Serap Oğuz Tan girişimciliği

Her kadının farklı hayalleri vardır. Kimi ihtişam içinde yaşamayı, lüks evleri, arabaları içinde bulur huzuru. Kimi kurumsal hayatın plaza kadınıyken süreç yönetiminde bulur tatmini.

Kimi kadın hayal kurmayı bırakmış çoktan; hayatın zorlukları altında ezilmiş ve beklentisizce vazgeçmiştir kendisinden.

Kimi kadın da umudunu kaybetmez asla, üretmek ister en mümkünsüz zamanda bile.

"Birikimim olsa ah neler yaparım" cıların aksine, hedef koyar biriktirir sahip olduğu imkanları en iyi şekilde değerlendirmeyi bilir.

İşte orada başlar hikaye.

Yaşadığımız zor günlerde altından kalkamayacakmışız gibi hissettiğimiz anlarda aklınıza gelsin hikayem. Yeniden kalkmanın, hayata tutunmanın bir yolu, ışığı karanlık gecenin. Ya da nasıl isterseniz öyle görün ama kulak verin okuyacaklarınıza.

Bir hayalim vardı.

İçinde çocukların eğleneceği, mutluluk seslerinin yankılanacağı , rengarenk partilerin yapılacağı bir parti evi açma hayali.

Bir bahçesi olan, içi kendi evleri gibi döşenmiş mümkün mertebe; müstakil tatlı bir parti evi... Bu fikir çok önemliydi ve bence işin ana fikrini besleyen en önemli kriter; bu samimiyetin misafirlerimize geçecek olmasıydı. Soğuk, dört duvar bir alandan ziyade, kendi evlerinin bahçesinde misafirlerini ağırladıkları tatlı bir mekan. İçselleştirilmiş bir iş fikri, her zaman rakiplerinizden bir adım önde olmanızı sağlar.

Bunun için ihtiyacım olan bahçeli müstakil bir mekan kiralamak, içi için de asgari düzeyde ihtiyaçları alarak yola çıkmak kafiydi. Sonra da plan ilk partileri yapmaktı!

Hep deneyimlediğim bir diğer konu ise, eğer bir iş çabuk ilerliyorsa, adım adım engel çıkarmadan önünüze açılıyorsa kartlar; işte o zaman her şey iyi gidecek ve zaman lehinize çizecek kaderi.

Benim için de öyle oldu.

Baktığım kiralık mekanlar arasında ilk görmeye gittiğim yer beni öyle mutlu etti, öyle büyüledi ki, hayalime bir kez daha aşık oldum o an.

Bu kadar çabuk olması beni şaşırtsa da hiç korkutmuyordu. Sadece daha çok kamçılıyordu, hayalime yakınlaştığımı hissettikçe kalbim daha hızlı atıyor hiç bilmediğim yeni bahar şarkıları çalıyordu kalbimde...

Mekanın sahibiyle konuşup prensipte anlaştık ancak bir ricam vardı ; kirada indirim :)

Mekan sahibinin cevabını beklediğim bir kaç gün içinde, sanki mekanı tutmuşum gibi başladım adımları planlamaya. Hayalimin içinde gibi hissediyordum.

Telefonum çaldı, teklifimi kabul etmişti mekan sahibi. Depozito ve kirayı bir an önce ödeyip sözleşme imzalamamızı istiyordu.

Tek bir sorun vardı : O kadar birikimim yoktu!

15 gün sonra alacağım bir ödeme vardı ama o kadar beklemeye kalksam hayalimdeki mekanı kaçırabilirdim. En azından mekan sahibinin sözleri bu şekildeydi.

Hayatında hiç borç almamış bir insan için ilk borç önemlidir.

Nikah şahidimiz değerli Serter Abi'mi arayıp anlattım konuyu. Buluştuk, konuştuk. 15 günlüğüne borç istedim, gerekli miktarı bildirmen yeterli dedi. Nasıl mutlu olmuştum ve minnetle dolmuştum... Gözlerim dolu dolu ilerledim yolumda.

Para hesabıma geçer geçmez kontratı yaptık ev sahibiyle. Artık bir anahtarım vardı.

Çok ama çok mutluydum! Adını koyalım hadi : Mutlu Villa !

Geri kalan parayla ilk aciliyeti olan, orayı ev havasına sokacak bir kaç koltuk ve masa aldık antikacıdan.

Onları boyayıp yeniledik dostlarımla, ailemle. Badana boyayı da kendimiz yaptık. Her şey hayallerimdeki gibi ilerliyordu. 15. gün dolmadan daha önce yaptığım bir danışmanlık projesinin ödemesi hesabıma yattı ve hemen borcumu ödedim. Artık kendi öz sermayesiyle ; öz emeğiyle , tırnaklarıyla kazıyan girişimci bir kadının işletmecilik hayatına girdiğinin resmen ilanıydı bu!

İlk partiyi planladım, kızımın doğum gününe yetiştirmek ve yaşayan bir işletmeye dönüştürmek ilk adımdı. Yetiştirdi.

İlk parti için masa ve sandalyeleri kiraladım. Daha önce hep yemek yemeye gittiğim bir restoran zincirinin çok sevdiğim garsonlarıyla anlaştım günlük. Daha önce kızımın doğum gününü hazırlayan organizasyon şirketiyle anlaşıp süslemeleri yaptık...

Yiyecekleri arnavut komşumun lezzetli hünerli elleri hazırlıyordu evinde bana getiriyordu...

Buzdolabı, fırın, bulaşık makinesi ya da çamaşır makinesi. Neredeyse hiç bir eşyam olmadan 3-4 ay geçti.

Garsonlar yorulunca ben geçerdim mutfağa tüm misafirler gittikten sonra.

Kızımın partisini yaptıktan sonra hemen ilk parti talebini almış ve sonraki hafta partiyi organize etmiştim bile!

O partiden kazandığım parayla 10 sandalye aldım. Ve bir kaç masa.

Devamında tüm süsleme işini kendim yapmaya karar verdim, pasta dışında her şeyi in house çözmek maliyet açısından daha makul olacaktı. İyi bir ozalitçiyle, el emeği hediyeler yapan bir ev hanımıyla anlaştım.

Her bir partide daha çok öğrendim, tasarladıkça daha iyisinin mümkün olduğunu gördüm.

Misafirlerimin yüzleri çok mutluydu, doğru yolda olmak dünyanın en güzel şeyiydi.

3. ayımda fırın ve buzdolabı aldım, 4. ayımda bulaşık makinesi ve 80 sandalye.

Sürekli ihtiyaçlar çıkıyor, yeni partiler yaptıkça oradan kazandığım parayla yeni organizasyon malzemeleri ve ihtiyaçlarımı alıyordum. Kış sezonu risklidir eğlence sektöründe.

Bazı aylar oldu ki hiç iş yapmadım. Ama kirayı ve günlük personel bütçesini karşılaması bile ilk 6 ay için önemli bir kriterdi. Zaman geldi danışmanlık işinden kazandığım parayla karşıladım parti evinin giderini. Ama önümüz bahardı, hele de yaz sezonuyla birlikte büyük partiler yapacaktık kuşkusuz.

Ve her hafta sonu bambaşka konseptlerle partiler yaptık... Baharın gelişiyle birlikte tam zamanlı mutfak ve temizlik personeli aldım yatılı. İşler daha büyüdükçe, yük artıyordu.

Fotoğrafçım, garsonum, animatorum, tasarımcım hepsiyle anlaşmış ekibimi kurmuştum. Ailem büyüyordu.

Doğum günü partilerinin yanı sıra nişan merasimleri, baby showerlar, kurumsal lansmanlar da yapmaya başlamıştık ilk sene içinde. Ve kriz geldi 2. sezonda ülke genelinde büyük ekonomik kayıplar yaşandı. Çok parti evi kapattı... Çok organizasyon şirketi bayrak indirdi.

Bizse el emeğini ön plana çıkarıp, artan maliyetimizi azaltarak müşteriye yansıttığımız hizmetin bedelini arttırmadan baş ettik krizle.

Başardım, başardık.

3. senemizde Türkiye'nin en şık alışveriş merkezlerinden birinde 2. şubemizi açtım. İç mekanı daha büyük olan, avm kültürünü seven müşterilerim için alternatif oluşturmaktı hedefim.

Büyük ilgi gördü yeni şubemizde. Aynı anda hem bahçeli parti evimizde, hem de alışveriş merkezi içindeki teraslı parti evimizde partiler yapmaya başladık.

Daha çok ailenin mutluluğuna şahit olduk, çocuklara etkinlikler, konsept partiler, sosyal sorumluluk projeleri derken hizmet verdiğimiz alanlar kendi ekseni etrafında genişliyordu, nişan yaptığımız çiftler düğünlerini de yapmamızı talep ediyor, hayallerimiz bir sonraki adıma taşınıyordu.

Şimdilerde yeni planlar, talebe yönelik arz oluşturmaya devam ediyoruz.

Ne içinde bulunduğumuz salgın günleri engel olabilir yeni hayallerimize, ne de başka bir şey...

İhtiyaçları doğru belirlemek ve müşteri potansiyelinin beklentilerini doğru anlamak size başarının anahtarını verecektir.

Siz yeter ki hayal kurun, o hayale gitmek isteyin... Yeter ki isteyin girişin bir yerden, atın adımlarınızı.

Hayalimi izlerken şahit olup kendi hayalini gerçekleştiren çok kadına ilham oldum...

Şimdi sıra sizde! Sessiz kalıp dinlediğinizde kalbinizden geçeni; size o sırrı verecek. Hiç bir zaman tüm koşulların muhteşem olmasını beklemeyin. Harekete geçin!

Sevgiyle kalın....

Serap Oğuz Tan

@serapoguztan