Betül Topaklı / Milliyet.com.tr - Kablosuz teknoloji, hayatımıza dahil olmasıyla birlikte günlük yaşantımızda büyük değişimlere yol açtı. Söz konusu dönüşümün en önemli yansımalarından biri de şüphesiz ki müzik dinleme alışkanlıklarımızda yaşandı. Çünkü Bluetooth kulaklıklar, bu kablosuz devrimin en parlak yıldızlarından biri haline geldi. Günlük aktiviteler sırasında pratik ve konforlu kullanım olanağı sunması yani kablo karmaşası yaşatmaması sayesinde pek çok kişi yolda, metroda, otobüste, sporda, mutfakta, temizlik yaparken, AVM’de ve daha birçok ihtiyaç duyabileceği alanda bu teknolojiyi kullandı. Ancak son zamanlarda Türkiye dahil tüm dünyada, kablolu kulaklıklara dönüş gözlemleniyor. Aslında kablolu kulaklıklara geri dönmeye neden olan gelişme, 2024 yılında Çin merkezli bir araştırma ekibinin bilimsel dergi Scientific Reports’ta yayımlanan çalışması oldu. Araştırma, Bluetooth kulaklık kullanım süresinin uzaması ile tiroid nodülleri arasındaki ilişkiyi inceledi. 600 katılımcı ile yapılan çalışmada, özellikle uzun süreli kablosuz kulaklık kullanımının, yaşın ilerlemesi ile birlikte tiroid nodülü riskini anlamlı ölçüde artıran iki temel faktörden biri olduğu tespit edildi. Uzmanlar, non-iyonize radyasyona hassas olan tiroid bezine ve beynin alt kısmına bu kadar yakın mesafede uzun süre radyasyon maruziyetinin bu riski görünür kıldığını açıkladı. Peki kablosuz kulaklıklar ne kadar güvenli?

Kablosuz kulaklık kullanmanın sağlığa etkilerini işitme sağlığı ve radyasyon maruziyeti olmak üzere iki açıdan değerlendiren Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Erol Bozbora, “Öncelikle şunu net söylemek gerekir: Asıl büyük ve kanıtı güçlü risk, yüksek sesle uzun süre kullanım. 85 desibel (dB) üzerinde, uzun süreli müzik dinlemek; kalıcı işitme kaybına, çınlamaya ve ses hassasiyetine yol açabiliyor. Bu, kablolu-kablosuz fark etmeyen, iyi bilinen bir gerçek. Bir diğer konu da kulak kanalında uzun süre kalan silikon uçlar. Bunlar kulak kiri birikimini artırabiliyor, dış kulak yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlayabiliyor ve bazı kişilerde kontakt dermatit gibi alerjik cilt rahatsızlıklarına yol açabiliyor” dedi.
“Radyasyon açısından baktığımızda ise kablosuz kulaklıklar, iyonlaştırıcı olmayan yani DNA’ya zarar vermeyen tipte radyasyon yayar. Uluslararası radyasyon kurumlarının belirlediği sınırlar içerisinde kalan lisanslı ürünler kullanıldığı sürece günümüzdeki çalışmalar kablosuz kulaklıklar için kanser açısından net bir risk göstermiyor. Yine de ucuz olduğu için yaygın olarak kullanılan lisanssız/kaçak/sahte ürünleri kullanırken dikkat etmekte fayda var.” Op. Dr. Erol Bozbora
HALKTA PANİĞE YOL AÇTI
2024 yılında yayınlanan bir makalede kablosuz kulaklıkların tiroid nodülü riskini artırabileceğinin açıklandığına değinen Dr. Erol Bozbora, “Söz konusu çalışma özellikle sosyal medya mecralarında çok sık paylaşılıp popülerleştiği için maalesef halk arasında büyük bir panik sebebi oldu. 600 kişiyi kapsayan gözlemsel bu çalışmada uzun süre ve sık Bluetooth kulaklık kullananlarda tiroid nodülü oranı daha yüksek bulunmuş. Ancak burada çok önemli noktalar var. Bu çalışma nedensellik kanıtlamıyor, sadece 'ilişki olabilir' diyor. Kullanım verileri kişilerin kendi beyanına dayanıyor, gerçek radyasyon ölçümü yapılmamış. Daha fazla Bluetooth kullanan kişilerin iş ve yaşam tarzı farklı olabilir ve bunların tiroid üzerine etkisini ayırmak zordur. Yani bu sonuç tek başına 'Bluetooth kulaklık tiroit nodülü yapar' demek için yeterli değil. Benim görüşüm şu: Evet, ihtiyatlı olmakta fayda var ama panik yaratacak düzeyde bir kanıt yok” diyerek bu konuda daha çok ve daha iyi tasarlanmış çalışmalara ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.
‘BEYNE ZARAR VERDİĞİNİ GÖSTEREN GÜÇLÜ BİR KANIT YOK’
Kablosuz kulaklıklarla ilgili tartışmalara neden olan diğer bir konu da beyne olan etkileri. Bu konuda en geniş verinin cep telefonlarından geldiğini aktaran Op. Dr. Erol Bozbora, “Yıllardır milyarlarca insan yoğun şekilde cep telefonu kullanıyor ve bu konuda büyük epidemiyolojik çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalar, artan telefon kullanımına rağmen beyin tümörü oranlarında kesin anlamlı bir artış göstermiyor. Bluetooth kulaklıklar ise telefonlara kıyasla çok daha düşük güçte çalışıyor. Laboratuvar çalışmalarında beyin dalgalarında çok küçük değişiklikler görülmüş olsa da bunun uyku, hafıza, dikkat gibi fonksiyonları bozduğuna dair tutarlı bir bulgu yok. Bugün için net olarak şunu söyleyebilirim: Kablosuz kulaklıkların beyne zarar verdiğini gösteren güçlü bir kanıt yok. Eğer bir risk varsa bile düşük düzeyde olduğu düşünülüyor. Asıl gerçek risk, yüksek sesin işitmeye verdiği zarar. Her halükârda kablosuz kulaklık kullanımını sınırlı tutmak yararımıza olacaktır. Zaten şansımıza kablolu kulaklık kullanmak bugünlerde yeniden moda oldu” diye konuştu.

“Kablolu kulaklık ve kablosuz kulaklık arasında radyasyon açısından fark var. Kablosuz kulaklık kulağa çok yakın bir yerde düşük de olsa RF sinyali yayıyor. Kablolu kulaklık ise pasif bir cihaz ve kendisi sinyal üretmiyor. Ama burada önemli olan şu: Telefona kulağı dayayıp konuşmak, hem güç hem mesafe açısından çok daha yüksek radyasyon maruziyeti oluşturuyor. Bluetooth kulaklık kullanırken telefon genelde cepte ya da masada olduğu için toplam maruziyet aslında azalabiliyor. Yani her iki kulaklığı kullanmak da telefonu direkt kulağımıza temas ettirmekten radyasyon açısından daha güvenli kabul ediliyor.”
‘KABLOLU KULAKLIK DAHA GÜVENLİ’
“Radyasyon açısından konuşacaksak, kablolu kulaklık teorik olarak daha düşük maruziyet sağlar” diyen Op. Dr. Erol Bozbora, “Ancak pratikte bluetooth kulaklıkların yaydığı sinyaller uluslararası sınırların oldukça altındadır. Bu nedenle şöyle özetleyebilirim: Kablolu kulaklık daha düşük maruziyet sağlar ama asıl önceliğimiz radyasyondan çok ses düzeyine ve kullanım süresine dikkat etmek olmalı” uyarısında bulundu. Dr. Erol Bozbora, kablosuz kulaklık kullanmak isteyenlere olası risklere karşı da şu tavsiyelerde bulundu: Ses seviyesini düşük tutun. Maksimumun yüzde 60’ını geçmeyin. Kullanım süresini sınırlayın. 45-60 dakikada bir kısa mola verin. Gece kulakta kulaklıkla uyumayın. Çocuk ve ergenlerde daha ihtiyatlı olun. Yeni nesilde klinik pratiğimizde erken yaşta işitme kaybının artmakta olduğunu gözlemliyoruz. Telefonu vücuda yakın taşımamaya çalışın. Eğer gün boyu yoğun bir kullanım varsa, Bluetooth ve kablolu kulaklığı dönüşümlü kullanmak makul bir yaklaşım olabilir.”