01.07.2026 - 13:43 | Son Güncellenme:
Osman Müftüoğlu, özellikle son dönemde bilim dünyasında öne çıkan hiperinsülinemi kavramına dikkat çekti. Nature Reviews Endocrinology dergisinde yayımlanan kapsamlı derlemenin, insülinin yalnızca kan şekerini düzenleyen bir hormon olmadığını, aynı zamanda yağ depolanmasını doğrudan etkileyen güçlü bir mekanizma olduğunu ortaya koyduğunu aktardı.
Osman Müftüoğlu, insülinin vücuda sadece şekeri hücrelere taşıma görevi vermediğini söyledi. Aynı zamanda yağ hücrelerine depolama sinyali gönderdiğini belirten Müftüoğlu, insülin seviyeleri uzun süre yüksek kaldığında vücudun yağ yakma modundan çıkıp depolama moduna geçtiğini ifade etti.
Bu süreçte karaciğerin daha fazla yağ üretmeye başladığını, yağ hücrelerinin enerji depolama eğiliminin arttığını ve açlık tokluk dengesinin bozulabileceğini aktaran Müftüoğlu, kişinin yeterince yemesine rağmen kısa süre içinde yeniden açlık hissedebileceğini vurguladı. Bu nedenle bazı insanların sürekli acıkmasının arkasında yalnızca irade eksikliği değil, hormonal değişimlerin de bulunabileceğini söyledi.
Osman Müftüoğlu, obeziteyi yalnızca "çok yemek" ya da "kendini tutamamak" şeklinde değerlendirmenin doğru olmadığını söyledi. Genetik özelliklerin, kötü uyku düzeninin, kronik stresin, ultra işlenmiş gıdaların ve gün boyu sık sık atıştırma alışkanlığının insülin seviyelerini sürekli yüksek tutabileceğini belirtti.
Müftüoğlu, vücut sürekli yağ depolama yönünde biyolojik sinyaller alıyorsa, sadece irade gücüyle bunun üstesinden gelmenin her zaman mümkün olmayacağını ifade etti. Bu nedenle kilo yönetiminde hormonların da mutlaka dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Şeker tüketiminin azaltılması, beyaz un içeren besinlerin sınırlandırılması, gün boyu sürekli atıştırmaktan kaçınılması, düzenli yürüyüş yapılması ve kas kütlesini artıracak egzersizlerin günlük yaşamın bir parçası haline getirilmesi gerektiğini aktardı. Bunun yanında yeterli protein ve lif tüketiminin, kaliteli uykunun ve stres yönetiminin de insülin dengesi üzerinde önemli rol oynadığını ifade etti.
Ayrıca Osman Müftüoğlu, kilo yönetiminin yalnızca tartıda görülen rakamlarla değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Bel çevresi ölçümü, insülin direnci, karaciğer yağlanması ve kas gücü gibi metabolik göstergelerin çok daha değerli bilgiler sunduğunu belirtti.