13.12.2025 - 14:52 | Son Güncellenme:
Yirmili yaşlarında olduğunu ve yıllarca kilo vermek için çabaladığını söyleyen Ceri, kendisini hiçbir zaman mucize yöntemlere yakın hissetmediğini açıkça dile getiriyor. Ozempic ya da Mounjaro gibi popüler iğnelerin bu sürecin parçası olmadığını özellikle vurguluyor.
Ceri’nin anlattıklarında en çok dikkat çeken nokta, kilo vermeyi bir yarış ya da ceza gibi görmemesi. Bu süreci bir dönüşüm olarak tanımlıyor. Kilo kaybının tek bir hamleyle değil, zaman içinde biriken küçük kararlarla gerçekleştiğini söylüyor. En sağlıklı haline ulaşmasının, kendisi için verdiği en doğru kararlardan biri olduğunu ifade ediyor.
Bu dönüşümün merkezinde ise kalori açığı yer alıyor. Ceri, yediğinden fazlasını yakmayı öğrendiği anda sürecin kontrolünü eline aldığını söylüyor. Ne yediğini bilmek, porsiyonları tanımak ve farkında olmadan alınan kalorileri azaltmak onun için bir dönüm noktası olmuş. Kalori saymayı bir takıntı haline getirmeden, bilinçli bir rehber gibi kullandığını da ekliyor.
Düzenli egzersiz ise bu sürecin ikinci güçlü ayağını oluşturuyor. Haftada dört gün spor yaptığını söyleyen Ceri, egzersizi yalnızca kilo vermek için değil, zihinsel olarak da güçlenmek için yaptığını anlatıyor. Spor salonunda geçirilen zamanın, öz güvenini ve disiplinini artırdığını dile getiriyor.
Günlük hareketi artırmak da bu değişimin önemli parçalarından biri. Ceri, her gün en az 10 bin adım atmayı hedeflediğini söylüyor. Bu hedef, yalnızca kalori yakmak için değil, günün temposunu değiştirmek için de etkili olmuş. Daha az oturmak, daha çok yürümek ve günlük hayatı daha aktif yaşamak, kilo kaybını hızlandıran unsurlar arasında yer almış.
Beslenme tarafında ise en net kararlarından biri alkolü tamamen bırakmak olmuş. Yüksek kalorili içeceklerin fark edilmeden kilo aldırdığını söyleyen Ceri, alkolü hayatından çıkardığında hem ödemlerinin azaldığını hem de enerjisinin arttığını belirtiyor.
Diyetinde yaptığı en büyük değişikliklerden biri de ekmek ve şekeri tamamen kesmek olmuş. Kalori saymanın yanı sıra bu iki ürünü bırakmanın, iştah kontrolünü kolaylaştırdığını ifade ediyor. Tatlı krizlerinin zamanla azaldığını ve daha dengeli beslendiğini söylüyor. Ona göre mesele yasak koymak değil, bedeni neyin yorduğunu fark etmek.






