Geri Dön
SiyasetEkmeleddin İhsanoğlu seçim bildirgesini açıkladı

Ekmeleddin İhsanoğlu seçim bildirgesini açıkladı

Ekmeleddin ihsanoğlu seçim bildirgesini açıkladı. Gazetecilerin sorularını yanıtlıyor.

Ekmeleddin İhsanoğlu  seçim bildirgesini açıkladı

CHP ve MHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim bildirgesini açıkladı. 28 Şubat’ta gencecik kız çocuklarına “sıkmabaş” diye bağıranlar olduğunu ifade eden İhsanoğlu, "Ben buna karşı dokuz çocuğun yanında durdum. Makamım elimden alındı, kürsüm kapatıldı. Ben öğrencilerime sıkmabaş diye hakaret ettirmem. Ben talebelerime, gözlerinden sevgi fışkıran gençlerime çapulcu dedirtmem" dedi.

Ekmeleddin İhsanoğlu, seçim kampanyasına ilişkin Çırağan Sarayı’nda basın toplantısı düzenledi. İhsanoğlu’nun ailesinin de hazır bulunduğu basın toplantısına çok sayıda köşe yazarı ve basın mensubu katıldı. Konuşmasına dua ile başlayan Ekmeleddin İhsanoğlu, “Cumhuriyetimizin en kritik dönemlerinden birinde, cumhurbaşkanının ilk kez vatandaşların oylarıyla belirleneceği bu dönemde, Türkiye’nin 12’nci cumhurbaşkanı adayı olarak huzurunuzdayım” dedi.
Konuşmasına “Ey azizler” diye devam eden İhsanoğlu, “Bu çok hassas dönemde seçime giderken, ülkemizin içeride huzurunu korumaya, komşularıyla ihtilaflarını çözmeye her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Ey azizler diye hitap etmek istiyorum. Çok hassas dönemden geçiyoruz. Her zamankinden daha fazla huzura ihtiyacımız var” diye konuştu.
MHP, CHP dahil, AK Parti ve diğer tüm partilerin seçmenlerinin, tüm Türkiye’nin cumhurbaşkanı adayı olduğunu kaydeden İhsanoğlu, “Hiçbir partiye diğer partilerden daha yakın veya uzak değilim. Her partide namusuyla çalışan bürokrat, teknokrat var. Hepsine sonsuz saygı besliyorum. Benim tüm ülkede sevdiğim saydığım milletim vardır” ifadelerini kullandı.

“BEN GÖZLERİNDEN SEVGİ FIŞKIRAN GENÇLERİME ÇAPULCU DEDİRTMEM”
Ekmeledin İhsanoğlu, 28 Şubat’ta gencecik kız çocuklarına “sıkmabaş” diye bağıranlar olduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
“Ben buna karşı dokuz çocuğun yanında durdum. Makamım elimden alındı, kürsüm kapatıldı. Ben öğrencilerime sıkmabaş diye hakaret ettirmem. Okuma hakkının elinden alınmasına da izin veremezdim. Gün geçti yeni bebekler doğdu. Ülkeleri için sokağa çıktılar. Dün nasıl gençlerin yanındaydım, bugün de yanındayım. Ben talebelerime, gözlerinden sevgi fışkıran gençlerime çapulcu dedirtmem. Bir Türk çocuğuna böyle hakaret edilmesine izin vermem. Geçen sene bugün kaybettiğimiz Ali İsmail Korkmaz da onlardan biriydi. Ben bir daha bu acıların yaşanmaması için bu yola çıktım. Onun da, tüm kaybettiğimiz canların da ruhu şad olsun. Elbette her yerde her zaman bu gibi demokratik gösterileri suiistimal etmeye çalışan gruplar olacaktır. Şurada bin kişi toplansa, önce su satan esnaf, sonra polis, sonra o küçük gruplar. Devletin görevi sapla samanı ayırmaktır. Bu ülkeyi üçe beşe bölmekle, her fırsatta ikilik çıkartmakla siyaset yapılır belki ama devlet yönetilemez. Analar bu çocukları doğuruyor, yemiyor içmiyor büyütüyor. Edirne’deki evlatlarımız çok kıymetli, Hakkari’deki evlatlarımız da çok kıymetli. Kadınlarımız da çok kıymetli ama ne yazık ki kadınlarımız ne siyasette, ne de istihdamda hak ettikleri noktalara gelebilmişlerdir. Halen çocuk gelinlerde dünya üçüncüsüyüz. Kadın cinayetlerde de üst sıralardayız. Ben kadınlarımızın tüm hak ve hürriyetleriyle yaşadığı bir ülke hayal ediyorum. Ben çocuklarımızın katil olmayacağı, kimsenin kimsenin canına kast etmeyeceği bir Türkiye hayal ediyorum.”

“SAYGI EKMEK İÇİN VERİN ELİNİZİ”
Konuşmasında “saygı” vurgusu yapan İhsanoğlu, “Ekeceğimiz diğer tohum saygıdır. Üslupta saygı. Bağımsız yargı, bir suç iddiasıyla ilgili hükmünü bildirmedikçe, böyle bir hükmü vermek yargısız infaz demektir. Maalesef ülkemizde yargısız infazları görüyoruz. Herkesin herkesle ilgili peşin bir hükmü var. Düşünceler kamplaşıyor. Saygısızlık tarafların hepsini üzer, zarar verir. Bu sebeple cumhurbaşkanı seçilirsem derin yaralar almış, hatta neredeyse kangren haline dönüşmüş bu ilişkileri saygı çerçevesinde iyileştirmek için çalışacağım. Hükümleri hukuk versin, hukuka herkes güvensin, hiç kimse adaletten üstün değildir. Suçu ispatlanmadıkça hiç kimse suçlu değildir. O halde adalete saygılı, muhalefete saygılı, farklı görüşlere sahip olanlara saygılı olmak. Hükümete saygılı, toplumun her kesimine saygılı olmak için bu tarlaya saygı ekmemiz gerekecek. Saygı ekmek için verin elinizi” diye konuştu.
“Ekeceğimiz diğer tohum da dirlik” diyen İhsanoğlu, “Dirlik bir insanın sağlığı, huzuru, güveni demektir. Fertleri dirlik içinde bir toplum, topyekun dirlik içindedir” dedi.

“CUMHURBAŞKANLARI YOL YAPMAZ AMA YOL GÖSTERİR”
İhsanoğlu, gittiği her yerde duyduğu tek şeyin “faizli borç” olduğunu belirterek, “Diyeceksiniz ki cumhurbaşkanlığı icra makamı değildir. Evet icra yetkisi yoktur ama icrayla el ele vererek, çağrı yaparak, yetkisini ve pozisyonunu kullanarak yol gösterir. Cumhurbaşkanları yol yapmaz ama yol gösterir. Türkiye’nin en yoksul kesimini bir basamak yukarı çıkartmak, çok büyük bir siyasi mutabakat meselesidir. Zordur ama imkansız değildir. AK Partilisi, CHP’lisi, HDP’lisi el ele verirse bu sosyal yaraya çözüm üretiriz. O yüzden herkesin elini taşın altına koyması lazım” şeklinde konuştu.
Gençlerin kahve köşelerinde ömür tükettiklerini belirten İhsanoğlu, “Gençlerin aklını fikrini bilime, sanayiye kanalize etmeliyiz” dedi.
İhsanoğlu, Türkiye’nin şimdiye kadar sadece Orhan Pamuk sayesinde sadece bir kere Nobel ödülü kazandığını belirterek, “Bilimde, tıpta, fizikte, kimyada Nobel kazanmadık. Bizimle yarışa, bizden sonra kalkan ülkeler bunu başardı. Ben size Hindistan’dan, Çin’den bahsetmeyeceğim. Mısır’dan, Pakistan’dan bahsedeceğim. 80’li yıllarda Pakistan’dan fizik ödülü almıştır. 15 yıl önce Mısırlı bir kimyager Nobel almıştır. Türkiye’nin bu hedefe ulaşması için çalışması lazım” diye konuştu.
“Diyorum ki dirlik ekmek için verin elinizi. Tarlamız büyük ve bereketli, tıpkı ülkemiz gibi” diyen İhsanoğlu, şöyle devam etti:
“Ey azizler, son tohum sevgi saygı ve dirlikten sonra, birlik tohumudur. Birlikte yaşama kültürüne herkesten daha fazla sahip bir milletiz. Yıllardır ortak acılarımız devam ediyor. Suriye’de yaşanan trajedi, Soma’da aç gözlü kapitalist anlayışın faturasına, rehin alınan vatandaşlarımıza, ölen her bir cana ortak olarak üzülüyoruz. Ama çok uzun zamandır hep birlikte sevinemiyoruz. Hep birlikte sevinmeyen bir ülke, ülke olma vasfını yitirmeye başlar. Barajlarımız, tüp geçitlerimiz, yollarımız hepimizin vergisiyle yapılıyor. Ama bunun için bile ortak bir sevincimiz olmuyor. Bu konuda bile bir ikilik, yarış, 70 sene önceki ülkelerle anlamsız kıyaslamalar arasında kaybolup gidiyor sevinçlerimiz.”

“ATATÜRK YAŞASAYDI ORTADOĞU, KAFKASLAR, BALKANLAR’DA BARIŞ VE REFAH İÇİN TEMELİNİ ATMIŞTI”
İhsanoğlu, “Atatürk şu anda yaşasaydı ne yapardı?” diye sorduktan sonra, “Atatürk en akılcı çözümleri üreten bir liderdir. Şunu kesinlikle söyleyebilirim. Şu anda yaşasaydı, Ortadoğu, Kafkaslar, Balkanlar’da barış ve refah için temelini atmıştı” diye konuştu.
Güvendiği tek şeyin Türk milletinin derin sağduyusu olduğunu belirten İhsanoğlu, “Türk milleti tarih boyunca bunu göstermiştir. Güzel milletime bir çift sözüm var. Aziz kardeşlerim, ey azizler, korkmayınız, Türkiye’de istikrarı sarsacak hiçbir şey yapmayacağım. AK Parti dahil bütün partilerle el ele vereceğim” ifadelerini kullandı.
“Ekmek için” sloganını da açıklayan Ekmeleddin İhsanoğlu, “Milletimizin kültüründe çok kutsal kavramlar var. Bunun başında kitap gelir. Biz kitap diye Kur’an-ı Kerim’e deriz. Bir başka kutsalımız var, bayrağımızdır. Bayrağımız bizim canımızdır, kanımızdır, bu devletin tapu senedidir. Bir başka kutsalımız ekmektir. Ekmek bizim için çok kutsal bir kavramdır. Ekmek fırından aldığımız ekmek değildir. Ekmek tüten ocak demektir, ekmek alın teri demektir. Şerefimiz namusumuz demektir. Kitabımıza bayrağımıza ekmeğimize sahip çıkalım. Ben Mehmet Akif Ersoy’un dergahında büyümüş bir gurbetçi çocuğuyum. Ekmeğin önemini çok iyi bilirim. Taksicisi, simitçisi, garsonu mevsimlik işçisi hepimizin derdi ekmek. Suriye’nin ekmeği elinden alındı. Suriyeli onurlu insanlar sokaklarda perişan biçimde. İslam Birliği Teşkilatı Genel Sekreterliği yaparken o kadar zulüm, mazlum gördüm ki, en zor şartlarda arabuluculuk yaptım. Filistin’de devlet nişanı alan ilk ve tek Türk benim. 20 bin yetimin kefaletini, Gazze’de, Somali’de İslam dünyasının birçok yerinde, aç susuz kalmış insana, bebeğe, karnını doyurmasına sebep oldum. Yüz binlerce insanın hayatta kalmasına sebep oldum” dedi.

'EKMEK İÇİN EKMELEDDİN'İN ANLAMINI AÇIKLADI

Milletimizin kültüründe çok kutsal kavramlar var. Kitap bizim için çok kutsaldır. En kutsalımız Kuran'dır. Bir başka kutsalımız, bayrağımızdır. Bayrağımız kanımız, canımızdır.

Bir başka kutsalımız ekmektir. Ekmek, fırından aldığımız ekmekten ibaret değildir. Ekmek birlik, alınteri, namusumuz demektir. Kitabımıza, bayrağımıza, ekmeğimize sahip çıkalım.

Ekmeğin önemini çok iyi bilirim. Hepimizin derdi ekmek. Bakın Suriye'nin ekmeği elinden alındı.

GÜZELLİKLERİ EKMEK İÇİN TÜRKİYE'NİN EMRİNDEYİM

Bu topraklarda artık sadece sevgi ekelim, sadece saygı ekelim.

Bu topraklarda sadece nezaket ekelim ki daha nice Yunuslar’a, Mevlanalar’a, Nazımlar’a, Hacı Bektaş Veliler’e, Akif’lere vatan olsun.

Ne ekersek onu biçeriz. Güzellikleri ekmek için, Türkiye’min emrindeyim.

SORU VE CEVAPLAR

"Cumhurbaşkanı iki ayda seçilir mi?"
Açıklama Cumhurbaşkanı adayı Ekmeleddin İhsanoğlu, cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin kampanya sürecinin 2 ayla sınırlandırılmasının tuhaf olduğunu belirterek, “İki ayda ancak siz evi taşırsınız. Ama bir cumhurbaşkanı iki ayda seçilir mi?” dedi.
Ekmeleddin İhsanoğlu, Çırağan Sarayı’nda düzenlediği basın toplantısı ile seçim bildirgesini açıkladı. Toplantının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan İhsanoğlu’na Aydın gezisi sırasında Ortadoğu’daki gerginliklere ilişkin söylediği sözleri soruldu. “İsrail’in Gazze’ye saldırıları devam ediyor. Türkiye’nin tarafsız kalması gerektiğini düşünüyor musunuz?” sorusu üzerine İhsanoğlu, “Benim söylediğim taraf tutmama meselesi Filistin’le ilgili değil. Arap ülkeleri kavgalarıyla, Arap liderleri arasındaki kavgalarla ilgili söyledim. Bu konuda taraf tutmanın, bölgeye ve Türkiye’ye neler getirdiğini izah etmeye ihtiyaç var. O bakımdan bunu bir daha açıklama ihtiyacı duymuyorum. Filistin’le ilgili olarak benim böyle bir sözüm yok. Bunu söyleyenler herhalde yanlış bilgi edindiler bir yerden. Benim 9 sene içerisinde genel sekreter olarak yaptığım, Filistin halkına yaptığım hizmet herkesin bildiği konudur” şeklinde konuştu.
“Filistin davasına yaptığım en büyük hizmetlerden birisi, Filistin’in BM ve bağlı kuruluşlarına üyeliğini sağlamaktır” diyen İhsanoğlu, “Bunları yapan bir insana siz nasıl diyebilirsiniz ki Filistin’e hizmet etmedi? Bana bütün bunların hepsinden en üstünü, Gazze’ye gidip birkaç defa o insanlarla temas etmek, tarihimizin 20’nci ve 21’nci yüz yılın kara lekesi olan Filistin davası, oradaki insani yaşama şartlarının altında yaşayan Gazzelilerin halini görmek ve yardımcı olmak. İkinci gururum, Mescidi Aksa’da, Hazreti peygamberimizin miraca yükseldiği noktada namaz kılmayı nasip etti. Gerisi beni ilgilendirmez” dedi.
İhsanoğlu’nun toplantı sırasında söylediği Atatürk’ün “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” sözünün gereğinin yapılmadığı yönündeki sözlerini hatırlatan bir gazeteci, “Bugünkü dış politikayı nasıl değerlendiriyorsunuz?” diye sordu. İhsanoğlu, “Ben size referansımı söyledim. Bugün pilotlarınız, diplomatlarınız rehin alınıyorsa ve içeride dışarıda siz hedef oluyorsanız komşularınızla herhalde bir sıkıntı vardır. Birkaç ülkede büyükelçiniz yoksa ve eski ticaret yollarınız kapatılmışsa, herhalde burada bir sıkıntı var. Gerçekten bunu gidermenin zamanının geldiğine inanıyorum. Aksi takdirde bizim dünyadaki yalnızlığımız daha da artacak ve ekonomik imkanlarımız zorlanacaktır” yanıtını verdi.

“BİR CUMHURBAŞKANI İKİ AYDA SEÇİLİR Mİ?”
Ekmeleddin İhsanoğlu, bir soru üzerine dünyanın hiçbir yerinde cumhurbaşkanlığı seçiminin iki ayda yapılmadığını ifade ederek, “ABD’de iki sene falan devam ediyor. Biz iki aya indiriyoruz, bu tuhaf bir şey. Mesele diyoruz ki ‘devlet para vermesin’. Birileri devletin imkanlarıyla yararlanıyor? İki aday neden yararlanmasın? Ondan sonra iki ayda ancak siz evi taşırsınız. Ama bir cumhurbaşkanı iki ayda seçilir mi? Demek ki öyle düşünülmüş” dedi.

“SOPAYI KULLANARAK İNSANLARI SUSTURMAK KABUL EDİLEMEZ BİR ŞEY”
“Hükümetin yürüttüğü çözüm sürecine nasıl bakıyorsunuz?” sorusu üzerine de İhsanoğlu, Kürt meselesinin Türkiye’nin en hassas meselesi olduğunu söyledi. İhsanoğlu, şöyle devam etti:
“Barışla bu işi halletme yollarını bulmamız lazım. Bu barışı sağlamak için bizim çok önemli tecrübelerimiz var. Biz bin senedir beraber yaşıyoruz. Birbirine baktığınız zaman kimin Kürt, kimin Türk olduğunu fark etmek mümkün değil. Ama dil farkı var. O dile karşı da ülkemiz hata yapmıştır. Biz her şeyi sopayla halletmeye alışmış bir mirastan geliyoruz maalesef. O sopayı kullanarak insanları susturmak, ana dillerini konuşmamalarını sağlamak kabul edilemez bir şey. Ben yabancı bir ülkede doğdum. Benim için ana dilim, ana sütü gibi, ana dili insanın temel hakkıdır. Ana dilini konuştuğu yer vatandır. Eğer siz ana dilinizi konuşamıyorsanız siz vatanınızda yaşamıyorsunuz. Bu olacak şey değil, çok büyük haksızlık oldu. Bunun giderilmesi şarttır. Bunu nasıl yapacağız? Bu bin senelik tarihin, genlerimize işlemiş kodlarıyla, bugün insan hak ve hürriyetlerinin anayasa konması, kanunların geliştirilmesi, hedef aldığımız AB normlarını getirmektir ve bu gibi problemi meselesi olan tek ülke biz değiliz.
Bunları yaparken sonunda siz bunu muhakkak Meclis’e götürmeniz lazım. Parlamentonun bunu kabul etmesi lazım. Ülkede bir milli mutabakatın olması lazım. Bunu sağlamadığınız takdirde bu barış aksak bir barış olur. Doğuracağı sıkıntılar menfaatlerden daha fazla olur. Ateşkesin devam etmesi lazım. İnsanların hürriyet içerisinde istedikleri yerde yaşamaları lazım. Bunu yaparken, ülkenin toprak bütünlüğünü, hakimiyet milletindir, anayasal sisteminin korunması lazım, bayrağın birliği ve resmi dilin birliği konusunda büyük bir anlayış görüyorum. Biz bu imkanlara sahibiz. Elbette cumhurbaşkanı bunları kolaylaştırıcı rol oynaması lazım.”

“BİZ DEVLETİ İLK DEFA İDARE EDECEK DEĞİLİZ”
Ekmeleddin İhsanoğlu, “Cumhurbaşkanı seçilmeniz haline hükümetle ilişkiniz nasıl olacak?” sorusu üzerine de “Biz devleti ilk defa idare edecek değiliz” dedi. İhsanoğlu, “Türkiye 90 senelik bir devlet. Arkasında bin senelik bir mazi var. Biz devleti ilk defa idare edecek değiliz. Bu milletin her ferdinin bir tarihi müktesebatı vardır. Ben 100 devlet gezdim, 9 senede altmış devri alem yaptık. Biz bu işleri ilk defa yapacak değiliz. Bu işleri yapan ilk biz değiliz. Bu sistemi biz icat etmedik. Parlamenter sistemi biz cumhuriyetle değil saltanat döneminde kabul ettik.
Atatürk cumhuriyeti kurdu, milli istiklal mücadelemizin kahramanı Mustafa Kemal Paşa devleti kuruyor, başvekile devrediyor. Bizim geleneğimiz bu. Bu görevler anayasada ilgili kanunlarımız var. Birisi kalkar der ki, ‘ben bu sistemi beğenmiyorum, başkanlık rejimi daha iyidir.’ Gayet tabi bunun tartışılması lazım, ama bunun Meclis’te kabul edilmesi, anayasanın değiştirilmesi lazım. Siz anayasanın 104’ncü maddesine göre seçiliyorsunuz, yukarı çıkıyorsunuz ben beğenmiyorum diyorsunuz, bu olamaz, anayasanın ihlalidir. Amerikan sistemiyle bizim ülkemizin ilgisi yok. Bizim böyle bir şeyimiz yok ki. Bizim tek devletimiz var. Bazı arkadaşların söylediği gibi güçlü bir iktidar. Güçlü iktidar var işte başbakanının elinde, icrada. Cumhurbaşkanının icra yetkisi var mı acaba? Ben bilmiyorum. Ama eğer ben seçildikten sonra, meclis bu anayasayı değiştirir, yeni hükümler getirir, elbet cumhurbaşkanı onayladıktan sonra, yürürlüğe girmesinden sonra onu uygulamak mecburiyetindedir” şeklinde konuştu.

“SAYIN BAŞBAKANLA ÇOK MÜKEMMEL BİR DOSTLUĞUM VARDIR”
Bir soru üzerine de “Benim sayın başbakanla çok mükemmel bir dostluğum vardır” diyen İhsanoğlu, “Ben zaten AK Partililerden oy alacağımı biliyorum. Bana böyle bir teklif geldiği zaman kurucuları arasında dediler ki lütfen kabul ediniz, ben buna güveniyorum. Ben AK Parti’nin aleyhinde değilim ki, böyle bir şey yok. Ben AK Parti’nin adayının da aleyhinde değilim. Halkın bunu seçmesi lazım. Zaten biz diyoruz ki, oyunuzu istediğinize veriniz, ama gelecek seçimde siz bildiğiniz partilere veriniz. Siz ekonomiden memnunsanız yine gidin AK Parti’ye veriniz, bu gayet basit bir şey” dedi.

’’HAŞİM KILIÇ’IN BEYANATINA İMZA ATIYORUM’’
Haşim Kılıç’ın ‘bağımsız ve tarafsız bir yargıya ihtiyaç var’ şeklindeki açıklamasının sorulması üzerine de İhsanoğlu, “Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç beyin beyanatına imza atıyorum. Sayın Kılıç, insan hak ve hürriyetleri konusunda çok zor imtihanlarda başarılı olmuştur. Bugün de bu biraz önce okuduğunuz ifadelerine saygıyla bakıyorum ve aynen imza, sırf hemşehri olduğum için değil aynı fikirde olduğum için söylüyorum” şeklinde konuştu.
İhsanoğlu, 17-25 Aralık soruşturmalarına ilişkin soru üzerine ise adli vakaların siyasileştirilmemesi gerektiğini söyledi. İhsanoğlu, şunları söyledi:
“Bir adli vaka olmuşsa, bu suçlamanın doğru olup olmadığının ispat edileceği yer mahkemedir. Memleketi ikiye bölüp savunanlar ve suçlayanlar, toz duman içinde gerçeklerin gözden kaçmasını sağlamak bence iyi bir şey değildir. Geçen hafta Sarkozy’le ilgili Fransız adaleti sessiz derin soruşturma yapmış ve bu halka açıklandı ve adalet mecrasına yöneldi. Biz Avrupa normları diyorsak önümüzde güzel bir örnek var. Bizim adalet sistemimizin her şeye rağmen doğru karar vereceğine, yeter ki ülkede hakimler olsun.”
1915 olaylarına ilişkin görüşü sorulan İhsanoğlu, olan hadiselerin kendilerini her zaman üzdüğünü, üzmeye de devam edeceğini söyledi. İhsanoğlu, hükümetin başsağlığı mesajının ise doğru ve yerinde olduğunu belirtti.
İhsanoğlu yabancı bir gazetecinin sorusu üzerine de Anayasanın değişmeye ihtiyacı olmadığını söyledi.
“Gezi süreciyle ilgili düşünceleriniz nelerdir?” diye sorulması üzerine de İhsanoğlu, “Gezi Parkı’na ilk gün gelen gençler çok vatanperver insanlardır. Şimdi o gençlere sopa gaz yerine iletişimle yaklaşsaydı farklı olurdu. Gençlerle diyalog kurmak lazım, ötekileştirme olmaması gerekir” dedi.
Ekmeleddin İhsanoğlu, “Kampanyanızı halka nasıl aktaracaksınız?" sorusuna ise şöyle karşılık verdi:
“Bu seçim çok farklı bir seçim. Yol yapmak, köprü yapmak vaadiyle seçime gelemezsiniz. Başbakanlığı namzet değilsiniz. Bunu yapanlar var. Benim siyasetle ilgili olmadığım varsayımı. Aktif siyasetin içerisinde olmadım ama her zaman çok yakınındayım. 1970’den beri siyasete girme teklifleri gelmiştir. Sonra AK Parti zamanında da aynı şeyler oldu ama ben her zaman kariyeri tercih ettim. Siyasette çoğu kişiyi yakın tanırım. Siyasetin yabancısı değilim. Böyle bir imaj yürütülüyor ama böyle bir şey yok. Bu ikisini bilen bir adam bu memlekete hizmet eder.”