Betül Topaklı / Milliyet.com.tr - Türkiye neredeyse her gün yeni bir şiddet olayı yaşanırken, ne yazık ki failler de genellikle genç erkek çocukları oluyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar da çocuk ve gençlerin şiddete eğiliminin arttığını gösteriyor. Şiddetin ortaya çıkmasında genetik ve çevresel faktörler etkili olurken, çocuklar şiddeti çoğunlukla aileden ve kitle iletişim araçlarından öğreniyor. 17 şehirde ve 1850 lise öğrencisiyla yapılan bir araştırmada, öğrencilerin yüzde 74’ünü ailelerinden şiddet gördüğünü ifade ederken, aynı öğrencilerin yüzde 65’i ise şiddeti başkalarına uyguladıklarını söylüyor. Kitle iletişim araçlarından öğrenilen kavga, ölüm, cinayet gibi haberlerinin de çocukları olumsuz etkilediği biliniyor. Ayrıca aile ortamında şiddet içerikli olayların takibi (izlenmesi, dinlenmesi, okunması ve muhabbetinin yapılması gibi) çocukların şiddeti hayatlarının bir parçası olarak görmesini sağlayabiliyor ve normalleştirmesine zemin hazırlayabiliyor. Bununla birlikte çocukta bir yatkınlık varsa şiddet içerikli davranışların ortaya çıkmasını körükleyebiliyor. Aslında çocuklar şiddet içerikli davranışlar sergilemeye genellikle okul öncesi dönemde başlıyor.
İtalyan şef Andrea Minguzzi ile çellist Yasemin Akıncılar'ın 15 yaşındaki oğlu Mattia Ahmet Minguzzi de, 24 Ocak’ta İstanbul'un Kadıköy ilçesinde alışveriş yapmak için gittiği bit pazarında akranları tarafından bıçaklı saldırıya uğradı, yaşanan olaydan 15 gün sonra da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Yaşanan bu elim olay, gençlik şiddeti konusunda toplumda büyük bir öfkeye yol açtı.
OYUNCAK TÜFEKLE METRODA PANİK YAŞATTI
En geniş anlamıyla sınır ihlali olarak isimlendirilen şiddet ve saldırganlık davranışlarından biri de geçtiğimiz günlerde Kadıköy metrosunda yaşandı. A.B.Ö. isimli genç elinde oyuncak tüfekle dolaştığı anları, sosyal medyada paylaştı. Yayınlanan görüntüler üzerine çalışma başlatan İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, genci gözaltına aldı. Yapılan incelemelerde şüpheli şahsın metro içerisinde elindeki oyuncak tüfeği vatandaşlara doğrultarak video çektiğini belirledi. Kimlik bilgileri tespit edilen A.B.Ö. (17) isimli yaşı küçük şahıs, Ümraniye ilçesinde yakalanarak gözaltına alındı. Peki ama çocuğun yaptığı bu davranışın ardındaki psikoloji neydi?

'SİLAH DEĞİL, DİKKAT DOĞRULTTU'
“Bir oyuncakla yapılan hareket bile, bir toplumun ruh sağlığını sarsabilir” diyen Dr. Klinik Psikolog Pelin Hazer, “Kadıköy metrosunda elinde oyuncak tüfekle dolaşan ve insanlara doğrultarak video çeken 17 yaşındaki A.B.Ö.’nün davranışı, yalnızca bir 'şaka' olarak görülemez. Ergenlik döneminde beyin hâlâ gelişim aşamasındadır. Özellikle risk algısı, empati becerisi ve sonuç odaklı düşünme mekanizmaları tam olgunlaşmamıştır. Bu nedenle bazı gençler, yaptıklarının toplumsal etkilerini kavrayamaz. Sosyal medyada 'ilgi çekmek' ve 'fark edilmek' kimi zaman gerçekliğin önüne geçebilir. Burada genç, aslında silah değil 'dikkat' doğrultmuştur” dedi.
'BU NOKTAYA BİR ANDA GELMİYORLAR'
Yanlışın yalnızca çocukta değil; sistemi kuran, gözetmeyen yetişkin dünyasında olduğuna da vurgu yapan Dr. Klinik Psikolog Pelin Hazer, “Çocuklar bu noktaya bir anda gelmiyor. Sürekli şiddet görüntülerine maruz kalan, medyada kahramanlaştırılan riskli davranışları izleyen, gerçek hayatta ise duygusal boşluklar yaşayan bir gençlikten söz ediyoruz. Ailelerin, eğitim sisteminin ve sosyal çevrenin duygusal gelişim kadar değer aktarımında da aksadığı bir tablo bu. Çocuğun sınırlarını öğrenmesi gereken yerde çoğu zaman yalnız bırakıldığını ya da ekranlara teslim edildiğini görüyoruz” uyarısında bulundu.

"Gerçeklik algısı zayıfladığında tehlike yalnızca bireysel olmaz, toplumsallaşır. Gerçek ile kurgu arasındaki çizginin silikleşmesi, günümüz gençliği için ciddi bir risk. Bir davranışın sonucu 'gerçek' değil de 'izlenme sayısı' üzerinden değerlendirildiğinde, etik sınırlar bulanıklaşıyor. Bu durum sadece bireysel güvenliği değil, kamusal alanlarda huzur ve güveni de tehdit ediyor. Evet, bu tür olayların artma eğiliminde olduğunu söylemek mümkün. Çünkü gençler sanal dünyada gördüklerini gerçek hayata taşımakta daha cesur… Ancak bunu çoğu zaman sonuçlarını düşünmeden yapıyorlar." - Dr. Klinik Psikolog Pelin Hazer
'ÇOCUĞUN İLGİ AÇLIĞI EVDE DOYURULMALI'
“Aile dijital çağın dışına düşmemeli, bilinçli bir şekilde içine dahil olmalı” diyen Dr. Klinik Psikolog Pelin Hazer, son olarak şu tavsiyede de bulundu: “Ailelerin çocuklarını yalnızca kontrol etmesi değil, onlarla aktif ilişki kurması gerekiyor. Yasaklamak ya da yok saymak yerine sosyal medya içeriklerini birlikte değerlendirmek, duygusal paylaşım kanallarını açık tutmak, değerler sistemini sadece sözle değil, davranışla aktarmak, çocuğun ilgi ihtiyacını evde karşılayabilmek büyük önem taşıyor. Bunlar, bu tür tehlikeli davranışların önüne geçebilmenin en güçlü yollarından bazılarıdır. Çocuk ilgi açlığını evde doyuramazsa, dışarıda tehlikeli biçimlerde aramaya başlar.”