27.02.2026 - 14:02 | Son Güncellenme:
Nisan ayında gerçekleşecek düğünü öncesinde kendine bir hedef koyan Vergun, 68 kilodan 58 kiloya indiğini söylüyor. Haftada ortalama yarım kiloya yakın verdiğini belirtiyor. Başlangıçta 61 kiloyu hedeflediğini ancak süreç içinde bu hedefi de geçtiğini ifade etti.
Emma'ya göre asıl kırılma noktası kalori açığı kavramını gerçekten anlaması olmuş. İlk başta bunu bilinçli bir matematik hesabı olarak yapmadığını söylüyor. Düğün hazırlıkları, organizasyon görüşmeleri, detaylar derken zihninin oldukça meşgul olduğunu anlatıyor. Bu yoğunluk nedeniyle yemek düşüncesinin geri planda kaldığını belirtiyor.
Uzmanlara göre de sürdürülebilir kilo kaybının temelinde kalori açığı yer alıyor. Vücut harcadığından daha az enerji aldığında yağ depolarını kullanmaya başlıyor. Ancak bu açığın çok sert olmaması gerektiği özellikle vurgulanıyor. Aksi halde kas kaybı, halsizlik ve metabolizma yavaşlaması görülebiliyor. Vergun’un sürecinde haftada ortalama yarım kilo vermesi, dengeli bir açık oluşturduğunu gösteriyor.
Sürecin ilk üç ayında daha çok kardiyo yaptığını söylüyor. Uzun yürüyüşler, merdiven çıkma egzersizleri ve tempo artıran aktivitelerle ilerlediğini anlatıyor. Bu dönemde kilo verdiğini ancak aynadaki görüntünün istediği gibi olmadığını fark ettiğini belirtiyor.
Günde yaklaşık 30 dakika ağırlık çalıştığını anlatıyor. Amacının büyük kaslar yapmak olmadığını özellikle vurguluyor. Daha sıkı bir vücut ve daha belirgin hatlar istediğini söylüyor. Uzmanlar da direnç antrenmanlarının kilo verme sürecinde kas kütlesini korumaya yardımcı olduğunu ve metabolizmayı desteklediğini belirtiyor.
Beslenme tarafında yaptığı en kritik değişiklik ise protein alımını artırmak olmuş. Karbonhidrat ağırlıklı beslenmeyi sevdiğini söylüyor. Ancak öğünlerine yumurta, yoğurt, tavuk ve baklagil gibi protein kaynakları eklemeye başladıktan sonra daha uzun süre tok kaldığını belirtiyor.
Atıştırma isteğini kontrol etmek için uyguladığı küçük bir zihinsel yöntemi de takipçileriyle paylaşıyor. Canı karbonhidrat çektiğinde kendine "Şu an protein yer miydim?" diye soruyor. Eğer cevap hayırsa aslında fiziksel açlık değil can sıkıntısı yaşadığını anladığını belirtiyor. Bu farkındalığın yeme davranışını ciddi şekilde değiştirdiğini vurguluyor.
Tatlı ve abur cubur konusunda tamamen yasakçı bir yaklaşım benimsemediğini de ekliyor. Zaman zaman tatlı yediğini söylüyor. Ancak işlenmiş gıdalara karşı toleransının süreç içinde değiştiğini belirtiyor. Vergun’un en çok altını çizdiği konu ise uyku. Özellikle dokuz ya da on saat uyuduğu dönemlerde vücudundaki değişimin hızlandığını belirtiyor. İyi uyuduğunda hem iştah kontrolünün kolaylaştığını hem de enerjisinin arttığını söylüyor.







