Geri Dön

Öymen, CHP tarihini anlatıyor: Cumhuriyet’i ve CHP’yi halk çocukları kurdu

CHP’nin halktan kopuk olduğu yönündeki eleştirilere karşı çıkan Altan Öymen “Cumhuriyet’i kuran askerlerin hangisi elit veya asilzadedir? Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Fevzi Çakmak ve diğerleri halk çocuklarıdır” dedi. Öymen, Türkiye Cumhuriyeti’ni ve CHP’yi kuranların dar gelirli ailelerin içinden çıkıp kendilerini yetiştiren başarılı insanlar olduğunu kaydetti.

Öymen, CHP tarihini anlatıyor: Cumhuriyet’i ve CHP’yi  halk çocukları kurdu
Mert İnan

 Eski CHP Genel Başkanı ve gazeteci Altan Öymen, CHP kurultayları üzerinden Türkiye’nin siyasi tarihini konuştuğumuz yazı dizimizin ikinci gününde CHP içindeki demokratikleşme süreci ile çok partili döneme geçişi anlattı:


Öymen, CHP tarihini anlatıyor: Cumhuriyet’i ve CHP’yi  halk çocukları kurdu



CHP’nin devlet partisi olarak kurulduğu, “parti devleti” anlayışının tohumunu ektiği yönündeki eleştiriler gerçeği yansıtıyor mu?

Partinin daha Anadolu ve Rumeli Müdafâa-i Hukuk Cemiyeti döneminden itibaren, ilk hedefi ülkeyi işgalden kurtarmaktı. Meclis’in kuruluşundan sonra da durum öyleydi. Milletvekillerinin bir kısmı, savaş meydanlarına gidip geliyorlardı. Atatürk, bu dönemde, bir yandan cephede savaş verirken, ikinci mesele olarak ülke genelindeki valiler ve diğer kamu yöneticilerine söz geçirmeye çalışmaktadır. Atatürk’ün İstiklal Savaşı’nın en şiddetli günlerinde “muallime ve muallimler” (kadın-erkek öğretmenler) için kongre tertip etmesi de çok önemli bir aşamadır. Orada, henüz Cumhuriyet kurulmadan, kadın-erkek eşitliğini de gözeten bir ortam içinde, Atatürk, savaş bittikten sonra hemen eğitim seferberliği başlatılacağını duyurmuştur.

‘Hedefler savaş sırasında belirlendi’


Bir merdiveni çıkarken her basamağında bir üstteki basamakları da düşünen liderdir Mustafa Kemal Paşa. Önce saltanatın kaldırılması, Cumhuriyet’in ilanından sonra hilafetin kaldırılması, ardından Tevhid-i Tedrisat Kanunu, laiklik, Diyanet İşleri’nin kurulması, Medeni Kanunu’nun kabul edilmesi... Hepsinin, savaş sırasında da düşünülmüş, ayrıntıları saptanmasa bile ana hatlarıyla belirlenmiş
hedefler olduğu bellidir.

Cumhuriyet’in halka rağmen bir avuç elit asker tarafından kurulduğu, CHP’nin jakoben, tepeden inmeci bir parti olduğu yönündeki eleştirileri nasıl yorumlarsınız?

Bu söylemlerin akılla, mantıkla izah edilecek tarafı yoktur. Her memlekette halkın içinden çıkan insanların bir kısmı ülke meseleleriyle daha fazla ilgilidir. Fransız ihtilalini sadece pazar meydanında salatalık satan insanlar gerçekleştirmedi. Düşünürler vardı, yazarlar vardı, öğrenciler vardı, küçük burjuvalarla birlikte işçiler de vardı. Bazı asilzadeler ve subaylar vardı.

Bizde Milli Kurtuluş Savaşı’nda da durum öyleydi. Türkiye’nin her tarafından ve halkın her kesiminden insanlar vardı. Yönetim kadrolarında olup da savaşı başlatanların çoğunun mesleği askerliktir. Ama o savaşın lider kadrosunda bulunup daha sonra Cumhuriyet’in kuruluşuna katılan askerlerin, paşaların hangisi elit veya asilzadedir? Veya zengin çocuklarıdır?

Mustafa Kemal, İsmet İnönü,  Fevzi Çakmak ve diğerleri halkın içindeki insanların çocuklarıdır. Hepsi parasız yatılı okullarda okumuştur.
O zamanlar, “parasız yatılı” okul olarak da Harbiye vardı. Mülkiye vardı, öğretmen okulları vardı.

Halk deyince, o zamanki  ölçüler içinde, çoğunluğu okuma-yazma bilmeyen kişiler anlaşılmamalıdır. Dar gelirli ailelerin içinden çıkıp kendilerini yetiştiren başarılı insanlar da, “halk”tır. Cumhuriyet’i ve CHP’yi kuranların büyük bir kısmı onlardandır.

‘Halkın içindeydiler’


Cumhuriyet’i kuranların, hiçbir zaman, imtiyazlı veya zengin kadrolar oluşturmak gibi dertleri de olmamıştır. Önce Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni, sonra adı üstünde Halk Fırkası’nı kuranlar, halkın içindeki çalışmalarını, Kurtuluş Savaşı sırasında da, savaştan sonraki barış yıllarında da aralıksız olarak sürdürmüşlerdir.
“Halktan kopuk” ne demek? Askerken de halkın içindeydiler, savaştan sonra sivilleşip devletin sivil görevlerini üstlendikten sonra da... Ayrıca şunu da hatırlamalı: Sivilleştikten sonra asker elbiselerini bir daha giymediler. Ne paşa unvanlarını kullandılar ne de “paşalar gibi” yaşamaya heves ettil

Sola yönelik politikalar 1961 Anayasası ile hızlandı

“Ortanın Solu” söyleminden önce, sola eğilimin 1931 kongresinden itibaren başladığı iddiaları hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Devletçilik ilkesi, zaten yatırım sermayesi bulmakta çok güçlük çeken, milli kaynakları çok sınırlı olan ülkede, sermaye birikiminin de gereği olan bir ilkeydi. Ama 1929 buhranı, o ilkenin ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Çünkü ABD dahil, ekonomileri en liberal olan ülkeler bile ekonomiye devletin katkısının da gerekli olduğunu görmüşlerdi.

‘Amaç sosyalist model değildi’

Partinin 1931’de gerçekleştirilen 3. kongresinde “devletçilik” ve “inkılapçılık’ ilkesinin de eklenmesiyle “6 Ok” ortaya çıkmıştır. “İnkılapçılık” veya daha sonraki adıyla “devrimcilik” ilkesi, sürekli devrimler yoluyla her alandaki “çağdaşlaşma” hareketinin ağırlık kazandığı dönemin başlangıcıdır. CHP’nin “devrimcilik” olarak tanımladığı yaklaşım, “muasır medeniyet” düzeyine ulaşma ve o düzeyi de geçme hedefinin, o yoldaki gayretlerinin ifadesiydi. Devletçilik ise, başlangıçta sermaye ihtiyacı için oluşturulan o ilke, özellikle ağır sanayiye yönelik imkânlar sağlamak üzere, devlet tarafından hayata geçirilmişti. Yani devletçilik, sermayesizliğin sonucunda doğan bir metot olarak ortaya çıkmıştı. Sosyalist bir model oluşturma amacıyla değil.

1961-1965 arası


“Sol” konusuna gelince... CHP’nin “halkçılık” ilkesi içinde öncelik verdiği “sol”a yönelik politikaları geliştirmesi, asıl 1961 Anayasası’nın hazırlanması ve uygulanmasıyla hızlanmıştır. 1961-1965 arasında İsmet İnönü’nün başkanı olduğu, Bülent Ecevit’in Çalışma Bakanlığı’nı üstlendiği hükümetler, 1961 Anayasası’nın gereği olan sendikalaşma, grev, toplu sözleşme gibi hakları sağlayan kanunlar çıkarmışlar, daha sonra başlatılan “ortanın solu” politikasıyla, o yoldaki önlemlerini artırmışlardır. Ecevit’in 1970’lerde kurduğu hükümetler o dönemde, “ortanın solu”, “demokratik sol” gibi adlarla adlandırılıyordu. CHP, o sıralarda Sosyalist Enternasyonal üyesi olmuş, parti programına da o yolda eklemeler yapmış ve onları uygulamaya geçirmiştir.


Öymen, CHP tarihini anlatıyor: Cumhuriyet’i ve CHP’yi  halk çocukları kurdu


2. Dünya Savaşı Türkiye’de demokratikleşmeyi geciktirdi

İsmet Paşa gerçekten çok partili yaşama geçilmesini istiyor muydu? Batıdan gelen baskıların etkisi bu süreci tetiklemiş olabilir mi?


1930’lar İkinci Dünya Savaşı’na hazırlık yılları haline gelmeseydi, o yola daha önce girerlerdi. Ama savaş hazırlığı ve savaş yılları o adımı geciktirdi. İkinci Dünya Savaşı’nın Avrupa bölümünün 8 Mayıs 1945 günü bitmesinden sonra gündemin ilk sıralarında hep Türkiye’de çok partili sisteme geçiş adımları yer aldı.

Milli Kalkınma Partisi, Türkiye Sosyalist Partisi, Türkiye Sosyalist Emekçi ve Köylü Partisi adındaki partilerden sonra, 1946’nın ocak ayında Celal Bayar’ın başkanlığındaki Demokrat Parti de kurulur.

O gelişmelere paralel olarak da CHP içindeki demokratikleşme süreci hızlanır.

Milli Şef unvanı kaldırıldı


1946 mayısında toplanan olağanüstü kurultayda zaten Cumhurbaşkanı İnönü’nün “Değişmez Genel Başkan”
ve “Milli Şef” unvanları kaldırılmıştı.

Genel seçimlerde “tek dereceli seçim” usulü benimsenmişti.  1947’deki olağan kurultayda  ise İnönü’nün Cumhurbaşkanı olarak parti içindeki yetkilerini sınırlayan bir karar alınır. Hem Cumhurbaşkanı hem de parti genel başkanlığı görevini birlikte sürdürenlere (yani o sırada İnönü’ye) parti işlerini yürütmek üzere bir başkan vekili seçilmesi kararlaştırılır. Yapılan tüzük değişikliğiyle artık partiyle ilgili işleri genel başkan değil, genel başkan vekili yürütecektir.
O başkan vekili, o kurultayda seçilir. Seçimde iki aday vardır. Biri, İnönü’nün adayı olarak eski bakanlardan Hilmi Uran’dır. Öteki eski Başbakan Recep Peker’dir. Uran 328 oyla seçimi kazanır. Ama rakibi Peker de 158 oy alır. Bütün bunlar, 1945-1947 yılları arasındaki demokratikleşme adımlarının, sadece genel politika içinde değil, CHP’nin içinde de hızlı bir şekilde atıldığının göstergesidir.

Öymen, CHP tarihini anlatıyor: Cumhuriyet’i ve CHP’yi  halk çocukları kurdu




YARIN: 27 Mayıs 1960 darbesine giden süreçte CHP ve Türk siyasetinde yaşananlar

Yarı çıplak halde park halindeki aracın üstüne düştüGaziantep'te Coşkun K. (20), beşinci kattaki evinin balkonundan yarı çıplak halde park halindeki otomobilin üzerine düştü. Ağır yaralanan genç, hastaneye kaldırıldı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber