Geri Dön

Kitle imha silahlarının finansmanının önlenmesine ilişkin teklif TBMM'de

Gelen bir son dakika haberine göre; AK Parti milletvekillerinin Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi, TBMM Başkanlığına sunuldu.

Kitle imha silahlarının finansmanının önlenmesine ilişkin teklif TBMM'de

BMGK kararlarının kapsamına bağlı olarak bu kararlarda yer alan kişi veya kuruluşlara veya bunlar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak kontrol edilen, bunların adına veya hesabına hareket eden kişi veya kuruluşlara ya da bunların yararına her türlü fon toplanması veya sağlanması yasak olacak. Bunların Türkiye'de iş ortaklığına ya da başkaca iş ilişkilerine girmesi; bu kararlarda yasaklanan nükleer, balistik füze programları veya diğer faaliyetlerle ilgili olarak organizasyonlara veya bunlar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak kontrol edilen kişi veya kuruluşlara ya da bunların adına veya hesabına hareket eden kişi veya kuruluşlara ya da bunların yararına her türlü fon toplanması veya sağlanması da yasak kapsamında bulunacak.

BMGK kararlarının kapsamına bağlı olarak bu kararlarda belirtilen kişi, kuruluş veya organizasyonların veya bunlar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak kontrol edilen, bunların adına veya hesabına hareket eden kişi veya kuruluşların Türkiye'de temsilcilik açması, her türlü faaliyette bulunması, faaliyetlerini gerçek veya tüzel kişiler aracılığıyla doğrudan ya da dolaylı olarak yürütmesi, bankalarının Türkiye'de şube veya temsil ofisi açması ya da iş ortaklığına girmesi, bankaları ile iş ortaklığı kurulması, sermaye ortaklığına gidilmesi veya muhabir banka ilişkisi tesis edilmesi yasak olacak, mevcut olanlar ise sonlandırılacak.

BMGK tarafından izin verilen haller dışında ilgili kararların kapsamına bağlı olarak bu kararlarda belirtilen madde, malzeme ve ekipmanın ithali, ihracı, transiti ve teknolojinin transferi veya nükleer faaliyetlere ya da nükleer silah atma sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlanması veya destek verilmesi yasak olacak.

BMGK kararlarına karşı ilgililer tarafından Denetim ve İşbirliği Komisyonuna yapılan başvurular Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla BMGK’ye iletilecek.

Mal varlığının dondurulması ve yasakların uygulanması

BMGK'nin kararlarına konu kişi veya kuruluşların veya bunlar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak kontrol edilen ya da bunların adına veya hesabına hareket eden kişi veya kuruluşların Türkiye’de bulunan mal varlığının, deniz ulaşım araçlarının dondurulması veya yasaklama kararları ile bu kararların kaldırılması kararları Cumhurbaşkanının Resmi Gazete'de yayımlanan kararıyla gecikmeksizin uygulanacak.

BMGK'nin kararlarında belirtilen organizasyonların veya bunlar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak kontrol edilen ya da bunların adına veya hesabına hareket eden kişi veya kuruluşların yasaklı işlem ve faaliyetlerde bulunduklarına ilişkin makul sebeplerin varlığı halinde Denetim ve İşbirliği Komisyonunun önerisi üzerine Türkiye'deki mal varlıkları Cumhurbaşkanının Resmi Gazete'de yayımlanan kararıyla gecikmeksizin dondurulacak.

Kararların Resmi Gazete'de yayımlanması ile birlikte nihai listeler, ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından internet sitelerinde gecikmeksizin yayımlanacak.

Yasaklama kararları ilgisine göre yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafından derhal yerine getirilecek.

Denetim ve İşbirliği Komisyonu

Teklifin yasalaşmasıyla, uygulamayla ilgili olarak Denetim ve İşbirliği Komisyonu oluşturulacak.

Komisyon; Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanı başkanlığında Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Hazine Kontrolörleri Kurulu, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Nükleer Düzenleme Kurumu ve Sermaye Piyasası Kurulunun en az genel müdür veya başkan yardımcısı düzeyinde olmak üzere bildireceği üyelerden oluşacak.

Komisyonun sekretarya hizmetleri Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından yürütülecek.

Görüş ve bilgilerine gerek duyulan kurum ve kuruluşların temsilcileri Komisyona çağrılabiliecek.

Komisyon, gerek görmesi halinde ilgili kişi, kurum ve kuruluşlardan görüş, bilgi ve belge talebinde bulunabilecek.

Komisyon, kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak bilgi ve belge istediği takdirde talepte bulunulan kişi, kurum ve kuruluşlar, kanunlarda yer alan hükümlere dayanarak bilgi ve belge vermekten kaçınamayacak.

Komisyon, kamu kurum ve kuruluşlarına uygulamaya ve alınması gereken tedbirlere ilişkin olarak görüş bildirebilecek ve öneride bulunabilecek.

Kamu kurum ve kuruluşları, yasak işlem ve faaliyetlere ilişkin bilgi, belge ve bulgular ile değerlendirmelerini Komisyona bildirmekle yükümlü olacak.

Komisyon, yasak işlem ve faaliyetlerin gerçekleştirildiği hususunda makul sebeplerin varlığına istinaden kişi ve kuruluşlar ile deniz ulaşım araçlarının BMGK listelerine eklenmesine ve bu makul sebeplerin ortadan kalkması halinde listelerden çıkarılmasına ilişkin olarak BMGK'ye gönderilmek üzere Cumhurbaşkanına öneride bulunabilecek.

Komisyon yılda en az iki defa toplanacak. Komisyon, çalışmalarını gizlilik esaslarına uygun olarak yerine getirecek.

Ceza hükümleri

Yasaklara aykırı hareket edenler, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 1 yıldan 8 yıla kadar çeşitli cezalara veya adli para cezasına çarptırılabilecek.

Mal varlığının dondurulmasıyla ilgili alınan kararın gereğini yerine getirmeyen veya yerine getirmekte ihmal veya gecikme gösteren kişilere, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası verilecek.

Söz konusu suçların kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde daha ağır ceza verilebilecek.

Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile Komisyonun çalışma usul ve esasları Adalet, Dışişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Hazine ve Maliye ile Ticaret bakanlıkları tarafından müştereken hazırlanacak yönetmelikle düzenlenecek. Yönetmelik, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde yürürlüğe konulacak.

Buna göre, izinsiz yardım toplama faaliyetinin internet ortamında yapıldığının tespiti halinde ilgili valilik veya İçişleri Bakanlığı tarafından içerik veya yer sağlayıcıya, yardım toplama faaliyetine ilişkin içeriğin çıkarılması için internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik posta veya diğer iletişim araçları ile bildirimde bulunulacak. 

İçeriğin en geç 24 saat içinde çıkarılmaması, içerik ve yer sağlayıcıya ilişkin bilgilerin edinilememesi ya da teknik nedenlerle bildirimde bulunulamaması halinde ilgili valilik veya İçişleri Bakanlığı internet ortamındaki söz konusu içeriğe ilişkin erişimin engellenmesine karar verilmesi için sulh ceza hakimliğine başvuracak.

Hakim, talebi en geç 24 saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlayacak ve gereği yapılmak üzere doğrudan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna gönderecek. 

Bu karara karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz edilebilecek.

Erişimin engellenmesi kararı, içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verilecek. 

Yurt içine ve yurt dışına yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenecek. 

Denetim ile görevlendirilenler ve izin vermeye yetkili makamlar, yardım toplama faaliyetiyle ilgili olanlar ile kamu kurum ve kuruluşlarından, bankalar dahil gerçek ve tüzel kişilerden denetim görevi kapsamına giren hususla sınırlı olarak ilgili bilgi ve belgeyi isteme yetkisine sahip olacak. Talepte bulunulanlar özel kanunlarda yazılı hükümleri ileri sürerek bilgi ve belge vermekten kaçınamayacak. 

İzinsiz yardım toplayanlara cezalar artıyor

İzinsiz yardım toplayanlara 5 bin Türk lirasından 100 bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilecek.

İnternet ortamında izinsiz yardım toplanması halinde ise 10 bin Türk lirasından 200 bin Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanacak. 

İzinsiz yardım toplanmasına yer ve imkan sağlayanlar, uyarılmalarına rağmen bu faaliyeti sonlandırmazsa 5 bin Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılacak. 

Ayrıca, gerçek kişiler, yardım toplama faaliyeti için en az üç kişiden ibaret sorumlu kurul oluşturmak zorunda olacak. 

Belirlenen usul ve esaslara aykırı olarak yurt dışına yardım yapan sorumlu kurul üyelerine, 5 bin Türk lirasından 100 bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilecek. Kendilerinden istenen bilgi ve belgeleri vermeyenlere 5 bin Türk lirasından 20 bin Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanacak. 

Makbuzla belirli yerlere kutu koyarak, bankalarda hesap açtırarak, yardım pulu çıkararak, eşya piyangosu düzenleyerek, kültürel gösteriler ve sergiler yoluyla, spor gösterileri, gezi ve eğlenceler düzenlemek veya bilgileri otomatik ya da elektronik olarak işleme tabi tutmuş sistemler kullanmak suretiyle izinsiz yardım toplayanlar, uyarılmalarına rağmen bu faaliyeti sonlandırmazsa 5 bin Türk lirasından 20 bin Türk lirasına kadar idari para cezasına çarptırılacak.

İzin vermeye yetkili makamın izin verdiği yer dışında yardım toplayanlar, uyarılmalarına rağmen bu faaliyeti sonlandırmazsa 5 bin Türk lirasından 20 bin Türk lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılacak. 

Bu Kanunun diğer hükümlerine aykırı davranışta bulunanlara, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde 1000 Türk lirası idari para cezası verilecek. 

İzinsiz toplanan mal ve paralara elkonularak mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilecek. 

İdari yaptırımlara karar vermeye yardım toplama iznini veren makam yetkili olacak. İzinsiz yardım toplanması halinde idari yaptırımlara vali karar verecek. Vali bu yetkisini vali yardımcılarına veya kaymakamlara devredebilecek. 

Dernek denetiminde bilirkişi görevlendirilecek 

Merkezi yurt dışında olup Türkiye'de faaliyette bulunan vakıfların da yabancı dernekler gibi kanun kapsamına alınarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla Dernekler Kanunu'nda değişiklik yapıldı. 

Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yer alan suçlar ile Türk Ceza Kanununda yer alan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti veya suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından mahkum olanlar derneklerin genel kurul dışındaki organlarında görev alamayacaklar. Dernek organlarına seçildikten sonra bu suçlardan mahkum olanların görevi sona erecek. 

Derneklerin denetimlerinin periyodik yapılmasını teminen,  risk değerlendirmelerine göre denetimlerin üç yılı geçmeyecek şekilde her yıl ve kamu personeli tarafından yapılması öngörülüyor. 

İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri ve dernekler denetçileri hariç, denetimlerde görevlendirilecek kamu görevlilerine verilecek ücretin tutarı İçişleri Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca birlikte tespit edilecek ve İçişleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanacak. 

Denetim ile görevlendirilenler, kamu kurum ve kuruluşlarından, bankalar dahil gerçek ve tüzel kişilerden denetim görevi kapsamına giren hususla sınırlı olarak ilgili bilgi ve belgeyi isteme yetkisine sahip olacak. Talepte bulunulanlar özel kanunlarda yazılı hükümleri ileri sürerek bilgi ve belge vermekten kaçınamayacak. 

İçişleri Bakanlığınca veya mülki idare amirliğince talep edilmesi halinde, demekler ile derneklere ait her türlü tesis, müessese ve ortaklığı bulunan kuruluşlar, görev alanları ile sınırlı olmak üzere ilgili bakanlık ve kuruluşlar tarafından denetlenecek. 

Denetim sırasında, uzmanlık veya teknik bilgi gerektiren durumlarda İçişleri Bakanlığı, valilikler ve kaymakamlıklar tarafından bilirkişi görevlendirilebilecek.  

Personel hakkında soruşturma başlatılırsa görevden uzaklaştırılabilecek

Teklifle, dernekler tarafından yurt dışına yapılacak yardımların şeffaf ve hesap verilebilir şekilde yürütülmesi, ayrıca suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele kapsamında gerekli tedbirlerin alınması amacıyla, bildirim esasına dayalı olmak üzere Türkiye'den yurt dışına yapılacak olan yardımlara ilişkin olarak düzenleme yapılıyor. Buna göre, yurt dışına yapılacak yardımlar, yardım yapılmadan önce dernekler tarafından mülki idare amirliğine bildirilecek. Bildirimin şekli ve içeriği ile yurt dışına yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenecek. 

Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yer alan suçlar ile Türk Ceza Kanununda yer alan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti veya suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçlarından dolayı derneğin genel kurulu dışındaki organlarında görevli olanlar veya ilgili personel hakkında soruşturma başlatılması halinde bu kişiler veya bu kişilerin görev yaptığı organlar geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılabilecek. 

Bu tedbirin yeterli olmaması ve gecikmesinde sakınca bulunması durumunda İçişleri Bakanı, demeği geçici olarak faaliyetten alıkoyabilecek ve derhal mahkemeye başvuracak. Mahkeme 48 saat içinde faaliyetten geçici alıkoymaya ilişkin kararını verecek. İlgililer her zaman faaliyetten geçici alıkoyma kararının kaldırılmasını talep edebilecek. Mahkeme başvuruyu gecikmeksizin karara bağlayacak. 

Terörizmin finansmanıyla daha etkin mücadele için idari yaptırımlar artıyor

Teklifle dernekler üzerinden suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı suçlarıyla daha etkin mücadele için idari yaptırımlar yeniden düzenleniyor ve caydırıcılığın sağlanması amacıyla yaptırım miktarı artırılıyor. 

Buna göre, tutulması zorunlu olan defter ve belgelerin, okunamayacak hale gelmesi veya kaybolması halinde, öğrenme tarihinden itibaren 15 gün içinde dernek merkezinin bulunduğu yerin yetkili mahkemesine zayi belgesi almak için başvurmayan veya bu belgeyi denetim sırasında ibraz edemeyenler 3 aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacak.  

Denetim sırasında istenen belgelerin gösterilmemesi durumunda, 5 bin Türk Lirasından 20 bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilecek. 

Mülki idare amirliğine önceden bildirimde bulunmadan yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan yardım alanlara, 5 bin Türk lirasından 100 bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilecek. 

Yedi bin Türk lirasını aşan her türlü gelir, tahsilat, gider ve ödemelerini bankalar ve diğer fınans kuruluşları veya Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi aracılığıyla yapmayan dernek yöneticilerine her bir işlem için işleme konu tutarın yüzde 10'una kadar idari para cezası verilecek.

Onbeş yaşını bitiren ancak yasal temsilcilerinin yazılı izni olmadan çocuk dernekleri kuran veya üye olanlar için ve bu kişilerin görevlerini yazılı uyarıya rağmen 7 gün içerisinde sonlandırmayan dernek yöneticilerine 1500 Türk lirası İdari para cezası verilecek. Mülki idare amirince yapılan ikinci yazılı uyarıya rağmen 30 gün içinde bu kişilerin organlardaki görevlerinin sonlandırılmaması halinde Cumhuriyet savcısının veya bir ilgilinin istemi üzerine mahkeme, derneğin feshine karar verebilecek. 

AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifiyle Dernekler Kanununda değişikliğe gidilerek, yasa hükümlerinin, yurt dışında bulunan tüm sivil toplum kuruluşlarının Türkiye'de yapacakları faaliyetlere de uygulanabilmesi sağlanıyor. Kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınıyor.

Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliğe göre, yürütülen soruşturma veya kovuşturmalar bakımından muhafaza altına alınan veya el konulan malvarlığı değerlerinin kıymeti tespit edilecek.

Düzenlemeyle Kabahatler Kanununda sayılan tüzel kişilerin sorumluluğu bakımından suçların bir özel hukuk tüzel kişisinin organ/temsilcisi ya da organ/temsilci olmamakla birlikte tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi tarafından tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında idari para cezası yaptırımı uygulanması sonucunu doğuran suçlar arasına uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti de ekleniyor.

Teklifle terörizmin finansmanı suçu bakımından da uyum düzenlemesi yapılıyor. Buna göre, terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanununda tanımlanan "terörizmin finansmanı suçu"nun, tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi halinde, bu tüzel kişiye iki milyon liraya kadar verilebilecek idari para cezasının üst sınırı 50 milyon liraya yükseltiliyor. Söz konusu ceza, işleme veya eyleme konu menfaatin iki katından az olamayacak.

Daha ağır idari para cezasını gerektiren bir kabahat oluşturmadığı hallerde, bir özel hukuk tüzel kişisinin organ/temsilcisi veya organ/temsilci olmamakla birlikte bu tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi tarafından bir tüzel kişinin yararına işlenmesi durumunda, tüzel kişi hakkında idari para cezasına karar verilebilmesi için fiili gerçekleştiren kişi hakkında yürütülen soruşturma veya kovuşturmanın tamamlanması beklenmeyecek. Soruşturma veya kovuşturma sonucunda tüzel kişinin yararına işlenmediğinin anlaşılması halinde idari para cezası kaldırılacak, tahsil edilmiş ise iade edilecek.

"Finansal grup" tanımı ekleniyor

Teklif, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun'da da değişiklik yapıyor. Buna göre, "yükümlü" tanımına, "savunma hakkı bakımından diğer kanun hükümlerine aykırı olmamak ve 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 35 inci maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki taşınmaz alım satımı, şirket, vakıf ve dernek kurulması, idaresi ve devredilmesi gibi işlerle sınırlı olmak üzere serbest avukatlar" ibaresi ekleniyor.

Öte yandan Merkezi Türkiye'de veya yurt dışında bulunan bir ana kuruluşa bağlı veya bu kuruluşun kontrolünde olan Türkiye'de yerleşik finansal kuruluşlarla bunların şube, acente, temsilci ve ticari vekil ve benzeri bağlı birimlerinden oluşan grup "finansal grup" olarak tanımlanıyor.

Kanun'daki "kimlik tespiti" ibaresi, "müşterinin tanınması" ibaresiyle değiştiriliyor. Böylece, yükümlülerin, kendileri nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce işlem yapanlarla nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerinin tespit edilmesi; kimlik tespit edilirken alınan bilgilerin teyidine esas belgelerin gerçekliğinin kontrol edilmesi; karmaşık ve olağandışı büyüklükteki işlemlerle görünürde makul, hukuki ve ekonomik amacı bulunmayan işlemlere özel dikkat gösterilmesi; müşterileri tarafından gerçekleştirilen işlemlerin müşterinin mali durumu ile uyumlu olup olmadığını izlemek gibi müşterinin tanınmasına ilişkin gerekli tedbirler alınmasının sağlanması hedefleniyor.

"Finansal grup" düzenlemesi bağlamında Hazine ve Maliye Bakanlığı'na eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri oluşturulması konusunda yetki veren fıkraya, "risk temelli yaklaşım" ve "yükümlü ve finansal grup seviyesinde" ibareleri eklenecek. 

Ayrıca finansal gruba bağlı kuruluşlar, belirtilen tedbirlerin grup seviyesinde alınmasını teminen müşterinin tanınmasıyla hesap ve işlemlere ilişkin olarak grup içerisinde bilgi paylaşımında bulunabilecek. Özel kanunlarda yer alan hükümler ileri sürülerek bilgi paylaşımından kaçınılamayacak. Bakanlık paylaşıma konu bilgileri ve uygulamaya ilişkin esasları belirlemeye yetkili olacak.

Böylece finansal grup içerisinde bulunan yükümlülerin suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı suçlarıyla daha etkin mücadele etmelerinin sağlanması amaçlanıyor.

İdari para cezaları artırılıyor

Teklifle Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun'un "yükümlülük halinde idari ceza" başlıklı maddesinde caydırıcılığın artırılması ve yeni tedbirler öngörülmesi için değişikliğe gidiliyor.

Buna göre, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığınca, kanundaki "müşterinin tespiti" ve "devamlı bilgi verme" başlıklı yükümlülüklerden herhangi birini ihlal eden yükümlülere 30 bin lira; yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu malvarlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına dair herhangi bir bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek bir hususun bulunması halinde bu işlemlerin yükümlüler tarafından Başkanlığa bildirilmemesi halinde ise 50 bin lira idari para cezası verilecek.

Yükümlünün banka, finansman şirketi, faktoring şirketi, ikrazatçı, fınansal kiralama şirketi, sigorta ve reasürans şirketi, emeklilik şirketi, sermaye piyasası kurumu, yetkili müessese, ödeme ve elektronik para kuruluşu ile yönetmelikle belirlenecek diğer fınansal kuruluşlar olması halinde, idari para cezası işlem tutarının yüzde 5'inden az olmamak üzere iki kat olarak uygulanacak.

Bakanlığın, Kanunun amacına uygun olarak eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri oluşturulması konusunda işletme büyüklükleri ve iş hacimlerini de dikkate alarak yükümlüleri ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisini düzenleyen maddedeki yükümlülüklere aykırı hareket edilmesinin tespiti halinde yükümlülere yazılı ihtar yapılarak 30 günden az olmamak üzere bir süre verilecek. Bu süre sonunda eksikliklerin tamamlanmaması halinde 500 bin lira idari para cezası uygulanacak. İdari para cezasının tebliği ile birlikte yazılı ihtar yapılarak 60 günden az olmamak üzere yeni bir süre verilecek. Bu süre sonunda da eksikliklerin tamamlanmaması halinde verilen ilk idari para cezasının iki katı idari para cezası daha uygulanacak. İkinci idari para cezasının tebliğinden itibaren 30 gün içinde eksikliklerin tamamlanmaması halinde yükümlünün faaliyetlerinin belli bir süre durdurulması, kısıtlanması veya faaliyet izin belgesinin iptaline yönelik tedbirlerin alınması için durum ilgili kuruma bildirilecek.

Yükümlülüklere uymayan sorumlu yönetim kurulu üyesine, yoksa üst düzey yöneticisine belirtilen ihtarlar yapılmak ve sürelere uyulmak koşuluyla yükümlüye verilen idari para cezasının dörtte biri uygulanacak.

Kanun kapsamında elektronik tebligata ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilen kişi, kurum veya kuruluşlara Başkanlık tarafından her bir tespit için 40 bin lira idari para cezası uygulanacak, bu şekilde bir yıl içinde uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı bir milyon lirayı geçemeyecek.

Maddenin birinci ve ikinci fıkrası kapsamında uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı, her bir yükümlülük için ihlalin yapıldığı yıl itibarıyla, birinci fıkra kapsamında iki kat olarak uygulanacak yükümlüler için 40 milyon lirayı; bunlar dışında kalan yükümlüler için 4 milyon lirayı aşamayacak.

Üst tutardan ceza uygulanan yükümlüler nezdinde takip eden yılda aynı neviden bir yükümlülük ihlali olması durumunda bu hadler iki kat olarak uygulanacak. Yükümlülüğün ihlal edildiği tarihten itibaren 8 yıl geçtikten sonra idari para cezası verilemeyecek.

Cumhuriyet savcısı da el koyma kararı verebilecek

Kanun teklifiyle söz konusu Kanun'un "El koyma" maddesinin başlığı "Koruma tedbirleri" şeklinde değiştiriliyor.

Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da el koyma kararı verebilecek. Hakim kararı olmaksızın yapılan el koyma işlemi 24 saat içinde görevli hakimin onayına sunulacak. Hakim en geç 24 saat içinde onaylanıp onaylanmamasına karar verecek. Hakimin onaylaması halinde Ceza Muhakemesi Kanununun "Taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma" başlıklı maddesinde belirtilen değere ilişkin rapor 3 ay içinde alınacak ve tekrar hakim onayına sunulacak. Onaylanmama veya raporun üç ay içinde alınamaması halinde Cumhuriyet savcılığının kararı hükümsüz kalacak.

Aklama suçunun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın Ceza Muhakemesi Kanununun "gizli soruşturmacı görevlendirilmesine" ilişkin maddesinde yer alan hükümlere göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilecek, Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun'da yer alan hükümlere göre kontrollü teslimat tedbirine karar verilebilecek.

Kanun'un "Başkanlığın görev ve yetkilerini" düzenleyen maddesine, Bakanın bu yetkisini devredebileceği ekleniyor.

Yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılmaya teşebbüs edilen ya da halihazırda devam eden işlemleri, işleme konu malvarlığının aklama veya terörün finansmanı suçu ile ilişkili olduğuna dair şüphe bulunması üzerine, Başkanlıkça şüpheyi teyit etmek, işlemi analiz etmek veya gerekli görüldüğünde analiz sonuçlarını yetkili makamlara intikal ettirmek amacıyla 7 iş günü süreyle askıya alınan veya gerçekleşmesine izin verilmeyen işlemi, alınan karara aykırı şekilde gerçekleştiren yükümlülere işlem tutarı kadar Başkanlıkça idari para cezası verilecek. Ancak verilecek idari para cezası 50 bin liradan az olamayacak.

Hamiline pay senetlerinin bastırılması ve devrinde bildirim zorunluluğu

Türk Ticaret Kanununda yapılan değişikliğe göre, Ticaret Bakanlığı, pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterinin elektronik ortamda tutulmasını zorunlu kılabilecek, Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri saklı olacak.

Hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasında ve devrinde Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirim yükümlülüğü getiriliyor.

Halka açık olmayan anonim şirketlerde hamiline yazılı pay senetleri bakımından yönetim kurulunun pay sahipleri çizelgesini Merkezi Kayıt Kuruluşundan sağlayacağı listeye göre düzenlemesi hükme bağlanıyor. Bu kapsamda hamiline yazılı pay senedi sahipleri bakımından giriş kartı alma usulü kaldırılıyor.

Pay sahipleri çizelgesinin Merkezi Kayıt Kuruluşundan sağlanmasının usul ve esasları, gereğinde genel kurul toplantısının yapılacağı gün ile sınırlı olmak üzere payların devrinin yasaklanması ve ilgili diğer konular Sermaye Piyasası Kanunu'nun ilgili maddesi uyarınca kayden izlenen paylara ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kurulu, hamiline yazılı paylar bakımından ise Ticaret Bakanlığı tarafından bir tebliğle düzenlenecek.

Yönetim kurulunca, hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgiler, senetler pay sahiplerine dağıtılmadan önce Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilecek.

Teklife göre, kayden izlenmeyen hamiline yazılı pay senetlerinin devrinde, devrin şirket ve üçüncü kişiler nezdinde hüküm ifade etmesi için pay senedini devralan tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirimde bulunulması zorunluluğu getiriliyor.

Hamiline yazılı pay senedini devralan tarafından gerekli bildirimde bulunulmaması halinde, devralan bu Kanundan doğan paya bağlı haklarını gerekli bildirim yapılıncaya kadar kullanamayacak. Hamiline yazılı pay senedine bağlı hakların şirkete ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesinde Merkezi Kayıt Kuruluşuna yapılan bildirim tarihi esas alınacak. Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından hamiline yazılı pay senetleriyle ilgili tutulan kayıtlar, ilgili kanunlar uyarınca yetkili kılınmış mercilerle paylaşılacak. Hamiline yazılı pay senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilmesi ve kaydedilmesine ilişkin usul ve esaslar ile bu kapsamda alınacak ücretler Ticaret Bakanlığınca çıkarılan tebliğle belirlenecek.

Türk Ticaret Kanunu'na ilişkin değişiklikler 1 Nisan 2021 tarihinde; diğer düzenlemeleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.

AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifine göre, Türk Ticaret Kanununda yapılan değişikle, hamiline yazılı pay senedi çıkaran anonim şirketlerde, hamiline yazılı pay sahipliğine ilişkin bilgileri Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirmeyen şirketler 20 bin lira, hamiline yazılı pay senedini devralmasına rağmen bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen pay sahipleri hakkında 5 bin lira idari para cezası uygulanacak. 

Türk Ticaret Kanununa eklenen geçici maddeye göre, hamiline yazılı pay senedine sahip olanlar, 31 Aralık 2021'ye kadar Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilmek üzere pay senetleri ile birlikte anonim şirkete başvuracak. Başvuru üzerine anonim şirket yönetim kurulu, 5 iş günü içinde hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgileri Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirecek. Pay sahipleri anonim şirkete başvurmazsa bu kanundan doğan paya bağlı haklarını gerekli başvuru yapılıncaya kadar kullanamayacak. Başvuruda veya bildirimde bulunmayanlara 20 bin lira idari para cezası uygulanacak. Söz konusu düzenlemeler 1 Nisan 2021'de yürürlüğe girecek. 

"Malvarlığı" tanımı değiştiriliyor

Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunda yer alan "malvarlığı" tanımı uluslararası alanda kabul görmüş tanımlar ile uyumlu hale getiriliyor.

Buna göre malvarlığı, "Bir gerçek veya tüzel kişinin; mülkiyetinde veya zilyetliğinde bulunan ya da doğrudan veya dolaylı olarak kontrolünde olan fon ve gelir ile bunlardan elde edilen veya bunların birbirine dönüştürülmesinden hasıl olan menfaat ve değeri, adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişinin mülkiyetinde ya da zilyetliğinde bulunan fon ve gelir ile bunlardan elde edilen veya bunların birbirine dönüştürülmesinden hasıl olan menfaat ve değeri." olarak tanımlandı.

Terörizmin finansmanı suçu, örgütü kuran veya yöneten ya da örgüt üyesi tarafından gerçekleştirilmesi halinde, bu kişiler hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları uyarınca verilecek ceza üçte birine kadar artırılacak.

Ayrıca, terörizmin finansmanı suçu bakımından kontrollü teslimat koruma tedbirinin uygulanabilmesi imkanı da getiriliyor.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) 1267 (1999), 1988 (2011), 1989 (2011) ve 2253 (2015) sayılı kararları ile bu kararlara dayanılarak çıkarılan müteakip kararlarla listelenen kişi, kuruluş veya organizasyonların tasarrufunda bulunan malvarlığının dondurulması kararları ve bu listelerden çıkarılanlara ilişkin malvarlığının dondurulmasının kaldırılması kararları, Cumhurbaşkanının Resmi Gazete'de yayımlanan kararıyla gecikmeksizin uygulanacak. 

Terörizmin finansmanı suçu kapsamına giren fiillerin gerçekleştirildiği hususunda makul sebeplerin varlığına istinaden Değerlendirme Komisyonunun önerisi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından kişi, kuruluş veya organizasyonların BMGK'nin 1267 (1999), 1988 (2011), 1989 (2011) ve 2253 (2015) sayılı kararları ile bu kararlara dayanılarak çıkarılan müteakip kararlar uyarınca malvarlığının dondurulmasına ilişkin oluşturulan listelere eklenmesi ve bu makul sebeplerin ortadan kalkması halinde listelerden çıkarılması BMGK'ye teklif edilebilecek. Cumhurbaşkanının teklifi Dışişleri Bakanlığı tarafından BMGK'ye bildirilecek. 

Teklifte, malvarlığının dondurulması konusunda da düzenleme yapılıyor. Malvarlığının Dondurulmasını Değerlendirme Komisyonunu, terörizmin finansmanı suçu kapsamına giren fiilleri gerçekleştirdiği hususunda makul sebeplerin varlığına istinaden kişi, kuruluş veya organizasyonların yabancı ülkelerde bulunan malvarlığının dondurulması talebiyle Cumhurbaşkanına öneride bulunulmasına karar verebilecek. 

Mahkemelerce terör örgütü olduğuna kesin olarak karar verildikten sonra terörizmin finansmanı suçu kapsamına giren fiilleri gerçekleştirdiği hususunda makul sebeplerin varlığına istinaden kişi, kuruluş veya organizasyonların Türkiye'de bulunan malvarlığının dondurulmasına karar verilebilecek. Bu makul sebeplerin ortadan kalkması halinde malvarlığının dondurulmasının kaldırılmasına Değerlendirme Komisyonunun önerisi üzerine Hazine ve Maliye Bakanı ile İçişleri Bakanı tarafından birlikte karar verilebilecek.

Malvarlığının dondurulmasına ilişkin karar derhal uygulanacak ve 48 saat içinde, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen Ankara ağır ceza mahkemesinin onayına sunulacak. Mahkeme, makul sebeplerin varlığı yönünden yapacağı inceleme neticesinde malvarlığının dondurulması kararının devamına veya kaldırılmasına 5 gün içinde karar verecek ve sonucu derhal Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına bildirecek. Mahkemenin kararlarına karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz edilebilecek.

Değerlendirme Komisyonu, Türkiye'de bulunan malvarlığının dondurulmasına ilişkin kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından itibaren en geç 6'şar aylık dönemlerle makul sebeplerin varlığının devam edip etmediğini değerlendirerek önerisini ilgili bakanlara sunacak. 

İlgililer tarafından malvarlığının dondurulması kararının kaldırılmasına ilişkin talepler Değerlendirme Komisyonuna yapılacak. Komisyon, taleplere ilişkin önerisini ilgili bakanlara sunacak.

Türkiye’de bulunan malvarlığının dondurulmasına karar verildiği takdirde ilgililer hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca soruşturma açılması talebiyle suç duyurusunda bulunulmasına Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından karar verilecek. Soruşturma ve kovuşturma sonucunda verilen kararlar Değerlendirme Komisyonuna sunulmak üzere Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına gönderilecek.

Söz konusu düzenlemelere uyum sağlamak açısından Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun 8. ve 9. maddelerinde uyum düzenlemesi yapılıyor. 

Hakkında malvarlığının dondurulması kararı verilen kişi, kuruluş veya organizasyonların yararına veya bunlar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak kontrol edilen kuruluşlara ya da bunların adına veya hesabına hareket eden kişi veya kuruluşlara bu niteliklerini bilerek ve isteyerek fon sağlayan veya toplayan ya da finansal hizmet veren kişilere, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis veya adli para cezası verilecek.

Malvarlığının dondurulmasıyla ilgili alınan kararın gereğini yerine getirmeyen ya da ya da bu kapsamda fon sağlayan veya toplayan ya da finansal hizmet veren kişinin, bir tüzel kişinin organ veya temsilcisi olması veya organ veya temsilcisi olmamakla birlikte, tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenmiş bulunması halinde ayrıca bu tüzel kişiye 10 bin liradan 2 milyon liraya kadar idari para cezası verilecek. Ancak bu fıkra uyarınca verilecek idari para cezası, tespit edilmesi halinde işleme konu edilen miktardan az olamayacak.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce BMGK'nin kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının önlenmesine yönelik kararlarına dayanılarak yetkili kurullar tarafından verilen kararların uygulanmasına devam edilecek.

Bu kanun hükümleri, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce yetkili kurullar tarafından verilen kararların yerine getirilmesinde de uygulanacak.

TBMM Başkanlığına sunulan teklifin genel gerekçesinde, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı suçları ile kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanına karşı uluslararası düzeyde mücadele standartlarının tespit edilerek idari ve adli tüm araçların ülkelerce etkin bir şekilde uygulanmasını temin etmek için oluşturulan en önemli uluslararası organlardan birisinin Türkiye'nin de üyesi bulunduğu Mali Eylem Görev Gücü (FATF) olduğu anımsatıldı. 

FATF'ın kuruluşunun anlatıldığı gerekçede, FATF'ın fonksiyonlarını gerçekleştirmek için ülkeleri "karşılıklı değerlendirme" yoluyla incelediği belirtilerek, "Ülkemizin FATF tarafından 4. Tur Karşılıklı Değerlendirme süreci, 2019 yılı Ekim ayında gerçekleşen Genel Kurulda kabul edilen rapor ile tamamlanmıştır. Anılan rapor kapsamında diğer hususlar ile birlikte, kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanı ile mücadele konusunda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları ve ilgili FATF tavsiyeleri ile tam uyumun sağlanması, terörizmin finansmanı ve aklama suçları ile mücadelede yasal ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesinin önemi vurgulanmıştır." denildi. 

Teklifin gerekçesinde, şunlar kaydedildi:

"Kitle imha silahları nükleer, kimyasal ve biyolojik nitelik taşıyan silahlar olarak tanımlanmakta olup, can ve mal kayıplarına neden olmuş, çevre ve sağlık sorunlarına yol açmıştır. Bu silahların kullanılmasını önlemek için öncelikle yayılmasını ve bunun finansmanını ortadan kaldırmak gerekmektedir. Söz konusu gereklilik ulusal ve uluslararası seviyede topyekun bir mücadele ile mümkündür. Diğer taraftan bu silahlar ile mücadelede önleyici tedbirler önemli bir araç olup, bu faaliyetlerle bağlantısı bulunan kişi, kuruluş ve organizasyonların finansman, ekipman, malzeme, teçhizat ve teknolojiden mahrum bırakılmaları bastırıcı tedbirlere nazaran çok daha etkilidir.

Bu çerçevede Birleşmiş Milletler Şartının 7. Bölümü uyarınca BMGK tarafından alınan ve bu niteliği itibarıyla ülkelerce uyulması zorunlu kararlar ile FATF tarafından bu kararlar temelinde oluşturulan tavsiye ve kısa vadeli hedefler de önleyici tedbirler bağlamında uluslararası birer kılavuz niteliği taşımaktadır. Nitekim 1617 (2005) sayılı kararının yedinci maddesinde BMGK, tüm BM üyesi devletleri, FATF tarafından kapsamlı olarak geliştirilen uluslararası standartlara uyum sağlamaya davet etmektedir." 

Türkiye'de kitle imha silahları ile mücadele kapsamında BMGK'nin kararlarına dayanılarak çeşitli Başbakanlık Genelgeleri ile Bakanlar Kurulu Kararları çıkarıldığının anımsatıldığı gerekçede, anılan genelge ve kararların kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanıyla mücadelede etkin bir uygulama geliştirmekle birlikte günümüzde bu silahlarla ilgili uluslararası tehdit ve risklerin artmasına bağlı olarak uygulamada etkinliği, koordinasyonu, uluslararası iş birliğini ve cezai yaptırımları da içerecek şekilde yeni bir mevzuat düzenlemesinin zorunlu olduğu ifade edildi. Gerekçede, "Bu çerçevede amaçlanan düzenleme ile kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının önlenmesini temin etmek için etkili, caydırıcı ve orantılı adli ve idari yaptırımlar kabul edilmekte olup, bu konudaki BMGK kararlarına uyum sağlanması amaçlanmaktadır." denildi. 

Terörizmin finansmanının önlenmesi

Uluslararası barışı ve güvenliği korumakla görevli Birleşmiş Milletler'in (BM), terörizmin finansmanıyla ilgili uluslararası anlaşmaların yanı sıra "Birleşmiş Milletler Şartı" uyarınca terörizmin finansmanının engellenmesine ilişkin olarak ortak tedbir ve yaptırımları belirleme yetkisi çerçevesinde, Güvenlik Konseyi kararları aldığının anımsatıldığı gerekçede, "Bu kararlar terörizmin finansmanıyla ilgili olup, genellikle bazı terör örgütlerini ve bu örgütlerle bağlantılı olan kişi ve kuruluşların malvarlıklarının dondurulmasına ilişkin düzenlemeleri içermekte ve bu konuda devletleri iş birliğine davet etmektedir." denildi. 

Bunlardan en önemli BMGK kararlarının anımsatıldığı gerekçede, "Suç ve suçlulukla etkin mücadelenin bir yönü olarak suçun malî boyutuyla mücadele, geçtiğimiz yüzyılda kazandığı önem ile birlikte Ülkemizde de bir ceza politikası önceliği olarak benimsenmektedir. Mali suçlar, sosyal, siyasal ve ekonomik düzene karşı yıkıcı etkileri nedeniyle bilhassa suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve terörizmin finansmanı suçlarının tespiti ve bağlantılı suç ağlarının ortaya çıkarılması bakımından önem taşımaktadır." ifadesi kullanıldı. 

Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'un günümüze kadar terörizmin finansmanıyla mücadelede Türkiye'de etkin bir şekilde uygulandığı ve gelinen aşamada bu suçlarla mücadelede uluslararası iş birliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunun vurgulandığı gerekçede, şöyle devam edildi:

"Türkiye, farklı terör örgütleri ve terörizmin farklı biçimleriyle yıllardır mücadele etmektedir. Uzun yıllardır verilen bu mücadeleden çıkarılan temel derslerden biri, bahsedildiği üzere terörizmin finansmanıyla mücadelede uluslararası düzeyde somut iş birliği olduğundan, uluslararası toplumun terör tehdidine karşı farkındalığını artırma çabalarında ülkemiz her zaman ön planda olmuş ve terörle mücadelede daha etkin mekanizmaların oluşturulmasını teminen, gerek ikili, gerek çeşitli uluslararası platformlarda ciddi çaba göstermiştir. Bu bağlamda teklif konusu başlıklardan en önemlilerinden birini, BMGK'nin 1373 (2001) sayılı Kararı ve FATF’ın 6 numaralı Tavsiyesi ile uyum için terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla malvarlığının dondurulması mekanizması oluşturmaktadır. Doktrinde 'Hedeflenen Mali Yaptırımlar', 'Akıllı Yaptırımlar' ve benzeri ifadelerle nitelendirilen ve BMGK'nın 1267 (1999) ve müteakip kararları ve 1373 (2001) sayılı kararları konu yaptırımlar rejimi uyarınca, terör ve terörizmin finansmanı ile bağlantılı kişi, kuruluş veya organizasyonların malvarlıklarının ülkelerce dondurulması öngörülmektedir." 

BMGK'nin konuya ilişkin kararlarına ve uygulamalara atıf yapılan gerekçede, teklifle, uluslararası uygulamalardan faydalanılarak, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunun yedinci maddesinde yapılan değişiklik ile BMGK'nin ilgili kararı ve FATF'ın "6 numaralı tavsiyesiyle" uyum sağlamak amacıyla malvarlığı dondurma mekanizmasının ihdas edilmesinin amaçlandığı vurgulandı. 

Gerekçede, teklifle, Türkiye'nin suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele kabiliyetini arttırmak ve bu anlamda adli araçların etkin kullanımı amacıyla, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanunu başta olmak üzere ilgili diğer kanunlarda değişiklikler yapılmasının öngörüldüğü kaydedildi. Gerekçede, "Teklifle, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanunda değişiklikler yapılmak suretiyle, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele süreciyle bağlantılı olarak, anılan kanundan kaynaklanan yükümlülüklere aykırılığın önlenmesi amacıyla orantılı, etkili ve caydırıcı cezaların verilmesi ve yaptırımların uygulanması öngörülmektedir." denildi. 

Halka açık olmayan anonim şirketlerde hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin yalnızca zilyetliğin devredilmesi suretiyle aktarılabilmesi durumunun suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve terörizmin finansmanı suçları açısından önemli bir risk faktörü oluşturduğunun anımsatıldığı gerekçede, Türk Ticaret Kanununda değişiklik yapılarak halka açık olmayan anonim şirketlerde hamiline yazılı pay senetlerinin sahiplik bilgisinin takip edilebilmesi amacıyla bildirim yükümlülüğü getirilmesi ve pay sahiplerinin Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) nezdinde kayıt altına alınmasının amaçlandığı bildirildi. 

Gerekçede, ayrıca Yardım Toplama Kanunu ile Dernekler Kanunu'nda değişiklikler yapılarak, denetimlerin artırılmasına ve idari yaptırımların daha etkili uygulanabilmesine yönelik hükümlerin düzenlendiği vurgulandı. 

Tartıştığı eşini 4 çocuğunun gözü önünde bıçaklayarak öldürdüTürkiye Samsun'daki olayı konuşurken bir vahşet haberi de Ankara'dan geldi. Gelen son dakika haberine göre; Ankara'da Zeynel Korkmaz (38), tartıştığı eşi Reyhan Korkmaz'ı 4 çocuğunun gözü önünde boğazından bıçaklayarak öldürdü. Olaydan sonra komşusunu arayarak "Çocuklarım önce Allah'a sonra size emanet" diyen Zeynel Korkmaz, polis ekiplerince gözaltına alındı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber