06.10.2012 - 02:30 | Son Güncellenme:
GÖKÇER TAHİNCİOĞLU
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Cezaevleri Alt Komisyonu’nun, Silivri Ceza İnfaz Kurumu’na ilişkin taslak raporunda yer alan ifadeler tartışma yarattı. Taslak raporda, Silivri Başsavcısı’nın, mahkumların cezaevindeki su sıkıntısı eleştirilerine, “sSuyun kötü niyetli kullanımı söz konusudur” yanıtını verdiği belirtildi.
Cezaevleri Alt Komisyonu’nun Silivri Cezaevi incelemesine ilişkin taslak rapor tamamlandı. Anadolu Ajansı’nın haberine göre, raporda, 11 bin 270 kişilik olan 8 bin 586 kişinin tutulduğu cezaevinde mahkumlar cezaevinde suyun az verilmesinden şikayet etti. Rapor hazırlanırken Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ve cezaevi idaresinin, cezaevinde kalanların şikayetleriyle ilgili görüşlerinde de başvuruldu. İşgörev ve idareciler şikayetleri şöyle yanıtladı:
- Günde 7 saatle sınırlı su hizmeti 9 saate çıkarıldı; sürenin 24 saate çıkarılması amaçlanıyor.
- Her bir koğuş için verilen toplam su miktarı (400 litre) dünya standartlarının ve yönetmelikte belirlenen miktarın üstündedir.
- Yaşanan sıkıntıların bir kısmı, suyun kötü niyet veya ihmal içeren kullanımından kaynaklanmaktadır. Bu kullanımların önlenmesi için koğuş bazında su saati konulması düşünülmektedir.
‘Koğuşlar çok kötü’
Silivri’deki incelemelere katılan CHP’li Özdemir, su tartışmasının kaynağı konusunda şunları anlattı:
“Başsavcı bize ‘Sırf devlete zarar olsun diye suyu boşuna akıtıyorlar. Vanayı özellikle açıyorlar, akıtıyorlar’ dedi. Her koğuşa sayaç takacaklarını söyledi. İdarenin değil mahkumların tarafını tutması gerektiğini söyledim. Zaten suya ihtiyaç duyuyor insanlar, bir de onları sorumlu tutuyor. Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay’ın koğuşları çok kötü durumdaydı. Fayanslar kırık, boyalar kötü. Çok pisti. Sedat Peker’e gittik, pırıl pırıldı. Bize, temizlikten mahkumların sorumlu olduğunu söyledi. Kolundan tutup, ‘gel birlikte gidelim koğuşlara’ dedim. Zaten raporlar suya sabuna dokunmadan, gerçek sorunlar sıralanmadan yazılmış.”
‘İddianın dayanağı yok’
Komisyon üyesi BDP’li Ertuğrul Kürkçü de, “Başsavcının iddiasının dayanağı yok. Mahkumlar bütün cezaevlerinde bu sıkıntıyı yaşıyor. Ciddi bir problem. Tasarruf fikriyle hareket edildiği söyleniyor ama o da doğru değil. Suyun kötüye kullanımı değil, kötü niyetli kısıtlanması söz konusu” dedi.
Yemekler aşırı yağlı
Taslak raporda, mahkumların cezaevindeki şikayetleri şöyle sıralandı:
- Sosyal faaliyet ve kurslardan yararlanma taleplerinin geri çevriliyor.
- Açık bir yalnızlaştırma politikası uygulanıyor.
- Ayda iki saat olan açık görüş hakkı, idarece mahkum sayısı artışı gerekçe gösterilerek bir saate indirildi.
- Bilgisayar kullanım hakkı haftada 4 saatle sınırlandırıldı.
- Su günde 7 saat, belirli bir çizelge ile veriliyor.
- Koğuşlarda akustik problem var; ses yankılanarak gürültüye sebep oluyor.
- Yemekler aşırı yağlı.
- Sıcak suyun verildiği günlerde su çamurlu akıyor.
Komisyon ‘memnun’ olmuş
TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Cezaevleri Alt Komisyonu’nu Silivri raporunun son bölümünde şu tespitleri sıraladı:
- Cezaevinde, kapasite fazlası tutuklu ve hükümlü barındırılmaması memnuniyet verici.
- Ortak alanların kamerayla izlenmesinin tutuklu ve hükümlü hakları açısından sorun oluşturmadığı düşünülmektedir. Bununla birlikte kamera kayıtlarının muhafazası hususunda mevzuat düzenlemesi yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmiştir.
- Su sıkıntısının giderilmesine ilişkin alınması düşünülen tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesi önem arz etmektedir.
- Koğuşların akustik özelliğinin mahpusların sağlığını olumsuz etkileyebileceği düşünüldüğünden bu sorunun çözümü için çalışmalar yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.