Sigmund Freud: Çözümlemeyle geçen bir ömür ve psikanaliz

Bugün dünyaca ünlü nörolog ve psikanalizin kurucusu Sigmund Freud'un ölüm yıldönümü. Kendini psikoloji bilimine adayan ve aynı zamanda yapmış olduğu çalışmalarla birçok bilim insanının da düşüncelerini şekillendiren Sigmund Freud'un hayatına gelin Molatik olalım...

Sigmund Freud: Çözümlemeyle geçen bir ömür ve psikanaliz

Goethe'nın yapıtlarından etkilendi

Sigmund Freud, orta halli bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana'ya yerleşmek zorunda kaldı ve Freud, 4 yaşından ölümünden bir sene öncesine kadar Viyana’da yaşadı. Oldukça başarılı bir öğrenci olan Freud, kendisine verilen Latince, Fransızca ve İngilizce eğitimlerinin dışında İbranice, İspanyolca ve İtalyanca da öğrendi. Goethe'nın yapıtlarından etkilenen Freud, başlangıçta çok istemese de tıp okumaya karar verdi.

 

Viyana'da özel hekimliğe başladı

Sigmund Freud, üniversite yıllarında Yahudi düşmanlığıyla karşılaştı ve okuldaki arkadaş çevresinden dışlandı. İlerleyen zamanlarda fizyolojist Brücke'nin laboratuvarına girdi, burada 'anatomopatoloji' ve insan sinir sistemi üzerine araştırmalar yaptı ve 1881'de tıp öğrenimini bitirdi. Aldığı bir bursla 1885'te Paris'e giden Sigmund Freud, 'Salpêtriê Hastanesi'nde, Jean Martin Charcot'un yanında staja başladı. Burada histerinin belirtilerini, hipnotizma ve telkinin etkilerini gözlemledi. Charcot'dan çok etkilendi ve onun konferanslarını Almancaya çevirdi.

Daha sonra Paris'ten ayrılarak Berlin'e gitti. Burada 'çocuk nöropatolojisi'yle ilgilendi. Viyana'ya dönerek özel hekimliğe başladı. 1886 ekim ayında 4 yıldır nişanlı olduğu Martha Bernays ile evlendi. Sinir hastalıkları ve histeri şikayetiyle kendisine başvuranlar üzerinde dönemin ünlü tedavi yöntemlerini, 'elektroterapi' ve 'hipnotizma'yı uyguladı. 1887'de Dr. Bernheim'in 'Telkin ve Telkinin Tedavideki Uygulamaları Üstüne' adlı kitabını çevirdi.

 

10 yıl boyunca psikanalizin yaratılmasına yoğunlaştı

1896 yılında babasının ölümü üzerine derin bir bunalıma giren Freud, sistematik olarak kendini çözümlemeye başladı. Yine aynı yıl Breuer'le nevrozların cinsel açıdan açıklanması konusunda ters düşerek yollarını ayırdı. Bu dönemde W. Fliess'le yazışmaları, özçözümleme süreci, hayatı üzerinde önemli etkiler yarattı. Hayatının 10 yıl süren bu döneminde hem yandaş hem öğrenci bakımından yalnız kalan Freud, hastaların tedavisi ve psikanalizin yaratılmasına yoğunlaştı. Bu sürecin sonucu olarak 1897'de ünlü eseri ‘Oedipus Kompleksi’, 1900'de ise ‘Düşlerin Yorumu’ ortaya çıktı.

1923 yılında üstçene ve damak kanseri olan Freud, hastalığı yenebilmek için toplamda 33 kez ameliyat oldu. Öyle ki hastalıktan ötürü sürekli protez takması gerektiği için uzun yıllar konuşma ve yemek yeme sıkıntısı çekti. 1938'de Naziler'in Viyana'ya girmesiyle birlikte en küçük çocuğu Anna ile birlikte Avusturya'yı terk etmek zorunda kalarak Londra'ya yerleşen Freud, ölümüne dek tedavi ve çalışmalarına burada devam etti. 1939 yılında ise hayatını kaybetti.

 

Bu makaleye ifade bırak