Milliyet Anasayfa Pembenar
  • Astroloji
  • Sağlık
  • Güzellik
  • Yazarlar
Menü
Giriş
MİLLİYET ANA SAYFA
  • Astroloji
  • Sağlık
  • Güzellik
  • Yazarlar
Gündem
Dünya
Ekonomi
UzmanPara
Anasayfa Borsa Döviz Altın
Skorer
Anasayfa Fikstür Puan Durumu
Cadde
Pembenar
Yazarlar
Milliyet Tv
Astroloji
Seçim Sonuçları
Son Depremler
Tümü
Milliyet Çocuk Oyun Eğitim Kültür Sanat Milli Piyango Yerel Haberler Pazar Ege Gazete Arşivi Milliyet Rekabet Milliyet Executive Milliyet Arkeoloji Milliyet Mimarlık
Resmi İlanlar
Bize Ulaşın
Künye Reklam Üyelik
  • Twitter icon
  • Instagram icon
  • Youtube icon
  • Tiktok icon
© Copyright 2024 Milliyet.com.tr | Giriş Yaptığınız taktirde kullanım koşullarını ve gizlilik politikasını kabul etmiş olursunuz.
Son Dakika Haberler
Bebek Kız İsimleri 2024 - En Güzel, Popüler, Daha Önce Duyulmayan, Değişik, Kız Bebek İsim Önerileri
  • Paylaş:
  • Twitter icon
Haberler Bebek Haberleri

Kız İsimleri 2024 - En Güzel, Popüler, Daha Önce Duyulmayan, Değişik, Kız Bebek İsim Önerileri

02.01.2024 - 14:04 | Son Güncellenme: 02.01.2024 - 14:04

#kız isimleri #bebek #anlamları
Twitter Linkedin Flipboard Linki Kopyala
Twitter Linkedin Flipboard E-posta Linki Kopyala Yazı Tipi

Anne ve babalar çocuklarının hayatı boyunca taşıyacağı isimleri seçerken özen gösteriyor. Bu yüzden anne ve baba olmaya hazırlanan çiftlerin hamilelik veya hamilelik öncesinden en çok üzerinde düşündüğü konuların başında geliyor. Yakın çevreden akıl alan ebeveynler uzun süreli bu konuda araştırma içerisine giriyor. Kız bebekler için 2024 yılında birbirinden güzel, modern, popüler ve değişik isimler yer alıyor. Çocuklarınıza verebileceğiniz en güzel, zor bulunan, anlamı güzel, duyulmamış, modern, keşfedilmemiş, değişik, yeni, nadir bulunan, popüler, otantik, dini kız bebek isimleri için “Kız Çocuk İsimleri ve Anlamları 2024” içeriğimize göz atabilirsiniz.

1/30 Kız İsimleri 2024 - En Güzel, Popüler, Daha Önce Duyulmayan, Değişik, Kız Bebek İsim Önerileri

Bebek cinsiyetinin öğrenilmesinin ardından isim konusu üzerinden düşünülmeye başlıyor. Anne ve baba adayları doğacak kız ve veya erkek çocukları için uzun süre önceden araştırmalara başlıyor. 2024 yılında kız bebekler için birbirinden güzel, anlamlı ve modern isimler bulunuyor.

2/30 Popüler Kız İsimleri

Popüler Kız İsimleri

Anne ve baba adaylarının en çok kararsız kaldığı konulardan bir tanesi de isimler oluyor. En güzel ve en popüler isimleri doğacak yavrularına vermek isteyen adaylar derin bir araştırma içerisine giriyor. 2024 yılının en popüler isimleri;

 

 

Akasya: Bir süs ve gölge ağacı

 

Akel: Doğru dürüst işler yapan kimse

 

Alkım: Gökkuşağı

 

Alya: Yükseklik

 

Asel: Bal

 

Aylan: Açıklık, alan

 

Balca: Bala benzeyen

 

Balın: Sevgili

 

Benan: Parmakla gösterilen, tanınmış

 

Bengi: Sonsuz

 

Beren: Güçlü, kuvvetli

 

Bergüzar: Hatıra

 

Cansın: “Sevgi dolusun!” anlamına gelen isim

 

Cangül: İç açıcı

 

Cavidan: Kalıcı olan

 

Cemre: Şubat ayında birer hafta ile oluştuğu düşünülen sıcaklık artışları

 

Cevher: Öz, maya

 

Ceyda: Uzun boylu ve güzel kadın

 

Çağın: Yıldırım

 

Çağla: Coşkulu ol

 

Çakıl: Taş parçası

 

Çilen: Hafif yağan yağmur

 

Çiçek: Bitkinin güzel renkli, taç yapraklı bölümü

 

Deren: Toplayan

 

Dilara: Gönül alan

 

Dilay: Ay gibi güzel

 

Dilde: Ünü herkesin dilinde olan

 

Dora: Zirve

 

Ece: Kraliçe

 

Efil: Rüzgar

 

Erda: Beyaz karınca

 

Erem: Gönüllü, istekli olma

 

Ezgi: Melodi

 

Feray: Ay ışığı

 

Ferda: Yarın

 

Feris: Aydınlık

 

Fulya: Nergisgillerden bir tür çiçek

 

Füruzan: Aydınlık

 

Gizem: Sır

 

Gülbin: Gül fidanı

 

Gülce: Gül gibi

 

Gülriz: Gül saçan

 

Güzin: Seçkin

 

Hale: Güneş ya da ayın çevresinde görülebilen ışıklı daire

 

Hayal: Zihinde canlandırılan şey ya da gölge

 

Hazal: Kuruyan ağaç yaprakları

 

Helin: Yuva

 

Hoşneva: Hoş sesli

 

Ilgıt: Hafif, yavaş

 

Ilım: Yumuşaklık

 

Irmak: Nehir

 

Işıl: Parıldayan

 

Itır: Güzel koku veya ıtır çiçeği

 

İdil: Saf aşk

 

İlter: Yurtsever

 

İncinur: İnci gibi parlak olan

 

İren: Özgür

 

İyem: Güzellik

 

Jale: Kırağı

 

Janset: Güneşin doğumu

 

Jülide: Karmakarışık

 

Kamer: Ay

 

Kayra: İyilik, ihsan

 

Kumru: Güvercine benzeyen bir kuş türü

 

Kuzey: Yön adı

 

Lamia: Parlayan

 

Lerzan: Titreyen

 

Leyan: Parlayıcı

 

Leyla: Gece

 

Mavisu: Deniz

 

Mayda: Narin

 

Melda: Çok genç

 

Maral: Geyik

 

Mimoza: Çiçekli bir ağaç türü

 

Naz: Cilve

 

Neva: Ahenk

 

Nevra: Parlaklık

 

Nil: Lacivert

 

Nurçin: Işık toplayan

 

Olca: Bolluk, bereket

 

Orkide: Bir çiçek türü

 

Oya: İnce, nazik

 

Ömür: Hayat

 

Özben: “Gerçekten ben” anlamına gelen isim

 

Özden: Soyca temiz

 

Öykü: Hikaye

 

Özten: Teni düzgün olan

 

Pamira: Orta Asya’da bulunan bir sıradağ

 

Parla: “Işık saç” anlamına gelen bir isim

 

Pelin: Bir bitki türü

 

Perran: Uçan, uçucu

 

Renan: Çınlayan

 

Rengin: Parlak renkli

 

Ruken: Güler yüzlü

 

Rüçhan: Üstünlük

 

Seden: Gözü açık olan

 

Selin: Coşkun akan su

 

Selmin: Sevgi dolu olan

 

Serpin: Yağmur

 

Sumru: Bir şeyin üst tarafı

 

Şafak: Gündoğumu öncesi beliren aydınlık

 

Şebnem: Çiğ

 

Şermin: Utanan

 

Şule: Alev

 

Tanseli: Şafak vakti olan sel

 

Tünay: Gece ile ay

 

Tülin: Ayna

 

Ulya: En ulu

 

Umay: Çocukları ve hayvanları koruduğuna inanılan tanrı, devlet kuşu

 

Uzel: Usta

 

Ülker: Bir takımyıldızı adı

 

Ülkü: Amaç

 

Ünsel: Çok meşhur

 

Vera: Şüpheli şeylerden uzak duran

 

Verda: Gül

 

Vira: Aralıksız

 

Yazel: Günahsız

 

Yeşim: Değerli bir taş

 

Yonca: Bir bitki türü

 

Zeren: Kavrayışlı

 

Zeynep: Mücevherler

 

Zühre: Çoban yıldızı, Venüs

 

A'dan Z'ye bütün kız isimleri ile ilgili listemiz devam etmektedir. 

 

 

3/30 ‘A’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘A’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

Aba: Abla, ana.

Abaç: Annesine benzeyen, annesinin yapısında olan.

Abadan: şen, bayındır, mamur.

Abak: Eski Türklerde ölmüş ataların tapınılan heykelleri.

Abakay: Eski Türklerin büyük kadınlara verdiği ünvan.

Abasıyanık: Gönlünü kaptırmış, vurulmuş, kendinden geçmiş, aşık olmuş.

Abay: Ay’ın suya akseden yansıması.

Abaza: 1. Kuzeybatı Kafkasya’da yaşayan bir halk. 2. Bu halka mensup olan kims

Abbase: Ahmed b. Hanbel’in hanımının ismi. Hz. Abbas’a mensup olan.

Abdar: 1. Sulu, taze. 2. Parlak. 3. Sağlam vücutlu. 4. Nükteli. 5. Zarif, güzel, hoş. 6. Su veren hizmetçi.

Abendam: Güzel vü­cutlu, güzellik.

Abgül: Su gibi berrak ve duru olan gül.

Abıru: Yüz suyu, namus.

Abşar: Şelale

Abucan: Çok güzel dost.

Acar: 1. Becerikli. 2. Atılgan, ele avuca sığmaz. 3. Halk. 4. Yeni, taze

Acarbegüm: Güzel yüzlü, sevimli.

Acarbike: Güzel ve alımlı kadın

Acarhatun: Sevimli, güzel yüzlü kadın

Acem: 1. Açık ve doğru Arapça konuşamayan kimse 2. İran haklarından birine mensup.

Acer: Hz. İsmail (a.s.)´in annesi

Acunbüke: Çok güzel ve cana yakın

Acungüneş: Dünyayı aydınlatan güneş

Acunışık: Dünyayı aydınlatan ışık.

Aça: Ana, analık

Açalya: Açelya

Açanay: Ay gibi ışık saçan

Açangül: Açılan gül çiçeği

Açe: Sumatra adasının en kuzey kısmı. Önceleri burada Açe İslam devleti h

Açelya: Kokusuz çiçekler açan bitki.

Açıl: Büyü, serpil, geliş” anlamında bir söz. Açılmak eylemin­den emir;

Açılay: Ayın şekilleri, yansıması

Açılel: Cömert, paylaşmasını bilen

Açkıngül: Açılmış gül gibi güzel olan.

Ada: Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire

Adacan: Sevimli, cana yakın

Adagül: Adada yetişen gül

Adalet: Hak ve hukuku uygunluk, hakkı gözetmek

Adanır: Adı ünlenen kimse

Adani: Doğurgan, üretken.

Adel: soyluluk, asillik, aristokrasi; soylular, asilzadeler.

Aden: Cennet Bahçesi

Adeviye: 1. İyilik, yar­dımseverlik. 2. Ünlü hanım mutasav-vıfe.İyilikseverl

Adıcan: Adı ile sevilen, adı sevgili, dost olan.

Adıgül: Adını gülden alan

Adıgüzel: Adı beğenilen, hayranlık uyandıran, sevilen.

Adın: ad sözcüğünün tekil ikinci kişi iyelik eki almış hali

Adınur: Adını ışıktan alan, adı ışık saçan.

Adışah: Adını şahtan alan.

Adışık: Adı güzel olan, adı ışık saçan.

Adile: Adaletli, hukuklu kişi

Adin: Cennet.

Adniye: Cennetlik.

Adviye: İyilik yapmak, yardımseverlik.

Afafet: 1. Afiflik, temizlik, temiz olan. 2. Fenalıktan, günah işlemekten kaçınma. 3. Namuslu olmak.

Afat: Afet, tufan. 2. Çok güzel kadın.

Afet: Çok güzel kadın manasındadır.

Afif: 1. İffetli, namuslu, ırz ve namus sahibi kadın. 2. Doğru, haramdan sakınan, yolsuzluğa sapmaz kişi.

Afife: Temiz, namuslu, iffetli.

Afitab: l. Güneş, gün ışığı. 2. Çok güzel, dilber, parlak yüz.

Afitap: Güneş / Çok güzel manalarını taşır.

Afiye: Sağlık, sağlamlık.

Afra: Ayın 13. gecesi, beyaz toprak.

Afret: Kadın. hanım, bayan.

Afşar: Atak, uyumlu

Afşin: Silah, zırh.

Aftabe: 1. Su kabı. 2. Güneş biçiminde yapılan mücevher

Aguş: Kucak.

Ağaça: Melike. 2. Kadın hükümdar.

Ağahanım: Zengin hanım, malı mülkü bol olan hanım.

Ağahatun: Zengin, hatun, varlıklı kadın.

Ağan: Ka.- Akanyıldız, ağma

Ağanbegüm: Göğe doğru yükselen kadın.

Ağbet: Akça yüzlü.

Ağca: Beyaz tenli kadın.

Ağça: Temiz, saf.

Ağgelin: Akça, pakça gelin.

Ağgül: Beyaz gül. 2. Gül gibi saflık taşıyan güzel.

Ağgün: Aydınlık gün.

Ağgünlü: günü aydınlık olan, ak günlü

Ağış: Göğe doğru yükselme, yükseliş.

Ağıt: Ölen bir kimsenin ardından okunan ezgi, söylenen söz

Ahenk: Uyumlu, uyum içinde olan

Ahfa: Kalb, ruh, sır, hafi, ahfa şeklinde sıralanan “letafeti hamse” sonuncusuna verilen ad.

Ahla: Çok tatı. Pek şi­rin.

Ahmer: Kırmızı, kızıl.

Ahra: Daha layık, mü­nasip, uygun.

Ahsa: Arabistan’ın KuveytKatar kısmına verilen isim Erkek ve kadın adı olarak kullanılır

Ahsen: En güzel, en iyi

Ahter: Yıldız.

Ahu: Güzel kadın

Ahucan: Çok güzel dost

Ahueda: Nazlı güzel

Ahuela: Çok güzel gözlü

Ahufer: Göz kamaştıran güzellik.

Ahugöz: Gözleriyle güzelliğini bütünleştiren.

Ahugül: Çok güzel

Ahugüzar: Becerikli güzel

Ahunaz: Nazlı güzel, nazenin

Ahunigar: Resim gibi güzel.

Ahunisa: Çok güzel kadın

Ahunur: Göz kamaştıran güzelliğe sahip olan

Ahuse: Coşkulu güzellik

Ahusel: Çoşkulu güzellik

Ahuser: Güzelliği gözler önünde olan, göz kamaştıran güzellik.

Ahuses: Güzel sesli

Ahusoy: Çok güzel bir soydan gelen.

Ahusu: Su kadar temiz ve güzel olan.

Ahusun: Güzelliği gözler önünde olan.

Ahuşan: Güzelliğiyle şan şöhret sahibi olmuş.

Ahuşen: Güzel ve neşeli.

Ahutan: Tan vaktinin güzelliğine sahip olan.

Ahuten: Çok güzel bir tene sahip olan.

Ahuyar: Güzel sevgili, yar.

Aişe: Zenginlik ve bolluk gören.

Ajda: Çentik, çentikli, filiz.

Ajik: Badem, küçük dal, sürgün, filiz.

Ajlan: Hızlı, çabuk, telaşlı

Akaltan: Hem ak hemde al olan tan

Akaltın: Ak renkte altın, beyaz altın

Akaltun: Ak renkte altın, beyaz altın

Akanay: Yıldız kümesi.

Akanean: Sevgiliye akıp giden can.

Akangün: Hızlıca giden gün.

Akant: Iyi dilekli ant, ak ant, ak yemin

Akanyıldız: geceleri gökte görülen, hızla akıp giden ışıklı gökcismi

Akarsu: Belirli bir yatak üzerinde, yer üstünde ve yeraltında akan su. 2. Tek sıra inciden veya elmastan gerdanlık.

Akartuna: Akıp gitmekte olan Tuna, akar durumdaki Türk; akıncı Türk

Akartürk: su gibi akıp gider durumdaki Türk akıncı Türk

Akasiye: Akasya ağacı ve çiçeği.

Akasma: Beyaz, mavi, morumsu, pembe çiçek veren yabani, tırmanıcı bir bitki.

Akasya: Güzel kokulu çiçekleri olan bir ağaç

Akay: Ayın en parlak hali

Akbacı: Temiz, dürüst, içten.

Akbahar: Baharın güzelliğini temizliğiyle birleştiren.

Akbaşak: ak renkli başak

Akbilge: Alim, bilgili, dürüst kimse.

Akcan: Temiz ve dürüst kişi, candan insan

Akça: Temiz, saf, iyi niyetli kişi. 2. Beyaza yakın renkte olan.

Akçagül: Beyazımsı gül gibi olan kadın.

Akçakiraz: Bir kiraz çeşidi.

Akçan: Temiz, dürüst kimse

Akçasu: Berrak su gibi olan.

Akçay: Berrak, temiz, duru akan çay

Akçıl: Beyazımsı, solgun.

Akçiçek: Ak renkli çiçek, beyaz renkli çiçek.

Akda: Himaye altında olan cariye, kadın, köle.

Akdes: Kutsallığa yakın olan

Akdil: Saf dilli.

Akdolun: Temizliği ve saflığı her zaman için kendinde bulunduran.

Akeda: Nazlı temiz güzel.

Akel: Eli uğurlu anlamında

Akela: Temizliği ve gözlerinin güzelliğiyle herkesi büyüleyen.

Akfer: Beyaz ışık saçan.

Akgül: Beyaz gül

Akgülen: Temizliğiyle, saflığıyla tebessümü yüzünden hiç eksik etmeyen.

Akgün: Işıklı gün

Akgüneş: ak aydınlık Güneş; akça pakça ve güneş gibi aydınlatıcı

Akgüngör: aydınlık, gönençli, dirlik düzenlik içinde bir göresin anlamına bir dilek

Akhanım: Temiz, dürüst, saygıdeğer.

Akışık: Beyaz, parlak ışık.

Akibe: Son bitim.

Akide: Bir şeye inanarak bağlanış. 2. İnanç, din inancı.

Akife: Bir şey üzerinde azimle duran, sabırlı

Akik: Yüzük taşı. 2. Çok değerli olan.

Akile: Akıllı, akıl sahibi, kavrayışlı.

Akipek: İpek gibi yumuşak insan.

Akis: 1. Yankı. 2. Işığın veya bir şeklin bir satha çarpıp orada görünm

Akkadın: Temiz, dürüst ve saygıdeğer kadın.

Akkız: Beyaz kadın.

Akkor: Beyazlaşmış ateş

Akkutlu: Dürüstlüğüyle kutsanmış olan.

Akmar: Aylar, yıldızlar.

Akmer: Ay gibi beyaz (yüz)

Akmeriç: ak, aydınlık meriç

Akmut: ak dilek, ak göneniş

Akmutlu: bütün istek ve özlemleri yerine gelmiş olan; ak gönençli

Aknaz: Nazlı kız.

Aknigar: Beyaz resim.

Aknur: Beyaz, temiz ışık.

Akol: Dürüstlüğünle tanın.

Akören: ak, aydınlık kent kalıntısı

Akpak: Tertemiz, çok dürüst.

Akpınar: Berrak ve temiz su.

Akra: En güzel, en uygun olan

Aksel: Beyaz renkte taşkın su.

Aksen: Sen aksın, kirlenmemişsin, temizsin.

Akses: Sesi aydınlık saçan.

Aksev: Aydınlığı sev, ışık saç

Akseven: Ak rengi seven kimse.

Aksevil: Ak tenli ol ve sevil; akça pakça sevilen kimse.

Aksın: Temiz, doğru, dürüstsün., Akip Gitmek

Aksu: Temiz su gibi.

Aksuna: Güzelliğiyle ilgi çeken

Aksülün: Beyaz tenli.

Akşan: Temizliğiyle bilinen.

Akşen: şen şakrak,

Akşın: Beyaz tenli kadın

Akşin: Beyaz tenli kadın.

Aktaç: Dürüstlüğü ve temizliği nedeniyle şereflendirilmesi gereken. 2. Gelin tacı.

Aktan: Aydınlık, mehtaplı gece.

Akten: Beyaz tenli olan.

Aktolun: Beyaz dolunay. 2. Beyaz ay.

Akülke: Aydınlık ülke, mutlu ülke.

Aküs: Nazik, zarif, çekicilik, cazibe.

Akyar: Beyaz tenli sevgili

Akyıl: Temiz, güzel sene.

Akyıldız: Çoban yıldızı, uğurlu, kutlu yıldız.

Ala: Çok renkli, rengârenk

Âlâ Nur: Yüce yüksek ışık

Aladal: Çok renkli genç.

Alafer: Karışık renkli ışık.

Alagöz: Açık kestane renginde gözü olan.

Alagun: Yazın güneş buluta girdiği zamanki gölgeli hava.

Alagül: Çok renkli gül

Alagülen: Her şeye gülen.

Alagün: Yazın, güneş bulut arkasında kaldığında oluşan gölgeli durum.

Alagüz: Sonbaharın rengini taşıyan.

Alakuş: Karışık renkleri olan kuş

Alamet: 1. İşaret, iz, nişan. 2. Remiz, sembol. 3. Belirti, emare. 4. Çok iri, şaşılacak büyüklükte(meç.).

Alanay: Ayın ışık saçtığı zaman.

Alanaz: Her şeyde nazlanan.

Alangoya: Altın geyik. Ünlü Moğol destanının kut­sal sayılan kadın kahraman

Alangu: Altın geyik. Ünlü Moğol destanının kut­sal sayılan kadın kahraman

Alanur: Yarı ışıklı

Alapınar: Alaca pınar, ala pınar.

Alara: Mitolojide bir yer adı. Prenses manasındadır.

Alarcın: Güzelliğini ateşin kırmızılığından alan

Alases: Çok renkli bir sese sahip olan.

Alasoy: · Çok renkli bir soydan gelen.

Alasu: İyi ve temiz su.

Alaşan: İyi, kaliteli isim.

Alaşen: Keyfi yerinde olan.

Alaten: Teni karışık renkli olan.

Alayar: Renkli sevgili.

Alaz: Alev

Albeni: Çekicilik, güzellik.

Alcan: Can alıcı güzel. Can alan, cesur, yürekli.

Alcık: Yanaklarının pembeliğiyle sevimli olan.

Alçiçek: Kırmızı çiçek

Alçin: Bir küçük kuş.

Aldaş: Her iki yanağıda kırmızı olan.

Aldeniz: Kızıl renkli deniz.

Aleda: Nazlı, kaprisli

Alela: Yanakları kırmızı, gözleri ela olan.

Alev: Ateşin çıkardığı yalım

Aleyna: Esenlik ve güzelliklere sahip, esenlik içinde olan.

Algım: Sevdalı vurgun.

Algın: Birine gönül vermiş, vurgun, tutkun

Algun: 1. Aklı alınmış. 2. Al renginde, koyu ve parlak pem­be. 3. Tümsek, te

Algune: 1. Serap. 2. Allık.

Algül: Kırmızı gül.

Algün: Kırmızı gün

Algüzar: becerikli, allı kadın.

Alım: Cazibe, gözü, gönlü çeken güzellik. 2. Kurum, çalım, gurur.

Alime: Çok okumuş, bilgin, aydın kadın.

Alin: Yükselen ışık, ışığın kaynağıdır.

Alipek: Al renkli ipek.

Alisa: Asil soydan olan

Aliya: Kızların güzeli, sultani, güçlüsü.

Aliye: Yüce olan

Alize: Tropik bölgelerde esen rüzgâr

Alkım: Gökkuşağı

Alkış: Birini Övme

Alkız: Kırmızı yanaklı, sağlıklı kız

Alköz: Kırmızı ateş.

Allı: Al renkli, al renge boyanmış.

Allıbahar: Al rengine bürünmüş bahar çiçekleri.

Allıcan: Al renkli yürekten dost

Allıçiçek: Al renkli çiçek.

Allıgül: Al renkli gül. 2. Kırmızı gül.

Allıgülen: Gülüşünde sıcaklık hissedilen

Allıgün: Al rengine bürünmüş gün.

Allıgüz: Al rengine bürünmüş sonbahar.

Allıı: Al renkli, al renge boyanmış.

Allıkız: Sağlıklı, al yanaklı kız.

Allınaz: Kırmızılara bürünmüş nazlı güzel.

Allınur: Al renkli ışık saçan.

Allısu: Al rengine bürünmüş su.

Allışan: Kırmızılara bürünmesiyle tanınan.

Allışen: Sıcak kanlı.

Allıtan: şafak vaktinin kızıllığı gibi güzel olan.

Allıten: Al renkli bir tene sahip olan.

Almabanu: Hanımefendi, prenses.

Almagül: Gül gibi güzel.

Almıla: Almak.

Almila: Al elma.

Almina: Al elma.

Almira: Ay tutulması esnasında ayın çevresinde görünen kızıllık.

Alpike: Kahraman kraliçe

Alpnur: Yiğit, cesur, yürekli, güzel kadın.

Alsan: Ün al, adın duyulsun.

Alseven: Mutluluk duyan.

Alsevin: Mutluluk duy.

Alsu: Al renkli su.

Alsuda: Suya yansıyan ay ışığı.

Alsun: Güzelliğini sunan.

Alşan: şanlı şöhretli, namlı.

Altaç: Al renkli taç.

Alten: Al renkli tene sahip olan.

Altın: Parlak, işlenebilen, değerli bir maden

Altın (Altun): Değerli bir metal (Paslanmayan, en iyi iletken)

Altınay: Üstün nitelikli, değerli kimse.

Altınbaşak: Değerli kişi.

Altınbike: Altın gibi değerli kadın.

Altınçiçek: Üstün nitelikli, değerli kadın.

Altındal: Gelecek vaat eden genç

Altıngül: Üstün nitelikli, değerli kadın.

Altınhanım: Üstün nitelikli, değerli kadın.

Altınışık: Işığın en güçlü anı.

Altınışın: Işığın en güçlü anı.

Altınız: Işığın en güçlü anı.

Altıniz: Değerli yol.

Altınsaç: Sarı saçlı kadın.

Altıntaç: Altından taç.

Altun/ Altın: Değerli bir metal (Paslanmayan, en iyi iletken)

Altuna: Kırmızı akan Tuna Irmağı.

Aluçe: Alıç, yeşil erik.

Alun: En yüksek melekler topluluğunun adıdır.

Alüze: Gamlı, kederli.

Alya: Yüksek yer, yükseklik, gök

Amade: Hazır, hazır olmak

Amber: 1. Güzel koku. 2. Güzellerin saçı.

Amelya: Çalışkan, gayretli.

Amile: Bir işi yapmakla yükümlü olan.

Amine: Gönlü emin, kalbinde korku olmayan.

Amira: Emir veren prenses, yönetici kadın

Amiran: miran

Amire: Buyuran, emreden. ·2. Bir işte emir verme yetkisinde olan.

Amre: Yaşam süren, yaşayan.

Anabacı: Anne ve kız kardeş.

Anabörü: Dişi kurt.

Anahanım: Anne olmuş kadın.

Anakadın: Anne olmuş kadın.

Anakız: Anne ve kız.

Anar: Anımsar, hatırlar.

Anargül: Anımsayan, hatırlayan güzel kadın.

Anber: Güzel kokulu, kül rengi madde.

Andaç: Anılar, hatıralar

Andelip: Bülbül.

Anı: Yaşanmış olaylardan belleğin sakladığı.

Anıl: 1. Anılmak eylemi. 2. Meşhur, ünlü. 3. Hatırlanan.

Anife: 1. Sert, şiddetli. 2. Haşin. 3. Geçmişte, pek yakında, burnun ucu denecek kadar yakından gecen. 4. Biraz önce, belirtilen, bahsedilen.

Anisa: Cana yakın.

Anka: Kaf Dağı'nda bulunduğu söylenen masal kuşu

Apak: Bembeyaz, çok ak, çok temiz.

Aral: Birbirine yakın adalar topluluğu.

Aram: Sakin, huzurlu.

Aramcan: 1. Gönül rahatı. 2. Sevgili, sevilen güzel.

Arasti: Süslü, hazırlanmış

Arca: Temiz, namuslu.

Arcan: Candan, namuslu dost.

Ardal: Çevresine saygılı olan.

Ardıç: Güzel kokusu ile bilinen bir ağaç türü.

Arefe: Herhangi bir zamandan, bir önceki zaman, önceki gün.

Aren: 1. Çölde bulunan en parlak ve gösterişli kum. 2. Çöl kumu. 3. Parlak kum tanesi.

Argana: Akıllı, bilgili.

Argül: Gençliğini ve güzelliğini koruyan.

Argüzar: Becerikli ve güzel kadın

Arıçel: Barış elçisi.

Arıel: Temiz, dürüst çalışan, hilesiz.

Arın: Katışıksız, temiz, kirden uzak

Arife: Bilgi sahibi zarif kadın

Arjin: Yaşam ateşi.

Arkay: 1. Yükselen.2. Çeşitli yönlere doğru çıkık bir durumda olan.

Armağan: Hediye, ödül

Arman: 1. Özlem, hasret. 2. Pişmanlık, teessüf.

Armanç: İdeal, ülkü.

Armina: Cesur, yürekli.

Armine: Emine. 2. Korkusuz, yürekli.

Armoni: Ses uyumu.

Arnisa: Namuslu kadın

Arrafe: 1 Falcı, kahin. Müneccim. 2. Hekim. 3. Göçebe Arap aşiretlerinin örfe vakıf umumi bilgileri.

Arsal: Namusuyla övünen.

Arsay: Çok saygın kadın.

Arsel: Çok coşkulu kadın.

Arsen: Kurtuluş, özgürlük

Arser: Gözler önünde olan.

Arsima: Yüzü ay gibi parlak, nurlu, uğurlu olan.

Arsoy: Çok namuslu bir soydan gelen.

Arsu: Su kadar berrak

Arsun: Yüreğindeki temizliği yansıtan.

Artaç: Arkadaş, meslektaş, dost.

Artanç: İnce ruhlu, duyarlı, sanatkar.

Artemis: Eski Yunan Tanrıçalarından biri, bereketin, ormanların ve dağların tanrıçası.

Artukmaç: Güzide, benzersiz.

Arukız: Sevimli kız, güzel kız.

Arüsek: 1. Gelin, küçük gelin. 2. Bebek gibi güzel kız. 3. İşlemecilikte kullanılan yeşil parlak sedef. 4. Ateş böceği. 5. Küçük bir mancınık çeşidi.

Arva: En güzel kadın

Arven: Akşam yıldızı, güzellik, tazelik.

Arya: Operada sanatçının orkestra eşliğinde söylediği uzun şarkı

Arziye: Toprakla ilgili, topraktan yetişen.

Arzu: İstek

Arzucan: Candan isteyen

Arzucuk: Candan sevilen.

Arzuela: Güzel gözlü kız.

Arzufer: Çevresine ışık saçan.

Arzugül: İstenilen, beğenilen gül.

Arzugülen: Sürekli tebessüm etmesi temenni edilen.

Arzugüzar: Yetenekleriyle her işin üstesinden gelmeye çabalayan. .

Arzuhan: İsteklerin efendisi.

Arzula: İste, heves et.

Arzum: İsteğim dileğim, hevesim.

Arzuman: 1. İstek, bahşiş. 2. Emel, heves, meyi. 3. Özlemek, müştak olmak. “Arzum” olarak da kullanılır. Meşhur halk hikayelerinde Kamber’in sevgilisi.

Arzunaz: Naz yapan, nazenin.

Arzunur: Yüreğindeki güzelliği dışarı saçan.

Arzusal: Kendini kanıtlamaya çabalayan, uğraşan.

Arzusel: Coşkulu istek.

Arzusoy: Meraklı bir soydan gelen.

Arzusu: Özünü içtenlikle dışarı vuran.

Arzuyar: İstekli sevgili.

Asalbegüm: Gerçek hanımefendi.

Asalbike: Gerçek hanım, gerçek güzel.

Asalet: Soyluluk. 2. Bir görevi yüklenmiş olan, o görevin sahibi olan kimse.

Asel: Cennetteki 4 ırmaktan biri, bal ırmağı.

Asena: Dişi kurt, güzel kız

Asfer: Yüzü soluk olan.

Asgar: En küçük, daha küçük.

Asıfe: Şiddetle esen rüzgar. Kur’an’da Yunus 22, İbrahim 18 ve En’am suresi 81. ayetlerde geçer.

Asılsay: Çok saygın bir aileden gelen.

Asılsu: Geçmişi su gibi berrak ve temiz olan.

Asılsun: Geçmişini gözler önüne seren.

Asılşah: Kudreti geçmişinden gelen.

Asılşen: Durmaksızın tebessüm eden.

Asıltan: Tan vakti kadar etkileyici ve romantik olan.

Asılyar: Gerçek sevgili.

Asılyel: Gönül dostu.

Asıma: Temiz, namuslu, sağlam karakterli

Asi: Başkaldırıcı, dikbaşlı.

Asilay: Ay gibi asil olan.

Asile: asi: le

Asime: İffetli, günahtan, haramdan çekinen.

Asime/Asıma: 1. Günahtan, haramdan çekinen. 2. Namuslu, iffetli.

Asimegül: Günah ve haramdan sakınan gül yüzlü.

Asiye: İsyankâr, üzüntülü

Aslı: Esası, özü olan

Aslıcan: Aslı ve can isimlerinin birleşimi ile oluşur. Esas can manasındadır.

Aslıcık: Kendine benzeyen, sevimli

Aslıdaş: Birbirine benzeyen.

Aslıgül: Kökü gül çiçeğinden gelen, özünde gül olan.

Aslıgülen: Çok neşeli olan.

Aslıgüz: Sonbaharın hüznünü yaşayan.

Aslıgüzar: Yeteneği doğuştan olan.

Aslıhan: Kökeni soylu han soyundan

Aslıkan: Geçmişini kendi iradesinde barındıran.

Aslım: Soyum sopum, kökenim; benim olan Aslı anlamlarını taşır.

Aslınaz: Nazlı olması geçmişinden gelen

Aslınur: Esası ışık olan.

Aslısel: İçi içene sığmayan, coşkulu

Aslısın: Geçmişi gözler önüne seren

Aslısoy: Çok büyük bir geçmişi olan.

Aslısu: Geçmişi su kadar temiz olan

Aslışan: şanı şöhreti geçmişinden gelen.

Aslıtan: Tan vakti kadar etkileyici ve romantic olan

Aslıten: Ağır başlı olan

Aslıyar: Gerçek sevgili

Aslıyel: Gönüldostu

Aslin: Eski ermenilerdeki bir kraliçenin adı

Asliye: Asılla, temelle ilgili olan.

Asma: Dalları çardak üzerine yayılan bitkilere genel olarak verilen ad 2. Belirli bir tür üzüm veren bitki.

Asmin: Yüksek dağlarda yetişen nadir bir çiçek adıdır.

Asrin: Bu çağa ayak uyduran, çağdaş bir insan.

Asu: Asi, isyankar

Asucan: Yerinde duramayan, hınzır çocuk

Asudal: Genç, afacan

Asudaş: Aynı düşüncede olan.

Asude: Sessiz, sakin dinlendirici

Asuela: Ela gözlü, yaramaz

Asufer: Işık saçan afacan.

Asugül: Hırçın gül.

Asugün: Hırçın çocuk.

Asugüz: Sert geçen sonbahar.

Asugüzar: Karakteri hırçın olan.

Asuhan: Gücünü hırçınlığıyla gösteren.

Asuman: Gökyüzü.

Asunaz: Nazlı yaramaz.

Asunur: Hırçınlığını dışarı vuran.

Asusoy: Hırçınlığı soyundan gelen.

Asutan: şafak vaktinin romantik hırçınlığı.

Asuten: Kızgınlığını belli eden.

Asuyar: Hırçın sevgili.

Asuyel: Sert rüzgar.

Asya: Yeryüzünün anakaralarından (kıta) birinin adı

Aşına: Bildik, tanıdık.

Aşikane: Belli etmeye çabalayan.

Aşikar: Meydanda olan apaçık.

Aşikare: Açıkça, belli ederek saklamadan.

Aşina: Bildik, tanıdık.

Aşk: Sevgi ve tutkuyla bağlılık

Aşkım: Sevdiğim, sevgilim

Aşkın: Aşmış, ileri, üstün

Aşkınay: Dolunay.

Atagül: Ataların anısı olan gül gibi güzel.

Atasagun: Eski Türklerde hekimlere verilen isim.

Atıfa: İlişkili bulma.

Atıfe: iyimserlik. 2. Sevgi, acıma.

Atıfet: iyimserlik. 2. Sevgi, acıma, içtenlik.

Atican: Taçlar.

Atike: Güzel kız.

Atiye: Armağan, hediye.

Atiyye: Bahşiş, hediye.

Atlas: 1. Üstü ipekten, altı pamuktan kumaş. 2. Büyük harita. 3. Köse, tüysüz.

Atsan: Susuz, susamış, teşne.

Attab: Yumuşak huylu. Sertlik yanlısı olmayan. Uyumlu. Attab b. Esid. Sahabeden. Mekke valiliği yapmıştır. Rasulullah tarafından atanmıştır.

Atufet: Şefkat, merhamet.

Atüfet: şefkat, merhamet, lutuf.

Atyeb: Çok güzel, pek güzel.

Aura: Canlı varlıkların enerji bedenine verilen isimdir. Ruhsal olan gözle görülemeyen nurdur.

Aurora: Kutup ışıması. Güneşten gelen yüklü parçacıkların dünyanın manyetik kutuplarında oluşturduğu ışımaya verilen isimdir.

Avgan: Mavi, gök mavisi, deniz mavisi.

Avi: Su rengi, sulak, suya ait.

Aviye: Temiz, pak.

Avniye: Yeniçeriler tarafından ve daha sonra Sultan Mecid ve Sultan Aziz zamanlarında giyilen bir çeşit yağmurluk. Yardım etmiş. Yardımla ilgili anlamlarını taşır.

Avsır: şelale.

Avsün: Efsun, kutsama.

Avşar: 1. Oğuz Türklerinin boylarından biri.

Avunç: Teselli bulma, avunma.

Avüba: İklim, mevsim.

Avzer: Yaldız, parlak, süs,

Awaz: Beste, bestekar, ses, nida.

Ayaça: Sevgili hanım, sevgili kibar hanım.

Ayal: .Eş, hanım, zevce.

Ayaltın: Altın gibi parlak ay.

Ayan: Sözü dinlenen saygın, otoriter kadın.

Ayande: Çağdaş, 2. şimdiki, güncel.

Ayanfer: Bir yerin çok gözde olan kişileri, ileri gelenleri.

Ayas: 1. Dolunay. 2. Mehtap.

Ayasun: Ay kadar güzel.

Ayaz: 1. Duru ve sakin havada çıkan kuru soğuk. 2. Açık, bulutsuz hava. 3. Aydınlık, ışık. 4. Mehtap.

Aybahar: Ay kadar güzel, bahar kadar romantik.

Aybanu: Ay gibi güzel ve parlak hanımefendi.

Aybek: Put, sanem. İsim olarak kullanılmaz.

Ayben: Ben Ay gibi güzelim anlamında

Aybeniz: Ay gibi parlak tenli, ay benizli

Ayber: Ay meyvası.

Aybige: Büyük ay, dolunay.

Aybike: Ay gibi güzel ve el değmemiş kadın.

Aybiken: Eski Türk hükümdarlarından birinin hanımının ismi.

Aybirgen: Ay veren, ay sunan.

Aybüke: Ay gibi güzel kız.

Ayca: Ayın ilk dördünde aldığı yay biçimi, hilal.

Aycadır: Ay gibidir.

Aycagül: Ay gibi parlak olan güzel.

Aycahan: Ay gibi parlak olan güzel.

Aycan: İçi aydınlık

Aycennet: Ey cennet!” anlamında kullanılan bir ad.

Ayceren: Ay gibi güzel ve parlak ceylan.

Aycihan: Cihanı aydınlatan ışık.

Ayça: Aya benzeyen, ayın hilal hali.

Ayçağ: Ay gibi parlak çağ.

Ayçan: Ay gibi aydınlık kişi.

Ayçıl: 1. Ay gibi sürekli ışık ve parıltı yayan.

Ayçiçek: iri ve sarı renkli çiçekleri olan tohumlarından yağ çıkartılan bitki. 2. Ay gibi saf ve çiçek gibi masum.

Ayçil: “Ayçıl” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Ayçin: Ayçın, ay gibi, aya benzer

Ayda: Bir bitki adı

Aydacan: Candan, sevecen güzel.

Aydafer: Ay ışığını yansıtan.

Aydagül: Ayda, her ay gül anlamına bir dilek.

Aydagün: Geceyle gündüzü birleştiren.

Aydagür: Coşkulu kişi.

Aydan: Ay kadar güzel.

Aydanay: Ay’dan daha beyaz, daha parlak, daha ışıldayan.

Aydanaz: Nazlı güzel, nazenin.

Aydanur: Ay ışığı gibi.

Aydasoy: Ay kadar güzel bir soydan gelen.

Aydasu: Güzelliği ve saflığı yüreğinde taşıyan.

Aydasun: Güzelliğin ve saflığın örneği olan.

Aydaşan: Güzelliğiyle ünlenmiş olan.

Aydaşen: Güzel ve de şen şakrak olan.

Aydeniz: Hem ay hem de deniz

Aydenk: Ay kadar güzel.

Aydın: 1. Aylı gece, mukmin. 2. Aydınlık, ışıklı, parlak, ruşen, ziyadar, münevv3. Açık, belli, ortada, vazıh, aşikar, bahir. 4. Kutlu, uğurlu, mübarek, mesut. 5. Okumuş, kültürlü ileri fikirli, münevvKılıçarslanın hanımının ismidir. Erkek ve kadı

Aydınay: 1. Aylı gece, mukmin. 2. Aydınlık, ışıklı, parlak, ruşen, ziyadar, münevv3. Açık, belli, ortada, vazıh, aşikar, bahir. 4. Kutlu, uğurlu, mübarek, mesut. 5. Okumuş, kültürlü ileri fikirli, münevvKılıçarslanın hanımının ismidir. Erkek ve kadı

Aydil: Ay gibi açık sözlü.

Aydilek: Parlak, aydınlık dilek, iyi dilek güzel dilek.

Aydinç: Ay gibi dinç olan.

Aydoğdu: Doğmakta olan ay. Ay doğdu Bey. Ertuğrul Gazi’nin oğlu veya torunu (1302).

Ayduru: Ay gibi duru, parlak ve lekesiz olan.

Ayeda: Nazlı güzel.

Ayela: Güzelliği gözlerinde yansıyan.

Ayevi: Ay çevresinde oluşan ışık çemberi

Ayfer: Ay gibi ışık saçan.

Aygen: Gönül arkadaşı

Aygönül: Güzel gönüllü

Aygücan: Güzel ve yürekten kişi.

Aygül: Ay gibi güzel ve parlak renkli.

Aygülen: Tebessümünü yüzünden hiç eksik etmeyen.

Aygüler: Tebessümünü yüzünden hiç eksik etmeyen.

Aygün: Hem ay, hem gün

Aygünaz: Nazlı güzel.

Aygüner: Ay gibi güzel ve korkusuz olan.

Aygünur: Işık saçan güzel.

Aygüsoy: Yürekli insanların soyundan gelen.

Aygüsu: Güzelliği ve saflığı karakterinde olan.

Aygüzar: Güzelliğini ve yeteneğini birleştirmiş olan.

Aygüzel: Ay kadar güzel olan.

Ayhanım: Ay kadar güzel ve saygıdeğer olan.

Ayhatun: Ay kadar güzel ve saygıdeğer olan.

Ayışığı: Ay ışığı.

Ayilkin: İlk çocuklara takılan isim.

Aykal: Ay gibi parlak ve ışıklı kal

Aykaş: Kaşları ay gibi hilal olan.

Ayke: Sık koruluk.

Aykız: Ay gibi güzel yüzlü kız

Aykut: Kut getiren Ay, uğur getiren Ay, kutlu Ay.

Ayla: Ayın çevresindeki hare.

Aylan: Ay gibi güzel değerlere sahip olan

Aylin: Ayın çevresinde görülen ışıklı daire.

Aylis: Cennette bir bahçe, ay parçası.

Ayliz: Ay parıltısı.

Aymina: Cennette ki en güzel hurinin adı.

Aymira: Ay tutulması sırasında ayın etrafında görülen kızıl renk.

Aynamelek: Melek gibi, melek görünüşlü kadın.

Aynaz: Nazlı güzel.

Ayndilge: Pınar, su, kaynak. Antakya Halep arasında, Suriye sınırına çok yakın bir yerde bulunan kaynak su. Tarihte bu kaynak dolayısıyla önemli yerleşim bölgesi olmuştur.

Aynıfer: Gözün ışığı.

Aynıhayat: Hayatın gözü, hayat pınarı.

Aynigar: Resmedilecek kadar güzel olan.

Aynisa: Çok güzel kadın.

Ayniye: 1. Yeniçeriler tarafından ve daha sonra Sultan Mecid ve Sultan Aziz zamanlarında giyilen bir çeşit yağmurluk. 2. Yardım etmiş. Yardımla ilgili.

Ayniyet: Aslının aynısı olma, özdeşlik.

Aynşems: 1. Güneş kaynağı. 2. Mısır’da bir kasaba. 3. Bir cins değerli taş.

Aynur: Ay gibi ışıklı.

Aypare: Ay parçası

Ayper: Ay parçası, Tek ay

Ayperi: Peri kızı gibi.

Aypınar: Hem ay, hem pınar.

Ayral: Benzerlerinden farklı olan, kendine özgü, değişik

Ayris: Ay ışığının kumsaldaki parıltısı.

Aysal: Ay gibi olan güzelliğiyle nam salmış olan.

Aysan: Ay gibi, ay yüzlü

Aysar: Ayın evrelerine göre huyu değişen kimse

Ayse: Rahat yaşam süren, yaşayan.

Aysel: Ay kadar parlak.

Aysema: Ay gibi parıldayan yüz

Aysen: Ay gibi güzel.

Ayser: Ay ışığı, Parlaklık, aydınlık.

Ayseren: Güzelliğini gözler önüne seren

Aysev: Çok seven.

Ayseven: Ay gibi güzel ve sevgi dolu

Aysever: Ay gibi güzel ve aydınlık sever.

Aysevil: Ay gibi güzel ve sevilen.

Aysevim: Ay gibi güzel ve sevimli.

Aysıl: Aya benzeyen.

Aysın: Sen aysın, ay kadar güzelsin

Aysima: Yüzü ay gibi parlak, nurlu, ışıklı

Aysoy: Çok güzel bir soydan gelen.

Aysu: Ay gibi parıltılı ve su gibi berrak

Aysuda: Güzelliği suya yansımış olan.

Aysun: Ay gibi güzel ve parlaksın.

Aysuna: Su gibi berrak ay.

Aysunar: Güzellik timsali.

Aysunay: Ay gibi ışık saçar,

Ayşan: Güzelliğiyle ünlenmiş olan.

Ayşe: Rahat ve huzur içinde yaşayan

Ayşecan: Neşe ile yaşayan.

Ayşegül: Güler yüzlü, rahat ve huzurlu.

Ayşehan: Egemen olarak yaşayan.

Ayşem: Ay ışığı – Benim Ayşem

Ayşen: Ay gibi neşeli, parlak ve aydınlık.

Ayşenur: Işıklı hayat

Ayşıl: Ayın ışıltısı gibi ışıl ışıl.

Ayşil: “Ayşıl” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Ayşim: “Ayşin” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Ayşin: Ay gibi, aya benzeyen.

Ayşirin: Güzelliği ve sevimliliği benliğinde olan.

Ayşule: 1. Ay kıvılcımı. 2. Ay ışığı.

Aytan: Ayın battığı, günün açtığı an.

Ayten: Parlak tenli.

Aytu: Ay’a benzeyen tuğlu.

Aytuna: 1. Çok bol. 2. Yavru. 3. Görkemli, gösterişli. 4. Karaor-manlardan doğan, Karadeniz’e dökülen, Avrupa’nın Volga’dan sonra en uzun ırmağı.

Aytunca: Balkan Yanmadası’nda Meriç ırmağının kolu.

Aytül: Narin güzel.

Ayyüksel: Yükselen ay.

Ayza: Ay gibi güzel yüzlü kız.

Ayzer: 1. Altın renginde ay. 2. Ay’ın altın rengini aldığı an.

Azade: Başı boş, serbest, özgür

Azahi: Özgürlük, hürriyet

Azel: Hür, Serbest

Azime: Kesin kararlılık, sebat.

Azimet: 1. Kuvveüi bir iradeye dayanan karar, yemin anlamına gelmektedir. 2. Herhangi bir kolaylığa başvurmaksızın bütün güçlüklerin irade gücüyle yenilerek yapılması gerekli olan dini vecibeler.

Azize: Onur sahibi yüce, ermiş.

Azmidil: Gönül yüceliği.

Azmiye: Niyetli, kararlı

Azra: Üstünde yürünmemiş kum.

Azref: 1. Çok zarif, en zarif. 2. Çok zeki.

Azze: 1. Dişi ceylan yavrusu 2. Ceylan kadar zarif. 3. Yüce, onurlu.

4/30 ‘B’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘B’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Bacı: 1. Büyük kız kardeş, abla. 2. Kız kardeş.

Bacım: benim kız kardeşim

Bade: Şarap, aşk, sevgi

Badegül: Bade ve gül kelimelerinin birleşiminden meydana gelmiş bir isimdir.

Badem: Gülgillerden ülkemizin her bölgesinde yetişen ağaç türüdür, bu ağacın yaş ve kuru yenen meyvesine verilen isimdir.

Badiye: Bad-i, e – ye

Bağdagül: Bahçedeki gül.

Bağdat: Irak’ın başkenti

Bağış: 1. Bağışlanan şey, ihsan. 2. Sıçrayış, atlama.

Bağlam: 1. Cinsleri ayrı ya da birbirlerine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, deste. 2. Bir koşuttaki dörtlüklerin herbiri. 3. Herhangi bir olayda, olaylar durumlar ilişkiler örgüsü ya da bağlantısı. 4. Dilbilgisinde, önce veya sonra gelen k

Bağlan: Birisini sev ve her zaman sadık ol

Bahamra: İrak’ta bir yer.

Bahanur: Bir şeyin değeri, bedeli.

Bahar: İlkbahar.

Baharcan: Genç ve candan dost

Bahargül: Bahar gülü

Bahariye: Divan edebiyatında bahar tasviriyle başlayan kaside

Baharnaz: Genç ve nazlı

Baharsu: Genç ve saf olan

Baharsun: Gençliği ve saflığıyla örnek olan

Bahira: 1. Kulağı yarık dişi deve veya koyun. Hayvan yavru doğurduğunda veya 5 yavru dişi olduğu zaman hayvanın kulağı kesilerek belirtilirdi. Kur’anı Kerim, bu adetleri kaldırmıştır.

Bahire: Ba-hire

Bahise: Ba:hise

Bahiye: Şehvetli kadın. İsim olarak kullanılmaması uygundur.

Bahriye: Deniz ile ilgili.

Bahtınaz: Nazlı bir karaktere sahip olan

Bahtınur: Talihi ile ışık saçan

Bahtıser: Talihli, şanslı, iyi yazgılı olan.

Bahtışen: Neşeli, şanslı bir kadere sahip olan

Bahtiser: Talihli, şanslı, iyi yazgılı. İşleri başından beri iyi giden.

Bahtiyar: Mutlu, talihli, Hayatından memnunolan

Bakanay: Gökyüzünde duran ay, açık seçik.

Bakinaz: Sürekli nazlanan, çok nazlı.

Bakiye: Arta kalan

Bakyazı: Sevilen bir olaydan sonra verilen ziyafet.

Bala: Yavru, çocuk

Balaca: bala, ufacık küçücük küçük ve güzel

Balahanım: Küçük hanım

Balahatun: Üstün, asil kanlı. Değerli soy mensubu. Balahatun

Balahun: Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu Osman Gazi’nin ikinci karısının adı

Balamir: Ünlü bir Türk kağanı.

Balca: Bal damlası

Balcın: 1. Bal’a doymuş. 2. Çok tatlı, bal gibi.

Baldan: Bal gibi tatlı, şirin ve güzel olan.

Balgın: 1. Bal’a doymuş. 2. Çok tatlı, bal gibi.

Balhan: Hazar denizi sahilinde Anuderyanın eski yatağının denize vardığı yerde bir dağ silsilesi.

Balı: Parıltı, ışıltı

Balım: Bal, şeker.

Balın: Yar, sevgili

Balkan: Sarp ve geniş ormanlıklarla bezeli sıradağlar.

Balkı: 1. Parıltı, ışık. 2. Güzel parlak, süslü. 3. Şimşek.

Balkın: Pırıldayan, parlak

Balkız: Bal kadar tatlı kız

Ballı: Şirin, güzel, tatlı dilli.

Balsarı: Sarışın.

Balsu: Tatlı su

Balşeker: Bal gibi tatlı olan.

Banu: Kadın, prenses

Banugül: Ev kadını, bayan

Banuhan: Hatun hükümdar

Barcin: Bir tür ipekli kumaş.

Barçın: Süslü ipek kumaş, Türkleri yöneten yedi kadın hakandan üçüncüsünün ismi

Baria: Güzel, tam, mükemmel, üstün.

Barika: Işık, parıltı, şimşek yıldırım parıltısı

Barkan: 1. Çöllerde rüzgarın esme yönüne dikey doğrultuda oluşan ay biçimindeki küçük kumsal külle. 2. Hareketli kumul.

Basıra: 1. Gören, görücü. 2. Görme gücü, görüş. 3. Göz.

Basiret: 1. Uzağı görme, seziş, sezgi, uyanıklık. 2. Anlayış, kavrayış.

Basriye: Görme ile ilgili olan.

Başak: Tahılların tanelerinin bulunduğu kısım

Başar: Başarılı ol anlamında

Başaran: yapacağı işte başarıya ulaşan işi gereken biçimde bitiren, yapan, Amacına ulaşan; becerikli

Başarı: başarmak eylemiyle ortaya konulan iş, başarılan iş

Başay: Birinci, ilkay.

Başçık: Çiçeklerin erkek organlarında çiçek tozunu taşıyan torbacık.

Başgöze: akarsuyun çıktığı yer

Batı: Güneşin battığı yön ve bu yöndeki ülkeler.

Batıgül: Batı’da açan yetişen gül.

Batıhan: Güneşin battığı yön ve bu yöndeki ülkeler.

Bayca: Zengin, varlıklı.

Bayça: Zengin, varlıklı.

Baylan: 1. Nazlı, şımarık. 2.Bayla büyüdü bir dediği iki edilmedi.

Bayzar: Aydınlık, ışıltı.

Bedahşan: Amuderya’nın kaynağı olan Perc’in yukarı mecrasının sol sahilindeki dağlık memleket.

Bedahşi: Amuderya’nın kaynağı olan Perc’in yukarı mecrasının sol sahilindeki dağlık memleket.

Bedel: 1. Değer, kıymet. 2. Bir şeyin yerine verilen, yerini tutan şey, karşılık.

Beder: 1. Süs, bezek. 2. Nakış, kumaş nakışı.

Bedia: Güzellik, üstün değerli olan.

Bediha: Beğenilen, takdir edilen.

Bedihe: 1. Başlangıç. 2. Güzel söz.

Bedil: Candan, gönülden

Bedinur: Güzellik, üstün değerli olan kadın

Bediran: 1. İşleri kötü idare eden. 2. Çapkın kadın.

Bedirnisa: Ay gibi güzel kadın.

Bedis: 1. Süs, bezek; nakış. 2. Resim, heykel, şekil. bk. Bediz

Bediz: Açık, belli, görünen; süs bezek, bediş.

Bedran: Hoş, latif.

Bedreka: Kılavuz, yol gösterici.

Bedreke: Yol gösteren, kılavuz.

Bedriye: Ayın on dördüncü geceki haliyle ilgili.

Bedrunnisa: Dolunay yüzlü kadın.

Begüm: Hanımefendi.

Begüm / Begün: Saygıdeğer kadın

Begün/ Begüm: Saygıdeğer hanımefendi

Behice: Güleryüz.

Behin: İyinin iyisi

Behire: 1. Hayırlı ve iyiliksever, soylu kadın. 2. Şişmanlık yüzünden yür

Behiye: Güzel, hoş, çekici

Behmar: Çok ziyade, fazla.

Behnane: 1. İyi huylu kadın. 2. Güler yüzlü kdaın.

Behra: Onun için, ondan dolayı, onun sayesinde.

Behrem: Asfur çiçeği kırmızı gül.

Bekem: sağlam, dayanıklı kırmızı boya ağacı

Beken: Dayanıklı, güçlü.

Bekriye: 1. Her şeyin evveli, ilk çocuk. 2. Genç ve taze kız. 3. Dişi deve yavrusu.

Belçim: Çim yaprağı.

Belçin: Dağ gülü.

Belde: Memleket, şehir, kasaba

Belemir: Peygamber çiçeği, mavikantaron olarak bilinen çiçek

Belen: İki dağ arasından geçen yol, geçit; tepe, yüksek yer, üzeri yassı tepe.

Beler: beleme işini yapar, çocuğu kundaklar, sarar sarmalar anlamında bir ad;

Belfin: Kar tanesi

Belfü: Kar tanesi

Belgi: İşaret

Belgin: Kesin, tam, kusursuz.

Belgün: Aydınlık gün

Belhi: Belh şehrine mensup (Afganistan).

Belik: Saç örgüsü

Belin: Korku, şaşkınlık, hayret

Belinay: Ayın gölün yüzeyine yansıması, peygamber çiçeği.

Belis: Aşkın ilk meyvesi.

Belit: Kendiliğinden apaçık ve bundan dolayı öteki önermelerin ön dayanağ

Beliz: İşaret ve iz.

Belkıs: Efsanevi kraliçe

Belma: Uysal, sakin.

Belmen: Çok güzel kadın.

Belur: Billur, billurdan olan

Benal: ben-al

Benan: Parmakla gösterilecek kadar güzel.

Benay: Çok güzel, ay yüzlü, ay gibi parlak.

Bende: 1. Bağlanmış kimse, tutsak. 2. Kul, köle. 3. Yürekten bağlı. 4. Büyük aşkla seven.

Benek: 1. Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke, nokta. 2. Güneş lekeleri yör

Benevşe: 1. Menekşe. 2. Mor renk.

Bengi: Sonsuz

Bengigül: Sonsuza dek güzel olarak kalacak olan.

Bengisu: İnsana ölmezlik verdiğine inanılan su, Abı – hayat

Bengu: Ebediyet.

Bengü: Sonsuz, ebedi, sonu olmayan.

Bengühan: Hükümdarlığı sürekli olan.

Bengül: Gül gibi

Benian: “Beni anımsa” anlamında kullanılan bir ad.

Benice: Ölümsüz, sonsuz

Beniz: Yüz

Benli: Vücudunda ben bulunan.

Benligül: Vücudunda ben olan güzel.

Benna: Yapı yapan, mimar, kalfa, dülger.

Bennu: Hayali bir kuş.

Bennur: Ben nur gibi parlak ve güzelim anlamında kullanılan bir ad.

Bensu: Su gibi aziz benlik

Berca: Yerinde tam doğru ve münasip. Kadın ve erkek adı olarak kullanılabilir.

Berce: Şiirdeki en anlamlı, en kolay anlaşılır, en güzel dize

Berceste: 1. Seçilmiş, beğenilmiş. 2. Hoş, güzel.

Bercis: 1. Jüpiter gezegeni. 2. Çok süt veren deve.

Berçin: Toplayıcı.

Bereket: 1. Bolluk. 2. Meymenet, saadet, mutluluk, Allah vergisi.

Beren: 1. Güçlü, kuvvetli 2. Akıllı, zek, . 3. Tanınmış, ünlü.

Berfin: Kar gibi beyaz.

Berfu: Kar tanesi.

Bergin: Güçlü, sağlam.

Bergüzar: Anılmak için verilen şey.

Bergüzin: Seçkin, beğenilmiş makbul.

Beria: Güzellik ve olgunlukta akranlarından üstün olan.

Berika: Şimşek ışıltısı.

Beril: Mavi yeşil renkli değerli bir madendir. Arınmış, aklanmış.

Berin: Manen çok yüksek

Berin, Berrin: En yüksek, en ulu

Berire: İnam ve ihsan sahibi. Saliha ve vazifesini yapan hanım.

Beritan: Yayla kızı.

Berivan: Dağda açan çiçek.

Beriye: Salim, kurtulmuş, aklanmış, arı, temiz.

Berka: Kuzey Afrika’da eski bir şehir. Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

Berke: Zerdali, kayısı, kamçı, değnek

Berkiye: Şimşek gibi, parlak.

Bermude: Nesne, şey.

Berna: Gençlik, dirilik, enerji, delikanlı.

Berra: 1. Hayırsever. 2. Bereket ve bolluk getiren.

Berrak: Duru, temiz, şeffaf

Berraka: Aydınlık görünüşlü güzel kadın.

Berran: Keskin, kesici

Berre: Temizleyici, arındırıcı.* (*Peygamberimiz hanımlarından ikisinin ilk isimlerini değiştirmiştir. Biri Cüveyriye, diğeri Zeynep Binti Cahş annemizdir. Her ikisinin ilk isimleri “Berre” idi. Ayrıca üvey kızının adı da “Berre” iken onu “Zeynep” olarak değiştirmiştir. Berre manası temizleyicidir. Ancak ” o kendi nefsini temizler” diyerek kibir ve gurura sebep olmaması için değiştirmiştir.)

Berrin: Karada yaşayan, yüksek yüce

Berru: İyilik eden, iyiliği ve mükâfâtı çok olan, sözünü yerine getiren.

Bersu: Suyun berrak hali.

Berşan: Bir peygamberin din ve kitabını kabul eden kişi. Ümmet.

Berşe: Hep, bütün, çok.

Berzen: Yöre, mahalle, yol.

Besalet: Korkusuzluk, yüreklilik.

Besamet: Güler yüzlülük, şenlik.

Besime: Tebessüm eden, gülen

Besisu: Bitkilerin damarlarında dolaşan besleyici su

Besra: Seçkin kimse, dürüst insan.

Beste: Ezgilerin özgün dizimi

Bestegül: Gül kadar güzel ve duygulu

Bestenigar: Türk müziğinde bileşik bir makam

Beşaret: 1. Müjde, muştu, iyi haber. 2. Güler yüzlülük, gülümseme.

Beşgül: Beş tane gül.

Beşire: 1. Müjde getiren, müjdeci. 2. Güler yüzlü, güleç.

Beşuş: 1. Okşadıkça süt veren deve. 2. Araplarca çok meşhur ve meş’um bir kadın.

Betigül: Gül yüzlü.

Betigün: Aydınlık yüz

Betim: 1. Bir nesnenin kendine özgü belirtilerini tam ve açık bir biçimde, söz ya da yazıyla anlatma, tasvir. 2. Herhangi bir şeyin resmi ya da heykeli.

Betül: Namuslu, temiz, iyi.

Betül / Betil: Erkek eli degmemis, erkekten uzak yasayan, namuslu kadin, Temiz, iffetli

Betül, Betil: Erkeklerden çekinen namuslu kadın, Hz. Meryem ve Hz. Fatma`nın diğer isimleri

Betülay: Namuslu, iffetli, ay gibi güzel kadun.

Beyan: 1. Bildirme, söyleme, açıklama. 2. Belagat ilimlerinden ikincisi. 3. Belli apaçık.

Beyaz: Pür, saf, temiz. Beyaz renk ismi

Beyda: Tehlikeli yer, mevkii. Mekke ve Medine arasındaki bir çöl

Beyhan: Beylik yöneticisi

Beylem: Açılmamış pamuk kozası, çiçek buketi.

Beysu: Güçlü akan su.

Beysun: Nazik insan.

Beytiye: Eve ait, evle ilgili.

Beyza: Bembeyaz. Saf, günahsız, katıksız

Beyzanur: Işık saçan nur. Bembeyaz ışıklı.

Bezen: Süs, benek, zinet.

Bezmialem: Dünya meclisi, sohbet toplantısı. Bezmi Alem Sultan. Sultan Abdülmecid’in annesi.

Bidayet: Başlama, başlangıç.

Bige: Evlenmemiş, bakire kadın.

Bigül: Gülmesi temenni edilen

Bihruz: İyi gün, güzel gün anlamında. Bihruze Hatun Şah İsmail’in zevcesi. Çaldıran’da yenilip her şeyini bırakan Şah İsmail’in zevcesi.

Bihter: En iyi, daha iyi, pekiyi

Bihterin: En iyi, pek iyi.

Bike: Evlenmemiş, çocuğu olmamış kadın

Bike / Bikem: Kadın, hanım

Bikem: Kadın, hanım

Bikem/ Bike: Kadın, hanım

Bilay: Ay gibi asil ol.

Bilcan: Bilgili dost

Bilge: Bilgili, ahlaklı, derin bilgi sahibi kimse.

Bilge Hatun: Kutluk Han’ın annesi. Türk hükümdarı (VIII.yy-).

Bilgehatun: KuÜuk Han’ın annesi. Türk hükümdarı(VIII.yy).

Bilgem: Bilgili, ahlaklı

Bilgen: Bilen, bilgili

Bilgesu: Bilge ve su isimlerinin birleşimden oluşmuş.

Bilget: Havadis, malumat

Bilgin: Bilgili kişi (alim, karşılığı olarak da kullanılmaktadır)

Bilginur: Bilginin ışığı, bilginin aydınlığı.

Bilgiser: Bilgili kişi (alim, karşılığı olarak da kullanılmaktadır)

Bilgiye: Bilgili kişi (alim, karşılığı olarak da kullanılmaktadır)

Bilgün: Bilgili kişi (alim, karşılığı olarak da kullanılmaktadır)

Bilhan: Çok bilgili

Billur: Kristal, şeffaf

Bilnaz: Çok naz eden

Bilnur: Bilge kişi

Bilsen: Kendini bil.

Binay: Bin tane ay.

Bingül: Bin tane gül.

Bingün: Bin tane gün.

Binhan: Hanların hanı.

Binnaz: Çok nazlı

Binnur: Çok ışıklı, aydınlık

Biray: Ay gibi tek, eşsiz

Birbet: Yüzü benzersiz

Bircan: Biricik ve cana yakın.

Birce: Biricik, bir tanecik

Bircis: Gezegen, Jüpiter, müşteri yıldızı, bercis.

Birçe: Biricik, eşi benzeri olmayan

Birdem: Doğduğunda alınan ilk nefes

Birgen: Yalnızlığı seven, yalnızlığa alışık

Birgi: Batı Anadolu’da İzmir ilinin Ödemiş ilçesinin merkezi, Bozdağ eteklerinde kurulmuştur.

Birgül: Tek ve benzersiz gül.

Biricik: Tek olan, eşsiz

Birim: Bir tanem, biriciğim

Birke: Suların biriktiği yer.

Birma: Çin Hindi’nde bir yer. Birmanya diye de tanınır. Birmanya müslümanları ülkelerinin % 30’una ulaşmışlardır.

Birsel: Bir sel gibisin, bir selsin.

Birsen: Yanlızca sen.

Birsev: Tek sevgili.

Birsin: Biriciksin, teksin, eşin benzerin yok

Birsu: Özel bir su biricik su gibi.

Birşah: Bir olan şah, hükümdar.

Birşen: Sevinci eşsiz, tek olan.

Birtek: Eşi benzeri, ikincisi olmayan, biricik; çok sevilen; bir ve tek olan.

Biryar: Tek sevilen

Bitengül: Güllerin bitmesi.

Boysel: Uzun boylu.

Bucak: Genellikle, geniş verimli bakımlı alanlara verilen ad (Köşe bucaktaki anlamı gibi)

Buçe: Gökten düşen ilk kar tanesi, aynı zamanda cennette bulunan sarmaşığın ismi.

Bueda: Nazlılığıyla bilinen

Bugül: İşte güzelliğin ta kendisi anlamında

Buğçe: Cennette bulunan sarmaşığın ismi aynı zamanda yere düşen ilk kar tanesi.

Buğday: Tohumu ekmek yapımında kullanılan bitki ve aynı bitkinin başağı

Buğlem: Cenneti müjdeleyen melek.

Buğu: Bir cisim üzerinde ince tabaka durumunda yoğunlaşmış sıvı

Buhayra: 1. Küçük deniz. 2. Mısır’m kuzeybatısında bir şehir.

Buka: 1. Ülke, yer. 2. Büyük bina. 3. Ben, benek. Buka Han Altınordu devletinin Bayagut boyundan Nogay Yarguçi adlı prensin oğlu.

Buket: Çiçekler topluluğu

Bukle: Kıvrılmış, lüleli saç.

Bukra: Sabah.

Bulca: Bulunmuş bir biçimde.

Bulem: Cenneti haber veren melek

Bulut: Su buharlarının yoğunlaşmasıyla meydana gelen ve gökyüzünde mahiyetine göre farklı yükseklikte bulunan hava kütlesi.

Burcay: Kale burcundan görülen ay

Burcu: Güzel koku, güzel kokan.

Burçak: Baklagillerden bir bitkidir.

Burçay: Kale burcundan görülen ay

Burçe: Küçük takım yıldızı.

Burçin: Dişi geyik

Burfe: Cennet meyvesi

Burkan: Uygur Türklerinin Budaya verdikleri ad. – İsim olarak kullanılmaz.

Burkhan: Put, heykel, Buda heykeli. – İsim olarak kullanılması yanlıştır.

Buse: Öpücük.

Busenur: Nurlu öpücük.

Buyan: 1. Mutluluk, uğur, talih. 2. İyi biliş, sevab.

Büge: Bent, su benti

Büke: Bilgili, akıllı, zeki

Bükem: Zekice davranışları olan

Büklüm: Bükülmüş kıvrılmış şeylerin oluşturduğu halka.

Büküm: Bükme eylemi

Bülbül: 1. Sesinin güzelliğiyle ünlü ötücü kuş. 2. Sesi çok güzel olan kimse. Bülbül Hatun Bayezid H.’in eşi.(Öl. Bursa 1515). Şehzade Ahmed’in annesi.

Bürçin: Geyik, dişi geyik. bk. Burçin

Bürge: Canlı, taşkın, coşkun

Bürke: 1. Martı. 2. Havuz, gölcük.

Bürran: Keskin olan

Büşra: İyi haber

Büte: Fidan.

Büteyra: 1. Güneş. 2. Sabah.

Büyüm: Büyüleyici, büyülü güzel

5/30 ‘C’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘C’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Cabire: (bkz. Cabir).

Cabiye: 1. Hazine 2. Şam’ın güneybatısında, Çavlan’da bir yer. 3. Havuz.

Cahide: Çalışan, çaba gösteren.

Caize: Uygun, yerinde, yakışık alan. 2. Armağan. 3. Yol yiyeceği.

Calibe: Kendine çeken, çekici, güzel. 2. Albenisi olan, sevecen

Can: Yaşamı sağladığına ve ölümle vücuttan ayrıldığına inanılan soyut varlık

Cana: “Ey can, ey sevgili!” anlamında kullanılan bir ad

Canal: Cana bağlı, cana yakın

Canalp: Özünde güç, yiğitlik, mertlik bulunan kimse.

Canan: Sevgili, yar

Canane: Sevgili, gönül verilen, âşık olunan.

Canaş: Sevgili, dost, arkadaş.

Canay: Ay gibi temiz

Canbahar: Baharın güzelliğiyle içtenliğini yüreğinde taşıyan. 2. Baharın romantizmi yaşayan.

Canbek: 1. Gözü pek, cesur. 2. Güçlü, kuvvetli.

Candan: İçten, yürekten, samimi manalarını taşır. Yakınlık belirtir.

Candaş: Candan, değerli dost

Canece: Sevimli, içten

Caneda: İçten, sevimli kişi

Canel: Eli can kadar değerli olan.

Canela: Gözlerinin güzelliğinden içtenliği okunan

Caney: Cana yakın

Canfeda: Uğrunda can verilebilecek olan.

Canfer: içtenliğiyle çevresini aydınlatan.

Canfes: Üzerinde desen bulunmayan, ince dokunmuş, parlak, tok, ipekli kumaş.

Canfeza: Can artıran, gönle ferahlık veren anlamlarındadır.

Canfidan: Özü fidan gibi düzgün olan kimse.

Canfide: Özü çiçek fidesi gibi temiz ve güzel olan kimse.

Cangil: Canlardan olan. 2. içten insan.

Cangül: Özü gül gibi saf ve temiz olan kimse.Gül gibi canlı. Güzel, temiz kim

Cangün: İnsanı canlandıran, yüzünü güldüren, içine huzur veren gün

Cangüzar: Cana dokunan. 2. Becerikliliğiyle herkese yardım eden.

Canhanım: Sevimli, cana yakın kadın.

Canıpek: Acıya, sıkıntıya karşı dayanıklı olan kimse.

Canib: Ön taraf, cihet. Türk dil kuralına göre “b/p” olarak kullanılır.

Canik: Atik, çevik. Gözü açık ve becerikli

Canip: Ön taraf, cihet.

Canipek: Özü ipek gibi tertemiz olan kimse.

Cankat: Hayata neşe ve renk katan

Cankız: Sevilen, sevimli, şirin kız

Cankut: Sevimli, cana yakın

Cannur: Işık saçan dost, sevgili.

Canözen: Yaşamına özen ve saygı gösteren kimse.

Canözlem: Hasret çekilen kimse.

Canperver: insanda çoşku uyandıran.

Canruba: Gönül alan, sevgili.

Canrüba: Gönül kapan, gönül alan sevgili.

Cansel: Hayat veren su

Cansen: Sevilen ve hoşlanılan kimseye hitaben.

Canser: “Canını, özünü ortaya koy” anlamında kullanılan bir ad.

Canses: Sesi can veren.

Canset: Küçük kraliçe, prenses.

Cansev: içten sev. 2. Yürekten seven.

Cansever: “İnsanı seven” anlamında kullanılan bir ad.

Cansın: Can gibi yakın olan.

Cansipar: Canını feda eden.

Cansu: Can suyu, hayat veren su

Cansun: içtenliği ve sevecenliği başkalarına da aşılamaya çabalayan anlamında.

Cansunar: içtenliği ve sevecenliği başkalarına da aşılamaya çabalayan anlamında.

Canşan: şöhret sahibi olduğu halde içtenliğini yitirmeyen .

Canten: Ruh ve beden.

Canyar: Yürekten sevilen.

Canyel: Rüzgar kadar hızlı olan.

Cavidan: Ölümsüz, sonsuza kadar yaşayan

Cavide: Sonsuz.

Cavlan: Büyük çağlayan.

Cazibe: Çekici, alımlı, sevimli, güzel

Cebire: 1. Zorlamak. 2. Düzeltme, onarma. 3. Kırık veya çıkık bir kemiği yerleştirip sarmak.

Cebriye: Yazgı, kader.

Cedide: 1. Yeni, kullanılmamış. 2. Pek az zamandan beri bilenen veya mevcut olan

Cehven: Kurtuba’da yerleşmiş, birçok alim, fakih, vezir yetiştirmiş meşhur bir Arap ailesi.

Celilay: Ulu, yüce ay.

Celile: Ulu, büyük, yüce.

Celvetiye: Aziz Mahmud Hüdayi’nin kurduğu tarikatının adı.

Cemalnur: Yüz Nuru/ Güzellik Nuru

Ceman: 1. Salma salma yürüyen. 2. Nazlı sevgili.

Cemanur: Yüz Nuru/ Güzellik Nuru

Cemile: Hoşa giden davranış

Ceminur: Çok nurlu, aydınlık kimse. Zarif.

Cemiyet: Toplum. 2. Demek, kurum.

Cemre: Ateş parçası, kor, şubat ayında bir hafta arayla hava, su ve toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi

Cemresu: Cemre ve su isimlerinin birleşiminden meydana gelen isimdir.

Cenah: Taraf, yön.

Cenan: Yürek, gönül kalp

Cennet: Dinsel inançlara göre iyilerin ölünce gideceğine inanılan yer.

Ceren: Ceylan, ceylan yavrusu

Cerib: Hububat için kullanılan bir ölçek.

Ceride: Gazete. 2. Kayıt, bilgi.

Cerime: Zarar görmek, bedel ödemek.

Cesaret: Yüreklilik, korkusuzluk.

Cesime: Büyük, iri, kocaman.

Cevale: Cevval yada cevahir anlamında

Cevher: Bir şeyin özü, güç, enerji

Cevhere: Hicri 5. asırda Bağdat’ta yaşamış meşhur bir İslam hanımı.

Cevriye: Haksızlık, eziyet, çile, sitem.

Cevza: İkizler burcunun eski adı

Ceyda: İyilik seven

Ceydacan: Güzel ve yürekten dost

Ceydagül: Güzel, bir gül kadar güzel.

Ceydagüz: Sonbahar güzelliğinde ve romantizminde olan.

Ceydahan: Güzel, 2. Güzel ve otoriter.

Ceydanaz: Nazlı güzel.

Ceydanur: Işık saçan güzel.

Ceydasu: Güzelliğiyle bütünleşen temizliği ve saflığı olan.

Ceydaşan: Güzelliğiyle şöhret olan.

Ceyhan: Güney Anadolu’da Toroslar’dan doğan ve Akdeniz’e dökülen nehir.

Ceyla: İnsanlığa atfedilmiş, bağışlanmış.

Ceylan: Güzel gözlü, zarif, ince, narin

Ceylin: Cennetin kapısı, cennete açılan kapıdır.

Ceylinaz: Cennetin kapısındaki görevli melek.

Ceysu: Su gibi berrak olan.

Cezire: Denizdeki ada.

Cezlan: Mutlu.

Cezmiye: Kesin karar veren

Cıvıl: Hareketli, sesli, kaynaşan.

Cıvıltı: Kuşların ötüşürken çıkarttıkları ses.

Cici: Sevimli cana yakın, hoş güzel, hoşa giden.

Cihan: Dünya, alem

Cihanay: Dünyanın en güzeli.

Cihanbanu: Dünya hükümdarı

Cihancan: Dünyanın en iyi dostu.

Cihandide: Dünyayı gezip görmüş.

Cihanefruz: Dünyayı parlatan, aydınlatan.

Cihanfer: Cihanı, dünyayı aydınlatan, dünyanın ışığı.

Cihangül: Güllerle bezenmiş dünya.

Cihannaz: Dünyanın en nazlısı.

Cihannur: Alemi aydınlatan nurlu ışık

Cihanser: Cihan’ın başı. Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

Cihansu: Dünyanın suyu.

Cihansuz: 1. Cihan yakan. 2. Gaznclilerdcn Buhran Şahı mağlup edip, Gaznice ve Büst şehirlerini yakıpyıkan, gaddar vahşi AlaeddinHüseyirie verilen ad.

Cihanter: Dünyayı aydınlatan ışık.

Cili: Ayın üzerinde beliren açık renk lekeler.

Cilve: Hoşa gitmek için takınılan tavır, işve, naz.

Cilvekar: Cilveli olan, kırıtan, nazlı.

Cilveli: Cilve yapan.

Cilvenaz: Nazı özellikle yapan, cilveyle nazı bir arada bulunduran.

Cilvesaz: Cilve yapan, cilveli.

Cinan: Cennetler

Cinas: Çok anlamı olan bir kelimeyi farklı konuda farklı anlam yükleme işi.

Cirim: Hacim

Ciryal: 1. Bir nevi kırmızı boya. 2. Altının kırmızılığı. 3. Temiz renk. 4. Saf.

Civan: Yeni yetme, körpe, genç

Civelek: Canlı, neşeli, sokulgan

Cudiye: Cömert, eli açık.

Cumhuriyet: Milletin egemenliği kendi elinde tuttuğu, devlet biçimi.

Cümane: Tek inci anlamında. Hz. Ali(r.a.)’nin kızkardeşi ve Rasulullah’ın amcasının kızı olan hanım sahabi.

6/30 ‘Ç’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘Ç’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Çabam: Bir işi yapmak için sarf edilen kişisel gayret

Çağ: Belirli bir özellik göz önünde bulundurularak ele alınan zaman dilimi

Çağa: Çocuk.

Çağan: Bayram, şenlik.

Çağda: Yeni bir çağa adım atılmış

Çağıl: Çağlayan suyun sesi

Çağılı: 1. Çağla ilgili. 2. Çakıl. 3. Çağla.

Çağıltı: suyun, akarken taşlara, kayalara çarparak çıkardığı tatlı ses

Çağın: Yıldırım, şimşek.

Çağla: Badem, erik ve Kaysı gibi meyvelerin ham hali

Çağlak: Gürül gürül akan şelale.

Çağlan: Bir ırmağın denize kavuştuğu yer

Çağlar: Çağlayan, şelale

Çağlayan: Bir akarsunun yüksek olmayan bir yerden çağıltıyla köpürerek döküldüğü yer

Çağnur: Çağına ışık saçan

Çağrı: Davet

Çağrınur: Aydınlığa, ışığa davet eden kimse.

Çakıl: Su yataklarında sürtünmeyle yuvarlaklaşmış küçük taşlar

Çakır: Mavimsi, mavi renkli, gri benekli gözleri olan kişi

Çalap: 1. Tanrı. 2. Ateş. -İsim olarak kullanılmaz.

Çalıkuşu: Serçegillerden, çalılık yerleri seven ötücü bir kuş.

Çapan: Ulak, postacı, haber getiren.

Çavlan: Büyük çağlayan.

Çavlı: Ava alıştınlmamıaş doğan. Çavlı Çandar.(Öl. 1146). Selçuklu emiri. Sultan Mesud döneminde yararlı işler yaptı.

Çaykara: Küçük akarsu, yazın kuruyan küçük akarsu.

Çekimli: Alımlı olan, albenili.

Çelen: 1. Yakışıklı, güzel gözüken. 2. Tepelerin kar tutmayan zirvesi. 3. Becerikli ve kurnaz kimse.

Çeleng: Zarif, ince, göz kamaştırıcı.

Çelenk: Çiçek dal ve yapraklarla yapılmış halka. 2. Kadınların başlarına taktıkları mücevher veya madenden yapılmış sorguç.

Çelgin: Yaralı av hayvanı. 2. Güzel, masum.

Çeltik: Kabuğu ayıklanmamış pirinç.

Çeman: Nazlı sevgili. 2. Salınan, gezinen.

Çemen: Maydonozgillerden bir bitki ve bunun tohumu.

Çemenzar: Otlak. Çimenlik.

Çeri: Asker, savaşçı.

Çeşman: Gözler.

Çeşmiahu: Çok güzel gözlü.

Çeşmibadem: Badem gözlü.

Çeşminaz: Süzerek bakma, bakış.

Çeşpan: Layık, uygun, münasip, yakışır.

Çetme: Ham karpuz, kelek.

Çevren: Gökyüzünün yerle bitişik gibi görünen kenarları, ufuk

Çevrim: 1. Bir süreklilik içinde değişim. 2. Sınır. 3. Girdap.

Çevriye: 1. Haksızlık. 2. Eza, cefa, eziyet, gadir, zulüm, sitem.

Çeyiz: Gelin için hazırlanan eşyalar.

Çıdam: Sabır, direniş.

Çığ: Dağlarda, bir yerden koparak yuvarlandıkça büyüyen kar yığını

Çığıl: Başa takılan altın

Çığın: Omuz başı; çıkın, bohça

Çığlık: İnce ve keskin bağırış

Çıldam: Çabuk, acele.

Çılga: 1 – Giresun yöresinde “küçük ark, su yolu” anlamındadır. 

Çınay: Ayın en parlak zamanı. 2. Saklı ay.

Çınla: çın çın diye ses verir; “çınlamaktan buyruk

Çıra: Macar halk müziği, çingene müziği.

Çırağ: Meşale, ışık, kandil

Çırnaz: Zayıf, ince yapılı, nayif.

Çırok: Masal, öykü.

Çıvgın: Rüzgarlı havada yağan karla karşık yağmur.

Çiçek: Bitkilerin üreme organlarını taşıyan renkli bölümü

Çiğde: Suyun derin olmayan yeri, sığ yer

Çiğdem: Zambakgillerden bir tür kır bitkisi

Çil: Yeni ve parlak, yüzde oluşan kahverengi küçük benekler

Çilay: Ayın üzerinde olan lekeler

Çile: Zahmet, sıkıntı. 2. Her türlü iplik kangalı.

Çilek: Kırmızı renkli bir meyve

Çilem: Bana ait olan çile

Çilen: Hafif yağan yağmur, çisenti

Çilenti: Hafif yağmur, serpinti.

Çiler: Şarkı söyleyen, şakıyan.

Çilhan: Yüzü çil çil olan hükümdar.

Çilhanım: Çilli hanımefendi.

Çim: Bahçelerin yeşillendirilmesinde kullanılan bir bitki.

Çimen: Doğal olarak biten çim, yeşillik

Çimnaz: Çok nazlı.

Çinel: Doğru, dürüst, namuslu kimse.

Çiner: Doğru, dürüst, namuslu kimse.

Çiray: 1. Yüz çizgileri, yüz güzelliği. 2. Beniz, yüz. 3. insan resmi.

Çire: 1. Maharetli, becerikli. 2. Kahraman, yiğit.

Çise: İnce yağan yağmur.

Çise / Çisem: Çiseleyen yağmur damlası

Çise(M): Hafif yağan yağmur(um)

Çisel: Hafif yağan yağmur.

Çiselen: Yağmur damlası, çise damlası

Çisem: Çiseleyen yağmur damlası

Çisen: Toz gibi yağan yağmur,

Çisil: İnce ince yağan yağmur.

Çitlembik: 1. Mercimekten biraz büyük, buruk lezzette meyvesi olan bir ağaç.

Çobanyıldızı: Venüs gezegeni. 2. Venüs kadar güzel.

Çoğul: Kelimelerin belirli eklerle birden çok arlığı veya kişiyi bildirme biçimi.

Çoğun: Çok defa, ekseriya.

Çolpan: Gözleri uzağı iyi gören, ilerigörüşlü

Çorpan: Çoban yıldızı, zühre

7/30 ‘D’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘D’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Dafne: Defnegillerden, yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan bir ağaç, develik

Dağhan: Eski Türklerde dağ tanrısı. – İsim olarak kullanılmaz.

Dahiye: Üstün zeka sahibi.

Daime: Sürekli, devamlı, kalıcı, müdavim.

Dal: ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri

Dalan: İnce, zarif, narin.

Dalay: Deniz.

Dalga: Hareketli su kütlesi

Dalım: Tutunacak güç, dayanacak yer anlamında. 2. Ağacın dalı.

Dalince: Dal gibi zarif ve ince.

Dalya: Yıldız çiçeği

Damla: Az miktardaki su.

Damlam: Damla kadar küçük, Güzel, bereketli olan.

Daniş: 1. Bilim, bilgi. 2. Bilhi sahipleri.

Darçin: Tarçın, güzel kokulu bir baharat.

Darin: Hüküm sürmek.

Daristan: Orman.

Daya: Çocuğa bakan dadı, sütnine, taya.

Dayahatun: Çocuğa bakan dadı, sütnine, taya.

Daye: Süt nine, süt anne, dadı. 2. Çocuk yetiştiren.

Dayehatun: Çok emek vermiş, dadı.

Define: Toprağa gömülmüş kıymetli ve değerli eşya.

Defne: Bir kokulu bitki

Değer: Bedel, uygun, layik.

Değerli: Değeri yüksek olan, kıymetli.

Deha: Üstün akıl.

Dehan: Ağız

Dehna: Kumun rengi dolayısıyla Arabistan’da ıssız iller adıyla anılan bir çölün adı.

Dehri: Dünyanın sonsuzluğuna inanıp öteki dünyayı inkar eden, ruhun da cesetle birlikte öldüğüne inanan. Materyalist. İsim olarak kullanılmaz.

Delal: Sevgili, değerli.

Delfin: Suda yaşayan, yunus.

Delistan: İçinde çok çeşitli çiçek bulunan bahçe.

Dema: Soluk, nefes.

Demar: Damar. 2. Hırs. 3. Duygu, sinir. 4. Soy, yaradılış.

Demet: Bağlanmış çiçek topluluğu, ışık huzmesi.

Demgüzar: Ömür süren, zaman geçiren.

Demhoş: Nefesi güzel kokan.

Demi: Kadife, şeftali gibi şeylerin üzerinde bulunan ince tüy

Demre: Antalya’nın turistlik yerlerinden biri, Noel Baba’nın doğduğuna inanılan tarihi yer.

Denef: Beyaz renkli ipek kumaş.

Deniz: Derya, büyük tuzlu su birikintisi

Deran: Çaresiz, biçare.

Derem: Para, akçe.

Deren: Toplayan, düzenleyen, pekiştiren

Derim: Çadır.

Derin: Sığ olmayan, içli.

Derin Su: Yüzeyi tabanından uzak olan. Rengi, kokusu ve tadı olmayan, saydam, sıvı madde

Derince: Merdiven.

Derman: Çare, tedavi

Dersu: Hepsi, kamilen, baştan başa hep.

Derya: Deniz.

Deryab: Akıllı, anlayışlı.

Deryace: 1. Küçük deniz. 2. Göl.

Deryadil: Gönlü geniş, herşeyi hoş gören.

Deryanur: Bilgisiyle ışık saçan

Desen: Çiçek, çizgi gibi süs şekilleri

Destan: Kahramanlık olaylarını konu alan şiir

Deste: Demet, bağlanmış olma hali.

Destecan: Herkese içtenlikle bağlanan.

Destegül: Bağlanmış gül demeti

Destegür: Çok gür.

Destegüz: Sonbahar hayranı.

Destenaz: Hayranlık uyandıracak kadar zarif bir nazı olan.

Destenur: Işık demeti.

Destgir: Nazik, kibar, yardıma hazır.

Destgür: Yardım sever, iyiliksever.

Destina: Kader, yazgı.

Destmal: MendiL.

Deşeni: Zulme uğramış, zalimlerin elinde kalmış.

Deva: İlaç, çare, şifa

Devin: Hareket; hareket et, hareketli oluş.

Devinsu: Suyun ritmik hareketleri, akarsu

Devlet: Büyüklük, kudret, varlık, orun.

Devran: Zaman; devir

Devrim: Önemli ve temelli değişiklik, inkilap

Devrin: Bir kişi veya olayın gündemde olduğu tarih dönemi

Dewran: Devir, çark. 2. Zaman.

Diba: Altın ve gümüş işlemeli bir tür ipek kumaş

Dibace: Başlangıç, önsöz. 2. Bir kitabın süslenmiş-olan ilk sayfaları.

Dicle: Bir nehir adı

Diclehan: Dicle nehrinin yöresinde yaşayanları buyruğu altına alan

Diclehatun: Ulu kadın.

Didar: Güzel yüz, görme

Dide: Göz.

Didem: Gözüm, gözüm gibi sevdiğim sevgilim, çok sevdiğim.

Didem/Diğdem: “Gözüm, gözüm gibi sevdiğim, sevgilim” anlamında kullanılan bir ad.

Didik: Yaşayış, hayat, varlık, sağlık, geçim. 2. Huzur.

Dikilerek: oluşturulan ağaçlık, çam ve başka ağaçların gövdeleri

Dila: İçten gönülden seven.

Dilağsu: Nehirdeki en güzel su damlası

Dilan: Gönüller, yürekler

Dilara: Gönül alan, gönlü okşayan, gönlü dinlendiren manalarındadır.

Dilaram: Kalbe huzur veren

Dilasa: Gönlü rahatlandıran, avutan.

Dilasude: Gönlü rahat, huzurlu.

Dilaşup: Gönül çalan.

Dilaviz: Gönlün takıldığı, gönüle takılan.

Dilay: Gönlü aydınlatan ay.

Dilbahar: Konuşmasının güzelliğiyle insanın gönlünü ferahlatan.

Dilbant: Gönül çalan.

Dilbaz: Güzel söz söyleyen, göze hoş görünen. Konuşmasıyla kandıran kişi manasındadır.

Dilbent: Gönül bağı, gönül bağlayan.

Dilber: Gönlü alıp götüren güzel manasındadır. Alımlı güzel kadın demektir.

Dilberan: Dilberler, güzeller

Dilberay: Ay gibi güzel kadın.

Dilbeste: Gönül bağlamış, âşık.

Dilbu: Gönül kokusu.

Dilcan: İçi dışı bir olan.

Dilce: Gönlü dilinde olan.

Dilcu: Gönlü çeken.

Dildade: Gönül vermiş, âşık. ay gibi parlak, ışıklı olan / ışıl ışıl berrak konuşan.

Dildan: Sevmek.

Dildar: Gönlü baskı altında tutan sevgili

Dildaş: Aynı konulan paylaşanlar.

Dilde: Ünü her tarafa yayılmış, herkesin konuştuğu, herkesin dilinde olan

Dilderen: Sevgi toplayan, gönül alan, beğenilen.

Dileda: Konuşmaya nazlanan

Dilefruz: Yürek yandıran, sevimli.

Dilege: Güzel ve düzgün konuşan.

Dilek: İstek, arzu

Dilela: Gözü gönlü bir olan

Dilem: Gönül ilacı

Dilemma: İkilem

Diler: İsteyen, dileyen

Dilfer: Diliyle herkesin gönlünü ferahlatan

Dilferah: Gönlü ferah, sevinçli.

Dilfeza: Gönlü genişleten, gönlü artıran.

Dilfigar: Gönlü yaralı olan, âşık.

Dilfiruz: Gönle ferahlık veren, sevindiren.

Dilfüruz: Gönüle ferahlık veren, sevindiren.

Dilge: Güzel konuşan kişi.

Dilgüdaz: Gönle eziyet veren.

Dilgüzar: Herkesin derdine derman bulan.

Dilhan: İçten gönülden söyleyen

Dilhayat: Gönül canlılığı.

Dilhıraş: Yürek parçalayıcı.

Dilhun: İçi kan ağlayan.

Dilhuş: Gönlü hoş, yüreği rahat.

Diligüzar: Durmaksızın becerikliliğini öven.

Dilinaz: Konuşmaya nazlanan.

Dilinigar: Resmeden.

Dilinisa: Çok konuşan kadınlar.

Dilinur: Konuşmasıyla, gönüllere ferahlık veren.

Dilisu: Temiz konuşan.

Dilişan: Hatipliğiyle şan şöhret sahibi olmuş.

Dilişen: Şen şakrak konuşmalar yapan.

Dilkeste: Gönül çekici.

Dilküşa: İç açıcı, gönül açıcı, yüreği ferahlandıran.

Dilmaç: Çeviri yapan kimse

Dilman: Dil bilen, güzel söz söyleyen. bk. Dilmen.

Dilman/ Dilmen: Dil bilen, güzel söz söyleyen.

Dilnigir: Gönülde resim edilen sevgili.

Dilnişin: Gönülde yer tutan, hoş, güzel.

Dilnur: Gönlü nurlu

Dilnüvaz: Gönül okşayıcı

Dilp: Neşeli, mutlu, memnun.

Dilrah: Gönül yolu.

Dilriş: Gönlü yaralı.

Dilruba: Gönül kapan, herkesi kendine bağlayan.

Dilruba/Dilrüba: Gönül kapan, gönül alan

Dilrüba: Gönlü şen, dertsiz

Dilsafa: Gönlü şen, rahat, dertsiz.

Dilsaz: Gönül yapan, tatlı davranan.

Dilser: Hatiplik yeteneğini sergileyen.

Dilseren: Hatiplik yeteneğini gözler önüne seren

Dilsever: Konuşmayı seven.

Dilsitan: Gönül alan güzel.

Dilsoy: Hatiplik yeteneği gelişmiş bir soydan gelen.

Dilsu: Gönlü su gibi berrak olan.

Dilsuz: Gönül yakan, yürek yakan.

Dilşad: 1. İçi rahat. 2. Kalbinde neşe, sevinç olan.

Dilşah: Gönül şahı, sevgili.

Dilşan: Hatiplik yeteneğiyle şan şöhret sahibi olmuş.

Dilşat: Gönlü hoş, sevinçli

Dilşen: Gönlü şen, sevinçli.

Dilşikar: Gönül avlayan.

Dilşikeste: Gönlü kırık.

Dilşükufe: Gönül çiçeği.

Dilten: Vücut diliyle konuşan.

Dilyar: Konuşkan sevgili.

Dimağ: Akıl, beyin.

Dinçay: Ayın en parlak, en net görülebilen hali. 2. Aydınlık ilerici kişi.

Dinçel: Güçlü el.

Diniz: Sakin, dingin

Dirahşan: Parlak, parıldayan.

Dirayet: Zekâ, bilgi, kavrayış

Diren: Harmanda sapları yaymaya yarayan uzun çatallı ağaçtan yapılmış araç

Dirik: Diri, canlı. 2. Acar.

Diril: dirilmekten buyruk; el dokuması bez

Dirim: Yaşam, hayat 2. Yaşama gücü.

Dirisu: Temiz faydalı, doru su gibi olan.

Dirok: Tarih, hikaye, öykü.

Dirsehan: Dede Korkut hikayelerinde, çocuğu olmadığı için hor görülen sonra da Boğaç Han adında yiğit bir oğula sahip olan kahramanın adı.

Dirsekan: Dede Korkut hikayelerinde, çocuğu olmadığı için hor görülen sonra da Boğaç Han adında yiğit bir oğula sahip olan kahramanın adı.

Diyar: Ülke, dünya.

Diyari: Armağan, hediye.

Doğa: Tabiat, yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü

Doğanbike: Doğan, dünyaya gelen kız.

Doğangün: Doğmakta olan gün

Doğannur: Nur gibi parlak olarak doğan.

Doğay: “Ey ay, artık doğ, kendini göster” anlamında kullanılan bir ad.

Doğu: Güneşin doğduğu ana yön

Dolunay: Ayın tam yuvarlak olduğu an

Domurcuk: Tomurcuk.

Dora: Doruk, zirve

Doyum: Ganimet almış.

Döndü: l. Henüz evlenmemiş kız. 2. Gittiği yerden geri gelen.

Döne: “Bundan sonraki çocuklar erkek olsun” anlamında kullanılan bir ad.

Dönem: Belirli bir tarihsel niteliği olan zaman birimi.

Dönüş: Dönme işi, dönme.

Ducihan: İki cihan: dünya ve ahiret

Dudu: 1. Hanım. 2. Abla. 3. Küçük kardeş.

Dudubikem: “Evlenmemiş ablam, kardeşim” anlamında kullanılan bir ad.

Duducan: Hanımefendiliğinde samimi olan.

Dudugül: Güzelliği ve saygınlığı taşıyabilen.

Duduhan: Abla, kardeş.

Duha: Kuşluk vakti. Kuran’ı Kerim’ de 93. Surenin ismidir aynı zamanda.

Duhan: Kur`an-ı Kerim`de bir sure adıdır ve manası dumandır.

Duhter: Kız.

Durali: Kız çocuğu olmayan ailelerin en son doğan erkek çocuklarına verdikleri isim.

Duranay: Ayın en uzun süre gökyüzünde kaldığı zaman.

Durcan: “Yaşa, uzun ömürlü ol” anlamında kullanılan bir ad.

Durdu: (bkz. Dursaliha).

Durean: Ömrün uzun olsun, canlı kal.

Durkadın: “Artık çocuğun olmasın” anlamında kullanılan bir ad.

Durkız: “Artık çocuğun olmasın” anlamında kullanılan bir ad.

Dursaliha: Erkek çocuğu olmayan ailelerin en son doğan kız çocuklarına verdikleri ad.

Dursune: Son olması istenen kız çocuklarına verilen adlardandır.

Duru: Saf, berrak

Durugül: Özü temiz güzel kadın.

Durugün: Berrak gün.

Durugür: Sağı solu belli olmayan.

Durugüz: Sessiz geçen sonbahar.

Duruhan: Özü temiz yiğit.

Durukadın: Özü temiz kadın.

Durunaz: Naz yapmak istemeyen

Durunur: Sakinliğiyle gönüllere ışık saçan.

Durusel: Temiz akan su, akarsu.

Durusev: Sessiz, temiz ve sevilen kadın.

Duruseven: Kendisi gibi olanı seven.

Durusoy: Temiz olarak tanınmış kimse.

Durusu: Arı, temiz, berrak sular gibi olan.

Duruşan: Şöhretine rağmen sessiz, sakin bir hayat süren.

Durutan: Tan vaktinin sessizliğini yaşayan.

Duruten: Çok temiz, pürüzsüz bir cilde sahip olan.

Duruyar: Sessiz, sakin sevgili.

Duşize: El değmemiş kız.

Duyal: Hassas, hisli, çabuk duygulanan.

Duygu: His, gönülde uyanan yankı ya da tepki

Duygucan: Yüreği çok duygulu olan.

Duygucuk: Sevimli, kendi halinde olan, sevecen ..

Duygudaş: Duyguları başkasıyla aynı olan,

Duygugül: Duygulu ve gül gibi güzel.

Duygugün: Doğduğunda duygulu anlar yaşatan ve de gül gibi bir güzelliğe sahip olan.

Duygugür: Duygularını coşkuyla ifade eden.

Duygugüz: Duygularında sonbahar hüznünü yaşayan.

Duygun: Duygulu, hassas

Duygunaz: Duygularını ifade etmekte nazlanan.

Duygunisa: Duygulu, hassas kadın

Duygunur: Duygularıyla herkesi aydınlatan.

Duygusal: çevresine duygu saçan. 2. Çok duygusal.

Duygusan: Duygusallığıyla tanınan.

Duygusay: Herkese karşı saygılı olan.

Duygusel: Coşkun duygulara sahip olan.

Duyguser: Duygularını rahatlıkla herkese ifade edebilen.

Duygusev: Duygulu olanı sev.

Duyguseven: Kendi gibi duygulu olanı seven.

Duygusoy: Çok duygulu bir soydan gelen.

Duygusu: Temiz duygulara sahip olan.

Duygusun: Duygularını yansıtan.

Duyguşan: Duygularının saflığıyla tanınan.

Duyguşen: Şen şakrak hisleri olan.

Duygutan: Tan vakti gibi hüzünlü duygulara sahip olan.

Duyguyar: Duygulu sevgili.

Duysal: Duymakla, hissetmekle ilgili olandır

Duysun: İşitilsin, bilinsin, şöhretli olsun.

Duyu: Hissetme, algılama

Duyuş: İşitme, hissetme, bilinme.

Düden: 1. Yer altında akan suların kireçli tabakaları eriterek meydana getirdikleri tabii kuyu. 2. Bataklık, girdap.

Dülfin: Arap astronomları tarafından Delphinus yıldız kümesine verilen isim.

Düman: Sis.

Dünya: Yeryüzü

Dürdane: İnci tanesi

Dürefşan: İnci gibi sözleri olan.

Düri: Düriye

Düriye: İnci gibi ışıldayan, parlak.

Düriyye: 1. İnci gibi parlayan, parlak. 2. Parıltılı yıldız.

Dürnev: İnci. 2. İnci tanesi.

Dürnur: İnci ışığı.

Dürre: İnce tanesi.

Dürriye: İnci gibi parlayan

Dürrüşehvar: Padişahlara yaraşır değerde inci.

Dürveş: İnci gibi.

Düş: Hayal, rüya, güzel rüya

Düşsel: Hayal gibi olan

Düşüm: Hayalimdeki, düşlediğim, istediğim anlamında

Düşünsel: Düşünce ile ilgili

Düzey: Seviye karşılığı olarak uydurulmuş olmayan.

Düzgün: 1. Girintisi, çıkıntısı, pürüzü olmayan. 2. Düzeltilmiş, tesviye edilmiş. 3. İyi düzen verilmiş. 4. İntizamlı, nizamlı. 5. Yolunda, rayında. 6. Kadınların yüzlerine sürdükleri beyaz veya kırmızı boya.

 

8/30 ‘E’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘E’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Ebed: Sonu olmayan gelecek. İsim olarak kullanılmaz.

Ebedi: Sonsuz, sonrasız, ölümsüz. 2. Ölümsüzlük.

Eber: Hayırlı, şerefli, faziletli.

Ebra: Ürkme, kaçma. Birden bire ölme (!!! Çok kötü enerjili bir isim)

Ebrar: Özü sözü doğru olan, hamiyetli, İffetli kişi manasındadır.

Ebru: 1. Kaş. 2. Bulut renginde, buluta benzer, bulut gibi dalgalı, bulutlu. 3. Kağıt üzerine kendine has usulle yapılan, mermer, damarları gibi dalgalı şekilli süsleme. Ciltçilikte ve hüsn-ü hat’ta kullanılır.

Ebrunur: Ebru ve nur isimlerinin birleşimden oluşmuş isimdir.

Ebyar: Pek ak, pek beyaz.

Ece: Güzel kadın, kraliçe manalarını taşır.

Eceaypar: Ay parçası gibi parlayan kraliçe.

Eceban: Kraliçe hükümdarlığı.

Ececan: Kraliçelik eden. 2. Ana gibi cana yakın.

Ecegül: Gül gibi güzel kraliçe.

Ecegün: Çok güzel bir günde doğan

Ecehan: Yönetici güzel kadın, hükümdar, kraliçe.

Ecem: Kraliçem.

Ecemsu: Su kraliçesi.

Ecenaz: Nazlı güzel kadın anlamındadır.

Ecenur: Nurlu, ışıklı kraliçe.

Ecer: Yen, güzel, iyi.

Ecesay: Güzelliğiyle çevresinde saygı uyandıran

Ecesel: Coşkulu bir güzelliğe sahip olan

Eceser: Güzelliği gözler önünde olan

Eceseren: Güzelliğini gizlemeden yaşayan

Ecesoy: Saygın ve güzel soydan gelen

Ecesu: Su gibi berrak ve çok güzel.

Ecesun: Güzelliğini sunan, gösteren

Eceşan: Güzelliğiyle şöhretlenmiş olan

Eceşen: Neşeli, şen şakrak ve güzel

Ecetan: Tan vakti kadar güzel

Eceten: Çok güzel tene sahip olan

Eceyar: Çok güzel sevgili.

Echer: Son derece güzel kadın. İkinci manası gündüz iyi görmeyen karmaşık gözlüdür.

Ecmel: En güzel, en yakışıklıanlamındadır.

Ecre: Mükâfat. Ecr kökünden gelir.

Ecren: Allah’ın hediyesi anlamını taşımaktadır.

Ecrin: Allah’in hediyesi demektir.

Eda: Naz, işve, davranış, tavır, namaz kılma… Manalarını taşır.

Edaay: Ay gibi güzel ve nazlı

Edacan: Nazlı ama içten olan kimse

Edacan,: Nazlı ama içten olan kimse.

Edacık: Nazlılığıyla sevilen.

Edadil: İşveli, dilli olan

Edagöz: Gözlerinden nazı ve işvesi okunan.

Edagül: Gül gibi güzel ve nazlı

Edagün: Nazlı gün, nazenin

Edagüz: Nazlı sonbahar.

Edagüzar: Becerilerini göstermekte nazlanan.

Edahses: Nazlı ses.

Edalı: Nazlı, işveli,

Edalıay: Nazlı bir ay gibi.

Edalıcan: içtenliğinde nazlanan.

Edalıgöz: İşveli göz.

Edalıgül: Nazlı bir gül gibi.

Edalınaz: Naz yapar gibi.

Edalınur: Işık saçmak nazlanır gibi olan.

Edanaz: Naz yapar gibi

Edanur: Işık saçan nazlı güzel.

Edasal: İşvesiyle tanınan.

Edasay: Nazlı hanımefendi.

Edasel: Nazlı, çoşkulu.

Edases: Nazlı ve işveli bir sese sahip olan.

Edasev: Nazlı sev.

Edaseven: Kendisi gibi nazlı olanı seven.

Edasever: Kendisi gibi nazlı olanı seven.

Edasoy: Nazlı bir soydan gelen.

Edasu: Eda ve Su isimlerinin birleşiminden oluşur. Nazlı su gibi bir anlam taşır.

Edasun: Nazlandığını belli eden.

Edaşan: Nazlılığıyla şan, şöhret sahibi olmuş.

Edaşen: Neşeli ama nazlı.

Edayar: Nazlı sevgili.

Edayel: Nazlı nazlı esen rüzgar.

Edayüz: Nazlılığı yüzünden okunan.

Edeb: Terbiye, nezaket, düzenli.

Eder: Kıymet, değer

Edibe: Nazik, edepli, terbiyeli.

Edis: Uluğa ermiş olan

Ediz: Değeri yüksek, kıymetli

Edviye: “Adviye” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Eengüz: Rüzgarlı sonbahar.

Efhem: 1. Çabuk anlayan. 2. Zihni açık olan. 3. Daha ulu, çok büyük şeref sahibi fehametli.

Efide: Yürekler, kalpler, gönüller.

Efil: Rüzgar, dalgalanma

Eflin: Cennetin 8 kapısının biri. Cennete açılan kapı.

Efnan: Cennetteki güzel gözlü kız.

Efnem: Cennete açan çiçek

Efra: Allah’tan gelen esinti. İşi gücü olmayan adam, gibi anlamları olduğu yazıyor. Kökeni ve anlamı tam bilinmiyor. Harfler güzel ama anlamlar belirsiz ve kötü.

Efraz: Kaldıran, yükselten. Firaz Yükselten, mümtaz, büyük, meşhur, maruf.

Efridun: Cemşid soyundan anlayış ve zekasıyla meşhur bir İran hükümdarı.

Efrug: 1. Parıltı, ışık. 2. Nur.

Efruz: 1. Şule, parıltı. 2. Aydınlatan, parlatan. 3. Tutuşturan, yakan. Gösterişli güzel.

Efsa: Sihirbaz, efsuncu, büyücü. (Kötü manalı bir isim!!!)

Efsane: Eski çağlardan beri söylene gelen, olağanüstü varlıkları, olayları konu edinen hayali hikaye. 2. Gerçeğe dayanmayan, asılsız söz, hikaye.

Efser: Taç, başlık

Efsun: Büyülü, sihir

Efşan: Dağıtan, saçan, serpen manalarındadır.

Efşar: Sıkılma, özü çıkarılma.

Efşure: Özsu.

Eftal: En değerli en yüksek.

Eftalya: Denizkızı

Eftelya: Bir dönemin ünlü gayri müslim ses sanatçısı, denizkızı Eftelya.

Efza: Artıran, çoğaltan.

Ege: Türkiye'nin batısında yer alan deniz, ulu

Egegül: Egenin gülü.

Egenaz: Ege’nin nazlı kızı

Egenur: Egenin aydınlığı.

Egesel: Ege gibi çoşkulu olan.

Egesoy: Egeli soyundan gelen

Eğin: Sırt, arka, güvenilen.

Ehad: 1. Bir, tek. 2. İlk sayı. 3. Allah’ın isimlerinden, bir ve tek olan Allah. İsim olarak kullanılmaz.

Ehil: 1. Sahip, malik. 2. Becerikli, yetenekli. 3. Bir yerde oturan.

Ehliyet: 1. İşe yarar halde bulunuş, bir işi hakedebilecek durumda bulunuş, selahiyet, yetki. Mahirlik, iktidar, liyakat, kabiliyet, kifayet, mensubiyet. 3. İktidar, kabiliyet ve liyakat vesikası.

Ekim: Bir ay, ekme işlemi.

Ekin: 1. Ekilmiş tahılın filiz vermiş biçimi, tarlada bitmiş tahıl. 2. Buğday. 3. Kültür.

Ela: Alacalı renkli; gözde kestaneye çalan sarı renkli manasındadır.

Ela/Elanur: Sarıya çalar kestane rengi

Elaay: Güzel gözlü ve ay gibi parıldayan.

Elacan: Ela gözlü, içten kimse

Elacık: Küçük ela gözleri olan.

Elafer: Ela renkli ışık saçan.

Elagöz: Ela gözlü güzel.

Elagül: Güzel gözlü ve zarif görünümlü.

Elagüz: Mahsun sonbahar.

Elagüzar: Ela gözlü becerildi güzel.

Elaldı: El-aldı. 2. Başkasına kaptırılan.

Elam: Türkçe: Benim olan ela anlamı taşır. Farsça: Elam imparatorluğu eski Elamite imparatorluğu (farsça’da تمدن عیلام) (m.ö. 2700- m.ö. 660 arası) Sümer ve Akkad’in doğusunda, bu günkü İran’ın güneybatısındaki Huzistan eyaletini ve Fars eyaletinin batısında yer almıştır.

Elanaz: Ela gözlü, nazlı güzel

Elanigar: Gözleri elalı resim.

Elanisa: Ela gözlü kadınlar.

Elanur: Gözü sarıya çalan kestane renginde olan güzel manasındadır.

Elasel: Gözlerinin güzelliğiyle çoşkulu olan.

Elaser: Gözlerinin güzelliğini sergileyen.

Elasev: Ela gözlü sev.

Elaseven: Ela rengi seven.

Elasever: Kendi gibi güzel gözlüleri seven.

Elasoy: Güzel gözleri olan bir soydan gelen.

Elasu: Ela gözlerinden temizlik akan.

Elasun: Gözlerinin güzelliğini sunan.

Elaşan: Gözlerinin güzelliğiyle şöhret olmuş.

Elaşen: Gözlerinin güzelliğiyle neşe saçan.

Elatan: Gözlerinde tan vaktinin güzelliğini yansıtan.

Elaten: Ten rengi güzel olan.

Elay: Elalı, karışık gibi bir manası vardır. El+ Ay köklerinin birleşiminden oluşur.

Elayar: Ela gözlü güzel sevgili.

Elayüz: Çok güzel yüz.

Elbin: Bin tane el, birlik

Elbir: El birliği, güç birliği

Elbirle: El birliği ile.

Elbirlik: Beraberlik, dayanışma, el ele verme.

Elbiz: Bizim yer, yöremiz

Elburz: 1. Kafkaslarda en yüksek dağ. 2. Uzun boylu yakışıklı kimse.

Elçi/Elçim: Elçi olarak gönderilen manasındadır.

Elçim: Elçi olarak gönderilen

Elçin: Demet, deste anlamlarını taşır. Ayrıca Ağustos böceği demektir.

Eldem: Cana yakın, sevimli

Elem: Acı, keder, sancı, kaygı.

Elen: Nadide bulunması güç mücevher.

Elezan: Göğe yükselen ezan sesi anlamındadır.

Elfida: Feda etme, gözden çıkarma, verme.

Elfin: Küçük yaramaz, ele avuca sığmaz.

Elfiye: 1. 1000 mısralık manzume. 2. Manzum risaleler.

Elgiz: Şehri koruyan tanrıçadır.

Elif: İslami alfabenin ilk harfidir. Ebccd hesabında değeri “1” birdir. Musikide “la” notasını ifade için kullanılır. Ülfet eden, dost, tanıdık ve alışmış, alışkın, alışık manalarını taşır. – İki kelimeli isimler yapılabilir (Elif Su, Elif Nur v.s.).

Elife: Tutku, istek, alışılan şey

Elik: Dağ keçisi

Elim: Çok acı veren

Elime: Dert ve elem veren

Elis: Güzel kokulu bir çiçek.

Elisa: Benî İsrail Peygamberlerindendir. Bir diğer yandan HIV testine de ELİSA denir; bu manada kötü enerjili bir isimdir.

Elit: Seçkin, üstün

Eliz: Yabancı yerdeyiz, yabancıyız ve el izi anlamındadır.

Elizan: Uzaktan duyulan ezan sesidir.

Ella: Sonsuzluk.

Elmas: Değerli bir taştır.

Elmasım: Değer verme. 2. Değer vererek seslenme durumu.

Elmina: Mina dağında açan çiçek manasına rastlıyoruz. Ayrıca Al ve Mina kelimelerinin birleşiminden oluşan bir isim olan Elmina’ nın güneş tutulmasındaki kızıllığa verilen ad olduğu da söylenir.

Elmira: Emir veren prensestir.

Elnare: Ülkesinin ışığı, odlar yurdu. Azerbaycan’ın diğer ismi ile eşanlamlıdır.

Elnur: Elin nuru anlamındadır.

Eltaf: Çok latif çok güzel.

Elvan: Renkler, çeşitler

Elveda: Bir daha kavuşulamayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullan

Elvida: Allah’a ısmarladık. Allah’a emanet olun yollu ayrılık hitabı. Erkek ve kadın ismi olarak kullanılır.

Elvin: Cennet çiceği, Gökkuşağının her bir tayfına verilen isim, Sıcak – Sadakat, sonsuz arkadaslik

Elyak: En layık olan, en çok yakışan.

Elzem: Gerekli olan, vazgeçilmez.

Emanet: 1. Emniyet edilen kimseye bırakılan şey, eşya veya kimse. 2. Osmanlı devletinde bazı devlet dairelerine verilen isim.

Emeç: Gaye, amaç, hedef manalarındadır.

Emek: 1. Uzun ve yorucu çalışma. 2. Bir amaç uğruna harcanan yoğun beden ve zihin gücü.

Emel: Hedef, umut, arzu.

Emen: Bir şeyi yetiştirmek amacıyla dikmek için açılan çukur. 2. Zahmetli iş.

Emet: Bolluk getiren, bolluk, berekettir. Son sonuç da demektir.

Emeti: Bereket, bolluk. 2. Hala.

Emetullah: Allah´ın kulu (kadınlar için kullanılır).

Emine: İnanılır, güvenilir.

Emira: Eski Mısır’da prenseslere verilen unvandır.

Emire: Büyük bir ülkeden, soydan olan.

Emiş: Emmek işi veya biçimi. 2. “Emine” isminin kısaca söyleniş biçimi.

Emniyet: Güvenlik. 2. Güven, inanma, itimat

Emoş: “Emine” isminin kısaltılarak söylenmiş bir başka biçimi.

Emra: Ece, emreden, kraliçe

Emraz: Hastalıkla ilgili.

Emriye: Emirle, buyrukla ilgili.

Enda: Yüce, ulu, yüksek, âlâ anlamındadır.

Endam: Vücut, beden, ten, boy bos.

Ener: Dağ eteği

Enfa: Çok yararlı, daha çok faydalı.

Enfes: Güzeller içindeki en güzel olan. Nefiss.

Enginay: Aşağılara doğru inmiş Ay, engine inmiş Ay.

Enginaz: Çok nazlı olan.

Engingül: Her yam gül gibi güzel ve bakımlı olan.

Enginiz: İnmiş iz; engindeki iz.

Enginsel: İçindeki çoşku her yeri alabilecek kadar büyük olan.

Enhar: Irmaklar, çaylar. Enhar. Kur’an-ı Kerim’de cennetin altından akan ırmaklar.

Enise: Sevimli / Dost / Cana yakın arkadaş

Enmutlu: mutluluklar içinde en mutlu olan

Ennur: Nur yağdıran.

Ercin: Merdiven, basamak.

Erçil: Doğru, inanılır, güvenilir kişi

Erçin: Merdiven, basamak.

Erda: Beyaz karınca

Erdemay: Erdemli ve Ay kadar güzel olandır.

Erdenay: Bakır ay

Erdibike: Olgunluğa erişmiş, deneyimli kadın.

Erdibikem: “Olgunluğa erişmiş, deneyimli kadınım” anlamında kullanılan bir ad.

Erem: Cennet

Eren: 1. Erkek. 2. Olağanüstü sezgileriyle birtakım gerçekleri gördüğüne inanılan kimse. 3. Deneyimli, akıllı kimseler. 4. Dost. 5. Hayırlı çocuk.

Erendal: Her zaman genç ve körpe kalacağına inanan.

Erendil: Her şeyi bilip söyleyen.

Erendiz: Jüpiter gezegeninin adı

Erengül: Ermiş, yetişmiş, açmış gül

Erengün: Ulaşıp gelen gün.

Erengüz: Biten sonbahar

Erennaz: Naz yapmaya son veren, nazdan vazgeçen.

Erennur: Evliya gibi ışık saçan

Erensel: Çoşkulu bir akıllılığa sahip olan.

Erensen: Ermiş olan, evliya.

Erenser: Ermişliğini gösteren.

Erensu: Ermiş gibi ve su gibi aziz olan.

Erenşan: Olağanüstü sezgileriyle ünlenmiş olan

Erentan: Tan vaktinin çekimine kapılan.

Erenyar: Ermiş sevgili.

Erenyüz: Yüzü evliya gibi nurlu olan.

Erge: Şımarık, nazlı

Ergem: Nazlım, canım.

Ergi: İyi bir şeye erişme hali

Ergim: Eriştiğim, ulaştığım, benim olan ergidir.

Erguvan: Çok güzel lila, mor renkli çiçekleri olan bir ağaç.

Ergül: Erlerin gülü

Ergüler: Erken mutlu olur, erken güler.

Eribe: Akıllı, zeki, olgun, yetkin.

Erik: Beyaz çiçekli bir ağaç ve bunun çeşitli renklerde ekşimsi veya tatlı sulu meyvesi.

Erike: Taht.

Erim: 1. Bir şeyin erebileceği uzaklık. 2. Vakıf olmak, yetmek.

Erinç: Dirlik, rahat, huzur

Eriş: Tüm arzularını gerçekleştir, istediklerini elde et temennisi.

Erişen: Amacına ulaşan, istediğini elde eden.

Eriz: Cömert, mertlik yolu

Erke: Enerji, iş başarma gücü, nazlı

Erkin: Hiçbir koşula bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, özgür.

Erkinay: Özgür Ay, özgürce dolaşan Ay.

Erma: Çok güzel, nazlı, cilveli

Ermiye: Dolu yağmasına neden olan bulutlar.

Erna: İşveli, cilveli, şen şakrak kişi.

Ersevim: Sevimli, sempatik erkek.

Erseyim: Sevimli, sempatik erkek.

Erva: 1. Yumuşaklık, letafet. 2. Güzel görünen.

Ervanur: Allah’ın gönderdiği ışık.

Ervin: Şahsiyetli, kişilikli, şerefli, itibarlı.

Erzan: Bol, uygun, layık

Esalet: Asalet.

Esel: Rüzgarlı diyar, rüzgar alan ülkeler.

Esen: Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı sıhhatli sağlam

Esenay: Ayın önünden geçen rüzgarlı bulutlar

Esencan: Sağlıklı ve içten olan.

Esencik: Sağlıklı ve sevimli olan.

Esengil: Esintili olan.

Esengöz: Sağlıklı ve güzel göz.

Esengül: Sağlıklı gül.

Esengülen: Rüzgar gibi gülen.

Esengün: Sağlıklı gün.

Esenkal: Sağlıklı olması temenni edilen.

Esenli: Çok sağlıklı.

Esennaz: Nazlı nazlı esen rüzgar.

Esennur: Işık saçarak rüzgar gibi giden

Esensal: Sağlık saçan.

Esensel: Rüzgar gibi coşkulu olan.

Esenses: Rüzgar gibi esen

Esensoy: Sağlıklı bir soydan gelen.

Esensu: Rüzgârlı su.

Esensun: Sağlık temennisi sunan.

Esenyar: Sağlıklı sevgili

Esenyel: Hafif esen rüzgar

Esenyüz: Sağlıklı oluşu yüzünden okunan.

Eser: Ortaya konan yapıt

Eseray: Ay’dan da güzel yorumlanmış olan.

Esercan: Yüreğinden geldiği gibi davranan

Esercik: Sevimliliği içten olan.

Eserdal: Gençlik ateşiyle keyfine göre davranan.

Eserdil: Keyifli sohbetleri olan.

Esergül: Gül gibi canlı olan.

Esergün: Keyifli gün

Esergüz: Keyifli sonbahar.

Eserkan: Keyifli bir soydan gelen.

Esernaz: Nazlı nazlı esen.

Esernur: Işık saçarak esen.

Esersu: Su gibi berrak ve yürekten olan.

Esersun: Yapıtlarını sunan.

Esertan: Tan vaktinin keyfi.

Eseryar: Keyif veren sevgili.

Eseryel: Esip geçen.

Esgin: Rüzgarlı. 2. Esen. yel.

Eshar: Seher, sabahın oluşu.

Esil: Şerefli, itibarlı ve otoriter kişi, uzun ve dolgun yüz. Doğru şey. Kavi, muhkem, sağlam

Esila: Öğle vakti ile ikindi vakti arasında geçen zaman diliminin Kuran’ da geçen adıdır.

Esim: Esme işi, rüzgârın esişi, esinti.

Esin: Sabah rüzgarı, ilham, güzel fikir

Esinay: Aydan etkilenen.

Esincan: içtenliğiyle başkalarına ilham veren.

Esincik: Sevimli, duygulu.

Esingül: İlham veren gül

Esingün: ilham veren gün.

Esingüz: Güzelliğinden etkilenilen. 2. Romantik sonbaharı yaşayan.

Esinnaz: Nazlı nazlı esen.

Esinnur: İlham veren, ışık saçan.

Esinsel: Coşkulu duygular içinde olan.

Esinses: Sesiyle ilham veren

Esinsoy: Soyuyla iftihar eden.

Esinsu: Berraklığıyla ilham veren.

Esintan: Tan vaktinden esinlenen.

Esintay: Gençliğiyle herkesi kendine hayran bıraktıran.

Esinti: Belli belirsiz hissedilen hafif yel.

Esintürk: İlham veren Türk.

Esinyar: ilham veren, sevgili.

Esinyüz: Yüzünün güzelliğiyle başkalarına ilham veren.

Eslem: Daha sağlam, en selâmetli.

Eslim: Teslimiyet, Allah’a teslim olandır.

Eslina: Dünyalar güzeli.

Esma: İsim manasındadır.

Esmacan: Adı can olan.

Esmagül: Adı gül

Esmahan: Hükümdar adları.

Esmahatun: İsmiyle anılan kadın.

Esman: Bedeller, kıymetler, değerler.

Esmanaz: Adı naz

Esmanigar: Adı nigar.

Esmanur: Adı nur.

Esmasu: Adı su.

Esmaşan: Adı şan.

Esmatan: Adı tan.

Esmayar: Adı yar.

Esme: Esme işi

Esmenisa: Adı nisa.

Esmer: Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday renginde olan. 2. Siyaha çalan buğday rengi.

Esmeray: Esmer kadın.

Esmercan: Esmerliği ve içtenliğiyle çok sevilen.

Esmergül: Eşi benzeri . bulunmaz güzellikte olan.

Esmergüz: Sonbahar akşamı.

Esmernaz: Nazlı esmer.

Esmersev: Esmerliğiyle sevilen.

Esmerseven: Esmerleri seven. 2. Kendi gibi olanı seven.

Esmersever: Kendi gibi esmer olanı seven.

Esmersu: Berraklığı gecenin kararlılığına karışmış olan.

Esmira: Zümrüt taşı.

Esna: Bir işin yapıldığı an.

Esra: Çabuk, hızlı

Esved: Siyah, kara.

Eşay: Ayin güzelliğiyle eşdeğer güzelliğe sahip olan

Eşe: Teyze. 2. “Ayşe” isminin kısaltılmış bir biçimi.

Eşim: Yoldaşım, hayat arkadaşım.

Eşin: “Dostun, arkadaşın” anlamında kullanılan bir ad.

Eşlem: Selametli, güvenilir

Etfal: En değerli en yüksek.

Eti: Tarihte bir Anadolu devleti.

Etik: Ahlak bilimi, töre bilimi. 2. Ahlakla ilgili, ahlaki.

Etike: Eğitmen. 2. Yol gösterici.

Eva: Havva. Yaratılan ilk kadın

Evcan: Evini seven, evcil.

Evcimen: Evi yaşanacak bir yuva yapan, evine ve ev işlerine çok bağlı, Evi çekip çeviren, evine düşkün.

Evdegül: Evde olan güzel.

Eve: Havva. Yaratılan ilk kadın.

Evecen: Hamarat. ev işlerini kısa sürede halledebilen.

Evin: Bir şeyin içindeki öz, buğday tanesinin olgunlaşmış içi

Evinç: Evini seven, evine bağlı.

Evingül: Evin gülü, evin güzeli.

Evla: Uygun olan manasındadır.

Evnur: Eve nur saçan.

Evra: Hisar, kale anlamındadır.

Evran: Talih, alınyazısı

Evre: Dönem, çağ.

Evren: 1. Büyük yılan, ejderha. 2. Felek, zaman. 3. Kainat, dünya. 4. Yaşanılan vasat.

Evrim: Aşamalarla kendini gösteren ilerleme, değişim

Evsa: Sihirbaz, efsuncu, insana tesir eden anlamındadır.

Evsan: Putlar, harçlar. İsim olarak kullanılmaz.

Evsar: Taç.

Evser: Taç, çelenk.

Evşen: Hafif / Şen olan ev gibi de tanımlanabilir.

Evvel: 1. İlk başlangıç, ilkin. 2. Allah’ın 99 isiminden biri.

Eygül: İyi, gül gibi.

Eylem: Siyasal ve toplumsal hareket, bir kişinin dış etki altında kalmadan kendisinin gerçekleştirdiği davranış

Eylül: Bir ay, hüzünlü

Eysu: Suya seslenen

Eyşan: Şanlı, güzelliği ile ünlü.

Eyşe: Güzel, akıllı

Ezamet: 1. Büyüklük, ululuk. 2. Çalım, kıvnm.

Ezel: Başlangıcı belli olmayan

Ezeli: Öncesiz, başlangıçsız.

Ezfer: Güzel kokulu.

Ezgi: Beste, müzik parçası

Ezgin: Paraca durumu bozuk olan, çürük ezik gibi negatif manaları vardır.

Ezgü: Tarz, yol, biçim, bir melodinin içinde belirli yerlerde tekrar edilen ses dizisi

Ezhan: İnsanda akıl, fikir, zeka, hafıza anlayış, kavrayış, kudretleri.

Ezheran: Ay ve güneş.

Eznev: Yeni baştan, yeniden.

Ezo: Ezik, dirençli

Ezra: Sözü düzgün doğru olan adam manasındadır. Ayrıca beyaz kulaklı siyah at demektir.

Ezrak: Gök rengi. 2- Saf temiz su. 3. Mavi gözlü.

 

9/30 ‘F’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘F’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Faden: İplik

Fadıla: Fazilet sahibi kadın

Fadik: Fatma adının bir söyleniş biçimi

Fadile: Erdemli, fazilet sahibi. 2. Saygın kişi.

Fadile / Fadıla: Erdemli üstün kişi.

Fadim: 1. Çocuğunu sütten kesen kadın. 2. Hz. Muhammet’in ilk eşi Hz. Hatic

Fadime: Fatma adının bir söyleniş biçimi (Fa-tı-ma)

Fadiş: Fatma adının bir söyleniş biçimi

Fahika: Manevi yönden üstün olan, yüce

Fahiman: Yüce kişi. 2. itibarı olan kişi.

Fahime: Büyük, ulu, yüce.

Fahire: Övünülecek, iftihar edilecek

Fahriye: Bir işi çıkar beklemeden yapan kimsedir.

Fahrünisa: Övünülecek değerde kadın

Fahrünissa: Övünülecek değerde kadın

Fahrünnisa: Kadının erdemi, onuru, büyüklük ve ululuğu.

Faide: Fayda, yarar.

Faika: Manevi yönden üstün olan, Üstünlük, ileri görüşlülük.

Faize: İsteklerine kavuşan, başarılı

Fakihe: Zeki, anlayışlı. 2. Fıkıh biliminde uzman olan.

Farah: Neşe, mutluluk, sevinç.

Faraziye: Gerçekte olmayıp, varsayılan.

Fariha: “Feriha” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Farika: Ayırt edilmesine neden olan, özellik.

Farise: Anlayışlı – Bir şeyi önceden hissedebilen, zeki kişi.

Fariza: Farz, Allah’ın emri. 2. Gerekli, elzem. 3. Görev, borç. 4. Hisse, pay.

Fasihe: Açık, yanlışsız, etkili bir biçimde söylenen. 2. Açık seçik.

Fatıma: (Arapça)1. Sütten kesilmiş. 2. Kendisi ve zürriyeti cehennemden uzak

Fatine: Anlayışlı, uyanık, çabuk kavrayan.

Fatma: Çocuğunu sütten kesen anne demektir. Hz. Muhammed’ in kızının adıdır. Orijinal hali Fatıma’ dır.

Fatmagül: Gül gibi güzel yeni anne olmuş kadın

Fatmanur: Fatma ve nur kelimelerinden türetilen isim

Fato: “Fatoş” adının bir başka söyleniş biçimi.

Fatoş: Fatma’nın farklı söylenişi.

Fazıla: Erdemli.

Fazile: Fazilet sahibi.

Fazilet: Erdem, insanın iyi huyları

Faziye: Erdemli, temiz

Fecir: Şafak vakti

Fecriye: Tan yerinin ağarması. 2. Şafak kızıllığı

Fehiman: “Fahiman” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Fehime: Anlayışlı, çabuk kavrayan

Fehmiye: Anlayışlı kavrayışlı.

Fekahet: Şakacılık, hoş mizaçlılık.

Felat: Kurtuluş, Fırat’ın iki büyük kolundan biri.

Felin: Mantar.

Fenniye: Fene, bilime ilişkin, bilimle ilgili.

Fer: Işık, aydınlık

Feradis: Cennet, uçmak

Ferah: Bol geniş / Rahatlık veren / Gönlü şenlendiren

Ferahay: Güzelliğiyle insanın gönlünü şenlendiren.

Ferahcan: İçtenliğiyle insanı rahatlatan.

Ferahdil: Tatlı dilli.

Ferahet: Onuruna düşkün olan, onurlu.

Ferahfeza: Sevinci arttıran, neşelendiren. 2. Türk müziğinde, yegah perdesinde karar kılan makamlardan biri.

Ferahgül: Güzelliğiyle neşe saçan

Ferahnak: Sevinçli, neşeli. 2. Alaturka müzikte bileşik bir makam.

Ferahnaz: Nazlılığıyla insanı sıkmayan.

Ferahnisa: İnsanın gönlünü açan, iç rahatlığı veren kadın.

Ferahnur: İnsanın gönlünü ışık saçarak aydınlatan

Ferahnüma: İçindeki sevinci, neşeyi dışarı vuran, gösteren.

Ferahru: Yüzünden tebessümü hiç eksik etmeyen.

Ferahsal: İnsanın yüreğini, gönlünü ferahlatan.

Ferahsu: Su gibi ferahlatan.

Ferahşan: Gönlü şenlendirmesiyle tanınan.

Ferahşen: Gönlü şenlendiren.

Ferahtan: Tan vakti gibi insanı ferahlatan.

Ferahyar: Gönlü şenlendiren sevgili.

Ferahyüz: Görünümüyle insanı rahatlatan.

Feramuş: Unutma, hatırdan çıkartma.

Feraset: Çabuk anlama, sezme, 2~ Uyanıklık.

Feray: Ay ışığı, rahat huzurlu kişi

Feraye: Ay ışığı, ayın parlaklığı.

Fercan: İnsanın ruhuna aydınlık veren bir içtenliğe sahip olan

Ferda: Gelecek zaman, yarın, kıyamet

Ferdacan: İçtenliğini hiç kaybetmeyecek olan

Ferdagül: Her zaman gül güzelliğinde olacak olan.

Ferdağ: Dağ gibi güçlü.

Ferdanaz: Hep nazlı, olan.

Ferdane: Tek, yalnız.

Ferdaniye: Eşsiz olma durumu.

Ferdanur: Durmaksızın ışık saçan.

Ferdiye: Birlik, tek olma. 2. Bireylik.

Fergül: ışıklı ve gül gibi güzel olan.

Fergün: Aydınlık gün.

Ferhan: Sevinçli, gönlü hoş

Ferheng: Bilgi, ustalık. 2. Sözlük.

Ferhunde: Mesut, mutlu.

Feri: Detaylı, ayrıntılı, ikincil

Feriba: Sevinçli.

Feribe: Aldatan, kandıran.

Ferican: Can ışığı, ruh aydınlığı.

Feride: Tek eşsiz, benzeri olmayan

Ferigül: Güle benzeyen.

Feriha: Sevinçli, ferah

Ferinaz: Nazlı güzel.

Ferinur: lşıl ışıl parıldayan.

Feris: Şık, zarif

Ferisal: ışığını saç anlamında.

Feriser: Çok ışıklı olmasıyla göz kamaştıran

Ferisoy: Işık saçan bir soydan gelen.

Ferisu: Temizliği ve berraklığıyla ışık saçan

Ferişan: Şanı ve şöhretiyle göz kamaştıran.

Ferişen: Neşe saçan.

Ferişte: Melek.

Feriyar: Işık saçan sevgili.

Fermude: Buyrulmuş, emir ferman.

Fernaz: Nazlı güzel.

Fernur: Aydınlık, ışık

Fersal: Her yanından ışık saçan.

Fersude: Eskimiş, yıpranmış, örselenmiş

Feruze: “Firuze” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Ferve: 1. Kürk. 2. Zenginlik, servet.

Feryal: Ay çevresinde oluşan hare, uzun boylu güzel kız, eski bir mısır prensesi. Gözleri ışık saçan güzel kız.

Feryüz: Yüzünün güzelliğiyle ışık saçan.

Ferzan: İlim, bilim, hikmet.

Ferzane: Bilge, filozof, seçkin.

Ferzin: Kraliçe

Fetanet: Çabuk anlayan, çabuk kavrayan.

Fethiye: Açma, alma, fetih etme.

Fettan: Gönül ayartıcı. 2. Ayartıcı göz.

Fevziye: Kuruluş, zafer üstünlükle ilgili kimsedir.

Feyha: Büyük, geniş, engin olan.

Feyman: Ahlakta olgunluğu amaçlama, iyi ahlaka yönelme.

Feyza: Bolluk, çokluk, bol bol olandır. İlim, irfan, feyiz ile dolu olandır.

Feyzan: Bolluk, bereket.

Feyziye: Tanrının bereketi

Feza: Boşluk, sınırsızlık, uzay

Fezanur: Uzay gibi parlak ve aydınlık olan.

Fındık: Küçük ağaçlarda yetişen, kabuklu, besleyici yemiş.

Fırışte: Melek.

Fıtnat: “Fitnat” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Fidan: Yeni, olgunlaşmamış ağaç.

Fidancan: İçtenliğinden hiçbir şey kaybetmemiş olan.

Fidancık: Sevimli, daha çok minik anlamında.

Fidangül: İnce, uzun, hoş kokulu

Fidannur: Gençliği, tazeliği ve körpeliğiyle gelecek vaad eden.

Fide: Bahçıvanlıkta tohumdan yetiştirilip başka yerlere dikilmek için hazırlanan sebze veya körpe çiçek.

Figan: Çılık, inilti

Figar: İncinmiş, yaralı.

Figen: Yaralayan, kıran, düşüren anlamlarındadır.

Fikir: Düşünce, anlayış, zihin.

Fikret: Fikir, düşünce, amaç, niyet

Fikriye: Düşünce ile fikir ile ilgili

Filbahar: Ormanlarda yetişen, beyaz, mavi, mor çiçekler açan, tırmanıcı sarıl

Filiz: Bitkilerin yeni sürgünü, ham madde yatağı

Filizi: Asma filizinin rengi, açık yeşil renk.

Firaset: Çabuk kavrayış, çok güçlü sezi yetisi.

Firaz: Yüksek, en üst yer. 2. Yokuş, çıkış. 3. Yukarı kaldıran, yükselten.

Firdevs: Cennetteki altıncı bahçenin adı

Firdews: Cennet bahçesi, cennet.

Firkat: Ayrılık, dostlardan veya sevgiliden ayrılma.

Firuz: Mesut, mutlu.

Firuzan: Parlayıcı, parlayan, parlak. bk. Füruzan

Firuze: Gök mavisi renginde değerli bir süs taşı.

Fisun/ Füsun: Şaşırtıcı güzelliğe sahip, hayret verici derecede güzel manasının yanı sıra sihir büyü anlamını da taşır bu da isme olumsuz bir mana katar.

Fitnat: Zihin açıklığı, her şeyi çabucak öğrenme.

Fuçin: Hatun, kadın.

Ful: İnce, uzun, bir ağaç, beyaz kokulu çiçek

Fuldem: Her zaman geniş açık görüşlü.

Fulden: Her zaman geniş açık görüşlü

Fulin: Hoş kokulu çiçek.

Fulya: Çok hoş kokusu ve rengi olan bir çiçek

Funda: Çalı; zengin, yeşil bitki örtüsü

Furkan: İyiyle kötüyü, doğru ile yanlışı ayıran her şey

Fügen: Yaralayan, kıran, düşüren. bk. Figen

Füreyya: Parlak, ışıltılı günler

Füruzan: Çok parlak, parlayıcı, aydınlık

Füruzende: 1. Yanıcı, yakıcı. 2. Parlatan, parlayın, aydınlatan.

Füsun: Efsun / Büyü, sihir. Şaşırtıcı, hayret verici ve kendine cezbedici bir güzellik.

Füsun / Fisun: Sihir, büyü. Şaşırtıcı güzelliğe sahip, hayret verici derecede güzel

Füsunkâr: 1. Büyüleyici. 2. Sihirbaz, büyücü.

Füsunnaz: Gizemli tavır takınan

Füsünkar: Büyüleyici, çekiciliği olan. 2. Sihirbaz.

Fütade: Tutkun, sevdalı, müptela olmuş.

 

10/30 ‘G’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘G’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Gale: Kale, kaygısız

Galibe: Üstün gelen, yenen, önde gelen.

Gamze: Çene ya da yanakta gülümserken beliren çukurluk

Ganime: Ganimet alan

Ganimet: 1. Düşmandan alınan mal. 2. Beklenmedik kazanç veya olanak.

Ganiye: Zengin, varlıklı. 2. Çok hoş. 3. Kadın şarkıcı.

Garibe: Görülmemiş, tuhaf, şaşılacak.

Gaye: Amaç, erek, varılmak istenen hedef

Gazal: Ak geyik, ahu

Gazale: Dişi geyik.

Gazel: Herhangi bir makamda sesle yapılan taksim, kuruyup dökülen ağaç yaprağı

Gazele: Dişi geyik.

Gazire: Tatlı, nazik, uysal, yumuşak.

Gece: Gün batımından ağarmasına kadar geçen süre

Gelenay: Ortaya çıkan ay gibi güzel.

Gelengül: Gelen gül gibi güzel.

Gelin: Evlenmek üzere hazırlanıp, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın

Gelincik: Kırmızı ve büyük çiçekli bir kır bitkisi.

Gelinkız: Gelinlik çağındaki kız.

Gencay: Yeni doğmuş ay, hilal

Gerçek: Yalanı olmayan

Germa: Sıcak yaz.

Gevher: 1.Elmas, mücevher, inci. 2. Bir şeyin aslı, mayası.

Gewez: Ateş kırmızısı. 2. Kızıl gül.

Gezer: Dolaşan, gezen, gezici.

Gihev: Pay, kısmet, baht.

Gilyas: Kiraz.

Giram: Saygı, saygıdeğerlik.

Girani: Ağırlık,

Girik: Depo.

Girin: Gözyaşı.

Girizan: Kaçan, kaçıcı, kaçarak.

Gizani: Tanınmış, ünlü, bilinen.

Gizem: Sır / bilinmeyen şeyler, esrarengizlik

Gonca: Açılmamış, tomurcuk halinde gül

Gonca Güz: Sonbaharın başlangıcı.

Goncacan: Çok içten olan.

Goncacık: Küçük, sevimli.

Goncafem: Gonca ağızlı olan.

Goncafer: Gonca gibi parlak olan.

Goncagöz: Gonca gibi gözleri olan.

Goncagül: Açılmamış gül, tomurcuk gül

Goncanaz: Nazlı bir gül gibi olan

Goncanur: Işık saçmaya başlayan

Goncasev: Küçükleri seven.

Goncaseven: Küçük seven.

Goncasever: Kendi gibi olanı seven.

Goncasu: Su gibi berrak, gonca gibi hayata hazır

Goncater: Taze, açılamamış gonca.

Gonce: Gonca

Goran: Çayır, mera.

Göğem: Yeşile çalan mor.

Gök: Yeryüzünün üzerine mavi bir kubbe gibi kapanan boşluk, sema. 2. Gökyüzünün, denizin rengi, mavi veya yeşile

Gökay: Gökyüzü ile ilgili, kökü ve ucu gökte olan

Gökben: Özü genç olan kız.

Gökçe: Sevimli güzel; gök rengi, mavimsi anlamlarındadır.

Gökçedil: Tatlı dilli.

Gökçek: 1. Güzel, sevimli, hoş kimse. 2. Yiğit, cesur. 3. Taze, körpe.

Gökçem: Mavi gözlü kızım.

Gökçen: 1. Gökle ilgili göğe ait semavi. 2. Mavi, mavimsi. 3. Güzel hoş güzel

Gökçen / Gökçe: 1. Gökle ilgili göğe ait semavi. 2. Mavi, mavimsi. 3. Güzel hoş güzel

Gökçenaz: Nazlı.

Gökçenbegüm: Güzel hanımefendi.

Gökçenbüke: Güzel kız.

Gökçenur: Mavi ışık.

Gökçiçek: Gök renkli çiçek, mavi renkli çiçek.

Gökçil: Gökyüzü gibi mavi.

Gökduman: Göğe yükselen duman.

Göknaz: Nazlı gök.

Göknil: Gökyüzüne ait olan.

Göknur: Aydınlık gökyüzü, nurlu.

Gökperi: Mavi gözlü, peri gibi güzel.

Gökselen: Ses, gürültü, “haber, bilgi”, “yakın yer, çevre”, “sel yatağı” gibi anlamları olan “selen”le “gök” kelimelerinin birleşiminden oluşan bir isimdir.

Göksemin: Evreni kaplayan.

Göksen: Sen gökyüzüsün, göksün.

Göksu: Türkiye’ nin çeşitli yerlerinde bulunan akarsuların genel adıdır. Adana’dan gelerek Akdeniz’e dökülen Seyhan nehrinin önemli kollarından biridir.

Göksun: Yüksel, yücel anlamında kullanılan bir ad.

Gökşen: Gök gibi şen.

Gökşin: Gök gibi mavi gözlü / Sonsuz mavi derinlik

Gökyel: Kuzeydoğudan esen rüzgar, poyraz

Gökyeli: Gökten gelen esinti.

Gökyüzü: Sema, göğün yüzeyi.

Gölge: Güneşi görmeyen alan

Gölgecan: Sığınılacak insan.

Gölgem: Ayrılmaz parçam.

Gölgenaz: Nazlı kişi.

Gölgenur: Karanlıkta ışık saçan.

Gönen: Rutubet, yaşlık

Gönenç: Bolluk, rahatlık ve varlık içinde iyi yaşama, refah.

Gönençli: Gönenci, iyi bir hayatı olan.

Gönlücan: Yürekten insan.

Gönlügül: Yüreği gül gibi zarif olan.

Gönlügülen: Hayatı gülerek karşılayan. 2. Şanslı.

Gönlünaz: Nazlı.

Gönlünur: Yüreği aydın olan.

Gönlüsel: Yüreği çoşkulu olan.

Gönlüsev: Yürekten içten olanları sev.

Gönlüsoy: İçten insanların soyu.

Gönlüsu: Yüreği su gibi berrak olan.

Gönlüşen: Yaşamayı seven, mutlu, şen şakrak, neşeli.

Gönül: Kalp, eğilim, sevgi arzu heyecan gibi duyguların bulunduğu yer.

Gönülay: Gönlü ay gibi parlak, temiz olan.

Gönülcan: Gönül dostu.

Gönülden: Yürekten, içten, candan

Gönüldil: Yüreği, dili bir olan.

Gönülgül: Gül gibi zarif bir gönlü olan

Gönülnaz: Nazlı gönül.

Gönülnur: Ferah yürekli.

Gönülsel: Sel gibi çoşkulu olan.

Gönülses: Yüreğinin temizliğini dışarı yansıtan.

Gönülsev: Yürekten sev.

Gönülseven: Yürekten seven.

Gönülsever: Kendisi gibi yürekten olanı seven.

Görez: Rüzgar

Görke: Heybetli

Görkem: Göz alıcı ve gösterişli olma durumu, ihtişam

Görkemli: Göz alıcı ve gösterişli olma durumu, muhteşem.

Görklü: Gösterişli, muhteşem.

Görsel: Görme ile, görme duyusuyla ilgili, görmeye dayanan.

Görsev: “Görüp sev” anlamında kullanılan bir ad.

Gövem: Bitki yeşilliği 2. Sonbaharda yetişen bir tür siyah zeytin.

Gözal: “Niteliklerinle ve güzelliğinle ilgi topla” anlamında kullanılan bir ad

Gözalan: Gösterişli, ilgi çekici.

Gözaydın: Kutlama; tebrik etme.

Gözde: Çok beğenilen, tercih edilen kişidir.

Gözdeay: Herkesin beğenisini kazanan, ay gibi güzel.

Gözdecan: En sevilen dost.

Gözdegül: En çok beğenilen bir gül gibi, zarif.

Gözdem: Beğendiğim, sevdiğim, saydığım

Gözdenaz: Nazlı güzel

Gözdenur: İnsanlara vermiş olduğu iç huzurla herkesin beğenisini kazanan

Gözdeses: Beğenilen ses.

Gözdesoy: Herkesin beğenisini, saygısını kazanmış bir soydan gelen.

Gözdesu: Temizliği ve saflığı nedeniyle herkesin beğenisini kazanan.

Göze: Kaynak. 2. Suların kıyılarında olan küçük çayır. 3. Hücre.

Gözem: İlgimi çeken, sevdiğim.

Gözen: Bir nevi alageyik.

Gözenç: Hoşluk, sevimlilik.

Gözlem: Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla izlemek

Gulan: Yılın beşinci ayı, mayıs.

Gulbejn: İnce uzun, narin.

Gulbıhar: Düğün çiçeği.

Gulçin: Gülseven.

Gulemin: Çiğdem, güz çiğdemi.

Gulemsan: Yıldızlı numan çiçeği.

Gulenar: Nar çiçeği.

Gulendam: Gül boylu.

Gulepayiz: Zinya çiçeği.

Gulexızem: Lale.

Gulezengul: Çan çiçeği.

Gulezerik: Kanarya çiçeği.

Gulgenim: Buğday başağı.

Gulgeşt: Bahçe.

Gulgm: Gül yüzlü,

Gulnar: Nar çiçeği.

Gulnesrim: Yabani gül.

Gulperi: Deniz kızı.

Gulpık: Tomurcuk.

Gunüde: Uykuya dalmış olan.

Gupse: Gönülden, candan, sevecen.

Gurbet: Gariplik, yabancılık, yuvasından, yurdundan veya kentinden uzakta olmak

Guridran: Yırtıcı, vahşi.

Guşıdar: Salkım ağacı, akasya.

Güfte: Bir müzik yapıtının bestelenmiş sözleri.

Güftem: Şarkı için hazırladığım sözler.

Güher: Cevher. Bir şeyin özü, soyu, sopu.

Güıesin: Mutlu olasın.

Güııar: “Gülizar” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Güıziba: Süslü gül. 2. Güzel gül.

Gül: Gülgillerin örneği olan bitki ve bunun çiçeği

Gülaçtı: Açan gül kadar güzel

Gülafet: Gül gibi güzel olan sevgili.

Gülal: “Gül der, gül topla” anlamında kullanılan bir ad.

Gülan: Güller manasındadır.

Gülara: Gül süsleyen, gül bezeyen.

Gülaslı: Soyu sopu, özü gül gibi güzel olan.

Gülasya: Asya gülü.

Gülaver: Gül getiren, gül taşıyan.

Gülay: Güllerin açtığı ay.

Gülaydın: Gül gibi güzel olan.

Gülayım: “Gül gibi güzel sevgilim” anlamında kullanılan bir ad.

Gülayşe: Rahat ve huzur içinde yaşayan güzel.

Gülazer: Ateş gibi gül.

Gülbadem: Badem gözlü güzel.

Gülbahar: Ebru yapmakta kullanılan koyu kırmızı boya. Bahar gülüdür.

Gülbanu: Gül gibi güzel kadın.

Gülben: “Ben gül gibi güzelim” anlamında kullanılan bir ad, Ben, gülüm anlamındadır.

Gülbende: “Gül benim elimdedir” anlamında kullanılan bir ad.

Gülbeniz: Gül yüzlü.

Gülberk: Gül yaprağı.

Gülbeyaz: Beyaz gül.

Gülbike: Gül gibi güzel kadın.

Gülbikem: “Gül gibi güzel kadınım” anlamında kullanılan bir ad.

Gülbil: “Gül gibi güzel olarak kabul et” anlamında kullanılan bir ad.

Gülbin: Gül dalı, gül ağacı, gül kökü

Gülbitti: “Gül yetişti” anlamında kullanılan bir ad.

Gülbiz: Bizim gülümüz

Gülboy: Gül gibi boyu olan.

Gülbu: Gül gibi güzel kokusu olan..

Gülbün: Gül fidanı

Gülbüz: “Gülbiz” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Gülcan: Gül gibi güzel canlı

Gülcanan: Gül gibi güzel sevgili.

Gülce: Gül gibi, güle benzeyen.

Gülcemal: Gül-cemal. Gül gibi güzel yüzlü.

Gülcihan: Dünyanın en güzel gülü.

Gülçehre: Gül yüzlü.

Gülçehreli: Yüzü bir, gül güzelliğine sahip olan.

Gülçiçek: Her yönüyle güzel olan

Gülçimen: Güzelliği yaradılıştan olan.

Gülçin: Gül derleyen, gül toplayan

Gülçün: “Gülçin” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Güldal: Gül dalı.

Güldalı: Gül dalı.

Güldan: Çiçeklik.

Güldane: Gül tanesi.

Güldeğer: Gül gibi değerli olan.

Güldehan: Ağzı gül gibi olan, küçük ağızlı.

Güldehen: Ağzı gül gibi olan, küçük ağızlı. bk. Güldehan

Güldem: Hiç solmayan her dem gül, her dem gülen

Güldemet: Gül gibi güzel olan.

Gülden: Gül gibi, güle ait, gülden yapılmış

Güldenaz: Nazlı güzel.

Güldeniz: Deniz gibi coşkulu güzel.

Güldenur: Gül gibi parlak olan güzel.

Gülder: “Gül topla” anlamında kullanılan bir ad.

Gülderen: Gül toplayan, gülleri derleyen. Gül-deren.

Güldermiş: Gül devşirmiş, gül toplamış.

Güldeste: Gül destesi

Güldilek: Gül gibi güzel dileği olan.

Güldüren: Mutlu eden, sevindiren manasındadır.

Gülece: Gülümseyen, tebessüm eden.

Güleç: Her zaman gülümseyen, tebessüm eden.

Güleda: Gül gibi güzel ve nazlı

Gülela: Güzel gözlerinin içiyle durmaksızın gülümseyen

Gülen: Güleç yüzlü, mutlu

Gülenay: Ay gibi gülümseyen güzel

Gülencan: Güleryüzlülüğü içten olan.

Gülendam: Boylu, poslu ve gül kadar zarif olan.

Gülender: Zor bulunan bir gül kadar değerli.

Gülengöz: Tüm içtenliği ve neşesi gözlerinin içinden fark edilen.

Gülengül: Güzelliği ve neşesiyle dikkat çeken.

Gülengün: Doğmasıyla herkesi sevince boğan,

Gülengüz: Sonbahar sevinci.

Gülennaz: Nazlı güzel.

Gülennur: Neşesiyle herkese ışık saçan.

Gülensel: Sevincini ve neşesini coşkulu yansıtan.

Gülenses: Kahkahalara boğulan.

Gülensoy: Neşeli bir soydan gelen.

Gülensu: Neşeli tavrı içten olan.

Gülenşah: Neşeli olmasıyla tanınan.

Gülenşan: Neşeli, şanlı, şöhretli.

Gülenşen: Neşeli, sevinçli güzel.

Gülenyel: Bir tatlı tebessüm.

Gülenyüz: Yüzünden tebessümü eksik etmeyen.

Güler: Gülen, gülümseyen..

Güleray: Aydınlık ve güleç yüzlü.

Gülercan: Güleryüzlülüğü içten olan.

Gülerdam: Boylu, poslu ve gül kadar zarif olan.

Gülerder: Zor bulunan bir gül kadar değerli.

Güleren: En güzel gül kadar güzel.

Gülergöz: Tüm içtenliği ve neşesi gözlerinin içinden farkedilen.

Gülergül: Güzelliği Ve neşesiyle dikkat çeken.

Gülergüz: Sonbahar sevinci.

Gülernaz: Nazlı ve sevimli güzel.

Gülernur: Neşesiyle herkese ışık saçan.

Gülersel: Sevincini ve neşesini coşkulu yansıtan.

Gülerses: Kahkahalara boğulan.

Gülersoy: Neşeli bir soydan gelen.

Gülersu: Neşeli tavrı içten olan.

Gülerşah: Neşeli olmasıyla tanınan.

Gülerşan: Neşeli, şanlı, şöhretli.

Gülerşen: Neşeli, sevinçli.

Güleryel: Bir tatlı tebessüm

Güleryüz: Yüzünden tebessümü eksik etmeyen.

Gülesen: Güzelliğiyle ortalığı kasıp kavuran.

Gülfem: Ağzı gül gibi olan

Gülfer: Zarifliği ve güzelliğiyle göz kamaştıran

Gülferah: İç rahatlatan güzellikte.

Gülfidan: Gül gibi güzel ve zarif olması temenni edilen,

Gülfide: Gül fidesi.

Gülgen: Güler yüzlü

Gülgonca: Yapraklarını açmamış gül.

Gülgün: Gül renkli, gülen, gülümseyen

Gülgüzel: Güzeller güzeli.

Gülhan: Gül kadar çok sevilen, han, hakan

Gülhanım: Gül gibi güzel kız.

Gülhatun: Gül gibi kadın.

Gülhayat: Yaşam boyu güzellikler temennisi.

Gülhuri: Cennet kadar güzel.

Gülin: Güzel, zarif

Gülinaz: Nazlı, güzel

Gülinur: Işık saçan güzel, göz kamaştıran.

Gülistan: Gül bahçesi

Güliz: Gül yetiştiren

Gülizar: Al yanaklı, gül yanaklı

Gülizer: “Gülizar” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Güllü: Güle benzeyen.

Güllüay: Ay kadar güzel ve zarif.

Güllüsel: Coşkulu güzellik.

Güllüses: Güzel ses.

Güllüşah: Güzelliğiyle nam salmış olan.

Güllüşan: Güzelliğiyle şöhretlenmiş.

Güllüyüz: Güzel yüz.

Gülmisal: Güzellik örneği.

Gülmüş: Gülümseyen, güler yüzlü.

Gülnar: Nar çiçeği.

Gülnaz: Gül gibi güzel, ince, narin, nazlı.

Gülnazik: Menekşe.

Gülnihaı: Gül fidanı.

Gülnihal: Gül fidanı

Gülnisa: Gül gibi kadınlar anlamında

Gülnur: Işık saçan güzellik

Gülnuş: Gülsuyu içen.

Güloba: Güllük, mekan.

Gülören: Gül yeri, güllük.

Gülöz: Gül gibi temiz olan.

Gülpembe: Gül pembesi yanakları olan.

Gülperi: Gizemli gül, saklı gül

Gülriz: Gül saçan

Gülru: Gül yüzlü, gül yanaklı

Gülruh: Ruhuda fiziği kadar güzel olan.

Gülsahn: Güzelliğiyle nam salmış olan.

Gülsal: Güzelliğiyle nam salmış olan.

Gülsanem: Çok güzel kadın

Gülsay: Saygıdeğer güzel.

Gülsel: Coşkulu bir güzelliğe sahip olan.

Gülseli: Coşkulu bir güzelliğe sahip olan.

Gülseli(N): Coşkulu bir güzelliğe sahip olan

Gülselin: Coşkulu bir güzelliğe sahip olan.

Gülsema: Eşsiz bir güzelliğe sahip olan.

Gülsen: Gül gibisin.

Gülser: Gül yüzlü.

Gülseren: Gül dağıtan, serpiştiren.

Gülsev: Gül seven.

Gülseven: Güzellikleri seven.

Gülsever: Gül gibi güzellikleri sever.

Gülsevil: Güzelliğiyle sevilen.

Gülsevin: Güzelleri sevin.

Gülsezer: Güzel olacağı önceden bilinen.

Gülsezgi: Güzel olacağını önceden bilen.

Gülsezin: Güzel olacağımı bilin.

Gülsim: Parıl parıl parıldayan, ışıldayan güzellik.

Gülsima: Güzel ve sempatik bir yüze sahip olan.

Gülsinem: Güzelliği yüreğinde barındıran.

Gülsoy: Gül gibi güzelliklere sahip bir soydan gelen.

Gülsu: Gül ve su gibi güzel

Gülsun: Güzelliğinle örnek ol.

Gülsuna: Suna boylu, gül gibi güzel kız.

Gülsunam: Güzelim, selvi boylum.

Gülsunan: Güzelliğiyle örnek olan.

Gülsüm: Yuvarlak yüzlü güzel. .

Gülsüme: Yuvarlak yüzlü güzel.

Gülsün: Yaşam boyu yüzü gülsün anlamında

Gülşad: Güzelliğiyle sevinç duyan.

Gülşah: Güzelliğiyle ün salmış olan

Gülşan: Güzelliğiyle şöhretlenmiş

Gülşeker: Gül tatlısı.

Gülşen: Gül bahçesi

Gültab: Güzelliğiyle göz kamaştıran.

Gültan: “Gülten” isminin bir başka söyleniş biçimi. 2. Tan vaktinin güzelliğine sahip olan.

Gültane: Yeni açmış gül, gonca. 2. Tek gül.

Gültaze: Gül gibi taze kız.

Gülten: Gül tenli, vücudu gül gibi

Gülter: Gonca gül.

Gülücük: Yüzünden tebessümü hiç eksik etmeyen, durmaksızın gülümseyen.

Gülüm: Benim gülüm. 2. Canım.

Gülümay: Ay kadar güzelim.

Gülümcan: Güzel, içten dost.

Gülümnaz: Nazlı güzel.

Gülümnur: Göz kamaştıran bir güzelliğe sahip olan.

Gülümsay: Saygın güzel.

Gülümsen: Sensin güzel.

Gülümser: Gülümseyen, mutlu kişi.

Gülümses: Çok güzel sesi olan.

Gülümsev: Sevilen güzel.

Gülümsoy: Güzel bir soydan gelen.

Gülümsu: Berrak bir güzelliğe sahip olan.

Gülümşah: Güzelliğiyle nam salmış olan.

Gülümşan: Güzelliğiyle şan, şöhret sahibi olan.

Gülümşen: Neşeli güzel.

Gülüş: Gülmek eylemi.

Gülüşan: En değerli gül.

Gülüzar: Gül yanaklı, al yanaklı.Türk musikisinde mürekkep bir makam

Gülver: Güzellik örneği.

Gülveren: Güzellik saçan, göz kamaştıran·

Gülyüz: Güzel yüz.

Gülzade: Gül bahçesi.

Gümüş: Güzel, parlak

Gün: 24 saatlik zaman dilimi

Günal: Işık al, ışıklı ol

Günan: Doğumuyla sevinç getiren

Günay: Gün gibi aydınlık kişi

Günaydın: Gününüz aydınlık ve güzel olsun.

Güncan: İçtenliğin sevecenliğin günü.

Günce: Günlük, anı defteri

Güncel: Gelecek gün. 2. Günün konusu olan, şimdiki, bu günkü, aktüel.

Günçiçek: Ay çiçek

Günden: Güneşten bir parça

Gündüz: Günün aydınlık bölümü

Günebakan: Ay çekirdeğinin çiçeği, beyaz, sarı büyük çiçek.

Güneda: Nazlı güzel.

Günel: Güneş gibi aydınlık ve ışık saçan.

Günela: Işık gözlü güzel.

Güner: Güneşin doğma zamanı

Günerdi: Güneşin batışı, akşama doğru.

Günerim: Yetişen gün.

Güneş: Güneş

Güney: Bir yön

Günfer: Gün ışığı, aydınlık.

Güngör: Mutlu yaşa, çok yaşa

Güngül: Aydınlık, güzel gün.

Güngülen: Gülen, aydınlık yüz.

Günistan: Beyaz, parlak tenli.

Güniz: Günün izi

Günnar: Kırmızı aydınlık

Günnaz: Nazlı kişi

Günnur: Gün ışığı

Günsal: Güneş gibi, ışık salan.

Günsay: Saçtığı ışığa saygı duyulan.

Günsel: Günle ilgili güne ait

Günseli: Işık seli

Günsen: Gün senin günün.

Günsenin: ´Senin günün´ anlamında kullanılan bir ad.

Günserin: Serin, ferah, güzel gün.

Günsev: Sevilen, beğenilen gün.

Günseven: Yaşamayı seven.

Günsever: Yaşamayı sever.

Günsoy: Işık saçan bir soydan gelen.

Günsu: Gün gibi aydınlık, su gibi berrak

Günşah: Güçlü aydınlık.

Günşan: Güneş gibi şanlı, şöhretli.

Günşen: Neşeli, gününü gün eden.

Güntan: Tan ışıltısı, tan aydınlığı.

Günten: İçindeki aydınlık dışına vurmuş olan.

Güntülü: Gün kadar ışık saçan, tül kadar zarif. Gün ışığı.

Günühan: Güzelliğiyle nam salmış olan.

Gününaz: Nazlı güzel.

Gününur: Güzelliğiyle göz kamaştıran

Günüşen: Güzel, neşeli, sevinçli.

Günütan: Güzel, içten dost.

Güral: Gücünle hakkını almasını bil. 2. Güçlü ve kırmızı olan.

Güray: Bol ışıklı ay, güçlü ay

Gürez: Süslü, zarif, şık, havalı.

Gürgül: Coşkulu kahkahalar atan.

Gürgülen: Coşkulu kahkahalar atan

Gürizan: Güçlü anlayış, kavrayış. 2. Güçlü inanç.

Gürnaz: Çok nazlı olan

Gürnur: Coşkulu ışıklar saçan.

Gürsel: Bol miktarda ve taşkın olarak akan sel suyu

Gürselin: Gürül gürül akan su.

Gürsev: Coşkulu sev.

Gürsevil: Çok sevil

Gürşan: Şanı, şöhreti bol olan.

Gürşen: Coşkulu, neşeli, içi içine sığmayan.

Gürten: Fidan gibi olan.

Güşta: Cennet, firdevs.

Güvem: Yeşillik, tabiat güzelliği

Güven: Güvenmekten, yürekli ol anlamında

Güvenay: İnsanın içinde ferahlık uyandıran.

Güvercin: Barış simgesi evcil bir kuş.

Güz: Sonbahar

Güzay: Sonbaharı hatırlatacak kadar güzel

Güzden: Sonbahardan kalan

Güze: Göze

Güzel: Hoşa giden, hayranlık uyandıran

Güzelay: Ay güzelliğine sahip olan.

Güzelcan: Hoşa giden kişi.

Güzelgül: Gül kadar güzel olan.

Güzelgüz: Sonbahar güzelliğine sahip olan.

Güzelim: Canım, aşkım, bir tanem.

Güzelnaz: Yaptığı naz çekilir.

Güzelnisa: Güzel kadınlar .

Güzelnur: Güzelliğiyle göz kamaştıran.

Güzelsoy: Güzellikleriyle bilinen bir soydan gelen.

Güzelsu: Güzelliğinin yanı sıra, temizliği ve saflığıyla da göz dolduran

Güzelşan: Güzelliği dilden dile dolaşan.

Güzeltan: Tan vaktinin güzelliğe sahip bulunan.

Güzelyar: Güzelliğiyle sevilen sevgili.

Güzer: Geçme, geçiş.

Güzey: Az güneş alan, çok gölgeli kuzey yamaç.

Güzide: Seçkin, seçme, seçilmiş

Güzin: Seçici, beğenici

Güzinay: Seçkin ay.

Güzincan: Seçkin ve sevilen kişi. 2. Dost, arkadaş.

Güzir: Çare, derman

Güzün: Güz mevsiminde olan

11/30 ‘H’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘H’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Habibe: Seven, sevgili, dost

Habide: Uykucu, uykuya dalmış.

Habike: Açık gecelerde gökyüzünde boydan boya görülen uzun yıldız kümesi.

Habile: Hamile, gebe, yüklü.

Habinar: Nar tanesi.

Hacce: Hacca giden kadın. 2. Hacı kadın, hacı kız.

Hacer: Taş, kaya parçası, çakıl.

Hacergül: Taşlar arasında yetişen gül.

Hacıgül: Hacca gitmiş gül gibi güzel kadın.

Hacıhanım: Hacca gitmiş kadın.

Hacıkadın: Hacca gitmiş kadın.

Hacil: Utancından yüzü kızarmış

Hadice: Erken doğmuş kız çocuğu.

Hadise: Vaka, olay

Hadiye: Doğru yolu gösteren, hidayet eden.

Hadra: Yeşil

Hafıza: Edinilmiş bilgileri -akılda tutma, unutmama yetisi.

Hafide: Torun.

Hafize: Koruyucu, esirgeyici

Hafsa: Hz.Ömer’ in kızının ismidir. Manası aslan yavrusudur.

Hakgüzar: Haktan yana, hak yanlısı.

Haki: Yeşile çalan koyu sarı renk, toprak rengi.

Hakikat: Bir işin doğrusu, gerçeği

Hakime: Kişinin dilediği gibi kullanabilecek hakka malik olduğu malı.

Halavet: Tatlılık, şirinlik.

Halay: Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde davul ve zuma eşliğinde toplu olarak oynanan bir halk oyunu.

Hale: Güneşin çevresindeki ışık

Halecan: Candan, içten dost

Halegül: Kutsal gül

Halenaz: Kutsallığıyla nazlanan.

Halenur: Kutsal ışık

Halet: Hal, durum. 2. Takdir.

Haletan: Kutsal ışık

Halide: Sürüp gelen, geç yaşlanan

Halile: Zevce, kadın, nikahlı eş.

Halime: Sakin, sessiz

Hâlinur: şıklı, aydınlık.

Halise: Karışık olmayan, saf, katıksız.

Hamaset: Yaradılıştan gelen cesaret 2. Yiğitlik.

Hamdiye: Tanrı’nın ululuğunu övmek için söylenen şükran sözü.

Hamide: Şükredici, hamd edici

Haminne: Yaşlı ve saygı duyulan kadın!

Hamise: Beşinci.

Hamiye: Koruyucu; koruyan, arka çıkan.

Hamiyet: İnsanın aile ve ülkesini koruma çabası, iyilikseverlik

Hamra: Çok kırmızı, kızıl.

Hanbegüm: Hanın karısı, hükümdar eşi

Hanbeğendi: “Hanın hoşuna gitti anlamında kullanılan bir ad.

Hanbike: Hükümdar karısı.

Hanbiken: Hükümdar karısı. – bk. Hanbike

Handan: Gülen, güleç

Hande: Gülüş, eğlence, mutluluk.

Handecan: Gülen dost

Handecik: Eğlenceli, sevimli.

Handegül: Gülün açılması

Handenaz: Nazlı gülüş

Handenur: Işığın açılması. 2. Gülmesiyle ışık saçan.

Hanım: Soylu kadın, bayan

Hanımkız: Ağırbaşlı kız.

Hanif: Müslümanlığa sıkı sıkıya bağlı olan.

Hanife: Allah’a inanan

Hankız: Hükümdar kızı.

Hanne: H.z Meryemin annesinin adı.

Hansa: Arapların en büyük ünlü hanım şairi.Müslüman olmuştur.

Hansultan: Hükümdar ve sultan.

Hanüman: 1. Ev bark, ocak, yuva. 2. Ev halkı, çoluk çocuk.

Hanzade: Hükümdar çocuğu.

Harbiye: Savaşla ilgili.

Hare: Halka, ışık halkası

Harika: Mükemmel, eksiksiz

Harran: Ülkemizde bereketli bir ova.

Hasat: Ekin kaldırma işlemi.

Hasay: Ay gbi özel olan.

Hasen: Güzel, güzel yüz

Hasene: İyi, hoş

Hasgül: Güllerin hası, değerli, kıymetli.

Hasıla: Bir işten elde edilen sonuç

Hasibe: Kişisel değeri olan, ünlü soydan gelen

Haskız: İyi nitelikleri kendinde toplamış kız.

Haslet: Doğuştan gelen güzel huy

Hasna: İffetine düşkün kadın

Hasret: Özlem, bekleyiş

Hatıra: Anı, yadig

Hatice: Erken doğan kız çocuğu

Hatice Nur: Erken doğan güzel kız çocuğu.

Haticenur: Erken doğan güzel kız çocuğu.

Hatife: Sesi duyulduğu halde kendisi görünmeyen.

Hatime: Sonuç, son

Hatun: Eskiden yüksek kişilikli kadınlara veya hakan eşlerine verilen san.

Hatunana: Deneyimli, yaşlı, saygı gösterilen kadın.

Hava: Gökyüzü

Haver: Güneşin doğduğu, yön, doğu.

Haveri: Doğu ile ilgili.

Havin: Gece, Yaz Gecesi.

Havle: Etraf, çevre, güç, kuvvet

Havva: Yaratılan ilk kadının adıdır.

Havva Nur: Allah’ın ilk yarattığı kadın, parıltı, ışık

Hawer: Çevre, yöre, ortam.

Hayal: İnsanın beyninde kurduğu düşünceler, kesitler, olaylar

Hayat: Yaşam, doğumdan ölüme kadar geçen süre

Hayran: Çok beğenen, hayranlık duyan.

Hayret: Beklenmedik, garip bir şeyin sebeb olduğu şaşkınlık, şaşırma, hayrete düşme.

Hayriye: İyilikle ilgili, uğurlu

Hayrunisa: Kadınların hayırlısı, uğurlu kadın.

Hayrunnisa: Kadınların hayırlısı.

Hayrünisa: Kadınların en hayırlısı.

Hayrünissa: Kadınların hayırlısı

Hayrünnisa: Kadınların hayırlısı, uğurlusu.

Hazal: Kuruyan ağaç yaprakları

Hazan: Sonbahar

Hazar: Barış

Hazel: Sevilen kişi

Hazel/Hazal: Kuruyup dökülen ağaç yaprakları

Hazime: Tedbirli, akıllı. 2. Hazmettiren, sindiren.

Hazin: Acıklı, hüzün veren

Hazine: Altın, gümüş, mücevher gibi değerli eşya yığını, büyük servet. 2. Değerli şeylerin saklandığı yer. 3. Gömülü veya saklı iken bulunan değerli şeylerin bütünü. 4. Kaynak.

Haziran: Yaz aylarından biri

Hediye: Armağan

Heja: Değerli, kıymetli.

Hejan: Değerli, önemli.

Hejar: Yoksul, fakir.

Heji: Sevme, sevgi.

Hejir: İncir.

Hejmar: Adet, sayı, miktar.

Helal: Din bakımından yenilmesinde. kullanılmasında sakınca bulunmayan şey. 2- Nikahlı, evli kadın.

Helbest: Şiir, güzel söz.

Helen: Yunan asıllı bir isimdir; güneş ile alakalıdır.

Helin: Yakan, eriten.

Hemgel: Evren, kainat.

Hena: Uğur getiren

Henna: Kına ağacı, muhabbet ağacı

Hepgül: Yaşam boyu gül, mutluluk içinde yaşa

Hepgüler: Her zaman güler

Hepöz: Özünü devamlı koruyan, bozulmayan, özü sözü bir.

Hepşen: Neşeli ve güzel ol.

Hera: Mitolojide analığın yüceliğini temsil eden tanrıça.

Herdem: Her an, her zaman.

Herik: Tohum, nüve, öz.

Hesiyan: Hissetmek, duygulanmak.

Hesna: Ahlaklı kadın.

Heval: Dost, yoldaş, arkadaş

Hevdar: Ortak, arkadaş.

Heveren: Ay ışığı, mehtap.

Heves: İstek, bir şeye duyulan arzu.

Hevgel: Yardım, destek.

Hevi: 1. Umut 2. Düş, rüya.

Hevin: Aşk, sevda.

Hevindar: Sevdalı, aşık.

Hevjale: Şarkı, türkü.

Hewa: Gök, sema

Heydedan: Çok parlak, göz kamaştıran.

Heyecan: Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi gibi sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu. 2. Coşku.

Heyin: Varolmak, varlık.

Heyran: İyi dost, aziz dost.

Hezar: Bülbül. 2. Çok, pekçok.

Hezel: Şaka, alay, mizah

Hıfziye: Ezberleme. 2. Saklama, koruma.

Hıraman: Salına salına, naz ve eda ile yürüyen.

Hical: Gelin odaları.

Hicran: Ayrılık, ayrılığın verdiği derin keder, acı manalarındadır.

Hicret: Göç

Hiçsönmez: Sonsuza değin yaşar, sonsuza değin sönmez

Hifa: Sabreden, çok güzel ve varlıklı bir kadın sahabenin adıdır.

Hikmet: Gizine, sırrına erişilemeyen.

Hilal: Ayın ilk günlerinde aldığı yay biçimi, yeni ay.

Hilâl: Ayın yay biçimindeki görünüşü, yeni ay

Hilâl / Hilal: (Arapça)Ayın ilk günlerdeki durumu, yeni ay, ayça.

Hildan: Yükselmek, çıkmak.

Hilde: Kurtulmak, yükselmek, ilerlemek

Hilkat: Yaradılış.

Hilmiye: Yumuşak huylu, ince nazik kimse.

Hinar: Nar meyvesi gibi bereketli.

Hira: Suudi Arabistan’daki Hz. Muhammed’in peygamberlik görevini aldığı Hira Dağı

Hiranur: Mekke’de bulunan Hz Muhammed’ e ilk vahiy gelen dağda zuhur eden ışık, nur

Hisar: Etrafını sarma.

Hivda: Ayın doğuşu.

Hoşcan: İyi insan, güzel kişi.

Hoşdil: Tatlı dilli.

Hoşeda: Nazlı güzel

Hoşfan: Güzel, göz alıcı.

Hoşfidan: Tatlı, sevecen genç.

Hoşgül: Tebessümü eksik olmayan.

Hoşnaz: Nazlı, sevimli.

Hoşnigar: Resim gibi hoş sevgili.

Hoşnur: Sevimliliği ve cana yakınlılığıyla ışık saçan.

Hoşnut: Herkesi memnun eden.

Hoşnüma: Güzel ve hoş görünen görünmü etkili ve güzel.

Hoşseda: Hoşa giden ses

Hoşses: Tatlı, edalı, işveli.

Hoşsoy: Tatlı, sevimli bir soydan gelen.

Hoşsu: Gönül ferahlatan.

Hoşten: Yüreğinin sevimliliği dışına vurmuş olan.

Hulkiye: Yaradılıştan gelen huy.

Hulya: Kuruntu. 2. Kurgu. 3. Fikir. 4. Sevda,

Humay: Uğur getiren devlet kuşu.

Humeyra: Aklık, beyazlık. Beyaz tenli kadın.

Huri: Cennet kızı, melek

Huriay: Güzeller güzeli.

Hurican: Çok güzel dost.

Huridil: Sözleriyle herkesi kendine hayran bırakan

Hurigül: Güzeller güzeli.

Hurigüz: Mahsun, hüzünlü güzel.

Hurinaz: Nazlı güzel, nazenin

Hurinur: Işık saçan güzellikte olan.

Hurisel: Coşkulu güzel.

Huriser: Hurilerin başı

Hurises: Sesinin güzelliğiyle herkesi kendine hayran bırakan.

Hurisu: Güzelliği ve temizliğiyle bilinen.

Hurişah: Güzel ve etkili kadın.

Hurişan: Güzelliğiyle ünlenmiş olan.

Hurişen: Fiziğiyle güzel ve de yüreğiyle içten olan.

Huriye: Melekle ilgili, melek gibi

Huriyüz: Çok güzel yüzü olan.

Hurmız: Jüpiter yıldızı.

Hurşide: Güneş

Huzur: Gönül rahatlığı

Hülya: Tatlı düşler, hayaller; kuruntu

Hüma: Efsanelerde geçen, yere konmayıp sürekli gökte kaldığına inanılan cennet kuşu

Hüma/Huma: İnsanlara mutluluk getireceğine inanılan kuş.

Hümeyra: Kızıllık, pembelik

Hüner: Yetenek, beceri

Hüray: Ay gibi özgür ve güzel.

Hürgül: Gül gibi özgür ve güzel.

Hürgüz: Sonbaharın özgürlüğü.

Hürmet: Saygı.

Hürmüz: Zerdüşt dininde, iyilik ve hayır tanrısı

Hürnaz: Nazlanmakta özgür olan

Hürnur: Özgürlük aşılayan.

Hürrem: Sevinçli şen, neşeli.

Hürriyet: Özgürlük

Hürsay: Bağımsızlığıyla saygınlık kazanmış olan.

Hürsel: Özgürlüğünü yüreğinde coşku ile taşıyan

Hürsen: Özgürlüğüne düşkün olan.

Hürses: Özgürlüğün sesi.

Hürsev: Özgürlüğü sev

Hürseven: Özgürlüğü seven.

Hürsever: Özgürlüğü seven.

Hürsoy: Özgürlüğüne düşkün bir soydan gelen.

Hürsu: Kendi yolunda ilerleyen – Bildiğini okuyan

Hürşan: Özgürlüğü şanına, şöhretine uygun yaşayan.

Hürşen: Özgürlüğünden memnun olan.

Hüsna: Çok, en çok, pek çok güzel” gibi anlamlara gelmektedir.

Hüsne: Her şeyin en güzeli

Hüsniye: Güzellikle ilgili, güzelliğe ait

Hüsnüan: Güzellik.

Hüsnünazar: İyi gözle görme.

Hüsnüye: “Hüsniye” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Hüsran: Beklenilen şeyin elde edilememesinden duyulan acı

Hüsün: Güzellik, iyilik, olgunluk

Hüveyda: Apaçık, besbelli, ortada

Hüzün: Tasa, üzüntü

Hüzzam: Müzikte bir makam

12/30 ‘I’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘I’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

 

Ifakat: Hastalıktan kurtulma, iyileşme, ayılma.

Iğıl: Çok ağır akan su

Ihlamur: Güzel kokulu, çiçeği kurutularak şifa niyetine çay olarak içilen bir ağaç

Iknat: Allah’ a dua etme yalvarma anlamındadır.

Ildem: Yaptığından pişman olmayan.

Ildır: 1. Alacakaranlık. 2. Parıltı, ışıltı.

Ildız: Yıldız.

Ilgaz: Atın dört nala koşması, hücum

Ilgım: Çölde uzaktan su gibi görünen ışık yanıltısı, seraptır.

Ilgın: Kumlu topraklarda yetişen ve çit bitkisi olarak kullanılan ağaççık.

Ilgıt: Esinti ve akış için kullanılan yavaş yavaş anlamında

Ilık: Sıcak, canlı

Ilım: Uzlaşmacı.

Inanna: Sümer mitolojisinde hayat ve ask tanricasi.

Irak: Uzak.

Iras: Hakkına rıza gösteren.

Iraz: Razı olan.

Irıs: Mutluluk, saadet.

Irısgül: Mutluluk gülü.

Iris: Gözbebeği, göznuru. Göze parlaklık ve renk veren bölüm.

Irmak: Akar su, dere, gibi su kaynağı türüdür.

Isla: Sulu, verimli

Işık: Bazı cisimler tarafından tabii halde ve akkor haline gelinceye kadar ısıtıldığında yayılan, cisimleri görmemizi sağlayan ışıma, aydınlık, ziya, nur

Işıl: Işıldayan

Işılay: Ay ışığı

Işıltan: Tanyerinin ışığı

Işıltı: Parıltı, titrek ışık

Işım: Işınlık, aydınlık.

Işın: Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti

Işınay: Ay gibi ışıldayan

Işınbike: Aydınlık saçan kadın

Işıngün: Işılar, ışık saçar, aydınlanır gün; ışıyan Güneş

Işınsal: Işıkla ilgili

Işınsu: Aydınlık, duru su

Işk: Aşk

Işkın: Bitki filizi, asma sürgünü

Itır: Güzel koku, bir çiçek

Izgın: Tohumlarından yağ çıkarılan bir bitki

Izrar: Zarar, ziyan,

 

13/30 ‘İ’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘İ’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

İclal: Azamet, büyüklük, ağırlama, ikram

İçil: Kıyıdan içerde bulunan il.

İçim: Bir yudumda içilecek miktar; bir şey içilirken alınan tat ; çok güzel çok alımlı, çok çekici anlamında da kullanılır.

İçli: Kolay duygulanıp incinen, içlenme huyu olan, duygulu kişidir.

İçten: Gönülden, cana yakın, candan

İdil: Kır yaşamını anlatan kısa şiir ya da yazı

İdilsu: Su için yazılmış şarkı ya da şiirdir.

İdlal: Naz etme, aşırı nazlanma.

İfakat: İyileşme, iyi olma.

İffet: Temizlik, namuslu olmak anlamını taşır.

İhmirar: Kızarma, kızıllık anlamındadır.

İkbal: Baht açıklığı, işlerin doğru gitmesi, gelecek anlamındadır.

İklim: Bir ülke ya da bölgenin ortalama hava durumunu belirleyen meteorolojik olayların tümü.

İklima: Hz. Adem’in ilk kız çocuğu, dünyaya gelen en güzel 3 kadından biridir diye rivayet edilir.

İkra: Hz. Muhammed (S.A.V) inen ilk Vahiy: “Oku” anlamına geliyor.

İkram: Sunma.

İkranur: Her şeye Rabbin ismi ile başlayan, nurlu insan.

İkrasu: Berrak akan su, temiz ve saf. İkra+Su

İksir: Eskiden hayatı ölümsüzleştirmek, madenleri altına çevirmek gibi olağanüstü etkileri olduğuna inanılan sıvı. 2. İç ferahlatıcı ilaç veya içki. 3. Aşk ilham eden büyülü içki.

İlaf: Bu isim, Kureyş Suresi’nde yer alır. Bir şeyleri birleştirmek, sevmek, uzlaşmak, anlaşmak anlamına gelir.

İlarya: Gümüş balığının küçüğüdür.

İlay: Ülkenin en güzeli.

İlayda: Su perisi

İlbüke: İlbey hanımı, seçkin hanım

İlcan: Ülkenin canı, sevdiği

İlçim: Elçilik görevi.

İlçin: İlde olan, ülke için yaşamak.

İldem: Pişmanlık duyan

İlden: Üzgün

İldeniz: Ülkenin denizi

İlenay: Gülen ay.

İley: Huzur, yön, taraf

İlgi: İki şey arasındaki bağıntı, bağ, ilişki; bir şeye karşı duyulan bilme isteği

İlgin: Yabancı, gurbette yaşayan

İlginay: Gurbette yaşayan güzel.

İlgün: Ülke güneşi, başkaları, yabancılar

İlgür: Gelişkin, güçlü.

İlim: Bilim

İlisu: Sulak yer, hareketli yer.

İlkay: Ayın ilk hali

İlkbahar: Bahar mevsimi

İlkcan: Genellikle ailenin ilk doğan çocuğuna verilen bir ad) ilk sevgili

İlke: Temel alınan düşünce, kural

İlkgül: (ailede ilk doğan kız çocuğuna konur) güllerin ilki, ilk gelen gül

İlkgüz: Eylül ayı

İlkim: İlk çocuklara verilen addır. Benim ilk olanım anlamındadır.

İlkin: Önce, öncelikle

İlknaz: İlk doğan kız çocuklarına verilen isimdir. İlk yapılan naz gibi, çok nazlı gibi anlamları vardır.

İlknur: İlk nur, İlk gelen ışık

İlksal: İlk çocuk olmasıyla övünülen.

İlksay: İlk olmasıyla özen gösterilen.

İlksel: (ilk çocuk ya da ikizlerden ilk doğan için) ilk gelen sel

İlksen: Önce sen anlamında

İlksev: İlk önce sevilen.

İlkşan: İlk göz ağrısı.

İlkşen: İlk önce sevinen.

İlkut: Yurdun için savaş.

İlkyaz: Bahar sonu, Yaz başlangıcı

İlkyel: Hafif esinti.

İlma: Parlama, belirme, işaret etme

İlmiye: İlme ait, ilme mensup anlamındadır.

İlnur: Ülkenin, çevrenin ışığı.

İlsel: İlle ilişkili, yurtla ilişkili

İlser: Yurdu için baş veren.

İlsu: Ülkenin suyu, bereketi

İltaç: Yurdunu taçlandır, onurlandır.

İlter: Yurdu koruyan, yurtsever

İlterim: Yurdunu koruyan.’

İlya: İnsan anatolojisinde böğür anlamındadır.

İmbat: Yazın, gündüz denizden karaya doğru esen mevsim rüzgarı, deniz yeli.

İmece: Elbirliği ile yapılan çalışma.

İmer: Zengin, varlıklı

İmge: Düş, hayal, görüntü, tasarım

İmgen: Düşleyen

İmran: Evine bağlı, evcimen anlamında

İmren: İmrenmek fiilinden, görünen şeyi edinme isteği

İnal: Kendisine inanılan kimsedir.

İnanç: İnanılan şey

İnce: İnce yapılı; kalınlığı az olan; düşünce, davranış bakımından incelik gösteren

İnci: İstiridyede oluşan küçük değerli süs tanesi

İncidil: Değerli sözler söyleyen.

İncifem: İnci gibi güzel olan.

İncigül: İnci tanesi ve gül gibi güzel

İncila: Işık, parlaklık

İncilay: Ay’ın ince olduğu hali.

İncili: Değerli.

İncinur: İnci gibi ışıklı, parlak

İncisel: Coşkulu ışık.

İnciser: En güzel inci.

İncisoy: İnci gibi bir soydan gelen.

İndira: Girişim. 2. Önegeçme.

İnsel: İnsani, insana yakışan.

İnşirah: 1. Açıklık, ferahlık, rahatlık. 2. Kur'an-I Kerim'de bir sure.

İpar: Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen çiçek

İpek: İpek böceği kozası çözülerek çıkarılan ince parlak tel

İpekel: İpek gibi yumuşak el

İpekten: İpek gibi, ipekten yapılmış; teni çok güzel olan, ipek tenli

İrade: istek, dilek. 2. Buyruk. 3. Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü.

İrem: Kuran’ da geçen sahte cennet / Şam ya da Yemende bulunduğu ileri sürülen eski ünlü bahçe

İremsu: Cennet bahçesi.

İren: Özgür, serbest

İrgün: Günün çok erken zamanı

İris: Göz bebeği

İrman: Arzu, istek. 2. Davetsiz gelen misafir.

İrva: Suya kandırmak, bolca sulamak.

İrza: Gönlünü hoş etme, gönül alma.

İslim: 1. Çin işine benzer şekilde yapılmış bir tür süs, bezek. 2. Buhar.

İsmet: 1. Masumluk, günahsızlık, temizlik. 2. Haramdan çekinme, namus.

İsmiay: Adıda kendi gibi güzel olan

İsmican: içten olması temenni edilen.

İsmigül: Gül gibi güzel olması temenni edilen.

İsmihan: Hükümdar ismi.

İsminaz: Nazlı, adı nazdan gelen.

İsminur: Nur gibi ışık saçması temenni edilen.

İsmişan: Adı gibi şanlı, şöhretli olması temenni edilen.

İsmişen: Adı gibi neşeli olması temenni edilen.

İsna: Övme, şükretme, değer, yükseltme.

İsra: Gece yürüyüşü. Geceleyin yürütme, gönderme, bir yerden bir yere ışınlama. Hz. Muhammed’ in Miraç gecesinde yaşadığı özel hal.

İstek: Bir şeye duyulan içsel eğilim; birinden yerine getirilmesi istenilen şey

İstem: İrade, arzu.

İstemihan: İradeli, arzulu, yönetici.

İşcen: Çok çalışkan, çalışmayı işi seven

İşkar: Emekçi, işçi.

İşve: Naz, eda.

İşvebaz: Naz edici, kırıtkan, cilveli.

İşvekar: Nazlı, cilveli.

İşvel: Nazlı, cilveli.

İtibar: Saygı, önem, onur, şeref.

İyem: İyilik, güzellik

İyimser: İyi şeyler düşünen, her konuda, kötü şeyleri düşünmeksizin umutlu olan, herşeyi iyi yönüyle gören manasındadır.

İzabel: Dişi, kadın. İsabella isminin bir başka yazılış halidir. Yabancı isimdir.

İzan: Anlayış, kavrayış, akıl, terbiye.

İzel: İz + El /El izi anlamında

İzem: Büyüklük, ululuk

İzgen: İzi geniş

İzgi: İyi, güzel, akıllı, adaletli

İzgül: Gül izi.

İzgün: Gün izi.

İzim: Önceden bulunduğum yerde bıraktığım belirti anlamında

İzlem: Gözlem, izlemek eylemidir.

 

14/30 ‘J’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘J’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Jade: Yeşim taşı. Yarı değerli yeşil renkli bir taş.

Jale: Kırağı, çiğ, şebnem

Jaledar: Üzerine şebnem düşmüş, kırağılanmış

Jalenur: Parlayan, ışıldayan, çiğ

Janbek: Kuvvetli lider.

Janseli: Güneşin doğduğu yer.

Janset: Güneşin doğuşu.

Jarin: Yakınmak, haykırmak.

Jasmin: Yasemin çiçeği

Jefi: Güçlü, deneyimli,

Jehat: Becerikli, yetenekli.

Jenin: Vurmak anlamında.

Jerfi: Derinlik. Derin deniz.

Jergar: Deniz yeşili renk

Jeyan: Kükreyen ve kızmış olan.

Jilda: Yaşamın önünde duran kimse.

Jinmir: Kraliçe, prenses.

Jinsal: Çağ, yaş, dönem

Jiyan: Kızgın.

Jutenya: Bir tane.

Jülide: Karışık, dağınık saç. Derinlik.

15/30 ‘K’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘K’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Kader: Yazgı, alın yazısı, talih, kişinin hayat planı manasındadır.

Kadın: Dişi cinsten erişkin insan. 2. Evlenmiş kız. 3. “Bayan” anlamında kullanılan bin ünvan. 4. Analık veya veya

Kadınana: Deneyimli, yaşlı, saygı gösterilen kadın.

Kadıncık: Hanımefendi.

Kadife: İyi huylu, sakin

Kadime: Eski, önceki hali hakkında bilgi sahibi olunmayan

Kadire: Çok kuvvetli, gücü tükenmeyen

Kadriye: Değer, kıymet, onurla ilgili.

Kafiye: Şiirde, mısra sonunda yer alan kelimelerin ses benzerliği.

Kahya: Konak, çiftlik vb. yerlerde türlü işleri yapmakla görevli kimse.

Kaila/Kayla: Pür, saf, katıksız, kötülükten uzak kimse anlamındadır.

Kainat: Var edilen şeylerin hepsi, yaratılanlar. Evren, alemler…

Kalender: Aza tamah eden, alçakgönüllü, sade.

Kamber: 1. Köle, itat eden. 2. Dost, arkadaş.

Kamelya: Çok güzel çiçekleri olan bir bitki

Kamer: Ay. Kuran’ da sure adı

Kamertab: 1. Aydınlık, ışık. 2. Ay ışığı, mehtap.

Kamile: Bütün, eksiksiz, olgun

Kamuran: İstediğine ulaşmış, mutlu

Kaniye: Elindekiyle yetinen. 2. Aklı yatmış, kabullenmiş.

Karaca: Rengi karaya yakın, esmer

Karadut: Siyah renkli dut.

Karakız: Esmer tenli kız.

Karanfil: Kokulu bir çeşit çiçek

Kardan: Kar kadar beyaz.

Kardelen: Kar üzerinde çiçekleri görülen beyaz zarif bir çiçek

Kardem: Kar zamanı.

Karen: Saf, arı, katıksız…

Karin: Yakın, nail olan, hısım

Karina: Carina takım yıldızının adı

Karmen: Parlak kırmızı renk

Karsel: Karın erimesiyle oluşan sel.

Karsu: Karın suyu ya da sulu kar.

Karya: Karlar kraliçesi.

Karyağdı: Karlı günde doğan beyaz tenli kız çocuklarına verilen bir ad.

Kaşife: Bulan, ortaya çıkaran.

Kâşife: Bulan, keşfeden, bulucu.

Katibe: Yazıcı, devlet memuru.

Kâtibe: Kadın sekreter, kadın kâtip.

Katmer: Bir şeyi oluşturan katlardan her biri. 2. Arasına yağ veya kaymak sürülerek katlanmış yufka ekmeği.

Katre: Damla. Damlayan şeydir.

Katun: Kadın

Kavin: Güçlü kız çocuğu.

Kayansel: Taşkın, akarsu seli, sel27

Kayla: Masum, temiz, katkısız, saf… Yunancadır.

Kaymak: Sütün yüzünde zar gibi toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman. 2. Bir şeyin en iyi ve en seçkin bölümü.

Kayra: Yüksek tutulan ya da sayılan birinden gelen iyilik, ihsan, lütuf

Kâzime: Öfkesini, hırsını yenebilen kimse.

Kebar: İlk şafak.

Kebire: Büyük, ulu, yaşça büyük.

Kebuter: Güvercin.

Keder: Kaygı, üzüntü, tasa.

Keje: Sarışın kız çocuğu. Kürtçedir.

Kekik: Güzel kokulu bir bitki.

Keklik: 1. Güvercin büyüklüğünde, eti için avlanan, tüyü boz, ayakları ve

Kelebek: 1.Vücudu kanatlan ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türü olan böcek. 2.Narin, ince kadın.

Kendi: Tek başına

Kenter: Şehir terbiyesi almış, kentli.

Keriman: Eli açık, cömert.

Kerime: Ayet, kız evlat, kıymetli anlamları taşır. (Ayet-i Kerime)

Kerra: Tan gibi, koyu

Keşfiye: 1. Keşifle ilgili. 2. Keşfeden.

Kevser: Cennette bir akarsuyun adı

Kezban: Aslı Kedbanu – vekilharç kadın (evi çekip çeviren) Ev kadını, evine ve kocasına bağlı kadındır. Bir diğer anlamı; yalan, yalancıdır.

Kezban/Keziban: 1. Bir yeri yöneten kadın kahya. 2. Ev kadını, evine ve kocasına bağlı kadın

Kırçiçek: Kır çiçeği, yabani çiçekler.

Kısmet: Talih, nasip, kader

Kıvanç: Sevinç

Kıvılcım: Yanmakta olan bir ateşten sıçrayan küçük ateş parçasıdır.

Kıymet: Değer

Kızhanım: Az bulunur hanımefendi.

Kızılca: Kırmızı renge çalan

Kızılcık: Kızıl renkli, küçük ekşimsi meyveleri olan ağaçcık.

Kızıltan: Kızıl renk tan

Kızımay: “Kızım ay gibi parlak ve güzeldir” anlamında kullanılan bir ad.

Kızkına: Küçük kız.

Kibare: 1. Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan. 2. Seçkin,

Kibariye: Kibar, nazik kadın.

Kibele: Toprak tanrıçası

Kifaye: 1. Yetişme, el verme, kâfi gelme. 2. Bir işi yapabilecek nitelikte olma.

Kifayet: 1. Yetişme, el verme, kâfi gelme. 2. Bir işi yapabilecek nitelikte olma.

Kimya: Maddelerin temel yapılarını¸ bileşimlerini¸ vb.ni inceleyen bilim.

Kinebike: Küçük hanım.

Kiraz: Gülgillerden bir meyve ağacının sulu tek çekirdekli meyvesi

Kişwer: Krallık, ülke.

Konca: Açmamış çiçek, gonca

Koncagül: Gül goncası

Konçuy: Prenses.

Korgül: Kor renginde, kızıl gül.

Koza: İçinde tohum ya da krizalit bulunan korunak

Körpe: Tazeliği üstünde, daha büyümemiş. 2. Yeni yetişmekte olan.

Kösem: Sürünün önünden giden, yol gösteren koç. Cildi temiz, pürüzsüz.

Köz: İçinde küçük kor parçaları bulunan kül

Krizantem: Sadakat anlamına gelen çiçektir.

Kudsiye: Kutsal, saygı uyandıran.

Kudsiyet: Kutsallık. 2. Saflık, anlık, temizlik.

Kuğu: Beyaz tüylü bir su kuşu

Kukus: Tomurcuk.

Kulan: İki üç yaşında dişi tay, kısrak.

Kumral: Açık kestane rengi, bu renkte olan

Kumru: Güvercine benzeyen bir kuş türü

Kumsal: Deniz kenarı üzeri kumla örtülü yer, sahil.

Kurtuluş: Tehlikeli veya kötü bir durumdan kurtulma.

Kutal: Mutlu ol anlamındadır.

Kutan: 1. Saban. 2. Saka kuşu.

Kutay: Kutlu, uğurlu ay

Kutbiye: Kutupla ilgili, kutba ilişkin.

Kutgün: Uğurlu, kutsal zamanda doğan.

Kutlay: Uğurlu, şanslı ay.

Kutlu: Uğur getirdiğine inanılan, uğurlu, ongun, mübarek.

Kutluay: Uğurlu, şanslı ay.

Kutluay/Kutlay: Uğurlu, kutlu ay.

Kutlucan: Şanslı, uğurlu dost.

Kutlumaral: Uğurlu dişi geyik, kutlu geyik

Kutlunaz: Şanslı nazenin.

Kutlunur: Şans ışığı veren.

Kutlusun: Şanslısın, uğurlusun.

Kutsal: Uğurlu sel, hayırlı sel

Kutsalan: Uğur getiren, kutlu.

Kutsalar: Uğur getiren, kutlu.

Kutsan: Uğurlu, talihli ad.

Kutsel: Uğuru bol olan, çok çoşkulu

Kutseli: Mutluluk seli, büyük coşku

Kutun: 1. Mutlu. 2. Kutsal.

Kuyaş: Güneş sıcağı.

Kuzay: Güneş görmeyen gölgelik yer.

Kuzey: Güneşi az gören yer; kuzey

Kübra: En büyük, çok büyük manasındadır.

16/30 ‘L’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘L’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Laçin: 1. Bir cins şahin. 2. Sarp, yalçın. 3. Şiddetli.

Lal: Dili tutulmuş, konuşamayan.

Lale: Yaprakları uzun, çiçekleri kadeh biçiminde çeşitli renkleri olan soğanlı bir süs bitkisi

Lalegül: Türk Müziğinde bir makam.

Lâlegül: Lâle ve gül gibi güzel olan

Lalehan: Lalelerin sultanı

Lâlehan: Lâle gibi güzel olan

Lâleruh: Lâle yanaklı, yanağı lâle gibi kırmızı olan

Lalezar: Lale bahçesidir.

Lâlezar: Lâle yetişen yer, lâle bahçesi

Lâlgûn: Kırmızı renkli, al

Lalin: Eski dilde kırmızı renkli olan.

Lamia: Parlak, parlayan

Lamiha: Işıldayan.

Lâmiha: Parlayan, parlak

Lamiye: Parıldayan, parlak

Lara: Su perisi

Larasu: Su perisi.

Larissa: Yunanistanda antik bir şehir.

Latife: Yumuşak, hoş nazik / Espri, şaka

Lavanta: Lavanta çiçeğinden elde edilen ispirtolu güzel bir koku.

Lavin: Heyelan, çığ.

Lavinya: Bir çeşit çiçek.

Layike: Ulaşılması gereken herhangi bir amaca veya maddeye uygun olan.

Laylank: Zambak.

Layza: En yüksek.

Lebibe: Akıllı, zeki.

Lebriz: Ağzına kadar dolu olan.

Ledeyna: Allah’ın makamı, huzuru

Lema: Parıltı, parlayış

Leman: Titrek / Parlamak / ekin toplamak

Lemide: Parlak, parıldayan

Lemis: Dokunma, elleme

Lemiye: Parıldayan.

Lena: Bizim için, bizden biri.

Lerzan: Titreyiş, titrek

Lerze: Titreme

Lerziş: Titreme, titreyiş

Letafet: Hoşluk, güzelliktir.

Levin: Rengarenk, renk, boya anlamındadır.

Levzi: Badem gibi olan.

Leyal: Geceler.

Leyan: Parlayan

Leyla: Uzun ve karanlık gece, çöl gecesi.

Leylagül: Siyah gül.

Leylak: Mor ve beyaz renklerde çiçek açan, salkım şeklinde, hoş kokulu bir bitki

Leylan: Serap, yanılgı.

Leyli: Geceye özgü, gece yapılan

Leylifer: Gece ışığı

Leylim: En karanlık gece

Leylüfer: Gece ışığı

Leyya: Susuz yer.

Lezin: Hızlanma.

Lezir: Akıllı, zeki

Leziz: Lezzetli, tatlı, hoşa giden

Lezize: Tadı, güzel, hoş olan.

Lğıl: Yumuşak akan su.

Lidya: Anadoluda eski bir uygarlık adıdır.

Lila: Açık eflatun rengi.

Lilya: Cennet bahçesi.

Limon: Turunçgillerden bir ağaç ve bu ağacın meyvesi

Lina: Kuran’da da geçen Lina ’nın anlamı hurma fidesi demektir.

Linda: İsyanyolca’da güzel anlamına gelen isim.

Linet: Sürgün.

Lirik: Coşkun.ilhamla dolu.

Liva: 1. Bayrak. 2. Mülki idarede kaza-vilayet arasında bir derece, sancak. 3. Tugay. 4. Tuğgeneral. 5. Livai saadet, Liva-i şerif.

Livanur: Hz. Muhammed s.a.v. efendimizin bayrağı.

Livza: Bolluk, bereket.

Liya: Sabrın en güzeli.

Liyakat: 1. İktidar, güç. 2. Erdem

Liyan: Sarmaşık türü adıdır.

Lizge: Çiçek tomurcuğu anlamına gelir.

Lodos: Güneyden esen rüzgar

Lorin: Işıklı, aydınlık.

Loya: Lazca’da tatlı kız anlamına gelen kelime.

Lşılar: Parlayan, ışıldayan. 2. Neşeli, canlı.

Lşılay: Ay ışığı, parlak, ışıldak

Lşıldar: Göz alıcı, ışık saçan.

Lşıltan: Tan yerinin ışığı.

Lşınay: Ay gibi ışıldayan.

Lulu: Olağanüstü şeydir.

Lulubar: İnci yağmuru manasındadır.

Lüle: Çiçek.

Lüte: Bükülmüş, dürülmüş, düzeltilmiş şey.

Lütfiye: İyi muamele, güzellik ve hoşlukla ilgili

Lütuf: İyilik, güzellik, hoşluk

Lütufkar: İyilik eden

 

17/30 ‘M’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘M’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

 

Macide: Şan ve şeref sahibi

Madelet: Adalet, doğruluk.

Mağfiret: Tanrı’nın kullarının günahlarını bağışlaması. 2. şefkat, acıma ve yargılama.

Mahbube: Sevgili

Mahçiçek: Ayçiçeği

Mahfer: Ay ışığı.

Mahınev: Yeni ay, ayça, hilal.

Mahibe: Bereketli ve heybetli.

Mahidevran: Mah Ay ya da güzel yüz, devran ise devir veya zaman manasına geliyor. Bu durumda mahi devran, kelime anlamı olarak zamanın güzeli, devrinin güzeli’, ‘zamanın ayı manalarına geliyor.

Mahinur: Ay yüzlü nurlu güzel.

Mahire: Hünerli, becerikli

Mahiye: Aylık, maaş.

Mahizar: Ayın çok olduğu gece.

Mahizer: Altın renginde ay.

Mahmude: 1-Övülmüş, Methedilmiş; Övgüye Değer, Övülmeye Değer. 2-Allah’a çok şükreden, çok hamt eden.

Mahmure: Sarhoşluğun verdiği sersemlik. 2. Süzgün ve dalgın bakışlı göz.

Mahnur: Işıklı ay

Mahpare: Ay parçası, çok güzel kadın. – bk. Mehpare

Mahperi: Ay gibi güzel olan kız.

Mahpeyker: Güzel yüzlü, nurlu. Kösem Sultan’ın adıdır.

Mahrem: Gizli, saklı. 2. İçli dışlı, sırdaş.

Mahru: Yüzü ay gibi güzel olan.

Mahrume: Yoksun kalmış. 2. Payı kısmeti olmayan, şanssız.

Mahrur: Alevlenmiş, ateşli.

Mahsure: Kuşatılmış, sarılmış.

Mahşer: Kıyamet günü ölülerin dirilip toplanacakları yer ve zaman.

Mahten: Ay gibi beyaz, ışıklı, parlak teni olan.

Mahter: Yeni ay, ayça, hilal.

Mahur: Klasik Türk müziğinde bir makam.

Mahzure: Çekinme, sakınma. 2. Korku. 3. Savaş.

Maide: Yemek sofrası manasına gelir. Kuran’ın 5. Suresinin ismidir. Surede gökten inen sofra olarak maide ismi geçer.

Makber: Mezarlık.

Makbule: Alınan, kabul olunan, beğenilen

Maksude: İstenilen şey, murat.

Maksure: Kısaltılmış. 2. Elinde olmadan, zoraki. 3. Alıkonulmuş. 4. Camilerde büyükler için ayrılan yüksekçe yer.

Makule: Tür, çeşit. 2. Soy.

Malike: Sahip olan, elinde bulunduran.

Mamure: Bayındırlık . 2. Kent, kasaba.

Mana: Anlam. 2. Düş. 3. İçyüz, 4. Akla yatkın neden.

Manolya: Çok güzel çiçekleri olan bir bitki

Mansure: Tanrı yardımıyle zafer kazanmış. 2. Yardım görmüş.

Maral: Dişi geyik

Marifet: Ustalık, hüner. 2. Uygun olmayan, hoşa gitmeyen.

Mariye: Mısır’da Şen’un adında birinin kızı olup hicretin 7. yılında kızkardeşi Şirin ile birlikte, Mukavkıs tarafından Hz. Muhammed’e (s.a.s) hediye edilen kıbti bir cariye. Hz. Peygamberin hanımlarından küçük yaşta ölen oğlu İbrahim’in annesi

Martı: Beyaz ve parlak yeşil renkte deniz kuşu.

Marufe: Bilinen tanınan. 2. Ün kazanmış, ünlü. 3. Dinsel bakımdan iyi bulunmuş, beğenilmiş kimse.

Marziye: Razı olma, hoşnut olma, memnuniyet manasındadır. Nefs-i Marziye olarak tasavvufi nefis mertebelerinin birinin de adıdır.

Masal: Öykü, hikaye.

Masume: Günahsız, suçsuz.

Maşuka: Sevgi, sevilen yavuklu.

Mavera: Bir şeyin ötesinde bulunan, görülen alemin ötesi anlamındadır.

Mavi: Gökyüzünün rengidir.

Mavisu: Deniz

Maviş: Ak tenli ve mavi gözlü

Maya: Asıl, öz, yaradılış.

Mayıs: Bir bahar ayı ismidir.

Mayra: Güzellik.

Mazlume: Zulüm görmüş, haksızlığa uğramış, ezilmiş, yıkılmış. 2. Uysal boynu bükük, nazlı.

Mebruke: Kutlu, bereketli kadın

Mebrure: Hayırlı, beğenilmiş

Mebuse: Gönderilmiş, yollanmış. 2. Milletvekili. 3. Öldükten sonra diriltilmiş olan.

Mecide: Şan ve şeref sahibi. 2. Büyüklük, ululuk.

Mecra: Suyun aktığı yatak, suyoludur. Bir işin gidiş yoludur. Bedendeki ahlatın alıştığı yol.

Medar: Dayanak, yardımcı.

Medeniyet: Uygarlık.

Mediha: Methedilmiş, övünülmüş, beğenilen kadın

Medine: Arabistan’da bir şehirdir. Hz. Peygamberin kabrinin bulunduğu şehirdir.

Mefbaret: Övünülecek şey, övünmeye neden olacak şey.

Mefharet: Övünç, övünme, kıvanç.

Mefkure: Ulaşılmak istenilen en yüce amaç, ülkü, ideal

Mefküre: Ülkü, ideal.

Meftune: Gönül vermiş, tutkulu, tutkun.

Mehcure: Uzaklık. ayrılık, 2.-Bir kenara bırakılma.

Mehin: Dişi at. kısrak.

Mehir: Ay.

Mehlika: Ay yüzlü güzel.

Mehpare: Ay parçası, çok güzel

Mehru: Ay yüzlü güzel.

Mehrup: Yoksul, fakir.

Mehtap: Ay ışığı, dolunay

Mehtiye: Doğru yolu bulan, hidayete eren. – bk. Mehdiye

Mehveş: Ay kadar güzel olan

Mela: Doluluk, topluluk, ova gibi anlamları vardır.

Melahat: Yüz güzelliği, cemal

Melaik: Melekler.

Melda: İnce ve taze vücutlu, genç, körpe, nazik

Melek: Çok güzel, çok dürüst, tertemiz

Melekcan: Çok iyi dost. 2. Karakteri iyi olan.

Melekgül: Çok iyi kalpli.

Meleknaz: Nazlı güzel.

Meleknur: 1. Allah’ın nur­dan yarattığı varlıklar. Allah’ın emirlerine tam itaat eden varlıklar. 2. Ha­lim, selim güzel huylu kimse.

Meliha: Güzel, sempatik, şirin

Melike: Kadın hükümdar, hükümdar karısı

Meliken: Güzel.

Melikenur: Hayatı aydınlık kadın kraliçe

Meliknaz: Nazlı, güzel, terbiyeli.

Melin: Suda açan bir çiçek

Melina: Kökeni yunanca olup bal anlamına gelmektedir.

Melinay: Cennete düşen ilk yağmur damlası.

Melinda: Bir anlamı bal olarak rastlıyoruz. Diğer anlamı da benim güzel kızım demektir.

Melis: Bal arısı

Melisa: Tatlı, bal gibi, kokulu bir bitki adıdır.

Melissa: Bir tür kokulu, otçul bitki, oğul otu.

Melissa / Melisa: 1.Bir tür kokulu, otçul bitki, oğul otu. Baklagillerden, yaprakları lio

Meliz: Tatlı, güzel, bal.

Mellisa: Baklagillerden, yaprakları limonu andıran kokulu bir bitki.

Melodi: Ezgi, müzik parçası

Meltem: Hafif rüzgar, yaz rüzgarı

Memduha: Övülmüş, yüceltilmiş. 2. Övgüye değer.

Memnune: Sevilmiş, sevinçli.

Mena: Sansikritçe bir isimdir. Bilgili demektir.

Menal: Yetiştirme, nâil olma, kavuşma. Osmanlıcadır.. Ele geçirilen, sahip olunan şeye denir.

Menekşe: Mor renkli bir kır çiçeği.

Menesa: Hz. Yusuf’un kızı.

Meneviş: Renk dalgalanmaları.

Menevşe: Kokulu çiçekler açan bir bitki.

Mensure: Saçılmış, serpilmiş.

Menşure: Yayınlanmış, dağıtılmış.

Menzure: Adanmış, adak olarak belirtilmiş.

Meral: Meral (Maral) Dişi geyik

Meram: Arzu, istek, niyet demektir.

Mercan: Deniz dibine ağaç gibi kök salarak büyüyen, hayvan gibi duyguya sahip, kırmızı renkli, kalker iskeletli bir canlı türüdür.

Mergül: Çok nadide bulunan renkte bir gül çeşidi

Meriç: Bulgaristan’dan çıkıp Edirne yakınlarında Arda ve Tunca ile birleştikten sonra Türk-Yunan sınırı boyunca akarak Enez yakınlarında Ege Denizi’ne dökülen ırmaktır.

Merih: Mars gezegeni

Mersa: Liman.

Merve: Mekke’de bir dağın adı olup hacılar, Merve ile Safa arasında Sa’y ederler yani 7 defa gidip gelirler. Kur’an-ı Kerim’de bakara suresi 158. Ayet’te geçmektedir.

Meryem: Dinine bağlı, iffetli kadındır. Hz. Meryem

Merza: Meleklerin kraliçesi demektir.

Merze: Mercan

Merziye: Beğenilen, güzel olan.

Merzuka: Rızkı verilmiş, mutlu

Mesadet: Mutluluk, sevinç.

Meserret: Sevinç, şenlik

Mesrure: Sevinmiş, sevinçli. 2. İsteğine kavuşmuş, mutlu olmuş.

Mesture: Örtülü. 2. Gizli saklı. 3. Namuslu, açık gezmeyen kadın.

Mesube: Hayırlı ve yararlı bir işe karşı Tanrı’nın armağanı.

Mesudane: Mutlu olanlar gibi, mutlulukla.

Mesude: Bahtiyar, mutlu.

Meşakkat: Güçlük, sıkıntı, zorluk. 2. Eziyetli, zahmetli iş. .

Meşale: Ucunda, alev çıkararak yanıcı bir madde bulunan, aydınlatmaya yarayan değnek.

Meşine: Ela, ela gözlü

Meşk: Yazı örneği. 2. Yazı ve müzikte alıştırma, uygulama

Meşkure: Beğenilmiş, övgüye değer, teşekkür edilecek değerde.

Metanet: Dayanıklı, sağlam olma.

Metik: Küçük çiçeklerin goncası.

Meva: Sığınılacak yer, yurt, mesken. Cennette bir mekan adıdır.

Mevcude: Mevcut olarak, kendisiyle birlikte.

Mevhibe: Tanrı vergisi, bağış.

Meviza: Osmanlıcadır; öğüt, nasihat demektir.

Mevlide: Doğma, dünyaya gelme. 2. Doğum yeri. 3. Doğum zamanı, tarihi.

Mevlüde: Yeni doğmuş çocuk.

Mevsim: Yılın dört bölümünden biri.

Mevzune: Biçimli, düzgün. 2. Düzenli, vezinli, ölçülü.

Meygün: Şarap renginde, şaraba benzer.

Meyil: Bir yana eğilmiş olma, eğilim. 2. Sevgi duyma, sevip tutulma.

Meyra: Parıldayan Işık

Meyyal: Meyleden, aşırı istekli

Meyyit/Meyyite: Çok zayıf.

Meziyet: Bir kişiyi benzerlerinden üstün gösteren nitelik. Beceri

Mısra: Şiirin bir satırı

Mia: Parlayan, parıldayan, parlak.

Mihman: Konuk, misafir.

Mihra: Bir kuyruklu yıldız adı.

Mihrace: Hindistan’da prenseslere verilen unvan.

Mihranur: Sevgi güneşi, ışık.

Mihrap: Umut bağlanan yer.

Mihri: Güneşle ilgili

Mihriban: Güleç, yumuşak huylu

Mihrican: Sonbahar.

Mihrigül: Güler yüzlü, dost, sevecen, güzel

Mihrimah: Güneş ile ay.

Mihrimah/ Mihrümah: Güneş ve ay.

Mihrinaz: Çok nazlı

Mihrinisa: Güler yüzlü, faziletli kadın.

Mihrinur: Güldüğünde ışıklar saçan

Mihrişah: Şahların güneşi demektir.

Mihrişan: Şanlı, şöhretli, güleryüzlü dost.

Mihrişen: Şen, şakrak, güleryüzlü.

Mihriye: Güneşle ilgili.

Mila: Rusça kökenlidir; canım benim, bitanem anlamındadır.

Mileb: Diren, direngen.

Milena: Sevilen kız, sevgili.

Mimoza: Güzel bir çiçek

Mina: Camın ana maddesi. 2. Liman, iskele. 3. Gökyüzü.

Mine: 1. Maden ve çini üzerine vurulan camı andırır cila. 2. Dişlerin üzerindeki ince ve parlak tabaka. 3. İnce ve parlak nakış.

Minel: Cennetteki inci tanesi.

Minen: Minnet etmek demektir.

Minnet: Yapılan bir iyiliğe karşı kendini borçlu sayma, gönül borcu; 2. Bir iyiliğe karşı teşekkür etme, memnuniyet duyma.

Mintaha: Cennet kapısıdır.

Mira: Eski Likya kentlerinden birinin adı. Bir kuyruklu yıldız adıdır. Ayrıca İspanyolca’da da “bak” anlamındadır.

Miranda: Hayran edilmesi gereken

Mirari: İnci

Miray: Yılın ilk aylarında doğan / Güneş gibi ay gibi parlayan

Miraz: Amaç, hedef

Mircan: Gerçek dost olan değerli kimse / Güneş gibi aydınlık. / Canın içi… gibi farklı anlamlarına rastlıyoruz.

Mirden: Cennet yüzü.

Mirgün: Günlerin şahı padişağı.

Mirhan: Candan, canın içi.

Misal: örnek olarak alınabilen, gösterilen şey, örnek. 2. Benzer, eş gibi.

Mislina: Eshab’ül-Kehf’in(Yedi uyurlar) isimlerinden bir tanesi.

Mişvar: Huy, alışkanlık, tarz.

Miyase: Değerli taşlarla süslü taç.

Miyaser: Yarası değerli taşlarla süslü taç

Mizur: Munzur nehri.

Moral: Mor ile al, hem mor hem al renkte; moral, motivasyon gibi anlamları vardır.

Moran: Sis.

Morgül: Mor renkte gül

Moripek: Mor renkte ipek

Muaccel: Acele olunmuş, acelecilik. 2. Peşin, vadesi olmayan.

Muadelet: Değer bakımından eşit olma, eşitlik, denklem.

Mualla: Makam ve rütbece yüksek olan

Muazzez: Sevilen, aranan

Mucibe: kap eden, gereken.

Mucide: Bilinen şeylerin yardımıyla hiç bilinmeyen bir şey bulma. 2. Yeni düşünce ve anlamlar bulabilen.

Mucize: İnsanı şaşkınlık içinde bırakan olağanüstü olay.

Muhabbet: Sevgi. 2. Dostça konuşma, yarenlik, sohbet etme.

Muhibban: Sevenler muhabbeti olanlar. 2. Dostlar, ahbaplar. 3. Bir tarikate sevgi duyanlar, bağlı olanlar.

Muhibbe: Kadın dost.

Muhlise: İçten, samimi, dost canlısı

Muhsine: İyilik yapan, hoşgörülü.

Muhterem: Saygın, saygıdeğer

Muhteşem: Görkemli, gösterişli, büyük ve göz alıcı.

Mukadder: Tanrı hükmü, kader, alın yazısı

Mukaddes: Kutsal olan, mübarek olan

Mukbile: İkbal sahibi. 2. Mutlu, kutlu.

Mukime: Bir yerde yerleşmiş, orada oturan.

Munise: Canayakın, sempatik

Muradiye: Muradına eren

Musiye: Vasiyet eden kadın.

Muslihe: Islah eden, düzelten, iyileştirmeye çalışan. 2. Barıştıran, arayı düzelten.

Muştu: Müjde, sevindirici haber.

Muteber: Hatırı sayılır, güvenilir, saygın.

Mübeccel: Yücelmiş, saygı gösterilmiş yüce, ulu.

Mübeddil: Değiştiren.

Müberra: Aklanmış, temize çıkarılmış

Mübeşşer: Müjdelenmiş.

Mübeyyen: Beyan edilen, bildirilen, açıkça söylenen.

Mübine: İyiyi, kötüyü ayıran. 2. Apaçık, besbelli.

Mübtesim: Gülümseyen, tebessüm eden.

Mücber: Zorunlu, zorlanan.

Mücella: Parlak, cilalanmış

Mücevher: Değerli süs eşyası.

Müçteba: Seçilmiş, seçkin.

Müdebber: Tedbir, önlem alınmış. 2. Her şey düşünülmüş. 3. Azat olması için sahibinin ölümü koşul olarak kabul edilmiş köle.

Müdrike: Anlayan, kavrayan, idrak eden. 2. Yaklaşan, ulaşan.

Müeccel: Tecil edilmiş, sonraki bir zamana bırakılmış, ertelenmiş.

Müedda: Eda edilmiş, ödenmiş. 2. Anlam, kavram.

Müesser: Eser bırakan, eser sahibi

Müeyyet: Sağlamlaştırılmış, güçlendirilmiş. 2. Yardım gören.

Müfide: Anlatıcı, yararlı

Müge: İnci çiçeği

Mühibe: Korku ve saygı uyandıran.

Mühire: Aydınlatan.

Mühri: Güneşli.

Müjde: İyi haber, sevinçli haber

Müjdecan: İyilik haberleri getiren

Müjdenaz: Nazlılığıyla kendini sevdiren.

Müjdenur: İnsanın içini ferahlatan haber.

Müje: Kirpik.

Müjgan: Kirpik

Mükafat: ÖdüL. 2. Değerlendirici, sevindirici davranış.

Mükedder: Üzgün, acılı, üzüntülü, kederli.

Mükesser: Kırık, kırılmış.

Mükrem: İkram olunmuş, değer verilerek ağırlanmış,

Mükrime: İkramı bol olan

Müldüz: Duru, berrak su.

Müleyyen: Yumuşatılmış, mülayimleştirilmiş.

Mülhime: İlham eden, içe doğduran.

Mülkiye: Devlet yönetimindeki sivil görevliler sınıfı

Mülzime: Susturan. 2. Gerekli gören.

Mümine: Tanınmış iman etmiş, İslam dinine inanmış, Müslüman kadın

Münciye: Kurtaran, kurtancı.

Münevver: Nurlanmış, ışıklandırılmış, aydın, saygıdeğer

Münibe: Allah’a teslim olan. Güzel yağan yağmur

Münife: Yüksek, ulu, büyük. 2. Ululuk

Münime: Nimet veren, yedirip içiren. 2. İyiliksever, velinimet.

Münire: Işık veren, aydınlatan

Münşire: Anlatımı iyi olan sekreter. 2. İyi hatip.

Münteha: Son nokta, son sınır, nihayet, akıbet

Mürebbi: Çocuk eğiticisi kadın.

Müren: Büyük akarsu ırmak ve bir tür balık adıdır.

Müride: Bir tarikat şeyhine bağlanarak ondan tasavvufun yollarını öğrenen, onun doğrultusunda ilerleyen kimse.

Mürşide: Doğru yolu gösteren kılavuz

Mürüvvet: Kişilik, şahsiyet, insanlık, cömertlik, iyilikseverlik

Mürvet: Mertlik, yiğitlik

Mürvet/Mürüvvet: Yiğitlik, Kişilik, mertlik

Müsalemet: Barış içinde yaşama, iyi geçinme.

Müseccel: Sicil defterine, kütüğe yazılmış

Müsemma: Adı olan, adlanmış. 2. Parası, sayısı tutarı belli. 3. Belli bir zaman süresi.

Müslime: Müslüman

Müstakbel: İleri bir tarihte beklenen, gelecek. 2. İstikbal, gelecek (zaman).

Müstesna: Bir bütünün veya kuralın dışında olan

Müşerref: Onurlandırılmış, şerefli kılınmış

Müteber: Geçerli, sağlam.

Müveddet: Sevgi, muhabbet, dostluk.

Müyesser: Kolayca olan, kolayca bulunan

Müzehher: Çiçekli

Müzeyyen: Süslü, süslenmiş

18/30 ‘N’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘N’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Nabia: Yerden fışkırıp çıkan, akan, fırlayan

Nabiye: Haberci, haber veren.

Naciye: Kurtulmuş, selamete kavuşmuş

Naçari: Çaresiz, olanaksız, zor durumda kalma.

Nadide: Görülmemiş, görülmedik, ender bulunan

Nadime: Tövbe eden

Nadir: Seyrek, az bulunur.

Nadire: Az bulunur, seyrek, ender bulunan

Nadiye: Seslenen, bağıran.

Nafia: Bayındırlık işleri

Nafile: Yararsız, boşa giden, boş, işe yaramayan. 2. Fazladan kılınan namaz veya tutulan oruç.

Nafiye: Ortadan kaldıran kişi.

Nafize: Sözü geçen kişi

Nagehan: Ansızın, birden bire, zamansız, vakitsiz

Nagehan / Nagihan: (Fars.) Ka. – Ansızın, birdenbire.vakitsiz

Nagihan: Ansızın, birden

Nağme: Uyumlu ses

Nağmehan: Şarkı söyleyen

Nahide: Yeni yetişen genç kız

Nahide/Nahite: Körpe, genç kız.Yeni yetişen kız

Nahire: Ayın ilk günü veya son gecesi.

Naibe: Birinin yerine geçici olarak oturan vekil

Naile: Muradına ermiş

Naime: Hoş, zarif kadın

Naire: Ateş, alev, sıcaklık.

Nakiye: 1. Temiz, pak. 2. Çok ince, çok güzel, zarif.

Nakşıdil: Gönül resmi, gönül süsü.

Nalan: İnleyen, feryat eden

Nalie: Muradına eren, kazanmış, ele geçirmiş.

Name: Mektup, sevgi mektubu

Namiye: Yetişen, Büyüyen, Çoğalan, Artan, Fazlalaşan, Güç Kazanma, Yetişme, Gelişme, Olma, Namlı, Ünlü, Tanınmış, Şöhretli anlamlarını taşır

Nargül: Kırmızı gül, gül gibi güzel olan

Narin: İnce yapılı, zarif

Nariye: Cehennemle ilgili. 2. Cin peri.

Nas: Yardım eden, yardımcı. Kuran’ da bir sure ismidir. İnsan anlamına da gelir.

Nasibe: Birinin payına düşen şey

Nasiye: Altın

Naşide: Şiir söyleyen, şiir okuyan

Naşire: Dağıtan, yayan.

Nayad: Denizkızı

Naz: Kendini beğendirmek amacıyla yapılan davranış

Nazan: Nazlanan, işve yapan, cilve yapan

Nazar: Göz değmesi, göz

Nazbahar: Nazlı olması güzelliğinden gelen

Nazcan: Nazlı dost

Nazdar: Nazlı. Naz yapan

Nazende: Nazlı, alımlı

Nazenin: Cilveli, nazlı

Nazer: Nazar

Nazgül: Gül kadar güzel olan, nazlı

Nazgüzar: Becerilerini göstermekte nazlanan

Nazılşah: Nazlanması gücünden kudretinden gelen.

Nazılyel: Usul usul esen yel.

Nazife: Temiz pak bayan

Nazik: İnce, narin, terbiyeli, saygılı, güzel zarif anlamlarını taşır

Nazikane: İncelikle, saygıyla, nezaketle.

Nazile: Yukardan aşağıya inen anlamındadır. Bir yere konan, bir yerde konaklayan

Nazime: Düzenleyen, tanzim eden.

Nazire: Örnek, karşılık

Nazlan: Naz yap, cilveli ol

Nazlı: Naz eden, cilveli, işveli

Nazlı(M): Naz yapan, işveli, edalı

Nazlıay: Ay kadar güzel olduğundan ötürü nazlı olan

Nazlıcan: Nazlı dost

Nazlıcık: Sevimli, işveli.

Nazlıdil: Kendini ağırdan satan.

Nazlıela: Ela gözlü, nazlı bakışlı.

Nazlıfer: Ruhunu yansıtmakta nazlanan

Nazlıgöz: Süzgün bakışlı.

Nazlıgül: Naz yapan, değer verilen sevgili

Nazlıgülen: Gülmekte bile nazlanan

Nazlıgüz: Ruhundaki hüznü yansıtmakta nazlanan.

Nazlıhan: Naz yapan

Nazlım: Naz yapanım, işvelim, cilvelim, benim nazlım

Nazlınur: Nazlı ışıltı

Nazlısel: Nazlı, coşkulu.

Nazlıses: Ağzından zorla laf alınan. 2. Pek konuşmayan.

Nazlısoy: Nazlı bir soydan gelen.

Nazlısu: Nazlı ama yüreği temiz olan.

Nazlışah: Nazlanması gücünden, kudretinden gelen

Nazlışan: şöhretinden yanına yaklaşılmayan.

Nazlışen: Gülmekte bile nazlanan

Nazlıtan: Nazlı güzel, nazenin.

Nazlıyar: Nazlı sevgili.

Nazmiye: Vezinli ve kafiyeli sözle, nazımlailgili

Nazra: Bir tek bakış anlamına gelmektedir

Nebahat: Onur, şeref, ün

Nebihe: Şan, şöhret sahibi.

Nebile: Fazilet sahibi.

Nebiye: Yol gösteren

Necibe: Soylu, soyu temiz

Necla: Çocuk, evlat, oğul, kuşak, sülale, nesil

Necmiye: Yıldızlarla ilgili, yıldızlaraait

Necve: Çocuk, evlat.

Neçar: Çaresiz.

Neda: Çiğ damlası, nem, rutubet

Nedime: Zengin veya itibarlı bir kadının arkadaşı / Saray hayatında Sultan hanımlarının yardımcıları / Gelinin yardımcısı

Nefaset: Güzel ve enfes olma durumu. 2. Tat güzelliği.

Nefel: Çiçek

Nefes: Hayat kaynağı olan soluk, canlılık

Nefika: Temiz, berrak

Nefis: Öz varlık kişilik. 2. İnsanın yeme içme gibi ihtiyaçlarının bütünü. 3. Pek hoş, istek uyandıran, çok güzel.

Nefise: Pek hoş, çok hoşa giden, en güzel, çok beğenilen

Nefsi: Nefisten doğan şeylerle ilgili. 2. Kişinin kendine ait, onla ilgili.

Nehar: Gündüz

Nehir: Irmak, büyük akarsu

Nehire: Gereğinden fazla

Nejan: Keskin gözlü.

Nejla: Kuşak, sülale

Nejla (Neclâ): 1. Çocuk, evlat. 2. Kuşak, soy, nesil. 3. Güzel gözlü kadın.

Nemika: Mehtap.

Nemir: Ölümsüz.

Nergis: Çiçekleri ayrı ayrı ya da bir kök üzerinde sarı ve beyaz renkte bir bitki

Nergise: Nergisle ilgili.

Nergisi: İnsanın aklını başından alan göz. 2. Nergis biçiminde kesilerek yapılan bir tür hamur işi.

Neriman: Pehlivan, yiğit

Neris: Gözümün bebeği gözümün içi manasına gelir.

Nermık: Yumuşacık.

Nermin: Yumuşak, nazik, ince

Nerwan: Silopi ovasında tarihi bir şehir.

Nesevi: Kadınla ilgili, kadınlık.

Nesibe: Temiz, soylu

Nesil: Aynı çağda, aynı yaşta bulunan kimselerin tümü, kuşak

Nesim: 1. Yumuşak esinti, yel. 2. Yumuşak huylu.

Nesime: Yel, hafif esinti. 2. İyi huy.

Nesli: Soylu

Nesliad: Asil isim.

Nesliay: Asil ay.

Neslican: Sevgi dolu soyu olan.

Neslicik: Sevimli, soylu.

Neslidil: Güzel sözler söyleyen.

Nesligül: Soyunun gülden gelmesi

Nesligülen: Gülen bir soydan gelen.

Nesligün: Özel gün.

Nesligüz: Güzel bir sonbahar.

Neslihan: Han soyundan gelen

Neslinaz: Nazlılığı kanından gelen

Neslinur: Soyu ışık saçan.

Neslisal: Soyuyla övünen.

Neslisay: Saygınlığı ve soyluluğu karakterinde barındıran.

Neslisel: Coşkusu soyundan gelen. .

Neslisen: Soylusun.

Nesliser: Asilliğiyle gözler önünde olan.

Neslises: İyi hatip.

Neslisev: Kendin gibi olanı sev.

Nesliseven: Adı gibi olanı seven.

Neslisever: Kendi gibi olanı sever.

Neslisoy: Çok asil bir soydan gelen.

Neslişah: Şah soyundan gelen

Neslişan: Geçmişinden gelen bir şöhrete sahip kişi.

Neslişen: şen şakrak bir soydan gelen.

Neslitan: Soylu güzel, asil.

Nesliten: Yüreğindeki soyluluğu dışına yansımış.

Nesliyar: Doğuştan sevecen.

Nesliyel: Bağra esen.

Nesrin: Bir tür yaban gülü

Nesteren: Yaban gülü. Ağustos’ta açan gül.

Neşe: Sevinç, gönül ferahlığı

Neşead: Adı gibi neşeli, şen şakrak olan.

Neşeay: şen şakrak, güzel.

Neşecan: Sevinçli

Neşecik: Sevimli, şen şakrak.

Neşegül: Sevimli güzel.

Neşeli: şen şakrak.

Neşem: Yaşamın sevimli yanlarını bulan.

Neşenaz: Sevimli, nazlı.

Neşenur: İçindeki coşkuyu dışarı saçan.

Neşesal: Ruh sevincini herkese yansıtan.

Neşesel: İçtenliğini, neşesini, coşkuyla yansıtan.

Neşever: Çok neşeli

Neşide: şiir. 2. Bir toplulukta okunmaya değer şiir. 3. Ata sözü gibi kullanılan beyit veya dize.

Neşire: Yayma, dağıtma, çıkartma. 2. Bir yere yazma, yazdırma. 3. Kitap, gazete bastırıp çıkartma 4. Kıyamet günü tüm insanların dirilmesi

Neşure: Durmaksızın yayın yapan.

Neşve: Keyif, neşe

Neşvünema: Büyüme, gelişme, yetişme.

Netice: Son, sonuç, bitim. 2. Öz, özet.

Nev: Yepyeni

Neva: Ses, seda, makam, ahenk, name

Nevade: Torun

Nevai: Makam, ses ve ahenkle ilgili. 2. Nasiple ilgili.

Nevair: Ateşler, alevler.

Neval: Şans, talih

Nevaziş: Okşama gönül alma, iltifat etme.

Nevbahar: İlkbahar, ilkyaz

Nevber: Turfanda çıkan meyve. 2. Göğüsleri yeni çıkan kız.

Nevcan: Yeni doğmuş.

Nevcihan: Yeni yetişen

Neveser: Türk müziğinde bir makam ismi

Nevgece: Yeni yeni oluşan gece

Nevgül: Yani açmış gül

Nevhager: Ağıtçı.

Nevheves: Bir işe yeni başlayan. 2. Sık sık iş değiştiren.

Nevid: Yeni, yepyeni

Nevide: Müjde, sevinçli haber.

Nevin: Yeni, çok yeni

Nevir: Parlaklık, ışıldama. 2. Ağaç çiçeği.

Nevmide: Umutsuzluk.

Nevnihal: Taze fidan

Nevra: Işıklı parlak, çiçek

Nevrazin: Bahar çiçeği.

Nevres: Yeni yetişen

Nevreste: Yeni yetişen, yeni oluşmuş.

Nevriye: Işıklık, parlaklık

Nevrozin: Bahar çiçeği.

Nevruz: Yeni gün

Nevsal: Yeni yıl

Nevsale: Genç, taze. 2. Küçük.

Nevsefer: Yeni yolculuğa çıkan.

Nevşin: İlk ışık, ilk nur

Nevşüküfte: · Yeni açılmış çiçek.

Nevzat: Yeni doğmuş, yeni doğan çocuk.

Newal: Vadi.

Newşe: Şiir.

Neyir: Aydınlık, ışık, parlaklık, güneş

Neylan: Murada ermek, gerçekleşmiş dilek

Neyran: Ateşler, cehennem

Neyyire: Nurlu, parlak. 2. Işık veren cisim, cisim haline gelmiş nur.

Nezafet: Temiz olma.

Nezahat: İç temizliği, paklık

Nezaket: Naziklik, zariflik, incelik

Neziha: Temiz, titiz insan

Nezihe: Temiz, pak

Nezire: Adanan şey, adak.

Nice: Ne kadar, ne denli, nasıl, oldukça çok

Nida: Bağırma, sesle çağırma, haykırma

Nifa: Menfaat, fayda

Nigah: Bakış. bakma, göz.

Nigar: Resim, resim gibi güzel

Nihade: Koymuş, koyulmuş.

Nihai: Fidan, taze sürgün.

Nihal: İnce ve düzgün vücutlu, fidan gibi

Nihan: Gizli, saklanmış, görünmeyen, sır, giz

Nihavent: Türk müziğinin en eski makamlarından biri.

Nihle: Allah’ın emaneti

Nil: Afrika kıtasında bir nehir

Nilay: Işıklı mavi ve lacivert

Nilberk: Parıltı, ışık.

Nilda: “Mucize” cennet kapısındaki meleklerden biridir.

Nilgün: Mavi renkte, çivit rengi

Nilhan: Nil havzası hanlarından.

Nili: Çivit mavisi.

Nilsu: Su gibi ışıltılı, değerli.

Nilüfer: Geniş yapraklı, durgun sularda yetişen bir su bitkisi

Nimet: İyilik, iyi bir yaşantı için gerekli şeyler

Nira: Ancak rüyada karşılaşılabilen nadide güzel

Niran: Nurlar, aydınlıklar, ışıklar – Ateşler – Cehennem

Nirwana: Zerdüşt dininde Arafat. 2. Meydan.

Nisa: Kadındemektir. Kuran’ da bir sure adıdır.

Nisan: Yılın dördüncü ayı

Nisanur: Aydınlık kadın

Nisvan: Kadınlar.

Nisyan: Unutma, hatırdan çıkartma. 2. Unutulma.

Nişan: Nisan ayı.

Niyet: Bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme, maksat.

Nudem: Pişman olma, pişmanlık

Nupelda: Yeni açılmış tomurcuk

Nur: Işık, aydınlık

Nural: Kutsal ışık

Nurâlem: Evreni, âlemi aydınlatan ışık.

Nuran: Işıklı, nurlu, aydın

Nurani: Nur yüzlü. 2. Görünüşü saygı uyandıran.

Nuray: Ay ışığı gibi nurlu

Nurbanu: Aydınlık yüzlü kraliçe, güzel kadın

Nurben: “Nurluyum, ışık saçıyorum” anlamında kullanılan bir ad.

Nurcan: Işık canlı, can ışığı

Nurcihan: Cihan’ın nuru, ışığı. Dünyaya ışık saçan

Nurçin: Nur toplayan

Nurdal: Işık saçan dal, ışıklı dal

Nurdan: Işıktan yapılmış

Nurdanay: Işık saçan güzel.

Nurdane: Nur yüzlü, nur gibi güzel.

Nurdil: Nurlu olduğu gibi aynı zamanda da tatlı dilli.

Nurdoğan: Işık gibi güzel doğmuş olan ışık gibi doğan, doğan ışık

Nureda: Işık saçan işveli güzel.

Nurefşan: Aydınlık veren, ortalığı ışık içinde bırakan. Nur ve efşan kelimelerinden birleşik isim

Nurel: Aydınlık el, ışık el

Nurfer: Aydınlık, parlak, ışık, gözün aydınlık kısmı

Nurfeza: Işığı artıran, ışık saçan.

Nurfidan: Gençliğiyle ışık saçan.

Nurgör: Işık gör

Nurgöz: Gözleriyle ışık saçan, göz kamaştıran.

Nurgül: Işıklı gül, gül gibi güzel ve aydınlık

Nurgün: Nurlu gün, günün ve bütün hayatın nurlu parlak olması

Nurgüz: Sonbahar ışığı.

Nurhal: Işıklı hal, aydınlık durum

Nurhan: Aydın hükümdar

Nurhanım: Aydınlık, ışık saçan hanım.

Nurhayal: Hayallerdeki ışık.

Nurhayat: Aydınlık, parlak, hayat

Nurhilal: Işık saçan hilal.

Nurışık: Pırıl pırıl parlayan ışık, aydınlık ışık

Nurinisa: Nurlu kadın.

Nuriş: “Nuriye” isminin kısaltılarak söylenen bir biçimi.

Nuriye: Işıklı, ışıktan gelme

Nurkadın: Aydın, parlak kadın.

Nurkan: Kanı ışıklı olan

Nurlu: Aydınlı, ışıklı, parlak. 2. Saygı uyandıran, temiz.

Nurmelek: Melek gibi saf ve temiz güzel

Nurnigar: Güzelliğiyle göz kamaştıran sevgili.

Nurnigâr: Işıklı, aydınlık sevgili.

Nurol: Işık saç, ışık ol, nur gibi, gökkuşağı gibi güzel ol

Nuröz: Işıklı öz, aydınlık öz, özü kendisi aydınlık kimse

Nurper: Işıklı kanat

Nurperi: Işıktan yapılmış ve peri kadar güzel; güzel ışıklı peri

Nursabah: Işıklı, aydınlık sabah.

Nursaç: Işık dağıt, ışık saç

Nursal: Işıksal ışıkla ilgili

Nursan: Işık veren ad, ışık saçan san, ışıklı san, ışıktan yapılmış ad

Nursay: Işık gibi say, ışık gibi bil anlamında

Nurseda: Aydınlık ses

Nursel: Sel gibi ışık

Nurselen: Aydınlık müjde.

Nurseli: Işık seli

Nursema: Aydınlık gökyüzü

Nursen: Işık gibi nurlu

Nursena: Nur ve Sena isimlerinin birleşiminden oluşmuş bir isimdir

Nursenem: Nur ve senem isimlerinin birleşimidir

Nursenin: Işık. 2. Aydınlıklar senin.

Nurser: “Işık ser, çevreni aydınlat” anlamında kullanılan bir ad.

Nurseren: ışığıyla göz kamaştıran.

Nursev: Işığı sev, ışık sev

Nurseven: Aydınlığı seven.

Nursever: Aydınlığı sever.

Nursevil: Sevilen, ışık saçan.

Nursevim: Işıklı ve sevimli

Nursevin: Aydınlık ol ve sevin

Nurseza: Nura layık, ışığa, aydınlığa layık

Nursim: Aydınlık ve gümüş gibi parlak

Nursima: Işıklı, aydınlık yüz

Nursine: Yüreğide kendi gibi nurlu olan.

Nursoy: Işık saçan bir soydan gelen.

Nursu: Su gibi aydınlık ve güzel

Nursun: “Sen ışıksın, nur gibi aydınlıksın” anlamında kullanılan bir ad.

Nurşah: Işıldayan hükümdar

Nurşan: Göz kamaştırıcı bir şöhrete sahip olan.

Nurşen: Işık gibi şen ve güler yüzlü

Nurşin: Tatlı ve lezzetli

Nurtaç: Mücevher gibi parıldayan, ışık saçan.

Nurtan: Alacakaranlık ışığı.

Nurtane: Parlak ve ışıklı olan.

Nurtek: Nur gibi parlak ve aydınlık olan.

Nurten: Teni ışık gibi beyaz olan

Nurtop: Işık küresi.

Nurver: Işık saçan, ferahlatan.

Nurveren: Işık, parlaklık, aydınlık veren.

Nurzen: Nurlu, ışıklı kadın.

Nurzer: Altın gibi parlak ışık.

Nuşabe: İçene ölmezlik sağlayan su, ab-ı hayat.

Nuşanuş: Sürekli içme, içtikçe, içerek.

Nuşin: Tatlı, lezzetli. 2. içki.

Nutiye: Gökyüzündeki en parlak yıldız

Nüceba: Asiller, soylular.

Nüdema: Arkadaşlar.

Nüjen: Modern.

Nüket: Zarif söz, nükte

Nükhet: Güzel ve hoş kokulu

Nükte: Şaka

Nümune: örnek.

Nüshet: Sevinç, eğlence, neşe.

Nüvide: Müjde.

Nüvişte: Yazılmış şey, mektup.

Nüzhet: Sevinç, eğlence.

19/30 ‘O’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘O’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

 

Oba: Yurt, mesken

Ocan: Sevilen kişi

Odana: Kırgız ve Kaşgar Türkleri’nde dişi peri

Oder: Ateş gibi canlı, hareketli

Odgül: Ateş gülü

Odil: O tatlı dil

Oflaz: 1. Eksiksiz, tam. 2. Yakışıklı, hoş görünen. 3. Eflatun renkli.

Ogül: Gül gibi güzel.

Oksal: Oka ilişkin

Oksu: Hızlı akan su

Okşan: Hep sevilen, beğenilen ol

Okyanus: Ana karaları birbirinden ayıran büyük deniz

Olca: Savaşta ele geçirilen mal

Olcay: Mutlu, ongun, şans, talih

Olça: Savaşta düşmandan ele geçen ganimet

Olgaç: Bilgi ve görgüde olgunlaşan

Olgun: Bilgi ve görgü bakımından zengin kimse.

Olgunsu: İçimi güzel, iyi su.

Olsar: İsim yap, adın duyulsun.

Oluş: Olma işi, olma biçimi var oluş

Omay: Gözde, sevilen, beğenilen

Onat: Güzel, düzgün, doğru, uygun, namuslu.

Ongar: Kurtuluş

Ongu: Sağlık, mutluluk

Ongül: Ön ayak olmak

Opal: Değerli bir taş

Oray: Ateş gibi kızıl renkte ay

Orgül: Ateş kırmızısı

Orkide: Değerli bir çiçek

Ortanca: Gölgelik yerde yetiştirilen bir süs bitkisi, yaş bakımından üç kardeşin büyüğü ile küçüğü arasında bulunan

Orun: 1. Makam, öenmli yer. 2. Gizemli, gizli.

Oskay: Neşesi eksik olmayan

Otacı: Hekim, doktor.

Otay: Alev kızıllığında ay.

Oval: Yuvarlak, yumurta biçiminde olan, yan yuvarlak.

Oya: İğne, firkete, tığ, ya da mekikle yapılan, ibrişimden önce dantel oya gibi güzel olan

Oyacan: Nazlı ve kibar

Oyacık: Sevimli zarif kişi.

Oyaçiçek: İnce, kibar, nazik kız.

Oyalı: İnce nazikçe, güzelce.

Oyalıgül: Er ince ayrıntısına kadar çok güzel olan.

Oylum: Derinlik, bir cismin uzayda doldurduğu boşluk, kıvrım, bukle

Oysu: İnce akan su, derecik

Oytun: Beğenilen yer, güzel yer

Ozangül: İnsanı şair yapan, gül gibi güzel

 

20/30 ‘Ö’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘Ö’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Öbek: Tomurcuk, aynı türden şeylerin oluşturduğu yığın küme

Ödül: Armağan

Öfke: ötüşen, şen, şakrak.

Öget: İyi, uygun, güzel

Öğe: Öke

Öğet: İyi, uygun, güzel

Öğün: Güzelliğinle, herşeyinle, övün, kendini öv

Öğüt: Tavsiye

Ökmen: Akıllı zeki, bilgili.

Ömrüm: Ömür anlamı taşıyan, ömrün sahibi

Ömür: Yaşama süresi, hayat

Ömürlü: Uzun yaşayan, uzun ömürlü.

Önay: Ay’ın ilk günlerindeki hali, hilal

Önem: Mühim olan, gerekli olan.

Öney: Önde giden, ileri giden, önde olan

Öngül: (ilk çocuk için) ilk gül, önde gelen gül, önde gelen

Öniz: (ilk çocuk için) ilk iz, önceki iz

Önnur: İlk çocuğa verilen bir ad.

Ören: Eski yapı ya da kent kalıntısı

Örengül: Örende yetişen bir tür gül, ak gül, yaban gülü

Örfiye: Gelenek ve görenekle ilgili örfle ilgili.

Örge: Süs, motif

Örgen: Urgan, ince hat, ip.

Örgün: Türlü ve düzenli parçalardan oluşan

Örnek: Benzeri yapılacak olan, benzetilmek istenen şey. model. 2. Bir bütünün niteliğini anlatmak için bütünden ayrılarak verilen küçük parça. göstermelik, numune. 3. Bir şeyin benzeri tıpkısı, misal. 4. En iyi biçimde olan.

Örün: Gökyüzünün açık, aydınlık durumu.

Öşme: Kaynak, suyun topraktan çıktığı yer.

Ötleğen: Sığırcığa benzeyen ötücü bir kuş.

Övgü: Övme, övmek için söylenen söz

Övgül: Övgüye değer, övülmeye değer, övülesi

Övgüm: övmeye değer gördüğüm.

Övgün: Övülmüş, övülen kişi

Övgünç: Bkz. Öğünç, övünç

Övünç: Övünmeye yol açan ya da hak kazandıran şey, kıvanç, sevinç

Öykü: Hikaye/ Masal

Öz: 1. Bir kimsenin benliği, manevi varlığı. 2. Bir şeyin temel ögesi. 3.

Özaltan: Özü kızıl sabah vakti, öz al renkli tan

Özaltın: Özü altın, altın gibi içsel varlığı olan; halis altın

Özant: Yeminine bağlı kimse.

Özaydın: Özü aydınlık, içsel varlığı pırıl pırıl

Özaytan: Özden Ay gibi doğan tan

Özbal: Hiçbir katkısı olmayan bal, gerçek bal, katkısız bal, bal özü

Özbaşak: Başak gibi güzel olan.

Özben: Bireyin kendi varlığı, gerçek ben anlamında

Özbil: Özünü bil; ayrıntıyı değil öz” olanı bil, özü bil

Özbilek: Özünü bilen, öz bilgili

Özcanan: Değer verilen sevgili.

Özde: Kişinin kendi içinde, özünde, canda olan

Özdel: Hediye, armağan.

Özden: Kişinin kendi içinden, özünden, candan olan

Özder: Kısa, öz şeyler

Özderen: Öz derleyen

Özdeş: Birbirine benzeyen, eşit nitelikli, özce eş

Özen: Büyük hassasiyet göstermek

Özenay: Ay gibi çok güzel

Özengül: Özenerek yetiştirilmiş gül özen gülü, istek gülü

Özenir: Bir şeye özenen bir şeyi titizlikle, özenle yapan, özenen

Özenli: Kendisine özen gösteren kimse.

Özenmiş: Özenerek yaratmış

Özer: Yiğit, doğru kimse.

Özey: Aydın kişilik

Özge: Başka, özel. El, yabancı.

Özgecan: Cana can katan

Özgen: Başına buyruk, rahat

Özgönül: Özden ve gönülden

Özgü: Özellikle birine ya da bir şeye ait, mahsus olan

Özgül: Gerçek gül, benim gülüm anlamında

Özgülay: Özelliği, özgülüğü olan ay; özü, kendisi güle benzeyen ay

Özgülüm: Benim kendi gülüm

Özgün: 1. Nitelikleri bakımından benzerlerinden ayrı ve üstün olan. 2. Yalnız kendine özgü bir nitelik taşıyan.

Özgünel: Benzeri olmayan el, çok güzel el, eli çok güzel olan kimse

Özgüneş: Sıcak kanlı olan.

Özgüney: Kendisine has nitelikleri olan güzel.

Özgür: Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya, koşula bağlı olmayan, başına buyruk, hür

Özil: Özü yabancı olmayan, kendi ilimiz

Özipek: Özü ipekten

Öziş: Gerçektem eş olan kimse.

Özkut: Özünde kutsallığı barındıran.

Özlem: Hasret, bir şeye karşı veya bir kişiye duyulan kavuşma isteği

Özlen: Hasret çekilen, özlenen

Özlenen: Özlem duyulan, kavuşma isteği uyandıran görme isteği uyandıran, hasreti çekilen

Özler: Kavuşma isteği çeken

Özleyiş: Özlem duygusu, hasret çekme.

Öznil: Nil nehri gibi verimli.

Öznur: Gerçek ışık, ışığı özlü olan

Özperi: Peri kadar güzel

Özpetek: Gerçek petek

Özpınar: Gerçek pınar, gerçek kaynak

Özsel: Öze bağlı, özle ilgili

Özselen: Öz ses, öz bilgi, gerçek bolluk

Özsev: İçten gelen sevgi

Özsevi: İçtenlikle seven.

Özsu: Besleyici su, bitkilerin dokularında bulunan su

Özşah: Güçlü kişilik

Özten: Güzel tenli

Öztün: Sağlam, sağlıklı kişiliği olan

Özüm: Kardeş gibi görülüp, sevilen

Özün: Hakkıyla kazanılmış ün

Özveri: Kendinden bir şeyler verme işi, bir amaç uğruna kendi yararından vazgeçme

 

21/30 ‘P’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘P’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

 

Pakize: Temiz, lekesiz, halis, saf

Paksu: Su gibi temiz ve saf olan kimse.

Paksüt: Süt gibi temiz bir karakteri olan.

Pamira: Orta Asya’da bir yayla adı

Pamuk: Uysal, yumuşak kişi

Papatya: Bir kır çiçeği; sarı ve beyaz

Parçe: Parça, bir bütünden ayrılmış küçük bölümler.

Parla: (Parla-maktan buyruk) ışık saç, tutuşup alev çıkar

Parlak: Parlayan, ışıldayan. 2. Temiz ve ışıklı. 3. Göze çarpacak kadar başarılı olan.

Parlanur: Nur gibi parla, ışık saç

Parlar: Işıldar, ışık saçan

Payam: Badem.

Payan: 1. Son, nihayet. 2. Uç, kenar.

Paye: 1. Aşama, rütbe, derece. 2. Basamak, merdiven basamağı. 3. İkizlerin b

Payende: Kararlı, temelli

Payidar: 1. Saygın, rütbeli. 2. Kalıcı.

Payiz: Güz, sonbahar.

Peçen: Çayır, çimen

Pek: 1. Sert, katı. 2. Sağlam, dayanıklı. 3. Hızlı.

Pekak: Çok temiz, çok ak.

Pekay: Ay gibi güzel

Pekbal: Çok tatlı, çok sevimli.

Pekdeğer: Çok değerli, çok kıymetli.

Pekkan: Sağlam, temiz soydan gelen.

Peköz: Sağlam öz, özü sağlam kimse

Peksu: Çok saf ve temiz.

Pekşen: Çok neşeli, çok sevinçli

Pelin: Sağlık için kullanılan bitki, pelin otu

Pelinsu: Pelin + Su isimlerinin birleşimi

Pelit: Meşe ağacı ve yemişi

Pelşin: Yeşil yaprak

Pembe: Kırmızı beyaz renklerin karışımı

Pembegül: Pembe renkli gül gibi olan

Pembenaz: Nazlı güzel

Pembenur: Pembe renkli ışık saçan.

Pera: Beyoğlu’nun eski adı.

Perçem: Kahkül

Peren: Yaprakları gri yeşil ve tüylü, çoban yastığı da denilen bir bitki

Perestide: Sevgili, sevilen, canan.

Peri: Düşsel bir varlık, bir tür enerji varlığı

Perican: İçtenliğiyle güzelleşen kadın

Periçehre: Peri yüzlü, peri kadar güzel.

Peride: Uçmuş, soluk, solmuş.

Perihan: Periler perisi, çok güzel

Perik: Kuş tüyü.

Perin: Gönül tokluğu

Perinaz: Çok güzel olmasından ötürü nazlanan

Perinisa: Kadınların en güzeli.

Perinişan: Peri gibi, periye benzeyen.

Perinur: Peri gibi güzelliğiyle göz kamaştıran.

Peripeyker: Peri gibi güzel yüzlü.

Periru: Peri yüzlü, çok güzel.

Perisu: Peri kadar güzel ve su kadar saf olan

Periveş: Peri gibi çok güzel.

Periyar: Peri kadar güzel sevgili.

Perizat: Peri çocuğu, çok çok güzel

Perize: Kırmızı altın.

Permun: Bezek, süs.

Perran: Uçan, uçucu

Perrin: Naz, nezaket, gönül tokluğu

Peru: ışığa gelen kelebek.

Peruze: Mavi renkli, değerli bir süs taşı.

Pervane: Geceleri ışık çevresinde döner küçük kelebek.

Perver: Besleyen, besleyici, eğiten, eğitici.

Pervin: Ülker yıldız takımı (Süreyya)

Perviz: Güzellik, cilve

Pesen: 1. Kırağı, çiy. 2. Sis. 3. İnce ince yağan kar, çisenti.

Pesent: 1. Beğenen, beğenmiş. 2. Beğenme, seçme.

Pesin: Sonraki, en son

Petek: Arıların ballarını biriktirdiği balmumu altıgen kutucuklar

Peya: Gurur.

Peyam: Badem.

Peyda: Belli, açık, ortaya çıkmak, oluşmak

Peyker: Yüz, sima

Peyma: Ölçen, ölçülü

Peyman: Yemin, ant.

Pınar: Su kaynağı, göze

Pırıl: pırıl pırıl ikilemesinin tekil hali, ışıl

Pırıltı: Işık yansıması

Pırıltılı: Pırıltısı olan, parlak. 2. Süslü, özentili.

Pırlanta: Değerli bir tür elmas.

Pıtırca: Koyu pembe renkli bir bahar çiçeği.

Pıtırcık: Koyu pembe renkli bahar çiçeği

Pıtrak: 1. Dikenli tohumu insanların giysilerine, hayvanların tüylerine yapışa

Pinhan: Gizli, saklı

Piran: Yaşlılar, ulu erenler, ermişler.

Piraye: Süs, bezek

Piroze: Güvercine benzer bir kuş türü.

Piruze: Mavi renkli ve değerli bir süs taşı

Piyale: Kadeh, şarap bardağı

Polen: Çiçek tozu

Prenses: Hükümdar kızı

Pullu: 1. Pulla işlenmiş, pulla süslenmiş. 2. Süslü, bezenmiş.

Punar: Pınar

Pürahenk: Çok uyumlu.

Pürçek: Bitkilerin saçaklı kökü ya da püskülleri; şakaklardan sarkan saç, zülüf, perçem

Püren: Bir çeşit çalı, meşe filizi

Pürenvar: Rengarenk, çok renkli

Pürfer: Çok parlak, aydınlık.

Pürfeyz: Bereketli

Pürheves: Çok hevesli, çok istekli.

Pürhuzur: Huzur dolu.

Pürlen: Nur İçinde

Pürşan: Çok şöhretli

Pürşen: Neşe dolu.

Pürtaravet: Taptaze.

Püsen: İnce ince yağan yağmur.

Püser: Oğul vermek.

Pütün: Olgun, yetkin.

 

22/30 ‘R’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘R’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Rabia: Dördüncü

Rabian: Dördüncü olarak,

Raciye: Rica eden, yalvarıp yakaran.

Radife: Bir yıldızın yakınında bulunan bir başka yıldız

Radiye: Kabullenen, rıza gösteren. 2. Boyun eğen.

Rafia: Her türlü destek, ayaklık.

Rafiha: Bolluk içinde, rahat yaşayan.

Ragibe: 1. Rağbet eden, isteyen. 2. Bol hediye.

Rağbet: İstek, arzu. 2. Beğenme, itibar.

Rahel: Hz. Yusuf ve Bünyamin’in annesinin adı

Rahile: Sakin, rahat

Rahime: Acıyan, esirgeyen

Rahiye: Bal arısı.

Rahmiye: Koruyan, esirgeyen

Rahşan: Parlak, parlayan

Rahşende: Farlayan, ışıldayan

Raife: Acıyan, esirgeyen, merhametli.

Raika: Sade, saf, katıksız

Rakabe: Köle, cariye.

Rakıme: Yazan, çizen.

Rakibe: Herhangi bir alanda üstünlük sağlamaya çalışanlardan her biri.

Rakide: Durgun, sessiz, hareketsiz.

Rakime: Yazılan şey, mektup.

Rakkas: Rakseden, dans eden oynayan. 2. Sarkaç.

Rakkase: Geçimini dans ederek sağlayan kadın.

Ramina: Bir bitki

Ramiye: Fırlatan, atan.

Rana: Güzel, hoş görünen

Ranya: ince bakış

Rasiha: Sağlam, kökten güçlü, 2. Bir bilgi dalında, özellikle din bilimlerinde çok bilgisi olan.

Rasime: Âdet, töre, merasim, tören

Rasiye: Büyük dağ.

Raşide: Akıllı, ergin

Ratibe: Maaş, aylık. 2. Görev.

Raufe: Çok merhametli, pek esirgeyen.

Ravda: Bahçe, cennet

Ravza: Ağaçlık ve çimenlik yer

Rayiha: Koku, güzel koku.

Razber: Nisan ayı.

Raziye: Boyun eğen kimse

Rebia: Bahar

Rebiyye: 1. Kış sonlarında yapılan ekim. 2. Eskiden ozanların bahara girerken b

Refah: Bolluk, rahatlık.

Refahet: Bolluk, rahatlık.

Refaket: Arkadaşlık, yol arkadaşlığı.

Refhan: Varlık içinde yaşayan

Refia: Yüksek, yüce

Refiha: Rahatlık ve huzur içinde yaşayan.

Refihe: Bolluk ve rahat içinde yaşayan kimse.

Refika: Kadın, eş, arkadaş

Refiye: Ulu, saygıdeğer

Reftar: Gidiş, yürüyüş.

Reha: 1. Kurtulma, kurtuluş. 2. Ar. Bolluk, genişlik, varlık.

Rehnüma: Yol gösteren

Rekin: Gururlu, ağırbaşlı, yüksek.

Rekine: 1. Gururlu, ağırbaşlı. 2. Saygın yüce, yüksek.

Remide: Ürkmüş, korkmuş.

Remziye: İşaret ile ilgili – Simgesel

Rena: Bakılan, imrenilen, nazar olunan

Renan: Çok ses çıkaran, çınlayan

Rengial: Al renkli.

Rengin: Renkli, boyalı, güzel

Renginar: Ateş renginde olan

Renim: Bağırma, çığlık

Renk: Işığın cisimlere verdiği görüntü niteliği; boya, tarz, şekil, usül.

Resane: Özlem, hasret.

Reside: Erişmiş, yetişmiş, olgunlaşmış.

Resmigül: Gül biçiminde, gül gibi, gül gibi güzel olan.

Resmiye: Resmi anlamındadır

Reşan: Erişen, yetişen

Reşide: Doğru yolu tutan. 2. Ergin, akıllı, olgun, doğru davranışlarda bulunan.

Reşik: Göz bebeği.

Reva: Yerinde, uygun, yakışır

Revan: Yürüyen, giden, akan

Reviş: Yürüyüş, gidiş.2. Tarz, usul, yöntem, üslup.

Revna: Güneş ışığında parlayan su damlası / Göz alıcı güzellikte olan

Revza: Çimeni, ağacı bol olan yer, bahçe.

Reyan: Her şeyin evveli, tazesi

Reyhan: Fesleğen, güzel kokulu bitki

Reyna: Bir daha, yeniden, tekrar

Reyya: Güzel koku.

Reyyan: Suya doymuş

Rezan: Onurlu, ağırbaşlı

Rezik: Gelenek, töre, yöntem.

Rezvan: Bağ, bağcı, üzüm.

Rezzan: Ağır başlı, vakur, ciddi

Rıfkıye: Yumuşak huylu, yavaş, ağır kimse.

Rızaiye: Eski Urmuye şehri.

Rikkat: Acıma, yumuşaklık, 2. incelik, zariflik, içlilik.

Rima: Dişi ceylan yavrusu / Yarık, çatlak, aralık

Rindan: Dünya işini hoş görenler, alçak gönüllüler, kalenderler.

Risale: Küçük, kısa yazılmış kitap, mektup

Risalet: Elçilik, peygamberlik

Riva: Suya doymuş, suya kanmış

Rojbin: 1. Gün kokusu. 2. Aydınlık veren.

Rojda: Gün doğumu

Rojin: Güneş ışığı

Roman: Uzun öykü, çingene

Ronahi: Aydınlık

Roni: Aydınlık, gözdeki ışık.

Ronyaı: şık saçan, alim, ulema

Rosa: Gül rengi, pembe ile kırmızı arası bir renk

Roza: 1. Pembe elmas. 2. Gün doğumu 3. Gül çiçek

Rozerin: Güneşin doğuşu, altın güneş

Ruhan: Güzel kokulu

Ruhcan: Üretken insan, hareketli, yaratıcı kişi.

Ruhfeza: Ruha canlılık katan.

Ruhinur: Yüzü nurlu,

Ruhişen: Şen ruhlu, neşeli, canlı kimse.

Ruhiye: Ruhla ilgili.

Ruhsal: Ruhla ilgili olan, ruhi.

Ruhsar: Yanak, yüz, çehre

Ruhsare: 1. Yanak. 2. Yüz, çehre. – bk. Ruhsar

Ruhsel: İçi içine sığmayan, coşkulu / Ruh+Sel

Ruhsen: “Sen cana can katıyorsun” anlamında kullanılan bir ad.

Ruhşen: Neşeli, mutlu kimse

Ruhuay: Ruh güzelliği olan.

Ruhucan: Samimiyeti yürekten olan.

Ruhugül: Gül kadar temiz bir ruha sahip olan

Ruhugülen: Şen şakrak bir ruh yapısına sahip olan.

Ruhugüz: Hüzünlü bir ruh yapısına sahip olan.

Ruhunaz: Nazlı, nazenin bir karaktere sahip olan.

Ruhunur: İçindeki enerjisini herkese yansıtan.

Ruhuşan: Şöhret arzusu içinde olan.

Ruhuşen: Neşeli bir ruh yapısı olan, şen şakrak,

Ruken: Güler yüzlü

Rukiye: Büyüleyici, sihirli, efsun / Peygamberimizin kızlarından birinin adı

Ruman: Hz. Ebubekir(R.A)’ in eşi

Rumeysa: Küçük köpek takımyıldızında en büyük yıldızın adı / bir sahabe adı

Ruya: Düş, uykuda görülen şey

Ruziye: Gündüz, gündüze ait olan

Rüçhan: Üstünlük, önderlik, üstün olma

Rüksan: Firdevsi’nin Şahname”sinde geçen, 11. yüzyıl İran efsanevi prenses

Rümeysa: 1. Küçük köpek Takımyıldızında en büyük yıldızın adı / bir sahabe adı

Rümeysa / Rumeysa: 1.Büyük yıldız, 2. Bir sahabe adıdır

Rüveyda: Hoş, nazik, ince

Rüveyda / Ruveyde: 1.Yavaş yavaş, adım adım. 2 (Arapça kökenli)Hoş, ince, nazik,

Rüveyha: İncelik, zariflik.

Rüvide: Yavaş yavaş, adım adım. – bk. Rüveyda

Rüya: Düş / Uyku anında bilinçaltında oluşan kurgular

Rüyahan: Bütün rüyaların yücesi

Rüyet: Görme.Kalp gözüyle görme

Rüzgar: 1. Zaman, devir. 2. Dünya. 3. Yel.

 

23/30 ‘S’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘S’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Saadet: Mutluluk, sevinçli olma

Saba: Hafif bir rüzgar

Sabacan: Tatlı dost

Sabagül: Şirin güzel.

Sabah: Güneşin doğması ile başlayan zaman bölümü

Sabahat: Güzellik, yüz güzelliği

Sabahat / Sebahat: Güzellik

Sabahnur: Sabah ışığı, günü aydınlatan

Sabanaz: Sevimli, nazlı.

Sabanur: Işık saçan.

Sabıka: Parlak, ışıklı.

Sabır: Acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi. 2. olacak veya gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme.

Sabiha: Güzel şirin, hoş

Sabire: Sabreden, sabırlı

Sabite: Yerinde duran, kımıldamayan

Sabiye: Ergin olmamış kız çocuğu.

Sabrınisa: Sabırlı kadınlar.

Sabrinnisa: Kadınların sabırlısı.

Sabriye: Sabırlı, sabırla ilgili

Sacide: Secdeye varan, yere yüz süren

Saçı: Gelinin başına saçılan çiçek, şeker, arpa; para gibi şeyler. 2. Düğün armağanı.

Sada: Ses, yankı

Sadakat: İçten bağlılık, sağlam güçlü dostluk, doğruluk.

Sadaret: Başta bulunma, öne geçme, liderlik.

Sadberk: Yüz yapraklı katmerli bir gül çeşidi

Sade: Yalın, gösterişsiz, şekersiz

Sadecan: Kendi halinde içten, iyi ve temiz dost.

Sadedil: Temiz yürekli.

Sadegül: Temizliği, dürüstlüğü ve güzelliğiyle bilinen.

Sadem: Durum, safım, yalınım

Sadet: Yakınlık. 2. Niyet, fikir, 3. Asıl konu üzerinde konuşulacak şey, konuya dönmek.

Sadhezar: 1. Yüz bin. 2. Çok fazla.

Sadıka: Sadık kimse

Sadice: Mutlulukla ilgili.

Sadik: Sadık, gerçek dost. 2. Doğru sözlü.

Sadiye: Uğurlu, mutlulukla ilgili

Sadme: Çarpma, vurma, 2. Sarsıntı. 3. Hiç beklenmedik bir anda başa gelen bela

Sadriye: Göğüsle ilgili, göğüse ait.

Safder: Düşman saflarını yarıp bozan.

Safderun: İçi temiz ve saf olan.

Safdil: İçi temiz, kötülük nedir bilmeyen.

Safıgül: Gül gibi, katıksız, saf, duru, temiz.

Safican: Temiz, içten dost.

Safigül: Güzel ve temiz insan.

Safiha: Yassı ve düz olan yüz.

Safinaz: Nazlı, çok naz yapan

Safinur: Çok aydınlık, temiz kimse.

Safir: Mavi renkli, değerli bir taş.

Safire: 1. İnce, güzel ses. 2. Islık.

Safiye: Katıksız, katışıksız saf

Safiyet: Saflık, temizlik, dürüstlük.

Sahabet: Sahip çıkma, benimseme. 2. Koruma arka çıkma.

Sahara/Sahra: Çöl

Sahavet: El açıklığı cömertlik.

Sahba: Şarap.

Sahiba: Bir şeyi elde etmiş olan

Sahibe: Sahip olan

Sahil: Deniz ve göl kıyısı

Sahire: 1. Geceleri uyumayan, uykusuz. 2. Büyücü, büyüleyici güzel.

Sahra: Kır, ova, çöl

Sahranur: Çöl ışığı

Sahre: Kaya, kütle.

Sahure: Sahur vakti doğan kız çocuklarına verilen bir ad.

Saibe: 1. Yanlışlık yapmayan, yanlışsız, doğru. 2. Amaca, hedefe uygun. 3.

Saide: Mutlu, uğurlu

Saika: Yıldırım. 2. Sebep.

Saime: Oruçlu, niyetli

Saire: Seyreden, hareket eden, yürüyen.

Sakıye: İçki dağıtan kadın.

Saki: Kadehlere içki dolduran, dağıtan.

Sakibe: Su veren, su dağıtan.

Sakine: Durgun, hareket etmeyen, kımıldamayan, kimseyi rahatsız etmeyen

Salıkbike: Tavsiye edilen, beğenilen kadın.

Salınbike: Salınan, nazlanan kadın.

Saliha: Yararlı, iyi, elverişli

Salime: Sağlıklı, sağlam, esen. 2. Eksiksiz. 3. Korkusuz, kendinden emin.

Salise: Saniyeden daha küçük zaman birimi

Saliye: Yeni yılın gelişini kutlamak amacıyla Muharrem ayında yazılıp sunulan kaside.

Salkım: Üzüm gibi, bir sap üzerinde bir arada bulunan

Saltanat: Sultanlık, hükümdarlık.

Samahat: “Semahat” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Samia: İşitme yetisi

Samiha: Cömert, eli açık.

Samime: Bir şeyin içi, özü, merkezi, temeli, kökü.

Samine: Sekizinci

Samire: Meyve veren, meyveli

Samiye: Duyan, işiten, yüce, ulu, yüksek

Samru: Yüksek yer, tepe, üst

Samur: Değerli kürkü olan bir hayvan türü

Samyeli: Güneyden esen sıcak rüzgar

Sanal: Sanlı ol, ünlen

Sanavber: Çamfıstığı ağacı, 2. Sevgilinin boyu posu.

Sanem: Çok güzel kadın, put

Sanemnur: Put gibi güzel ve parlak kadın.

Sanevber: 1. Çam fıstığı ağacı veya kozalağı. 2. Sevgilinin boyu posu.

Sania: İş, meşgale.

Saniha: Düşünmeden, kendiliğinden, doğan düşünce, fikir.

Saniye: Sivil rütbelerden ikincisi. 2. Dakikanın altmışta biri. 3. Fizik ve mekanikte zaman birimi.

Sannur: Nurlu, ışıklı, güzel olmasıyla tanınan.

Sara: Halis, saf, katkısız

Saray: Hükümdarların oturduğu büyük yapı

Sare: Saf, temiz, kalabalık, topluluk

Sarfiye: Giderle yapılan, masrafla ilgili.

Sargın: Albenili, çekici, büyüleyici, sevimli, güzel

Sarhatı: Hatıra, anı.

Sarıcan: Sarışın dost.

Sarıçiçek: Sarı renkli çiçek.

Sarıgül: Sarışın, gül sarısı renkte.

Sarıgüzel: Sarışın güzel.

Sarıkız: Sarışın kız.

Sarmal: Helis biçiminde olan, helozoni.

Sarmaşık: Koyu yeşil renkte, değişik biçimde yaprakları olan, sap ve dallarından çıkan küçük ek köklerle dik, düz yerlere yapışarak tırmanan, bir bitki türü .

Satı: Yaşamı uzun sürmesi için doğumundan önce erenlere adanan çocuk. 2. Satmak işi, satış.

Satıa: Yükselen, yükselip ortaya çıkan.

Satıgül: Satılan gül.

Satıhanım: Kendisini adamış hanım.

Satir: Örten, kapatan.

Satiye: Mütevazi, sadık

Satu: Uzun ömürlü olması için doğumundan önce ermişlere adanan çocuk. –

Savlet: Hücum etme, saldırma.

Savniye: Koruma, gözetme ile ilgili.

Sayar: Saygılı, hürmet eden.

Saye: Koruma, yardım, sahip çıkma

Sayede: Bu yoldan, böylelikle.

Sayfiye: Yazlık, yazlık ev.

Saygın: Sayılan, sevilen

Saygül: Sayılasın ve gül gibi güzel olasın

Sayıl: Her zaman saygı gör

Sayide: Ezilmiş, yıpranmış, eskimiş.

Saynur: Saygınlığıyla ışık saçan.

Sayra: Cennette akan suyun çıkardığı ses, cıvıldaşan, ötüşen

Sayran: Öten, cıvıldayan, şakıyan.

Seba: Yedi.

Sebahat: Güzellik

Sebahet: Suda yüzme.

Sebiha: güzel, şirin, çekici

Sebile: Allah yolunda olan kadın, hayırlı kadın, cömert, iyiliksever

Sebir: Sabır, tahammüL.

Sebla: Uzun kirpikli, kirpikli göz

Seblâ: Uzun kirpikli göz.

Sebnem (Şebnem): Havada buhar durumundayken gecenin serinliğiyle yerde ya da bitkilerin üzerinde toplanan su damlacıkları, çiğ

Sebu: Testi. 2. Şarap kabı.

Secem: Yağan ilk yağmur

Seçgül: Seçkin, seçilmiş güzel.

Seçik: Seçilmiş, seçkin.

Seçil: Öne çık!, Üstün ol!, tercihleri kazan

Seçilay: Seçil ve Ay gibi güzel ol

Seçilcan: Üstün dost

Seçilgül: Güzelliğiyle üstünlük sağlayan.

Seçilnaz: Naz yapmasıyla kendine üstünlük sağlayan.

Seçilnur: çevresindekileri ferahlatmakla beğeni kazanan.

Seçilsay: Saygınlığıyla beğeni toplayan.

Seçilsoy: Üstün nitelikli bir soydan gelen.

Seçilsu: Temizliği ve saflığıyla herkesin beğenisini kazanan.

Seçilşan: Üstünlüğüyle şan şöhret sahibi olan.

Seçiltan: Tan vakti gibi güzelliğiyle beğeni kazanan.

Seçilyar: Beğenilen, üstün tutulan sevgili

Seçki: Beğenilmiş, seçilmiş. 2. Şairlerin, yazarların bestecilerin eserlerinden alınmış, seçme parçalardan oluşan eser, güldeste.

Seçkin: Benzerler arasında nitelikleriyle göze çarpan, elit

Seda: Ses yansıması, yankı

Sedacan: Can dost.

Sedacık: Sevimli sesler çıkartan.

Sedagül: Kıpır kıpır güzel

Sedanaz: Nazlı güzel.

Sedanur: Sesiyle ışık saçan.

Sedasu: Çağlayarak akan su

Sedef: Bazı deniz kabuklularının iç yüzünü kaplayan parlak madde

Seden: Uyanık, dikkatli, gözü açık

Segah: Türk sanat müziğinde bir makam

Sehavet: Cömertlik, el açıklığı.

Seher: Şafak vakti

Sehercan: Güzel dost.

Sehergül: Tan vakti açan gül.

Sehergün: Günün ilk ışıkları.

Sehernaz: İlk göz ağrısı.

Sehernur: Işık saçan.

Sehersoy: Güzel bir soydan gelen.

Sehertan: Tan ağartısı.

Sehhar: Büyücü. 2. Büyüleyici, büyülü gibi.

Sehhare: Çok güzel, büyüleyici kadın.

Sehker: Duygu, his.

Sehle: 1. Yumuşak. 2. Kolay. 3. Taze, körpe

Sekine: Gönül rahatlığı, kafa dinçliği, inanç. 2. Rahatlık, dinlenme. 3. Ağırbaşlılık. 4. Güvenç, güvenme.

Sel: Taşkın su

Selamet: 1. Esenlik. 2.Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvenlik içinde

Selay: Sellerin çok olduğu ay

Selbi: Bir kilim motifi adı

Selbin: Bir suyla yıkanmış temiz, berrak.

Selcan: Coşkulu, hareketli, taşkın hareketli.

Selda: Bir söğüt cinsi/ Sel, taşkın, su

Seldacan: Yürekten dost.

Seldagül: Gül kadar güzel.

Seldağ: Dağlardan akan sel, dağ seli

Selden: Selden gelen

Selen: Müjde

Selenay: Ayın müjde ile doğuşu

Selenge / Selenga: Türklerin ana vatanında akan önemli iki nehirden biri. (Yenisey ve Selenga)

Selgün: Selin oluştuğu gün, sel günü

Selışıl: Sel gibi akan parıltı, selin ışılı

Selışın: Sel gibi akan ışın

Seliha: Bozulmuş, soyulmuş şey.

Selika: Güzel konuşma ve yazma yeteneği.

Selile: İlk doğan kız çocuğu

Selime: Eksiği, kusuru olmayan doğru kişi

Selin: Övünç / Coşkun akan su

Selinay: Ay gibi parlak ve gür akan su

Selinti: Ufak sel

Selis: Bağlı, boyun eğmiş / Akıcı / kolay, yumuşak

Selma: Barış içinde, huzur, erinç

Selmin: Sermin / barış yanlısı

Selnur: Yüreğindeki ışığı büyük bir coşkuyla saçan.

Selva: 1. Bıldırcın eti. 2. Tih Çölünde bulundukları sürece İsrailoğullarına Allah tarafından kudret helvasıyla birlikte, karınlarını duyurmaları için gönderildiğine inanılan kuş.

Selver: Önder

Selvet: Gönül rahatlığı.

Selvi: Yaz kış yeşil kalan ince uzun birağaç

Selvican: Selvi + Can isimlerinin birleşiminden oluşur.

Selvihan: Boylu poslu endamlı

Selvinaz: Selvi gibi nazlı; nazlı salınan

Sema: Gökyüzü

Semacan: Gökyüzü gibi temiz ve sessiz dost.

Semagül: Gökyüzü gibi yüksek. 2. Bir gül gibi güzelliğe sahip olan.

Semahan: Sema yapan. 2. Gökyüzü hükümdarı.

Semahat: Cömertlik, el açıklığı

Semanur: Nurlu gökyüzü.

Semen: Semizlik / yasemin çiçeği / sperma

Semiha: Cömert gönüllü, eli bol

Semin: Değerli, pahalı, semizlik

Semina: Hz. Adem’in 2. kızının adı. Hurma ağacını ilk diken kız

Semine: Değerli, pahalı. 2. Semizlik.

Semira: Gökteki yıldızların parlaklığı

Semiramis: 1. Mitolojide güvercinlerin hayatını kurtardığı kız çocuğunun adı. 2. Doğu mitolojisinde adı geçen, dünyanın yedi harikasından biri olan Babil’in Asma Bahçelerini kurduran Asur kraliçesi.

Semire: Meyveli, meyve veren.

Semiye: Adaş, adları aynı olan.

Sempatik: Cana yakın sıcak kanlı, sevimli. 2. Çok hoş, hoşa giden.

Semra: Esmer

Sena: Övgü / şimşek pırıltısı

Senahan: Öven, övücü

Senal: Allı güzel.

Senar: Seven, aşık, yar

Senay: Ay gibisin sen anlamında

Senbul: Sen ara ve bul

Sene: Yıl

Senem: Kars dolaylarında kadın ve erkeklerin karşılıklı olarak oynadıkları bir halk dansı, Arapça'da put

Senem / Sanem: Put, anıt / Güzel kadın

Sengül: Hep gül hep gülen ol, sen gülsün, gül gibi güzelsin

Sengün: “Sen gündüz gibi aydınlık, güneş kadar parlaksın” anlamında kullan

Seniha: Süs; inciler

Seniye: Yüksek, yüce.

Sennur: Güzel ve aydınlık

Sera: Saray / toprak

Seran: Işıklı, parlak

Serap: Güzel kadın / çöldeki göz yanılması

Seray: En güzel ay; baştacı edilen

Serazat: Serbest, hür, başıboş. 2. Rahat, derdi olmayan, huzurlu.

Serdil: Kalp, yürek.

Sereda: Naz yapmakta önde giden.

Serefraz: Başını yükselten, yükselen, benzerlerinden üstün durumda olan.

Serela: Göz güzelliğinde üstüne olmayan.

Seren: Gemi direği

Serenay: Uzun boylu güzel manasındadır. Seren ve ay kelimelerinden birleşik isim. Seren, Yelkenli gemilerde direkler üzerinde yelken açmak ve işaret kaldırmak için kullanılan yatay olarak bağlanmış, uçları ince gönderdir. Ay, Dünya’nın tek doğal uydusu olan gök cismi Ay, yılın on iki bölümünden her biri Ay, Antik Mısır firavunu

Serencan: İnce, zarif dost.

Serendaz: Çekinmeyen, korkmayan, fedakar, özverili.

Serengül: Uzun boylu güzel.

Serfiraz: Başeğme, söz dinleme.

Sergin: Serilmiş olan, yatan, raf, yorgun gibi manaları vardır.

Sergül: Önde gelen gül.

Sergün: Güzellerin önde geleni.

Serhatı: Hatıra, anı.

Serim: Hoş görülü, sabırlı.

Serin: Ilıkla soğuk arası

Seringül: Hoşgörülü, sabırlı güzel.

Seriye: Hz. Peygamber’ in bulunmadığı küçük askeri birliklere verilen addır.

Serma: Kış soğuğu

Sermelek: Melek kadar güzel ve iyi olanların önde geleni.

Sermin: Güzel / Kibar

Sernaz: Nazlı.

Sernerm: Uysal, yumuşak başlı

Sernevaz: Baş okşayan, sevecen.

Sernigün: Baş aşağı, tersine dönmüş.

Sernur: Başı ışıklı, aydınlık kişi.

Serpil: Geliş, güzelleş manasında bir emir kipi

Serpin: Sert yelle savrulan yağmur, dolu

Serpuş: Başlık, başa giyilen şey.

Serra: Bolluk, bereket, genişlik, kolaylık

Sertab / Sertap: Ser +Tab Pırıltılı baş, ışıltıların başı

Sertap: İnatçı

Sertap (Sertab): İnatçı

Serva: Masal, söz

Server: Egemenlik, üstünlük.

Servi: Kış yaz yaprağını dökmeyen, ince uzun bir ağaç / Selbi, Selvi; uzun boylu ve güzel kadın

Servican: Uzun boylu arkadaş.

Servigül: Uzun boylu, zarif, gül güzelliğinde kız.

Servigüzar: Becerikli, zarif kız.

Servinaz: Uzun boylu, nazlı sevgili.

Servinisa: Zarif kadınlar.

Servinur: Işık saçan.

Servisu: Zarif ve su kadar da temiz ve berrak.

Servişan: Zarifliğiyle tanınan, zerafet sahibi.

Servitan: Zarif, uzun boylu ve bir tan vakti kadar güzel.

Serviyar: Uzun boylu, zarif sevgili.

Serza: Doğurgan.

Serzemin: Yeryüzü.

Sesil: Sapsız, direkt gövdesinden bir yere bağlı olan

Setenay: Çerkez dilinde bir anlamı ’’gözümün nuru’’ dur. Bir diğer anlamı da ’’yaban dağ gülü’’ dür

Seval: Beğenilen, dayanılmaz

Sevan: Sev ve unutma.

Sevay: Ay gibi sevilen.

Sevcan: Sevilen can, güzel can

Sevda: Aşk, sevgi

Sevdacan: Tutkulu dost.

Sevdagül: Aşık olunacak kadar güzel ve zarif kişi.

Sevdakar: Sevdalı.

Sevdakâr: Sevdalı, âşık.

Sevdanaz: Nazına aşık olunan.

Sevdanur: Işık saçan.

Sevde: Siyah, esmer, esmer güzeli

Sevdeğer: Sev, o senin sevgine değer

Sevdem: Sevginin son hali

Sevdenur: Siyah, kara, büyüklük sahibi, ışık

Sevdil: Dili güzel olan.

Sevdiye: Sevesin diye

Sevecan: Can, seni seven can

Sevecen: Acıyarak ve koruyarak sevme, şefkatli, müşfik.

Seven: Sevmiş olan, sevdaya tutulmuş, sevgi duyan

Sevenay: Çok seven

Sevencan: Sevdaya tutulmuş olan can

Sevencik: Çok sevimli.

Sevendil: Konuşma güzelliği.

Sevengül: Sevdaya tutulmuş olan gül

Sevengün: Sevdaya tutulmuş olan Güneş

Sevengüz: Sonbahar güzelliği.

Sevennaz: Nazlı güzel.

Sevennur: Aydınlatıcı güzel.

Seventan: Tanvakti güzelliği.

Sever: Her şeyin olumlu yanını gören.

Severcan: Yürekten seven kimse.

Sevgel: Beğeniyle, sevgiyle gelen.

Sevgen: Sevgi dolu, sevecen, sevmeye yatkın

Sevgi: Aşk, sevme duygusu

Sevgican: Candan dost.

Sevgihan: Sevilen hükümdar.

Sevgili: Sevgi ve bağlılık duyulan. 2. Sevilen, aşık olunan kimse, dost, yar.

Sevgim: Benim olan sevgi, aşkım

Sevgin: Seven, sevgiye düşkün

Sevginaz: Nazlı sevgili.

Sevginur: Işık saçan sevgili.

Sevgisel: Coşkulu sevgi.

Sevgisun: Sevgisini gizlemeyen.

Sevgişan: Duyduğu sevgiyle ünlenmiş olan.

Sevgitan: Duygusal, romantik

Sevgiyar: Sevilen, sevgili.

Sevgül: Sevginin gülüsün

Sevgün: Sevilen günsün

Sevi: Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu

Sevican: İçten seven.

Sevigül: Sevilen güzel.

Sevil: Sevilen bir kişi ol

Sevilay: Ay gibi her zaman sevil

Sevilcan: Çok sevilen kişi.

Sevilen: Gözde olan.

Sevilnaz: Nazıyla kendini sevdiren.

Sevilnur: İnsanları aydınlatmasıyla kendini sevdiren

Sevilsen: “Sevil, beğenil” anlamında kullanılan bir ad.

Sevilsu: Temizliği ve saflığıyla kendini sevdiren.

Sevilsun: Gördüğü ilgiye, sevgiye aynı şekilde karşılık veren.

Sevilşan: İçtenliği ve sevecenliğiyle tanınan, sevilen.

Sevilşen: Şen şakrak olmasıyla kendini sevdiren.

Seviltan: Tan vaktinin romantizmiyle kendini sevdiren.

Sevilyar: Güzelliğiyle kendini sevdiren.

Sevim: Sevimli, sempatik

Sevimgül: Güzel sevgisi.

Sevin: Sevinmekle ilgili.

Sevinay: “Güzeli sevin” anlamında kullanılan bir ad.

Sevinaz: Sevilen nazlı.

Sevinç: İstenilen şeyin olmasıyla duyulan coşku

Sevindal: Dal gibi olduğun için sevinesin

Sevingül: Sevinmek ve gülmekten buyruk hem sevin hem gül

Sevinur: Sevgi ışığı saçan.

Seviye: Birlik, beraberlik. 2. Düzlük, doğruluk.

Sevkal: Sev ve kal, sev ve sevdiğin yerde kal

Sevnaz: Sev ve naz et.

Sevnur: Hayranlık duyuran.

Sevra: Güzel görünüşlü

Sevsay: Sev ve say

Sevsen: Keşke sevmiş olsan

Sevsevil: Sev ve sevil, hem sev hem de sevil

Sevşan: Şöhretiyle sevilen.

Sevtan: Güzelliğiyle sevilen

Sevtap: Aşırı, tapacak kadar sevgi duyan

Seyfiye: 1. Kılıçla ilgili, askerliğe ait. 2. Kılıç biçiminde. 3. Asker züm

Seyhan: Irmaklar

Seylak: Kum gibi çok

Seylan: Sel, akma, akış

Seylap: Sel, su baskını, sel suyu.

Seylâp: Sel, sel suyu, taşkın.

Seyna: Ağaç adı

Seyra: Güzel tesadüf, karşılaşma

Seyran: Gezinme. 2. Bakıp seyretme.

Seyyal: Akışkan, sıvı, yerinde duramayan

Seyyale: Akan şey, sıvı. 2. Akıntı.

Seyyare: Gezegen.

Seyyibe: Dul kadın

Seyyide: Saygıdeğer kadın.

Seza: Uygun, yaraşır, değer.

Sezan: Sezgili / Sez ve An kelimelerinin birleşimi ile oluşur

Sezay: Sez ve Ay / Güzeli sez tanı manasında

Sezek: Sezebilen, sezen, duyumsayan

Sezel: Sezgili kimse. – bk. Sezal

Sezen: Hisseden, sezgili

Sezer: Açık bir kanıt olmaksızın, olmuş ya da olacak bir şeyi duyumsar

Sezgen: Sezen, sezgisi olan, sezme yeteneği olan

Sezgi: Aklın yardımı olmadan, gerçeğin doğrudan doğruya

Sezginay: Sezme yeteneği olan Ay

Sezil: Sezilen, hissedilen kişi

Sezin: Sezinleme işi, sezme

Seziş: Sezme yolu, sezme biçimi, sezme

Sezmen: Sezen kimse

Sıcak: Sıcakkanlı, cana yakın

Sıddıka: 1. Çok doğru, yalan söylemeyen. 2. Hz. Ayşe’nin lakabı. 3. Hz. Merye

Sıdıka: Çok içten ve doğru kimse

Sıdkıye: İçi, yüreği temiz, doğru kimse.

Sıla: 1. Kavuşma hasreti, bir süre ayrı kaldığı bir yere veya yakınlarına kavuşma. 2. Gurbetteki bir kimse için doğup büyüdüğü ve özlediği yer

Sılay: Ay özlemi

Sımah: Kulak. 2. Kulak deliği.

Sırga: Küpe.

Sırma: Altın yaldızlı, ya da yaldızsızince gümüş tel

Sırmahan: Sarı ve güzel saçlı güzel.

Sırriye: Sır saklamasını bilen kimse.

Sıtkıye: Sıdkıye

Sıylıkız: Sevimli, hoş kız.

Sibe: Yarın.

Sibel: Bulutla yer arasında yere düşmeyen yağmur damlası / Buğday başağı / Eski Türklerde bir tanrıça ismi

Sidal: Ağaç dalının gölgesi.

Sidelya: Cennet bahçesindeki bir çiçek ismi.

Sidre: 1. Cennetteki son ağaç. 2. İnsanoğlunun bilim ve sanatta ulaşabileceği son nokta. 3. Arabistan kirazı 4. Ağaca teşbih edilen, yedinci kat gökte bir makam ismi.

Sili: 1. Temiz, pak.2. İffetli, erdemli.

Sim: Parlak ve beyaz

Sima: Yüz, çehre, beniz / Kişi, kimse, insan

Simay: Gümüş ay / Yüzü güneş gibi aydınlık, parlak

Simayişems: Yüzü güneş gibi aydınlık olan.

Simber: Göğsü gümüş gibi olan.

Simce: Gümüş gibi parlak beyaz.

Simden: Gümüş gibi parınldayan.

Simge: Alamet, sembol, birşeyi anlatan im, imge

Simhan: Gümüş gibi parlak olan.

Simin: Gümüş gibi parlayan ışıltı

Simirna: İzmir'in eski adı, Amazon savaşçılarının kraliçesinin adı

Simla: Gökteki parlak yıldız / Karlarla kaplı / Hindistan’ ın kuzeyindeki bir şehir ismi

Simre: Yıldız yansıması

Simten: Teni gümüş gibi parlak, güzel.

Simüzer: Altın ve gümüş gibi parlak ve değerli olan.

Sincan: Kırmızı renkte çiçekleri olan, çok yıllık ıtırlı bir bitki.

Sine: Yürek, kalp, gönül

Sinem: Benim tenim, benim vücudum, göğsüm

Sinemis: Gözümde anlamına gelir

Sirap: Taze, körpe, genç.

Siren: Üst tarafı kız, alt tarafı balık olduğuna inanılan deniz kızı.

Sitare: Yıldız

Sitem: İnsanın gücüne gidecek söz, davranış. 2. Haksızlık, eziyet 3. Bir kimseye üzüldüğünü, kırıldığını öfkelenmeden

Sitti: Hanım, kadın.

Siva: Başka, ayrı, özge…

Sofiyane: Kendini Tanrı’ya adamış olan.

Solin: Çiçekli çayır.

Solmaz: Güzelliğini, tazeliğini uzun süre koruyan

Somnur: Aydınlık, nurlu.

Sonat: Bir veya iki çalgı için yazılmış 3-4 bölümlü müzik eseri

Sonay: Yılın son ayı

Sonbahar: Güz. 2. Sonbahar mevsimi.

Soncan: Son çocuk olması temenni edilen. 2. En iyi arkadaş.

Soneda: Nazlı olmaması temenni edilen

Sonel: Son doğan çocuk.

Songül: Son açan gül

Songün: Günlerin sonuncusu

Songüz: Kasım ayının halk arasındaki adı

Sonnur: Son ışık

Sonol: Sonuncu çocuk olması temenni edilen.

Sonsen: Artık çocuk istenilmediği durumlarda konulan bir ad.

Sontaç: Artık çocuk istenilmediği durumlarda konulan bir ad.

Sonten: Artık çocuk istenilmediği durumlarda konulan bir ad.

Sonver: Sonuncu çocuk olması temenni edilen.

Sonyar: En son gözde.

Sonyaz: Sonbahar

Soring: KızıL.

Sosın: Mavi ya da sarı rengi olan çiçek.

Sönmezay: Sürekli olarak ışık saçan Ay

Sözem: Huzur veren kelimeler

Sözen: Güzel ve etkileyici konuşma yeteneğine sahip olan

Su: Canlıların yaşaması için en gerekli olan kokusu, rengi olmayan sıvı

Suadiye: Yararlı, faydalı.

Suat: Mutlu, mutlulukla ilgili

Suay: Su gibi berrak, ay gibi parlak.

Subhiye: Sabah vaktiyle, şafak ile ilgili. – bk. Suphiye

Sudan: Berrak, tertemiz

Sude: Sürmüş, sürülmüş, ezilmiş

Sude Naz: Sürmeli, nazlı olan

Sudem: Sude isminin aitlik eki almış halidir.

Suden: Başıboş, sorumsuz anlamındadır. Peygamber efendimizin Cennetteki en çok sevdiği ağaç olarak bilinmektedir. Fakat Suden kesinlikle Hz. Peygamberimiz’in Cennetteki en sevdiği ağaç değil! Kuran’da her geçen kelimenin isim olarak konulmaması gerektiğinin en iyi örneklerden biri Suden kelimesidir. Evet, Suden Kuran’da geçiyor, ama ‘başıboş, sorumsuz’ gibi kötü bir anlam taşıyor. Bu yüzden Suden önerilmeyen bir isimdir.

Sudenaz: Nazlı ve sürmeli.

Sudenur: Sürmüş sürülmüş nurlu

Sudiye: Yararlı, faydalı, kazançlı.

Sueda: Temiz olan, Allah’ ın rızasına eren mutlu, kutlu insanlardır.

Suğra: Daha, pek, en küçük.

Suhan: “Sühan” isminin bir başka söyleniş biçimi.

Suheyla: Süheyla yıldızı.

Suizan: Kötüye yorma.

Sukeyna: Sessiz, sakin ve ağır başlı onurlu kadın manasındadır. Hz. Hüseyin’in kızının ismidir.

Sukeyne: Sessiz, sakin, ağırbaşlı Hz.Hüseyin in Kızı.

Sulbiye: Birinin soyundan gelme, onun çocuğu olma

Sulhiye: Barışa özgü, barışla ilgili, barış.

Sultan: Hükümdar eşi, güç

Sumeyye: İslam’ın ilk şehidi. Ammar b. Yasir’in annesi ve ilk müslüman olan hanım sahabelerdendir.

Sumru: Yüksek yer, tepe, üst

Sun: Bir şeyi vermek, yollamak, göndermek, takdim etmek.

Suna: Boylu poslu endamlı / Erkek ördek

Sunam: Benim sülünüm, benim yaban ördeğim, benim sunam

Sunar: Takdim eden, saygılı.

Sunay: Ay’ı sun getir anlamındadır. Ay ışığı sun

Sungu: Bir büyüğe sunulan armağan. 2. Bir tanrıya veya tapınağa yapılan bağış.

Sunu: Armağan, birine sunulan şey, geline verilen armağan

Suphiye: Sabah vakti, şafak ile ilgili.

Sura: İsrafil adlı meleğin kıyamette ve yeniden dirilmede üfleyeceği borunun ismidir. / Bir tür ipekli kumaş / Bahadırlık, kahramanlık

Surperi: Peri güzeli

Surya: İlahı ışık / Sansikritçe Surya güneş demektir.

Suzan: Yakan, yakıcı, coşkulu, ateşli

Suzen: İğne. 2. İğne gözü deliği.

Suzende: Yakıcı.

Suzidil: Doğu müziği makamlarından.

Suzidilara: Türk klasik müziğinin III. Selim tarafından düzenlenmiş bir makamı.

Suzinak: Yakan, yakıcı. 2. Dokunaklı. 3. Doğu müziğinde basit bir makam.

Suziş: Yanma, yakma. 2. Etki yapma, dokunma. 3. Yürek yanması, derin ve büyük acı.

Süeda: Edalı, kutlu, uğurlu

Sühandan: Güzel konuşan

Sühendan: Güzel söz söyleyen

Süheyla: Güney yönünde görülen parlak yıldızlar / Yumuşak iyi huylu kadın

Sükun: Durgunluk, dinginlik, hareketsizlik. 2. Huzur, rahat. 3. Dinme, yarışma.

Sükut: Susma, konuşmama, söz söylememe, sessizlik,

Sülün: Uzun kuyruklu, güzel bi kuş türü

Sülünay: Uzun boylu, endamlı güzel.

Sülünbike: Uzun boylu, endamlı kadın.

Sümbül: Zambakgillerden süs bitkisi

Sümbülveş: Sümbüle benzeyen, sümbül gibi güzel.

Sümeray: Sümerlerin ayı

Sümeyra: Çağla meyvesi / Kıvrılmış yaprak

Sümeyra/Sümeyre: Meyve çağlası, kıvrılmış yaprak

Sümeyre: Meyve çağlası. 2. Yaprak kıvrımı.

Sümeyye: İlk Müslüman olan sahabelerden bir kadınının ismidir. İslam’ın ilk şehididir.

Sümre: Esmerlik, kara yağızlık

Sünbüle: Başak

Sündüs: Ham ipek, ipekli

Sündüz: Altın veya gümüş tellerle işlenmiş parıltılı nakışlı bir tür ipek kumaş adıdır.

Sürmeli: Gözleri doğuştan sürmeli kız.

Süsbil: Başak.

Süsen: Çiçekleri iri, güzel görünüşlü ve kokulu süs bitkisi

Süslü: Süsü olan, süslenmiş, bezenmiş.

Süveyda: Kalbin ortasında var kabul edilen siyah nokta. Aşkın doğduğu yerdir.

Süveyde: Kalbin ortasında var olduğuna inanılan siyah benek. Süveyda

Süzül: Bakıl, sevil, beğenilen.2. Süzgün bakışlı.

Süzülay: “Nazlan, süzül, nazlı nazlı salın” anlamında kullanılan bir ad.

 

24/30 ‘Ş’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘Ş’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Şadan: Neşeli, sevinçli

Şadiye: Sevinç, neşe, mutluluk

Şaduman: Sevinçli, neşeli, memnun

Şaeste: Onurlu.

Şafak: Tan vakti

Şafaknur: Şafak aydınlığı

Şafir: Kır, bozkır.

Şafiye: Şefaat eden, birinin bağışlanması için aracılık eden.

Şah’Name: Şahların yaşam öyküsünü anlatan manzum eser.

Şahande: Dindar, mutlu, temiz kalpli

Şahane: Hükümdarlara yakışacak kadar güzel, eksiksiz olan.

Şahbanu: Hükümdar eşi, şah hanımı

Şahdane: Büyük inci, kenevir tohumu

Şaheser: Üstün ve kalıcı nitelikte olan

Şahide: Mezarın baş ve ayak ucuna dikilen, üzeri yazılı ve çiçekli mermer taşı

Şahika: Yüksek, yüce, dağın zirvesi

Şahizar: Zar etmekten gelir. Ağlayan, dert çeken, içli anlamındadır.

Şahmeran: Mitolojide başı insan, gövdesi yılan biçiminde efsanevi canavar

Şahmerdan: Çok ağır bir tür tokmak ya da çekiç. 2. Vurucu ağırlığı mekanik olarak yükselten ve düşüren makina.

Şahname: Şahların yaşam öyküsünü anlatan manzum eser

Şahnaz: Nazlı, çok naz yapan

Şahnigar: Resmedilen.

Şahnisa: Sözü geçen, otoriter ve saygın kadın.

Şahnur: Aydınlık kimse

Şahrah: Büyük yol, ana yol, ana artel.

Şahsar: Dallı budaklı ağaçlar. 2. Ağaçlık yer, koruluk.

Şahsen: Kendisi. 2. Yüzünde görülen. 3. Cisim, şekil, görünüş bakımından.

Şahsene: Kızların en güzeli

Şahsenem: Güzel kadınların en güzeli, şaheser

Şahser: Gücünü gösteren.

Şahseren: Gücünü gözler önüne seren, güçlü.

Şahver: Büyük inci

Şaibe: Leke, kusur. 2. Kötü eser ve iz.

Şaika: İstekli, hevesli, arzulu

Şaikane: İsteklice, şevkli olarak.

Şairan: Şairler, ozanlar.

Şaire: Şiir yazan kadın.

Şaiyan: Değer, kıymet.

Şakayık: Düğün çiçeğigillerden, çiçekleri türlü renkte, çok yıllık güzel bir süs bitkisi.

Şakire: Şükreden, durumundan memnun olan kimse

Şakrak: Güzel ötüşlü bir tür kuş.

Şamiha: Yüksek. 2. Afili, kibirli.

Şamile: Kaplayan, içine alan, çevreleyen. 2. Genel olan, herkese ait olan. (Ar.)

Şan: Ün, nam, şöhret

Şanal: Adın duyulsun, şöhretli ol

Şara: İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk

Şarika: Doğan parlayan.

Şarkan: Doğu yönünden.

Şathiye: Genellikle şeriata aykırı düşen, öteki dünya ile ilgili şeyleri alaylı bir dille işleyen manzumeler.

Şayan: Yakışır, yaraşır

Şayeste: Değerli, layık.

Şayia: Yayılmış haber. 2. Yaygın söylenti.

Şayian: Yayılmış olarak, herkesçe duyularak.

Şaylan: Nazlı, neşeli.

Şaziment: Benzeri olmayan, farklı.

Şaziye: bk. Şadiye: Mutlulukla ilgili olan

Şebnem: Çiğ, gece nemi, jale

Şebnur: Gecenin ışığı, Ay ışığı

Şefaat: Birinin bağışlanması için aracı olma, bağışlanmasını dileme. 2. Arka çıkma.

Şefika: Şefkatli, acıması, esirgemesi bol olan

Şefkat: Acıyarak ve koruyarak sevme sevecenlik, sevgi duygusu.

Şehamet: Zeki ile aldı birleştiren.

Şehbal: Kuşkanadının en uzun tüyü

Şeher: “Seher” isminin bir söyleniş biçimi.

Şehime: Akıllı, kurnaz

Şehla: Tatlı şaşı, yarım şaşı

Şehnaz: Doğu müziğinde bir makam / Çoknazlı

Şehper: Kuş kanadının en uzun tüyü.

Şehrazat: 1001 gece masallarında bir masal kahramanı kadındır. Kendi kendine yaşayan özgür manasındadır.

Şehri: Terbiyeli, şehirli, nazik anlamlarındadır. Bir başka anlamı ise aya ait, aylıktır.

Şehriban: Kentin en büyüğü, vali.

Şehrinaz: Kentin nazlısı

Şehriye: Çorba yapmakta kullanılan, türlü biçimlerde kesilerek kurutulmuş buğday unu hamuru.

Şeker: Sevimli, cana yakın

Şekerpare: Çok tatlı bir kayısı çeşidi. 2. Bir çeşit hamur tatlısı. 3. Çok sevimli, cana yakın kız.

Şekibe: Sabır, dayanma, tahammül.

Şekliye: Şekilcilik. biçimsellik.

Şeküre: Şükreden.

Şelale: Büyük çağlayan, çavlan, akarsuyun yüksekten yere düştüğü bölümü

Şemime: Güzel kokulu şey, güzel kokan.

Şemin: Ahududu.

Şeminur: Mum ışığı, mum aydınlığı.

Şemsinisa: Kadınların aydınlığı

Şemspare: Güneş parçası, çok parlak

Şenahi: Zenginlik, refah.

Şenay: Mutlu geçen ay

Şenbahar: Bahar kadar güzel ve onun neşesini taşıyan.

Şenbul: Neşeli mutlu ol.

Şengil: Şen kimse, neşeli kimse, içtenlikli

Şengül: Neşeli ve gül gibi kimse

Şengün: Neşeli gün ve güneş gibi kimse

Şeniz: Sevinçli, mutlu iz

Şennaz: Hem nazlı hem de neşeli.

Şennur: Işık saçan, neşe saçan

Şensu: Mutlu ve su gibi berrak

Şenyurt: Neşeli, mutlu yurt

Şerare: Kıvılcım, ateş parçası.

Şerbet: Tatlı ve şirin, meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek

Şerefnaz: Büyük, ulu ve nazlı, edalı.

Şerefnur: Saygıdeğer ve nurlu insan.

Şeren: Güzel sözler sarf eden

Şerife: Şerefli, kutsal, temiz kişi

Şerin: Şirin, sempatik.

Şermegin: Utangaç, utanan, mahcup.

Şermin: Utangaç, mahcup

Şervin: Hayrı seven

Şetaret: Sevinç, neşe.

Şevkiye: Şevk ile ilgili. 2. Neşeye, sevince dair.

Şevval: Hicri takvime göre Ramazan ayından sonra gelen aya verilen addır. Şevval ayının ilk üç günü Ramazan Bayramıdır.

Şewane: Mısra, şiir, nazım.

Şeyda: Sevda nedeni ile aklını yitirmiş; çılgın, deli divane

Şeydacan: Arkadaş canlısı, dostlarına düşkün olan.

Şeydagül: Gül delisi, gül hayranı.

Şeydanaz: Naz yapmaya meraklı, çok nazlı.

Şeydanur: Herkesin derdine derman bulmaya çabalayan, yardımsever.

Şeyma: 1. Çok kıymetli, değerli 2. Vücudunda ben olan

Şeyma Nur: Şeyma ve Nur kelimelerinin birleşiminden oluşmuş bir isimdir

Şeza: Koku, aroma

Şezre: Süs için takılan veya asılan inci ve altın.

Şık: Güzel, zarif, modaya uygun. 2. Modaya uygun giyinmiş olan. 3. Bir konuda seçilebilecek yolların alınabilecek kararların her biri, seçenek.

Şıra: Üzümden yapılan mayhoş bir içecek, sarımsı renkte.

Şıray: Çok aydınlık, çok ışıklı

Şıvan: Çoban, sığırtmaç.

Şifa: İyileşme, kurtulma

Şiir: Bir yazın türü

Şila: Doğuda böğürtlene verilen isim olarak geçen bir sözcüktür. Anlamı tam olarak bilinmiyor. Çizgi film kahramanlarının ismi olarak sık sık karşımıza çıkıyor.

Şilan: Kuşburnu, yaban gülü, dağ gülü

Şimal: Kuzey yönü

Şira: Sirius yıldızının Kuran-ı Kerim’ de geçen adıdır. Şi’ra-yı Yemen de denir o yıldıza.

Şirame: Buğdaygillerden bir bitki.

Şiraze: Düzen, nizam

Şirem: tatlım, bena ait şire

Şiren: Mitolojide, belden aşağısı kuş ya da balık, belden yukarısı kadın biçiminde tasvir edilen, deniz cini. 2. Tiz ve yüksek bir ses çıkaran uyan düdüğü; alarm, canavar düdüğü.

Şiret: Öğüt, nasihat.

Şirin: Cana yakın, sevimli

Şirine: Tatlılık.

Şişan: Güzel kokulu çiçek.

Şive: Naz, eda

Şivecan: Nazlı arkadaş, dost.

Şivekar: Edalı, işveli, nazlı.

Şivenaz: Çok nazlı

Şivenüma: Nazlanan, naz gösteren. 2. Türk müziğinin makamlarından biri.

Şiveyar: Nazlı sevgili.

Şivin: Eser, yapıt.

Şiyar: Farkında olan, uyanık.

Şoreş: Devrim, ihtilal.

Şöhret: Herkesçe tanınma durumu

Şölen: Bir olayı kutlamak amacıyla bir araya gelinerek yenilen yemek, ziyafet

Şuara: Kuran-ı Kerim’ de bir sure ismi; “şairler” manasında

Şule: Alev, ateş alevi

Şura: Konsey, danışma meclisi, kurul

Şuride: Karışık. 2. Tutkun, aşık, sevdalı.

Şüheda: Şehitler

Şükran: İyilik bilme, minnettarlık

Şükrane: İyilik bilmenin belirtisi.

Şükriye: Görülen iyiliğe karşı şükretmek, hoşnut olmak

Şükriye/Şükrüye: İyilik bilme, minnettarlıkla ilgili.

Şükrüye: Minnettarlık

Şükufe: Açmamış çiçek, tomurcuk.

Şüküfe: Filiz, çiçek

 

25/30 ‘T’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘T’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Tabende: Parlayan, ışık veren.

Tacızer: Altın taç.

Taciser: Baştacı, en çok sevilen.

Tacizer: Altın taç.

Taç: Soyluluk, iktidar, güç veya hükümdarlık sembolü olarak başa giyilen, değerli taşlarla süslü başlık.

Taçeser: Değerli, nitelikli yapıt.

Taçlan: Taç takılması, baş tacı edilmesi manasındadır.

Taçlı: Tacı olan.

Taçlıyıldız: Taç takınmış olan, saygı duyulan ünlü, tanınmış kimse.

Taçmin: Kraliçe

Taçnur: Mutluluk

Tadım: Tat aldığım, güzelim .

Taflan: Yabanmersini, kışın yapraklarını dökmeyen meyveli ağaç.

Tagan: Güvercin.

Tagangül: Güvercin gibi uçarcasına hareketli olan güzel.

Tahire: Gündoğusundan esen rüzgar

Tahsine: Beğenip alkışlama. 2. Güzelleştirme, süsleme, bezeme

Tahsire: Hasret bırakılma, özletme.

Taibe: Tövbe eden, pişmanlık duyan

Takiye: Günahtan, haramdan kaçınan, dinine bağlı kimse.

Talay: 1. Dal gibi ince ve ay kadar güzel. 2. Büyük göl, deniz.

Talha: Güzellik

Talia: Güzel, şirin

Talibe: isteyen, istekli, talepte bulunan.

Taliha: Rastlantıları düzenlediğine ve insanlara iyi veya kötü durumlar hazırladığına inanılan doğa üstü güç, şans, felek

Taliye: 1. Sonradan gelen, bir şeyin arkası sıra giden. 2. Kur’an okuyan.

Talu: Seçkin, üstün.

Talya: 1. Doğanın uyanışı, baharın müjdesi 2. Mitolojide doğanın ve hayvanların koruyucusu olan tanrıça

Tamam: Arka arkaya doğan kız çocuğundan sonra erkek çocuk olması dileğiyle

Tamara: Van gölü efsanesinde adı geçen kız.

Tamay: Dolunay, en parlak ay, çok güzel

Tamgül: Gül gibi güzel olan.

Tan: Şafak vakti

Tanay: Secde eden

Tandan: Şafakta doğan

Tanegül: Gül tanesi

Tanelgin: Tan vakti yurdundan uzak düşmüş kimse

Tanem: Tek olan, Benim Tanem, birtanem

Tangöze: Sabah aydınlığı ve kaynak

Tangül: Şafakta açan gül

Tangülü: Tangül

Tangüner: Sabah aydınlığı alacakaranlık

Tangüz: Güz mevsiminde tan vakti.

Tanhatun: Şafak vakti gibi parlak, güçlü kadın.

Tannur: Tan vakti ışığı.

Tansel: Aydınlığa ait, sabahla ilgili

Tanseli: Şafak vakti gelen sel

Tanses: Sesi güzel olan kimse.

Tansu: Şafakta parlayan su

Tansuğ/Tansu: Şafağın aydınlattığı su gibi parlak ve temiz olan.

Tanyel: Şafak rüzgârı

Tanyeli: Şafak vakti esen rüzgâr

Tanyeri: Şafağın başladığı yer

Tanyıldız: Güneş doğmadan önceki alaca karanlıkta ışıyan yıldız, sabah yıldızı

Tanzer: Sarı altın rengindeki tan.

Tara: Sahur zamanı doğan kız çocuğuna verilen ad

Tarçın: Kabuğu bahar olarak kullanılan bir bitki.

Tarımbike: Tarımla uğraşan kadın.

Tasvir: Tasarlama, bir şeyi sözle veya yazıyla anlatma, göz önünde canlandırma.

Tatlı: Şeker tadında olan. 2. İnsanı çeken, göze kulağa hoş gelen.

Tavge: Şelale, çağlayan.

Tavık: Güneşli havada yağan yağmur.

Tavus: Sülüngillerden, erkeğinin tüyleri uzun, kuyruğu parlak, güzel renkli,

Taya: Dadı.

Tayfur: Küçük bir kuş türü.

Tayyibe: İyi davranış, hoşa giden söz

Taze: Dinç, yıpranmamış, yorulmamış. 2. Yeni, son, zamanı geçmemiş. 3. Genç kadın.

Tazegül: Yeni kopartılmış gül.

Teberrük: Kutsal ve uğurlu sayma.

Tebessüm: Gülümseme.

Tekane: Biricik, tek.

Tekgül: Eşsiz güzellikte olan.

Tekmile: Ek, eklenmiş.

Teknur: Eşsiz bir ışık saçan.

Teksin: Bir tanesin, eşin benzerin yok

Telmize: Öğrenci, talebe.

Telvin: Renk verme, renklendirme, boyama.

Temayül: Bir yanı tutma, o tarafa eğilim gösterme.

Temen: Değer, kıymet. 2. Kıymet bilme.

Temenni: Dileme, dilek.

Temime: Nazarlık, nazar boncuğu.

Temre: Bir tek hurma.

Temsil: Benzetme. 2. Bir şeyin tıpkısını yapma. 3. örnek söz. 4. Tiyatro oyunu. 5. Biri yada bir topluluk adına davranış,

Tenay: Uygun, yakışan, dine uygun hareket eden

Tendü: Öz, asıl

Tenigül: Güzel tenli olan.

Tennaz: Nazlı, teni güzel olan.

Tennur: Güzel tenli, parlak tenli; güzel

Tennure: Mevlevi dervişlerinin sema ayını sırasında giydikleri kendine özgü geniş etekleri olan giysi.

Tenperver: Yeyip içmeyi, keyfini rahatını düşünen.

Tenzile: İndirilen, azar azar indirme (Kur’an’ın)

Terbiye: Eğitim, Görgü

Teren: Nesteren gülü.

Terken: 1. Kraliçe. 2. Güzel kız. 3. Bir tür ok.

Terlan: Dişi şahin.

Teslime: Allaha teslim olan.

Tesnim: Cennet Suyu, Cennet Irmaklarından Biri, Hoş İçimli Su

Teşekkür: Yapılan bir iyiliğe karşı duyulan kıvanç ve gönül borcunu anlatma.

Teşrife: Onurlandırma, şereflendirme. 2. Gelmesiyle bir yeri onurlandırma.

Teşrinisani: Kasım ayı, yılın 11. ayı.

Tevfika: Uydurma, uygun duruma getirme. 2. Uzlaştırma, barıştırma. 3. Tanrı’nın yardımına kavuşma.

Tevger: Töre, adet, gelenek.

Tevhide: Bir araya getirmek

Tevrat: Hz. Musa’ya bildirilen Tanrı buyruklarını kapsayan, İbranilerin din kitabı.

Tezay: Çabuk giden ay

Tezer: Çabuk ve erken.

Tezgül: Güzelliğiyle çabuk serpilen.

Tezkan: Sıcakkanlı, hemen davranan

Teznur: İçi içine sığmayan.

Tezsal: Aceleciliğiyle tanınan.

Tıflıgül: Gül tomurcuğu.

Tılsım: Doğaüstü güç

Ticen: Taçlar

Tijen: Taç, taçlar

Tilbe: Derviş; gezgin ozan

Tiraje: Gök kuşağı. 2. Koni biçiminde tepe.

Togay: Dere kıyılarındaki sık çalılık, tokay, dolunay

Toköz: Gözü gönlü tok

Tolunbike: Ayın on dördü gibi parlak ve güzel olan kadın.

Tomris: İskit kraliçesi, kahraman kadın

Tomur: Bitkinin çiçek ya da yaprak verecek duruma gelmiş filizi, tomurcuk

Tomurcuk: Çiçek verecek olan gonca

Topay: Dolunay, ayın ondördü.

Topaz: Kahverengi, veya soluk sarı renkte değerli süs taşı

Toprak: 1. Yer kabuğunun canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. 2. Ülke, memleket. 3. İşlenmiş arazi.

Tuana: Cennet bahçesine düşen yağmur damlası

Tuba: Cennette olduğu söylenen ağaç

Tuba / Tuğba: Cennette var olduğuna inanılan ağaç

Tuğba: Cennette var olduğuna inanılan ağaç

Tuğçe: Küçük tuğ; cennetteki Tuğba ağacının dallarına verilen ad

Tuğsem: Baş tacı

Tuhfe: Armağan, hediye. 2.Yeni çıkma, hoşa giden güzel şey.

Tula: Çok uzun, uzun boylu.

Tulca: 1. Tül kadar ince. 2. Hayalden de güzel.

Tulen: Boyca, boyunca uzun.

Tulu: Doğuş, doğma (Güneş için) anlamında.

Tuluğ: Doğma, doğuş ile ilgili.

Tulü: Doğuş, dogma

Tunay: Ay ışığı, mehtap, aydınlık

Turçin: Sevinç kaynağı olan kız.

Turfa: Az bulunur, nadir, değerli.

Turhatun: Kız çocuk doğumuna son vermek için konulan bir ad.

Turna: Turnagillerden, Avrupa ve Kuzey Afrika'da toplu olarak yaşayan, göçebe, iri bir kuş

Tusem: Cennette esen ılık rüzgâr

Tutam: Bir desteden daha / parmak uçlarıyla alınabilen / Tutmaktan tutam

Tuti: 1. Papağan. 2. Konuşmayı seven, konuşkan.

Tutku: Bir şeye karşı duyulan aşırı istek eğilim

Tutkun: Gönül vermiş, bağlanmış, çok sevmiş, tutulmuş

Tutkunay: Çok seven ve Ay gibi güzel olan

Tutya: Sürme

Tülay: Şeffaf ve parlayan, güzel

Tülcan: İnce yürekli, nazenin.

Tülen: İlk defa çocuk sahibi olan kadın.

Tülin: Ayna; ayın çevresindeki ışık

Tülinay: Ayın “Tülin” hali.

Tülün: 1. Kimi kez ayın çevresinde oluşan dairesel hale. 2. Ayna.

Tümay: Dolunay

Tün: Gece.

Tünay: Gece ve ay

Tünaydın: Akşam üzerleri söylenen bir selamla sözü.

Türkan: Kraliçe; güzel kız

Türkine: Türk gibi güzel.

Türkiye: Türkiye Cumhuriyeti’nin yer aldığı ülke.

Türknur: Aydın olan Türk.

Türkü: Bir halk müziği türü

Tütün: İçinde nikotin olan, sigara yapılan bir bitki.

Tüzel: Tüzeye uygun, tüze ile ilgili

Tüzenur: Adaletiyle ışık saçan

Tüzün: Soylu, asil olan, yumuşak basil

 

26/30 ‘U’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘U’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Ubeyde: Köle, kul

Ufuk: 1. Düz arazide ya da açık denizde gökle yerin birleşir gibi göründüğü yer. 2. Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü. 3. Çevre, dolay Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Uğanbike: Güçlü, kuvvetli kadın.

Uğraş: Kötülük ve güçlükle mücadele.

Uğur: Şans, talih, baht, insana iyilik getirdiğine inanılan iyilik kaynağı

Uğurgül: Uğurlu gül

Uğurgün: Uğurlu olduğuna inanılan gün, 2. Uğurlu bir günde doğmuş olan.

Uğurgüz: Sonbaharın uğur getirmesi

Uğurnaz: Nazlı, şanslı.

Uğurnur: Işığıyla şans veren.

Uğurser: “Uğur dağıt” anlamında kullanılan bir ad.

Uğurşah: Uğurlu, güçlü.

Uğurşan: Uğurlu, şanlı, şöhretli,

Uğurten: Teninin güzelliğiyle uğur saçan. 2. Şanslı güzel.

Uhde: Birinin yapmakla yükümlü olduğu iş, görev

Ukde: 1. Zor ve karışık durum. 2. Bir gezegen yörüngesinin her iki ucu.

Ula: Birinci, şan şeref sahibi kimse

Ular: Erkek keklik.

Ulca: Savaşta ele geçirilen mal, olca

Ulcay: Rastlantılarla insanlara iyi ve kötü şeyler hazırladığına inanılan şey

Ulufer: Yüce, aydınlık, ulu ışık.

Ulum: Ulu, yüce olanım

Ulun: 1. Büyük, ulu. 2. Temrensiz ok. 3. Buğday, arpa kökü Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

Ulunay: Ayın yüceliği.

Ulviye: Yüce, yüksek, gökle ilgili

Ulviyet: Yücelik, ululuk, yükseklik.

Ulya: En yüce, en ulu, yüksek

Umay: Umut eden

Umnise: Ana kadın, kadınana.

Umran: Bayındırlık. 2. Uygarlık, medeniyet 3. İlerleme, mutluluk, refah.

Umur: Görgü, deneyim

Umut: 1.Ummaktan doğan, ümit edilen. 2. Ümit.

Unan: Sadakat, bağlılık, hak

Unat: Doğru yolu bulmuş.

Uraz: Şans, talih

Urçun: Kurumuş iğde dalı

Uruç: Yukarı çıkma yükselme

Urza: Hedef, amaç

Usare: Özsu

Uslu: Toplumu, çevresini rahatsız etmeyen, edepli. 2. Akıllı, zeki.

Usul: Belli bir sonuca erişmek için, belli bir plana göre izlenen yol.

Usun: Hüzün.

Usunbike: Hüzünlü Hanım

Uşi: Salkım, ahenk.

Utku: Pek çok emekten sonra ulaşılan mutlu sonuç

Utkugül: Güzel bir sonuca ulaşma

Uygu: Uyum, ahenk

Uysal: Yumuşak başlı, uyumlu

Uzam: Bir nesnenin uzayda kapladığı yer.

Uzan: Yetişen, büyüyen, gelişen.

Uzay: Sonsuz boşluk

Uzca: Yetenekli, becerikle

Uzel: Usta, becerikli

Uzlet: Tek başına yaşama

Uzviyet: Canlılık

 

27/30 Ü’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

'Ü’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Übeyde: Küçük köle, kölecik.

Übük: 1. İbibik kuşu. 2. İbik.

Üçgül: Yabani yonca.

Üftade: Düşkün, biçare aşık.

Üfüle: Serin, rüzgarlı, esen.

Ülcan: Ele avuca sığmaz, çok canlı

Ülez: Gün batımı.

Ülfer: Büyük su, ırmak anlamındadır

Ülfet: Alışma, kaynaşma / Dostluk, arkadaşlık

Ülgen: Ulu, yüce, yüksek, sağlam; iyilik tanrısı

Ülger: Boğa burcunda yedi yıldızdan oluşan takımyıldız, Ülker

Ülgür: Gökyüzünün kuzey kıyısında bir yıldız takımının adı

Ülke: Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, memleket

Ülkem: Benimsenmiş ülke, yurt

Ülken: Senin yurdun, memleketin

Ülkenur: Yurdu aydınlatan ışık.

Ülker: Boğa burcunda yedi yıldızdan oluşan takım

Ülkü: Ulaşılmaya çalışılan yüce dilek, amaç, erek

Ülkü-Ülküm: Uğrunda özveride bulunmaktan çekinilmeyen yüce dilek

Ülkühan: Bir ülküsü, amacı olan hükümdar.

Ülküm: Amaç edinilen, ulaşılmak istenen şey

Ülküsel: Ülkü ile ilgili olan

Ülküye: Ülkü sahibi.

Ülüfer: Nilüfer.

Ümera: Emirler, emredenler.

Ümeyra: Hükmeden, efendi.

Ümit: Beklenti, umut etmek

Ümmiye: Ana ile, anne ile ilgili.

Ümmü: Uğur getiren, umut veren

Ümmügülsüm: peygamber efendimizin kızının ismi

Ümmühan: Hükümdar annesi

Ümniye: 1. Umut. 2. İstek, arzu. 3. Niyet.

Ümran: Mutluluk, bereket

Ünlem: Ses, seda, çağrı.

Ünlü: Ün salmış, şöhretli

Ünlüay: Ay gibi güzelliğiyle ünlenmiş olan.

Ünlücan: Dost canlısı olmasıyla bilinen.

Ünlügül: Güzelliğiyle ünlenmiş olan.

Ünlünaz: Nazlılığıyla ünlenmiş olan.

Ünlünur: Saçtığı iyilik ışığıyla ünlenmiş olan.

Ünlüşan: Şan şöhret sahibi olmuş.

Ünlüyar: Herkesin kendisine sevdalanmasıyla ün yapmış olan.

Ünsal: Herkes tarafından tanınan

Ünsay: “Ünlen, adın duyulsun” anlamında kullanılan bir ad.

Ünsel: Ünüyle şöhretiyle coşan.

Ünseli: Ünü sellere benzeyen

Ünsiye: 1. Alışmış, sokulgan. 2. Arkadaş, dost.

Ünsiyet: Ahbaplık, arkadaşlık, dostluk.

Ünzile: Gönderilmiş

Ürem: Faiz

Ürme: Örme, örgü.

Ürmegül: Sarmaşık.

Ürpek: 1. Ürperen, ürpermiş. 2. Mazı ağaçlarının üstündeki tüylü nesne

Ürper: Titreme, titreyiş.

Ürün: Doğadan elde edilen yararlı şeyler.

Ürünay: Ay gibi bir eser güzelliğinde olan.

Ürüncan: Dostluğunu ortaya koyan.

Ürünela: Gözlerinin güzelliğiyle bilinen, tanınan.

Ürüngül: Gül gibi bir eser güzelliğinde olan.

Ürünnaz: Nazlı güzel, nazenin.

Ürünnur: Herkesi ferahlatan, herkese ışık saçan.

Ürünsel: Coşkuyla üretilmiş, yapıt, bolluk.

Ürünser: Başarılarını gözler önüne seren.

Ürünsu: Bolluluk, verimlilik.

Ürünsun: Verimli ol. 2. Başarılarını gözler önüne ser.

Üstün: İyi nitelikli, yüksek düzeyli

Üstünay: Benzerlerinin çok üstünde ve ay gibi güzel

Üstünbüke: Üstün güzel, çok güzel,

Üstüncan: En iyi dost, yürekli dost

Üstünel: Usta, becerikli

Üstüngül: Çok üstün güzel.

Üvercinka: Güvercin kanadı.

Üzer: Üst, kaynak, faiz.

Üzgü: Yersiz ve gereksiz olarak çektirilen üzüntü, eziyet

Üzgün: Üzülmüş, üzüntü duymuş.

Üzüm: Asmanın tane veya kuru olarak yenilen salkım şeklindeki meyvesi

 

28/30 ‘V’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘V’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

 

Vacibe: Yapılması şart olan şey

Vacide: Varlıklı, zengin

Vadi: İki dağ arasındaki geçit.

Vadide: Söz veren. 2. Yapacağını söyleyen. 3. Vaat de bulunan, söz veren.

Vaha: 1.Çölde bulunan su. 2. Nadir, az bulunur.

Vahibe: Hibe eden, bağışlayan

Vahide: Tek, BİR, yalnız

Vahime: Kurma, kuruntu.

Valide: Doğuran, 2. Anne, ana

Vamıka: Seven, âşık.

Varak: Yaprak, yazılı kağıt

Varide: Gelen şey, gelen evrak

Vasfiye: Nitelikli

Vasıla: Ulaşan, birleşen.

Vebün: Çiçek açmak.

Vecahet: 1. Güzel yüzlülük, gösterişlilik, güzel yüz. 2. Saygınlık.

Vechiye: Yüze ait, yüzle ilgili.

Vecibe: Ödev, boyun borcu, vazife.

Veciha: Güzel, hoş.

Vecihe: Güzel, hoş, uygun olan

Vecize: Derin ve anlamlı söz, özdeyiş.

Veda: Sevilen şeyden ayrılma

Vedia: Korunması için bırakılan emanet

Vedide: Dost, arkadaş.

Vefakar: Sevgisi güçlü ve kalıcı olan.

Vefia: 1. Vefalı, bağlı. 2. Tam, mükemmel, eksiksiz.

Vefika: Düşünceleri birbirine uyan, uyumlu, arkadaş, yoldaş

Vehbiye: Allah vergisi, doğuştan olan

Vekil: Temsilci. 2. Birinin işini görmesi için kendi yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse. 3. Bakan.

Velide: Yeni doğmuş çocuk

Veliye: Ermiş, evliya kadın.

Vemiş: çoban yıldızı, 2. Güneş’e en yakın olan ikinci gezegen.

Venüs: Bir gezegen, çoban yıldızı

Vera: Günahtan kaçınmak

Verda: Gül

Verdinaz: Nazlanan güzel.

Verka: Yabani güvercin

Verna: Hakikat

Vesalet: Aracı olma, vasıta olma

Vesamet: Güzel yüzlü, nur yüzlü.

Vesile: Sebep, elverişli durum

Vesime: Hoş, güzel yüzlü

Vezime: Hediye, armağan

Vezin: Tartı. 2. Ölçü

Vezire: İradeci, kadın komutan.

Vicdan: İnsanın içindeki adalet dürtüsü

Vildan: Yeni doğmuş çocuklar / kullar, köleler

Vira: Durmadan, aralıksız, sürekli

Vuslat: Kavuşma, ulaşma, yetişme

Vükela: Temsilcilerden, yöneticilerden.

29/30 ‘Y’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘Y’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Yade: Hatıra

Yadenur: Kutsal ışık

Yadigâr: Anımsatan, hatırlatan kişi ya da şey

Yağan: Gökten dökülen

Yağış: Yağmur, kar, dolu gibi doğa olayı

Yağmanaz: Gönülleri çalan, yağma eden güzel.

Yağmur: Bir yağış şekli /Gökten damlalar halinde düşen su

Yağmurca: Dağ keçisi, bir tür geyik.

Yakar: Güzelliği ile yürek yakan.

Yakut: Bir değerli taş

Yalaz: Alev

Yalaza: Alev – Kıvılcım – Aşk ateşi

Yaldız: Eşyaya aytın veya gümüş görüntüsü vermek için kullanılan sıvı veya yaprak durumundaki madde, göz boyama

Yalınca: Sadece, çıplakça.

Yalıncan: İçi dışı bir olan, içten dost.

Yamaç: 1. Dağın veya tepenin herhangi bir yanı. 2. Karşı. 3. Yan, yakın.

Yankı: Eko, sesin çarpıp gelmesi

Yapıncak: Seyrek taneli, kırmızı benekli bir tür üzüm.

Yaprak: Ağaçların yeşil kısımları

Yaprakgül: Gül yaprağı

Yar: Çok sevilen, sevgili. 2. Dost, tanıdık. 3. Yardımcı.

Yarcan: Çok sevilen, sevgili.

Yârcan: Çok sevilen, sevgili.

Yaren: Sevgili, arkadaş

Yarence: Yaren gibi, yarene benzer.

Yârıdil: Gönül dostu, sevgili.

Yarıdil/Yârıdil: Gönül dostu, sevgili.

Yarkınbüke: Güneş aydınlığı gibi güzel.

Yarpuz: Çiçekleri birbirinden ayrı halka biçiminde, nane türünden, kısa saplı, az veya çok tüylü, güzel kokulu bir bitki.

Yasa: Kural, buyruk, düzen

Yasemin: Çeşitli renklerde kokulu çiçekleri olan bir bitki

Yasemin/Yasmin/Yasemen: Zeytingillerden beyaz sarı çiçeklihoş kokulu bir çiçek, sarmaşık türünün adıdır.

Yasna: Avesta'nın sureleri.

Yaşagül: Yaşamın boyunca gül, mutlu ol.

Yaşam: Hayat, doğumdan ölüme kadar geçen süre

Yaşıl: Yeşil.

Yaşın: Işık parlaklık, şimşek.

Yaşıyan: Işıldayan, parlayan.

Yaşmak: İnce yüz örtüsü, hafiflik.

Yaylagül: Yaylada oturan güzel.

Yaz: İlkbahardan sonraki mevsim, yaz-mak fiili

Yazel: Yaz ve el kelimelerinden türetilmiş isim

Yazgan: Süsleyici, sürekli yazan.

Yazgı: Alın yazısı, kader

Yazgül: Yaz gibi sıcak, gül gibi güzel.

Yazgülü: Yaz ve gül tamlaması, yazın açan gül

Yazmira: Yaz ve Mira kelimelerinden türetilmiş isim. Mira bir yıldız ismidir.

Yediveren: Yılda bir kaç defa çiçek açıp meyve veren bir bitki.

Yegah: Doğu müziğinin en eski makamlarından.

Yegâh: 1. Bir, tek. 2. Türk müziğinde makam adı.

Yegane: Biricik, tek.

Yegâne: Biricik, tek.

Yekta: Tek, eşsiz

Yelcan: Rüzgar gibi hızlı olan.

Yelda: Uzun ve kara; yılın en uzun gecesi

Yeler: Rüzgar gibi hızlı, aceleci.

Yelesen: Rüzgar gibi esen.

Yelin: İnek, koyun, manda gibi hayvanların memesinde süt toplanan kısmın adıdır.

Yeliz: Güzel, aydınlık, ferah

Yelkin: Hazır duruma gelmiş, ayaklanmış.

Yelten: Davran, teşebbüs et.

Yenal: Üstün gelen, zafer kazanan, muzaffer.

Yenigül: Yeni açmış gül kadar güzel.

Yenigün: Yeni başlayan gün, yeni zaman.

Yepelek: İnce yapılı, zarif, narin.

Yeşil: Genç, taze, doğa rengi, bitki rengi.

Yeşim: Değerli bir taş

Yeter: Yeterli, kafi

Yeterkız: Arka arkaya doğan kız çocuklarından sonra erkek çocuk olması dileğiy

Yezda: Zerdüştlük inancına göre iyilik tanrısının ismi

Yezdan: Zerdüştlerin iyilik tanrısı

Yılay: Yıl ve ay.

Yıldan: Belli bir yıl ile ilgili

Yıldanur: Nurlu yıl, şanslı yıl

Yıldıku: Yıldız.

Yıldız: Parlak gök cismi

Yıldızhan: Oğuzların Bozok kolunun inandığı üç gök tanrılarından biri

Yılgül: Yılın en güzel gülü.

Yılgün: Yıl ve gün.

Yılşen: Yılın en şen insanı.

Yipek: İpek

Yoldaş: Dost, aynı hedefe gidilen arkadaş.

Yomut: Uğur, şans getiren hediye.

Yonca: Çayır bitkisi

Yosma: Genç, güzel, güzelliğiyle baştan çıkaran

Yosun: Çiçeksiz bitkilerin, suların yüzünde ve dibinde bulunan bir türü

Yöre: Bir bölgenin belli yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü

Yudum: Bir içimlik sıvı

Yumak: Top biçiminde sarılmış iplik.

Yumuk: Yumulmuş olan, yumulmuş gibi duran. 2. Tombul

Yuna: Yıkanmış, temiz, pak

Yunak: Yıkanma yeri, banyo, hamam.

Yunar: Temiz kişi, temizlik yapan kadın

Yurdaal: “Yurda kabul et” anlamında kullanılan bir ad.

Yurdagül: Ülkesini gül gibi güzel gören

Yurdaser: Vatana önder, lider olan kimse.

Yurdatap: “Yurduna hizmet et” anlamında kullanılan bir ad.

Yurday: Yurda – ay

Yurdum: Vatanım, ülkem

Yurtsay: “Yurduna değer ver” anlamında kullanılan bir ad.

Yurtsevil: Vatanı gibi sevilmek arzusunda olan.

Yurtsevin: Vatanı ile sevinen

Yücenur: Nurlu, uğurlu kişi

Yüksel: Başarı kazan, yücel

Yükselen: Yükseklere çıkan. 2. Durmaksızın aşama gösteren.

Yümniye: Uğurlu, kutlu.

Yüsra: Sol taraf. Sol el.

 

 

30/30 ‘Z’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

‘Z’ İle Başlayan Kız Bebek İsimleri ve Anlamları

 

Zafire: Savaşta düşmanı yenen, muzaffer

Zahide: Doğruluktan ayrılmayan, dinin buyruklarını yerine getiren kimse, sofu

Zahire: Dış Görünüş, Dış Yüz; Parlak, Aydınlık; Coşkun, Taşkın, Coşmuş

Zaide: Artan, çoğalan

Zaika: Tat alma

Zakire: Zikreden, Allah’ı Anan, Zikir Ehli, Çok Dua Eden; Zikir Okuyan, Zikredici; Hatırlatan, Anımsatan, Akla Getiren

Zaliha: Superisi

Zambak: Bir çiçek adı

Zamire: 1. İç, iç yüz. 2. Yürek, vicdan. 3. Gönülde gizli olan sır.

Zana: Bilgin, bilgiç, alem.

Zara: Çok asil, uysal, güzel

Zarafet: İncelik, güzellik, zariflik

Zarif: Hoş, nazik, güzel görünen

Zarife: Nazik, kibar ve hoş tavırlı

Zaruret: Mecburiyet, zorunluluk

Zatinur: Nurlu kişi, aydınlık, özü temiz

Zatiye: Kişisel, kendine ait

Zayiçe: Yıldızların belli tarihlerdeki yerini gösteren cetvel

Zebercet: Zümrütten daha açık yeşil olan, zümrüt kadar değerli olmayan bir süs taşı

Zebur: Hazreti Davut’un kitabı.

Zehra: Güzel yüzlü

Zehre: Çiçek

Zekavet: Anlayış, zekilik, çabuk kavrama.

Zekire: Unutmayan, hafızasına güvenen.

Zekiye: Zeki, çabuk kavrayan

Zelal: Temiz, berrak

Zeliha: Züleyha’ nın bir farklı yazılış halidir. Su perisi, çok güzel anlamındadır.

Zeliş: Züleyha’ nın bir farklı yazılış halidir. Su perisi, çok güzel anlamındadır.

Zemzem: Kâbe çevresindeki ünlü kuyu ve bu kuyunun Müslümanlarca kutsal sayılan su

Zenan: Kadınlar

Zennan: Kadınlar

Zennişan: Ünlü, tanınmış kadın.

Zennur: Zinnur, nurlu, ışıklı

Zerafet: İncelik, güzellik, zariflik.

Zercan: Altın kalpli arkadaş

Zerda: Altın gibi olan kimse

Zerefşan: 1. Altın saçan, altın saçıcı. 2. Altın kakmalı. 3. Bir lale türü.

Zeren: Anlayışlı

Zerengil: AJaLLı kişi.

Zergûn: Altın renkli.

Zergül: Altın gül.

Zergün: Altın gibi güzel, değerli.

Zeria: Vesile, bahane, sebep, fırsat.

Zerile: Sarı asma kuşu.

Zerin: Altından ya da altına benzer olan

Zerka: Gök gözlü, mavi.

Zernişan: Kılıç, kalemtıraş gibi şeylerin üzerine kakma altınla yapılan işleme

Zerre: Çok ufak, çok az.

Zerrin: Altından yapılmış, değerli, güzel

Zerrinkâr: Altınla süslenmiş.

Zerrintaç: Altın taç.

Zerrişte: Altın, sırma tel. 2. San.

Zerya: KürtçeOkyanus demektir.

Zeryan: Güzel kadın, dilber, hülya.

Zevce: Kadın, eş. 2- Erkeğin nikahlı karısı

Zeycan: Cana yakın olan

Zeynep: Mücevher, değerli, güzel, çekici

Zeyniye: Süslü.

Zeyno: Zeynep'in halk dilindeki söylenişi

Zeyşan: İki cihanda tek olan

Zıkra: Anma, hatırlama.

Zıren: Dinç, sağlıklı. .

Ziba: Süslü. 2. Güzel.

Zican: Canlı, cana yakın, candan.

Zihniye: Zihinle ilgili.

Zikri: Anma ile ilgili.

Zilan: Kürtçe; yeniden doğuş anlamına gelmektedir

Zinet: Bezek, süs

Zinnur: Nurlu, ışıklı

Zinnure: Nurlu, ışıklı, aydınlık.

Zişan: Tanınmış, şanlı

Ziver: Süs, bezek.

Ziyafet: Yemekli toplantı.

Ziynet: Süs, süs eşyası

Ziyneti: Süslü.

Zozan: Kürtçe yayla demektir.

Zöhre: Zühre, çoban yıldızı

Zuhal: Satürn gezegeni

Zulal: Hafif, güzel, soğuk su

Zulfiyye: Saçları güzel olan

Zübeyde: Öz, cevher

Zühal: Satürn gezegeni

Züheyra: Küçük çiçek

Zühre: Venüs gezegeni, çoban yıldızı

Zührenaz: Güzelliği dillere destan

Zühtiye: Her türlü zevke karşı koyarak kendini ibadete veren.

Zülal: Duru, şeffaf, berrak, saf tatlı, soğuk su

Zülbiye: Arapçada gezegen anlamına gelir

Züleyha: Su perisi / Hz. Yusuf’ un eşinin ismi

Zülfibar: Zülfübar

Zülfiyar: Sevgilinin zülfü, saçı.- bk. Zülfüyar

Zülfiye: Güzel saçlı

Zülfizar: Zülfüzar

Zülfübar: Dağılmış, saçılmış saç.

Zülfünaz: Sevgilinin nazı.

Zülfüyar: Sevgilimin zülfü, saçı.

Zülfüye-Zülfiye: Sevgilinin saçı.

Zülfüzar: Saçı gür, bol saçlı.

Zülüf: Yüzün iki yanından sarkan saç lülesi. 2. Sevgilinin saçı.

Zümra: Güzel, iyi ahlaklı

Zümran: Ahirette yeniden canlanmayı başlatan kadın

Zümre: Topluluk, cemaat

Zümrüt: Değerli bir taş

 

 

En Güzel BEBEK İSİMLERİ için TIKLAYINIZ

 

En Güzel KEŞFEDİLMEMİŞ BEBEK İSİMLERİ için TIKLAYINIZ

 

Kur’an’da Geçen Kız ve Erkek BEBEK İSİMLERİ için TIKLAYINIZ

EN ÇOK OKUNANLAR
Vikinglerin yöntemi işe yaradı Mutlu ve öz güvenli çocuk yetiştirmenin 6 kuralı
Vikingler'in yöntemi işe yaradı! Mutlu ve öz güvenli çocuk yetiştirmenin 6 kuralı
Öğretmenleri tarafından keşfedildiler 2 kızın hayatını değiştiren olay
Öğretmenleri tarafından keşfedildiler! 2 kızın hayatını değiştiren olay
İnmede erken dönemde hareket hayati önem taşıyor
İnmede erken dönemde hareket hayati önem taşıyor
Vanlı minik öğrenciler Atatürk’ün doğduğu evi ziyaret etti
Vanlı minik öğrenciler Atatürk’ün doğduğu evi ziyaret etti
Yazarlar
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu 6 Mayıs Haftası burç yorumları - Haftalık burç yorumları
R.Hakan Kırkoğlu
R.Hakan Kırkoğlu Heyecan ve sürpriz içeren bir yeniay geliyor
Dt. Pertev Kökdemir
Dt. Pertev Kökdemir Porselen lamina diş nedir ve nasıl yapılır?
Oğuz Kara
Oğuz Kara Çalışanlarla gizlilik sözleşmesi
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu 29 Nisan Haftası burç yorumları - Haftalık burç yorumları
Oğuz Kara
Oğuz Kara Pozitif Adımlar: Kendi İyi Yanlarını Keşfetme Sanatı
R.Hakan Kırkoğlu
R.Hakan Kırkoğlu Venüs ve Mars burç değiştiriyor
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu 22 Nisan Haftası burç yorumları - Haftalık burç yorumları
Astrolog Seçkin İlbuğa
Astrolog Seçkin İlbuğa 21 Nisan 2024 Uranüs-Jüpiter Kavuşumu: Finansal sistemin kalıcı dönüşümü
Astrolog Seçkin İlbuğa
Astrolog Seçkin İlbuğa 24 Nisan 2024 Akrep Burcunda Dolunay: Vedalaşma zamanı geldi
R.Hakan Kırkoğlu
R.Hakan Kırkoğlu Akrep burcunda dolunay var
Kişisel Gelişim ve Enerji Eğitmeni Sevgi Keleş
Kişisel Gelişim ve Enerji Eğitmeni Sevgi Keleş 'Daha önce bilseydin seçimin farklı olurdu' diyebileceğiniz şeyler
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu 21 Nisan Jüpiter-Uranüs Kavuşumu: 14 senelik döngü başlıyor
Oğuz Kara
Oğuz Kara Threads'in geçici olarak kapanmasının hukuki boyutu
Oğuz Kara
Oğuz Kara Dijital Yönetim: Teknolojinin Gücünü Kullanma Sanatı
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu
Astrolog Aslıhan Doktoroğlu 15 Nisan Haftası burç yorumları - Haftalık burç yorumları
R.Hakan Kırkoğlu
R.Hakan Kırkoğlu Dikkat çeken zamanlar
Avukat Serpil Çınar
Avukat Serpil Çınar 8. Yargı Paketi'nde getirilen değişiklikler
İlgili Haberler
Survivor All Starda ilk eleme adayı belli oldu Takımlar değişti, dokunulmazlık nefes kesti
Survivor All Star'da ilk eleme adayı belli oldu! Takımlar değişti, dokunulmazlık nefes kesti
İnci Tanelerinde duygu seli Nehir ile Cihan yıllar sonra yan yana geldi
İnci Taneleri'nde duygu seli! Nehir ile Cihan yıllar sonra yan yana geldi
Selen Görgüzelin 300 bin TLlik bileziği bulundu
Selen Görgüzel'in 300 bin TL'lik bileziği bulundu!
10 kilo veren Demet Akalından ameliyat itirafı Boyumla posumla attırıveririm hepinizi
10 kilo veren Demet Akalın'dan ameliyat itirafı! 'Boyumla posumla attırıveririm hepinizi'

YAZARLAR

ASTROLOJİ

  • Günlük Burç Yorumları
  • Aylık Burç Yorumları
  • Haftalık Burç Yorumları
  • Yıllık Burç Yorumları
  • Burç Özellikleri (2023)
  • Daha Fazla
    • Koç Burcu 2023
    • Boğa Burcu 2023
    • İkizler Burcu 2023
    • Aslan Burcu 2023
    • Başak Burcu 2023
    • Yengeç Burcu 2023
    • Terazi Burcu 2023
    • Akrep Burcu 2023
    • Yay Burcu 2023
    • Oğlak Burcu 2023
    • Kova Burcu 2023
    • Balık Burcu 2023
    • Burçlar
    • Yükselen Burç Hesaplama
    • Aşk Uyumu

MODA

  • Stil
  • Ayakkabı
  • Aksesuar
  • Bugün Ne Giysem

DİYET

  • Sağlıklı Beslenme
  • Diyetler
  • Egzersizler

GÜZELLİK

  • Cilt Bakımı
  • Saç Bakımı
  • El ve Ayak Bakımı
  • Makyaj
  • Estetik

İLİŞKİLER

  • Aşk
  • Evlilik
  • Cinsellik
  • Ayrılık

AİLE

  • Hamilelik Hazırlığı
  • Hamilelik
  • Doğum
  • Doğum Sonrası
  • Bebek
  • Daha Fazla
    • Çocuk
    • Ergenlik
    • Gebelik Hesaplama

DEKORASYON

  • Salon
  • Mutfak
  • Yemek Odası
  • Yatak Odası
  • Banyo
  • Daha Fazla
    • Dış Mekan
    • Kendin Yap (DIY)

SAĞLIK

  • Kadın Sağlığı
  • Erkek Sağlığı
  • Çocuk Sağlığı
  • Cinsel Sağlık
  • Ruh Sağlığı
  • Daha Fazla
    • Alternatif Tıp
    • Genel Sağlık

YAŞAM

  • Evcil Hayvan
  • Püf Noktası
  • Seyahat-Tatil
  • Editörün Seçtikleri
  • Rüya Tabirleri

YEMEK

  • Çorba Tarifleri
  • Et Yemekleri
  • Hamur İşi
  • Zeytinyağlılar-Sebzeler
  • Tatlı Tarifleri
  • Daha Fazla
    • İçecekler
    • Salatalar-Mezeler
    • Diyet Tarifler
    • Yöresel Lezzetler
    • Bugün Ne Pişirsem

PEMBENAR TV

  • Çocuk
  • Yemek
  • Sağlık
  • Diyet
  • Güzellik
  • Daha Fazla
    • İlişkiler
    • Başaran Kadın
    • Püf Noktası
    • Alternatif Tıp
    • Evcil Dostlar
    • Yaşam
    • Hukuk
    • Dini Sohbetler
    • Hakan Kırkoğlu İle Astroloji
    • Aysun Düz İle Pilates
    • Op. Dr. Gökçe Mık İle Ortopedi
    • Sevil Eskicioğlu İle Yaşam Koçluğu
    • Mustafa Altay ile Saça Dair
BİZİ TAKİP EDİN
UYGULAMALARI İNDİREBİLİRSİNİZ

Türkiye'den ve Dünya’dan son dakika haberler, köşe yazıları, magazinden siyasete, spordan seyahate bütün konuların tek adresi http://milliyet.com.tr ; Milliyet.com.tr haber içerikleri izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.

© 2024 Milliyet.com.tr
  • • Künye
  • • İletişim
  • • Veri Politikası
  • • Reklam
  • • Arşiv
  • • Üyelik