28.08.2026 - 14:35 | Son Güncellenme:
Sean, ailesiyle birlikte satın aldığını düşündüğü eve yerleştikten sonra adres bilgilerindeki gariplikleri araştırınca tapuda bambaşka bir mülkün sahibi olarak göründüğünü öne sürdü.
Sean'ın anlattığına göre süreç internette yayımlanan bir emlak ilanıyla başladı. Evi beğenen çift, emlakçı eşliğinde mülkü gezdi ve satın almak için teklif verdi. Ancak ilandaki adres ve şehir bilgilerinin gerçeği yansıtmadığı daha sonra ortaya çıktı. Sean, söz konusu evin internette yanlış adres ve yanlış şehir bilgisiyle listelendiğini söyledi.
Üstelik çift ilk kez bölgeye gittiğinde harita uygulamasının onları başka bir eve yönlendirdiğini de anlattı. Sean'a göre bu durum sorgulandığında kendilerine haritanın yanlış olduğu söylendi. Böylece ilk bakışta küçük görünen adres karmaşası satış sürecini durdurmadı.
Sean'ın iddiasına göre kapanış işlemlerinden yalnızca üç gün önce emlakçısından bir mesaj geldi. Tapu şirketinin mülke ilişkin arazi ölçüm belgesini bulamadığı ve bu nedenle kendisinin bir feragat belgesi imzalaması gerektiği bildirildi.
Sean bu aşamada adresin doğru olup olmadığını yeniden sorduğunu ancak kendisine güvence verildiğini anlatıyor. Tapu şirketinin de adresin asıl belirleyici unsur olmadığını, hukuki mülk tanımının önemli olduğunu söylediğini öne sürüyor. Çift bunun üzerine işlemlere devam etti.
Aile eve taşındığında Sean'ın dikkatini çeken ayrıntılardan biri posta kutusundaki numara oldu. Buradaki adres, satış belgelerinde bulunan adresle uyuşmuyordu. Buna rağmen elektrik ve diğer hizmetler çiftin adına geçirilmişti. Sean ayrıca taşınmadan önce evin kalorifer yakıtı için 830 dolar ödediğini de anlattı.
Asıl şaşkınlık ise posta işlemleri sırasında yaşandı. Sean'ın aktardığına göre posta idaresinden gelen bir bildirim, evin düşündükleri şehirde değil başka bir şehir sınırı içerisinde bulunduğunu söylüyordu. Adresini birkaç kez yönlendirmek zorunda kalan Sean sonunda resmi mülkiyet kayıtlarını araştırmaya karar verdi.
Sean yerel resmi kayıtlara ulaştığında satın aldığını düşündüğü ev ile tapusunda bulunan mülkün aynı olmadığını fark ettiğini söylüyor. Kendi anlatımına göre ailesiyle yaşadığı arazi üzerinde herhangi bir mülkiyet hakkı görünmüyordu. Tapu kayıtlarında kendisine ait görünen mülk ise yaklaşık çeyrek mil uzaklıktaki başka bir ev ve ona bağlı araziydi. Sean sosyal medyada durumu anlatırken fiilen başka birinin mülkünde yaşadıklarını söyledi.
Sean'ın daha sonra yaptığı araştırmaya göre karmaşanın kökeni kendi satın alma işleminden de eskiydi. Üç komşu mülkün geçmişte aynı trust bünyesinde bulunduğunu ve 2021 yılında yapılan bir satış sırasında hukuki mülk tanımları ile parsel bilgilerinin birbirine karıştığını iddia etti. Bu yanlış kayıtların sonraki satış işlemine de taşındığını söyleyen Sean, böylece kendisine gösterilen ev ile resmi belgelerde devredilen mülkün birbirinden farklı hale geldiğini öne sürdü. Bu bölümdeki ayrıntılar henüz Sean'ın kendi anlatımına dayanıyor.
Sean olayın ortaya çıkmasının ardından tapu sigortası kapsamında talepte bulunduğunu ancak şirketin talebi kabul etmediğini öne sürdü.