Geri Dön

Erdoğan: Kandil'den medet umuyorlar

Samsun'da yaklaşık 15 bin kişiye konuştu, CHP ve MHP'ye yüklendi

BAŞBAKAN Recep Tayyip Erdoğan, “CHP, MHP şimdi de Kandil'in ipine sarıldı. Kandil'de teröristbaşı konuşuyor. CHP, MHP, BDP, Kandil'in tellallığını yapıyor. AK Parti'ye, Başbakan'a inanmıyorlar. Ama Kandil’den gelen hezayanlara sımsıkı sarılıyorlar. Kandil'den medet umuyorlar” dedi. AK Parti'nin hiçbir terör örgütü ile görüşüp masaya oturmasının söz konusu olmadığını söyleyen Erdoğan, “Bu kirli oyunun içinde kimler olduğu belli. Dörtyol’da, İnegöl’de gördük. 81 vilayetteki kardeşlerimiz bu kirli ittifakı görüyor, sandıkta da gereken cevabı verecektir” diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Samsun'da Cumhuriyet Meydanı'nda toplanan yaklaşık 15 bin kişiye konuştu. Samsun'un bir medeniyet, bilim şehri, 19 Mayıs 1919’da ilk adımın atıldığı bir kurtuluş şehri olduğunu söyleyen, “Samsun, AK Parti'den desteğini esirgemedi. Biz milletin onaylamayacağı hiçbir girişimin içinde olmadık. Yetkiyi milletten aldık, hesabı da yine millete vereceğiz. Biz hesabını bir kısım medyaya verenlerden değiliz. Biz, hesabını tuzu kuru kaymak tabakalara verenlerden değiliz. Biz, hesabını millete tepeden bakan seçkinlere verenlerden değiliz. Bizim bir Allah’a bir de millete hesabımız var” diye konuştu.

‘YOLLARI BURALARA UĞRAMIYOR’
İktidarları süresince 12 bin 200 kilometre duble yol yaptıklarını anlatan Başbakan Erdoğan, Samsun’u Sarp’a, İstanbul’a Ankara’ya duble yol ve otobanlarla bağladıklarını söyledi. Erdoğan, şunları söyledi:

“Peki Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Bahçeli; Bu Karadeniz Sahil Yolu’ndan hiç geçmediniz mi? Giresun’a giderken bu yoldan gitmedin mi, Ordu’dan geçmedin mi? Trabzon’a, Rize’ye kadar bu yoldan hiç geçmedin mi? Geçerken acaba bu yolları kim yaptı? 15 senede bu yolun yüzde 35’ini bizden önceki iktidarlar yaptı, yüzde 65’ini biz 5 yılda yaptık. Farkımız bu. Şimdi bu tünellerden geçiyoruz. Ah bu dağların dili olsa da konuşsa. Ne kazalar oldu, ne insanlarımızı kaybettik. Şimdi ama tabii Kılıçdaroğlu’nun yolları buralara uğramıyordur, Sayın Bahçeli’nin de. O daha çok Ankara'ya takılıp kaldığı için buralara uğrama fırsatı olmadı ama o zamanlar buralarda 18 yaşından itibaren köy köy dolaşıp siyaset yaptık. Armelit Dağı’nın dilini biliriz biz. Şöyle yan gözle bakardık aşağı doğru. Uzun burunlu otobüslerle giderdik İstanbul’dan Rize’ye, Rize’den İstanbul’a. Acaba bir aksilik olur mu? İki araç yan yana geçemezdi. Ama şimdi artık bunlar yok, şimdi artık dünyanın en uzun sahil şeridini inşa ediyoruz. 78 tane üniversite kurduk. Üniversitesi olmayan ilimiz kalmadı. Sayın Kılıçdaroğlu biliyorsun Tunceli’ye de üniversiteyi biz kurduk. Herhalde oraya da uğramışsındır. Şöyle bir kapısını çalmışsındır. Yani ‘AK Parti yaptı’ diye gitmemezlik yapma, gidersen biz memnun oluruz, gitmende fayda var. Bak barajlar inşa ediyoruz, Munzur Çayı’nın üzerinde. Yıllar yılı, ‘Su akar Türk bakar’ dediler. Şimdi biz ne diyoruz, ‘Su akar Türk yapar’ diyoruz. Bu sular boşuna akmasın.”

‘DARBE ANAYASASI MI, MİLLETİN ANAYASASI MI’
Daha sonra 12 Eylül'de yapılacak referandumla ilgili konuşan Erdoğan, şöyle devam etti:

“12 Eylül’de sizin takdirinize sunulacak anayasa değişikliği bir AK Parti anayasası değildir. Bir Tayyip Erdoğan anayasası değildir. Biz bunlara teklif ettik ‘Ey CHP gelin beraber yapalım, ey MHP beraber yapalım’ dedik. Parlamento başkanımız bunlara mektup yazdı. CHP, gelmedi. Siz gelmeyince biz de oturup duracak değiliz ya. Biz çalıştık. Geçmişte yapılan çalışmaları aldık, Barolar Birliği’nin, TÜSİAD’ın, TOBB’un çalışmalarını aldık masaya topladık hepsini yatırdık bu çalışmayı meydana getirdik. Şimdi de demek ki anlaşıldı tek çare millet. Çünkü benim vatandaşım diyor ki ‘Bana getir bana, kararı ben vereceğim’ diyor. 12 Eylül’de oylayacağınız anayasa değişikliği bir şahsın, bir zümrenin, belli bir kesimin değil, 73 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının tamamının geleceğini ilgilendiren bir değişikliktir.”

12 Eylül'de yapılacak oylamanın ülke için çok önemli olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“12 Eylül’de biz neyi oylayacağız? Herhangi bir partinin iktidarını mı oylayacağız? Neyi oylayacağız? Darbe anayasası, milletin anayasası. Öyle mi? İki şey var. Birileri darbe anayasasından yana, ama bu topluluk milletin anayasasından yana. Milletin anayasasına evet mi? Şimdi darbeye karşı çıkanlar, bakıyoruz bugün darbecilerle el ele, kol kola. Nasıl oluyor bu iş? Hamdolsun biz bu yola milletimizle çıktık. Biz bu yola sizinle çıktık. Milletimizle birlikte el ele çıktık. Milletimizle omuz omuza bu yola devam ediyoruz. Şimdi çıkmışlar, ‘AK Parti Anayasa değişikliğini kendisi için yapıyor’ diyorlar. Allah aşkına soruyorum, bugüne kadar hangi adımı kendimiz için attık, bugüne kadar hangi kararı kendimiz için aldık? Hazırladığımız kitapçığı açın bakın. Bunun içinde AK Parti’nin kendisini kurtarmak için bir tane madde var mı? Adamlar okumamış ki içinde ne var ne yok bundan haberleri yok ki.”

‘ŞİMDİ DE KANDİL'İN İPİNE SARILDILAR’
Verilecek her ‘hayır’ oyunun, ‘darbe anayasasına evet’ demek olduğunu savunana Başbakan Erdoğan, “21 gün kaldı. Anacağım 21 gün daha koşalım. Benim vatandaşlarım, aziz milletim, hangi partiye oy vermiş olursa olsun böyle bir ittifakın içinde yer almayı içine sindiremez. CHP, MHP şimdi de Kandil'in ipine sarıldı” dedi. Başbakan şunları söyledi:

“CHP Genel Başkanı'nın haline bak. İki aydır bozuk plak gibi aynı şeyleri tekrarlıyor. Siyaset üret siyaset üret. Değişiklik paketinin içine gir, ekonomi, dış politika, gel konuş. Böyle bir derdi yok. Niye? İşlerine gelmiyor da onun için. Gününü gün ediyor. Her gün aynaya bakıyor orada gördüklerini millete anlatıyor. Orhan Veli meşhur şiirini CHP Genel Başkanı için yazmış. ‘Bir elimde cımbız bir elimde ayna, umrumda mı dünya’. Kandil'de teröristbaşı konuşuyor. CHP, MHP, BDP, Kandil'in tellallığını yapıyor. AK Parti'ye, Başbakan'a inanmıyorlar. Ama Kandil’den gelen hezayanlara sım sıkı sarılıyorlar.”

Konuşmasında CHP ve MHP'ye yüklenmeye devam eden Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Dün Hakkari’den Şırnak’tan, askerimize polisimize vuruyor. CHP ve MHP’de Ankara’dan hükümetimize saldırıyor. Bugün taktik değişti. Terör örgütü konuşuyor, CHP ile MHP tellallığını borozanlığını yapıyor. Kandil'den medet umuyorlar. Aynı safta buluştular. Yanlarına kandili aldılar. Ne AK Parti ne de AK Parti iktidarı hiçbir terör örgütü ile görüşmez masaya oturmaz, müzakare yapmaz. Bunu böyle biliniz” dedi.

“Bu kirli oyunun içinde kimler olduğu belli. Dörtyol’da İnegöl’de gördük. 81 vilayetteki kardeşlerimiz bu kirli ittifakı görüyor, sandıkta da gereken cevabı verecektir” diye sözlerine devam eden Başbakan Erdoğan, Anayasa'nın değişecek olmasıyla çetelerin telaş içine girdiğini söyledi.

Sık sık halka ‘Evet’ dedirten Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Son bir hamle ile nasıl kışkırtma yaptıklarını görüyorsunuz. Ben buradan özellikle bir şey hatırlatmam lazım. Haklarımız anayasal teminat altına alınıyor. Çocukların istismarının artık önüne geçiliyor. Buna evet mi? Şehitlerimizin geride kalanları, bütün bunlar anayasal güvence altına alındı. Özürlülerin aynı şekilde iş bulmaları anayasal teminat altına alındı. Anayasa değişikliği ile birlikte bir yeni adımda da şu özellikle işçilerimizin, çifte sendika üyeliği devreye giriyor. Memurlara toplu görüşme hakkı sağlanıyor. Hukukun üstünlüğüne geçiyoruz. Egemenlerin hukukundan, hukukun üstünlüğüne geçiyoruz. Kamu denetçiliği kurumunu getiriyoruz. Evet mi? Devlet dairelerinde bugün git yarın gel dönemi sona eriyor. Bunu başarıyoruz.”

‘CHP'NİN ARKASINA VAGON OLMA’
Parlementonun 411 garabetini gördüğünü, başörtülü kızların eğitim özgürlüğünün ellerinden alındığını dile getiren Başbakan Erdoğan, dünyanın hiçbir yerinde Türkiye’deki uygulamanın olmadığını kaydetti. MHP ile el ele vererek 411'le bunu parlementodan geçirdiklerini hatırlatan Başbakan Erdoğan, “Çok enteresan parlementodan geçirdikten sonra bunu Anayasa Mahkemesi'ne kim götürdü? CHP. Peki Sayın Kılıçdaroğlu ne diyor? ‘Baştörtüsü meselesini ben çözerim’ diyor. Dürüst ol be dürüst ol. Ayıptır yapmayacağın, yapamayacağın bir şeyi meydanda halkıma nasıl anlatırsın? Dürüst ol. Anayasa Mahkemesi'ne bu imzaların içinde senin imzan yok mu Sayın Kılıçdaroğlu? Var. Sen bu noktada yakalandın. Seni biz biliyoruz. Benim Samsunlu kardeşimi aldatamazsın. Şimdi ben MHP'li kardeşlerime söylüyorum. Bak bu oyuna gelmeyelim. Gelip de bu CHP'nin arkasına vagon olma. Sana yakışmıyor” diye konuştu.

‘ACI BİR HATIRAYI SİZİNLE PAYLAŞMAK BOYNUMUN BORCU’
Başbakan Erdoğan, konuşmasında niçin Anayasa değişikliğini istediklerini anlatırken, “Şimdi sizinle acı bir hatırayı payşalaşmak istiyorum. Bu boynumun borcu” dedi ve şöyle devam etti:
“Sene 1987 Temmuz. 16, 17, 18 hatta 30 yaşında olanlar bile birçok olayı hatırlamayabilir. 1980’de ne oldu bilmez. 40 yaşında olan zor hatırlar. Ama bunları hatırlatmamız lazım. Zindana düşen gençler gün sayıyor. Her türlü insanlık dışı muamaleye maruz kalmış, 12 Eylül darbesi silindir gibi geçmiş. Samsun'un Bafra İlçesi'nden Hüseyin Kurumahmutoğlu. 1.80 boyunda. 125 kilo. Mamak zindanlarından 3 ay işkenceden sonra 80 kiloya düşmüş. İmanını, inancını kaybetmemiş. Sabah kalkıyor, abdest alıyor ve zindanda sabah namazına duruyor. Hani diyor ya Necip Fazıl; ‘Somurtuş gibi bıçak- nara gibi tokat/ Zift dolu gözlerde karanlık kat kat/ Yalnız seccademin yönünde şefkat/ Beni kimsecikler okşamaz madem/ Öp beni alnımdan sen öp seccadem.’ İşte o yiğit delikanlı Hüseyin, alnını seccadeye uzattığında kafasına bir dipçik yiyor, kanlar içerisinde yere yığılıyor. Hastaneye kaldırılıyor. 18 yaşında girdiği zindandan cesedi çıkıyor. O gün aile, Bafra, Samsun ağlıyor. Nice Hüseyinler, nice fidanlar sağda solda solup gittiler. Nice hayatlar sokak çatışmalarında 12 Eylül’ün idam sehpalarında hayata veda ettiler. 12 Eylül 2010, iade-i itibarların yapılacağı gündür. 12 Eylül 2010, darbecilerle, darbe zihniyetiyle yüzleşme günüdür. 12 Eylül sadece Hüseyin değil Hüseyin gibi yüzlerce fidanın ruhunun şad olacağı gündür. MHP'nin genel başkanı, MHP üst yönetimi hiçbir sağlam gerekçesi olmadığı halde adeta bir yerden talimat almış gibi inatla ‘hayır’ diyor. Hüseyin gibi şehitlerin hatırasına sahip çıkan ülkücülere uşak demekten kaçınmıyor.”

BULDULAR BİRBİRLERİNİ
12 Eylül'de yapılacak referandum oylamasında parti olmadığını, hak ve özgürlüklerin olduğunu söyleyen Başban Erdoğan, şöyle tamamladı:
“Ne diyorlar meydana çıktıklarında; AK Parti kendisini yüce divandan kurtarmak için yapıyor. Eğer dürüst ve samimi iseniz bu maddelerin içinde siyasi parti kapanmasını zorlaştıran maddeyi bile parlementodan geçiremedik. Bir tane madde bize göstersinler. Bunlar özgürlükçü değil. Özgürlükçü olsalar partiler tüzel kişilik, parti kendisine ceza verir mi? Suç işleyene verilir. Milletvekili suç işlerse ona verin. Partiyi tabelayı cezalandırma anlamı var. Ne oldu, 5 kere kapandı 6’ncısı açıldı. 5 kere kapanıp 6’ncı kez açılanlar bile bunlarla bir araya geldi. Entresan. Hiçbir zaman biraraya gelmeyen CHP, MHP, BDP bir araya geldi. Yanlarında kim var? Türkiye Komünist Partisi, İşçi Partisi, YARSAV var. Kim var? Malum medya var. Buldular birbirlerini değil mi? Bunlara en güzel dersi sizler vereceksiniz.”
Başbakan Erdoğan, konuşmasının ardından helikopterle yine halka hitap edeceği Ordu'ya geçti.

Veriler açıklandı! Şubat ayında 22 bin 795 kazada, 110 kişi hayatını kaybettiEMNİYET Genel Müdürlüğü Trafik Başkanlığı verilerine göre; Şubat ayında 85 ölümlü, 5 bin 580 yaralamalı, 14 bin 130 maddi hasarlı olmak üzere toplam 22 bin 795 kaza meydana geldi, 12 bin 492 kişi yaralandı, 110 kişi hayatını kaybetti.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber