02.07.2026 - 11:49 | Son Güncellenme:
Bugün uluslararası bir saç markasının kurucusu olan Louise Sköld, yaşadığı süreci kendi kaleminden anlattı. Sköld, saç dökülmesinin sadece fiziksel bir değişim olmadığını, insanın özgüvenini, sosyal hayatını ve kimlik algısını da derinden etkileyebildiğini söylüyor.
Louise Sköld, henüz 19 yaşındayken Norveç'te yaşadığını ve kuaförlük eğitiminin ardından kendi salonunu işlettiğini anlattı. O dönemde yoğun stres altında çalıştığını söyleyen Sköld, ilk başlarda normalden biraz fazla saç dökülmesi yaşadığını fark ettiğini ancak bunun geçici olduğunu düşündüğünü belirtti. Asıl şoku ise bir sabah vakti yaşadı.
Uyandığında yastığında olağan dışı miktarda saç bulunduğunu söyleyen Sköld, aynaya geçtiğinde elini saçlarına attığını ve saçlarının avuç avuç dökülmeye başladığını aktardı. O an büyük bir panik yaşadığını ifade eden Sköld, en çok da neden böyle bir şey yaşadığını bilmediği için korktuğunu dile getirdi.
Genç yaşta yaşadığı bu ani değişimin ardından ilk olarak annesini aradığını söyleyen Louise Sköld, annesinin vakit kaybetmeden doktora gitmesini istediğini belirtti. O dönemde saç dökülmesini yalnızca ciddi hastalıklarla ilişkilendirdiğini söyleyen Sköld, ilk aklına gelen ihtimalin kanser olduğunu ifade etti. Kemoterapi nedeniyle saç dökülmesi yaşandığını o zamanlar bilmediğini söyleyen Sköld, sadece saç dökülmesinin kötü bir şeylerin işareti olduğunu düşündüğünü anlattı. Yapılan muayeneler ve tetkiklerin ardından alopesi areata teşhisi konuldu.
Alopesi areata, bağışıklık sisteminin yanlışlıkla saç köklerine saldırması sonucu gelişen bir hastalık olarak biliniyor. Bu hastalık bazı kişilerde küçük bölgesel açıklıklarla sınırlı kalırken bazı hastalarda daha yaygın saç kaybına neden olabiliyor. Uzmanlar, alopesi areatanın kesin nedeninin tam olarak bilinmediğini ancak genetik yatkınlık ile bağışıklık sistemi değişikliklerinin önemli rol oynadığını belirtiyor. Hastalık bulaşıcı olmuyor ve birçok kişide saçlar yeniden uzayabiliyor. Ancak süreç kişiden kişiye büyük farklılık gösterebilir.
Teşhisin ardından saçlarının yeniden çıkması için pek çok yöntemi araştırdığını söyleyen Louise Sköld, kan testleri yaptırdığını, beslenmesine dikkat ettiğini ve doktor kontrolünde takviyeler kullandığını belirtti. Bugün bile uygulamaya devam ettiği bir bakım rutini olduğunu söyleyen Sköld, her gün B12 vitamini, magnezyum ve multivitamin kullandığını aktardı.
Bunun yanında saç derisine düzenli masaj yaptığını, haftada bir detoks şampuanı kullandığını ve saç derisinin nem dengesini korumaya özen gösterdiğini söyledi. Louise Sköld, bu uygulamaların hangisinin doğrudan etkili olduğunu kesin olarak söyleyemeyeceğini de özellikle belirtti. Alopesinin öngörülemeyen bir hastalık olduğunu ifade eden Sköld, rutin oluşturmanın kendisine kontrol hissi verdiğini ve psikolojik olarak iyi geldiğini aktardı.
Kendi deneyiminden yola çıkarak saç dökülmesi yaşayan kadınlara destek olmak istediğini söyleyen Louise Sköld, bu düşüncenin zamanla bir markaya dönüştüğünü anlattı. Sköld, doğal görünümlü saç çözümleri geliştirmeyi hedeflediğini ve zamanla sadece alopesi hastalarına değil, kanser tedavisi gören veya farklı nedenlerle saç kaybı yaşayan birçok kadına destek oluyor.