Geri Dön

Fırat’ın doğusu mesajı: Huzur ve istikrara kavuşturacağız

İstanbul’daki Kızılay ve Kızılhaç Dernekleri toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Diğer bölgeler gibi Fırat’ın doğusunu da çok yakında huzura, emniyete ve istikrara kavuşturacağız’ dedi

Fırat’ın doğusu mesajı: Huzur ve istikrara kavuşturacağız

İslam İşbirliği Teşkilatı bölgesindeki Kızılay ve Kızılhaç Dernekleri toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Güvenliğini sağladığımız diğer bölgeler gibi Fırat’ın doğusunu da çok yakında huzura, emniyete ve istikrara kavuşturacağız” dedi.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) bölgesindeki Kızılay ve Kızılhaç Dernekleri dün İstanbul’da buluştu. Swissotel Bosphorus’ta gerçekleşen toplantıda 50’ye yakın ülkeden katılımcı hazır bulundu. Toplantının açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şöyle konuştu: “Geride bıraktığımız 2.5 yılı aşkın sürede İslam alemi olarak gerçekten sancılı, sıkıntılı günler yaşadık. Kudüs’ün hukuki statüsüne yönelik saldırılardan Filistin meselesine, Suriye’de 8 yıldır devam eden çatışmalardan Yemen’deki açlığa kadar insan hayatını etkileyen pek çok krizle yüzleştik. İslam coğrafyasının farklı köşelerinde, mazlum ve mağdurların feryatları yükselmeye devam ediyor.”

‘14 milyon Yemenli’

“Özellikle Yemen’de, dünyada insan ürünü en büyük açlığın felaketlerinden biri yaşanıyor. BM rakamlarına göre 14 milyon Yemenlinin kıtlığın ve açlığın pençesinde hayatta kalma mücadelesi veriyor. Öte yandan komşumuz Suriye’de 1 milyon insanın hayatını kaybetmesine, 12 milyon Suriyelinin evini, barkını, yurdunu terk etmesine neden olan zulüm, ülkemizin yoğun çabalarıyla bir nebze olsun hafifletilebilmiştir.

Fırat Kalkanı ve Zeytindalı harekatları ile DEAŞ ve PKK, YPG gibi Suriye’nin, ülkemizin ve bölgemizin güvenliğini tehdit eden terör örgütlerine karşı ağır darbeler indirildi. Bugün Suriye’de DEAŞ varlığı neredeyse kalmadı. Mevcut DEAŞ artıklarının ise temizlenemediği için değil, terör örgütü YPG’ye meşruiyet kazandırmak, bu örgütü palazlandırmak için bırakıldığını gayet iyi biliyoruz. Esasen DEAŞ, ortaya ilk çıkışından itibaren belli devletlerin, Suriye ve bölgemizle ilgili planlarına hizmet eden bir piyon olmuştur.”

‘Temaslar sürüyor’

Suriye rejiminden muvazaalı bir şekilde elde ettiği ağır silahlarla, ılımlı muhaliflere saldıran DEAŞ’ın, sadece kadın, çocuk, yaşlı demeden, Esad zulmünden kaçan sivilleri katlettiğini de söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı dönemde terör örgütü, Türkiye’yi hedef alarak ülkemiz içinde ve sınır bölgelerimizde birçok kanlı eyleme imza atmıştır. Batılı devletler DEAŞ tehdidinin farkına, ancak bu örgüt kendi topraklarında terör faaliyetlerine giriştiğinde varmıştır. Batılı ülkeler bu örgütle mücadeleyi ise maalesef yine bir başka terör örgütünü silahlandırarak yapmayı tercih etmişlerdir. DEAŞ’la mücadele bahanesi altında silahlandırılan ve desteklenen PKK, YPG ve DEAŞ’lı teröristlerin silahlarıyla birlikte ellerini, kollarını sallayarak Rakka’dan çıkmasına izin vermiştir.

İşin çok daha vahimi, YPG ve PYD terör örgütü tarafından DEAŞ’lıların bir kısmının ülkemize karşı kullanılmak üzere eğitilmesi, silahlandırılmasıdır. Türkiye olarak inşallah çok yakında hem bilinçli bir şekilde bırakılan DEAŞ artıklarını, hem de ülkemize karşı eğitilen bu DEAŞ’lıları da temizleyeceğiz. Güvenliğini sağladığımız diğer bölgeler gibi Fırat’ın doğusunu da çok yakında huzura, emniyete ve istikrara kavuşturacağız. Bu amaçla, ABD ve Rusya başta olmak üzere sahada askeri varlığı olan güçlerle temaslarımızı sürdürüyoruz. Bu süreçte amacımız, kendi milli güvenliğimizi güçlendirmenin yanında, Suriye’nin toprak bütünlüğünü garantiye almaktır” dedi.

Fırat’ın doğusu mesajı: Huzur ve istikrara kavuşturacağız

‘Kapılarımızı açtık’

Türkiye’de yaşayan Suriyeli sığınmacıların dönebilecekleri güvenli bölgeler oluşturmayı hedeflediklerini söyleyen Erdoğan, “Şimdiye kadar 300 bine yakın Suriyeli kardeşimiz, ülkemizin teröristlerden arındırdığı Azez, El Bab, Cerablus ve Afrin gibi yerlere geri dönüş yaptı.

Türkiye sadece terör örgütlerinin kökünün kurutulması için değil, aynı zamanda çatışmaların sebep olduğu insani krizlerin etkilerinin hafifletilmesi için de büyük gayret sarf ediyor. Somali’den Arakan’a, Gazze’den Yemen’e kadar bölgemizde mazlum ve mağdurların yardımına koşuyoruz. Bu anlayışla, Suriye’deki savaştan milyonlarca insana hiç tereddüt etmeden kapılarımızı açtık” dedi.

‘Vebalı muamelesi’

Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Batılı devletler gibi sığınmacıları toplama kamplarına, adalara, insanlık dışı barınma alanlarına mahkûm etmedik. Yurtlarını terk etmek zorunda kalan bu insanlara, sözde insan hakları havarisi ülkeler gibi vebalı muamelesi yapmadık. Bugün dünyaya demokrasi ve medeniyet dersi verdiğini zanneden pek çok Batılı ülke, mültecileri ötekileştiriyor, dışlıyor, onları tüm sorunlarının kaynağı olarak görüyor. Batılı siyasetçiler, mülteci düşmanlığı üzerinden iktidara gelmenin hesaplarını yapıyor.

Fırat’ın doğusu mesajı: Huzur ve istikrara kavuşturacağız
Suriye’deki savaştan kaçan ve Avrupa’ya sığınan 10 bini aşkın çocuğun nerede, kimin elinde olduğu, akıbetinin ne olduğu bilinmiyor. Batı’da durum böyleyken, biz aynı dönemde yaklaşık 650 bin Suriyeli çocuğun okullarımızda eğitim görmesini sağladık. Vatandaşlarımız hangi sağlık imkanlarından yararlanıyorsa, mültecilerin de aynı hizmetleri almasını temin ettik.

Şimdiye kadar yaklaşık 4 milyonu Suriyeli olmak üzere bütün mültecilere Birleşmiş Milletler hesaplarına göre yaklaşık 35 milyar dolar kaynak aktardık. Avrupa Birliği söz verdiği halde sözünü yerine getirmedi. BM Mülteciler Komiserliği ise maalesef sembolik rakamlarla katkıda bulunuyor ve bunlar bizim milli bütçemize girmiyor.”

‘Merhamet ve empati eksikliği’

“Bugün yaşanan pek çok sorunun temelinde, maddi imkan kıtlığı değil, merhamet ve empati eksikliği vardır. Azgın dalgaların sahile süpürdüğü masum çocuk bedenleri, açlık ve yoksulluk görüntüleri ise bu merhamet eksikliğinin görünen yüzüdür. Onca gelişmişliğe, onca ilerlemeye rağmen birkaç dolarlık sıtma örtülerini ihtiyaç sahiplerine ulaştıramayan, basit aşıları tedarik edemeyen, mülteci botlarını şişleyerek batırmaktan bahseden, Akdeniz’i büyük bir mülteci kabristanına çeviren büyük bir vicdansızlıkla maalesef hepimiz karşı karşıyayız. Görmeyelim mi? Söylemeyelim mi? Anlatmayalım mı?”

Sosyal medyadan plazma bağışçısı arayanlar dikkatCorona virüsle mücadelede plazma antikor tedavisine ‘resmen’ başlanmasının ardından sosyal medya üzerinden hastası için plazma bağışçısı arayanların artması üzerine uzmanlar uyardı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber