Geri Dön
SurelerAbese Suresi Okunuşu, Türkçe Anlamı, Arapça Yazılışı, Fazileti ve Diyanet Meali

Abese Suresi Okunuşu, Türkçe Anlamı, Arapça Yazılışı, Fazileti ve Diyanet Meali

Abese Suresi, Kur’an’da yer alan önemli surelerden biridir. Bu surenin tüm ayetlerinin Mekke devrinde tebliğ edildiğine inanılmaktadır. Toplamda 42 ayetten meydana gelen sure, Kur’an-ı Kerim’in 80. suresidir. Abese Suresi ismi, 1. ayette yer alan terime dayanmaktadır. Abese, “huzursuzluk sebebiyle yüz buruşturmak” anlamına gelmektedir. Abese Suresi’nin indirilme sebebi ise aynı zamanda Hz. Muhammed’e verilen bir uyarı olarak görülmektedir. Abese Suresi okunuşu, Türkçe anlamı, Arapça yazılışı, fazileti ve diyanet meali ile ilgili detaylı bilgilere içeriğimizden ulaşabilirsiniz.

Abese Suresi Okunuşu, Türkçe Anlamı, Arapça Yazılışı, Fazileti ve Diyanet Meali

Dini kaynaklarda Abese Suresi’nin neden indirildiğine dair çeşitli rivayetler yer almaktadır. Bu bağlamda; Hz. Muhammed’in yoğun olduğu bir gün Mekke halkından Abdullah bin Mektup, peygamberden kendisine Kur’an-ı Kerim’i anlatmasını rica etmiştir. Ancak Hz. Muhammed, gözleri görmeyen bu adamın isteğini yüz buruşturarak reddetmişti. Bunun üzerine Allah-u Teala, Abese Suresi’ni indirerek, peygambere bu durumdan rahatsızlık duyduğunu iletmiştir. Bu bakımdan Abese Suresi, oldukça önem arz etmektedir ve Müslümanlar tarafından oldukça sık araştırılmaktadır. İşte, Abese Suresi’nin Arapça ve Türkçe okunuşu, açıklaması, tefsiri ve diyanet tarafından hazırlanan meali.


Öneri:
Ayetel Kürsi

Abese Suresi Türkçe Okunuşu

1.Abese ve tevella.
2.En caihul'a'ma.
3.Ve ma yudriyke le'allehu yezzekka.
4.Ev yezzekkeru fetenfe'ahuzzikra.
5.Emma menistağna.
6.Feente lehu tesadda.
7.Ve ma 'aleyke ella yezzekka.
8.Ve emma men caeke yes'a.
9.Ve huve yahşa.
10.Feente 'anhu telehha.
11.Kella inneha tezkiretun.
12.Femen şae zekerehu.
13.Fiy suhufin mukerremetin.
14.Merfu'atin mutahheretin.
15.Bieydin seferetin.
16.Kiramin bereretin.
17.Kutilel'insanu ma ekferehu.
18.Min eyyi şey'in halekahu.
19.Min nutfetin halekahu fekadderehu.
20.Summessebiyle yesserehu.
21.Summe ematehu feakberehu.
22.Summe iza şea enşerehu.
23.Kella lemma yakdı ma emerehu.
24.Felyenzuril'insanu ila ta'amihi.
25.Enna sabebnelmae sabben.
26.Summe şakaknel'arda şakkan.
27.Feenbetna fiyha habben.
28.Ve 'ineben ve kadben.
29.Ve zeytunen ve nahlen.
30.Ve hadaika ğulben.
31.Ve fakiheten ve ebben.
32.Meta'an lekum ve lien'amikum.
33.Feiza caetissahhatu.
34.Yevme yefirrulmer'u min ehıyhi.
35.Ve ummihi ve ebiyhi.
36.Ve sahıbetihi ve beniyhi.
37.Likullimriin minhum yevmeizin şe'nun yuğniyhi.
38.Vucuhun yevmeizin musfiretun.
39.Dahıketun mustebşiretun.
40.Ve vucuhun yevmeizin 'aleyha ğaberetun.
41.Terhekuha kateretun.
42.Ulaike humulkeferetulfeceretu.

Abese Suresi Türkçe Anlamı

1, 2.Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.
3.(Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,
4.Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.
5.Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;
6.Sen, ona yöneliyorsun.
7.(İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!
8, 9, 10.Allah'a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.
11.Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur'an) bir öğüttür.
12.Dileyen ondan öğüt alır.
13, 14, 15, 16.O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.
17.Kahrolası (inkarcı) insan! Ne nankördür o!
18.Allah onu hangi şeyden yarattı?
19.Az bir sudan (meniden). Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi.
20.Sonra ona yolu kolaylaştırdı.
21.Sonra onu öldürdü ve kabre koydu.
22.Sonra, dilediği vakit onu diriltir.
23.Hayır hayır o, Allah'ın kendisine emrettiğini yerine getirmedi. (İman etmedi.)
24.Herşeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın!
25.Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık.
26.Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık!
27, 28, 29, 30, 31, 32.Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.
33, 34, 35, 36, 37.Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.
38.O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar,
39.Gülerler, sevinirler.
40.O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.
41.Onları bir siyahlık bürür.
42.İşte onlar, kâfirlerdir, günaha dalanlardır.

Abese Suresi Arapça Yazılışı

Abese Suresi Okunuşu, Türkçe Anlamı, Arapça Yazılışı, Fazileti ve Diyanet Meali

Abese Suresi Okunuşu, Türkçe Anlamı, Arapça Yazılışı, Fazileti ve Diyanet Meali

Abese Suresi Fazileti ve Sırları

Abese fiilinin masdarı olan abs, “hoşnutsuzluk sebebiyle yüzdeki ifadenin değişmesi, yüz ekşitme, surat asma ve kaş çatma” gibi mânalara gelir. Necm sûresinden sonra nâzil olan Abese sûresinin Mekkî olduğunda ittifak vardır. Âyet sayısı kırk ikidir. Adını ilk kelimesinden almış olup on beşinci âyetteki sefere (amelleri yazan melekler) ve otuz üçüncü âyetteki sâhha (kulağı sağır edecek şiddetteki ses; kıyamet) kelimelerinden dolayı Sefere veya Sâhha sûresi diye de anılır. Fâsılaları ا، ه، م harfleridir. Abese sûresinin nüzûl sebebi olarak şu olay nakledilir: Hz. Peygamber bir gün, Kureyş kabilesinin ileri gelenlerinden Utbe b. Rebîa, Ebû Cehil, Ümeyye b. Halef ve Abbas b. Abdülmuttalib ile konuşuyordu; onların müslüman olmalarını istiyor ve bu konuda gayret gösteriyordu. Bu sırada âmâ sahâbîlerden İbn Ümmü Mektûm yanlarına gelerek Hz. Peygamber’den kendisine bir âyet okumasını istedi. “Ey Allah’ın elçisi, Allah’ın sana öğrettiklerinden bana da öğret!” dedi ve onun başkalarıyla meşgul olduğunu farketmediğinden bu sözünü birkaç defa tekrarladı. Konuşmasının kesilmesinden dolayı canı sıkılan ve bu hoşnutsuzluğunu yüz ifadeleriyle açığa vuran Hz. Peygamber, onunla ilgilenmeyerek yanındakilere döndü ve konuşmasını sürdürdü. Konuşmasını bitirip kalkacağı sırada Abese sûresi nâzil oldu. Sûrenin ilk on altı âyetinden meydana gelen bölümü, Hz. Peygamber’i bu tavrından dolayı uyaran ve nasıl davranması gerektiğini açıklayan bir muhteva taşımaktadır; bu hususta diğer sûrelerde de bazı âyetler vardır (bk. el-En‘âm 6/52; el-Kehf 18/28). Hz. Peygamber, bu olaydan sonra İbn Ümmü Mektûm ne zaman yanına gelse, “Ey rabbimin beni kendisi hakkında uyardığı kişi, merhaba, hoş geldin!” diyerek onunla yakından ilgilenir, iltifatta bulunur ve ihtiyacını sorardı. Hz. Hatice’nin dayısının oğlu olan İbn Ümmü Mektûm, Bilâl’le birlikte Resûlullah’a müezzinlik yapmıştır. Peygamber hemen her gazâya çıktığında Medine’de kalanlara namaz kıldırmakla onu görevlendirmiştir (daha fazla bilgi için bk. İBN ÜMMÜ MEKTÛM). Abese sûresinden önceki Nâziât sûresi Hz. Peygamber’in bir uyarıcı olduğuna dair ifadelerle son bulurken, bu sûre bizzat Peygamber’in uyarılması, ayrıca öğüt ve uyarının kimlere fayda vereceği konusuna dikkat çekerek başlamaktadır. Hz. Peygamber’e, kalpleri öğüt almaya, gerçeği anlamaya yatkın ve arzulu kimselerle ilgilenmesi tavsiye edilirken, dünya nimetleriyle şımararak bir umursamazlık içinde haktan yüz çevirenlere karşı tebliğden öte bir sorumluluk taşımadığı hatırlatılmaktadır. Hak ve hakikatin apaçık ortada olduğu, dileyenin ona talip olabileceği, asıl ilgi gösterilmesi gerekenlerin hidayete ulaşmaya istekli kimseler olduğu ifade edilmektedir. Daha sonraki âyetlerde ise Allah’ın nimetlerinden bahsedilerek insanın nankörlüğü dile getirilmekte, bu nimetler üzerinde düşünmeyen, nimetlerin şükrünü eda etmeyen insanların acıklı sonu, kıyametten muhtelif tablolar çizilerek belirtilmektedir. Enes b. Mâlik’in rivayetine göre bir gün Hz. Âişe, “Âhirette çıplak mı haşredileceğiz?” diye sormuş, Hz. Peygamber de “Evet” diye cevap vermiş. Bunun üzerine Âişe, “Çıplak olmaktan dolayı vah başımıza geleceklere!” diyerek üzülünce bu sûrenin, “O gün herkesin kendine yetecek bir derdi ve işi vardır” meâlindeki otuz yedinci âyeti nâzil olmuştur. Âyetten anlaşıldığına göre, kıyamet günü hiç kimse bir başkasının durumuyla ilgilenme fırsat ve imkânını bulamayacak, herkesin derdi başından aşkın olacaktır.

Abese Suresi Tefsiri

Hz. Peygamber putperest önderlerin ikna edilmesi halinde onları izleyen halkın İslâm’ı daha kolay benimseyecekleri düşüncesiyle onlarla da meşgul oluyordu. Böyle birine yaptığı konuşmanın ortasında yanlarına gelen bir âmânın zamansız sorularından rahatsız olarak yüzünü ekşitmiş ve ona cevap vermemişti. Bunun üzerine Allah Teâlâ, resulünü sitemli bir ifadeyle uyardı; onun, kimlere verilecek emeğin daha verimli olacağını kesin olarak bilemeyeceğini, topluluğun ileri gelenlerinden de sorumlu olmadığını bildirdi. Bundan etkilenen Hz. Peygamber’in, daha sonra zaman zaman Abdullah’ı gördüğünde, “Kendisinden dolayı rabbimin beni azarladığı şahsa merhaba!” diyerek ona iltifatta bulunduğu rivayet edilmektedir. Bu vb. bazı iltifatlarının yanında, iki defa gazâya çıktığında yerine Medine’de kalanlara namaz kıldırmak üzere Abdullah’ı görevlendirdiği de rivayet edilmiştir (Zemahşerî, IV, 217).

Birkaç âyette Hz. Peygamber’in “zelle” denilen bazı hataları hatırlatılmış ve düzeltilmiştir (meselâ buna yakın bir uyarı örneği için bk. Tevbe 9/43). Ancak bunlar içinde nisbeten sert bir üslûp taşıyan tek öğüt ve uyarı konumuz olan âyetlerdedir. Bu âyetler, vahyin objektifliğini ve peygamberin insanlığa kendi istek ve düşüncelerini değil, ilâhî vahyi tebliğ ettiğini, ayrıca onun bir ilâh gibi yanılgısız sayılmaması gerektiğini göstermesi bakımından son derece anlamlıdır. Bunun kadar önemli bir husus da Resûlullah’ın, kendi tutumunu eleştiren bu âyetleri, en ufak bir kaygı ve komplekse kapılmadan halka okuması, duyurmasıdır. Bu da onun dâvetindeki samimiyetini, hakikat sevgisini ve üstün ahlâkını gösterir.

“Kendini her şeye yeterli gören” diye çevirdiğimiz 5. âyet Mekke’nin ileri gelen zenginlerini ve kabile reislerini ifade eder. Bunlar mal ve adamlarının çokluğu sebebiyle büyüklük taslayarak inkârcılıkta devam ediyor, Allah ve peygamberinin kendilerine doğru yolu göstermelerine ihtiyaçlarının olmadığını söylüyorlardı. Allah korkusu ile huzuruna gelen âmâ ise Kur’an’ın nuruyla aydınlanarak cehaletten kurtulmak ve günahlardan arınmak istiyordu.

Abese Suresi Konusu

Abdullah İbn Ümmî Mektûm olayını hatırlatan ve bu konuda Hz. Peygamber’in uyarıldığı âyetlerle başlayan sûrede daha sonra kıyamet, öldükten sonra dirilme, vahiy ve peygamberlik konuları üzerinde durulmuştur.

 Ayetel Kürsi duasını okumak için Ayetel Kürsi linkine tıklayabilirsiniz.