektir.

Ezgütekin: İyi şehzade

Ezman: Gökyüzü.

8/29 ‘F’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘F’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Fadıl: Erdemli, üstün, parlak

Fahim: Yüce kişi. 2. İtibarı olan kişi.

Fahir: Şanlı, şerefli, onurlu, övülecek kimse manasındadır.

Fahmi: Yüce.

Fahrettin: Dinin övünç kaynağı manasındadır. Karşılıksız kabul edilen görev, iş diğer anlamıdır.

Fahrettin / Fahri: Karşılıksız kabul edilen görev, iş

Fahri: Gönüllü kişi, onuru için bir işi yapan anlamı taşır.

Faik: Başkalarından daha ileri, üstün.

Faiz: Başarı kazanan, isteğine kavuşan. 2. İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kar.

Fakib: Anlayışlı, zeki. 2. Fıkıh bilgini.

Fakih: Anlayışlı, zeki kimse. 2. Fıkıh bilgini.

Fakir: Yoksul.

Fakirullah: Allah’nın büyüklüğü karşısında âciz olan kimse.

Fakri: Yoksulluğun getirdiği gariplik.

Falaz: Fırtına, tozu toprağı savurarak esen sert rüzgardır.

Falih: Başarılı ve mutlu kimse. 2. Toprağı süren, eken kimse.

Fani: Ölümlü. 2. Geçici. 3. Yaşlı.

Farabi: Farap adlı ilden olan kimse. 2. 870-950 yılları arasında yaşamış büyük Türk İslâm düşünürünün adı.

Farik: Benzerlerinden farklılığını belirten özellik.

Faris: Binici, ata binmekte maharetli olan kişi, anlayışlı.

Faruk: Adaletli, hukuklu, keskin kararlı kişidir.

Fasih: Hitabet yeteneği olan.

Fatih: Ülkeleri ele geçiren, fetheden.

Fatih Mert: Mert

Fatin: Zekası sayesinde her şeyi çabuk kavrayan anlamında.

Faysal: Keskin kılıç, hâkim, hükümdar.

Fazh: Fazilet sahibi.

Fazıl: Erdemli, manevi değerce üstün

Fazlı: Fazilet sahibi

Fazlullah: Allah’ın erdemi, üstünlüğü.

Fazullah: Allah’ın fazileti.

Fecri: Tan kızıllığı.

Fedai: Bir ülkü uğruna tehlikeli işlere girişerek canını esirgemeyen korkusuz kimse

Fedakar: Özverili.

Fehamettin: Dinin büyüklüğü, ululuğu… Büyüklük, ululuk gösteren kişidir.

Fehim: Anlayışlı, çabuk kavrayan

Fehim / Fehmi: Anlayışlı, çabuk kavrayan

Fehimdar: Zekâ, anlayış, kavrayış sahibi kimse.

Fehmi: Anlayışlı kişi

Fehmi / Fehim: Anlayışlı, çabuk kavrayan

Felat: Susuz çöl.

Felek: Gökyüzü. Dünya, âlem.

Feleytun: Lider

Felit: Açık düşünceli.

Fena: Kargaşa, düzensizlik.

Fenni: Fene, bilime ilişkin, bilimle ilgili.

Fer: Aydınlık, ışık. 2. Güç, kuvvet.

Feragat: Hakkından vazgeçme, el çekme.

Ferahi: Bolluk, genişlik, ucuzluk.

Feramuş: Unutma, akıldan çıkma.

Feramuz: Kale muhafızı, koruyucu.

Fercan: Güçlü, parlak, canlı kişiliği olan kimse.

Ferda: Yarın, gelecek zaman

Ferdal: Dal tomurcuğu.

Ferdane: Tek, yalnız.

Ferdar: Güce, saygınlığa sahip kimse.

Ferdari: Bilgi veren.

Ferdi: Bireysel, tek başına

Fereç: Zafer, utku. 2. Sevinç, teselli.

Ferhan: Sevinçli, mutlu

Ferhat: Zorluklarla savaşan

Ferhat/Ferhad: Zorluklarla savaşan, güçlükleri yenen kişidir. Ayrıca sevinç, neşe anlamlarını da taşır.

Ferhattin: Dinin coşkusu, sevinci.

Ferhun: Güçlü, şanlı soydan gelen kimse. 2. Sevinçli.

Ferid: Bir tane, eşsiz

Ferid/Ferit: Bir tane, eşsiz.

Feridun: Tek, eşsiz, benzeri olmayandır.

Ferih: Mutlu, sevinçli.

Ferit: Eşsiz benzersiz

Feritkan: Eşi olmayan, soylu kandan gelen kimse.

Feriz: Ekini alınmış tarla.

Ferkan: Saygın soydan gelen.

Ferman: Buyruk, emir

Fermandar: Hükümdar.

Fermande: Hakim.

Fermani: Buyrukla, fermanla ilgili olan.

Ferran: İki isimin baş ve son parçalarından oluşturulmuş

Ferruh: Uğurlu, kutlu, aydınlık yüzlü kişi

Fersan: Bir tür sansar.

Fersoy: Güçlü, saygın bir soyu olan, eşsiz.

Feruzat: Hayırlı, kutlu.

Feryat: Çığlık, haykırış.

Ferzan: Bilim ve hikmet.

Ferzane: Delikanlı.

Ferzend: Oğul, çocuk.

Fesal: Biçim, tavır.

Fesih: Aydınlık.

Fethi: Fetih ile ilgili

Fethullah: Tanrının fethi.

Fetih: Bir şehir veya ülkeyi savaşarak alma. Zapt etme, ele geçirme…

Fettah: Allah’ ın 99 esmasından biridir. Ferahlık yayan, açan ferahlatan manasındadır.

Fevzi: Üstünlük, başarı, zafer ile ilgilidir.

Fevzullah: Tanrının üstünlüğü.

Feyiz: Verimlilik. 2. Bilim bilgelik.

Feyyaz: Bereket ve bolluk verendir.

Feyzettin: Dinin verimliliği.

Feyzi: İlim, irfan, suyun akıp taşması gibi manaları vardır. Ayrıca Bereket, bolluk ile ilgilidir.

Feyzullah: Allah’ın feyzi, bereketidir.

Feza: Gökyüzü, uzay boşluğu…

Fezahan: Kainatın hükümdarı.

Fezai: Uzayla ilgili.

Fıda: Özveri.

Fırat: Eski İran dilinde; “Geçit veren; üstünden geçmeye uygun olan anlamındadır. Fırat, Doğu Anadolu’dan geçen büyük akarsuyumuzun adıdır aynı zamanda.

Fırtına: Yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgar.

Fikret: Düşünen, düşünce ile ilgi.

Fikrettin: Dini düşünce.

Fikri: Düşünceyle ilgili olandır.

Filinta: Namlusu kısa kurşun atan tüfek, 2. Uzun boylu, yakışıklı ve çevik kişi.

Filizer: Genç, toy, delikanlı.

Firas: Yiğit, mert, binici, at yetiştirici gibi anlamlar taşır.

Firdevsi: Cennete ait, cennetle ilgili. 2. İran’ın ünlü şairi, Şehname’nin yazarı.

Firuz: İnce, uzun boylu. 2. Sevinçli, mutlu, uğurlu.

Fişengi: Namus uğruna atılan kurşun

Fuad: Yürek, kalp gönül

Fuat: Yürek, kalp, gönül

Fuat/Fuad: Yürek, kalp, gönülanlamındadır.

Furkan: Kuran’ı Kerimin yazılı Mushaf haline Furkan denir. Manası; Hak ile batılı birbirinden ayıran. İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı fark edip ayırandır.

Fuzuli: Boşuna gereksiz, haksız.

Fürkan: Hakkı, batıldan, doğruyu yanlıştan ayırma, tefrik

Fütüvvet: Mertlik, yiğitlik. 2. Soy temizliği. 3. Cömertlik.

9/29 ‘G’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘G’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Gaffar: Acıyan, bağışlayan

Gaffur: Bağışlayan, acıyan

Gafir: Bağışlayan, atfeden.

Gafur: Bağışlayıcı, günahları affedici

Galip: Kazanan, üstün

Gani: Zengin, cömert, bol çok, elindekiyle yetinen

Garabed: Liderlik yapan, öncü.

Garip: Kimsesiz, yalnız, yabancı / Tuhaf

Gavsi: Yardım, destekle ilgili. 2. Derine dalan kimse.

Gayret: Olağanüstü çalışma, çaba, çalışma isteği – Koruma, kayırma, esirgeme duygusu.

Gayur: Çok çalışkan, gayretli.

Gazanfer: Yüreği ve bileği sağlam olan

Gazel: Divan edebiyatında bir nazım biçimi. 2. Türk müziğinde belli bir kurala bağlı olmadan bir kişi tarafından sesle yapılan taksim. 3. Sonbaharda kuruyup dökülen ağaç yaprağı.

Gazi: Savaşta yara alan

Gedik: Dağ geçidi. 2. Boşluk, eksiklik. 3. Güçlük, güç durum.

Gediz: Çukurdaki su birikintisi. 2. Ege’de akarsu adı.

Gencal: Genç al.

Gencalp: Genç, yiğit

Gencalp/Gençalp: Genç, yiğit

Gencaslan: Arslan gibi yiğit.

Gencay: Genç, güçlü kişi

Gencel: Genç eli.

Gencer: Delikanlı, genç yiğit

Gencer/Gençer: Delikanlı, genç yiğit

Genco: Genç o anlamına

Genç: Dinç, güçlü, sağlıklı

Gençalp: Genç yiğit.

Gençer: Kuvvetli delikanlı.

Gençkal: Hiç yaşlanma, herzaman genç kal

Gençsoy: Yaşlı olmayan soydan, dinç kimse, soylu genç

Gençtan: Tan vaktinin çok canlı görünüşü.

Gençtaş: Taş gibi sert olan genç. .

Gençtürk: Genç Türk.

Geray: Açık maviye yakın, gök rengindeki Ay

Gerçek: Doğru, hakikat, var olan

Gerçeker: Aslına uygun nitelikler taşıyan yiğit, gerçek yiğit

German: Hisar, kale.

Gernas: Kahraman.

Gerok: Etkin, faal.

Gevheri: Özlü, değerli.

Geylani: Cennette çıkan ilk kiraz

Gezegen: Uzay boşluğundaki ışığı yansıtan cisimlerin ortak adı

Gezgin: Yeni yerler görmek ereğiyle geziye çıkan kimse

Gıyas: Yardım.

Gıyaseddin: Dinin yaratılmasına yardımcı olan

Gıyaseddin/Gıyasettin: Dinin yayılmasına yardımcı olan.

Giran: Ağırbaşlı, sakin.

Giray: Kırım hanı

Girayalp: Halk tarafından sevilen kahraman kişi.

Girayhan: Sevilen hükümdar.

Girgin: Girişken, sokulgan

Gizay: Gizlenmiş Ay, saklı Ay

Gizer: Giz gibi saklanan yiğit

Gizmen: Giz saklayan kimse, sırdaş

Gokay: Gök ve ay gibi güzel olan.

Gorani: Şarkı, türkü.

Göçer: Göçebe yaşamı süren.

Göçmen: Kendi ülkesinin dışında yaşayan.

Göğem: Yeşile çalan mor.

Göğen: Gök, mavi, yeşillik

Göğüş: Sarı saçlı ve mavi gözlü kimse, gökmen

Gökalp: Gök gibi, yiğit, kuvvetli

Gökay: Gökteki ay gibi parlak

Gökbaran: Gökteki güç; gök gücü

Gökbay: Gökyüzlü ve zengin kimse

Gökbel: Yeşil bir dağın geçit veren yeri

Gökbelen: Yeşil bir dağın geçit veren yeri; yeşil tepe

Gökben: Mavi renkli benek

Gökberk: Yeşil yaprak

Gökbey: Mavi gözlü bey

Gökbora: Fırtınalı gökyüzü.

Gökbulut: Bulutlu gökyüzü.

Gökcan: Yeşermiş, taze can, özlemle dolucan

Gökçe: Gösterişli, yiğit

Gökçebel: Mavi geçit

Gökçebey: Mavi gözlü yiğit bey.

Gökçeer: Mavi gözlü yiğit, sevimli yiğit

Gökçek: Güzel, sevimli, hoş kimse. 2. Yiğit, cesur. 3. Taze, körpe.

Gökçel: Gök ile ilgili, gök rengini andıran

Gökçem: Mavi gözlüm

Gökçen: Güzel, sevimli, mavi gözlü ve sarışın

Gökçener: Mavi gözlü yiğit

Gökçer: Mavi gözlü, yiğit, güçlü

Gökçesu: Mavi su, yiğit su.

Gökçin: Külrengi, kır, kurşuni

Gökçül: Gökyüzü ile ilgili.

Gökdağ: Göğe ermiş dağ.

Gökdal: Yeşil dal

Gökdemir: Demir rengi, yeşil-mavi renk

Gökdeniz: Büyük mavi deniz

Gökdoğan: Gökyüzünün doğuşu.

Gökduman: Dumanlı gök.

Gökel: Mavi el.

Göker: Çok yiğit

Gökhan: Göklerin hükümdarı

Gökhun: Eski Türk isimlerinden Gök+Hun

Gökmen: Yiğit, mavi gözlü

Gökmenalp: Mavi gözlü ve sarışın yiğit

Gökmener: Mavi gözlü sarışın yiğit

Göknel: Mavi gökyüzü.

Gökra: Gökyüzündeki muhteşem güzellik.

Göksagun: Mavi gözlü hekim

Göksal: Mavi gözlerinin güzelliğiyle tanınan.

Göksan: Şanı yüksek kimse.

Göksay: Mavi gözlerinin güzelliğiyle tanınan.

Göksekin: Gökyüzü senindir anlamında

Göksel: Gökle ilgili

Göksenin: Gökyüzü senin anlamında.

Gökser: Gökle ilgili.

Gökseven: Mavi seven, gökyüzünü seven

Göksever: Mavi sever, göğü sever, gökyüzünü sever

Göksoy: Gökyüzünden gelen.

Göksun: Yüksel, yücel anlamında kullanılan bir ad.

Göktan: Mavi şafak, mavi tan

Göktaş: Mavi taş, uğur

Göktay: Mavi gözlü çocuk.

Göktekin: Gökyüzlü ve biricik, mavi gözlü şehzade

Gökten: Gökyüzünden gelen.

Göktuğ: Gök renkli Tuğ sahibi

Göktulga: Savaşçı kimse.

Göktuna: Mavi Tuna

Göktunç: Mavi gözlü ve tunç gibi

Göktürk: Bir Türk boyu

Gönder: Bayrak direği.

Gönen: Mutlu, sevinçli

Gönenç: Refah, huzur, mutluluk.

Gönüldaş: Birbirleriyle uyum içinde olanlar.

Görgün: Görme yetisi olan, gören, görmüş olan, iyi gören

Görkay: Güzel Ay, görkemli ay

Görkel: Heybetli el,

Görkem: Gösterişli, göz alıcı olma

Görker: Güzel ve yiğit kimse

Görkmen: Alımlı, yakışıklı yiğit, görkemli erkek

Göymen: Gözleyen, araştıran.

Gözdetürk: Beğenilen Türk.

Gözen: Albenisi olan, göze güzel görünen, çekici, pınar, kaynak, göze

Gubbettin: Allah’ın adamı, mübarek insan.

Gujan: Atik, güçlü

Gurbet: Doğup yaşanılmış olan yerden uzak yer, gurbetlik

Gurur: Kendini beğenme, büyüklenme, kibir.

Gücal: Kuvvet al.

Gücüm: Dayandığım şey, dayanağım, güç aldığım

Gücümer: Benim dayanağım olan yiğit, gücüm olan yiğit

Güçal: Güç al

Güçalp: Güçlüklerin üstesinden gelen yiğit.

Güçel: Güçlü el.

Güçer: Çetin yiğit.

Güçeren: Güçlü ermiş.

Güçhan: Çetin han, güçlü han

Güçkan: Güçlü soydan olan kimse

Güçlü: Dayanıklı, zorlu, gücü olan, kuvvetli, sözü geçer

Güçlü Bey.: Süs, bezek.

Güçlüer: Dayanıklı, zorlu yiğit, güçlü yiğit, sözü geçer yiğit

Güçlühan: Kuvvetli hükümdar.

Güçlütürk: Dayanıklı, zorlu Türk, kuvvetli Türk

Güçmen: Kuvvetli kişi

Güçsal: Gücün ve kuvvetinle nam sal anlamında.

Güçsan: Gücü ve kuvvetiyle nam salmış olan.

Güçsel: Çetin sel, zorlu sel, güçle ilgili, enerjik

Güçyener: Yenici güç, zorlu güç

Güçyeter: Yeter güç

Güder: Amacının peşinde olan

Gülan: Ortadoğu takvimine göre bahar ayı.

Gülbay: Gül gibi zarif ve saygın kişi.

Gülbek: Gülümseyen bey.

Gülbey: Gül gibi zarif ve saygın kişi.

Güldoğan: Gül ağacının çiçeğinin doğuşu.

Güleç: Herzaman gülen, güler yüzlü, güler yüzlü ve sevimli

Güleçer: Güler yüzlü yiğit

Gülek: Yüzünden tebessümü eksik etmeyen.

Gülener: Güler yüzlü yiğit, güleç er

Gülertan: Gülümseyen sabah vakti

Gülesin: Gülmek eyleminden bir iyi dilek

Gülez: Gülü ayaklarında çiğne

Gülhan: Gül gibi güzel hakan

Gülkan: Güler yüzlülüğü içten olan.

Gülmen: Güler yüzlü kimse, güleç

Gültan: Sabah vaktinin gülü, tan gülü

Gültekin: Güvenilir kişi

Günaç: Günün doğması gibi doğ anlamında.

Günaııan: Kızıl sabah güneşi.

Günak: Ak gün.

Günal: Kırmızı Güneş

Günalan: Güneş gören alan.

Günalp: Güzel gün

Günaltan: Kızıl sabah vakti ve Güneş

Günaltay: Kızıl güneş.

Günaydın: Sabahları söylenen bir esenleme sözü, "gününüz aydın olsun"

Günbay: Günün adamı, günün kişisi.

Günberk: Güneş gibi yakıcı ve sert

Gündaş: Aynı günde doğanlardan her biri, gündeş

Gündemir: Çok iyi bir gün, sağlam gün

Gündeniz: Güneş ve deniz

Gündeş: Aynı günde doğanlardan her biri, aynı günde olan

Gündoğan: (güneş doğarken doğan çocuklara konulan adlardan) Doğan Güneş, doğan gün

Gündoğar: Güneşin doğuşu.

Gündoğdu: Güneş doğdu, gün başladı anlamında.

Gündüz: Günün aydınlık zamanı

Gündüzbey: Saygın kişi.

Gündüzhan: Gündüz hükümdarı.

Güneri: O günün popüler kişisi.

Güneş: Gezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi.

Güney: Temel yönlerden biri. 2. Güneş gören yer.

Güngör: İyi günler yaşa anlamında

Günhan: Aydınlıklar hükümdarı

Günkan: Sıcakkanlı.

Günkaya: Güneş gibi sıcak, taş gibi sert.

Günkul: Günün uğuru.

Günol: Aydınlık ol.

Günşiray: Aydınlık yüzlü, güneş gibi parlak yüzü olan kimse.

Güntekin: Güneş gibi.

Güntürk: Işık saçan Türk.

Günver: Bereketli, ışıklı.

Günyol: Aydınlık yol.

Gür: Çok, bol, fazla

Gürak: Çok beyaz, temiz.

Gürakın: Sıkça akın.

Güral: Çok al, çok yaşa

Güralp: Yiğit

Güran: Bol bol hatırlaanlamında kullanılır.

Güray: Bereketli, bolluk içinde olan ay

Gürbüz: Sağlıklı, sağlam

Gürçay: Bol sulu akarsu.

Gürdağ: Bol ağaçlı dağ. 2. Gür ormanlı tepe.

Gürdal: Güçlü dal

Gürdemir: Güçlü sağlam demir

Güre: Güçlü, dinç, ürkek

Gürel: Canlı hareketli. 2. Çetin bir gücü içeren.

Gürer: Gürbüz yiğit.

Güreralp: Gürbüz yiğit kişi.

Güresin: Sert esinti.

Gürgen: Karadeniz’de yetişen bir ağaç türü.

Gürgüner: Gürbüz, aydınlık yiğit.

Gürhan: Güçlü, gürbüz hükümdar

Gürkal: Güçlü kal

Gürkan: Güçlü kanlı, kuvvetli

Gürkaya: Güçlü ve de kaya gibi sert.

Gürkök: Kökleri güçlü olan.

Gürler: Gürül gürül haykıran kalın ses.

Gürman: Güçlü, gürbüz.

Gürmen: Gücü kuvveti olan gürbüz kişi.

Gürol: Güçlü ol

Gürpınar: Gürül gürül akan pınar.

Gürsal: Her tarafa nam salmış olan.

Gürsan: Önemli, güçlü bir üne, soya sahip olan kimse.

Gürsay: Güçlü, saygın.

Gürsel: Güçlü sel, çok güçlü

Gürses: Güçlü ses.

Gürsoy: Güçlü soy

Gürtan: Çok koyu şafak

Gürtekin: Uğurlu, çok şanslı kişi.

Gürtuğ: Bereketli tuğ,

Gürtuna: Gürül gürül akan Tuna.

Gürtunca: Gürül gürül akan Tunca.

Gürtunç: Sağlam tunç

Gürtürk: Güçlü Türk.

Güven: Korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, sevinç, mutluluk.

Güvenalp: Güvenilen yiğit.

Güvenç: İnanç, inanış

Güvenel: Cesaret al, cesaretlen.

Güvener: Güvenli yiğit.

Güventürk: Güvenilir Türk.

Güyer: Su yolu

Güzcan: Sonbaharda doğan.

Güzek: Yer yuvarlağı, küre, dünya, yeryüzü.

Güzelbey: Yakışıklı ve saygın erkek.

 

10/29 ‘H’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘H’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

Habib: Sevgili, dost

Habibullah: Allah’ın en sevdiği, Hz. Muhammed’in lakabı

Habil: Yeryüzünde öldürülen ilk insan

Habip: Sevilen kişi, yaren, dosta verilen ad

Hacı: Kabe’yi ziyaret eden kişi.

Hacip: Osmanlıda devlet büyüklerine verilen bir san.

Hades: Birisini yenmek, kötülük

Hadi: Yol gösterici.El Hadi, Allah’ın isimlerindendir.

Hadim: Birisine yol gösteren.

Hadin: Dost, yoldaş.

Hadis: Hz. Muhammed'in söz ve davranışları

Hadra: Çok yeşil, en yeşil manasında.

Hafız: Ezberleyen/ Özellikle Kuran-ı Kerimi ezbere okuyan

Hakan: Kağan, eski Türk imparatoru

Haki: Yeşile çalan koyu sarı renk, toprak rengi.

Hakim: Akıllı, becerikli, hekim.

Hakkı: Doğruluk, adaletli

Haktan: Allah’tan gelen, Allah’ın verdiği

Haktanar: Her anlamda haktan yana olan.

Hakverdi: Allah’tan gelen hak anlamında.

Halas: Kurtuluş, özgürlüğe kavuşmak.

Halâskâr: Kurtarıcı.

Haldun: Kalp, yürek / Yüreklilik

Halef: Birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse.

Halet: Hal, durum.

Halife: Birinin yerine geçen kimse. 2. Hz. Muhammed´in vekili ve dünyadaki Müslümanların başı olan kimse.

Halik: Yoktan var eden, yaratıcı.

Halil: İçten dost, yakın arkadaş

Halilullah: Allah’ın sadık dostu. 2. Hz. İbrahim’e verilen san.

Halim: Yumuşak huylu, sakin yaradılışlı

Halime: Peygamberimizin (s.a.s) süt annelerinden

Halis: Saf, katkısız, duru

Halit: Süregelen, sürekli

Halittin: Dinin sonsuzluğu, ölümsüzlüğü.

Haluk: İyi ahlaklı, uyumlu

Hamaset: Cesaret, kahramanlık, yiğitlik.

Hamdi: Hamd eden, şükreden / Tanrı ile ilgili

Hamdullah: Allah övgüsü

Hami: Koruyan, arka çıkan, koruyucu

Hamid: Şükredici

Hamil: Sahip olan. 2. Destek.

Hamis: Beşinci.

Hamit: Şükreden, ; övgüye değer

Hamza: Aslan

Han: Eski Türk hakanına bağlı, hükümdar. 2. Osmanlı padişahlarının adlarının sonuna getirilen ünvan. 3. Konaklamak amacıyla yapılan yapı.

Hanalp: Han’a bağlı yiğit, kahraman.

Hanbek: Güçlü, kuvvetli hükümdar.

Hanbey: Hana bağlı beylik.

Hanedan: Hükümdar, ya da devlet büyüğü gibi bir kişiye dayanan soy, aile. 2. Belli ve büyük soydan gelen aile. 3. Eli açık, konuksever.

Hanefi: Allah´ın birliğine iman eden.

Hani: Yumuşaklık ve vakar sahibi

Hanif: İslam dinine sımsıkı bağlı olan kimse. 2. İslamiyetten önce tek Tanrı´ya inanan.

Hanifi: Mezhep adı.

Hankan: Han soyundan gelen.

Hansoy: Han soylu, bey soyundan gelen

Hanzala: Uhud Savaşı şehitlerinden biri

Harabi: Bekçi, gözcü.

Haris: İstekli, aç gözlü, bir şeyi çok fazla isteyen, hırslı. 2. Pinti, cimri, parayı çok seven. 3. Gözcü,

Harun: Huysuz at / Postacı / İnatçı

Has: Özgü, mahsus. 2. Katışıksız, en iyi cinsten olan. 3. Hükümdara özgü olan.

Hasan: Güzellik, iyilik

Hasanalp: Güzel yiğit.

Hasane: Güzel, iyi. 2. İyi, hayırlı iş, iyilik. – bk. Hasene

Hasbek: İyi, dürüst, saf insan.

Hasbi: Kişisel değeri olan, ünlü bir soydan gelen

Hascan: Güzel dost.

Hasefe: İyi efe.

Hasip: Kişisel değeri olan, ünlü bir soydan gelen

Hasip / Hasbi: Kişisel değeri olan, ünlü bir soydan gelen

Haskan: İyi kan.

Haslet: İnsanın yaradılışındaki huyu¸ doğası.

Haspolat: Saf, temiz kimse.

Hasret: Özlem

Haşim: Ezen, kıran, parçalayandır. Haşmetli, gösterişli, muhteşem

Haşmet: İhtişam, büyüklük, görkemlilik

Haşmettin: Dinin görkemliği.

Hatay: İl adı, Antakya olan kentimiz inadı

Hatem: Sonuncu en son olan / Mühürcü

Hatem/ Hatemi: Sonuncu en son olan / Mühürcü

Hatemi: Sonuncu en son olan / Mühürcü

Hati: Sempatik, ikramda kusur etmeyen

Hatif: Sesi işitilen fakat görünmeyen kişi. 2. Gaipten seslenir gibi haber veren melek.

Hatim: Sona erdirme, bitirme

Hatin: Ürün, gelmek, ulaşmak

Hatip: güzel konuşan, hitap eden, topluluk karşısında ikna edici konuşan

Hatit: Torun.

Hatiz: Esirgeyen, gözeten.

Hattat: El yazıları çok güzel olan.

Havar: İmdat, çağrı.

Havbeş: Ortak, paylaşımcı.

Haver: Güneşin doğduğu taraf.

Havi: Boş çöl, ıssız, tenha yer.

Havin: Yaz mevsimi.

Hawar: Çığlık, çağrı.

Hayalî: Hayal niteliğinde veya hayal ürünü olan, düşsel, imgesel. 2. Karagöz oynatan kimse, karagözcü.

Hayati: Yaşamsal, yaşamla ilgili önemli olan

Haydar: Aslan, cesur, korkusuz kişi

Hayır: İyilik, karşılık beklemeden yapılan yardım.

Hayim: Şaşkın, hayrette. 2. Sevgiden dolayı şaşkına dönmüş.

Hayret: Saşma, şaşkınlık.

Hayrettin: Hayır eden, hayır sahibi

Hayri: Hayırla, iyilikle ilgili

Hayrullah: Hayırlı kişi.

Hayyam: Çadırcı.

Hazan: Sonbahar.

Hazar: Barış / Bir yerde oturma hali

Hazerlen: Çok bilen yetenekli.

Hazık: Usta, mahir, becerikli.

Hazım: Hezimete uğratan

Hazin: Hüzünlü, üzüntülü, acıklı

Hazni: Değerli eşya, büyük servet, hazine.

Hazra: Türk musikisinde bir makam.

Hazret: Kutsal sayılan insanların adlarının önüne konulan san.

Hebun: Varlık, yaratılmış olan.

Hedar: Hali vakti yerinde, zengin.

Hedef: Nişan alınacak yer. 2 Amaç, gaye.

Heja: Kıymetli, değerli, biricik, makbul

Hekim: İnsanlardaki hastalıkları teşhis ve onları ilaçlarla veya bazı araçlarla tedavi eden kimse, doktor, tabip.

Helat: Güneş, doğmak.

Hemdem: Birlikte yaşayan, arkadaş.

Hemden: çağdaş.

Hemşar: Hemşeri, yurttaş.

Heper: Her zaman yiğit

Hepyener: Her zaman yener, hiç yenilmez

Hepyüksel: “Her zaman gözün yükseklerde olsun, yüksel” anlamında kullanılan bir ad.

Herji: Güvenli, emin.

Hesin: Demir.

Heşar: Uyanık

Heşin: Haşin. 2. Mavi renk.

Hetan: Eski Kürtçede Güneş.

Heval: Arkadaş, dost, yoldaş.

Hevbeş: Özdeş.

Hevi: Umut 2. Düş, rüya.

Hevin: Aşk, sevda

Heybet: İnsanlara korku ile birlikte saygı uyandıran görünüş. 2. Büyüklük, ululuk.

Heybetli: Görünüşü, korku ve saygı uyandıran. 2. Büyük, ulu, azametli.

Hıdır: Hızır manasındadır. Bir işin kolaylıkla ve çok hızlı yapılmasını sağlayandır.

Hıfzı: Saklamak, korumak, hafızaya almak

Hıncal: İntikamını al

Hızır: Darda kalanların yardımına koşan

Hızlan: Elini çabuk tut, hızını artır

Hızlıer: Çabuk davranan.

Hicabi: Utanma, utanç.

Hicap: Acı ve üzüntü duyma.

Hicret: Bir ülkeye göç etmiş olan, göç etme.

Hicri: Göç eden / Hicrete ait, hicretle ilgili

Hiçyılmaz: Tüm zorluklara karşı koyabilen, 2. Bütün zorlukların üstesinden gelen.

Hidayet: Doğru yolu arama, bulma

Hidiv: Vezir

Hikmet: Gizine erişilmeyen

Hikmettin: Müslümanlığın gösterdiği doğru yol.

Hikmetullah: Allah’ın hikmeti

Hilet: Alışkanlık, huy.

Hilkat: Yaradılış.

Hilmi: Yumuşak huylu, sabırlı

Himmet: Çalışma, çaba

Hinkari: Çalışkan, işçi.

Hira Nur: Işık saçan güzel huylu

Hisar: Bir şehrin veya önemli bir yerin korunması için taştan yapılmış yüksek duvarlı ve kuleli, çevresinde hendekler bulunan küçük kale. 2. Türk müziğinde bir birleşik makam.

Hişam: Eski bir Endülüs hükümdarının adı

Hitit: Anadolu’da bir uygarlık, Eti.

Hoşgör: Anlayışlı, görgülü ol.

Hudavendigar: Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse anlamına gelir.

Hudayi: Tanrı ile ilgili tanrının yarattığı.

Hulki: İyi ahlaklı iyi huylu

Hulusi: Saflık, doğruluk, içtenlik

Hunalp: Yiğit hükümdar.

Hurmız: Jüpiter yıldızı. 2. Zerdüşt dininde iyilik Tanrısı,

Hurnet: Saygı göstermek, değer vermek.

Hurşit: Güneş

Huzeyfe: Peygamber efendimizin sır katibinin adı.

Hüda: Doğru yol gösteren.hidayet eden

Hüdai: “Hüdayi” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Hüdavendigar: Hükümdar.

Hüdavendigâr: Amir, hâkim. 2. Osmanlı Padişahı I. Murat’ın sanı. – bk. Hudavendigâr

Hüdavent: Allah. 2. Hükümdar. 3. Sahip olan, efendi.

Hüdaverdi: Allah verdi, çocuk özlemi çeken aileler ilk çocuklarına genellikle bu adı verirler

Hüdayi: Allah’ın yarattığı.

Hükümdar: Kral, padişah, taht sahibi.

Hünkar: Padişah, kral, sultan.

Hür: Özgür, bağımsız

Hürbay: Özgürlüğüne düşkün olan saygın kişi.

Hürbey: Bağımsız bey.

Hürdoğan: Bağımsız doğan.

Hürdoğmuş: Doğuştan özgürlüğüne düşkün olan.

Hürel: Özgür ülke.

Hürer: Özgürlüğüne düşkün yiğit kişi.

Hürgün: Özgür gün.

Hürkal: Hep özgür ol!

Hürkan: Özgürlüğüne düşkün bir soydan gelen.

Hürol: Özgür ol.

Hürtan: Özgürlüğüne düşkün ve romantizmden hoşlanan

Hüryaşa: Özgür, bağımsız yaşa.

Hüryaşar: Tüm yaşamı boyunca özgürlüğünü düşünerek yaşayan.

Hüsam: Keskin kılıç / Dinin keskin kılıcı

Hüsam / Hüsamettin: Keskin kılıç / Dinin keskin kılıcı

Hüsam / Hüssam: Keskin kılıç. 2. “Hüsamettin” isminin kısaltılarak söyleniş biçimi.

Hüsamettin: Keskin kılıç / Dinin keskin kılıcı

Hüseyin: Güzellik, iyilik

Hüsmen: Hüsamettin adının Anadolu halkınca söyleniş biçimi.

Hüsnü: Güzel, güzellik ile ilgili

Hüsrev: Büyük padişah, hükümdar

Hüşenk: Akıl ve düşünce.

Hüzeyfe: Peygamberimizin sırdaşı.

 

11/29 ‘I’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘I’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Ibra: (AR) Beri kılma, beraat etme, çıkarılma, aklanma temize.

Icab: (AR) Lazım gelme, gerçek. Bir sözleşme için ilk söylenen söz. Olumlama, olumlu hale gelme.

Idık: (TR) Kutsal, mübarek.

Ikdam: (AR) İlerleme. İlerlemeye çalışma.

Iksir: (AR) Ortaçağ kimyacılarının olağanüstü etkili güçte varsaydıkları cisim. Etkili, yarar şurup. En etkili neden.

Ilbeyi: Eski Osmanlı ileri gelenler için kullanılan unvan

Ilcan: Ağacın gövdesi, ılımlı.

Ildır: Alacakaranlık. 2. Parıltı, ışıltı.

Ildız: Yıldız.

Ilgar: Akın

Ilgaz: Atın dörtnala koşması, hücum, akın gibi manaları vardır.

Ilgazer: Ilgaz dağlarının yiğidi

Ilgı: Soy, köken

Ilgısoy: Köken.

Ilgıt: Esinti ve akış için kullanılan yavaş yavaş anlamında

Ilıcan: Yumuşak, ılımlı kimse

Ilkutay: Kutsal ülke.

Ilsu: (TR) Ülkenin suyu, bereketi, bolluğu.

Iltifat: (AR) Yüzünü çevirip bakma. Dikkat. Hatır sorma, gönül alma. Sözünü başka bir kişiye çevirme.

Imren: (TR) Görülen bir şeyi veya herhangi bir isteği elde etmek istemi, gıbta.

Ira: Öz yapı, karakter, kişilik.

Irade: (AR) İstem. Emir.

Irak: Uzak.

Iraz: Uzak.

Irgun: (TR) Sabahın erken saatleri.

Irhan: Rehin koyma ya da başkaları tarafından rehin koyulma.

Irız: Cesur, yiğit.

Irkd: Kehanette bulunan.

Irşa: Doğru yolu gösterme, uyarma

Irşat: Doğru yolu gösterme, uyarma.

Isra: Hz. Peygamberin miraç gecesi

Işık: (TR) Aydınlık. Ziya.

Işıkalp: Işıklı yiğit

Işıkay: (TR) (bkz. Işık).

Işıker: Aydınlık yiğit, ışıklı yiğit

Işıkhan: (TR) (bkz. Işık).

Işıldak: Parlayan, ışıltılı, 2. Karanlıkta bir hedefi aydınlatmak için kullanılan dar, uzun bir ışın demeti çıkaran ışık kaynağı.

Işıman: Aydın yüzlü insan.

Işınbay: Aydınlık ve zengin.

Işınbey: Işık saçan saygın kişi.

Işıner: Işın saçan yiğit

Işınkan: Aydın soydan/kandan gelen.

Işınsoy: Aydınlık bir soydan gelen.

Işıt: (ışımak”tan buyruk) ışık ver, aydınlat

Işıtan: Aydınlatan, ışık veren

Işkın: Filiz.

Itri: Itır kokulu; kokusu büyüleyici olan…

Izhar: (AR) Gösterme, meydana çıkarma.

12/29 ‘İ’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘İ’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

İbiş: Soytarı, palyaço

İbo: “İbrahim” adının kısaltı1mışı.

İbrahim: İnananların babası, hakların babası

İbrani: Yahudi.

İçöz: İçi özü olan

İdi: Güç, kuvvet

İdris: Meyvesi hoş kokulu, kerestesi güzel bir kiraz türü. 2. İlim ve fende ileri seviyede olan anlamında. 3. Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen İdris Peygamber 4. ilk kez giysi dikip giydiği için terzilerin, ilk kez kalem kullandığı için yazarların piri sayılmaktadır.

İğdemir: Araba okunun demiri, dülgerlerin ve heykelcilerin ağaç yontma aracı

İhlas: Gönülden gelen bağlılık, dostluk, samimiyet manalarındadır. Kuran’ dan sure ismidir.

İhsan: Bağışlamak, yardım etmek, iyilik etmektir.

İhvan: Yakın dostlar, arkadaşlar. 2. Aynı okul veya tarikattan olan kimseler.

İhya: Canlandırma, diriltme. 2. Umut verme, güçlendirme. 3. Çok iyi duruma getirme, geliştirme, güçlendirme.

İkan: Yurttaş, vatandaş.

İkram: Sunma

İkrami: Misafirperver.

İlaydın: Aydınlık, mutlu, demokratik ülke.

İlbaş: Ülke lideri.

İlbay: Bir ilin, bir obanın yöneticisi

İlbey: Egemen olan

İlbilge: yurdun bilgesi

İlçi: Elçi

İldem: Pişmanlık duyan.

İldemir: Sağlam, kuvvetli kişi.13

İldeniz: Ülkenin denizi

İldeş: Hemşeri

İleri: Henüz gelmemiş zaman, gelecek sonraki. 2. Herhangi bir şeye göre daha ötede olan. 3.Önde bulunan. 4. Amaca doğru durmadan yürü anlamında.

İlgin: Gurbette yaşayan, garip.

İlginç: İlgi uyandıran, ilgi ve dikkat çeken.

İlgü: Engel.

İlgün: Halk, ulus, ahali.

İlham: Gönülden gelen, esin.

İlhami: İçine doğmakla ilgili

İlhan: Hükümdar, imparator, yönetici.

İlkan: İran’da devlet kuran bir Türk hükümdarı. İlk+ An

İlkay: Ayın ilk günlerindeki hali. İlk+Ay

İlkcan: İlk çocuk.

İlkem: Temel kanı.

İlker: İlkle ilgili, ilk erkek çocuk

İlkgün: Bir edimin ilk defa olduğu gün .

İlki: (ilk çocuk için) birincisi

İlkin: Öncelikle, ilkle ilgili, ilk olan

İlksoy: Önde gelen soy. 2. İlk ata.

İlktürk: İlk Türk.

İlkut: Kutlu ülke, kutlu yurt

İlon: EylüL.

İlsavaş: Ülke için savaş

İlsavun: Ülkeyi savun

İlsev: Ülkeyi sev

İlseven: Ülkeyi seven

İlsever: Ülkeyi sever, ülke sever

İlsu: Sularla kaplı ülke.

İltan: Ülkenin ışığı

İltaş: Yurdundaki taş gibi.

İltay: Ülkenin yavrusu, çocuğu

İlteber: Vali, kumandan.

İltekin: Ülkenin şehzadesi

İltemiz: Temiz vatan.

İlter: Yurdunu seven, yurduyla övünen.

İlteriş: Ülkeyi derleyip toparlayan

İltüzer: Ülkeyi düzene sokan, derleyip toplayan

İlvan: Gösteriş, süs, bezek.

İlyas: Mersin ağacı

İmam: Müslümanlıkta mezhep kuran kimse. En önde bulunan. Cemaate namaz kıldıran kimse. 4. Hz. Muhammed’den

İman: İnanç.

İmar: Şekillendirme, şekil verme.

İmat: Sütun.

İmdat: Yardım dilemek, yardım istemek, yardım beklemek

İmran: Evine bağlı kalan. 2. Hz. Meryem’ in babası, Al-i İmran

İmre: Dost, arkadaş, ağabey, büyük birader

İnalbey: Kendisine inanılan, güvenilen bey.

İnalkut: İnanılır ve uğurlu kimse,

İnaltekin: Güvenilir ve biricik olan,

İnan: İnanmak

İnanç: Kabullenme, bağlanma.

İnanır: İnanan kişi, inanan ve güvenen kimse

İnanöz: İnanan kimse, özüyle inanan kişi

İnayet: İyilik, lütuf

İncebey: İnce yapılı ve soylu kişi, incelikli bey kişi

İncesu: İnce akan su.

İnkdap: Evrim, dönüşüm. 2. Devrim.

İnkılap: Evrim, dönüşüm – Devrim.

İnönü: T.C.’nin ikinci cumhurbaşkanının soyadı.

İnsel: İnden, mağaradan çıkan sel, in seli

İpar: Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen Bir çeşit dikenli otun güzel kokulu sarımtrak çiçeğin kurusa bile kosusu gitmez. Güzel koku, misk, amber gibi manaları vardır.

İra: Bağış yapma, iyilikte bulunma. Çıplak bırakma soyma. Otlatma.

İrade: Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü. Buyruk, emir.

İren: Özgür, hür

İrfan: Bilme, anlama sezme gücü.

İrsal: Gönderme, yollama.

İrşad: Doğru yolu gösteren, uyaran.

İrşat: Gerçeği söyleme, uyarma.

İrtek: Erken doğan, er doğmuş

İsa: Hristiyanlığın kurucusu peygamber, Hz. İsa

İsfendiyar: İran mitolojisinde adı geçen hükümdar.

İshak: Hüzünlü öten bir tür kuş

İskender: Tarihte fetihleriyle ünlü bir hükümdar

İslam: Hz. Muhammed’in yaydığı din, müslümanlık. 2. Hz. Muhammed’in yaydığı dinden olan kimse, müslüman.

İsmail: Duası kabul olunan manasındadır. Peygamberlerdendir. İbrahim’in (A.S.) oğludur. Küçükken İbrahim’e (A.S.), oğlunu Allah için kurban etmesi emredildi. Halilullah olan İbrahim, İsmail’i (A.S.) kurban etmek isterken Cenab-ı Hak koç gönderdi. Mucize zahir oldu. Bıçak İsmail’i kesmedi, yerine koç kurban edildi. Resul-i Ekrem’in (A.S.M.) de ceddi olan İbrahim ve İsmail (A.S.) Kabe’ yi yeniden inşa ettiler.

İsmet: Haramdan ve günahtan çekinen

İsot: Biber.

İsrafil: Dört büyük melekten biri

İstemi: Göktürklerin ünlü hakanı

İstemihan: Göktürklerin ünlü hakanı

İstikbal: Gelecek zaman. 2. Karşı çıkma, karşılama.

İstiklaı: Bağımsızlık,

İsvan: Saç ekmeğini tutmak için kullanılan maşa,

İşcan: Becerikli, çalışkan, işçen

İşcen: İşsever,

İşeri: İşçi, emekçi.

İşger: Emekçi, işçi.

İşgüder: İş yapan, çalışkan.

İşmen: Çalışkan.

İşseven: Çalışmaktan hiçbir zaman yılmayan

İşsever: Yaptığı işi seven.

İteriş: Ülkeyi derleyip toparlayan

İvecen: Aceleci.

İyibay: Efendiliği ve saygınlığıyla anılan.

İyibey: Efendiliği ve saygınlığıyla anılan, tanınan.

İyikan: Efendi ve iyi bir soydan gelen

İyisoy: Temiz ve iyi tanınan soy.

İyitürk: İyi bir Türk olmanın tüm özelliklerini karakterinde taşıyan.

İzer: İzci Eri

İzgü: İyi, güzel.2. Akıllı, adaletli.

İzgütay: İyi yavru, iyi tay

İzhan: Hükümdar izinden giden.

İzzet: Değer, kıymet, ululuk, yücelik

İzzettin: Değer, kıymet, ululuk, yücelik

 

13/29 ‘K’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘K’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Kaan: Hükümdar, han

Kaan / Kağan: Hükümdar, hanların hanı

Kabadayı: İyi dövüşen, korkusuz, kendine özgü namus kurallarının dışına çıkmayan kimse. 2. Yürekli.

Kaban: Savaşçı, dövüşken.

Kabil: Kabul eden, olabilir mümkün, önde ve ileride olan.

Kadagan: Buyruk, emir.

Kadem: Adım, ölçü. 2. Uğur.

Kader: Alın yazısı, yazgı. 2. Genellikle kaçınılmaz kötü talih.

Kadim: Ayak basan, ulaşan, varan. Ezeli, evvelsiz olandır. Çok eski zamanlara ait eski atik. Yıllanmış. Kelam-ı Kadim, Kur’an-ı Kerim

Kadir: Değer, onur

Kadrettin: Dinin kudreti, gücü.

Kadri: İtibar, değerle ilgili

Kadrihan: Değerli, kıymetli ve de güçlü hükümdar.

Kafar: Batırıcı, kahreden.

Kağan: Hükümdar, hanların hanı

Kahhar: Kahreden, üzen manasındadır. Allah’ın esmalarındandır.

Kahir: Kahredici, yok eden, ezici kuvvet.

Kahra: Yeraltı. Büyük taşlık yer. Bir diğer anlamı da hayvan yiyeceğidir.

Kahraman: Yiğit, cesur

Kaim: Birinin yerine geçen. 2. Bir işte sebat eden, direnen. 3. Ayakta duran.

Kainat: Yer, gök, var olan her şey; evren; kozmos dur.

Kakınç: Öfke, kızgınlık, sitem. 2. Vurma, vuruş. 3. Harekete geçiş, ayağa kalkış.

Kala: Kale, hisar. 2. (T.) Atmaca.

Kalagay: Al, kırmızı renk.

Kalender: Gösterişsiz, sade, tokgözlü anlamındadır.

Kalgay: İzci başı.

Kalkan: Koruyucu.

Kalmuk: Göz kapağı. 2. Tüylü yün kumaş. 3. Asya’da eski bir Moğol kabilesinin adı.

Kam: Hekim. 2. Düşünür.

Kamacı: Top kaması yapan veya onaran kimse.

Kaman: Dağların zirvesine yakın olan yer.

Kamanbay: Saygın, değerli kimse.

Kamar: Hekim, doktor.

Kambay: Hekim, tabip.

Kamber: Hz. Ali’ nin sadık kölesi; bir eve çok gelen kimse gibi anlamları vardır.

Kamber/Kanber: Halife Ali’nin yanından hiç ayrılmayan kölesi. 2. Sadık hizmetkar.

Kamer: Ay uydusunun Kuran’daki adıdır.

Kamet: Endam.

Kamil: Olgun, eksiksiz kişidir.

Kamran: Mutlu, muzaffer, isteğine kavuşmuş olan

Kamuran: Dileğine, kavuşmuş olan, bahtiyar, mutlu kişidir.

Kanat: Kuşların ve uçucu böceklerin uçmalarını sağlayan organlarıdır.

Kanbore: Kahraman.

Kandemir: Çok güçlü olandır.

Kaner: Soyu yiğit olan, er olan kimsedir.

Kanık: Elindekinden hoşnut olan, azla yetinen, yetingen, kanaatkar. 2. Tok gözlü.

Kani: İnanan, inanmış.

Kanka: Kan kardeş. 2. Can ciğer arkadaş.

Kansu: Soyu su gibi saf ve temiz olan manasındadır.

Kantürk: Türk soyundan olan.

Kanun: Kaide, kural, yasa.

Kanuni: Kanuna ait kararla ilgili. Sultan Süleyman’ın Sıfatıdır

Kapkın: Uygun, düzenli anlamındadır.

Kaplan: Hindistan ve Afrika ormanlarında yaşayan, aslan büyüklüğünde, postu çizgili, kedigillerden yırtıcı bir hayvandır.

Kaptan: Gemideki en yüksek görevli. 2. Takımbaşı.

Kara: En koyu renk, siyah. 2. Esmer.

Karaalp: Kara ve alp yiğit kişidir.

Karabaş: Hiç evlenmemiş erkek.

Karabay: Esmer ve saygın kişi.

Karabey: Esmer bey.

Karabulut: Yağmur yüklü bulut.

Karaca: Geyik türünden, boynuzları küçük ve çatallı bir av hayvanı, Dağkeçisi, yaban keçisi

Karacabey: Kahramanlığıyla ün salmış bir Türk beyi.

Karacael: Karayağız el.

Karacan: Esmer kimse manasındadır. Dedem Korkut öykülerinde bir yiğit adıdır.

Karaçelik: Çelik gibi güçlü esmer delikanlı.

Karademir: Demir gibi sert esmer delikanlı.

Karadeniz: Türkiye’nin kuzeyindeki deniz.

Karadoğan: Bir kuş türü.

Karaduman: Siyah duman anlamında.

Karaer: Esmer yiğit.

Karagöz: Gözü açık, çalışkan bir kimsedir.

Karahan: Tarihte bazı hanlara verilen addır. Anadolu’da bir devlet ismidir.

Karakaş: Kara kaşları olan.

Karakaya: Siyah kaya.

Karakoç: Siyah koç.

Karakoyun: Kara koyun.

Karakurt: Siyah kurt.

Karakuş: Siyah kuş.

Karaman: Esmer, karayağız insan.

Karamuk: Böğürtlen.

Karan: Kahraman yürekli ve diğer anlam olarak karanlık demektir.

Karanalp: Kara yağız yiğittir.

Karani: Veysel Karani’ nin doğduğu köydür. Çok karanlık anlamına gelir.

Karaoğlan: Esmer delikanlı.

Karasın: Esmersin.

Karasu: Ağır akan su, esmer su, acı su.

Karatan: Alaca karanlık.

Karatay: Anadolu Selçuklu devlet adamıdır.

Karatekin: Uğurlu esmer.

Karayağız: İri yarı, esmer yakışıklı kimse manasındadır.

Karayel: Kuzeybatıdan esen yel, soğuk rüzgar.

Kardani: Eylem.

Kardelen: Karda yaşayabilen çiçek

Kardeş: Aynı ana babadan doğmuş veya ana babalarından biri aynı olan çocukların birbirine göre adı. 2. Yaşça küçük olan kardeş. 3. Aralarında çok değer verilen ortak bir bağ bulunanlardan her biri.

Kardeşcan: Çok yakın arkadaş, dost.

Karer: Yağız yiğit

Kargın: Kabarmış su, eriyen karların oluşturduğu akarsudur.

Karhan: Karların hükümdarı anlamındadır.

Karık: Bağ ve bahçelerde sebze ekmek için ayrılan bölümler. 2. Karışık, karışmış.

Karındaş: Kardeş.

Karlık: Kar kuyusu.

Karlukhan: Karluk boyunun hanı.

Karmen: Parlak kırmızı.

Kartal: Yırtıcı bir tür kuş adıdır.

Kartay: Kar gibi beyaz tay.

Kartekin: Kar gibi beyaz ve de temiz kişidir.

Kasal: Kibir, gurur, övünme.

Kasar: Hatır.

Kasım: Bölen, kısımlara ayırananlamındadır. Yılın 1Ayının adıdır.

Kasırga: Şiddetli fırtına. 2. Duyguların patlak verişi.

Kaşif: Bulan, meydana çıkaran kişi

Kâşif: Bulan, meydana çıkaran kişidir.

Katip: Değerli çalışkan

Kâtip: Değerli çalışkan, yazıcı anlamlarındadır.

Kava: M. Ö. 612’de Şedadilerin kralı Dehak’ı öldürerek bir ihtilal yapan ve o günden beri Nevroz bayramının kutlayıcısı olan Kürt kahramanı.

Kavas: Koruyan, koruyucu.

Kavruk: Kara sevdalı, aşık.

Kaya: Büyük ve sert taş kütlesidir.

Kayaalp: Kaya gibi sert yiğit

Kayacan: Kaya gibi güçlü dost.

Kayaer: Kaya gibi sert ve sağlam er kişidir.

Kayagün: Kaya gibi sert gün

Kayahan: Kaya gibi sert hakan

Kayan: “Kaymaktan” kayma işini yapan, akar gibi yer değiştiren, kayıcı

Kayansel: Gürül gürül gelen sel.

Kayar: Gurur.

Kayarak: Giden akarsu, sel, çığ

Kayasoy: Güçlü soydan gelen.

Kayaş: Sülale, akraba.

Kayatekin: Kaya gibi sağlam şehzade

Kayatimur: Kaya+Timur

Kayatürk: Kaya gibi sağlam ve sert Türk

Kaygısız: Endişesiz, hiçbir şeye aldırış etmeyen.

Kayhan: Güçlü hükümdar

Kayhan/Kayıhan: Güçlü hükümdar

Kayı: Osmanlıların kökeni olan Oğuz boylarından birinin adı, sağlam, sert, güçlü, sağanak, bora

Kayıhan: Güçlü kağan, sert han, sağlam han

Kaymaz: Dağ eteği.

Kaynak: Bir suyun çıktığı yer, pınar

Kayra: Yüksek tutulan veya sayılan birinden gelen iyilik, lütuf, ihsan, atıfet, inayettir. Tanrı’nın insana iyilik getirici, kurtarıcı ilişkisi için kullanılan, özellikle dinsel bir kavramdır.

Kayraalp: Yardımsever yiğit.

Kayrabay: Yardımsever saygın kişi.

Kayrabey: Yardımsever saygın kişi.

Kayrahan: Yardımsever hükümdar.

Kayrak: Ekime elverişli olmayan toprak. 2. Yassı, düz taş.

Kayral: Gözetilen, esirgenen.

Kayran: Orman içindeki ağaçsız çıplak alan.

Kayrasoy: Himaye edilmiş, korunmuş soydan gelen kişi anlamında.

Kazan: Su çevrisi, girdap.

Kazgan: Kazan

Kazım: Kızgınlığını, öfkesini belli etmeyen

Kebir: Ulu, yüce.

Kelami: Sözle ilgili.

Kelemer: Kuvvetli karakteri olan adam.

Keleş.: Güzel, yakışıklı.2. Yiğit, cesur, bahadır.

Kemal: Olgunluk, erdem

Kemalettin: Bilgi ve erdem sahibi

Kemali: “Kemal” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Kemallettin: Dinin olgunluğu, eksiksizliği ve değeri

Kemar: Cumhuriyet.

Kenan: Hazreti Yakup’un ülkesi, vaat edilmiş ülke; Cennet, Filistin.2. Hz. Yakup’un memleketi, Filistin. 3. Yusuf-i Kenan

Kendal: Yamaç, uçurum kenarı, sel yarığı gibi anlamları vardır.

Kent: Şehir.

Kenter: Kentli

Keramettin: Dinin kerameti, doğa üstü gücü, bağış, ihsan, ağırlama anlamlarındadır.

Kerami: Mert, cesur soylu kişi.

Kerem: Soyluluk, eli açıklık, cömertlik anlamlarındadır.

Kerim: Kerem sahibi, cömert, soylu, eli açık olandır. Allah’ın adlarındandır.

Kerimhan: Cömert hükümdar.

Kerman: İran’da Kürt bölgesi.

Kervan: Uzak yerlere yolcu ve ticaret eşyası taşıyan yük hayvanı katarı.

Keser: Hüzün, keder.

Keskin: Kesici, kararlı, kesin

Keskinay: Parıltıyla ışıldayan ay.

Keskinel: Elleri sert olan.

Keskiner: Sert yiğit, keskin erkek

Keskinsoy: Sert soydan gelen.

Keskintürk: Sert Türk.

Kevin: Yaşlı, ihtiyar, eski.

Keyan: Büyük hükümdar, şah.

Keyhan: Dünya. Far

Kezer: Kahraman

Kııilkurt: Kızıl renkli kurt.

Kılıç: Uzun keskin bir bıçak, silah

Kılıçali: 1500-1578 yılları arasında yaşamış olan Türk denizcisi.

Kılıçalp: Kılıç gibi keskin yiğit

Kılıçaslan: Selçuklu şehzadesinin adı.

Kılıçbay: Kılıcıyla saygınlık kazanmış olan.

Kılıçbey: Kılıcıyla saygınlık kazanmış olan.

Kılıçel: Kılıç gibi keskin eli olan.

Kılıçer: Kılıç gibi keskin er kişi

Kılıçhan: Kılıcıyla nam salmış hükümdar.

Kılıçsoy: Kılıcıyla nam salmış bir soydan gelen.

Kılıçtürk: Kılıç gibi keskin Türk.

Kınay: Çok çalışkan

Kınaytürk: Çok çalışkan Türk.

Kıncal: İnce, zayıf.

Kıraç: Su bulunmayan toprak, kurak toprak, verimsiz toprak

Kıralp: Rengi kırçıl olan yiğit, kırçıl renkli yiğit, kır yiğit

Kıran: Kırma işini yapan kişi. Çevre, ufuk, tepe, yamaç… gibi anlamları vardır.

Kıraner: Vurup ezerek parçalayan yiğit

Kırat: Değer, düzey – Kır renkli at.

Kıray: Genç, delikanlı.

Kırbay: Saygın genç.

Kırbey: Saygın genç.

Kırca: Kırçıla yakın, kıra benzer, kır gibi

Kırdar: İtidalli olan.

Kırgız: Kırgızistan’da yaşayan Türk soyundan gelme halk.

Kırhan: Kırçıl han

Kırman: Saçları kırlaşmış kişi.

Kırtay: Kır renkli at yavrusu, kır renkli tay

Kırtekin: Kırçıl şehzade

Kıvanç: Sevinç, mutluluk halidir.

Kıvançer: Sevinç olan yiğit, övünç olan yiğit, sevindiren kimse

Kıyan: Dağdan hızla inen sele verilen addır.

Kıyas: İki ayrı şeyi karşılaştırıp değerlendirme.

Kızan: Erkek çocuk 2. Delikanlı; silahlı köy delikanlısı.

Kızıl: Parlak, kırmızı renk. 2. Altın.

Kızılalp: Kızıl yiğit.

Kızılateş: Alevli, harlı ateş.

Kızılcan: Kızıl soydan gelen.

Kızıldemir: Kor halindeki demir.

Kızıler: Kızıl asker.

Kızılgün: Gökyüzünün kızıllığı.

Kızıltan: Şafak vaktinin kızıllığı manasındadır.

Kızıltaş: Kırmızı taş.

Kızıltuğ: Kızıl renkli tuğ.

Kızıltunç: Kırmızı tunç.

Kimya: Maddelerin temel yapılarını¸ bileşimlerini¸ vb.ni inceleyen bilim adıdır. Bir şeyin ana yapısı, birleşimi gibi özünü temsil eder.

Kinyas: Geniş yüzlü kişi.

Kiper: Canlı, dayanıklı, sağlam kimse anlamındadır.

Kiram: Soylu, cömert.

Kirman: Hisar, kale.

Kiyan: Dağdan hızla inen sel, 2. Dede korkut kahramanı.

Kobra: Zehirli bir yılan türü.

Koca: Kadının eşi. 2. Büyük, iri. 3. Yaşlı, ihtiyar. 4. Büyük, ulu.

Kocaalp: Büyüklüğü ve iriliğiyle nam salmış yiğit.

Kocabay: Yüce ve saygın kişi.

Kocabey: Yüce bey.

Kocademir: Büyük demir.

Kocaer: Büyük, ulu, yiğit.

Kocataş: Büyük taş.

Kocatay: Genç irisi.

Kocatürk: Büyük Türk.

Koç: Sağlıklı, gürbüz genç erkek.

Koçak: Cömert, eli açık. 2. Yürekli, yiğit, kabadayı.

Koçakalp: Yiğit, kabadayı.

Koçar: Döğüş için yetiştiriImiş iri boynuzlu koç.

Koçaş: Yol gösteren, klavuzluk eden. 2. Yağmur bulutu.

Koçay: Koç gibi güçlü, ay gibi parıltılı.

Koçer: Koç yiğit, yiğitler yiğidi

Koçhan: Yiğit kağan

Koçkan: Yiğit, yürekli kan bağından gelen.

Koçsoy: Kahramanlık soyundan gelen.

Koçtürk: Koç gibi gösterişli ve güçlü Türk.

Koçubey: Koç gibi gösterişli ve saygın kişi.

Koçyiğit: Yiğitler yiğidi.

Kolçak: Pazıbent. 2. Zırhın kola geçirilen parçası.

Koldaş: İş arkadaşı.

Koman: Umut.

Konan: Misafir,

Kongar/Kongur: Kestane rengi.

Konur: Açık sarı, boz, bozla sarı arası renk. 2. Yanık kırmızı, yağızımsı al. 3. Kimseyi beğenmeyen, gururlu, kibirli. 4. Kahraman, yiğit. 5. Süslü, çalımlı, şık, kurumlu. 6. İnatçı, aksi.

Konuralp: Yiğitler yiğidi, gururlu yiğit

Konurata: Yiğit ata, onurlu ata

Konurbay: Onurlu ve varsıl, onurlu bey

Kopan: Muzaffer.

Kopuz: Ozanların çaldığı telli Türk sazı.

Kor: İyice yanarak içine, özüne değin ateş olmuş kömür ya da odun parçası, (mecaz olarak) kıpkırmızı

Koral: Sınır muhafızı

Koralp: Kor gibi, kor ateş gibi yiğit

Koraltan: Kızıl tan.

Koraslan: Ateş gibi Yakıcı, arslan gibi yırtıcı.

Koray: Kamış, kargı gibi, içi boş şeyler

Korban: Kor gibi kızgın hükümdar.

Korcan: Kanı sıcak, kanı kaynayan

Korçak: Heykel.

Korçan: Çağlayan.

Korday: Kuğu kuşu.

Korel: Kor ateş durumuna gelmiş el

Korer: Kızıl ateş gibi yiğit, kor gibi erkek

Korgan: Kale, burç.

Korgün: Kızıl Güneş, kor durumdaki Güneş

Korhan: Çok güçlü hükümdar

Korkan: Kor gibi bir geçmişi olan kişi.

Korkmaz: Korku bilmeyen

Korkut: Büyük dolu tanesi. 2. Cin, şeytan gibi hayalî yaratıklar. 3. Korkusuz, yavuz, heybetli.

Korkutalp: Korkusuzluğuyla başkalarına korku salan yiğit kişi.

Korman: Kor gibi kızgın ve hareketli insan.

Kortan: Sabah ateşi

Kortaş: Kızgın taş.

Kortay: Kızgın tay.

Koryak: Kıpkırmızı

Koryiğit: Ateşli yiğit.

Koryürek: Ateş gibi sıcak yüreği olan.

Kostak: Çalımlı, iyi giyinmiş Yakışıklı. 2. Yiğit, kabadayı, yürekli.

Koşa: çift, eş, ikiz.

Koşak: Taş yığını. 2. Çokgüzel.

Koşal: Koşarak git ve al

Kovan: Hüzün, keder.

Koyak: Vadi, dere, dağlar arasındaki doğal çukurlar, etkili, dokunaklı.

Koyaş: Güneş.

Koygun: Dokunaklı, etkili, acıklı.

Koytak: Rüzgar olmayan çukur yer.

Koytan: Yalçın, kesik, kaya.

Kozak: Kozalak. 2-Padişah mektuplarının konulduğu kutu.

Kökcan: Asıl dost.

Kökel: Sağlıklı el.

Köken: Temel, soy, çıktığı yer

Köker: Soyca yiğit olan kimse, kökü yiğit olan er kişidir.

Köknar: Çam türünden, yatay dallı, kerestelik bir orman ve süs ağacı

Köksal: Köksal, iyice yerleş, uzun yaşa

Köksalan: Kökleşmiş olan, kök salmış olan

Köksan: Köklü ün, köklü ad

Köksoy: Kökü derinlere giden soydan olan

Köksu: Derinden çıkan su.

Köksur: Soyunun devam etmesini sağla.

Köktan: Kökleri çok eskiye dayanan.

Köktaş: Toprakta kalıcı taş.

Köktay: Sağlam, genç.

Kökten: Soylu

Köktürk: Nam salmış Türk.

Köroğlu: Türk halk hikayesinin kahramanı.

Köse: Bıyığı, sakalı çıkmayan, seyrek sakallı.

Kösten: Ilıca.

Köymen: Köylü.

Köz: Küçük kor parçası.

Közcan: Ateş gibi dost.

Közer: Ateş gibi yiğit.

Kral: En yüksek devlet otoritesini, bütün devlet başkanlığı yetkilerini, kalıtım veya soylularca seçilme

Kuban: Kafkasya’da bir uygarlık.

Kubar: Kibar, nazik.

Kubat: Kaba, biçimsiz

Kubilay: Moğol imparatoru

Kuddosi: Kutsal kişi.

Kuddus: Temiz. 2. Tanrının adlarından biri.

Kudret: Güç, kuvvet

Kudsi: Kutsal kişi.

Kula: Sarışın, mavi gözlü.

Kulan: Muzaffer olan.

Kulubey: Uğurlu bey.

Kunaylı: Soylu, zengin aile. 2. Etkin, faal.

Kunduz: Postu değerli bir kemirgen.

Kunt: Sağlam yapılı, sağlıklı, dayanıklı, kalın, sert

Kuntay: iri yapılı genç.

Kunter: Sağlam yapılı yiğit, sert yiğit

Kuntman: Sağlam ve iri yapıl erkek

Kuntürk: Sağlam ve güçlü Türk.

Kuntyiğit: İri yapılı yiğit.

Kuraner: Kurucu kişi

Kuray: Ay gibi güzel.

Kurban: Dinin bir buyruğu, adağı yerine getirmek için kesilen hayvan. 2. Bir amaç uğruna feda edilen ya da kendini feda eden,

Kurcan: Çabala, uğraş,

Kurçak: Heykel.

Kurman: Üstün ve yetenekli kişi.

Kurt: Sürülere saldıran, köpek türünden yırtıcı, yabanıl hayvandır. Mecaz olarak işini iyi bilen, aldanmaz anlamında da kullanılır.

Kurtalp: Kurt gibi yiğit

Kurtar: Zor durumda olana yardım et.

Kurtaran: Kurtulmasını sağlayan.

Kurtbay: Kurnaz ve saygın kişi.

Kurtbey: Kurnaz ve saygın kişi.

Kurtcebe: Zırhlı kale burcu.

Kurtdemir: Kurnaz ve sert.

Kurtdoğan: Kurnaz ve yırtıcı.

Kurtel: Yırtıcı el.

Kurter: Aldanmaz yiğit, işini iyi bilen yiğit, kurt yiğit

Kurthan: Kurnaz hükümdar.

Kurtul: Güç bir durumdan kendini kurtar

Kurtulmuş: Aydınlığa kavuşmuş

Kurtuluş: Zor bir dorumdan başarı ile sıyrılma, rahata erme.

Kuru: Suyu, nemi olmayan, çelimsiz, sıska

Kuruç: Cesur. 2. Çelik. 3. Toprak içinde bulunan büyük taş.

Kusay: Hz Muhammed'in bir akrabası

Kuşay: Uzaklaşmak.

Kut: Uğur, talih, şans

Kutal: Uğur al, uğurla ilgili, uğursal

Kutaldı: Mutlu oldu.

Kutalmış: Mutlu olmuş.

Kutalp: İyilik getiren yiğit, uğurlu yiğit

Kutan: Saban 2. Saka kuşu.

Kutat: Mutlu olmuş kişi.

Kutay: Uğurlu ay.

Kutbay: Uğurlu bey

Kutberk: Uğurlu ve sağlam

Kutbettin: Arapçada dinin yücesi anlamına gelir.

Kutcan: İyilik getiren kimse, kutlu kimse

Kutel: Uğurlu el.

Kuten: Adaletli

Kuter: İyilik getiren yiğit, kutlu yiğit

Kuterdem: Mutlu ve faziletli kişi.

Kuterden: Mutlu ve yiğit kişi.

Kutgün: Uğurlu gün, mutlu gün.

Kuthan: Uğurlu kağan, kutlu kağan

Kutkan: Uğurlu kan, kutlu kan

Kutlan: Kutlu, mutlu ol.

Kutlar: Mutluluklar.

Kutlu: Kutlanmış, mutlu, uğurlu

Kutluad: Adı uğurlu.

Kutlualp: Uğurlu yiğit

Kutluay: Uğurlu, kutlu ay

Kutlubay: İyilik ve zenginlik getiren.

Kutlubey: Uğurlu bey

Kutlucan: Uğurlu ve can kimse.

Kutluel: Uğur getiren el

Kutluer: Uğurlu yiğit.

Kutluğ: İyilik ve uğur getirdiğine inanılan, uğurlu, kutlu

Kutluğhan: Uğur getiren kağan.

Kutluhan: Uğur getiren kağan

Kutluk: Uğurlu olan, iyilik getiren

Kutlutay: Uğurlu genç.

Kutlutekin: Uğurlu ve biricik, uğur getiren şehzade, uğurlu prens

Kutlutin: Kutsal ruh

Kutlutöre: Kutlu büyük dava sahabi

Kutlutürk: Uğurlu Türk, kutsal Türk

Kutman: Uğur getiren, uğurlu kimse

Kutsal: Mübarek, kutlulukla ilgili

Kutsalan: Uğur getiren, uğur salan

Kutsalar: Uğur getiren kimse, uğur getiririr, kut gönderir

Kutsan: Uğurlu ad, kutlu ad.

Kutsay: Uğurlu say

Kutsel: İyi su.

Kutsi: Kutlanan, kutluluk sahibi

Kutsoy: Kutlu soydan gelen, soyu kutlu

Kutun: Kutsal, mukaddes.

Kutunalp: Kutsal, yiğit.

Kutuner: Kutsal yiğit.

Kutyar: Uğurlu kimse

Kuzey: Bir yön

Kuzgun: Bir tür karga

Küce: Etkileyici.

Küçümen: Çok ufak, küçük.

Kültigin: Göktürk komutanı.

Küntay: Sağlam yapılı, kunt Ay

Kür: Yürekli, bileği güçlü.

Küre: Yer yuvarlağı. 2. Daire biçiminde olan

Küren: Sarı ile dolu arası bir at rengi

Kürhan: Yiğit, yürekli han.

Kürşad: Eski Türklerde yiğit, alp

Kürşad/Kürşat: Eski Türklerde Yiğit, alp

Kürşat: Eski bir Türk adı

Kürümer: Topluluk.

 

14/29 ‘L’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘L’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Lacin: Bir cins şahin, sarp, yalçın

Laçin: Bir cins şahin – Sarp, yalçın

Laden: Pembe çiçekler açan, hekimlikte kullanılan bir ağaççık.

Lahik: Yetişen, ulaşan. 2. Eklenen.

Lâhut: Tanrı âlemi, ilahi âlem.

Lala: Çocuğun eğitimi ve öğretimiyle görevli kişi. 2. Padişahların vezirlerine seslenirken kullandıkları

Lami: Parıldayan, parlak, ışık veren.

Lâmi: Parıldayan, parlak, parıltılı.

Lâmih: Parlayan, parlak.

Laşa: Bir Gürcü kralının adı.

Latif: Yumuşak, hoş, nazik

Lavani: Genç, gençlik, tazelik.

Lavekar: İstekli. arzulu, hevesli.

Lavik: Destan.

Layık: Yaraşır, yakışır.

Lâyık: Uygun, değer, yakışır.

Lebib: Akıllı, zeki

Lebip: Akıllı, zeki, uyanık.

Ledün: Tanrı katı.

Lefter: Muhtaç, meteliksiz.

Lehatin: Şans, talih.

Lema: Parıltı, parlayış,

Lemi: Parlak, parıldayan

Levent: Eski deniz erlerine verilen ad

Levin: Renk, boya.

Levne: Renkler, türler.

Levniz: Renk. 2. Yüz.

Lezgi: Kuzey Kafkasya'da yaşayan bir halk

Lezgin: Hızlı, süratli, acele.

Lezir: Akıllı. 2. Akla uygun.

Lider: Önder, şef, rehber kişi manasındadır.

Liva: Bayrak

Livin: Hareket, devinim.

Lokman: Tarihteki en ünlü tabibin adı (Lokman Hekim)

Lut: Bir peygamber adı.

Lutfi: Cennette ölümsüzlüğe kavuşan

Lutfi/ Lütfi: İyi muamele, güzellikle hoşlukla ilgilidir.

Lutfullah / Lütfullah: Tanrının lütfu.

Lütfi: Cenneti gören, Cennet'te ölümsüzlüğe kavuşan kişi

Lütfü: İyi muamele, güzellikle hoşlukla ilgili

Lütuf: İyilik, güzellik, hoşluk. 2. Bağış, ihsan.

Lütufkar: İyi davranan, hoş görülü.

 

15/29 ‘M’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘M’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Maarif: Bilgi, kültür.

Macid-Macit: Şan ve şeref sahibi

Macit: Ünlü, isim sahibi

Macit-Macid: Şan ve şeref sahibi

Mağrip: Batı. 2. Akşam.

Mağrur: Gururlu.

Mahabat: Mehebat, eski İran’da tanınmış bir peygamber.

Maharet: İş görmeye becerikli, beceri, ustalık, yetenek.

Mahbup: Sevilen, sevilmiş, sevgili.

Mahfi: Gizli, saklı, örtülü

Mahfuz: Korunmuş, gözetilmiş. 2. Gizlenmiş, saklanmış.

Mahi: Mahveden, yok eden.

Mahir: Usta, yetenekli, becerili

Mahmur: Sarhoşluğun verdiği sersemlik. 2. Süzgün ve dalgın bakışlı göz.

Mahmut: Övgüye değer

Mahmut/ Mahmud: Övgüye değer

Mahra: Değerli kimse.

Mahser: Huy, özellik

Mahsun: Güçlü, güçlendirilmiş

Mahsut: Biçilmiş ekin.

Mahur: Klasik Türk müziğinde bir makam.

Mahya: Ramazan ayında camilere ışıkla yazılan yazı, resim.

Mahzar: Yüksek makamlı bir kimsenin yanı, huzuru. 2. Yüksek bir makama sunulmak için yazılan çok imzalı dilekçe.

Mahzun: Kederli, dertli

Mail: İstekli. 2. Eğik

Makal: Söz, kelam. 2. Söyleyiş,

Makbul: Alınan kabul olunan

Maksud: Amaç, gaye, maksat

Maksum: Taksim edilen, bölünmüş.

Maksur: Kısaltılmış. 2. alıkonulmuş. 3. Elinde olmadan zoraki.

Maksut: Ulaşılması istenen şey.

Makul: Akla uygun, mantıklı.

Malik: Sahip, efendi

Malkoç: Osmanlıda akıncılar ocağının komutanı.

Malkoçoğlu: Kale koruyucusunun oğlu.

Malum: Herkesçe bilinen

Manas: Kırgızların ulusal destanı

Mançer: Yabani kiraz ağacı.

Manço: Manda yavrusu

Mançu: Kuzeydoğu Çin´de yaşayan Moğol asıllı halktan olan.

Mançuhan: Mançuların hükümsarı.

Manga: On kişilik askerî birlik.

Mangalay: Alın. 2. Binici, süvari.

Mansur: Türk musikisinde bir düzen

Manuk: Delikanlı, küçük

Manzur: Nazar olunan, bakılan. 2. Beğenilen gözde olan.

Mardik: Mücadele eden

Maruf: Herkesçe bilinen ve tanınan kişi, ünlü

Masum: Suçsuz, günahsız. 2. Küçük çocuk.

Maşallah: “Allah´ın istediği gibi” anlamında kullanılan bir ad. 2. “Allah nazardan saklasın” anlamında kullanılan bir ad. 3. Hayret ve memnunluk anlatan söz.

Maşide: Şan ve şeref sahibi anlamındadır

Maşuk: Sevilen, aşık.

Matlup: İstenilen, aranılan, talep edilen şey.

Matuk: Özgürlüğü bağışlanmış.

Mavi: Gökyüzünün rengi.

Maya: Asıl, öz, kendi, yaradılış. 2. İktidar, güç. 3. Bilgi. 4. Para, mal. 5. Dişi deve. 6. Uzun hava, türkü.

Mazhar: Birşeyin göründüğü ortaya çıktığı yer, kimse manasındadır. Ayrıca şereflendirme, onurlandırma anlamı da vardır. Sahip olma, nail olma anlamı da vardır.

Mazlum: Yumuşak, sessiz, zülüm görmüş

Mebruk: Kutlamaya değer kimse.

Mebrur: Hayırlı, beğenilmiş, makbul.

Mebus: Gönderilmiş, yollanmış. 2. Milletvekili. 3. Öldükten sonra diriltilmiş olan.

Mecdi: Büyüklük, ululuk, şan ve şerefle ilgili.

Mecdut: Talihi açık, mutlu, şanslı kimse.

Mecid: Çok şerefli, büyük şan sahibi

Mecit: Büyük, ulu. 2. Şan ve şeref sahibi. 3. Tanrının adlarındandır.4. Çok şerefli, büyük şan sahibi

Mecittin: Dinin ululuğu, büyüklüğü.

Mecnun: Deli, aklı başında olmayandır. Allah aşkından kendinden geçmiş, aklını kaybetmiş kişiye verilen sıfattır. Leyla ile Mecnun efsanesindeki gibi

Medayin: Şehirler, kentler.

Medeni: Uygar, terbiyeli, görgülü, kibar.

Medet: Yardım eden

Medih: Övme, övgü.

Medit: Uzun, çok uzun süren.

Mefhar: Övünme. 2. Övünmeyi gerektiren şey.

Meftun: Gönül vermiş, tutkun.

Mehay: Sevgini ölümsüzlüğü.

Mehcur: Ayrı, uzak.

Mehdi: Doğru yolda giden

Mehip: Heybetli, azametli. 2. Aslan.

Mehmet: Aslı Arapçada Muhammed, çok övülmüş anlamında

Mehmet Akif: Mehmet, Muhammed isminin Türkçesidir. Akif

Mehmet Can: Çok hamt eden, Allah’a çok şükreden can, kişi manasındadır.

Mehmetçik: Türk ulusunun sevgi duygusuyla Türk askerine verdiği ad.

Mehti: Doğru yolu bulan, hidayete eren. – bk. Mehdi

Mekin: Nüfuz sahibi, oturup yerleşen.

Mekki: Mekkeli. 2. Mekke´yle ilgili.

Mekselina: Eshab-ı Kehf´den – 7 Uyurlar´dan. Efsus ya da Yarpuz denilen bir şehirde Dakyanus (Dakyus) adındaki zalim hükümdar, halkı kendisine ve putlarına tapmaya zorlar. Allah´ın varlığına ve birliğine inanan birkaç genç ise gizlice ibadet ederek bu zalimin buyruğu dışına çıkar. Bunu haber alan Dakyanus´tan kaçan gençler, yolda kendileri gibi inançlı bir çobana rastlar. Çobanın bildiği ve yanında su olan bir mağaraya sığınan yedi kişi, burada uykuya dalar. Bu konu Kuran’da Kehf süresin de geçmektedir. Mekselina, bu 7 kişiden biridir.

Melen: Kıraç toprak

Meli: Çılgın aşık.

Melih: Güzel, şirin

Melik: Hükümdar, han

Melikcan: Hükmeden kişi.

Melikhan: Hükümdar.

Melikşah: Selçuk sultanı

Melodi: Belli bir kurala göre yaratılan, kulağa hoş gelen ses dizisi.

Memati: Ölüm

Memduh: Övülmüş, övülmeye değer

Memet: Mehmet’in farklı söylenişi.

Memik: “Mehmet” adının kısaltılarak söyleniş biçimi.

Memiş: “Mehmet” adının kısaltılarak söylenmiş başka bir biçimi.

Memnun: Sevinç duyan, kıvançlı, mutlu.

Memo: “Mehmet” adının kısaltılarak söylenmiş bir başka biçimi.

Memun: Cesaret sahibi, sağlam

Menderes: Akarsuların kıvrımları

Mengi: Ölümsüz, sonsuz

Mengü / Mengi: Ölümsüz, sonsuz.

Mengüalp: Ölümsüz yiğit

Mengüç: Yaşlı

Mengüer: Ölümsüz yiğit

Mengühan: Ölümsüz kağan.

Mengütaş: Ölümsüz taş, bengi taş

Mengütay: Ölümsüz genç

Mengütekin: Ölümsüz şehzade

Mengütimur: Ölümsüz ve demir gibi sağlam, ölümsüz demir

Mennan: İhsan eden, verici

Mensur: Saçılmış, serpilmiş. 2. Düzyazı.

Menşur: Yayılmış, dağıtılmış. 2. Ferman.

Menzur: Adanmış, adak olarak belirtilmiş.

Meran: Sis, duman.

Merani: Cesaret.

Mercan: Bir tür balık adı; deniz dibinde yaşayan bitki, hayvan, taş türü bir canıdır; deniz hayvanlarının evidir.

Merdan: Mertler, insanlar, erkekler, yiğitler

Merdemer: Cömert, yüce gönüllü.

Merdi: Cesaret, mertlik, yüreklilik.

Mergen: Usta nişancı.

Mergup: istenilen, aranan nitelikte. 2. Beğenilir, gözde.

Meriç: Bir akarsu ismi

Merih: Mars gezegenin adıdır.

Merksas: Cesur, yiğit.

Merkür: Güneşe en yakın gezegen olarak bilinir.

Mernuş: Eshab-ı Kehf´den – 7 Uyurlar´dan. Efsus ya da Yarpuz denilen bir şehirde Dakyanus (Dakyus) adındaki zalim hükümdar, halkı kendisine ve putlarına tapmaya zorlar. Allah´ın varlığına ve birliğine inanan birkaç genç ise gizlice ibadet ederek bu zalimin buyruğu dışına çıkar. Bunu haber alan Dakyanus´tan kaçan gençler, yolda kendileri gibi inançlı bir çobana rastlar. Çobanın bildiği ve yanında su olan bir mağaraya sığınan yedi kişi, burada uykuya dalar.Bu konu Kuran’da Kehf süresin de geçmektedir. Mernuş, bu 7 kişiden biridir.

Mert: Cesur, yiğit, korkusuz

Mertcan: Yiğit kimse, can

Mertel: Eli açık, cömert

Merter: Sözünün eri; yiğit

Mertkal: Herzaman mert olarak yaşa

Mertkan: Mert soydan gelen, mert

Mertkol: Yiğitliği her yerde konuşulan.

Mertol: Sözünün eri ol, yiğit ol

Merttürk: Yiğit Türk.

Mervan: Emevi sülalesinin Mervan kolu

Merzuk: Mutlu. 2. Rızkı verilmiş, rızklı.

Mesih: İsa peygambere verilen adlardan biri.

Mesrur: Memnun, sevilen.

Mestan: Savruk. Cüret sahibi

Mestur: Örtülü. 2. Gizli, saklı. 3. Namuslu.

Mesud: Mutlu, sevinçli, neşeli

Mesut: Mutlu, sevinçli

Meşed: Şehitlik, şahadet.

Meşhur: Ünlü, tanınmış, herkesçe bilinen.

Meşkur: Beğenilmiş, övgüye değer.

Meşru: Yasaya, kurallara uygun.

Metaan: Huzur, mutluluk

Metanet: Metin olma, dayanma, dayanıklılık

Mete: Tarihte bir hükümdar

Metehan: Büyük Hun İmparatorunun adıdır.

Metin: Dayanıklı, sağlam, soğuk kanlı

Metiner: Sağlam ve yiğit.

Metinkaya: Kaya gibi sağlam.

Metkan: Eğitilmiş, yüce kişi.

Meva: Yurt, memleket. 2. Sığınılacak, güvenilir yer.

Mevlana: 1207-1273 yılları arasında yaşamış, Mevlevi tarikatinin kurucusu. 2. Sahibimiz, efendimiz.

Mevlevi: Efendiliği, hazretliği haketmiş. 2. Mevlevilik tarikatine bağlı kimse

Mevlut: Doğma, dünyaya gelme ( Mevlid-Mevlüd)

Mevlüd / Mevlüt: Doğma, dünyaya gelme.

Mevlüt: Dünya'ya geliş, doğuş

Mevzun: Biçimli düzgün.

Mezit: Artırılmış.

Mezun: İzinli, izin almış. 2. Diploma almış kişi. 3. Yetki verilmiş.

Mısra: Şiirin dizelerinden her biri.

Midhat/Mithat: Övme, methetme.

Mihan: Sıkıntı

Mihin: Büyük, ulu.

Mihrali: En büyük komutan

Mihran: Nehir

Mihri: Güneş ile ilgili. 2. Sevgi.

Mihrima: Güneş ile Ay

Mikail: Allaha en yakın olduğuna inanılan dört melekten birinin adı

Milis: Halk gücü

Minas: Büyük

Mir: Baş, komutan, amir, bey.

Mirac/ Miraç: Hz. Muhammed’in göğe yükseliş haline verilen addır.

Miraç: Yükselme, çıkma. 2. Hz. Muhammet'in göğe yükselmesi.

Miran: Beyler

Miras: Birine, ölen bir yakınından kalan mal mülk, para veya servet. 2. Kalıtım yoluyla gelen herhangi bir

Mirat: Ayna. 2. Bir çeşit lale.

Mirek: Prens.

Mirel: Demir gibi güçlü.

Mirkelam: Hatiplik yeteneği olan kimse

Mirsad: Durak; gözetleme yeri, rasat yeri

Mirza: (Farsça.) Emiroğlu beyi, hükümdar soyundan gelen. 2. Doğu Türk devletlerinde asalet unvanı. 3. Dubb-i Ekber yıldız kümesindeki parlak yıldız.

Mirzah: Üzüm çubuğunu bağladıkları ağaç. 2. Çekirdek ve ona benzer şeyleri dövüp ezdikleri taş.

Mirzat: Amir, komutan.

Misbah: Aydınlatma, ışık, nur.

Mithat: Övüş

Mizan: Denge, terazi

Mizgin: Kürtçe; Müjde, müjdeli haber.

Mocan: Soğukkanlı, dayanıklı, direngen.

Molla: Büyük kadı. 2. Medrese öğrencisi. 3. Büyük bilgin.

Moran: Dereden büyük akarsu, ırmak, müren

Moray: Mor renkteki ışık.

Muaffak: Başarılı olan, başarı kazanan.

Muallim: Öğretmen.

Muammer: Yaşayan

Muaz: Aziz, izzet sahibi, saygı uyandıran, çok kıymetli, muhterem

Muazzam: Çok büyük. 2. Saygıdeğer. 3. Önemli.

Mucip: Gerektiren, gerektirici

Mucit: İcat eden, buluş yapan.

Muğdat: (Arapça Mudad’tan))Çorak su, tatlı su, buruk.

Muhammed: Bir çok defalar hamdu senalar olunmuş, övülmüş manasındadır. Hz. Muhammed’ in (SAV) isimlerindendir.

Muhammed Kaan: Muhammed; Çok övülmüş, hamt edilmiş. Kaan; Çin ve Moğol imparatorlarına verilen isim.

Muhammed Talha: Birçok defalar hamdu sena olunmuş, tekrar tekrar övülmüş. İslam dinini kabul eden ilk 10 kişiden biri.

Muhammed-Muhammet: Çok övülmüş, hamd edilmiş

Muhammedcan: Peygamber s.a.s in isimlerindendir. Can

Muhammet: Birçok defalar hamdu sena olunmuş, tekrar tekrar övülmüş. 2. Birçok güzel huylara sahip. Hz. Peygamber (s.a.s)’in isimlerindendir. Dedesi Abdülmuttalib tarafından, gökte hak yerde halk övsün niyetiyle bu ad konulmuştur.

Muharrem: Din tarafından yasaklanan

Muhiddin/Muhittin: Dini geliştiren, canlandıran.

Muhip: Seven, sevişen

Muhittin: Dini güçlendiren

Muhlis: İnanç ve eylemlerinde içtenlikle davranan

Muhsin: İyilik yapan

Muhtar: Dilediği şekilde hareket edebilen

Muhteşem: Görkemli, gözkamaştırıcı

Mukaddem: Sunulan, takdim edilen. 2. Önde olan, önde giden. 3. Değerli, üstün.

Muktedir: Bir şeyi yapmaya gücü yeten

Munar: Pınar, çeşme.

Mungan: Cömert, eli açık

Munis: Sıcakkanlı sevimli

Munzur: Büyük kaynak su

Murat: İstek, arzu

Muratcan: istekli kişi, arzulu.

Murathan: istekli hükümdar.

Murtaza: Mürteza- Seçkin seçilmiş

Musa: Sudan gelmek anlamındadır. Hz. Musa’ nın adıdır.

Musab: İsabet etmiş olan.

Musaddık: Onaylayan.

Musap: Başına bir felaket bir kötülük gelmiş olan.

Mushab/Mushap: Zor, güçlü, dayanıklı

Mustafa: Temizlenmiş, saf hale getirilmiş

Mustan: Tarihi güzellikleri dolu olan ilimiz

Muştu: Müjde, sevindirici haber.

Mut: Kader, talih, kısmet.

Mutahhar: Temizlenmiş, temiz.

Mutalip/Muttalip: Arzu eden, talep eden.

Muti: İyi kalpli, yumuşak başlı

Mutlu: Mesut, mutluluğa ulaşmış

Mutlualp: Özlem ve isteğine kavuşmuş yiğit

Mutluay: Mutlu ve ay gibi olan

Mutlubay: Mutlu ve saygın.

Mutlubey: Mutlu ve saygın.

Mutlucan: Dertsiz, kedersiz.

Mutluer: Mutluluğa ermiş kişi.

Mutlugün: Sevindirici gün; mutluluk veren gün

Mutluğ: Mutlu.

Mutluhan: İsteklerine kavuşmuş kağan

Mutluk: Mutlu.

Mutlukan: Geçmişi mutluluklar içinde olan.

Mutlukhan: Mutlu hükümdar.

Mutlutekin: Özlem ve isteklerine kavuşmuş ve biricik kimse, mutlu şehzade

Mutlutürk: Mutlu Türk.

Muttaki: Sakınan, çekinen, Allah’tan korkan

Mutver: Mutluluk ver, mutlu et

Muvaffak: Başarılı olan, başarı kazanan.

Muvakkar: Ağır başlı olan.

Muzaffer: Zafer kazanan, çok başarılı

Mübarek: Verimli, bereketli. 2. Kutlu.

Mübin: İyiyi kötüyü ayırabilen. 2. Apaçık, besbelli.

Mücahit: Savaşçı, Cihada katılan

Mücap: Duası kabul edilen.

Müçteba: Seçkin, seçilmiş

Müderris: Medrese öğretmeni.

Müdrik: Anlayan, kavrayan. 2. Yaklaşan, ulaşan. 3. Ergin.

Müfit: Faydalı, yararlı

Müjdat: Müjdeler, muştular, sevinçli haber

Mükerrem: Yardımsever, ikram sever

Mükremin: Konuksever, ikram sever

Mükrim: Güler yüzlü.

Mülayim: Yumuşak huylu ağır başlı.

Mülazım: Bir kimseye bağlı olan.

Müldür: Berrak.

Mülhim: İlham eden.

Mülket: Ülke.

Mümin: İnanan, iman eden

Mümtaz: Seçkin, başkalarından ayrı tutulan

Münci: Kurtaran, kurtarıcı.

Münib: Tanrıya yönelmiş kişi.

Münif: Yüksek, ulu.

Münim: Nimet veren, Yedirip içiren. 2. İyiliksever, velinimet

Münip: Tövbe eden. 2. Bereketli yağmur.

Münir: Aydınlatan, ışık veren

Münür: Yüksek, ulu, büyük.

Müren: Irmak, nehir, akarsu.

Mürit: Buyuran. emreden,

Mürsel: Yollanmış, gönderilmiş olan

Mürşit: İrşad eden, doğru yolu gösteren

Müslim: Din bilgisi olan

Müslüm: İslam dininden olan / Teslim olan

Müşfik: Acıyan, şefkat gösteren

Müşir: Haber veren, bildiren, emir ve işaret eden. 2. Mareşal.

Müştak: Özleyen, göreceği gelen

Müzahir: Yardım eden, koruyan, kollayan.

 

16/29 ‘N’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘N’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Nabi: Yüksek, yüce, haber veren

Naci: Kurtulmuş, selamete kavuşmuş

Nacil: Soyu sopu temiz olan kimse..

Nad: Kurtulmuş, selamete ermiş. 2. Cennetlik.

Nadi: Bağıran, haykıran, nida eden

Nadim: Pişmanlık duyan, pişman olan.

Nadir: Ender, az bulunur, seyrek

Nafi: Yararlı, faydalı

Nafih: Genizden gelen ses.

Nafiz: İşleyen, içeriye giden, delip geçen işleyen, sözü etkili olan gibi anlamları vardır.

Nahid: Venüs, Zühre yıldızı

Nahit: Venüs, Zühre yıldızı

Nail: Ele geçiren, muradına eren

Naim: Bolluk varlık içinde yaşayandır. Cennetin bir bölümünün adıdır.

Naip: Birinin yerine geçen. 2. Kadı. 3. Nöbet bekleyen.

Nakıp: Bir kavim, kabile başkanı.

Naki: Temiz, çok ince ve zarif

Nakip: Bir kavim veya kabilenin başkanı. 2. Bir tekkede, şeyhin yardımcısı olan en eski derviş veya dede

Namal: Ün al, adını duyur

Namdar: Nam salan.

Namık: Yazar, yazan kişi

Nami: Tanınmış, ünlü şöhretli

Namzet: Aday.

Nara: Haykırma, söylenme

Narız: Delip geçen. 2. İçe işleyen. 3. Sözü geçen, çok etkili.

Nart: Yürekli, yiğit

Narter: Yürekli yiğit, yiğitler yiğidi

Nas: İnsanlar, halk, herkes.

Nasıf: Ekmek.

Nasıh: Öğüt veren.

Nasır: Yardımcı, yardım eden.

Nasih: Kopyasını çıkaran. 2. Battal eden.

Nasip: Birinin önceden alnına yazıldığına inanılan şey, kısmet

Nasir: Yayan, saçan. 2. Nesir yazan.

Nasreddin: Yardımcı, imdada yetişen

Nasrettin: Dine Yardımcı olan.

Nasri: Tanrı yardımıyla üstünlük.

Nasrullah: Allah’ın yardımcısı.

Nasuh: Öğüt veren.

Nasuhi: Kesin şekilde tövbe eden, tövbekar.

Naşid: Şiir söyleyen, şiir okuyan

Naşir: Yayan, dağıtan, yayımlayan.

Naşit: Şiir söyleyen, şiir okuyan

Natık: Konuşan. 2. Düşünen. 3. Bildiren.

Natuk: Düzgün konuşan, konuşmayı seven.

Natuvan: Zayıf, güçsüz. 2. Beceriksiz.

Navdari: Ün, şöhret.

Navdayi: Aday, namzet.

Nayır: Arkadaş, dost

Nayman: Moğolistan’da yaşayan Türk topluluğu.

Nazım: Düzenleyen, tanzim eden

Nazır: Bakan, gözeten. 2. Bir yüzü bir yöne bakan.

Nazif: Temiz, güzel

Nazir: Naz, eş, niyaz, taze.

Nazmi: Vezinli, kafiyeli sözle ilgili/ Düzenli

Nebahattin: Dinin şanı ve şerefi.

Nebez: Boyun eğmeyen.

Nebi: Mesaj ileten, haberci

Nebi Berzah: Ölümden sonra kıyamete beklenen yer

Nebih: Namlı, ünlü, onurlu.

Nebil: Şerefine düşkün olan. 2. Yüksek zekalı. 3. Faziletli.

Necabet: Asalet.

Necabettin: Dinin soyluluğu.

Necaip: Onurlu, soylu kişi.

Necat: Kurtuluş, selamet

Necati: Kurtuluşa ermek

Neccar: Dülger. 2. Marangoz.

Necdet: Güçlü ve korkusuz, kahraman, yiğit kişi demektir.

Necear: Dülger, marangoz.

Necil: Soylu, soyu temiz. 2. Evlat, çocuk.

Necip: Soyu temiz, cömert

Necmeddin: Dinin yıldızı.

Necmettin: Dinin yıldızı.

Necmi: Yıldızlarla ilgili, yıldızlara ait

Nedim: Yakın dost, samimi arkadaş

Nedret: Az bulunurluk, seyreklik

Nefer: Bir adam, tek kişi. 2. Er, asker.

Nefi: Çıkar ile ilgili faydacı. 2, Divan şairi.

Nehar: Gündüz

Nehidar: Yararlı, faydalı, iyi.

Nehip: Korku salan.

Nehri: Nehire ait.

Nejat: Soy, asıl, hesap

Nemır: Ölümsüz.

Nemutlu: Çok mutlu. 2. Sevinçli.

Nenkvaz: Çetin, sert.

Nergiz: Sarı beyaz açan soğanlı bir çiçek

Nerim: Cesur, yiğit, pehlivan

Nermi: Yumuşaklık, gevşeklik.

Nesihet: Nasihat, kollama.

Nesil: Aynı çağda yaşayan ve hemen hemen aynı yaşta bulunan kimselerin tümü, kuşak.

Nesim: Hoşa giden hafif rüzgar

Nesime: Hafif esen rüzgar

Nesimi: Esen rüzgarla ilgili

Nesip: Soylu, soydan.

Nesren: Nesir olarak, düz yazı olarak yazılan yazıya denir.

Neşat: Sevinç, neşe, şenlik, keyif

Neşet: Yetişme, meydana gelme

Neşit: Sevinçli, neşeli.

Nevcivan: Genç, delikanlı.

Nevfel: Deniz, derya

Nevit: İyi, sevinçli haber, müjde.

Nevrettin: Dinin ışığı.

Nevri: Işıltıyla ilgili.

Nevroz/Nevruz: Eski bir İran takvimine göre, yılın ve baharın ilk günü sayılan martın yirmiikisine rastlayan gün. 2. Nevruz günü kırlara çıkılarak yapılan bayram.

Nevsal: Yeni yıl

Nevşah: Dal anlamındadır bunun yanında yeni bitmiş geyik boynuzu olarak da bilinir

Nevşekar: Şair, ozan.

Nevzad: Yeni doğmuş çocuk

Nevzat: Yeni doğmuş çocuk

Neyyir: Nurlu, parlak. Işıklı cisim. Güneş

Neyzen: Ney çalan kimse.

Nezih: Temiz, pak, seçkin

Nezihi: Temizlik, saflıkla ilgili

Nezir: Birini doğru yola (Sıratı Müstakim’e) yöneltmek için Allah’ın azabıyla gözdağı vererek korkutmak

Nida: Bağırma, sesle çağırma, haykırma.

Nidai: Haykırmayla ilgili, haykıran.

Nihad: Yaradılış, kişilik

Nihat: Tabiat, huy

Nilova: Şimdiki Musul.

Nimetullah: Tanrı’nın nimeti.

Nisani: Nisan ayında doğan.

Nişan: İz, belirti. 2. Onurlandırmak üzere devletçe verilen paye.

Niviskar: Yazar, yazıcı.

Niyaz: Yalvarma, yakarış. 2. İhtiyaç hissetme. 3. Dua etme.

Niyazan: Açık yürekli, saf.

Niyazi: Yalvarma, yakarma

Nizam: Sıra, dizi, düzen, kural

Nizamettin: Dinin düzeni, tertibi

Nizami: Kurallara uygun, düzenle ilgili

Nizar: Zayıf.

Nogay: Bugün Kuzey Kafkasya'da yaşayan bir Türk boyunun adı

Nova: Bir yıldız grubunun adı

Noyan: Ordular komutanı, başkomutan, soylu kişi

Nuh: Eski metinlerde rahat anlamında / Bir peygamber adı

Nuhkan: Nuh Peygamber soyundan olan.

Numan: Kan 2. Gelincik

Nur Sena: Aydınlık, parıltılı

Nural: Işık alan

Nuralp: Aydınlık saçan yiğit

Nurani: Işık saçan

Nuratay: Aydın genç, entellektüel.

Nurbaki: Üzerinden aydınlık, parıltı eksik olmayan.

Nurbay: Aydınlık saçan erkek

Nurcemal: Aydınlık yüzlü güzel insa.

Nurer: Aydınlık saçan yiğit

Nurettin: (Nureddin) Aydınlatın, dinin getirdiği nur

Nuri: Işıklı, ışıktan geleni

Nurihak: Allah’ın ışığı, aydınlığı,

Nurkan: Temiz, aydınlık soydan gelen.

Nurlan: “Işıklan, ışık saç” anlamında kullanılan bir ad

Nursal: Işık saç.

Nurseza: Nura, ışığa ve aydınlığa layık

Nurşah: Nur saçan.

Nurşat: Nura boğulmuş

Nurtaç: Nurlu taç taşıyan

Nurtekin: Eşsiz aydınlık.

Nurullah: Allah’ın nuru anlamında

Nurver: Işık ver.

Nurzat: Nurlu, aydınlık kişi.

Nusret: Tanrı yardımı

Nusret/ Nusred: Tanrı yardımı

Nusrettin: Dinin başarısı.

Nuyan: Soylu kişi, noyan

Nücivan: Genç, delikanlı.

Nüjen: Modem, yeni.

Nüvedan: Mucit, yaratıcı.

Nüvit: İyi haber

Nüza: Yeni, yeni doğan.

Nüzhet: Zevk, keyif, istek, tat, eğlence, sevinç

 

 

17/29 ‘O’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘O’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

Oba: Üstün yetenekli. 2. Göçebelerin meydana getirdiği topluluk.

Obe: Aşiretin bir bölümü.

Oben: Erkek deve, o benim anlamlarındadır.

Obuz: Su gözesi, göze kaynak

Ocak: Ev, aile.

Ocan: O dost 2. İçten kişi.

Od: Ateş.

Oder: Ateş gibi canlı, coşkulu, hareketli kimse.

Odhan: Ateş kağan, ateş han

Odkan: Ateş kan, ateşli kan, kaynayan kan, deli kan

Odkanlı: Canlı, coşkulu, ateşli kimse.

Odman: Ateşli, canlı, çoşkulu kişi.

Odyak: “Ateşli ve coşkulu ol” anlamında kullanılan bir ad.

Odyakar: Ateş gibi can yakan kimse.

Odyakmaz: Ateş yakmaz.

Oflas: bk. Oflaz

Oflaz: Güzel, iyi, sevilen

Oflazer: Yakışıklı. 2. Cesur, yiğit.

Ogan: Barış tanrısı, gök tanrısı, güneş

Oganalp: Güneş gibi yiğit, gök tanrısı gibi yiğit, güçlü yiğit

Oganer: Gök tanrısı gibi yiğit, güçlü yiğit.

Ogansoy: Tanrı soyundan, gök tanrısı soylu

Ogeday: Akıllı, zeki.

Ogün: O bilinen gün, hayatımızın değiştiği gün

Oğan: Tanrı.

Oğanalp: Gök tanrısı gibi yiğit, güçlü

Oğaner: İlahi gücü olan.

Oğansoy: İlahi bir güce sahip soydan gelen.

Oğantürk: İlahi bir güce sahip Türk.

Oğanverdi: “Allah bağışladı” anlamında kullanılan bir ad.

Oğul: Evlat, erkek çocuk.

Oğulbal: Tatlı oğul, oğul balı, oğul arılarının yaptığı ak bal

Oğulbey: Beyin oğlu.

Oğulcan: Can oğul

Oğultan: Tan vakti

Oğultay: Genç.

Oğultekin: Biricik oğul, şehzade

Oğultürk: Türkoğlu

Oğur: İçten dost, samimi

Oğuralp: Samimi, içten erkek.

Oğuz: Gürbüz, delikanlı, temiz yaratılmış, iyi, doğru

Oğuzalp: Güçlü yiğit, iyi yürekli yiğit, dost yiğit

Oğuzata: İyi huyluluğu atalarından, soyundan gelen.

Oğuzbay: İyi huylu, saygın kişi.

Oğuzcan: İyi huylu, candan dost.

Oğuzer: Sağlam yiğit, dost yiğit

Oğuzhan: Oğuzların başı / Mete

Oğuzkan: Hükümdar soyundan gelen

Oğuzman: Sağlam, gürbüz, güçlü kimse, iyi yürekli dost kimse

Oğuztan: İyi huylu kişi.

Oğuztay: İyi huylu genç kişi.

Okan: Akıllı, anlayışlı, öğrenen 2. Tanrı, Güneş, Oğuz

Okanalp: İlahi bir güce sahip olan.

Okanay: Güçlü Ay, yiğit ay, Güneş ve Ay

Okaner: İlahi bir güce sahip olan yiğit.

Okansoy: Tanrı soyundan, gök tanrısı soylu

Okat: Ok atan, savaşcı.

Okay: Beğeni, onaylamak

Okayer: Ok gibi doğru, Ay gibi yiğit

Okaygün: Ok gibi doğru, Ay gibi güzel, Güneş gibi yakıcı kimse

Okbay: Ok gibi doğru ve varsıl kimse

Okcan: Ok gibi doğru can

Okçun: Uzak, ilerde, uzaklaşmış.

Okdemir: Demirden yapılmış ok

Oker: Hızlı ve kuvvetli.

Okgüç: Ok gibi doğru ve güçlü

Okhan: Ok gibi hızlı, delici hükümdar.

Okkan: Ok gibi delici soydan gelen.

Okman: Okçu, ok atan kimse

Oksal: Okla ilgili, hızlı

Oksar: Okları hazırlayan.

Oksu: Düzenli ve hızlı bir şekilde akan su

Oktan: Ok kadar hızlı

Oktar: Ok taşıyıcı / Ok+dar (Bayraktargibi)

Oktaş: Ok gibi delici, taş gibi sert.

Oktay: Çok hiddetli, kızgın

Oktuğ: Ok atan, okçu.

Oktunç: Ok tuncu; tunçtan yapılmış ok

Oktürk: Ok gibi Türk

Okumuş: Bilgili, öğrenimli.

Okur: Bilgilenmeyi, okumayı seven.

Okuş: Akıl, zeka, mantıklılık.

Okutan: Eğitim ve öğretim işini yapan.

Okutman: Öğreten.

Okuyan: Okumayı seven.

Okyan: Okçular, okçuluk.

Okyanus: Kıtaları birbirinden ayıran engin deniz.

Okyar: Oku parçala

Olca: Savaş ganimeti.

Olcan: Canlı, hareketli

Olcay: Şanslı, şans

Olcayhan: Kısmetli hükümdar.

Olcayto: Şanslı

Olcaytu: Şanslı; talihli, kısmetli.

Olcaytuğ: Şans getiren başlık.

Olcaytürk: Şansı olan Türk.

Olça: Savaş ganimeti

Olçum: Bilgiçlik taslayan.

Olçun: Becerikli

Oldaç: Şişman, iri yapılı.

Oldağ: Dağ gibi yüksek ol.

Older: Dindar, sofu.

Olgu: Gerçekte var ol

Olgun: Yetişmiş, bilgili

Olgunay: Dolunay durumundaki ay

Olgunel: İyi el.

Olguner: Bilgi ve görgüce gelişmiş erkek, olgunlaşmış erkek

Olgunsoy: Gelişmiş soy, olgunlaşmış soy

Olguntürk: İyi yetişmiş Türk.

Olpak: Her zaman temiz, dürüst olan.

Olperest: Dinine sıkıca bağlı kimse, dindar, dinini çok seven.

Olsan: Ad ol, san ol

Oltan: Şafak ol, tan ol

Oltun: Saygı gösterilen ol, saygın ol

Oltunç: Tunç ol, tunç gibi sağlam ol

Oluş: Varlık halini alma, meydana gelme. 2. Bir durumdan öteki duruma geçiş.

Omaç: Hedef, gaye, amaç.

Omariya: Mardin, Nusaybin’de Kürt aşireti.

Omay: Beğenilen, sevilen

Omet: Ümmet, topluluk.

Omur: Omurgayı oluşturan kemiklerin herbiri, herhangi bir şeyin iskeletinin her bir parçası.

Omurtak: Küçük kartal.

Onan: Daha iyi bir duruma giren, eksiği kalmayıp gönül huzuruna Eren, iyileşen

Onar: (“onmak”tan) eksiği kalmayıp gönül erincine ulaşır, daha iyi bir duruma gelir, mutlu olur

Onaran: Düzelten, tamir eden

Onart: İşler bir duruma getirilmesini sağla, düzelttir.

Onat: Özenli, düzgün

Onatkan: İyi, dürüst soydan gelen.

Onatkut: İyi ve uğurlu

Onay: Uygun bulunmuş

Onel: Elleriyle her tarafı sarmalamış olan.

Oner: On kişiye bedel yiğit

Ongan: Özlem ve istekleri yerine gelmiş, mutlu

Onganer: Mutlu yiğit

Ongay: Kolay, zorluğu olmayan.

Ongu: Onmuş olma durumu, sağlık, mutluluk

Ongun: Bol verimli, yararlı duruma gelmiş, mutlu, kutlu, gelişmiş, Gürbüz, tapılan kişi, beğenilen kimse

Ongunalp: Mutlu yiğit, yararlı yiğit, kutlu yiğit, gürbüz yiğit

Onguner: Mutlu yiğit, yararlı yiğit, kutlu yiğit, gürbüz yiğit

Ongunsu: Gürbüz ve su gibi duru kişi.

Ongur: Kurtuluş.

Ongün: Uğurlu gün.

Onkut: Daha iyi ve şanslı yaşa.

Onuk: Sevgili; dürüst

Onuker: Herkesçe sevilen, sayılan kişi.

Onuktan: Sevilen, saygı duyulan ve tan gibi ışıltılı kişi.

Onuktekin: Sevilen, saygı duyulan, uğurlu.

Onul: İyi ol, sağlıklı ol.

Onultan: İyileştiren, sağlığa kavuşturan.

Onur: Özsaygı, şeref

Onural: Onur sahibi ol

Onuralp: Saygıdeğer, aziz, yiğit

Onuray: Onurlu ve Ay gibi güzel

Onurhan: Şeref sahibi hükümdar

Onurkan: Onurlu, şerefli soydan gelen.

Onursal: Onurla ilgili, onur niteliğinde; saygı göstermiş olmak için verilen

Onursan: Dürüstlüğüyle nam salmış kişi.

Onursay: Şeref sahibi saygın kişi.

Onursev: Kendin gibi olanı sev.

Onurseven: Onurlu insanları seven.

Onursoy: Onurlu bir soydan gelen.

Onursu: Saygın, şerefli ve su gibi temiz.

Orak: Hasat, ekin biçilen araç.

Orakay: Orak ayı. 2. Temmuz.

Oral: Türklerin ilk yurtlarından

Oralmış: Zaptedilmiş yer.

Oraltan: Tan vakti yapılan savaş. Oran

Oran: Karşılıklı uygunluk, iki şeyin birbirini tutması, iki şey arasında ya da parça ile bütün arasında bulunan fark

Oraner: Anlayışlı, hesaplı ve yiğit kimse.

Oransal: Oranla ilgili

Oray: 1.Ateş kırmızısı. 2. Şehirli.

Orbay: Ordu komutanı

Orbek: Kentli bey.

Orbey: Bekçi, koruyucu, muhafız.

Orcan: Üstün, kıdemli kişi

Orçum: Sağlam adam

Orçun: Arkadan gelenler, halefler 2. Ahlak

Orean: Direnen kişi.

Oreaner: Direngen ve yiğit kimse.

Orgun: Gizli, gizemli.

Orgunalp: Sır dolu yiğit.

Orgunay: Bulutların arkasında kalmış ay.

Orguner: Sır dolu yiğit.

Orgunhan: Sır dolu hükümdar.

Orgunkan: Geçmişi sır dolu olan.

Orgunsoy: Sır dolu bir soydan gelen.

Orguntay: Sır dolu genç.

Orgün: Kapalı havası olan gün.

Orhan: Kentin hükümdarı 2. Osmanlının ikinci padişahı

Orhon: Eski bir türk alfabesi

Orhun: Asya da bir nehir

Orkan: Orhan adının bir başka biçimi

Orkun: Or+kun (han) Kentin hanı

Orkuş: Ateş kırmızısı renkli bir kuş.

Orkut: Kutlu kent

Orkutay: Kutlu, uğurlu şehir.

Orman: Ağaçlarla örtülü geniş alan

Orsa: Geminin, rüzgârın geldiği yöne döndürülmesi/ rüzgâra karşı

Ortaç: Tepe, kendine miras kalan kimse; bir hükümdarlığın tahtına geçecek kimse, veliaht

Ortak: Ortak zevkleri paylaşanlar, arkadaşlar. 2. Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri. 3. Kuma.

Ortan: Tan renginin kızıllığı.

Ortun: Ortanca kardeş

Ortunç: Tunçtan yapılmış gibi sağlam kale

Oruç: Müslümanların yeme içmeden vs. uzaklaştıkları bir ibadet

Oruk: Çare, yol, imkan.

Orun: En büyük makam

Orunbay: Büyük görevi olan kimse, makam sahibi

Orus: Saadet, mutluluk, talih.

Oruz: Düşünce, düşün, ide.

Oskan: Zeki kişi.

Oskay: Neşeli, sevinç içinde olan.

Osma: Bulgaristan Türklerinin yaşadığı yörelerden birindeki nehrin adı.

Osman: Hz. Muhammet’in damadı üçüncü halife. 2.Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu ve ilk hükümdarı. 3. Bir tür kuş ya da ejderha.

Oşan: Şanlı, şöhretli, adı duyulmuş olan.

Otacı: Hekim, doktor.

Otağ: Yüksek direkli, süslü, büyük çadır

Otağ / Otak: Büyük, süslü çadır.

Otamış: İyileştiren, düzelten.

Otaran: Beğenip arzu eden.

Otay: Alev kızıllığında ay.

Oxır: Uğur.

Oyal: Düşünceye önem veren, görüş alan.

Oyalp: Düşünceli ve yiğit.

Oyhan: Düşünceli hükümdar.

Oykan: Düşünce ve fikir erbabı soydan gelen.

Oykut: Düşünceli ve kutlu insan.

Oymak: Aşiret, küçük izci birliği

Oyman: Belli bir görüşe sahip kişi.

Oysan: Düşünce, fikirleriyle tanınan.

Oytun: Beğenilen, güzel yer, kutsal.

Oytunç: Düşünce sahibi sağlam kişi.

Ozan: Şair, halk şairi

Ozanalp: Şair ve yiğit kimse

Ozanar: Namuslu, şerefli, şair kişi.

Ozanay: Şair ve Ay gibi kimse

Ozaner: Şair ve yiğit

Ozankan: Ozan soyundan gelen

Ozansoy: Şairler soyundan gelen.

Ozansu: Şair dilli ve su gibi berrak kişi.

Oba: Üstün yetenekli. 2. Göçebelerin meydana getirdiği topluluk.

Obe: Aşiretin bir bölümü.

Oben: Erkek deve, o benim anlamlarındadır.

Obuz: Su gözesi, göze kaynak

Ocak: Ev, aile.

Ocan: O dost 2. İçten kişi.

Od: Ateş.

Oder: Ateş gibi canlı, coşkulu, hareketli kimse.

Odhan: Ateş kağan, ateş han

Odkan: Ateş kan, ateşli kan, kaynayan kan, deli kan

Odkanlı: Canlı, coşkulu, ateşli kimse.

Odman: Ateşli, canlı, çoşkulu kişi.

Odyak: “Ateşli ve coşkulu ol” anlamında kullanılan bir ad.

Odyakar: Ateş gibi can yakan kimse.

Odyakmaz: Ateş yakmaz.

Oflas: bk. Oflaz

Oflaz: Güzel, iyi, sevilen

Oflazer: Yakışıklı. 2. Cesur, yiğit.

Ogan: Barış tanrısı, gök tanrısı, güneş

Oganalp: Güneş gibi yiğit, gök tanrısı gibi yiğit, güçlü yiğit

Oganer: Gök tanrısı gibi yiğit, güçlü yiğit.

Ogansoy: Tanrı soyundan, gök tanrısı soylu

Ogeday: Akıllı, zeki.

Ogün: O bilinen gün, hayatımızın değiştiği gün

Oğan: Tanrı.

Oğanalp: Gök tanrısı gibi yiğit, güçlü

Oğaner: İlahi gücü olan.

Oğansoy: İlahi bir güce sahip soydan gelen.

Oğantürk: İlahi bir güce sahip Türk.

Oğanverdi: “Allah bağışladı” anlamında kullanılan bir ad.

Oğul: Evlat, erkek çocuk.

Oğulbal: Tatlı oğul, oğul balı, oğul arılarının yaptığı ak bal

Oğulbey: Beyin oğlu.

Oğulcan: Can oğul

Oğultan: Tan vakti

Oğultay: Genç.

Oğultekin: Biricik oğul, şehzade

Oğultürk: Türkoğlu

Oğur: İçten dost, samimi

Oğuralp: Samimi, içten erkek.

Oğuz: Gürbüz, delikanlı, temiz yaratılmış, iyi, doğru

Oğuzalp: Güçlü yiğit, iyi yürekli yiğit, dost yiğit

Oğuzata: İyi huyluluğu atalarından, soyundan gelen.

Oğuzbay: İyi huylu, saygın kişi.

Oğuzcan: İyi huylu, candan dost.

Oğuzer: Sağlam yiğit, dost yiğit

Oğuzhan: Oğuzların başı / Mete

Oğuzkan: Hükümdar soyundan gelen

Oğuzman: Sağlam, gürbüz, güçlü kimse, iyi yürekli dost kimse

Oğuztan: İyi huylu kişi.

Oğuztay: İyi huylu genç kişi.

Okan: Akıllı, anlayışlı, öğrenen 2. Tanrı, Güneş, Oğuz

Okanalp: İlahi bir güce sahip olan.

Okanay: Güçlü Ay, yiğit ay, Güneş ve Ay

Okaner: İlahi bir güce sahip olan yiğit.

Okansoy: Tanrı soyundan, gök tanrısı soylu

Okat: Ok atan, savaşcı.

Okay: Beğeni, onaylamak

Okayer: Ok gibi doğru, Ay gibi yiğit

Okaygün: Ok gibi doğru, Ay gibi güzel, Güneş gibi yakıcı kimse

Okbay: Ok gibi doğru ve varsıl kimse

Okcan: Ok gibi doğru can

Okçun: Uzak, ilerde, uzaklaşmış.

Okdemir: Demirden yapılmış ok

Oker: Hızlı ve kuvvetli.

Okgüç: Ok gibi doğru ve güçlü

Okhan: Ok gibi hızlı, delici hükümdar.

Okkan: Ok gibi delici soydan gelen.

Okman: Okçu, ok atan kimse

Oksal: Okla ilgili, hızlı

Oksar: Okları hazırlayan.

Oksu: Düzenli ve hızlı bir şekilde akan su

Oktan: Ok kadar hızlı

Oktar: Ok taşıyıcı / Ok+dar (Bayraktargibi)

Oktaş: Ok gibi delici, taş gibi sert.

Oktay: Çok hiddetli, kızgın

Oktuğ: Ok atan, okçu.

Oktunç: Ok tuncu; tunçtan yapılmış ok

Oktürk: Ok gibi Türk

Okumuş: Bilgili, öğrenimli.

Okur: Bilgilenmeyi, okumayı seven.

Okuş: Akıl, zeka, mantıklılık.

Okutan: Eğitim ve öğretim işini yapan.

Okutman: Öğreten.

Okuyan: Okumayı seven.

Okyan: Okçular, okçuluk.

Okyanus: Kıtaları birbirinden ayıran engin deniz.

Okyar: Oku parçala

Olca: Savaş ganimeti.

Olcan: Canlı, hareketli

Olcay: Şanslı, şans

Olcayhan: Kısmetli hükümdar.

Olcayto: Şanslı

Olcaytu: Şanslı; talihli, kısmetli.

Olcaytuğ: Şans getiren başlık.

Olcaytürk: Şansı olan Türk.

Olça: Savaş ganimeti

Olçum: Bilgiçlik taslayan.

Olçun: Becerikli

Oldaç: Şişman, iri yapılı.

Oldağ: Dağ gibi yüksek ol.

Older: Dindar, sofu.

Olgu: Gerçekte var ol

Olgun: Yetişmiş, bilgili

Olgunay: Dolunay durumundaki ay

Olgunel: İyi el.

Olguner: Bilgi ve görgüce gelişmiş erkek, olgunlaşmış erkek

Olgunsoy: Gelişmiş soy, olgunlaşmış soy

Olguntürk: İyi yetişmiş Türk.

Olpak: Her zaman temiz, dürüst olan.

Olperest: Dinine sıkıca bağlı kimse, dindar, dinini çok seven.

Olsan: Ad ol, san ol

Oltan: Şafak ol, tan ol

Oltun: Saygı gösterilen ol, saygın ol

Oltunç: Tunç ol, tunç gibi sağlam ol

Oluş: Varlık halini alma, meydana gelme. 2. Bir durumdan öteki duruma geçiş.

Omaç: Hedef, gaye, amaç.

Omariya: Mardin, Nusaybin’de Kürt aşireti.

Omay: Beğenilen, sevilen

Omet: Ümmet, topluluk.

Omur: Omurgayı oluşturan kemiklerin herbiri, herhangi bir şeyin iskeletinin her bir parçası.

Omurtak: Küçük kartal.

Onan: Daha iyi bir duruma giren, eksiği kalmayıp gönül huzuruna Eren, iyileşen

Onar: (“onmak”tan) eksiği kalmayıp gönül erincine ulaşır, daha iyi bir duruma gelir, mutlu olur

Onaran: Düzelten, tamir eden

Onart: İşler bir duruma getirilmesini sağla, düzelttir.

Onat: Özenli, düzgün

Onatkan: İyi, dürüst soydan gelen.

Onatkut: İyi ve uğurlu

Onay: Uygun bulunmuş

Onel: Elleriyle her tarafı sarmalamış olan.

Oner: On kişiye bedel yiğit

Ongan: Özlem ve istekleri yerine gelmiş, mutlu

Onganer: Mutlu yiğit

Ongay: Kolay, zorluğu olmayan.

Ongu: Onmuş olma durumu, sağlık, mutluluk

Ongun: Bol verimli, yararlı duruma gelmiş, mutlu, kutlu, gelişmiş, Gürbüz, tapılan kişi, beğenilen kimse

Ongunalp: Mutlu yiğit, yararlı yiğit, kutlu yiğit, gürbüz yiğit

Onguner: Mutlu yiğit, yararlı yiğit, kutlu yiğit, gürbüz yiğit

Ongunsu: Gürbüz ve su gibi duru kişi.

Ongur: Kurtuluş.

Ongün: Uğurlu gün.

Onkut: Daha iyi ve şanslı yaşa.

Onuk: Sevgili; dürüst

Onuker: Herkesçe sevilen, sayılan kişi.

Onuktan: Sevilen, saygı duyulan ve tan gibi ışıltılı kişi.

Onuktekin: Sevilen, saygı duyulan, uğurlu.

Onul: İyi ol, sağlıklı ol.

Onultan: İyileştiren, sağlığa kavuşturan.

Onur: Özsaygı, şeref

Onural: Onur sahibi ol

Onuralp: Saygıdeğer, aziz, yiğit

Onuray: Onurlu ve Ay gibi güzel

Onurhan: Şeref sahibi hükümdar

Onurkan: Onurlu, şerefli soydan gelen.

Onursal: Onurla ilgili, onur niteliğinde; saygı göstermiş olmak için verilen

Onursan: Dürüstlüğüyle nam salmış kişi.

Onursay: Şeref sahibi saygın kişi.

Onursev: Kendin gibi olanı sev.

Onurseven: Onurlu insanları seven.

Onursoy: Onurlu bir soydan gelen.

Onursu: Saygın, şerefli ve su gibi temiz.

Orak: Hasat, ekin biçilen araç.

Orakay: Orak ayı. 2. Temmuz.

Oral: Türklerin ilk yurtlarından

Oralmış: Zaptedilmiş yer.

Oraltan: Tan vakti yapılan savaş. Oran

Oran: Karşılıklı uygunluk, iki şeyin birbirini tutması, iki şey arasında ya da parça ile bütün arasında bulunan fark

Oraner: Anlayışlı, hesaplı ve yiğit kimse.

Oransal: Oranla ilgili

Oray: 1.Ateş kırmızısı. 2. Şehirli.

Orbay: Ordu komutanı

Orbek: Kentli bey.

Orbey: Bekçi, koruyucu, muhafız.

Orcan: Üstün, kıdemli kişi

Orçum: Sağlam adam

Orçun: Arkadan gelenler, halefler 2. Ahlak

Orean: Direnen kişi.

Oreaner: Direngen ve yiğit kimse.

Orgun: Gizli, gizemli.

Orgunalp: Sır dolu yiğit.

Orgunay: Bulutların arkasında kalmış ay.

Orguner: Sır dolu yiğit.

Orgunhan: Sır dolu hükümdar.

Orgunkan: Geçmişi sır dolu olan.

Orgunsoy: Sır dolu bir soydan gelen.

Orguntay: Sır dolu genç.

Orgün: Kapalı havası olan gün.

Orhan: Kentin hükümdarı 2. Osmanlının ikinci padişahı

Orhon: Eski bir türk alfabesi

Orhun: Asya da bir nehir

Orkan: Orhan adının bir başka biçimi

Orkun: Or+kun (han) Kentin hanı

Orkuş: Ateş kırmızısı renkli bir kuş.

Orkut: Kutlu kent

Orkutay: Kutlu, uğurlu şehir.

Orman: Ağaçlarla örtülü geniş alan

Orsa: Geminin, rüzgârın geldiği yöne döndürülmesi/ rüzgâra karşı

Ortaç: Tepe, kendine miras kalan kimse; bir hükümdarlığın tahtına geçecek kimse, veliaht

Ortak: Ortak zevkleri paylaşanlar, arkadaşlar. 2. Birlikte iş yapan, ortaklaşa yararlarla birbirlerine bağlı kimselerden her biri. 3. Kuma.

Ortan: Tan renginin kızıllığı.

Ortun: Ortanca kardeş

Ortunç: Tunçtan yapılmış gibi sağlam kale

Oruç: Müslümanların yeme içmeden vs. uzaklaştıkları bir ibadet

Oruk: Çare, yol, imkan.

Orun: En büyük makam

Orunbay: Büyük görevi olan kimse, makam sahibi

Orus: Saadet, mutluluk, talih.

Oruz: Düşünce, düşün, ide.

Oskan: Zeki kişi.

Oskay: Neşeli, sevinç içinde olan.

Osma: Bulgaristan Türklerinin yaşadığı yörelerden birindeki nehrin adı.

Osman: Hz. Muhammet’in damadı üçüncü halife. 2.Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu ve ilk hükümdarı. 3. Bir tür kuş ya da ejderha.

Oşan: Şanlı, şöhretli, adı duyulmuş olan.

Otacı: Hekim, doktor.

Otağ: Yüksek direkli, süslü, büyük çadır

Otağ / Otak: Büyük, süslü çadır.

Otamış: İyileştiren, düzelten.

Otaran: Beğenip arzu eden.

Otay: Alev kızıllığında ay.

Oxır: Uğur.

Oyal: Düşünceye önem veren, görüş alan.

Oyalp: Düşünceli ve yiğit.

Oyhan: Düşünceli hükümdar.

Oykan: Düşünce ve fikir erbabı soydan gelen.

Oykut: Düşünceli ve kutlu insan.

Oymak: Aşiret, küçük izci birliği

Oyman: Belli bir görüşe sahip kişi.

Oysan: Düşünce, fikirleriyle tanınan.

Oytun: Beğenilen, güzel yer, kutsal.

Oytunç: Düşünce sahibi sağlam kişi.

Ozan: Şair, halk şairi

Ozanalp: Şair ve yiğit kimse

Ozanar: Namuslu, şerefli, şair kişi.

Ozanay: Şair ve Ay gibi kimse

Ozaner: Şair ve yiğit

Ozankan: Ozan soyundan gelen

Ozansoy: Şairler soyundan gelen.

Ozansu: Şair dilli ve su gibi berrak kişi.

 

18/29 ‘Ö’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘Ö’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Öcal: Öç almaktan, intikal alan

Öçal: “Yapılan kötülüğün acısını çıkar, öcünü al” anlamında kullanılan bir ad. – bk. Öcal

Öge: Çok akıllı olmasıyla ünlenmiş kişi.

Ögeday: Çok akıllı, bilgili, Moğol hükümdarı Cengiz Han’ın oğlu

Öger: Bilge, akıllı, zeki kişi.

Öget: Akıllığıyla beğenilen kişi.

Ögetürk: Akıllı, bilge Türk.

Öğe: Unsur. 2. Bir sınıf ya da topluluğun her biri.

Öğet: Beğenilen, aranılan, övülen.2. İyi, güzel. – bk. Öget

Öğmen: Nitelikleriyle sevilen kişi.

Öğrünç: Sevinç.

Öğünç: Övünülecek şey, kıvanç, övünç

Öğür: Akran.

Öğüş: Torun; çok; övme biçimi, övüş

Öğüt: Birine, yapması ya da yapmaması gereken şeyler üzerine söylenen söz

Öğütal: Söylenen sözleri dinle anlamında.

Ökcan: Akıllı, zeka sahibi.

Öke: Olağanüstü yetenekleri olan kimse, dahi

Ökeer: Bilge kişi.

Öker: Bilge, akıllı, zeki kişi.

Ökkeş: Erkek örümcek 2. Bir dağ adı

Öklü: Akıllı.

Ökmen: Akıllı, zeki

Ökmener: Akıllı, yiğit

Öksel: Akılla ilgili, zeka ile ilgili, ussal, akılsal

Ökte: Üstün zekalı.

Öktem: Yürekli, yiğit, güçlü, görkemli; ünlü

Öktemer: Yürekli yiğit, güçlü yiğit, görkemli yiğit, ünlü yiğit

Ökten: Güçlü, yiğit

Öktener: Akıllı, bilgili kimse.2. Kahraman, cesur kimse.

Öktürk: Bilge Türk.

Ölçüm: Yetenekli.

Ölçün: Tahmin etme.

Ölen: Çiçek açmış çayır, şarkı, sulak arazi.

Ömer: Dirlik, canlılık yaşam gücü

Ömür: Dünya üzerinde yaşanan sürenin toplamına verilen addır.

Ömüral: Çok yaşa, uzun ömürlü ol.

Ömürcan: Yaşam boyu süren dostluk

Ömürlü: Çok uzun yaşayacak kişi.

Önad: Adıyla tanınan.

Önal: Daima önde olmak

Önalan: Önce davranan, önde giden, başa geçen

Önaydın: Öğrenimi, bilgisi ve görgüsü olan. 2. İleri düşünceli.

Öncel: Birine göre kendinden, önce gelen, selef; yol açan, yol gösteren

Öncü: Önder, yol gösteren, önde giden, bir işte yol açan

Öncübay: Başarılı ve saygın kişi

Öncübey: Başarılı ve saygın kişi.

Öncüer: Önde giden yiğit, öncülük eden yiğit

Öncül: Önce gelen. 2. Rehber. 3. İlk.

Önder: Lider, yönetici, şef

Öndersarp: Ulaşılması zor lider

Öndeş: Yol gösteren.

Öndünç: Lider olan, önder.

Önel: Bir işin yapılması için verilen süre

Önem: Bir şeyin nitelik ya da nicelik yönünden değeri olma durumu, değer

Önemli: Değerli

Önen: Hak, adalet.

Öner: (ilk ya da ikiz doğumda önce doğan çocuk için) önde gelen yiğit Önde giden erkek

Öneri: Öne sürülen görüş, düşünce, teklif.

Öneş: Kılavuz, inat.

Öney: Önde gelen, lider olan.

Öngay: Jüpiter gezegeni.

Öngel: Oturaklı ve olgun kişi.

Öngen: Başarı, zafer.

Önger: Ön görülü, ileri düşünerek davranan.

Öngör: Önceden gör, ilerde olacakları sez

Öngören: Önceden gören, önceden kestiren

Öngü: Bir önceki gün, arife.

Öngün: Önemli bir günün ya da bir bayramın öncesindeki gün, arife

Öngüt: Sızarak baskın yapan.

Önkal: Liderliği benimseyen.

Önol: Önderlik et

Önsav: Liderliğinle övün.

Önsay: Saygı gören lider.

Önsel: Hiçbir denemeye dayanmadan, yalnızca akıl yordamıyla

Önsoy: Önde gelen soy

Öntaş: Taş gibi sert lider.

Önumut: Önde gelen umut, ilk umut

Önür: İlk. 2. Liderliği, yakalayan.

Ör: Köz haline gelmiş kömür. 2. Köken, öz. 3. Ulu, büyük.

Ören: Eski yapı, kent kalıntısı, harabe.

Örener: Eskiden beri bilinen yiğit.

Örfi: Törenlerle, adetlerle ilgili.

Örs: Çelik yüzeyli demir araç.

Örsal: Örs gibi sağlam, oturaklı

Örsan: Yüce adı olan

Örscan: Sağlam dost

Örsel: Örs gibi sağlam el

Örskan: Sağlam kan, örs gibi sağlam kan

Örtan: Tan vakti gibi.

Örük: Yüksek, yüce, 2. Saç örgüsü.

Örüner: Buğday renkli insan.

Ötnü: Yalvararak isteme.

Ötüken: oğuz destanında ormanlık kutsal bir yer.

Ötün: İstemek, dilemek, arzu etmek

Öveç: iki-üç yaşındaki erkek koyun.

Över: Bir kimsenin ya da bir şeyin iyiliklerini söyleyebilerek onun değerini belirtir

Övet: Tanrı’ya minnet duygusunu sunmak.

Övüş: Birinin iyiliklerini söyleyerek beğenildiğini belirtme, övme biçimi, övme yolu

Öykü: Ayrıntılarıyla anlatılan olay.2. Hikâye

Öymen: Uğurlu, talihli

Öz: Bir kimsenin benliği, içsel varlığı; bir şeyin temel öğesi (mecaz olarak) ana nokta, can alıcı nokta

Özak: Özü ak, özü beyaz, ak öz, beyaz öz

Özakan: Temiz ve duru akan.

Özakar: Temiz ve duru akar.

Özakay: Özü ak ay, özü beyaz ay

Özakın: Akıncı, savaşan.

Özal: Özü kırmızı, özü al renkte, gerçek al

Özalp: Özü yiğit, öz yiğit

Özalpaslan: Yiğitler yiğidi.

Özalpman: Özünde yiğitlik olan kişi.

Özaltan: Yürekli ve tan yeri gibi ışıklı kişi.

Özaltay: Altaylı, Altay yöresinin yedisi.

Özaltın: Altın gibi bir geçmişi olan.

Özan: Özü düşünceli, düşünen.

Özar: Özü namuslu, temiz, dürüst.

Özarda: İşaretlenmiş, işaret çubuğu.

Özarı: Özü temiz özü arı

Özark: Çok dürüst kişi.

Özarkın: Özünde sakin bir kişilik barındıran.

Özaslan: Aslan gibi, güçlü kişi.

Özata: Özü soyu bilinen, iyi olan.

Özatay: Geçmişi herkesce bilinen kişi.

Özay: Özlü, özü ay gibi aydınlık olan

Özaydın: Özü temiz aydınlık bilge kişi.

Özbal: Kişi1ikli, sevecen kişi.

Özbay: Özü zengin olan

Özbek: Güçlü, cesur

Özben: Soyluluk ve asalette öz

Özberk: Özü sert, özü sağlam

Özbey: Özü Bey olan

Özbil: Özünü tanıtan, bilgili.

Özbilek: Güçlü, kuvvetli bilek.

Özbilen: Herşeyin özünü bilen, az ama öz bilen

Özbilge: Özce bilge kişi, özü bilge

Özbilgin: Bilgin kimse, özce bilgili kimse

Özbilir: Her şeyin özünü bilir

Özbir: Özü sözü bir, doğru özlü

Özbmr: Kendini iyi tanıyan anlamında.

Özcan: Candan, içten

Özçam: Çam gibi sağlam kişiliği olan.

Özçelik: Özü çelik olan kimse, sağlam özlü

Özçetin: Özü çetin olan kimse, çetin kimse

Özçevik: Hemen durum alabilen kimse, çevik kimse

Özçın: Özü doğru, saf, temiz kimse.

Özçınar: Özü çınar gibi ulu olan.

Özdağ: Dağ gibi yüksek ve cüsseli.

Özdal: Dal gibi kimse, özü değerli

Özdamar: İnatçı kişiliği olan.

Özdeğer: Değerli kimse, özü değerli

Özdek: Duyularla algılanabilen, nesne, madde. 2. İnsanın çalışmasıyla bir amaç uğruna biçim verdiği

Özdem: İçsel varlığım olan özü demir olan, demir özlü

Özdemir: Gerçek, özlü demir

Özden: Soyu temiz olan

Özdener: İçtenlikli davranan, kimse; soyca temiz yiğit

Özdeş: Ayırt edilmeyecek kadar benzer olan.

Özdil: Özü dilli, tatlı dilli

Özdilek: İçten dilenen şey, içsel dilek

Özdilp: Özü dilli, tatlı dilli

Özdinç: Dinç kimse, özü dinç

Özdinçer: Canlı, dinç, hareketli.

Özdoğa: Özce doğaya benzeyen kimse

Özdoğal: Özce doğaya uygun, doğal kimse

Özdoğan: Özce şahin gibi olan kimse

Özdoğdu: Kişilikli doğdu anlamında.

Özdoğru: Doğru kimse, özü doğru

Özduran: Özü kalan, isim bırakan.

Özduru: İçsel varlığı duru kimse, temiz kimse

Özdurul: İçsel varlıkça durulaş, özünü durulaştır, duru özlü ol

Özek: Ağacın, bitkinin içi, özü, çalışkan, güç, soluk, nefes, okla Boyunduruğu birbirine bağlayan demir

Özel: Yalnız bir tek şeye, bir ereğe ya da kimseye ayrılmış olan; her Vakit görülenden ayrı, alışılmıştan

Özen: Dikkat, heves, itina

Özenç: Bir şeyi elden geldiğince iyi yapmaya çalışma işi, özenme işi, özen

Özender: Zor bulunan.

Özengin: Geniş, derin kişiliği olan.

Özenir: Çaba gösteren, en iyiyi yapan.

Özer: Özü er olan

Özercan: Özce erkek olan sevgili kimse, yiğit ve sevgili kimse

Özerdal: Özce yiğit ve dal gibi kimse

Özerdem: Özce erdemli kimse, özce iyilikçi, alçak gönüllü kimse

Özerdinç: Dinç, canlı, hareketli erkek.

Özerhan: Dürüst hükümdar.

Özerinç: Gerçek, tam mutluluk.

Özerk: Kendi kendini yöneten

Özerkin: Özgür kimse, özerk kimse

Özerman: Özü yiğit kişi.

Özerol: Özce yiğit ol

Özertan: Özce şafak vakti gibi olan

Özertem: Özce erdemli kimse, iyilikçi, alçak gönüllü

Özge: Başka, ayrı; başka bir yaradılış ve huyda olan; iyi, güzel; Cana yakın, sıcakkanlı

Özgebay: Yaradılışça başka ve zengin kimse

Özgeer: Yaradılışça başka olan yiğit

Özgen: Yapıp ettiklerinden hiç kimseye karşı sorumlu olmayan, özgür

Özgenalp: Özgür yiğit

Özgenç: Genç kimse, özce genç

Özgener: Özgür yiğit

Özger: Özge er, başka er, özge yiğit

Özgun: Benzersiz, ayrı, başka

Özgü: Belli bir şeyde ya da kimsede bulunan, başkasında olmayan

Özgüç: Özü güçlü

Özgül: özü gül kimse; özellikle bir türle ilgili olan, o türe özgü olan

Özgüleç: Güler yüzlü kimse, özü güleç

Özgün: Orijinal, diğerlerine benzemeyen

Özgünay: Hiç kimseye benzemeyen ve Ay gibi kimse

Özgüner: Hiç kimseye benzemeyen yiğit

Özgüneş: Güneş gibi kimse, özü güneş

Özgür: Serbest, hiçbir koşula bağlı olmayan

Özgürcan: Özgür kimse, başkasının kölesi olmayan can, hür can

Özgürel: Özgürce iş gören el

Özgüven: İnsanın kendine inanma duygusu, insanın kendi özüne duyduğu güven

Özhakan: Hükümdar soyundan gelen.

Özhan: Han soyundan gelen

Özilhan: Gerçek hükümdar olan.

Özilter: Özü yurdu savunan

Özinal: Özü inanç verici

Özinan: Özü inandırıcı

Özkal: Karekterinin her zaman için dürüst olması temenni edilen.

Özkan: Temiz kan, soylu kişinin kanından gelen

Özkar: Kar gibi bembeyaz, temiz.

Özkaya: Özü kaya, özü sağlam

Özkayra: İçten gelen bağış, iyilik.

Özke: Sağlam, sağlıklı. 2. Temiz yürekli.

Özkent: Gerçekten şehirli olan kimse.

Özker: Sağlam, sağlıklı, er; temiz yürekli yiğit, özger; iyilikçi; yardımsever

Özkerman: Sağlam, temiz yürekli kimse.

Özkın: Özü kın gibi korucucu, saklayıcı olan.

Özkınal: Özü kın gibi koruyucu olan kimse.

Özkoç: Koç gibi kavgacı kişiliği olan.

Özkök: Geçmişi köklü bir aileye dayanan.

Özkul: Tanrının sevgili kulu.

Özkula: Gerçekten kula renginde olan.

Özkurt: Kurt gibi korkusuz olan.

Özkut: Uğurlu kimse, özü kutlu

Özkutal: Tüm mutluluklar benliğinde bulunsun.

Özkutay: Uğurlu Ay gibi kimse, özü uğurlu

Özkutlu: Özü uğurlu, kutlu kimse

Özkutsal: Kutsal bir benliği olan.

Özlek: Toprağın özlü, verimli yeri; zaman; doğaüstü güç

Özlem: Bir kimseyi ya da sevilen bir şeyi görme isteği, göreceği gelme

Özlen: Kendini özlet, özlenilecek biri ol; kaynak; küçük dere; ağaç kökü

Özler: Göreceği gelir, hasret çeker

Özlü: Özü olan, öz bölümü çokça olan; özleşmiş olan; içten gerçek

Özlüer: Özü olan yiğit

Özmen: Özlü kimse, içten kimse

Özmert: Paylaşımcı, yardımsever mert ve dürüst kişi.

Özmuştu: Özü müjde olan kimse

Özmut: Mutluluk veren

Özoğuz: Tam Oğuz olan

Özok: Özü ok gibi doğru kimse, doğru özlü kimse

Özol: Bir şeyin en güçlü bölümü ol

Özozan: Özü olan kimse, şair kimse

Özöğe: Bir şeyin aslı, özü.

Özön: Liderlik vasfı yüksek olan. 2. Yüreği herkese açık olan, sevecen.

Özönder: Gerçek önder olan kimse

Özpala: Keskin ve yırtıcı bir kişiliği olan.

Özpeker: Özü sağlam yiğit

Özpolat: Özü çelik gibi yiğit

Özsan: Karakteriyle nam salmış kişi.

Özsel: Özü sel gibi olan, kimse; içle ilgili, içsel

Özsoy: Özü temiz, soylu kimse

Özsöz: Özü sözü bir.

Özsun: Özverili kişi.

Özsungur: Soğukkanlı bir kişiliğe sahip olan.

Özşahin: Şahin gibi yırtıcı bir kişiliğe sahip olan.

Özşan: Şan yapmış, ünlü.

Özşen: Neşeli kişiliği olan.

Öztan: Gerçekşafak

Öztanır: Kişiliğiyle tanınan dürüst kişi.

Öztaş: Özü taş, taş gibi sağlam kimse

Öztay: Tay gibi atik, hızlı.

Öztaylan: Kibar ve zarif bir kişiliğe sahip olan.

Öztek: Eşi benzeri olmayan kimse, özü tek olan

Öztekin: Biricik kimse, benzeri olmayan kimse; öz şehzade, tam bir şehzade

Öztimur: Özü demir olan, öz demir

Öztin: Gerçek ruh, öz ruh

Öztiner: Gerçek ruh olan yiğit

Öztok: Herşeye doymuş kimse, özü tok

Öztuna: Gerçek Tuna Irmağı

Öztunç: Tunç gibi sağlam kimse, özü tunç

Öztürk: Gerçek Türk; özü Türk, öz Türk

Özü: Duru, katıksız olan.

Özüak: Temiz özlü kimse

Özüdoğru: Doğru kimse, doğru özlü

Özül: Özü sözü olan, sözünü yerine getiren, gerçek, verimli.

Özün: Şöhretli bir kişiliğe sahip olan.

Özüpek: Sağlam kimse

Özütok: Herşeye doymuş kimse

Özver: Herkese kendi kişiliğinden bir şeyler katabilen. 2. Özverili.

Özverdi: “Özveride bulundu” anlamında kullanılan bir ad.

Özveren: Kendi özünden veren kimse, özverili

Özveri: Karşılık beklemeden veren, verimli

Özvermiş: Yoluna baş koymuş.

Özyay: Özü yay gibi sert olan kimse.

Özyörük: Gerçek yörük.

Özyurt: Anayurt, anavatan.

Özyuva: Gerçek yuva.

Özyürek: Güçlü, korkusuz.

 

19/29 ‘P’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘P’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Padaş: Ödül, mükafat.

Padişah: Hükümdar, sultan.

Pak: Temiz

Pakalın: Temiz, şerefli

Pakan: Kutsal kişiler.

Pakân: Ermişler, azizler.

Pakar: Savaşçı, mücadele

Pakbaz: İçten bağlı, vefalı. 2. Aziz.

Pakdaw: Erdem, fazilet, adil.

Pakel: İyiliksever kimse.

Paker: Temiz dürüst.

Paki: Doğruluk, dürüstlük.

Pakkan: Temiz soydan gelen kimse.

Pakman: Dürüst ve saygın bir kişilik.

Paksan: Dürüstlüğüyle, saygınlığıyla nam salmış kişi.

Paksoy: Dürüst ve saygın bir soydan gelen.

Paksu: Temiz su, billur gibi duru.

Pakzat: Dürüst kişilik.

Pala: Kısa, geniş kılıç

Palaalp: Azametli, yiğit,

Palatekin: Uğurlu kılıç.

Palatürk: Kılıç gibi keskin Türk,

Palay: Yedek at

Palaz: Varlığı artmak, zenginleşmek. 2. Kuş yavrularının irileşip semirmesi.

Palepal: Sağlam, dayanıklı.

Palmiye: Süs olarak kullanılan hurma ağacı,

Pamir: Yüksek dağlık külle

Pamirhan: Pamirlerin hükümdarı.

Par: Çeşme; bahçe, gül bahçesi, alev

Parani: Lütuf.

Pardari: Ortak, paylaşımcı

Parez: Oruç

Parlar: Hiç durmaksızın ışık saçan.

Pars: Yırtıcı bir hayvan

Parsbay: Güçlü, çevik ve saygın kişi.

Parshan: Pars gibi güçlü ve çevik hükümdar

Parskan: Kanında atılgan, saldırganlık taşıyan.

Pasin: Eski bir Türk oymağının adı

Pasiner: Türk oymağındaki yiğitler.

Paşa: Bir askeri unvan / ağabey, erkek kardeş

Paşabeyim: Çok saygın ve ağırbaşlı kişi.

Paşeroj: Gelecek.

Payam: Badem.

Payan: Ortak, şerik.

Paydan: Üleştiren, paylaştıran.

Paydaş: Eşit pay alanlarından her biri

Paye: Aşama, rütbe.

Payidar: Kalımlı, kalıcı, sabit.

Payiz: Güz, sonbahar.

Payzen/Payzın: Tutsak. 2. Ayağına pranga vurulmuş kişi.

Pedük: Ulu, yüce, yüksek kişi.

Pehlivan: Güreşçi

Pejn: Yankı, eko.

Pekak: Çok beyaz

Pekal: Sağlam ol.

Pekalp: Güçlü yiğit, sert yiğit, pek yiğit

Pekant: Yeminine düşkün olan.

Pekar: Savaşçı.

Pekay: Çok aydınlık, Ay gibi ışıklı.

Pekbay: Çok zengin.

Pekcan: Dayanıklı

Pekçetin: Çok çetin; çok güç

Pekdeğer: Çok değer, değeri çok

Pekdemir: Sağlam, dayanıklı, demir

Pekean: Çok can, çok cana yakın.

Pekel: Güçlü el

Peker: Güçlü kişi

Pekergin: Vaktinden evvel olgunlaşmış kişi.

Pekin: Kesin bilinen

Pekiner: Pek yiğit, kuşkuya yer olmayacak denli yiğit

Pekintürk: Kuşkuya yer olmayacak denli Türk, kesinlikle Türk

Pekkan: Güçlü kan, sağlam kan, dayanıklı kan, sert kan

Pekkoç: Maşallah dedirtecek kadar sağlıklı olan.

Pekkurt: Çok kurnaz kişi.

Pekol: Sağlam ol, dayanıklı ol, sert ol, pek ol

Peköz: Özü. manevi varlığı sağlam.

Peksoy: Çok soylu, çok güçlü bir aileden olan.

Peksu: Çok su.

Pekşen: Şen şakrak, neşeli, mutlu.

Pektaş: Sağlam taş

Pektay: Oldukça genç.

Pektürk: Sağlam Türk, dayanıklı Türk, pek çok Türk, tam Türk

Pekün: Sağlam san, sağlam ün

Peküstün: Nitelikleriyle çoğu kişiden, üstün olan.

Pele: Yer, mevki.

Pelit: Meşe ağacının meyvesi.

Penah: Sığınma.

Pend: Öğüt, nasihat

Perek: Uç kenar.

Peren: Ülker yıldızı

Pereng: Ateş.

Perinçek: Özverili.

Perk: Güçlü, sert

Perkel: Güçlü el.

Perkem: Güçlü kimse

Perker: Güçlü ve yiğit kişi.

Perkin: Gücü ve kuvveti çok üstün olan.

Persin: Sonraki, en son.

Pertav: Sıçrama.

Pertev: Işık, parlaklık, yalım.

Pesen: Kırağı, sis, çisenti.

Pesın: Övgü.

Peşk: Kıvılcım.

Peşkari: Gayret, şevk, didinme.

Peşki: Öncü, kılavuz.

Peşweru: ilerici.

Petal: Meşale.

Peveman: Direnen, direngen.

Peyam: Haber. 2. Başkasından alınan bilgi.

Peyami: Haberle ilgili, haber veren

Peyda: Hemen, acil

Peyhev: Sürekli, kesintisiz.

Peyivdar: Sözcü.

Peykan: Başak. 2. Okun ucunda bulunan sivri demir.

Peyman: Yemin etmek, Ant içmek

Peymane: Büyük kadeh, bardak.

Peyrev: Ardı sıra giden, arkasından giden.

Pıroz: Kutlu, yasal.

Pilewer: Kalaycı, tenekeci.

Piling: Kaplan.

Pir: İhtiyar, yaşlı. 2. Bir tarikat ya da sanatın kurucusu. 3. Tecrübe kazanmış kimse.

Pirali: Yaşlı ve yüce insan.

Pircan: Karşılık gözetmeyen dost.

Pirhan: Yaşlı hükümdar

Pirhane: Yaşlılara yakışır şekilde.

Pirhasan: Yaşlı ve iyi insan.

Piri: Yaşlılık, ihtiyarlık. 2. Her meslek ve işin kurucusu.

Piribey: Saygın ve yaşlı kişi.

Pirol: Kutlu, kutsal.

Piroz: Kutsal yaşa.

Pirsultan: Anadolu’da bir halk ozanının adı.

Piruz: Kutlu, hayırlı, uğurlu.

Pişe: Görev, vazife.

Piştivan: Koruyucu, hami.

Pivan: Ölçü, ölçülü, ölçme, kıyaslama

Piyale: Kadeh şarap kadehi.

Piyar: Nazik, merhametli.

Pola: Çelik.

Polat: Sertleştirilmiş, su verilmiş demir

Polatalp: Çelik yiğit

Polatbay: Çelik gibi güçlü ve saygın bir kişilik.

Polathan: Çelik gibi sert han, çelik kağan

Polatkan: Çelik kan, sağlam kan

Poreş: Esmer.

Porzer: Sarışın.

Poyraz: Kuzeydoğu yönünden esen rüzgar

Pozan: Üzüm bağı.

Pusat: Zırh ve korunma araçlarının genel adı; silah

Pütün: Olgun, deneyimli.

 

20/29 ‘R’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘R’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Rabbani: Allah ile ilgili, kendini bütün varlığıyla Allah’a teslim eden. Allah’tan geleni kabul edendir.

Rabes: Tutum.

Rabi: Dördüncü.

Rabih: Faydalı, karlı.

Raci: Rica eden, dileyen

Racih: Değerli, üstün.

Radi: Kabullenen rıza gösteren. 2. Boyun eğen.

Rafet: Çok acıma, merhamet etme

Rafettin: Dinen acıma ve esirgeme hissi 2. Kollayan, gözeten.

Rafi: Kaldıran, yücelten, yükselten. Allah’ın isimlerindendir.

Rafih: Bolluk içinde, rahat yaşayan. 2. Huzurlu

Ragıp: İçtenlikle isteyen, özleyen

Rahi: Yol ile ilgili.

Rahile: Sakin, rahat

Rahim: Esirgeyen, acıyan / Allah’ın isimlerindendir

Rahman: Acıması bol olan / Allah’ın isimlerindendir

Rahmani: Tanrı ile ilgili, tanrısal.

Rahmet: Birinin suçunu bağışlama, merhamet etme. 2. Yağmur.

Rahmeti: Koruyan, esirgeyen.

Rahmetullah: Tanrı’nın bağışlaması.

Rahmi: Koruyan, esirgeyen

Raif: Acıyan, esirgeyen

Raik: Sade, saf, katıksız.

Rakım: Yazan, çizen / Yükseklik

Raki: Namaz kılarken ellerini dizlerine koyarak eğilen,

Rakim: Yazan

Rakip: Herhangi bir alanda üstünlük sağlamaya çalışanlardan her biri. 2. Koruyucu. 3. “Görüp gözeten” anlamında Tanrının adlarından biri.

Ram: İtaat eden, boyun eğen, razı gelen.

Raman: Fikir, düşünce.

Ramazan: Kameri yılın 9. ayı

Rami: Atıcı, ok/mermi atan kişi / Isırgangillerden bir bitki adı

Ramin: Tropikal bir ağaç

Ramis: Gerçekleri söylemeyen

Ramiz: İşaretlerle, simgelerle gösteren / akıllı, zeki

Raperin: Ayaklanmak, bir yerden kalkmak.

Raser: Üstün.

Rasid: Bekleyen, gözleyen

Rasih: Sağlam, kökten güçlü. 2. Din bilimle, rinde çok bilgisi olan.

Rasim: Resmeden, resim çizen

Rasin: Sağlam, dayanıklı, güçlü

Rasit: Dürüst, güvenilir

Rasti: Doğruluk.

Raş: Serpinti.

Raşid: Doğruyola giden, ergin, akıllı kimse

Raşid-Raşit: Doğru yola giden

Raşit: Doğruyola giden

Raşit – Raşid: Doğru yola giden

Ratip: Tertipleyen, düzenleyen.

Rauf: Çok acıyan, esirgeyen

Raydan: Etkili.

Rayet: Sancak, bayrak.

Rayıhan: Han bayrağı, han sancağı.

Razı: Rıza gösteren, Kabul eden, gönlü olan.

Razi: Boyun eğen, kabul eden, rıza gösteren. – bk. Razı

Reber: Rehber

Rebi: Bahar.

Rebii: Baharla ilgili.

Reca: Umut, umma. 2. İstek dilek.

Recai: Umma, dileme

Recep: Ay takviminin yedinci ayı, üç ayların birincisi 2. Heybetli, azametli, saygı değer

Refet: Çok acıma

Refettin: Dinen acıma ve esirgeme hissi.

Refi: Yüksek, yüce.

Refig: Bolluk ve rahat içinde geçinen

Refiğ: Rahatlık ve huzur içinde yaşayan kimse.

Refih: Rahatlık ve huzur içinde yaşayan kişi.

Refii: Yüce kişi.

Refik: Arkadaş, yoldaş, ortak

Regaib: Tutulan, beğenilen, rağbet olunan şeyler.

Regaip: Çok istek gören, beğenilen. 2. Armağanlar. 3. İstekler, arzular.

Reha: Kurtulma, kurtuluş

Rehayeddin: Dinin kurtarıcısı, dini kurtaran.

Rehber: Yol gösteren, kılavuz.

Reis: Başkan.

Rekin: Gururlu, ağırbaşlı.

Remide: Ürkmüş, korkmuş

Remiz: İşaret, sembol, simge.

Remzi: İşaret ve gizliliğe ait

Renan: Çok ses çıkaran, inleyen, çınlayan

Renas: Yol bilen

Resai: Süs, süsler.

Resat: Kahraman, cesur, savaşçı

Reset: Layık, değer, yakışır.

Resit: Yiğit, cesur

Resmî: Devletle ilgili olan. 2. Törenle yapılan. 3. Çok ciddi.

Resul: Haber getiren

Resulhan: Hükümdarın elçisi.

Reşat: Aklın gerektirdiğini yapan

Reşid: Akıllı, iyi davranan

Reşid-Reşit: Akıllı, iyi davranan

Reşid/Reşit: Doğru yolu tutan. 2. Olgun, yetkin.

Reşididdin: Dinin olgunu, dürüst olanı, dini bütün.

Reşik: Uzun boylu ve yakışıklı erkek.

Reşit: Akıllı, iyi davranan

Reşit – Reşid: Akıllı, iyi davranan

Revan: Akan, yürüyen, giden. 2. Ruh, can.

Rewşen: Aydın kişi.

Rexman: Rahman kutsal.

Reyyan: Suya kanmış, suya doymuş. 2. Cennet´te sadece oruç tutan kimselerin girebileceği kapı.

Rezan: Ağırbaşlı.

Rezber: Eylül, eylül ay’ı.

Rezzak: Bütün canlıların rızkını veren

Rıdvan: Cennetin kapıcısı olan melek

Rıfat: Yükseklik, yüksek rütbe

Rıfat / Rifat: Yücelik. 2. Yüksek rütbe.

Rıfkı: Yumuşaklıkla, sükûnetle ilgili

Rıza: Hoşnutluk, memnunluk

Rızgar: Kurtulmuş.

Rızkullah: Allah’ın verdiği nimet, rızk.

Rızvan: Cennetin kapıcısı

Rical: Rütbe ve makam bakımından en üst düzeyde olanlar.

Rida: Razı olan erkek

Rifat: Yükseklik, yücelik, büyüklük.

Rihem: Yağmur yağdığında toprağın kokusu.

Rikap: Büyük, saygın bir kimsenin huzuru, önü. 2. Binilecek yer, üzengi.

Risalettin: Dinin elçisi, peygamber.

Riva: Suya doymuşlar.

Robar: Irmak, çay gibi akarsuların en büyüğü.

Robin: Güneşi görmek

Rodin: Işığın müjdecisi

Rohat: Güneşin doğuşu

Roj: Gün, güneş.

Rojkan: Bitlis’te bir aşiret.

Ronahi: Işık aydınlık.

Ronak: Parlak. 2. Aydın, ilerici.

Ronay: Ayın hallerinden biri

Roni: Aydınlık, ışık

Roza: Pembe renk

Ruat: Bulut, gök gürültüsü. 2. Konuşkan. 3. Tehdit eden.

Rubar: Nehir, ırmak.

Ruhan: Güzel, kokan.

Ruhani: Ruhla ilgili. 2. Gözle görülmeyen. 3. Din adamı.

Ruhcan: Ruh ve can.

Ruhi: Ruhla ilgili

Ruhittin: Dinin ruhu, özü.

Ruhsal: Ruhi, ruhla ilgili.

Ruhşan: Yüce, üstün, şanlı ruh.

Ruhullah: İsa Peygamber.

Rusen: Sabah güneş doğarken ki zaman / Aydın, parlak

Ruslan: Aslan gibi

Rustu: Armağan, hediye

Ruşen: Aydın, parlak

Ruzan: Günler, gündüzler.

Rücum: Akan, kayan yıldız.

Rüknettin: Bir şeyin temeli / Dinin temeli

Rükni: Saygıdeğer kişi.

Rüknü: Bir şeyin en sağlam yanı. 2. Saygın, güçlü, önemli kimse.

Rümet: Değerli, şerefli

Rüstem: Ünlü Fars pehlivanının adı

Rüsuhi: Sağlam, güçlü. 2. Becerikli, yetenekli.

Rüştü: Ergin, olgun

Rüveyha: Zariflik, incelik.

Rüzgar: Yel, esinti, hava akımı.

 

21/29 ‘S’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘S’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Saadettin: Dinin mutluluğu.

Sabah: Günün ilk saatleri.

Sabahattin: Güzellik, din güzelliği

Sabar: Döven, vuran. 2. Bir Türk boyu.

Sabih: Güzel, şirin

Sabit: Yerinde duran kımıldamayan

Sabri: Sabırla ilgili, sabırlı

Sabur: Çok sabırlı. 2. Tanrı adlarındandır.

Sabutay: (Subutay) Cengiz Han’ın ünlü Moğol generalinin adı.

Sabutay/ Subutay: Moğol İmparatorluğu’nun zalim komutanlarından biri sabutay

Sacid-Sacit: Secdeye varan, ibadet eden

Sacit: Secdeye varan, ibadet eden

Sacit -Sacid: Secdeye varan, ibadet eden

Sacit (D): Secdeye varan, ibadet eden

Sada: Yankı.

Sadak: Sabah rüzgarı / Ok kılıfı

Sadakat: Dostluk, içten bağlılık, doğruluk, vefalılık.

Sadettin: Kutluluk, saadete erme, mübarek olma

Sadık: Gerçek dost, yürekten bağlı

Sadır/ Sadir: Kalp, gönül / Açığa çıkan, görünen

Sadi: Baht açıklığı, mutlulukla ilgili olan

Sadican: Bahtı açık, candan, iyi insan

Sadir: Yürek. 2. Başkan. 3. Sadrazam sözünün kısaltılmışı

Sadrettin: Dinin lideri.

Sadri: Anaya göre çocuk / Göğüsle ilgili olan

Sadullah: Tanrı kulu

Sadun: Uğurlu, kutlu

Safa: Gönül rahatlığı, rahatlık, kaygısız ve sakin olma

Safa/Sefa: Saflık berraklık

Safder: Saf yaran kimse.

Safer: Temiz yürekli, dürüst kimse.

Saffet: Saflık, temizlik

Safi: Katıksız, ayırt edilmiş

Safir: Mavi renkli, değerli bir taş.

Safiyüddin: Dini temiz, dini pak olan kimse.

Safter: Düşman saflarını yaran yiğit.

Sağan: Hızlı uçan, uzun dar kanatlı küçük kuş.

Sağanak: Şiddetli ve kısa süreli yağmur.

Sağanalp: Herkese yararlı olan yiğit.

Sağay: Yenisey Türklerine bağlı bir Türk boyunun adı

Sağbilge: Hekim, doktor.

Sağcan: Sağlıklı can, sağlıklı kimse

Sağdıç: Düğünde gelin veya damada kılavuzluk eden.

Sağhan: İyi kağan / Sağın saygıdeğer, kutsal kimse / Hekim, Doktor / Kazak hakanlarının ünlülerinden biri

Sağın: Doğruluk kuralına uygun olan.

Sağınç: Arzu, istek, düşünce.

Sağlam: Dayanıklı, güçlü

Sağlamer: Dayanıklı yiğit, yıkılmaz yiğit, güvenilir yiğit

Sağlar: Sağ olan; bulan, buluşturan

Sağlık: Hasta olmayan, esenlik.

Sağman: Sağlıklı.

Sağnak: Kısa süreli şiddetli yağmur

Sağun: Ağıt söyleyen, ağıtçı

Sahabe: Sahipler, sahip çıkanlar

Sahabi: Hz. Muhammed’i görmüş, birlikte bulunmuş kimse

Sahih: Gerçek, doğru, hakiki olan

Sahil: Deniz ya da göl kıyısı.

Sahip: Koruyan, arka çıkan, gözeten.

Sahir: Gece uyumayan.

Sahra: Çöl.

Said: Kutlu, cennetlik

Saim: Oruç tutan, oruçlu

Saip: Doğru.

Sair: Seyreden ve yürüyen.

Sait: Kutlu, cennetlik

Sait – Said: Kutlu, cennetlik

Sakın: Tedbiri elden bırakma temennisi.

Sakıp: Parlak, aydınlık, delip geçen

Saki: Kadehlere içki dolduran, dağıtan.

Sakin: Uslu, kendi halinde

Sakman: Akıllı

Salah: Barış. 2. Düzelme, iyileşme.

Salahan: Cuma veya cenaze namazına çağrı için minareden salavat okuyan müezzin.

Salahattin: Dine bağlı kişi.

Salahi: İyilik ve barışla ilgili.

Salar: Komutan, lider.

Salat: Namaz.

Salcan: Baş.

Saldam: Ciddiyet.

Salgır: Akarsu

Salık: Bir olgu ile ilgili verilen bilgi, haber 2. İyi, uygun olduğunu söylemek.

Salıkbey: Haberci.

Salih: İyi, yararlı, elverişli uygun / Dinin buyruklarını yerine getiren / Yetkisi hakkı olan

Salim: Eksiksiz, sağ, sağlam

Salkın: Güneşsiz serin yer.

Salman: Özgür, hür, salınmış olan

Salman/ Selman: Özgür, hür

Saltan: Yalnızlığı seven gezgin.

Saltı: Gezgin, seyahat eden

Saltık: Özgür, başıboş.

Saltuk: Hiç bir koşul ve denetime bağlı olmayan, özgür, bağımsız, mutlak

Saltukalp: Bağımsız yiğit.

Saltukbey: Bağımsızlığına saygı duyulan.

Salur: Oğuzların Üçok boyuna bağlı bir Türk kabilesi.10

Sam: Nuh’un üç oğlundan biri.

Samed: Sonsuz, ebedi / Allah’ın zati sıfatlarındandır.

Samet: Sonsuz, ebedi

Samet-Samed: Sonsuz, ebedi

Sami: İşiten, dinleyen / Yüksek, yüce

Samih: Cömert.

Samim: Bir şeyin merkezi, öz, asıl, iç, gönül

Samin: Sekizinci.

Samir: Meyve veren ağaç

Samuray: Samur ve ay.

San: Ün, şan, şöhret, 2. Bir şeyi neyse o yapan nitelik.

Sanaç: Dağarcık.

Sanak: Anlık zaman.

Sanal: Adın duyulsun.

Sanalp: Ünlü yiğit

Sanay: Ay sanı.

Sanbay: Saygınlığıyla tanınmış olan.

Sanberk: Gücü ile anılan

Sancak: Kutsal bayrak, çok değerli

Sancaktar: Bayrak taşıyan kimse.

Sancar: Eski Türk adlarından; kısa kama

Sancarhan: Bayrak hükümdarı.

Saner: Ünlü, meşhur er

Sani: Yapan, işleyen, ortaya çıkaran, meydana getiren

Sanih: Düşünmeden, kendiliğinden oluşan düşünce, fikir.

Sanlı: Ünlü, meşhur

Sanver: Ününü ver

Sara: Dertsizlik, rahatlık. 2. Berraklık ve saflık.

Saraç: At binim takımları yapan kişi

Saral: Sararak al

Saran: Kuşatan, örten, çevreleyen

Sarbek: Sarışın.

Sarfet: Saflık. temizlik.

Sargan: Verimsiz arazide biten ot.

Sargın: İçten yürekten.

Sargut: Eski adlardan; açık saman rengi

Sarıalp: Sarışın yiğit.

Sarıbay: Sarışın, saygın.

Sarıbey: Sarışın erkek.

Sarıca: Sarıyı andıran, sarıya yakın. 2. Yaban arısı.

Sarıcabay: Sarışını andıran.

Sarıer: Sarışın yiğit.

Sarıhan: Sarışın hükümdar.

Sarıkan: Sarışın bir soydan gelen.

Sarıkaya: Sarı renkli kaya.

Sarıtaş: Sarı renkli taş.

Sarim: Keskin.

Sariye: Hz. Ömer’in İran’daki komutanı.Sariye(R.A)

Sarkan: Bir işin üzerine çok düşen.

Sarp: Çetin, dik, ulaşılması zor kayalık

Sarper: Güçlü, dayanıklı kişi

Sarphan: Çetin, ulaşılması zor, dik duruşlu hükümdar

Sarpkan: Sert güçlü soydan gelen

Saruhan: Eski bir Türk beyi

Sarvan: Önde giden, deve süren

Satı: Uzun ömürlü olması için doğumdan önce ölmüşlere adanan çocuk; kız erkek adı olarak kullanılır.

Satılmış: Doğumundan önce ermişlere adanan çocuk.

Satuk: Satı, satılmış

Satvet: Atılma, hücum etme, saldırma.

Sav: İddia, tez. 2. Haber, söz. 3. Atasözü.

Sava: Haber, müjde

Savacı: Haberci, müjdeci. 2. Peygamber.

Savaş: Barışın olmadığı ortam, çatışma hali

Savaşer: Savaşçı yiğit

Savaşkan: İyi savaşan, iyi dövüşen

Savat: Gümüş üzerine işlenen kara nakış.

Saver: Sağlam, zinde.

Savran: Deveci.

Savtekin: Uğurlu olduğunu iddia eden.

Savtunç: Sağlam tunç

Savun: Tehlikelerden kendini koru temennisi.

Sayan: Saygı gösteren, saymak eylemini yapan

Sayar: Saygı gösterir, saygılı

Saybey: Saygın bey, beyfendi.

Saygı: Dikkatli, ölçülü, sevgi dolu davranma, hürmet

Saygım: Saydığım kimse, benim saygım

Saygın: Saygı gösterilen, güvenilir olan, saygı gören

Saygıner: Hürmet edilen.

Saygut: Sayılan ve uğurlu, kutlu sayılan

Sayguter: Sayılan ve kutlu bilinen yiğit

Sayhan: Saygı gösteren kağan

Sayıl: Kendini saydır, saygı gör, önemli ol manasında

Sayılgan: Saygı duyulan.

Sayıner: Seçkin yiğit, değerli yiğit, saygı gösterilen yiğit

Saykal: Gösterişli.

Saykut: Sayılan ve kutsal kimse

Saylan: Sayılan, seçkin.

Sayman: Hesap uzmanı, muhasebeci.

Saymaner: Zeki kimse.

Sayraç: Cıvıldayan, şakıyan, güzel ötüşlü

Saytekin: Sayılan ve biricik, sayılan şehzade

Sayvan: Güneşten, yağmurdan korunmak için yapılan çardak.

Sazak: Soğuk rüzgâr; sazlık; kaynak

Sazan: Sazlık yerde yaşayan tatlı su balığı.

Sebati: Sözünde duran.

Sebih: Yüzücü, iyi yüzen.

Sebil: Kutsal günlerde karşılık beklemeden, hayır için dağıtılan içme suyu. 2. Genellikle camilere bitişik

Sebük: Hızlı, çabuk, hafif, ağırbaşlı olmayan 2. Aziz, sevgili

Sebükalp: Hızlı, yiğit, çabuk yiğit, çevik yiğit

Sebüktekin: Hızlı ve biricik; hızlı şehzade, hızlı prens

Seccad: Secde eden

Secem: Yağan ilk yağmur

Seçim: Seçme işi; seçim günü doğmuş çocuğa verilen ad

Seçkin: Özel, beğenilen kişi

Seçkiner: Herkesçe beğenilen yiğit

Seçmeer: Seçilerek alınmış yiğit

Sedat: Doğruluk, haklılık

Sefa: Saflık berraklık

Sefa /Safa: Saflık berraklık

Sefer: Yolculuk, savaş hali

Seferi: Yolculukla ilgili olan. 2. Savaşla ilgili olan. 3. Yolculuk anında, oruç tutmak ve namaz kılmak zorunda olmayan.

Seffah: Güzel söz söyleyen hatip / Cömert, eli açık

Sefil: Sefalet çeken, yoksul kalan.

Sefir: Elçi. 2. Zengin, soylu.

Segman: Er, piyade eri. 2. Er kişi.

Seha: Eli açık, cömert

Sehat: Bir işi sonuna değin sürdürme, direşme.

Sehhar: Büyüleyici, büyülü gibi.

Sehran: Geceleri uyumayan, uykusuzluk çeken.

Selah: “Selahattin”in kısaltılmışı,

Selahaddin: Dinine bağlı kişi.

Selahattin: Dinine bağlı kimse

Selahattin – Selahhaddin: Dinine bağlı kimse.

Selahattin Efe: Dinine bağlı efe yiğit kişi

Selahi: Barış, huzur.

Selam: Sonu iyi hayırlı çıkma. 2. Barış, huzur. 3. Ölümsüzlük. 4. Nezaket gösterisi yapmak. 5. Esenlenme.

Selamet: Salim olma, esenlik. 2. Kurtulma. 3. İyi son. 4. Güvenme, emin olma.

Selamettin: Dinin selamete ermesi.

Selami: Huzurla, selametle ilgili

Selatin: Sultanlar.

Selcan: Yüreği çoşku dolu olan.

Selçuk: Hatiplik yeteneği olan.

Selçuker: Tezcanlı yiğit, hızlı yiğit, evecen yiğit

Selef: Bir makamda, bir görevde kendisinden önce bulunmuş kimse, öncel

Selek: Eli açık, cömert.

Selekman: Cömert.

Seler: Taşkın yiğit, sel gibi yiğit

Selgüç: Gücünün çoşkunluğu dışarı taşan.

Selhan: Haberci.

Selışık: Işık seli.

Selim: Yumuşak huylu, sağlam

Selkan: Sel gibi coşkulu.

Selman: Barış içinde bulunma huzur, erinç

Selmi: Barış yanlısı, barışsever.

Selok: Sel gibi çoşkun, ok gibi hızlı.

Semai: Bir kurala bağlı olmayıp ancak işitmekle öğrenilen söz . 2. Türk müziğinde iki basit usülden biri. 3. Bir halk şiiri türü.

Semavi: Sema ile ilgili anlamının yanında, semaya mensup diyede bilinir

Semender: Ateşte yanmadığı halde ateşi söndürdüğü söylenen efsane hayvan.

Semi: İşiten, işitme kuvveti olan

Semih: Bol, cömert gönüllü

Semin: Değeri çok olan

Semir: Dost, arkadaş. 2. Nitelikli 3. Yamaç, dağ silsilesi

Semiray: Ay gibi dost canlısı.

Semuh: Cömert.

Semyan: Haşmet.

Sena: Övme, övgü.

Senad: Övgü

Senai: Övme ile ilgili.

Senan: Parlak, ışıklı

Sencan: Can kadar sevilen.

Sencer: Kale manasındadır. Büyük Selçuklu Hükümdarının adıdır.

Sener: Sen yiğitsin anlamındadır.

Senger: Siper. 2. Korugan.

Sengin: Ağırlığı olan.

Senih: Eli açık cömert 2. Süs, bezek, inci

Senol: “Her zaman değişmeden kal” anlamında kullanılan bir ad.

Ser: Baş. 2. Başkan. 3. Tepe. 4. Uç, kenar, kıyı. 5. Son, nihayet.

Serad: Adı lider olan.

Seralp: Yiğitlerin lideri.

Seratir: Üstün, yüksek.

Serbay: Komutan, lider

Serbaz: Subay. 2. Korkusuz cesur.

Serbest: Özgür, bağımsız.

Serbülent: Baş savaşçı, lider

Sercan: Canların özü, canın başı

Sercihan: Sevilen hükümdar.

Serçin: Seçkin kişi

Serdal: Önde olan, lider

Serdar: Komutan, önde giden asker

Serdarhan: Hükümdar.

Serdengeçti: Fedai.

Serdeste: Seçkin kimse, mümtaz.

Serdinç: Sakin, rahat.

Serener: Gönderi çeken kişi.

Sereng: Üç renk.

Serezad: Serbest, hür. 2. Derdi olmayan, rahat ve huzurlu.

Serfiraz: Kazanan, galip.

Sergen: 1.Raf, vitrin 2. Perişan, yorgun 3. Tepelerdeki düzlük yerler

Sergüzeşt: İnsanın başından geçen olay. 2. Serüven, macera.

Serhad: Sınır boyu

Serhan: Hanların başı, baş hükümdar

Serhas: Dikenli bitki.

Serhat: Sınır boyu

Serhat / Serhad: Sınır boyu

Serhun: Asil kan, soylu kan.

Seri: Çok hızlı, süratli

Serian: Aceleci.

Serim: Serme işi. 2. Sabırlı. 3. Genellikle öykülerde başlangıç bölümüne verilen ad.

Serimer: Sabırlı kişi.

Serin: Az soğuk

Serkan: Asil bir soydan gelen kimse

Serkeşi: Asilik, dik kafalı, iraatsiz.

Serkut: Mutlu, şanslı insan

Sermedi: Sonsuz.

Sermest: Kendinden geçercesine sevmek.

Sermet: Öncesiz ve sonrasız olan; sürekli ve sonsuz olma

Sermiyan: Efendi, bey, reis.

Sernerm: Uysal, yumuşak başlı.

Serok: Başkan, şef, yönetici.

Serol: “Önder ol! başa geç!” anlamında kullanılan bir isim

Sert: Kesilmesi, kırılması, çizilmesi ya da çiğnenmesi güç olan, katı, berk, sarsıcı, dayanılması güç

Sertaç: Baş tacı edilen kimse

Sertan: Gecenin en karanlık en anında dünyaya gelen ilk ışıklar

Sertel: Acımasız, katı.

Serter: Sert + Er, sert erkek

Sertuğ: Baştacı edilen.

Servan: Lider, üstün

Server: Bir topluluğun en ileri geleni, baş, şef, reis

Servet: Varlık, zenginlik

Settar: Günahları örtendir. Allah’ın isimlerindendir.

Sevan: Her zaman sevilerek anılan.

Sevban: Giyinen, kuşanan. Hz. Peygamber’in azatlısının adı

Sevener: Seven yiğit.

Sever: Herkesi içtenlikle seven.

Sevgen: İçtenlikle seven.

Sevgideğer: Sevilen, değer verilen kimse.

Sevgün: “Aydınlığı, ışık saçmayı sev” anlamında kullanılan bir ad.

Seviği: / Sevi

Sevik: Dost, arkadaş.

Sevindik: Oğlan çocuğu doğduunda konulan bir ad.

Sevkal: Her zaman için sevil.

Sevkan: Sıcakkanlı.

Sevük: Sevilmiş, sevilen, sevgili; dost, arkadaş

Sewgur: Şafak.

Seyda: Elit.

Seydi: Efendiye yakışır nitelikte olan

Seyfeddin: Dini koruyan

Seyfettin: Dinin kılıcı

Seyfi: Kılıç şeklinde olan

Seyfullah: Allah’ın kılıcı

Seyhun: Bir akarsu

Seyit: Hz. Muhammed’ in soyundan gelenlere verilen addır.

Seyit/Seyyit: Efendi, ağa. 2. Hz. Muhammed soyundan gelen kimse.

Seyithan: İleri gelen hükümdar

Seyithan / Seyyithan: Ağaların ağası.

Seylan: Akma, akıntı.

Seymen: Bayram günlerinde, düğünlerde, törene yerli giysilerle, atlı ve silahlı olarak katılan yiğit

Seyran: Gezinme. 2. Bakınıp seyretme.

Seyyid: Lider, ileri gelen kişi

Seza: Uygun olan, yakışır olan, münasip

Sezai: Uygun, yaraşır

Sezal: Sezgili.

Sezek: Duygusal kişi.

Sezgen: Sezgileri güçlü olan.

Sezgin: Sezgileri güçlü olan.

Sezginay: Sezgileri güçlü olan.

Sezginer: Sezme yeteneği olan yiğit

Sezi: Duyu, algılama

Sezim: Sezgi.

Seziş: Hisseden.

Sezmen: Sezen, hisseden.

Sıdal: Güç, kuvvet, dayanıklılık. 2. Olgunlaşmaya, erginleşmeye başlayan. 3. Öfkeli, sinirli.

Sıdam: Natürel.

Sıdar: Dayanıklı, güçlü

Sıddık: Çok içten, sadık ve doğru kimse

Sığanay: Alageyik ve Ay gibi güzel

Sılamed: Selamet.

Sılan: Keyfi, huzuru yerinde olan.

Sıraç: Nur saçan, ışıklı.

Sıral: Güvenilen kimse.

Sırat: Yol.2. Cehennemin üzerinde kurulmuş olduğuna inanılan dar ve geçilmesi güç köprü.

Sırrı: Gizemle, sırla ilgili olan

Sıtkı: Yalan söylemeyen, dürüst

Sıtkı / Sıdkı: Doğruluk, gerçeklik. 2. İçten bağlılık.

Sidar: Ağaç gölgesi

Simavi: Yüz, çehre.

Simt: Doruk, tepe.

Sina: Arap yarımadasının Mısır ile birleştiği yerde bir üçgen oluşturan yanmada. 2. Bu yarımadada bulunan dağ. 3. Hz. Musa’ya Allah’tan levhaların (sözlerin) geldiği dağ.

Sinan: Mızrak, süngü, silahların sivri ucu

Sipah: Asker.

Sipahi: Tımar sahibi asker

Sipan: Suphan Dağı.

Sipkan: Ağrı’da Kürt aşireti.

Sirac: Işık, meşale. Nur saçan

Sirac / Siraç: Işık.

Siracettin: Dinin ışığı.

Siraç: Işık, lamba, fener, mum, kandil

Sirer: Gözü gönlü tok olan.

Siret: Bir kimsenin manevi durumu, hal ve hareketleri

Siret / Siyret: Yaşam öyküsü. 2. Bir kimsenin iç dünyası.

Sirmen: Gözü, gönlü tok olan.

Sirt: Sert, haşin.

Sitembar: Kurban, ezilmiş, mazlum.

Sitemkar: Sitem edici, sitem eden.

Siwar: Süvari.

Siyasi: Politik.

Siyavuş: Yağız atlı.

Somel: Güçlü el.

Somer: Katışıksız yiğit, tam yiğit

Sona: Bir tür ördek, suna; artık ondan sonrası olmayan, sona gelen; (mecaz olarak) son çocuk

Sonad: Son çocuk.

Sonalp: Son yiğit

Sonat: Bir ya da iki şarkı için yazılmış 3- 4 bölümden oluşan müzik yapıtı.

Sondal: Artık ondan sonrası olmayan dal; (mecaz olarak) son çocuk

Sonder: Son diyen; (mecaz olarak) son çocuk

Sonel: Artık ondan sonrası olmayan el; (mecaz olarak)son erkek çocuk,

Soner: Sonuncu yiğit

Songun: Son olan.

Songur: Şahin.

Songuralp: Şahin gibi yırtıcı yiğit.

Songurhan: Şahin gibi yırtıcı hükümdar.

Songurkan: Yırtıcı bir soydan gelen.

Songurtay: Şahin gibi yırtıcı genç.

Songurtürk: Şahin gibi yırtıcı Türk.

Sonsuz: Sonsuzluk

Sonuç: Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice. 2. Bir gelişim veya girişimden elde

Soral: Sorduktan sonra al

Sorgun: Güzel saçlı.

Sorkan: Derikte Kürt aşireti.

Sorkun: Bir tür söğüt

Soyak: Soyu temiz.

Soyalp: Soyu yiğit, soylu yiğit

Soydan: Soylu bir ailesi olan.

Soydaner: Soylu yiğit, iyi soydan gelen yiğit

Soydaş: Soyları bir olan, hemcins.

Soydinç: Soyu dinç

Soydinçer: Soyu dinç yiğit

Soyer: Soyu er, soyu yiğit, soylu yiğit

Soyhan: Soyu han olan, kağan soylu

Soykal: Soyunu devam ettir.

Soykan: Soylu kan

Soykök: Köklügeçmişi olan bir soydan gelen.

Soykurt: Soylu kurt, kurt gibi bir soydan gelen

Soykut: Soyu uğurlu kimse, soyca kutlu

Soylu: Öteden beri temiz tanınmış, bir aileden olan, soyu temiz olan

Soylubey: Asil ve saygın kişi.

Soyluer: Asil ve yiğit kişi.

Soylukan: Asil bir geçmişi olan.

Soylutay: Asil ve genç.

Soylutürk: Asil Türk.

Soysal: Uygar, medeni, soyla ilgili olan

Soytekin: Soyu biricik, soylu ve tek olan kimse; soylu şehzade

Soyuak: Soyu temiz.

Soyualp: Yiğit soydan gelen.

Soyudinç: Dinç bir soydan gelen.

Soyudinçer: Dinç bir soydan gelen.

Soyuer: Yiğit bir soydan gelen, yiğit soylu

Soyugür: Çok kalabalık bir soydan gelen.

Soyuhan: Hükümdar soyundan gelen.

Soyukan: Soylu kandan gelen.

Soyukök: Köklü geçmişi olan bir soydan gelen.

Soyukurt: Kurt gibi güçlü ve zeki soydan gelen.

Soyukut: Kutsal bir soydan gelen.

Soyupak: Temiz ve dürüst bir soyu olan.

Soyutay: Asil ve genç.

Soyutekin: Uğurlu

Soyutürk: Türk soyundan gelen.

Sökmen: Yiğitlere verilen san

Sökmener: Yiğit.

Sönmez: Her zaman için var olacak olan.

Sönmezalp: Hiç sönmeden yanar yiğit; (mecaz olarak) sonsuza değin yaşayacak yiğit

Sönmezay: Güzelliğiyle anılacak olan.

Sönmezer: Hiç sönmeden yanar yiğit; (mecaz olarak) sonsuza değin yaşayacak yiğit

Sözal: Söz vermesini sağla.

Sözen: Hatiplik yeteneği çok iyi olan.

Sözer: İyi ve güzel konuşan yiğit; sözünün eri kimse

Sözmen: İyi ve güzel konuşan kimse

Suad: Mutlu, mutlulukla ilgili

Sualp: Asker, yiğit.

Suat: Mutlulukla ilgili.

Suat / Suad: Mutlu, mutlulukla ilgili

Suavi: Herkesin işine koşan yardım eden kişi

Suay: Suya vuran ay ışığı gibi ışıltılı

Subutay: Cengiz Han’ın ünlü Moğol generalinin adı

Sudeysi: Kâbe imamlarından Abdurrahman Es Sudeysi ’nin soyadı

Sudi: Kazanç, kar.

Sufi: Tasavvuf erbabı

Sulhi: Barışa özgü, barışçı.

Sunal: Sunuş, sunma.

Sunalp: Sunulan yiğit

Sunar: Takdim eden.

Sund: Ant içmek. 2. Yemin eden.

Sunel: Sunulan el.

Suner: Sunulan yiğit.

Sungu: Sunulan şey, birine sunulan şey, bağış, armağan, sunu

Sungun: Yetenek; eğilim; armağan edilebilecek nitelikte

Sungur: Doğana benzeyen bir alıcı kuş, atmaca, şahin akdoğan

Sunguralp: Atmaca gibi ve yiğit, şahin yiğit

Sungurbey: Yırtıcı ve saygın.

Sunullah: Allah’ın kudreti.

Suphi: Sabahla, aydınlıkla ilgili

Sururi: Sevinçli, neşeli, 8. yy. Osmanlı şairi.

Suudi: Kutsal yıldızlar. 2. Yükselme.

Suut: Yükseliş, yukarı doğru yükselme.

Suvari: Su gibi.

Süalp: Asker yiğit

Süel: Asker eli.

Süer: Yiğit asker

Süerdem: Faziletli asker.

Süerden: Dürüst asker.

Süergin: Olgun asker.

Süerkan: Yiğitçe bir geçmişe sahip asker.

Süersan: Yiğitliğiyle nam salmış asker.

Süha: Büyükayı takımyıldızının en küçük yıldızı

Sühan: Söz, lakırdı, şiir

Süheyl: Güney yarım kürede bulunan parlak yıldız, yıldırak

Sükan: Yiğit, yürekli, asker kan

Sükuti: Az konuşan.

Süleyman: Hz. Davud peygamberin oğlu, Hz. Süleyman peygamberin adıdır. Huzur ve sükun demektir.

Sülü: “Süleyman” isminin kısalarak söylenen bir biçimi.

Sülüman: “Süleyman” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Sümbül: Zambakgillerden, salkım çiçekli, keskin kokulu, soğanlı otsu bitki

Sümer: Mezopotamya’da eski zamanlarda yaşamış olan bir kavim adıdır.

Sümerkan: Sümer soyundan gelen.

Süner: Esneyebilir, esnek, uzayabilir, uzar

Sünter: Kızıl renkli, çavdara benzer sert buğday

Süphan: Sönmüş volkan.

Sürel: Süreyle, zamanla ilgili, süreye değgin

Süreyya: Ülker yıldız takımı

Sürsoy: Soyu sürdür; süren soy

Süruri: Sevinçli, sevinçle ilgili

Süvari: Atlı. 2. Atlı asker. 3. Gemi kaptanı.

Süzen: Topluca yapılan av.

 

22/29 ‘Ş’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘Ş’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Şaban: Kameri yılın 8. Ayı. İslamiyet’te kutsal üç aylardan biridir.

Şadan: Neşeli, keyfi yerinde.

Şadıman: Neşe, sevinç.

Şadi: Sevinç, neşe, mutluluk

Şafak: Güneş doğmadan az önce, ufuktaki aydınlık

Şafi: Şifa verici, iyileştirici. 2. Kandıran, inandıran. 3. Yeter görülen. 4. Şefaat eden, birinin bağışlanması için aracı olan. 5. Ahrette ceza gününün şefaatçisi Hz. Muhammet

Şah: Hükümdar. 2. Satranç oyununda en önemli taş. 3. Benzerlerine oranla en üstün, en iyi, en güzel. 4. Taşkınlık göstermek, coşmak, kükremek.

Şahab: Ateş, alev parçası

Şahab / Şahap: Alev, ateş parçası. 2. Kayan yıldız, akan yıldız. 3. Cesur yürekli kimse.

Şahabettin: Dinin yıldızı

Şahadet: Tanıklık, şahitlik. 2. Yüksek bir ülkü uğruna ölme, şehit olma.

Şahadettin: Dinin şahitliği.

Şahalem: Evrenin hükümdarı.

Şahan: Oldukça büyük boylu, yırtıcı bir kuş

Şahap: Ateş, alev parçası

Şahap / Şahab: Alev, ateş parçası. 2. Kayan yıldız, akan yıldız. 3. Cesur yürekli kimse.

Şahat: Güçlü, güzel cins at, atların şahı.

Şahbaz: iri ve beyaz bir doğan (kuş) türü. 2. Kahraman, yiğit. 3. Becerikli, çevik kimse.

Şahbey: Saygın ve yüce kişi.

Şahin: Bir tür yırtıcı kuş

Şahinalp: Şahin gibi yiğit

Şahinbay: Yırtıcı ve saygın kişi.

Şahinbey: Yırtıcı ve saygın kişi.

Şahiner: Şahin gibi yiğit

Şahir: Şair, ozan.

Şahsüvar: Ata çok iyi binen.

Şahzade: Şah oğlu.

Şaik: İstekli, arzulu.

Şair: Ozan, şiir yazan kişi.

Şakir: Şükreden, nankörlük etmeyen

Şamil: Kapsayan, içine alan

Şan: İyi tanınma, ün

Şanal: Adın her yanda duyulsun, ünün yaygınlaşsın, iyi ün sahibi ol

Şanalp: Ünlü yiğit

Şanar: Namuslu, dürüst. 2. Ünlü.

Şanazi: Gurur, kibir.

Şaner: Şanlı, şöhretli kişi.

Şanlı: Ünü yaygın, ünlü, iyi ün sahibi

Şanlıbay: İyi ün sahibi ve varsıl kimse

Şansal: Adını, şanını her yana duyur, şan ver

Şansın: Yiğit

Şanver: Ünün, şanın her yana yayılsın

Şarez: Devrim, ihtilal.

Şarık: Doğan, parlayan.

Şaristani: Kentli.

Şatır: Şen, neşeli.

Şavlı: Bilgili, bilgisini iyi kullanan, bilim adamı, bilgin

Şayan: Yakışır, yaraşır. uygun.

Şayeste: Yaraşır.

Şaylan: Kendini öven, övüngen; neşe saçan, sevinçli; ince, incelikli, nazik

Şaylaner: Neşeli yiğit; incelikli erkek

Şazi: Neşe, sevinç. 2. Gönül rahatlığı.

Şebap: Gençlik, tazelik.

Şecaattin: Yüreklilik, yiğitlik

Şefik: Şefkatli

Şehamet: Zeka ile aklı birleştiren. 2. Cesaret, yiğitlik.

Şehim: Akıllı, ve zeki yiğit.

Şehmuz: Şah soyundan gelen

Şehriban: Şehrin büyüğü, ileri geleni

Şehsuvar: İyi ata binen yiğit erkek.

Şehvar: İri ve iyi cins inci.

Şehzade: Hükümdar oğlu.

Şekip: Sabır, tahammül.

Şemaşi: Davranışlar, alışkanlıklar

Şemdin: Dinin ışığı.

Şemi: Güzel kokulu.

Şems: Güneş

Şemseddin: Dinin insanlara verdiği aydınlık, dinin güneşi

Şemsettin: Dinin güneşi, aydınlığı.

Şemsi: Güneşe ait, güneşle ilgili

Şenalp: Neşeli yiğit, şen yiğit

Şenaltan: Neşeli ve zengin kimse

Şencan: Neşeli ve cana yakın

Şendoğan: Neşeli doğmuş kimse

Şenel: Neşelen, şen duruma gel

Şener: Şen erkek

Şenkal: Mutlu kal, mutlu yaşa.

Şenkaya: Neşeli ve kaya gibi kimse

Şenol: Neşeli ol anlamında

Şensal: Etrafına neşe saç.

Şensen: “Neşeli ve mutlu bir insansın” anlamında kullanılan bir ad.

Şensoy: Soyu şen kimse, şen soydan

Şentürk: Neşeli Türk

Şenyaşar: Yaşamı şenlik, mutluluk içinde geçer, şen bir yaşam sürer

Şenyurt: Neşeli, mutlu insanların yurdu.

Şerafet: Şerefli, onurlu. 2. Soyluluk. 3. Hz. Muhammed soyundan gelme.

Şerafettin: Dinin şereflisi, büyüğü

Şeref: Onur. Manen yüksek ve erdemli olmak

Şerefhan: Büyük, ulu, üstün hükümdar.

Şeren: Hiperaktif, tezcanlı, çevik

Şerif: Kutsal, mübarek

Şerzan: Savaşı bilen

Şeşen: Güzel konuşan, hatip.

Şevket: Ululuk, yücelik, kudret ve kuvvetlilik

Şevki: Şevk, keyif, istekle ilgili

Şeyhmus: Peygamber soyundan gelen, düzgün, dürüst, hayırsever

Şılgın: Fırtına ile yağan yağmur.

Şıvan: Çoban. 2. Bekleyen, koruyan.

Şide: Güneş ışığı.

Şimal: Kuzey.

Şimşek: Bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık. 2. Canlı, hızlı, coşkulu, hareketli kimse.

Şimşeker: Şimşek gibi yiğit

Şinasi: Tanıyış, tanımakla ilgili

Şinaver: Yüzen. 2. Yüzücü.

Şipal: Kahraman.

Şiraz: Türk müziğinde eski bir makam

Şirin: Tatlı, sevimli, cana yakın.

Şirjav: Değerli, layık.

Şirvan: Aslan yuvası

Şiyar: Duyarlı, hisleri güçlü olan, kabiliyeti, anlama düzeyi yüksek olan ve refleksleri güçlü olan insan

Şorej: Devrim, ihtilal.

Şuayip: Cemaat, topluluk

Şükrettin: Dinin şükrü

Şükrü: Şükretme, hoşnut olma

Şükür: Minnettarlık.

Şüriş: İsyan, ayaklanma, başkaldırı.

 

23/29 ‘T’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘T’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Tabgaç: Ulu, saygıdeğer.

Tacal: “Üstün ol, baş ol” anlamında kullanılan bir ad.

Tacettin: Taca ait

Taci: Taç ile ilgili

Tacim: Noktalama.

Tacir: Ticareti meslek edinmiş olan kimse.

Tacver: Taç sahibi padişah.

Taçkın: Gurur

Tagay: Silah. 2. Annenin erkek kardeşi, dayı.

Tağ: Dağ.

Tağalp: Dağ gibi yiğit

Tağar: Kap, çanak, küp, çömlek.

Tağay: Silah. 2. Annenin erkek kardeşi, dayı. – bk. Tagay

Tağman: Dağ gibi iri yarı, gösterişli kimse.

Taha: Hz. Ömer’e müslüman olmadan önce okunan ilk sure; Kuran’ da 20. Sure ismidir. Sermek, yaymak, döşemek manasına gelen fiildir.

Tahir: Pak, temiz

Tahsin: Beğenip, alkışlanan, kale gibi sağlam

Taip: Tövbe eden.

Takdir: Beğenme, değer verme.

Taki: Günahtan, haramdan kaçınan, dinine bağlı kimse.

Takiyettin: Dindar, mümin.

Talas: Rüzgârın kaldırdığı toz; fırtına; kasırga

Talat: Yüz, surat, çehre

Talay: Büyük deniz, büyük nehir

Talayer: Çok yiğit, deniz eri denizci

Talayhan: Dal gibi kağan

Talaykan: Denizci bir soydan gelen kimse.

Talaykoç: Denizci yiğit.

Talaykurt: Denizci yiğit.

Talaykut: Mutlu denizci.

Talayman: Deniz adamı, denizci.

Talaz: Dalga, kasırga

Talha: Zamk ağacı / İslam dinini kabul eden ilk 10 kişiden biri, cennetle müjdelenmiştir.

Tâlha/Talha: Zamk ağacı.2. İslâm dinini kabul eden ilk on kişiden biri.

Tali: Talih

Talih: Şans, baht.

Talip: İstekli, isteyen, talep eden

Talu: İyi, güzel, seçilmiş, seçkin

Taluy: Deniz, büyük nehir. 2. Çok, fazla.

Taluyhan: Denizlerin hükümdarı. – bk. Talayhan

Tamal: “Bütünüyle ele geçir” anlamında kullanılan bir ad..

Tamar: Damar

Tamay: Dolunay.

Tamçelik: Çelik gibi güçlü kimse.

Tamer: Her şeyi ile yiğit olan

Tamerk: Tam güçlü, özerk

Tamkan: Soylu kimse

Tamkoç: Koç gibi güçlü kimse.

Tamkurt: Kurt gibi güçlü kimse.

Tamkut: Çok mutlu, talihli kimse.

Tamtürk: Tümüyle Türk, herşeyi ile Türk

Tan: Şafak, alaca karanlık

Tanaçan: Şafak gibi açılan, aydınlatan

Tanaçar: Şafak vaktinde açar

Tanağar: Şafak vaktinin kızıllığı, şafak ağırtısı

Tanal: Şafak vaktinin al rengi

Tanalp: Şafak gibi aydınlık ve yiğit; şafak yiğidi

Tanay: Şafaktaki ay

Tanaydın: Şafak aydınlığı

Tanberk: Şafak gibi aydınlık ve sağlam kimse

Tanbey: Şafak beyi, şafak vaktinin beyi

Tancan: Şafak vakti doğan can

Tandoğan: Ağaran şafak; şafakta doğan

Tandoğdu: Şafak vakti doğmuş olan

Tandoruk: Doruktan yükselen şafak

Tanel: Eli ile ışık getiren

Taner: Şafak gibi parlayan er

Tanercan: Şafak gibi güzel ve can yiğit

Tanerk: Şafak gücü; güçlü şafak

Tanfer: Tan vakti

Tangüç: Şafak gücü

Tanhan: Şafak kağan

Tanıl: Herkesçe bilinme, tanınma

Tanju: Türk hükümdarlarına Çinliler tarafından verilen san

Tank: Sabah yıldızı, venüs. 2. Yol.

Tankut: Şafak sevinci

Tankutlu: Uğurlu şafak, kutlu şafak

Tanrıöver: Güzelliği ve dürüstlüğüyle Tanrı övgüsüne kavuşmuş olan. 2. Tanrıcı.

Tanrıverdi: Tanrı’nın sevgili kulu. Allah vergisi olan.

Tansal: Güzelliğiyle nam salan.

Tansan: Güzelliğiyle nam salmış olan.

Tansel: Tan vaktinin güzelliğini kendinde yansıtan.

Tansen: Gerçekten güzelsin.

Tanser: Güzelliğin bilinsin.

Tansev: Şafağı seven kimse

Tansever: Güzeli sever.

Tansı: Tan kadar güzel.

Tansoy: Şafak gibi güzel soydan kimse

Tansu: 1.Doğaüstü olay, mucize. 2. Doğaüstü ve hayran olunası güzellik.

Tantürk: Şafak gibi Türk

Tanuğur: Şafak vaktinin uğuru

Tanver: Işık saç

Tanyel: Güzelliğin rüzgar gibi etkili.

Tanyer: Şafağın doğduğu yer

Tanyeri: Güneş doğmak üzereyken aydınlanan yer.

Tanyıldız: Göz kamaştıran bir güzelliğe sahip olan. 2. Çoban yıldızı.

Tanyol: Şafak yolu. 2. Tan vakti.

Tanyu: Hakan, kağan, hükümdar; Çinliler’in eskiden Türk hakanlarına verdiği unvan

Tanyualp: Yiğit kağan

Tanyutekin: Biricik kağan, yiğit şehzade

Tanyücel: Şafak vakti yüce ol

Tanyüz: Güzel yüzlü.

Tanzer: Altın rengindeki şafak

Taran: Tarla, geniş toprak, geniş yer

Tarcan: Ayrıcalıklı dost

Tardu: Armağan, hediye

Targan: Ayrıcalıklı, saygın.

Tarhan: Soylu kimse, bey varsıl kimse

Tarık: Sabahyıldızı

Tarım: Toprak üzerinde yapılan çalışma.

Tarik: Terk eden, bırakan, vazgeçen.

Tarkan: Ayrıcalıklı, saygın

Taşad: Adı gibi kendisi de sert olan kişi.

Taşan: Çoşkulu olan.

Taşar: Kabına sığmaz, coşar, coşkun

Taşcan: Taş gibi sağlıklı kimse

Taşdemir: Taş ve demir gibi kimse

Taşel: Sert elli

Taşer: Taş gibi sert yiğit

Taşhan: Sert hükümdar.

Taşkan: Taş gibi sağlam bir kandan gelen

Taşkent: Özbekistan’ın başkenti. 2. Şehrin zorlukları karşısında sert olabilen.

Taşkın: Coşkun sular gibi hareketli kişi

Taşkınad: Adı gibi kendisi de coşkulu olan.

Taşkınalp: Coşkulu yiğit.

Taşkınay: Ay gibi güzel ve coşkulu.

Taşkınel: Coşkulu el. 2. Coşkun kişi.

Taşkıner: Kabına sığmayan yiğit, coşkun yiğit

Taşkınhan: Coşkulu hükümdar.

Taşkınkan: Coşkulu bir soydan gelen.

Taşkınsoy: Coşkulu bir soydan gelen.

Taşkıntay: Coşkulu genç.

Taşkıntürk: Coşkulu Türk.

Taştan: Taş gibi, taştan yapılmış gibi sağlam, taştan yapılmış

Taştekin: Taştan yapılmış ve biricik olan; taş gibi sağlam şehzade

Tatar: Bir Türk kavmi

Tatarhan: Tatar hükümdarı

Tatarkan: Tatar soyundan gelen kimse.

Tatarsoy: Tatar soyundan gelen kimse.

Tav: Işık.

Tavık: Güneşli havada yağan yağmur.

Tavlan: Tavlanmak işi.

Tavlı: Tavlanılmış. Tay

Tayak: Sığınılacak şey, esirgeyen koruyan.

Tayanç: Sırrını koruyan, sırdaş

Tayaydın: Nur yüzlü çocuk.

Taybars: Yavru pars

Taybek: Genç ve güçlü.

Tayberk: Bağımsız davranabilecek kadar güçlü ve şimşek kadar hızlı olan taya benzer kişi

Tayboğa: Boğa kadar güçlü.

Taycan: Genç ve güçlü kimse, tay canlı

Taydaş: Gençler.

Taydemir: Genç ve güçlü.

Tayfun: Şiddetli rüzgâr

Tayfur: Bir küçük kuş cinsi

Taygan: Eşsiz, biricik

Taygun: Çocuk, torun

Tayguner: Yiğit çocuk

Tayı: Bir işi kendi isteğiyle yapan.

Tayip: İyi, hoş, güzel

Taykut: Genç ve kutlu, uğurlu

Taylan: İnce, kibar, uzun boylu güzel kimse

Taylaner: Uzun boylu ve yakışıklı yiğit

Tayman: Genç

Taymaz: Dengeli kişi.

Taypars: Pars gibi güçlü genç.

Taytimur: Genç demir

Tayyar: Uçan, uçucu

Tayyib: İyi, hoş çok temiz

Tayyip: İyi, güzel, hoş.

Teber: Dervişlerin taşıdıkları yarım ay biçimindeki balta.

Tecelli: Görünme, ortaya çıkma

Tecer: Becerikli

Tecik: Tutumlu, idareli.

Tecimen: Ticaretle uğraşan.

Tecimer: Ticaretle uğraşan.

Tecir: Celepçilikle uğraşan.

Teda: Esin.

Tedü: Deneyimli, zeki.

Tefik: Yalan söyleme, iftira atma.

Tegin: Uğurlu

Tekalp: Biricik yiğit, tek yiğit

Tekant: Biricik yemin, tek yemin

Tekay: Eşi benzeri görülmemiş, ay gibi güzel.

Tekbay: Eşsiz bir saygınlığı olan

Tekcan: Biricik sevgili

Teker: Eşi benzeri bulunmayan yiğit

Tekeş: Birbirine uyan.

Tekil: Eşsiz.

Tekin: Uslu, uğurlu, tek, şehzade, prens

Tekin Alp: Şehzade, yiğit

Tekinad: Uğurlu ad.

Tekinalp: Biricik yiğit; yiğit, şehzade

Tekinay: Uğurlu ay.

Tekindağ: Uğurlu dağ,

Tekinel: Uğurlu el.

Tekiner: Er şehzade, yiğit şehzade

Tekinhan: Uğurlu hükümdar.

Tekinkan: Uğurlu soydan gelen.

Tekinkılıç: Uğurlu kılıç.

Tekinsoy: Biricik soydan, biricik soy

Tekinsu: Temiz su.

Tekintay: Uğurlutay.

Tekintuğ: Uğurlu başlık. .

Tekintürk: Uğurlu Türk.

Tekiz: Bir tek iz; ikiden azız, biriz

Tekmil: Olgunlaştırma. 2. Bitirme, tamamlama, bütünleme.

Tekok: Bir ok

Tekol: Biricik olasın

Tekoşer: Bilinçli, şuurlu.

Tekoşin: Kavga, mücadele.

Teköz: Benzersiz bir dürüstlük karakteri taşıyan.

Teközer: Benzersiz bir dürüstlük karakteri taşıyan yiğit kişi.

Teksen: Yalnızca sen

Teksoy: Biricik soy

Tektaş: Çok değerli, kolay kolay bulunmayan.

Tekün: Çok ünlü.

Telim: Kibir, kibirli.

Temel: Asıl olan, önemli

Temen: Değer.

Temir: Demir.

Temirkut: Demir gibi güçlü.

Temiz: Her anlamda temiz olan.

Temizad: Adı gibi kendide dürüst oları.

Temizalp: Dürüstlüğü ve yiğitliği konuşulan.

Temizcan: Dürüst ve içten dost.

Temizel: Dürüst insan.

Temizer: Dürüst kişi.

Temizhan: Dürüst hükümdar.

Temizkal: Her anlamda dürüstlüğünü koru.

Temizkan: Dürüst bir soydan gelen.

Temizol: Her anlamda dürüstlüğünü koru.

Temizöz: Dürüst karakterli.

Temizsan: Dürüstlüğüyle anılan.

Temizsoy: Dürüst bir soydan gelen.

Temiztay: Dürüst genç

Temiztürk: Dürüst Türk.

Temren: İlkel silahların ucundaki sivri demir.

Temuçin: “Timuçin” adının bir başka söyleniş biçimi.

Temür: Demir.

Tengiz: Deniz.

Teoman: Duman/ Hun İmparatoru Mete’ nin babası

Tercan: Delikanlı.

Terim: Kavram

Terşeref: Şerefli, namuslu, saygın.

Teşrif: Şereflendirme, onurlandırma.

Tetik: Çabuk davranan, çevik, dikkatli, uyanık. 2. Dikkat ve özen gerektiren nazik iş. 3. Ateşli silahları ateşlemek için çekilen küçük manivela.

Tetikel: Becerikli el 2. El hüneri olan.

Tetiker: Dikkatli, uyanık yiğit,

Tevfik: Başarıya ulaştırma

Tevhid/Tevhit: Birleştirme. 2. Tanrı’nın tek olduğuna inanmak. 3. Allah’ın birliği inancını işleyen

Tevhit: Allah’ın birliğine inanma, bir sayma, bir olarak bakma

Tevs: Sakinlik, durgunluk.

Tevsen: İnatçı.

Teyan: Botanda Kürt aşireti.

Teyfik: Uygun duruma getirme, Tanrı’nın yardımına kavuşma

Teymin: Uğurlu olsun.

Teytik: “Tevfik” isminin bir başka biçimde söylenişi.

Tez: Çabuk olan, süratli olan.

Tezal: Hızlan.

Tezalp: Aceleci yiğit, tez canlı yiğit

Tezcan: Aceleci, işi hızlı yapan

Tezel: Çabuk elli

Tezer: Hızlı davranan yiğit

Tezeren: Çabuk yetişen

Tezkan: İçi içine sığmayan, kanıkaynayan.

Tezkinsoy: Biricik soydan, biricik soy

Tezok: Çabuk giden ok

Tezol: Elini çabuk tut

Tınaz: Ot, saman; savrulmaya hazır ekin

Tıtan: Yunan mitolojisinde güçlü kişi.

Tibet: Çin’in batısında özerk bir bölge

Tilmaç: Çevirmen.

Timuçin: Sağlam, demir gibi

Timur: Demir. Türk- Moğol imparatoru

Timurcan: Demir gibi sağlam can

Timurhan: Demir han, sert kağan

Timurkan: Demir gibi sağlam kan

Timurlenk: Timurlar hanedanının kurucusu ve ilk hükümdar.

Timuröz: Karakteri demir gibi olan. 2. Sağlam kişilik.

Timurtaş: Demir taş

Tin: Tepe, zirve, sağlam.

Tinkut: Şanslı ve kutsal bir kişiliği olan.

Tirmeh: Temmuz

Tokalp: Gözü gönlü tok olan yiğit.

Tokay: Dolunay, zengin, nehir kıvrımı.

Tokcan: Doymuş kimse

Tokdemir: Sağlam demir.

Toker: Gözü gönlü tok yiğit

Tokgöz: Gözü gönlü tok olan.

Tokhan: Gözü gönlü tok hükümdar.

Toktamış: Bir yerde yerleşik oturan

Toktaş: Tok gözlü ve taş gibi

Toktimur: Tok gözlü ve demir gibi; sağlam demir

Tokyay: Tok gözlü ve yay gibi çevik

Tolay: Topluluk cemiyet

Tolga: Savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık, miğfer

Tolgahan: Güçlü lider

Tolgan: Gezinen.

Tolgay: Etraf, çevre

Tolon: Ay’ın on dördü, dolunay.

Tolonay: Dolunay, mehtap.

Tolun: Dolgun, dolun, bedir

Tolunay: Dolunay, tam ay

Tolunbay: Dolgun ve zengin

Tongal: Zengin, varlıklı.

Tongar: Ulu, yüce, kudretli.

Tonguç: İlk çocuk; çocuk

Topaç: Vücutça toplu ve sağlıklı. 2. Koni biçiminde ucu sivri oyuncak.

Topak: Avuç içinde yuvarlak bir biçim verilen hamur parçası.

Topdemir: Top şeklinde yuvarlak demir.

Toper: Güçlü, yiğit.

Toperi: Güçlü, yiğit.

Toprak: Toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla çürümüş organik cisimler bütünü / İnsanın yaratıldığı ham madde / Yer küreyi kaplayan her şeyin ondan yeşerdiği ve ona döndüğü madde

Topuz: Ucu top biçiminde eski bir silah. 2. Top biçiminde toplanmış saç. 3. Bir şeyin elle tutulabilen çıkıntısı.

Tor: Toy, işe alışkın olmayan. 2. Olgunlaşmamış. 3. Çekingen, acemi, utangaç.

Toralp: Eğitilmemiş, toy yiğit

Toraman: Sonradan ortaya çıkan, sonradan türeyen; tombul, iri yapılı

Toran: Genç irisi.

Torban: Utangaç hükümdar.

Torcan: Utangaç.

Torel: Gururlu kimse.

Torgay: Serçe, tarla kuşu.

Torhan: Gururlu hükümdar.

Toril: Mardin bölgesinde bir bölge.

Torin: Soylu, asil.

Torkal: Mütevazi

Torkan: Mütevazi bir soydan gelen.

Torlak: Çok yakışıklı.

Toros: Güneydeki dağ sırası

Torumtay: Deve yavrusu.

Torun: Bir kimseye göre çocuğun çocuğu

Tosun: Sağlıklı delikanlı.

Tosunbey: Sağlıklı, tıknaz bey.

Totuk: Eski Türklerde askerî vali.

Toy: Gençliği nedeniyle deneyimsiz olan. 2. Ziyafet.

Toyboğa: Genç boğa.

Toycan: Deneyimsiz genç, toy kimse, genç insan

Toydemir: Deneyimsiz

Toydeniz: Deneyimsiz.

Toyga: Kalın sopa.

Toygar: Çayır kuşu, tarla serçesi

Toygun: Genç delikanlı.

Toyka: Kalın sopa.

Tozan: Toz tanesi. 2. Tozu çok olan yer.

Tozun: Çok gezinen.

Tökel: Çok.

Töreban: Görgülü hükümdar.

Töregün: Gündemde. 2. Geleneğe uygun.

Törehan: Görgülü er, mert, yiğit

Törel: Töreyle ilgili.

Törüm: Yaradılış.

Töz: Kök, asıl, cevher.

Tözüm: Mütevazi.

Traje: Gökkuşağı.

Truske: Işın.

Tual: Resim yapmak için kullanılan çerçeveli bez zemin

Tufan: Çok ağır yağmur

Tugay: Bir askeri birlik

Tugberk: Göklerin hâkimi

Tuğ: Tepe tüyü

Tuğal: Çalış, çabala, başar.

Tuğalp: Tuğlu yiğit, sorguçlu yiğit

Tuğbay: tugay idare eden general anlamında

Tuğberk: Göklerin hâkimi

Tuğcu: Tuğ taşıyan.

Tuğer: Tuğlu yiğit

Tuğfan: Nuh Peygamber zamanında yağan ve bütün dünyayı su altında bırakan şiddetli yağmur

Tuğhan: Tuğu olan hükümdar

Tuğkan: Türkçe kökenli bir erkek ismi olup, "Soyu savaşçı olan kimse." manasına gelmektedir

Tuğlan: Sorguç sahibi ol

Tuğlu: Bayrak, sancak

Tuğra: Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları özel biçimi olan simge. Mühür.

Tuğrab: Topraktan gelen kişi

Tuğrahan: Bir ve tek olan

Tuğrul: Yırtıcı bir kuş

Tuğrultekin: Uğurlu kişi.

Tuğsan: Tuğuyla ünlü olmuş kimse

Tuğsel: Başarıları dilden dile dolaşan.

Tuğser: Başarılarının karşısında alçak gönüllü olan.

Tuğşat: Allah tarafından tuğ ile ödüllendirilmiş kimse. (Tuğ

Tuğtaş: Başarılı ve sert kişi.

Tuğtay: Başarılı genç.

Tuğtekin: Tuğlu şehzade

Tuhfe: Armağan.

Tulga: “Tolga'” adının bir başka söyleniş biçimi.

Tulgar: Güçlü karakter.

Tuli: Doğma, doğuşla ilgili.

Tulun: Dolun. Tuman

Tun: Gizli yer.

Tuna: Bir nehir adı

Tunacan: Havasından geçilmeyen.

Tunaer: Çok yakışıklı yiğit kişi.

Tunahan: Tuna nehri kenarında yaşayan son Osmanlı hükümdarına verilen son ad

Tunak: Işıklı, mehtaplı gece.

Tunakan: Kendine güvenen bir soydan gelen.

Tunca: Bir nehir adı

Tuncal: Al renkli tunç

Tuncalp: Tunç gibi yiğit, tunç yiğit

Tuncay: Tunç renkli ay

Tuncel: Tunç gibi el

Tuncer: Tunç gibi er

Tunç: Bir metal karışımı

Tunçad: Adı gibi kendi de güçlü Olan.

Tunçalp: Tunç gibi güçlü kuvvetli yiğit.

Tunçaslan: Tunçtan yapılmış aslan; (mecaz olarak) tunç gibi sağlam, Aslan gibi güçlü

Tunçay: Tunç renkli ay

Tunçbay: Tunç gibi sağlam ve zengin kimse

Tunçbilek: Tunçtan yapılmış bilek

Tunçdağ: Güçlü ve azametli.

Tunçdemir: Altedilmesi imkansız olan.

Tunçel: Tunç gibi güçlü el,

Tunçer: “Tuncer” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Tunçhan: Hakanlar hakanı.

Tunçkan: Çok güçlü bir soydan gelen.

Tunçkol: Güçlü, kuvvetli.

Tunçkurt: Güçlü ve kurnaz kişi.

Tunçok: Tunçtan yapılmış ok

Tunçsoy: Sağlam soy, güçlü soy, tunç gibi soy

Tunçtan: Altedilmesi imkansız olan.

Tunçtürk: Tunç gibi Türk

Tunga: Güçlü, yiğit, rütbe

Tunguç: “Tonguç” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Tunguz: Sibirya’da yaşayan göçebe bir topluluk.

Tura: Tuğra, Kalkan, siper

Turab: Hz Ali'nin lakaplarından biri

Turab/ Turap: Toprağın babası anlamına gelen Arapça tamlama, Hz. Ali’nin lakaplarından biridir

Turabi: Topraktan gelen, toprak ile ilgili olan

Turaç: Keklik türünden, eti yenen bir av kuşu

Tural: Yaşamak

Turalp: Genç yiğit.

Turan: Turancıların dünyadaki bütün Türkleri birleştirerek kurmayı amaçladıkları ülkenin adı.2. Türklerin Orta Asya’daki en eski yurtları.

Turatekin: Koruyucu yiğit.

Turay: Tur ay

Turcan: Samimi genç.

Turfa: Az bulunur.

Turgay: Tarla kuşu, serçe

Turgut: Konut, oturulacak yer

Turhan: Onurlu kişi

Turkan: Fedai.

Turna: Göçmen bir kuş

Tuti: Konuşmayı seven. 2. Papağan türünden taklitli sesler çıkaran kuş, dudu kuşu.

Tutun: Ev, aile.

Tutunç: Tutunulacak şey

Tuyan: Zengin, gururlu, besili, şişman, semiz

Tuygan: Duyumsayan, duygulu, duyan

Tuygun: Duyumsayan, duygulu

Tuyuğ: Şarkı, türkü.

Tuz: Sevimlilik.

Tuzer: Sevimli delikanlı.

Tüblek: Asalet akan.

Tükel: Bütün

Tülek: Delikanlı. 2. Zengin ve saygın kişi.

Tümcan: Uğruna feda olsun canım.

Tümel: “Temel” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Tümen: Büyük küme, yığın. 2. On binlerden oluşan birlik. 3. On bin, pek çok.

Tümer: Her şeyi ile yiğit kişi

Tümerdem: Faziletli.

Tümerk: Güçlü, kuvvetli.

Tümerkan: Yiğit soydan gelen.

Tümerkin: Olgun.

Tümhan: Tam bir kağan gibi olan kimse

Tümkan: Soylu kan, tam kan

Tümkurt: Güçlü ve kurnaz.

Tümkut: Güçlü ve aziz kişi.

Tümtürk: Her şeyiyle Türk, tam Türk

Tüner: Delikanlı kişi.

Türabi: Toprakla ilgili.

Türe: Adalet.

Türegün: Adaletli gün.

Türehan: Adaletli hükümdar.

Türel: Hukuksal.

Türeli: Haktan yana olan.

Türemen: Hukukçu.

Türev: Ortaya çıkan.

Türk: Türk soyundan gelen halk.

Türkad: Adıyla ve Türklüğüyle gurur duyan.

Türkalp: Yiğit Türk

Türkaslan: Aslan Türk

Türkay: Ay gibi parlayan Türk

Türkbay: Saygın Türk.

Türkbey: Saygın Türk.

Türkcan: Can türk, sevgili Türk

Türkdoğan: Türk doğmuş olan

Türkdoğdu: Türk olarak doğmuş olan

Türker: Yiğit Türk, Türk erkeği

Türkeş: Orhun yazıtlarında söz konusu edilen bir kahraman adı

Türkiz: Peşinden gidilmesi gereken Türk.

Türkkan: Türk soylu

Türkmen: Oğuz Türklerinin bir kolu ve bu koldan olan kimse

Türknoyan: Türk başkomutanı

Türkol: Türk gibi ol.

Türköz: Özü Türk olan

Türksan: Sanı Türk olan, Türk sanlı

Türksay: Saygın Türk.

Türksel: Çoşkulu Türk.

Türksev: Sevilen Türk.

Türkseven: Sevilen Türk.

Türkşen: Neşeli Türk.

Türkyılmaz: Hiçbir şeyden yılmayan Türk.

Türünk: Çalışkan.

Tüvan: Güç, kuvvet.

Tüzeer: Hukuktan yana olan.

Tüzel: Hukuki.

Tüzemen: Adaletli.

Tüzmen: Adaletli.

Tüzünalp: Düzgün yiğit, doğru yiğit

Tüzüner: Sakin yaradılışta olan.

Tüzünkan: Soylu kandan gelen.

Tüzünsoy: Soyluların soylusu.

Tüzüntürk: Soylu Türk, asil Türk.

 

24/29 ‘U’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘U’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Ubeydullah: Allah’ın kulu, kölesi

Ubeyt: Köle, kölecik, kulcuk.

Uca: Ulu, yüce, yüksek, erişilmez

Ucaer: Yüce, yiğit, erişilmez yiğit

Ucatekin: Erişilmez ve tek olan, yüce ve tek; yüce şehzade

Uç: Son, nihayet. 2. Kıyı, kenar. 3. Sınır, hudut. 4. Neden, sebep.

Uça: Sırt, arka. 2. Yüksek, yüce. – bk. Uca

Uçan: Kanatlarını açarak yükselen, havada yol alan

Uçanay: Gökte uçan Ay gibi olan kimse

Uçanok: Uçarak giden ok

Uçantekin: Kanatlı şehzade

Uçantürk: Havada yükselen Türk

Uçar: 1.Uçucu, uçan. 2. Özgür.

Uçarer: Kanatlarını açarak havada yol alan yiğit, uçar gibi giden yiğit

Uçarı: Ele avuca sığmayan.

Uçarlı: Gerçekçi olmayan, hayaller peşinde koşan kimse.

Uçay: Son ay.

Uçbay: Sınır beyi.

Uçbey: Sınır beyi.

Uçbeyi: Uçların sivil ve askerî yönetiminden sorumlu olan görevli.

Uçhan: Uç ilde hüküm süren han

Uçkan: İçinde uçmak özlemi yanan.

Uçkara: Bir kuş.

Uçkun: Uçmaya düşkün, uçmayı çok seven; anasınca uçmaya alıştırılan yavru kuş

Uçma: Uçmak işi.

Uçmak: Aşırılmak. 2. Çok sevinmek. 3. Yok olmak, ortadan kaybolmak. 4. Uçar gibi dalgalanmak.

Uçman: Uçucu, yerinde duramayan

Uçuk: Uçmuş, soluk renkli. 2. Hafif belirsiz.

Uçur: Doğumuyla herkesi sevince boğan.

Uflaz: Oflaz

Ufuk: Yerle göğün birleştiği nokta

Ufukay: Ufuktaki ay

Ufukdeniz: Denizin gökle birleştiği görüntü.

Ufuktan: Ufuk çizgisini saran sabah aydınlığı.

Ugan: Yüce, güçlü, kuvvetli

Uguz: bk. Oğuz

Uğraş: Kötülük ve güçlükle mücadele.

Uğur: İyilik, şans getiren

Uğurad: Uğurlu adı olan

Uğural: Uğur sahibi ol

Uğuralp: Uğurlu yiğit

Uğurata: Uğurlu baba, uğur getiren ata

Uğuray: Uğurlu, kutlu ay

Uğurbay: Uğurlu ve saygın kişi.

Uğurbey: Uğurlu ve saygın kişi.

Uğurcan: Uğur getiren, uğurlu kimse

Uğurel: Uğurlu el, uğurlu kimse

Uğurhan: Uğurlu hükümdar.

Uğurkan: Uğurlu bir soydan gelen.

Uğurlu: İyilik getirdiğine inanılan, kutlu, kademli.

Uğurluad: Adı gibi kendisi de uğurlu olan

Uğurlubay: Uğurlu- kimse.

Uğurlubey: Uğurlu bey.

Uğurlucan: Uğurlu ve candan kimse.

Uğurluel: Eli uğurlu kimse.

Uğurluhan: Halkına uğur getiren hükümdar.

Uğurlukan: Uğurlu bir soydan gelen.

Uğurlusan: Uğurluluğuyla tanınmış olan .

Uğurlutay: Uğurlu genç.

Uğurlutürk: Uğurlu Türk.

Uğurol: Kut getir, uğurlu ol

Uğursal: Uğurlu.

Uğursan: Uğuruyla tanınmış.

Uğursay: Uğurlu ve saygın kişi.

Uğursel: Coşkulu ve uğurlu.

Uğursev: Uğurlu, sevilen.

Uğurseven: Uğruna inanan.

Uğursoy: Uğurlu soydan gelen.

Uğurtan: Uğur getiren şafak vakti

Uğurtay: Uğur getiren, uğurlu genç

Uğurtürk: Uğurlu Türk.

Uğut: Baygın, kuru, solgun; bol buğday

Uğuz: Kutsal, mübarek.

Uhuvvet: Kardeşlik, arkadaşlık, dostluk.

Ukuş: Anlayış, zekâ. 2. Benzeyiş. 3. Soy sop, kabile, soy.

Ulaç: Bağlayan, bağlayıcı, sınır

Ulaçhan: Hükümdarlığın sınırı.

Ulaçkan: İnsanları birbirine kaynaştıran bir soydan gelen kimse.

Ulak: Haber götüren, postacı.

Ulakbey: Haberci.

Ulam: Sürekli, kesintisiz

Ulaş: Amacına, hedefin erişme

Ulcan: Oğul can.

Ulcay: “Olcay” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Ulu: Yüce, büyük

Uluad: İsmi gibi kendiside yüce olan.

Ulualp: Yüce yiğit, ulu yiğit

Uluant: Kutsal ant, büyük yemin

Uluata: Geçmişi yüce olan.

Ulubaş: Başı göğe ermiş kişi.

Ulubay: Yüce ve zengin kimse

Ulubek: Saygınlığı olan yiğit.

Uluberk: Sağlam, kuvvetli ve yüce kişi

Ulubey: Saygın, değerli

Uluca: Yüce kişi.

Ulucan: İçtenliğiyle yüce kişi.

Uluç: Büyük Türk denizcisi

Uluçhan: Altınordu Devleti hanlarından biri

Uluçkan: Saygın bir geçmişi olan.

Uludağ: Azametine ve yüceliğine saygı duyulan.

Uludoğan: Yüceliği doğuştan gelen.

Uludoğmuş: Yüceliği doğuştan gelen.

Uluer: Yüce yiğit, seçkin yiğit

Uluergin: Olgunluğu yüceliğinden gelen.

Uluerkan: Yüce, kuvvetli bir soydan gelen.

Uluğ: Büyük, yüksek, gururlu

Uluğbey: Ulubey

Uluğtekin: Yüce şehzade

Uluhan: Yüce kağan

Ulukaan: Yüce savaşçı.

Ulukan: Yüce bir soydan gelen.

Ulukut: Büyük ve kutsal kimse

Ulum: Büyük, gösterişli

Uluman: Değerli, yüce ve saygın kişi.

Ulun: Ulu.

Ulunay: Yüce ay, büyük ay

Uluöz: Yüce kimse, seçkin kimse

Ulus: Millet

Ulusal: Ulusla ilgili, ulusun malı, ulusa değgin

Ulusan: Yüceliğiyle tanınan kişi.

Ulusay: Yüce ve saygın kişi.

Ulusev: Yüce olanı sev.

Uluseven: Yüce olanı seven.

Ulusoy: Yüce bir soydan gelen kimse, yüce soylu ya da soy

Ulusu: Kudreti bilinen su.

Uluşahin: Seçkin, erişilmez yücelikte ve şahin gibi kişi

Uluşan: Yüce, seçkin ad; yüce ün

Ulutan: Yüce tan

Ulutaş: Değerli taş.

Ulutay: Gençliğine rağmen yüceliği, ululuğu özünde barındıran.

Ulutekin: Yüce ve tek; yüce şehzade

Ulutürk: Seçkin Türk, yüce Türk

Ulvi: Yüce, yüksek

Uma: Armağan, hediye. 2. Konuk, misafir.

Umaç: Amaç, umut

Uman: Olması istenilen bir şeyin olmasını dileyen, bekleyen

Umar: Çare, deva, çıkar yol.

Umay: Devlet Kuşu

Umde: İlke, prensip.

Umdu: Çıkar yol.

Umman: Engin deniz, okyanus

Umur: Görgü, tecrübe

Umurad: Adı gibi kendi de deneyimli olan.

Umural: Görgü, bilgi ve deneyim kazan.

Umuralp: Görgülü, bilgili yiğit

Umurbay: Deneyimli ve saygın kişi.

Umurbey: Deneyimli, saygın kişi.

Umurtaş: Deneyimleri sayesinde taş gibi sağlam olan.

Umut: Beklenti, ümit etme

Umutlu: Umudu olan kimse

Unan: Bağlılık.

Unat: Akıllı, ergin.

Ungan: Doğru yolda olan

Unsur: Öğe.

Urağan: Beraberinde yağmur getirmeyen güçlü fırtına.

Ural: Asya'da bir sıra dağ

Uralp: Yiğit.

Uraltan: Kızıllık.

Uraltay: Gençlik.

Uram: Büyük cadde, mahalle

Uran: Maharetli kişi. 2. Teknik.

Urandu: Seçkin, seçilmiş, tekniğiyle beğenilmiş.

Urangu: Yetenekli savaşçı.

Uras: Saadet, mutluluk

Uras-Uraz: Talih, şans

Uraytay: Yükseklik.

Uraz: Şans, talih.

Uraza: Hediye, armağan. 2. Misafir yemeği.

Urazlı: Talihli, şanslı.

Urgun: Vurulan, aşık olan.

Urhan: Yüksek rütbeli hükümdar.

Urkan: Şehirli bir soydan gelen kimse

Urluk: Tohum, aile.

Uruç: Yukarı çıkma, yükselme.

Uruk: Soy, sülale.

Urun: “Orun” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Urungu: Cengaver.

Uruz: Amaç, gaye.

Us: Akıl.

Usal: Akıllı ol.

Usalan: Akıllı.

Usalp: Akıllı yiğit.

Usame: Bir arslan cinsinin adı, sahabe ismi

Usbay: Akıllı, saygın kişi.

Usberk: Gücünü zekasıyla birleştiren.

Usbey: Akıllı ve saygın.

Usçu: Akılcılık yanlısı olan kişi.

User: Akıllı kişi.

Ushan: Akıllı hükümdar.

Uskan: Akıllı soydan gelen.

Usluer: Akıllı yiğit

Usman: Uslu, akıllı kişi

Ussal: Akla uygun olan, akla yatan

Usta: Becerikli olan.

Utkan: Zafer kazanmış, muzaffer. 2. Şerefli, onurlu soydan gelen.

Utku: Zafer, başarı, mutlu son

Utman: Şerefli.

Uyanış: Uykunun bitmesi, yeni bir hayat

Uyar: Uysal

Uyaralp: İsteğe göre davranan yiğit, uysal yiğit

Uyarer: Başarılarının ardında olan.

Uygan: Uyumlu.

Uygar: Çağdaş, ileri

Uygaralp: Uygar yiğit.

Uygu: Uyum

Uygun: Yakışır, yaraşır. 2. Elverişli. 3. Orantılı.

Uyguner: Yakışır, yaraşır, yiğit; yararlı, işe yarar kimse

Uygur: 1.Tarihi mirası çok zengin bir Türk ulusu. 2. Uygar, medeni.

Uyguralp: Uygur yiğidi

Uytun: Kutlu, kutsal

Uz: Usta, işe yatkın, becerikli

Uzalp: Becerikli yiğit

Uzay: Bütün canlı ve cansız varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk, evren.

Uzbay: Becerikli ve zengin

Uzbey: Güzel ve saygın kişi.

Uzcan: Becerikli kimse

Uzel: Usta el, becerikli el, işe yatkın el

Uzer: Becerikli yiğit

Uzgör: Geleceği görme, uzağı görme

Uzgören: Uzağı gören, geleceği gören

Uzhan: Becerikli kağan, Oğuzhan

Uzkan: İyi ve güzel bir soydan gelen.

Uzma: En büyük.

Uzman: Belli bir işte veya konuda beceri, görüş ve bilgisi olan kimse

Uzmen: Usta kişi, becerikli kişi

Uzra: Hedef, amaç

Uzsan: Becerileriyle tanınan

Uzsoy: Yetenekli ve bilgili bir soydan gelen.

Uztan: Bilgiyi ve güzelliği kendinde barındıran.

Uztay: Bilgili, akıllı genç.

Uztekin: Becerikli ve tek; becerikli şehzade

Uztürk: Becerikli Türk

25/29 ‘Ü’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘Ü’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Übeyd: Übeyt

Übeydullah: Tanrı’nın sevgili kulu.

Übeyt: Kölecik, kulcuk.

Üçe: Yüce, yüksek. 2. Arka.

Üçel: Ulu el

Üçer: Üç yiğit

Üçışık: Her yönüyle ulu olan kişi.

Üçkök: Üç kök.

Üçok: Yüce ve hızlı kişi.

Üçük: Köşe. 2. Kaymış arazi. 3. Sönmüş. 4. Soluk.

Üge: Şanlı, şöhretli, namlı.

Ügü: Baykuş. 2. Boş, ıssız.

Üke: Karakteri dürüst kişi.

Ükkaşe: Ökkeş (Kahramanmaraş-Osmaniye dolaylarında yaşamış Evliya zat Ukkaşe Hazretleri)

Üksüm: Güzel bahçe.

Üleş: Bölüşme, paylaşma. 2. Pay.

Ülez: Güneşin batışı.

Ülfer: Büyük su, ırmak.

Ülgenad: Adı gibi kendisi de ulu olan.

Ülgenalp: Ulu ve yiğit kişi.

Ülgener: Yüce, yiğit, sağlam yiğit

Ülgü: Amaç edinilen, şey.

Ülgün: Ulaşılmak istenen.

Ülhan: Davranışı iyi olan hükümdar.

Ülken: “Senin yurdun, senin vatanın” anlamında kullanılan bir ad.

Ülker: Boğa burcunda yedi yıldızdan oluşan takım

Ülkü: Amaç edinilen, ulaşılmak istenen şey.

Ülkücü: Bir ülküye bağlı olan.

Ülkülü: Ülküsü olan kimse.

Ülkümen: Amaç sahibi kişi, ülkücü

Ülküsel: Ülkü ile ilgili, ülkü niteliğinde olan.

Ülkütan: Ülküsü tan vakti gibi aydın olan.

Ülmen: Denizci.

Ümek: Köle.

Ümit: Umut, umma, bekleme

Ümital: Şansını değerlendir.

Ümitalp: Umutlu yiğit

Ümitay: Umutlu ay

Ümitbay: Umutlu ve saygın kişi.

Ümitbey: Umutlu ve saygın kişi.

Ümitcan: Umutlu, hayırlı dost

Ümithan: Umut bekleyen hükümdar

Ümitkan: Umut bağlanan

Ümitli: İyilik getirdiğine inanılan, kutlu, kademli.

Ümitol: Bereket getir

Ümitsal: Umut veren.

Ümitsan: Umudunu kaybetmemesiyle tanınan.

Ümitsay: Umutlu ve saygın kişi.

Ümitsel: Coşkulu ve umutlu.

Ümitsev: Umutla, sevilen.

Ümitseven: Umutla seven.

Ümitsoy: Umut bağlanan.

Ümittan: Tan vaktinin uğuruna inanan.

Ümittürk: Umutlu Türk.

Ümmet: Toplum, topluluk

Ümran: Bayındırlık, mamurluk. 2. Uygarlık, ilerleme, refah ve mutluluk.

Ün: Yüksek ses, ses. 2. Şöhret, şan.

Ünad: Adı gibi kendide ünlü olan.

Ünal: Ün almakla ilgili

Ünalan: Ünlenmiş kişi, iyi ad sahibi

Ünaldı: şöhretlendi

Ünalmış: Şöhretlenmiş.

Ünalp: Ünlü yiğit

Ünay: Ünlü ay, ün ve ay

Ündoğan: Ünlü doğmuş kimse

Ünek: Kahraman, yiğit. 2. Ünlü, tanınmış.

Üner: Ünlü yiğit

Üngördü: Sonradan ünlenen kişi.

Üngören: Ünlenmiş kişi.

Üngörmüş: Başarılarından sonra ünlenmiş kişi.

Üngün: Şöhretli gün.

Üngür: Şöhreti her tarafı sarmış olan.

Ünhan: Ün salmış hükümdar.

Ünkan: Tanınmış soydan gelen.

Ünkaya: Tanınmış ve kaya gibi kimse

Ünlem: Ses, seda. 2. Çağrı.

Ünlen: Herkesçe tanınma dileği

Ünler: Yüksek sesle bağıran

Ünlübay: Ünlü ve saygın kişi.

Ünlübey: Ünlü ve saygın kişi.

Ünlüer: Tanınmış, ünlü

Ünlüol: Ün kazan

Ünlüsoy: Şöhreti olan bir soydan gelmiş.

Ünlütürk: Şöhretli Türk.

Ünol: Ünlü olma

Ünsaç: Her yana ününü duyurma

Ünsal: Her yana adını duyurma

Ünsan: Ünlü ve sanlı

Ünsay: Tanınıp sayılma

Ünsev: Adını sev.

Ünseven: Şan, şöhret peşinde olan.

Ünsever: Ünlü olmayı seven

Ünsevin: Şanın, şöhretin peşinde olun.

Ünsi: Alışmış, sokulgan. 2. Arkadaş, dost.

Ünsoy: Tanınmış soy, ünlü soy

Üntürk: Tanınmış Türk, ünlü Türk

Ünübol: Şöhretinden

Ünüçok: Şöhretinden yanına yanaşılmayan.

Ünüdeğer: Hakkederek kazanılmış, ün sahibi.

Ünügör: Çok tanınmış, ünlenmiş, ünü yaygın ve çok

Ünügür: Çok ünlü olan.

Ünüvar: Herkesçe tanınır, ünlü

Ünver: Herkesçe tanınma, ünlü olma

Ünverdi: Şan, şöhret sahibi yapan.

Ünveren: Şan, şöhret sahibi yapan.

Ünvermiş: Şan, şöhret sahibi yapmış.

Ürek: Ürkek, tedirgin olan.

Üren: Soyun sürsün.

Üresin: Soyu çoğalsın.

Ürkmez: Korkmaz

Ürkün: Benden korkun anlamında.

Üscan: Gerçek, yürekten dost.

Üsgen: Gelişmiş, yüksek.

Üstat / Üstad: Üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse.

Üstay: Yüksek ay.

Üstel: Üstün el.

Üster: Baş olan yiğit

Üstol: Üstün olma

Üstün: Benzerlerine göre üst düzeyde olan. 2. Nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan.

Üstünbay: Seçkin, başarılı.

Üstündağ: Karakteriyle ve azametiyle üstün olan.

Üstünel: Güçlü el, iyi nitelikli el

Üstüner: Güçlü yiğit, iyi nitelikli yiğit

Üstünsoy: Yüksek bir soydan gelen.

Ütügen: Üşüyen, çok üşüyen.

Üveys: Arzu eden, isteyen

Üzek: “Özek” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Üzer: “Özer” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Üzeyir: Kuran-ı Kerim’de geçen bir isim.

 

26/29 ‘V’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘V’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Vacip: Yapılması gerekli olan. 2. İslam dininde farzdan sonra gelen emir.

Vacit: Yaratan, ortaya çıkaran.

Vafi: Sözünde duran, sözünün eri.

Vafir: Çok, bol.

Vafit: Elçi, temsilci.

Vaha: Çöl ortasında sulak ve yeşillik yer

Vahan: Kalkan, siper

Vahap: Çok bağışlayan, ihsan edici

Vahdet: Bir ve tek olma

Vahdettin: Dinin tekliği

Vahdi: Bir ve tek olmayla ilgili

Vahid: Yalnız, tek

Vahid / T: Tek, bir

Vahim: Korkulu, çok tehlikeli.

Vahip: Tek, yalnızca bir tane olan.

Vahit: Tek, bir

Vahit / D: Tek, bir

Vahittin: Dinin tekliği.

Vaiz: Dini öğütler veren kimse.

Vakar: Ağırbaşlı olan.

Vakıf: Bilen. 2. Bir şeyi vakıf durumuna getiren.

Vâkıf: Bir şeyi elde eden, bir işten haberli olan. 2. Duran, ayakta duran.

Vakkas: Okçu, savaşçı

Vakur: Ağırbaşlı, onurlu.

Vala: Şanı, adı sanı yüce olan.

Vâlâşan: Şanı yüce, şanlı.

Vali: Yeter, tam. 2. Sözünün eri, sözünde duran.

Vamık: Seven, âşık.

Varal: Var olanı al. 2. Yetiş al.

Varan: Giden, varan

Varaş: Anlayış, akıl, zekâ.

Vardar: Balkanlarda bir ova ve ırmak.

Vargın: Giden, varan

Varış: Çabuk kavrayan, anlayış, güçlü seziş, 2. Bir yarışın son bulduğu yer, finiş. 3. Varmak durumu veya biçimi.

Varlık: Zenginlik

Varol: Varlığını sürdürme

Vasfi: Nitelikli.

Vasıf: Ayırıcı özellik / Vasfeden, bildiren, öven

Vasıl: Ulaşan, varan.

Vassaf: Nitelendiren, tanımlayan.

Vatan: Yurt, ülke.

Vataner: Vatanını seven.

Vatansever: Vatanını seven.

Vatir: Fazlasıyla çok olan.

Vatit: Elçi.

Vecahet: Güzellik, güzel yüz. 2. Saygınlık, onur, haysiyet.

Vecahettin: Dinin yüceliği, onuru.

Vecaip: Vecibeler, ödevler.

Vecdet: Zenginlik, çoşku

Vecdi: Coşkunlukla ilgili

Vechi: Taraf, yan, yüz.

Vecid: Coşkulanmak, sevinç.

Vecih: Yol; tarz. 2.Yüz, çehre.

Vecihi: Soylu, asil

Vecit: Çoşkunluk. 2. Kendinden geçme.

Veciz: Kısa ve anlatımı etkili söz.

Vedat: Sevgi, dostluk

Vedayi: Emanet olarak bırakılan.

Vedi: Başkasının malını saklamakla görevli kimse.

Vedid: Sevgisi çok olan, dost.

Vedit: Dost, arkadaş.

Vefa: Sözünde durma

Vefai: Vefalı, sözünde duran.

Vefakar: Sevgisi geçici olmayan, vefalı.

Vefi: Vefalı kişi.

Vefik: Arkadaş, yoldaş

Vefki: Uygun.

Vehbi: Allah vergisi, doğuştan olan

Vehip: Bağışlama.

Vejın: Yaşamak.

Vekil: Başkasının yerine hareket eden, konuşan.

Vel: Sığ.

Vela: Yakınlık, sahiplik

Velet: Oğul, çocuk.

Veli: Sahip, sorumlu, dost, arkadaş

Velican: Candan dost.

Velit: Yeni doğmuş çocuk.

Veliyullah: Ermiş kimse, Allah´ın sevgili kulu.

Veliyüddin: Dindar, dinine sımsıkı bağlı kimse.

Ven: Amaç, erek.

Vera: Günah ve haramdan kaçmak için şüpheli şeylerden uzaklaşma, takva.

Veral: “Ver ve al” anlamında kullanılan bir ad.

Verdi: Güle ait.

Verdî: Güle ait, gül ile ilgili.

Vergi: Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik.

Vergili: Eli açık, cömert.

Vergin: Verici, özverili, sevgi dolu

Verim: Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç.

Verka: Güvercin, açık boz.

Verşan: Şan, şöhret saç.

Vesamet: Güzellik.

Vesik: Çok sağlam, güçlü.

Vesim: Yüz güzelliğine sahip olan.

Veyis: Yoksul, muhtaç

Veysel: Garibanlık

Veysi: Fakir, muhtaç

Vezdan: Kutsal, tanrısal.

Vezir: Bakan.

Vicdani: Duygu ile, vicdan ile ilgili. 2. Vicdanlı.

Virni: Mevsiminde olmayan.

Visali: Ulaşma, kavuşma.

Visam: Damga, nişan, işaret.

Viyan: İstek, arzu.

Volkan: Yanardağ

Vural: Vurup almakla ilgili

Vurcan: Tutkun dost

Vurgun: Tutkun, âşık; dip sarhoşluğu

Vuska: Çok sağlam kuvvetli.

27/29 ‘Y’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘Y’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Yabalak: Yabancı. 2. Issız kır, ova. 3. Dışarı, başka ülke, gurbet. 4. Ekin tarlası.

Yaban: İnsan yaşamayan ıssız yer. 2. Yabancı, el.

Yabar: Güzel koku, misk.

Yabgu: Yol gösterici, kılavuz.

Yabız: Yavuz

Yadacı: Büyücü, sihirbaz. 2. Hekim.

Yadigar: Bir kimseyi veya bir olayı hatırlatan nesne.

Yafes: Hz. Nuh’un üçüncü oğludur

Yağan: Yağmur, kar. 2. Yağış.

Yağar: Yağacak olan. 2. Parlayacak olan, parıldayan.

Yağın: Yağmur.

Yağınalp: Hareketli yiğit.

Yağısıyan: Düşmanı yenen, zafer kazanan.

Yağız: Yiğit; esmer

Yağızad: Adı gibi kendide yağız olan.

Yağızalp: Esmer yiğit, karayağız yiğit, delikanlı manasındadır.

Yağızbay: Esmer ve saygın kişi.

Yağızboğa: Güçlü, esmer kimse.

Yağızcan: Esmer, güçlü yiğit kişi.

Yağızer: Esmer, yiğit, kara yağız er kişi

Yağızhan: Esmer, yiğit hükümdar.

Yağızkan: Esmer bir soydan gelen.

Yağızkurt: Esmer, yiğit ve kurt gibi de kurnaz.

Yağıztay: Esmer, yiğit genç

Yağıztekin: Esmer ve biricik şehzade

Yağıztürk: Esmer Türk.

Yağmur: Havadaki su buğusu-nun yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumunda olanı.

Yağmurca: Bir tür geyik. 2. Dağ keçisi.

Yahşibay: İyi tanınan, saygın kimse.

Yahşibey: İyi tanınan, saygın kimse.

Yahşiboğa: İyi, güzel, güçlü kimse.

Yahşihan: İyi, güzel hükümdar.

Yahşikan: İyi, soylu bir sülaleden gelen kimse.

Yahşitay: İyi, güzel kimse.

Yahya: ‘Allah lütufkârdır” anlamındadır. Bir peygamber ismidir.

Yakın: Uzak olmayan

Yakub: Bir Peygamber adı

Yakup: Bir Peygamber adı

Yakut: Aliminyum oksit, yapısında parlak kırmızı renkli değerli taş

Yalabuk: Güzel, yakışıklı, sevimli. 2. Parlak, ışıltılı. 3. Şimşek. 4. Çevik, atik, işgüzar. 5. Kavgada üstün gelen.

Yalap: Parıltı. 2. İvedi, hızlı, çabuk. 3. Sarı renkli bir kuş.

Yalav: Alev, ateş.

Yalavaç: Peygamber, elçi.

Yalaz: Alev, ateş, bayrak.

Yalaza: Alev.

Yalazabay: Alevli, coşkun kimse.

Yalazahan: Alevli, coşkulu hükümdar.

Yalazakan: Alevli, coşkulu bir soydan gelen kimse.

Yalazalp: Yalım gibi yiğit

Yalazan: Berk, şimşek.

Yalazay: Alev ve ay gibi olan.

Yalazbay: Ateşli ve saygın kişi.

Yalazhan: Ateş gibi hükümdar.

Yalazkan: Ateş gibi bir soydan gelen.

Yalçın: Sarp, sert, düz olmayan

Yalçıner: Sarp yiğit

Yalçınkaya: Çıkılması güç, dik, büyük ve kaygan kaya

Yalçuk: Parlayan, parlak, elçi.

Yaldırak: Ak, parlak, ışıklı.

Yaldıran: Parlayan, ışıldayan, bezdiren.

Yaldırım: Yıldırım

Yalgı: Büyü, sihir; yalnız

Yalgın: Serap; aşı kalemi almaya ve aşılamaya elverişli ağaç, çiçek

Yalgınay: Alev gibi parlayan kimse.

Yalım: Alev, ateş

Yalımbay: Alev gibi olan.

Yalımhan: Kılıcının keskinliğiyle bilinen hükümdar.

Yalımkan: Alev gibi bir soydan gelen.

Yalımsoy: Alev gibi bir soydan gelen.

Yalımtay: Alev gibi genç.

Yalımtürk: Alev gibi Türk.

Yalın: Sade, çıplak, katışıksız

Yalınad: Mütevazi ad, yalın ad.

Yalınalp: Gösterişsiz kahraman

Yalınay: Bulutsuz gecedeki ay

Yalınbay: Mütevazi ve saygın kişi

Yalınbey: Mütevazi ve saygın kişi.

Yalınç: İçine başka bir şey karıştırılmamış, saf

Yalınhan: Mütevazi hükümdar.

Yalınkan: Mütevazi bir soydan gelen.

Yalınsoy: Mütevazi bir soydan gelen.

Yalıntay: Mütevazi ve genç.

Yalıntürk: Mütevazi Türk.

Yalkı: Yalın.

Yalkın: Yalnız, tek başına; ince, zayıf

Yalkın/Yalgın: Serap, ılgın / alev

Yalmaç: Karışık olmayan, sade, yalın, yapılması ve anlaşılması kolay olan.

Yalman: Dik, sert, eğik; kesici alet ucu

Yalt: Yalçın, sert.

Yaltar: Parlak, ışıldayan.

Yaltaray: Parıldayan ay.

Yaltır: Parlak, parlayan.

Yaltırak: ışıldayan, parıldayan.

Yaltıray: Parlak ışık saçan ay

Yalvaç: Peygamber gibi

Yalvaç/Yalavaç: Peygamber¸elçi.

Yamaç: Dağın veya tepenin herhangi bir yanı. 2. Karşı. 3. Yan, yakın.

Yaman: Şiddetli, öfkeli, cesur, korkutan, becerikli

Yamanad: Adı gibi kendisi de yaman olan.

Yamanalp: Korku salan yiğit.

Yamanbay: Cesur ve saygın kişi.

Yamanbey: Cesur ve saygın kişi.

Yamancan: Candan dost, koruyucu.

Yamaner: İşbilir yiğit, becerikli yiğit

Yamanöz: Becerikli kimse, işbilir kimse, yaman kimse

Yamansoy: İşbilir bir soydan gelen

Yamantay: Korkusuz genç.

Yamantürk: Korkusuz Türk.

Yamanyiğit: Yiğitler yiğidi.

Yamçı: Sürücü.

Yanaç: Yön.

Yanal: Yanda olan, yana düşen. 2. Alaca, iki renkli.

Yanar: Yanan.

Yanbey: Karşı tarafın zengini.

Yanık: Yanmış olan. 2. Rengi koyulaşmış. 3. Duygulu, dokunaklı, etkili, acılı. 4. Bıkkın, üzüntülü, dertli.

Yankı: Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, ses yansıması

Yarar: Yarayan, elverişli, uygun.

Yaren: Arkadaş, yakın dost.

Yargı: Hüküm, muhakeme. 2. Birini ya da bir nesneyi eleştirici bir biçimde değerlendirme.

Yarıgar: En içten dost.

Yarka: Büyük piliç.

Yarkan: Yüksek mahkeme.

Yarkaya: Sarp, uçurumdaki kaya.

Yarkın: Güneş aydınlığı, düneş ışığı, şimşek.

Yarkurul: Komisyon, encümen.

Yarlık: Hükümdar buyruğu ferman.

Yarluk: “Yarlık” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Yasa: Değişmezlik ve mecburiyet göstermeyen kural. 2. Kanun. 3. Toplumsal hayat içinde kendiliğinden oluşan ve uyulması yaşamın bir mecburiyeti olan toplum alışkılarının bütünü. 4. Düşüncenin mantıksal bir değeri olması için uyulması şart olan temel.

Yasan: Belirlenmiş kuralların içinde bulunan. 2. Yönelim.

Yasef: “Yafes” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Yaser: Varlık, zenginlik

Yasin: Kuran-ı Kerimde bir surenin adıdır. İnsan demektir.

Yasir: Sol tarafa giden

Yasun: Toplumsal edinim.

Yaşa: Rahat ve huzurlu bir ömrün olsun.

Yaşar: Uzun ömürlü olsun dileğiyle koyulan isim

Yaşartürk: Yaşayan Türk

Yaşdaş: Aynı yaşta olanlar.

Yaşıl: Erkek ördem.

Yaşın: Işık, şimşek, güneş parçası.

Yaşlak: İhtiyar.

Yatkın: Bir yana eğilmiş, yatık. 2. Benimsemiş, alışmış, eğilimli. 3. Yetenekli becerikli.

Yatman: Mütevazi kişilik.

Yatuk: Kanun benzeri sazların ortak adı.

Yavaş: Hızlı olmayan. 2. Yumuşak huylu, yumuşak başlı.

Yaver: Emir subayı

Yavuz: İyi, güzel, iyi huylu, becerikli, hamarat, mert

Yavuzad: İsmi gibi kendi de güçlü olan.

Yavuzalp: Korkusuz yiğit, yaman yiğit

Yavuzay: Cesur, güçlü kimse.

Yavuzbey: Güçlü ve saygın kişi.

Yavuzcan: Yürekli, korkusuz kimse

Yavuzer: Korkusuz yiğit, yaman yiğit

Yavuzhan: Güçlü, kuvvetli, cesur hükümdar

Yavuzkan: Güçlü bir oydan gelen.

Yavuzsoy: Korkusuz soydan gelen kimse

Yavuztay: Genç ve güçlü.

Yavuztürk: Güçlü Türk.

Yayak: Yürüyerek yol kateden.

Yaygır: Gökkuşağı.

Yazan: Yazar.

Yazar: Yazarak yapıt üreten kişi.

Yazgan: Yazar, yazan

Yazgı: Karder.

Yazı: Yazılan şey.

Yazır: Bir Türkmen boyunun adı.

Yedier: Büyük ayı takım yıldızı.

Yeğen: Birine göre kardeşin çocuğu. 2. Birine göre amca, hala, dayı, teyzenin çocuğu.

Yeğin: Zorlu katı, şiddetli. 2. Baskın, üstün.

Yeğinalp: Üstün yiğit.

Yeğiner: Üstün yiğit.

Yekbun: Tek olmak, birleşmek

Yekemin: İlk, birinci.

Yekiti: Birlik, bütünlük.

Yekman: Başkan.

Yekta: Tek, eşsiz, benzersiz.

Yelbey: Rüzgar gibi esen ve saygın kişi.

Yelden: Rüzgardan gelmiş, rüzgar çocuğu.

Yelen: Arzu, istek, fırtına.

Yeler: Rüzgar gibi yiğit

Yelesen: Fırtınalı, çabuk kimse.

Yelmen: İstekler, arzular.

Yeltekin: Rüzgâr gibi ve tek olan

Yeman: Gözü pek olan.

Yemen: Mutluluk.

Yenal: Galip gelme

Yenay: . Yeni ay, hilal, ayça.

Yenel: Kazanan el, kazanma.

Yener: Zorlukların üstesinden gelen

Yenerol: Üstün ol.

Yengi: Üstün gelme, yenme, utku, zafer

Yenin: Her anlarında üstün olun.

Yenisey: Doğu Sibirya’da 3354 km.’lik ırmağın adı.

Yenisu: Temiz, berrak su.

Yerel: Belirli bir yer ile ilgili olan. 2. Gözlem yerine veya gözlemcinin yerine ilişkin.

Yergin: Üzüntülü, tasalı, kaygılı.

Yersel: Yerle ilgili.

Yesari: Sol ile ilgili. 2. Bir düzlem içinde bulunmayan şekiL.

Yeşne: Şimşek, yıldırım.

Yeten: Her şeyin üstesinden gelebilen.

Yetener: Her türlü zorluğun üstesinden rahatlıkla gelebilen.

Yeter: Yeterli, kâfi

Yetik: Bilgi ve becerisiyle gereken olgunluğa ermiş kişi.

Yetim: Babası ölmüş çocuk.

Yetiş: Zor zamanların insanı

Yetişal: Kurtar anlamında.

Yetişen: Kurtaran, kurtarıcı.

Yetkin: Becerili, olgun

Yetkiner: Yetişkin yiğit, olgunlaşmış yiğit

Yezgut: Sezani hanedanlarından bir kral.

Yezidi: Yezidi dininden olanlar.

Yılbay: Her zaman için saygı duyulan.

Yıldır: Işıklı, parlak

Yıldırak: Süheyl.

Yıldıralp: Korkutan yiğit, yıldıran yiğit

Yıldıran: Parlayan, ışıldayan. 2. Bezdiren.

Yıldıray: Parlayan ay

Yıldırer: Korkutan yiğit, yıldıran yiğit

Yıldırım: Işıklı ve sesli bir doğa olayı

Yılhan: İyi hükümdar.

Yılkan: Temiz kan.

Yılma: Hiçbir işten korkup, yılma anlamında.

Yılmayan: Korkmayan, vazgeçmeyen.

Yılmaz: Vazgeçmeyen kişi, kararlı

Yılmazer: Azimli yiğit.

Yiğit: Cesur, savaşçı

Yiğitalp: Yiğitler yiğidi, erler eri

Yiğitcan: Güçlü ve yürekli kimse

Yiğitefe: Cesur, yürekli

Yiğitel: Güçlü el,

Yiğiter: Güçlü ve yürekli erkek

Yiğithan: Yiğit, cesur hakan

Yiğitkan: Yiğit bir soydan gelen.

Yoğun: Koyu, ağır, kalın. 2. Artmış, çoğalmış durumda olan.

Yolaç: Çığır açma

Yolak: Patika.

Yolbul: Kılavuz, önder, ider.

Yoldaş: Aynı yoldan giden, arkadaş

Yoldaşcan: Can arkadaş, can dost.

Yoldaşer: Kahraman yiğit, arkadaş.

Yoma: Balıkçılıkla kullanılan bir tür halat.

Yomut: Her anlamda üstün olan.

Yordam: Çeviklik, çabukluk. 2. Çalım. 3. Yatkınlık, alışkanlık. 4. Kılavuz, yardımcı.

Yordamla: Her işe yatkın olan.

Yosun: Çoğu sularda, ağaç veya taşların üzerinde yetişen tallı bitkiler.

Yön: Taraf, yan, istikamet. 2. Tutulacak, izlenecek yol.

Yönal: Yönünü, cepheni aL.

Yönder: Yön gösteren, önder

Yöner: Yönelmiş olan.

Yönet: Bir işin üstesinden gelebilecek kişi.

Yönetmen: Yöneten, uygun ve doğruyu söyleyen.

Yöntem: İzlenen, tutulan yol, usul, sistem.

Yörük: Göçebe bir Türkmen oymağı ve bu oymaktan olan kimse

Yula: Meşale, ışık

Yumlu: Uğurlu.

Yunus: Bir peygamber adı; bir memeli canlı

Yurdacan: Yurda canlılık veren.

Yurdaer: Yurtsever, kahraman

Yurdahan: Yurda kağan olan kimse

Yurdaışık: Yurda ışık olan kimse

Yurdakul: Yurduna karşı fedakâr olan

Yurdal: Kendine yurt edinme

Yurdaşen: Yurdu şenlendiren.

Yurday: Yurdu aydınlatan.

Yurdun: Yurda ait olan

Yurt: Vatan. 2. Kalacak, barınacak yer.

Yurtal: Yurtsever.

Yurtbay: Memleketinin adamı.

Yurtcan: Vatanının dostu.

Yurter: Yurdunun yiğidi.

Yurtkan: Yurdu için kanını verebilecek niteliklere sahip olan.

Yurtkul: Yurdunun kulu kölesi olan.

Yurtkur: Yurdunun kurucusu olan.

Yurtkuran: Bir yurdun kurucusu olan.

Yurtman: Yurdunu çok seven.

Yurtsal: Yurtsever.

Yurtsan: Yurduyla övünen.

Yurtsev: Yurtsever.

Yurtseven: Ülkesini, yurdunu seven, yurt sevgisi olan

Yurtsever: Yurtseven.

Yurtsuz: Gariban.

Yurttaş: yurtları veya duyguları bir olanlardan her biri, vatandaş.

Yusuf: Yakışıklı, güzel

Yusuf Efdal: Yakışıklı, güzel, daha üstün, erdemli

Yuşa: Bir peygamber adıdır. Hz. Musa’nın yeğenidir.

Yüce: Büyük, erişilmez, ulu

Yücealp: Büyük, ulaşılmaz ve ulu yiğit

Yücedağ: Ulu dağ.

Yüceer: Ulu yiğit, ulaşılmaz yiğit

Yücel: Yükselme, ilerleme

Yücelay: Ay gibi güzel ve yüce.

Yücelen: Yüceleşen, yükselen

Yücelt: Başarılı bir duruma gel.

Yücelten: Yükselten, o duruma getiren.

Yücesan: Ulaşılmaz soy, ulu isim

Yücesoy: Ulaşılmaz soy, ulu soy

Yücetay: Başarılı genç.

Yücetekin: Ulu ve biricik, ulu şehzade

Yücetürk: Yüce Türk.

Yüksel: Özellikle manevi anlamda yücelme

Yükselen: Yükseklere çıkan, ilerleyen

Yümni: Uğurlu becerikli. 2. İşi sağ eliyle yapan.

Yürük: “Yörük” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Yüşa: İstanbul’da bir türbe

Yüzüak: Dürüst, namuslu.

 

28/29 ‘Z’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

‘Z’ İle Başlayan Erkek Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Zabit: Deniz subayı

Zade: Evlat, oğul. 2. Doğmuş.

Zadegani: Köklü aile.

Zafer: Başarı, utku, galip

Zafir: Zafer kazanan, üstün gelen.

Zağnos: Bir tür doğan kuşu.

Zahid: Dinen yasak olan şeylerden sakınan

Zahir: Gözle görülür, parlak

Zahit: Dini yasaklardan kaçan

Zaho: Musul ve Cizre arasında Kürt kasabası.

Zahor: Sarp kayalık.

Zaid: Artam.

Zaik: Tadıcı, tadan, tat alan.

Zail: Yok olan, ortadan kalkan.

Zaim: Kefil, prens, şef.

Zait: Çoğalan. artıran.

Zaki: Saf, katışıksız, temiz, pak.

Zakir: Zikreden, dua eden

Zal: Mitolojik bir savaşçı

Zalal: Gölge veren.

Zaman: Vakit, çağ.

Zamir: İnsanın içyüzü.

Zana: Bilgin, bilginç, alim.

Zara: Sivas’a bağlı bir ilçe.

Zarif: Yakışıklı, kibar tavırlı.

Zati: Kişisel.

Zaza: Bir Kürt lehçesi. 2. Bir Kürt kolu.

Zekai: Zekâ ile ilgili

Zekai/Zekayi: Zekâyla ilgili, zekâya ait.

Zekeriya: Erkek

Zeki: Akıllı, anlayışlı

Zemin: Taban, döşeme, yer. 2. Temel, dayanak. 3. Yeryüzü, dünya.

Zengin: Varlıklı. 2. Gösterişli. 3. Verimli.

Zerage: Güneş’ten süzülen ışık.

Zerak: Mavi, gök renkli

Zerdeş: M. Ö. 850 yıllarında yaşamış Merusi dininin kurucusu.

Zeren: Zeki.

Zereng: Zeki, akıllı.

Zerin: Altından ya da altın benzeri olan.

Zerka: Gök gözlü.

Zerver: Altın yaldızlı.

Zevafir: Parlak yıldızlar.

Zeval: Sona erme, yerinden ayrılıp gitme.

Zevkan: Zevkli, zevk alınan.

Zeycan: Candan, cana yakın.

Zeyneddin: Dinin ziyneti, süsü.

Zeynel: Süslü, dikkat çeken

Zeynel/Zeynelabidin: İbadet edenlerin süsü

Zeyni: Süslü

Zeynullah: Tanrı’nın süsü.

Zeynur: Aydınlık.

Zeyrek: Akıllı, uyanık, anlayışlı

Zeytun: Arapça zeytin

Zeyyat: Zeytinyağcı.

Zıhar: Ejder, canavar.

Zılan: Sert rüzgar.

Zıryan: Kar fırtınası.

Zihni: Akılla ilgili

Zikir: Anma, anılma. 2. Bildirme. 3. Kur´an-ı Kerim.

Zikra: Öğüt.

Zikri: Zikirle ilgili, zikreden

Zikrullah: Tanrı’nın anılması.

Zinar: Kaya

Zinnur-Zeynur: Nurlu, ışıklı, aydınlık.

Ziren: Dinç.

Zirve: Doruk, en yüksek nokta, tepe.

Zişan: Şanlı, şöhretli, şerefli.

Ziver: Süs.

Ziverbey: Süs, bezek.

Ziya: Işık, aydınlık

Ziyaeddin: Ziyaettin

Ziyaettin: Dinin ışığı, aydınlığı.

Ziyat: Fazlalık.

Ziyeddin: Dinin ışığı, aydınlığı

Ziynetullah: Allah´ın süsü, bezeği

Zobu: İriyarı, delikanlı, hovarda

Zoloy: Kafkas Türklerine verilen ad

Zoral: Zorlanarak elde edilme.

Zorbey: Zorlu ve saygın kişi.

Zorlu: Dayanıklı, yenilmez

Zozan: Yayla, dağ tepesi. 2. Yüksekte bulunan.

Zuhur: Görünme, baş gösterme.

Zuhuri: Orta oyununda bir karakter

Zübeyir: Yazılı küçük şey

Zübeyr: Yazılı küçük kitap

Zübeyr-Zübeyir: Yazılı küçük şey.

Zübeyryazılı: Küçük Kitap

Zühdi: Her türlü zevke karşı koyarak kendini ibadete veren.

Züheyr: Çiçeklik. 2. Küçük çiçek.

Zühtü: Her türlü dünyevi zevke ara verip kendini ibadete veren.

Zülfekar: Hz. Muhammet’in Hz. Ali’ye armağan ettiği kılıç.

Zülfi: Kılıcın kabzasına iliştirilen süs.

Zülfikar: Hz. Alinin kılıcı

Zülfü: Perçemli, yüzünün iki yanından saç lülesi sarkan

Zülfükar: Hz. Alinin kılıcı

Zülkarneyn: İki boynuzlu 2. Büyük İskender.

Zülkif: Yüce, makam sahibi.

Zülküf: Makam sahibi

Zümer: Kuran-ı Kerim'in 39. suresi

Zürap: Toprağa atılan tohumun yeşermesi

Zürriyet: Soy, bir soydan gelenler.

 

29/29 En Popüler Erkek Bebek İsimleri

En Popüler Erkek Bebek İsimleri

 

Acar: Çevik

 

Acun: Dünya

 

Arda: Asa

 

Aykan: Kanı parlak olan

 

Aytekin: Kıymetli

 

Baha: Kıymet, paha

 

Barın: Kuvvet

 

Barış: Uzlaşma

 

Berkan: Parıldayan

 

Berkin: Güçlü

 

Candaş: Dost

 

Caner: Çok içten, sevilen kişi

 

Cankut: Kişinin şansı, uğuru

 

Cezmi: Kararlı

 

Çağan: Bayram

 

Çağdaş: Aynı çağda yaşayan

 

Çağın: Yıldırım

 

Çelikel: Güçlü kuvvetli kişi

 

Dağ: Toprak ya da kaya yükseltisi

 

Dağhan: Eski Türklerde dağ tanrısı

 

Deha: Dahi

 

Demirkan: En kuvvetli nesilden gelen kişi

 

Doğan: Yırtıcı bir kuş türü

 

Edis:  Ulu, yüce

 

Efe: Batı Anadolu köy yiğidi

 

Ekin: Tahılın filiz vermiş hali

 

Elvan: Rengarenk

 

Erkin: Çalışan kişi

 

Faris: Anlayışlı

 

Ferhan: Sevinçli

 

Ferruh: Uğurlu

 

Feza: Uzay

 

Gediz: Su birikintisi

 

Gençer: Genç erkek

 

Gökbay: Mavi gözlü kişi

 

Haldun: Ebedi

 

Haluk: Güzel huylu

 

Hazar: Güven

 

İhsan: İyilik

 

İlkay: Yeni ay

 

İlker: İlk doğan erkek çocuğa verilen isim

 

İlter: Yurtsever

 

Kaan: Hükümdar

 

Kayahan: Kaya gibi güçlü yönetici

 

Kayran: İnce kumlu toprak

 

Kerem: Cömertlik

 

Kuzey: Güneyin karşıtı yön

 

Latif: Nazik, yumuşak

 

Levent: Denizci, yakışıklı kişi

 

Mengü: Ölümsüz

 

Mert: Özü sözü doğru olan

 

Mir: Komutan

 

Mutlu: Mesut

 

Nazım: Düzenleyen

 

Nejat: Nesil

 

Nezih: Temiz, masum

 

Nusret: Yardım

 

Olcayto: Şanslı

 

Önay: Ocak ayında doğan

 

Önder: Kılavuzluk eden kişi

 

Övünç: Övünülecek şey

 

Pamir: Orta Asya’da bulunan bir sıradağ

 

Peker: Güçlü erkek

 

Poyraz: Bir rüzgar türü

 

Raşit: Akıllı

 

Reha: Kurtuluş

 

Rüçhan: Üstünlük

 

Sadun: Mübarek

 

Sertaç: Baş tacı, çok sevilen

 

Sezgin: Anlayışlı, sezgili

 

Soner: Son doğan erkek çocuk

 

Şahsüvar: Yiğit kişi

 

Şevki: Neşeli

 

Tankan: Temiz soydan gelen kişi

 

Taner: Güçlü kişi

 

Tanju: Türk hükümdarlarına Çinliler tarafından verilen unvan

 

Turgay: Bir tür serçe

 

Ulaç: Sınır

 

Ulaş: İsteğine kavuşmuş kişi

 

Ümit: Umut

 

Ünalp: Tanınmış

 

Ünsal: “Ünlen” anlamında kullanılan isim

 

Vedat: Dostluk

 

Vural: Vur ve al anlamında kullanılan isim

 

Yalım: Alev

 

Yalvaç: Peygamber

 

Yekta: Eşsiz

 

Yüksel: İlerle anlamında kullanılan isim

 

Zafer: Amaca ulaşma

 

Zamir: Vicdan

 

Zeynel: İbadet edenlerin süsü

 

EN ÇOK OKUNANLAR
Vikinglerin yöntemi işe yaradı Mutlu ve öz güvenli çocuk yetiştirmenin 6 kuralı
Vikingler'in yöntemi işe yaradı! Mutlu ve öz güvenli çocuk yetiştirmenin 6 kuralı
Öğretmenleri tarafından keşfedildiler 2 kızın hayatını değiştiren olay
Öğretmenleri tarafından keşfedildiler! 2 kızın hayatını değiştiren olay
İnmede erken dönemde hareket hayati önem taşıyor
İnmede erken dönemde hareket hayati önem taşıyor
Vanlı minik öğrenciler Atatürk’ün doğduğu evi ziyaret etti
Vanlı minik öğrenciler Atatürk’ün doğduğu evi ziyaret etti
Yazarlar
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu 6 Mayıs Haftası burç yorumları - Haftalık burç yorumları
R.Hakan Kırkoğlu
R.Hakan Kırkoğlu Heyecan ve sürpriz içeren bir yeniay geliyor
Dt. Pertev Kökdemir
Dt. Pertev Kökdemir Porselen lamina diş nedir ve nasıl yapılır?
Oğuz Kara
Oğuz Kara Çalışanlarla gizlilik sözleşmesi
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu 29 Nisan Haftası burç yorumları - Haftalık burç yorumları
Oğuz Kara
Oğuz Kara Pozitif Adımlar: Kendi İyi Yanlarını Keşfetme Sanatı
R.Hakan Kırkoğlu
R.Hakan Kırkoğlu Venüs ve Mars burç değiştiriyor
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu 22 Nisan Haftası burç yorumları - Haftalık burç yorumları
Astrolog Seçkin İlbuğa
Astrolog Seçkin İlbuğa 21 Nisan 2024 Uranüs-Jüpiter Kavuşumu: Finansal sistemin kalıcı dönüşümü
Astrolog Seçkin İlbuğa
Astrolog Seçkin İlbuğa 24 Nisan 2024 Akrep Burcunda Dolunay: Vedalaşma zamanı geldi
R.Hakan Kırkoğlu
R.Hakan Kırkoğlu Akrep burcunda dolunay var
Kişisel Gelişim ve Enerji Eğitmeni Sevgi Keleş
Kişisel Gelişim ve Enerji Eğitmeni Sevgi Keleş 'Daha önce bilseydin seçimin farklı olurdu' diyebileceğiniz şeyler
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu 21 Nisan Jüpiter-Uranüs Kavuşumu: 14 senelik döngü başlıyor
Oğuz Kara
Oğuz Kara Threads'in geçici olarak kapanmasının hukuki boyutu
Oğuz Kara
Oğuz Kara Dijital Yönetim: Teknolojinin Gücünü Kullanma Sanatı
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu 15 Nisan Haftası burç yorumları - Haftalık burç yorumları
R.Hakan Kırkoğlu
R.Hakan Kırkoğlu Dikkat çeken zamanlar
Avukat Serpil Çınar
Avukat Serpil Çınar 8. Yargı Paketi'nde getirilen değişiklikler
İlgili Haberler
Survivor All Starda ilk eleme adayı belli oldu Takımlar değişti, dokunulmazlık nefes kesti
Survivor All Star'da ilk eleme adayı belli oldu! Takımlar değişti, dokunulmazlık nefes kesti
İnci Tanelerinde duygu seli Nehir ile Cihan yıllar sonra yan yana geldi
İnci Taneleri'nde duygu seli! Nehir ile Cihan yıllar sonra yan yana geldi
Selen Görgüzelin 300 bin TLlik bileziği bulundu
Selen Görgüzel'in 300 bin TL'lik bileziği bulundu!
10 kilo veren Demet Akalından ameliyat itirafı Boyumla posumla attırıveririm hepinizi
10 kilo veren Demet Akalın'dan ameliyat itirafı! 'Boyumla posumla attırıveririm hepinizi'

YAZARLAR

ASTROLOJİ

  • Günlük Burç Yorumları
  • Aylık Burç Yorumları
  • Haftalık Burç Yorumları
  • Yıllık Burç Yorumları
  • Burç Özellikleri (2023)
  • Daha Fazla
    • Koç Burcu 2023
    • Boğa Burcu 2023
    • İkizler Burcu 2023
    • Aslan Burcu 2023
    • Başak Burcu 2023
    • Yengeç Burcu 2023
    • Terazi Burcu 2023
    • Akrep Burcu 2023
    • Yay Burcu 2023
    • Oğlak Burcu 2023
    • Kova Burcu 2023
    • Balık Burcu 2023
    • Burçlar
    • Yükselen Burç Hesaplama
    • Aşk Uyumu

MODA

  • Stil
  • Ayakkabı
  • Aksesuar
  • Bugün Ne Giysem

DİYET

  • Sağlıklı Beslenme
  • Diyetler
  • Egzersizler

GÜZELLİK

  • Cilt Bakımı
  • Saç Bakımı
  • El ve Ayak Bakımı
  • Makyaj
  • Estetik

İLİŞKİLER

  • Aşk
  • Evlilik
  • Cinsellik
  • Ayrılık

AİLE

  • Hamilelik Hazırlığı
  • Hamilelik
  • Doğum
  • Doğum Sonrası
  • Bebek
  • Daha Fazla
    • Çocuk
    • Ergenlik
    • Gebelik Hesaplama

DEKORASYON

  • Salon
  • Mutfak
  • Yemek Odası
  • Yatak Odası
  • Banyo
  • Daha Fazla
    • Dış Mekan
    • Kendin Yap (DIY)

SAĞLIK

  • Kadın Sağlığı
  • Erkek Sağlığı
  • Çocuk Sağlığı
  • Cinsel Sağlık
  • Ruh Sağlığı
  • Daha Fazla
    • Alternatif Tıp
    • Genel Sağlık

YAŞAM

  • Evcil Hayvan
  • Püf Noktası
  • Seyahat-Tatil
  • Editörün Seçtikleri
  • Rüya Tabirleri

YEMEK

  • Çorba Tarifleri
  • Et Yemekleri
  • Hamur İşi
  • Zeytinyağlılar-Sebzeler
  • Tatlı Tarifleri
  • Daha Fazla
    • İçecekler
    • Salatalar-Mezeler
    • Diyet Tarifler
    • Yöresel Lezzetler
    • Bugün Ne Pişirsem

PEMBENAR TV

  • Çocuk
  • Yemek
  • Sağlık
  • Diyet
  • Güzellik
  • Daha Fazla
    • İlişkiler
    • Başaran Kadın
    • Püf Noktası
    • Alternatif Tıp
    • Evcil Dostlar
    • Yaşam
    • Hukuk
    • Dini Sohbetler
    • Hakan Kırkoğlu İle Astroloji
    • Aysun Düz İle Pilates
    • Op. Dr. Gökçe Mık İle Ortopedi
    • Sevil Eskicioğlu İle Yaşam Koçluğu
    • Mustafa Altay ile Saça Dair
BİZİ TAKİP EDİN
UYGULAMALARI İNDİREBİLİRSİNİZ

Türkiye'den ve Dünya’dan son dakika haberler, köşe yazıları, magazinden siyasete, spordan seyahate bütün konuların tek adresi http://milliyet.com.tr ; Milliyet.com.tr haber içerikleri izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.

© 2024 Milliyet.com.tr
  • • Künye
  • • İletişim
  • • Veri Politikası
  • • Reklam
  • • Arşiv
  • • Üyelik