18.08.2026 - 14:16 | Son Güncellenme:
Cilt, gün boyunca güneş, sıcak hava, rüzgar, terleme ve klima gibi pek çok dış etkene maruz kalıyor. Özellikle yaz aylarında deniz ve havuz sonrasında ciltte oluşan gerginlik ve kuruluk hissi daha belirgin hale gelebilir. Cildin doğal bariyeri yeterince desteklenmediğinde ise nem kaybı artar ve cilt daha kuru, hassas ve mat görünür.
Bu noktada yalnızca su bazlı hafif nemlendiriciler değil, cilt yüzeyinde koruyucu bir tabaka oluşturarak su kaybını azaltmaya yardımcı olan daha yoğun balm ve krem yapıları da tercih edilmeli.
Su içermeyen balm formüllerinin temel özelliği, klasik su bazlı kremlerden daha yoğun bir yapıya sahip olmaları. Evde hazırlanabilecek tarifte ise shea butter, jojoba yağı, kuşburnu çekirdeği yağı ve E vitamini kullanılıyor.
2 yemek kaşığı shea butter, 1 yemek kaşığı jojoba yağı, 1 tatlı kaşığı kuşburnu çekirdeği yağı ve E vitamini gerekiyor. Öncelikle 2 yemek kaşığı shea butter benmari usulüyle yavaşça eritiliyor. Shea butter tamamen eridikten sonra ocaktan alınıp içerisine 1 yemek kaşığı jojoba yağı ekleniyor.
Karışımın daha hızlı soğuması için kısa süre buzdolabına kaldırın. Kenarları hafifçe katılaşmaya ve karışım kremsi bir kıvam almaya başladığında buzdolabından çıkarın. Ardından 1 tatlı kaşığı kuşburnu çekirdeği yağı ve E vitamini ekleyin. Karışım el mikseriyle birkaç dakika çırpılarak daha hafif ve kremsi bir kıvam elde edilir.
Hazırlanan balm, temiz ve kuru bir cam kavanoza aktarılır. Uygulama öncesinde cildinizi temizleyin, ardından çok küçük bir miktarın özellikle kuruluk hissedilen bölgelere ince bir tabaka halinde sürün. Yoğun kıvamlı balm formülleri, yağ bazlı yapıları nedeniyle hafif losyonlara göre cilt üzerinde daha kapatıcı bir his bırakır.
Bu nedenle çok kuru ciltlerde veya nem kaybının yoğun hissedildiği dönemlerde bakım rutinine eklenebilir. Ancak yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde yoğun yağ bazlı ürünler herkeste aynı sonucu vermeyebileceğinden, küçük bir bölgede denenmesi daha güvenli.
Ev yapımı balmı hazırlarken kullanılan kapların ve ellerin temiz olması, ürüne su veya başka maddeler eklenmemesi ve koku, renk ya da kıvamda belirgin değişiklik görüldüğünde ürünün kullanılmaması da önemli. Su içermeyen bir ürün olması, otomatik olarak sınırsız raf ömrüne sahip olduğu anlamına gelmez.