SiyasetAsker göndermemek süper ligde olmamaktır

Asker göndermemek süper ligde olmamaktır

28.08.2006 - 00:00 | Son Güncellenme:

Çandar, "Lübnan devleti yeniden kuruluyor. Gidecek olan askeri bir güç, AKUT değil. Asker göndermemek bir zayıflıktır. İran, Türkiye ile çatışmadıkça Hizbullah Türk askerine saldırmaz" diyor

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Asker göndermemek süper ligde olmamaktır

ORTADOĞU UZMANI GAZETECİ, YAZAR CENGİZ ÇANDAR'DAN LÜBNAN KRİZİ: CENGİZ ÇANDAR: Bu bölge doğum sancıları içinde. Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte Avrupa haritası değişti. Avrupa'ya paralel harita değişikliği bir de Ortadoğu'da oldu. Tek kutuplu dünya düzenine girdik. DERYA SAZAK: Lübnan'a asker gönderme konusunda Cumhurbaşkanı Sezer, hükümetin aceleci davrandığını belirterek TSK'nın bölgede görevlendirilmesine karşı olduğunu açıkladı. 34 günlük savaşın ardından bölgeyi ve Türkiye'nin konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? ABD de zorlanıyor. Dünyaya nasıl biçim vereceğini tam kestiremiyor, direnmelerle karşılaşıyor. 11 Eylül'le buna devlet olmayan aktörlerin, El Kaide, Hizbullah gibi örgütlerin rolü eklemlendi. Ortadoğu'da siyasi İslamın bir yükselişi var. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), aynı zamanda demokrasiye geçiş projesi. İslam coğrafyası küreselleşmeye de adapte olamıyor bir türlü. Ortadoğu'da yaşananlar bu entegrasyonun da sancıları. ABD hegemonyası... Tarih inşa halinde. Aceleci hükümlerden kaçınmak gerekiyor. BOP eğer resmi tertipli bir demokrasiyi başta Irak olmak üzere birkaç Ortadoğu ülkesinde 3 sene içinde yerleştirmeyi öngören bir proje idiyse iflas etti. 11 Eylül sonrası Irak işgali konusunda Bush yönetimini cesaretlendiren The New York Times yazarı Friedman, hata yaptıklarını, Irak'tan çekilmeleri gerektiğini yazdı.. 'Ilımlı İslam' çıkıyor Amerika açısından bence hayal kırıklığı Irak'taki seçimlerin ortaya çıkardığı fotoğraftan ziyade Filistin'de Hamas'ın seçim kazanmasıydı. Hamas, Irak'taki fotoğrafın tonunu da değiştiriyor, bölgenin başka yerlerinde benzeri ihtimalleri getiriyor. Suriye'de rejim son derece zayıf, yüklendin mi gidecek ama "Beşar Esad'ın ardından Müslüman Kardeşler çıkabilir" korkusu beliriyor. Seçim olsa Hamas'ın Ürdün kolu kazanır. Mısır'da Mübarek"in durumu da aynı. Irak'ta seçim yapıldı, demokrasi İran'ın bölgedeki etkinliğini ve Şii nüfuzunu daha artırdı. ABD bunu istemiyordu herhalde... Ortadoğu'da bir zamanlar ABD'nin 'anti komünist' koz olarak kullandığı İslamcı unsurlar öne çıkıyor. Bu İslamcı örgütler aynı zamanda otokratik, totalci yapıdalar ve seçilseler de demokrasi ihtiyacı ortadan kalkmıyor. Sadece İslamcılarla ABD'nin çatışması değil, Müslümanların kendi aralarındaki bir meseleden de söz ediyoruz. Siyasi İslamın egemenliğinde bir İslam dünyasına evet mi, hayır mı? Amerika bu parantez içinde hareket etmeye çalışıyor. İşte o zaman da, 'ılımlı İslam' lafı ortaya çıkıyor. Sovyetler'e karşı uygulanan 'yeşil kuşak' politikası, İslam kartı aleyhe mi döndü? Bu ihtimali görmüyorum. Irak'taki 'kan banyosu' biraz da ABD'nin bilinçli olarak izlediği rotanın sonucu. ABD'nin ibresi hafif Sünnilere dönmüş durumda ve el altından Sünni direnişçilerle de görüşüyor. Sünnilerle Şiiler birbirlerini kırdıkça Amerika'nın vazgeçilmezliği ve hakem konumu devam ediyor Irak'ta.ABD'nin Irak politikası, 'kontrollü bir istikrarsızlık.' ABD çekilir mi Irak'tan? Kerkük-Bingöl cephesi Çin'le ilgili bir espri vardır. Çu En Lay'a sormuşlar, "Fransız Devrimi hakkında ne düşünüyorsunuz?" diye... "Bu konuyu konuşmak için henüz çok erken" demiş. 1 Mart tezkeresi de aynı şey... 20-30 yıl sonra, şöyle oldu ya da böyle oldu diyebileceğiz. Türk askeri girmiş olsaydı Irak'a ne olurdu? Iraklı Kürtlerin buna şiddetli tepkisi ve direnci vardı, iyi olmazdı. Bence çatışırdık!.. Kerkük ile Bingöl arasını tek cephe haline getirirdik. O zaman Türkiye ve Irak arasındaki, Türkiye Kürtleri ile Iraklı Kürtler arasındaki sınırı iptal etmiş olacaktık . Türkiye'ye dönersek... 1 Mart tezkeresi reddedilmeseydi Türkiye'nin daha etkin rol oynayacağını düşünen çevreler var. Kuzey Irak ile Güneydoğu'yu birleştirmiş olacaktık. Barzani'nin, Talabani'nin de silahlı güçleri var. Direndikleri anda zaten Türkiye'nin içindedir. Bir Kürt sorunu var. Deniz Baykal da, benzer kaygıyı ' Güneydoğu, Kuzey Irak'a dönerdi' diye ifade etti. Kürt çatışması gibi bir şeye gelmiş olurdu. Filizlenmeye başladı ama Arap-Kürt ayrılığı gibi olmadı PKK gibi örgütlere rağmen. Güneydoğu'da Kürtler taraf mı olurdu? Ama benim o dönem savunduğum o nüanslar doğal olarak kayboluyor. Amerikalılar savaşı çıkarmakta kararlı olduğundan ve önlenemez bir savaştan emin olarak şunu diyordum: Bırakalım geçsinler. Tezkere o değildi, Türkiye de Kuzey Irak'a girecekti. O zaman tehlike doğuyordu. Siz de tezkereyi savunuyordunuz, ABD'nin Irak'a müdahalesinden yanaydınız. Çankaya karşı Savaş, Türkiye'yi birinci derecede ilgilendiriyor. Amerika ve yandaşlarının kaybetmesi halinde Ortadoğu'da İslamcı otokrotik rejimlerin kurulabileceği, Taliban türevlerinin Ortadoğu'ya intikal edeceği bir manzara doğabilir. Veya, İran Suriye ekseni var. Ortadoğu'da İran, Suriye nüfuzu arttığı ölçüde Türkiye'nin durumu zayıflar. Türkiye ne yapmalı? Asker gönderilmesine muhafelet karşı, Çankaya da... İran Türkiye ile çatışma kararı almadıkça Hizbullah da Türk askerine saldırmaz. Hizbullah, Lübnan Şiilerinin örgütüdür doğru fakat Hizbullah aynı zamanda Lübnan'daki İran devletidir. Silahı, parası her şeyi İran'dan geliyor. Güney Lübnan'da Türk askerine Hizbullah'ın ateş açmasını, bölgenin genel dengesi ve İran'ın bir siyasi hamlesi bağlamının dışında düşünemeyiz. Açarsa onun yorumu var: İran Türkiye ile hırlaşmak istiyor demektir. Türk askeri Hizbullah'la çatışırsa... ABD, Kürtleri değil Türkiye'yi tercih eder ABD, Türkiye ile Kürtler arasında tercih yapmak durumunda kalırsa mutlaka Türkiye'yi tercih eder. Dün böyleydi, bugün ve yarın için de böyle. Çünkü Türkiye nereden baksanız büyük bir devlet ve Iraklı Kürt liderleri biliyor. Amerika ile balayılarının en hararetli zamanını da yaşıyor olsalar bu gerçek değişmez. Türkiye, Rusya'nın tekelinden çıkması istenen enerji yollarının Avrupa'ya giden en önemli enerji köprüsü haline geliyor. Amerika için stratejik küresel perspektifleri açısından çok hayati bir ülke Türkiye. NATO üyesi ve çok güçlü bir ordusu var. İncirlik Üssü'nü kullandırmışsın Afganistan'da, Irak'ta... İran'la nükleer kriz tırmanıyor. ABD, Kuzey Irak'ta devletin temellerini 1990'larda attı, Çekiç Güç'e destek veren Özal dönemi ve sonrasındaki iktidarların da bunda harcı var. Yeni Ortadoğu haritalarının havada uçuştuğu günlerde Türkiye'nin bölgedeki kanlı oyuna dahil olması doğru mu? ABD'ye nasıl güveneceksiniz? Kime oynadığı belli değil... ABD'nin işine gelen Türkiye'nin bölünmemesi ve istikrarsızlaşmaması. Aksi bir durum, küresel perspektifi bozar. Bu tablo içerisinde PKK meselesi daha ayrıntılı bir sorun, Kürt bölgesinde sürtüşme istemiyor. ABD, PKK'nın Türkiye'ye zarar vermesini istemez. Kürtlere devlet kurdurmaz öyle mi? Sevda Tepesi'ne izin için mi gitti? Lübnan'a asker göndermek, bence Türkiye'nin çok da fazla soruyla karşı karşıya bulunup birisini seçeceği bir durum olarak karşımıza çıkmıyor. Ortadoğu siyasetinde yeni bir sayfa açılacak. 1701 sayılı karar, Lübnan devletinin yeniden kurulması kararı aslında. Bunun için bir uluslararası gözetim mekanizmasına ihtiyaç var. Fakat bu öyle bir güç olmalı ki, dişleri tırnakları sökülmüş olmamalı. Kendimizi kandırmayalım, bu bir askeri güç olacak, AKUT'tan söz etmiyoruz.Dışişleri Bakanı Abdullah Gül 48 saatte Ortadoğu başkentlerini turladı. Madem bu işte yoksun, niye dolaşıyorsun? Sevda Tepesi'ne imar iznini mi konuşuyorsunuz demezler mi? AKP, asker gönderme meselesinde zorlanacak. Kamuoyu istemiyor. Evet, uluslararası sistem Türkiye'ye ilişkin bir imaj çiziyor, tamam, şampiyon adayı değilsiniz ama süper ligde oynuyorsunuz. Hayır, "Ben bu ligde değilim" dediğiniz anda ağırlığınızı kaybedersiniz. Güney Lübnan'a 15 bin kişilik barış gücü konuşlandırılacak. Bu Lübnan devletinin yeniden kuruluşuna nezaret etme anlamına geliyor. Hizbullah'ın İsrail'e saldırmaması, İsrail'in güney Lübnan' a girmemesi gerekiyor. Asker göndermemek bir zayıflık mıdır? O zaman BM Güvenlik Konseyi sistemi çökmüş demektir. Barış gücü zaten çekilir. 1956 ile 1967 arasında Sina'da Mısır İsrail arasında boydan boya BM gücü vardı. Bir gerilim oldu, Nasır, 'çekilin savaşa giriyorum' dedi, çekildiler ve savaş çıktı zaten. İlla savaş olacaksa, olur. Bu gücün misyonu biter. İki ateş arasında kalınırsa ne olacak? Büyükanıt, hükümet isterse tereddüt etmez Askerin içinde 1 Mart'ta Irak'a girilmesinden yana olanlar da vardı. Girmek istemeyenlerin bir bölümü ABD'ye güvenmediği için, bir başka bölümü de AKP'den hazzetmediği, onu ofsayta düşürmek için, Amerika ile AKP'yi tokuşturmak amacıyla karşı çıktılar. Tarih kitapları ileride bunları yazacak. Bildiğim kadarıyla Yaşar Büyükanıt 1 Mart tezkeresi zamanında girme eğilimi taşıyordu. Genelkurmay Başkanı olduğunuz zaman o konjonktürde komutanlar ne yapması gerekiyorsa onu yaparlar. Hilmi Özkök'ten sonra 180 derece bir politika değişikliği olmaz. Yaşar Büyükanıt'ın bir özelliği de çok zeki ve dış dünyaya çok açık birisi olması. Hükümet Lübnan'a asker göndermek isterse, Büyükanıt'ın bir tereddüdü olacağı kanısında değilim.Asker göndermenin en kestirme kazanımı şu: AB'de özgül ağırlığınız değişir. Kıbrıs'ta limanları açın tartışması bir süre gündemden düşer. PKK meselesinde de ABD daha duyarlı olur. Cumhurbaşkanı Sezer, PKK ile mücadelede destek olmayan Batı'ya, özellikle de 'sınır ötesi harekâta' karşı çıkan ABD'ye mesaj verdi. Hükümet Lübnan'a asker göndererek bu yolu da açmak istiyor olabilir mi? Bir de 30 Ağustos faktörü var, Org. Yaşar Büyükanıt Genelkurmay Başkanlığı'nı devralıyor. Sezer'in eleştirileri hükümeti etkilemez Sanmıyorum. Sezer'in sözleri, Çankaya'daki izolasyonist zihniyetin dışa vurması. Talihsiz bir güne rastladı, Fransa ve İtalya Brüksel zirvesinde Kofi Annan'a asker sayısını artıracaklarını bildirdi. Sezer'in çıkışı kamuoyunu alevlendirse bile hükümetin kararlılığını etkilemeyecektir. AKP Grubu'ndaki muhaliflerin Erdoğan'a desteği artacaktır. İktidar geri adım atarsa, cumhurbaşkanlığı seçimi dahil önümüzdeki bir yılın politikaları Çankaya'nın ipoteğine girer ki, Erdoğan buna izin vermez. Cumhurbaşkanı Sezer'in çıkışı AKP hükümetinin tezkereyi Meclis'ten geçirmesini zora sokar mı?

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler