07.08.2026 - 14:01 | Son Güncellenme:
Toprağın doğal serinliğinden yararlanan sistem sayesinde hem klima ihtiyacı büyük ölçüde ortadan kalktı hem de elektrik tüketimi ciddi oranda azaldı. Peki, içerik üreticisi bu sistemi nasıl kurdu?
Klasik klimaların aksine kompresör, dış ünite ya da soğutucu gaz kullanmayan bu yöntem, yüzlerce yıldır farklı ülkelerde uygulanan pasif jeotermal havalandırma prensibine dayanıyor. "Kanada kuyusu" ya da bazı kaynaklarda geçen adıyla "Provençal kuyusu" sistemi, dışarıdaki havayı toprağın altından geçirerek doğal şekilde serinletiyor ve ardından evin içine yönlendiriyor.
Ev sahibi, projenin temelini bahçesinde açtığı uzun hendeklerle attı. Aylar süren kazı ve altyapı çalışmalarının ardından yer altına hava taşıyan borular döşendi. Kurulan sistem herhangi bir drenaj amacı taşımıyor. Tek hedefi, sıcak dış havayı toprağın sabit sıcaklığından faydalanarak soğutup yaşam alanlarına ulaştırmak.
Bu yöntemde kullanılan borular, belirli bir derinliğe gömülüyor. Dışarıdan alınan hava, yer altındaki bu borular boyunca ilerlerken çevresindeki toprağa ısısını bırakıyor. Böylece eve ulaştığında dışarıya göre çok daha düşük sıcaklıkta oluyor. Kış aylarında ise aynı prensip ters yönde çalışarak aşırı soğuk havanın içeriye daha ılımlı ulaşmasına yardımcı olabiliyor.
Bu sistemin en önemli dayanağı, toprağın birkaç metre altında sıcaklığın yıl boyunca yüzeye göre çok daha dengeli kalması. Yazın hava sıcaklığı 35 dereceyi aşsa bile yer altındaki toprak bundan çok daha az etkileniyor.
Kurulan düzende önce dışarıdan hava alınıyor. Bu hava filtrelerden geçtikten sonra yer altına döşenen uzun boruların içine giriyor. Borular boyunca ilerleyen hava, toprağa ısısını aktararak serinliyor. Son aşamada ise düşük enerjili bir fan yardımıyla evin odalarına dağıtılıyor.
Bu sistem yalnızca boruları toprağa gömmekten ibaret değil. Uzmanlara göre verimli çalışabilmesi için hava girişinin filtrelenmesi, boruların doğru eğimle döşenmesi ve yoğuşan suyun güvenli şekilde tahliye edilmesi gerekiyor. Boruların içinde nem birikmesini önlemek için genellikle yüzde 1 ile yüzde 3 arasında eğim veriliyor. Ayrıca bakım yapılabilmesi amacıyla erişim kapakları da sisteme ekleniyor. Doğru tasarlanmadığında nem ve küf oluşumu yaşanabileceği için mühendislik hesapları çok önemli.
Pasif jeotermal havalandırma sistemleri uzun yıllardır Avrupa, Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde enerji verimliliği yüksek binalarda uygulanıyor. Özellikle yeni yapılan konutlarda mimari tasarımın bir parçası olarak planlandığında daha başarılı sonuçlar verebiliyor. Bununla birlikte sistemin performansı bulunduğu bölgenin iklimine, toprağın yapısına, nem oranına, boruların uzunluğuna ve evin yalıtım kalitesine göre değişebiliyor.