TenisAlp Ustaoğlu yazdı: Kendine özel bir turnuva

Alp Ustaoğlu yazdı: Kendine özel bir turnuva

24.08.2025 - 07:00 | Son Güncellenme:

Sezonun son grand slami Amerika Açık’ta ana tablo maçları başlıyor. Özellikle son 40 yılda yapılan yatırımlar turnuvayı aynı Avustralya Açık’ta olduğu gibi uzak bir lokasyonda yapılan bir tenis turnuvasından, dünyanın en önemli spor organizasyonlarından birisine dönüştürdü.

Alp Ustaoğlu yazdı: Kendine özel bir turnuva

Ağustos sonları genellikle hüzünlüdür çünkü devamında gelen eylül sonbahar ve kışın habercisidir. Çoğu kişiye göre sıcak ve aydınlık olan yaz çabuk geçer ama soğuk ve karanlık olan kış bitmek bilmez.

Haberin Devamı

Teniste ise bu yaşam döngüsünün tersi bir durum söz konusu, eylül artık yavaş yavaş sezonun sonuna yaklaşıldığı, uzaktan yılbaşı ışıklarının görünmeye başladığı bir dönemdir. Kasım itibariyle sezon sona ermeye başlar, oyuncular nihayet tatil yapmaya ve aileleri ile beraber vakit geçirmeye zaman bulabilirler.

Amerika Açık işte tam böylesine bir ortamda ağustos sonunda başlar ve yılın son grand slam turnuvası olmasından dolayı tenis dünyasının en prestijli organizasyonlarından birisidir. Özellikle son 40 yılda yapılan yatırımlar Amerika Açık’ı aynı Avustralya Açık’ta olduğu gibi uzak bir lokasyonda yapılan bir tenis turnuvasından, dünyanın en önemli spor organizasyonlarından birisine dönüştürdü.

Haberin Devamı

Tabii ki işin bir de kültür meselesi var... Malum Avrupa’da hayat bütünüyle bir kültür ve tarih birikimi üzerine oturtulmuştur. Dolayısıyla spor da bu kültür birikiminden payını alır. Roland Garros’ta Fransız ve Wimbledon’da ise köklü İngiliz kültürünü iliklerinize kadar hissedersiniz. Bu turnuvalar kültürel özellikleri ile bir tenis turnuvasından çok daha fazlasıdırlar. Amerika’ya gelince durum biraz değişiyor, burada çok farklı milletlerin oluşturduğu karma kültürel yapının spora yansıması da farklı oluyor.

Farklı profilde seyirci

Örneğin Wimbledon’da daha disiplinli ve geleneksel bir seyirci varken, New York’ta daha rahat ve Amerikan kültürünü yansıtan bir topluluk bulunur. Maç sırasında ayakta dolaşan, aralarında konuşan veya oyunculara laf atan, sonuçta aslında maça tamamen eğlenmeye gelen bir seyirci karşısında oynamak kolay değildir.

Her an yeni bir Hollywood yıldızı gelebilir ve tribünlerde kıyamet kopabilir. Bununla beraber yukarıdan hiçbir yerde geçmediği kadar uçak, helikopter, vb. araçlar geçer, tam servis atarken bir jet motoru sesiyle irkilebilirsiniz. Tenisçilerin kendilerini buna göre organize etmeleri hatta bu dış faktörlerle eğlenmesini bilmeleri gerekir, oyuncular için en önemlisi adapte olabildiğiniz ölçüde Amerika Açık’ta başarılı olma şansınız da artar. Ancak bunların hiçbiri 2 haftalık tenis şölenini gölgelemez aksine renklendirir, Amerika Açık tüm renkleri ile bu sene de spor dünyasına çok farklı tatlar sunacak.

Haberin Devamı

Eski yıldızlar aranıyor

Teniste 1968’den itibaren uygulanan açık döneme baktığımızda bugüne kadar oynanan 57 Amerika Açık’ta Amerika Birleşik Devletleri’nin kadınlarda 26, erkeklerde ise 20 kez şampiyonluk kazandığını görüyoruz. Erkeklerde ise son şampiyon 2003 yılında Andy Roddick, 22 senedir Amerikalılar tek erkeklerde şampiyon çıkaramıyor, Federer, Nadal ve Djokovic’in varlığı en çok o kategoriyi etkilemiş gibi görünüyor.

Kadınlarda ise Serena Williams, Venus Williams, daha önceki dönemlerde ise Chris Evert ve Amerika adına yarışan Martina Navratilova’nın varlığı Birleşik Devletlere tam 18 şampiyonluk kazandırdı. Kadınlarda son şampiyon Coco Gauff olsa da özellikle bu kategoride Amerika eski günlerini ve yıldızlarını arıyor.

Favoriler yine önde

Erkeklerde büyük 4’lü sonrası ne olacak sorusunun cevabı tahta Sinner ve Alcaraz’ın oturmasıyla son buldu. Erkeklerde yine bu iki isim favori olacak. Kadınlarda ise Sabalenka ile Swiatek seviye anlamında bir adım önde bulunuyorlar.

Haberin Devamı

Favoriler kim sorusuna gelirsek... Erkeklerde büyük dörtlü sonrası ne olacak sorusunun cevabı tahta Jannik Sinner ve Carlos Alcaraz’ın oturması ile son buldu.

Bu iki isim turdaki diğer oyuncuların bir seviye üzerinde bulunuyor, zaten son 7 grand slam turnuvasının tamamında Sinner ve Alcaraz finalleri oynadı. 2025 Amerika Açık’ın en büyük favorisi yine onlar olacak. Djokovic ise kariyerinin son döneminde hala bu oyuncuları zorluyor ve 25. grand slam şampiyonluğunu arıyor. Eğer belirli şartlar denk gelirse Sırp oyuncu New York’ta bir sürpriz yapabilir.

Kadınlarda ise Aryna Sabalenka ve Iga Swiatek oyun ve seviye anlamında bir adım önde bulunuyorlar. Swiatek, 2024 Roland Garros sonrası kariyerinde bir türbülans yaşadı. Bir sene turnuva kazanamayan Polonyalı oyuncu Wimbledon’da şampiyon olarak durumu toparlamış görünüyor. Kadınlar tenisi her zaman olduğu gibi birbirine yakın oyunculardan oluşuyor, dolayısıyla bu noktada özellikle turnuvanın 2. haftasında farklı isimleri finallerde görebiliriz, bu ihtimal her zaman aklımızda olmalı.

Haberin Devamı

Gururumuz Zeynep Sönmez

Temsilcimiz Zeynep Sönmez ise artık bir ilk 100 oyuncusu olarak Amerika Açık’a ana tablodan katılıyor. Bu sene bulunduğu sıralamanın avantajını çok iyi kullanan Zeynep, Wimbledon’da 3. tura yükselerek özellikle imaj ve tanınırlık anlamında büyük bir aşama kaydetti. Tenisçimiz, Amerika Açık’ta ilk turda elemelerden gelen bir rakip ile oynayacak. Sönmez’in 2. turdaki rakibi ise Katie Boulter-Marta Kostyuk maçının galibi olacak. Bu anlamda turnuvanın Zeynep için asıl bu maçla başlayacağını söyleyebiliriz. Tenisçimizin 3. tura kalması durumunda ise muhtemel rakibi dünya 6 numarası ve bu senenin Avustralya Açık şampiyonu Madison Keys olacak.

Rekor para ödülü

Özellikle yeni yetişen tenisçilerimizin hedefi her zaman bir gün grand slam turnuvalarında oynamak olmalı. Bu gerçeği yıllardır yazılarımda sürekli olarak belirtiyorum. Çünkü günümüz tenisinde kendine yer edinebilmenin tek yolu budur, bu durum global bir kanun olarak önümüzde duruyor.

Grand slam turnuvaları hem sıralamada yükselmek hem de teniste önemli olan finansman konularında geleceğini garantilemek anlamında büyük fırsatlar sunuyor. 2025 Amerika Açık’ta toplam ödül 90 milyon dolar olacak. Bu rakam bir rekor ve bugüne kadar bir tenis turnuvasında verilen en büyük toplam para ödülü.

Bu şekilde 2025 Amerika Açık tarihte en fazla para ödülü verilen turnuva olarak şimdiden tarihe geçmiş durumda. Tek erkekler ve kadınlar şampiyonları 5 milyon dolar ödül alırken, çiftlerde tarihte ilk defa şampiyon takım 1 milyon dolar para ödülünün sahibi olacak. Bunun yanında tenisçilerin finansal yüklerini azaltmak için yol ve konaklama giderleri için bir finans destek paketi açıklandı.

Oyuncuların yapacakları yolculuk için bin dolar; konaklama için de organizasyonun resmi otelinde kalınırsa iki oda, oyuncular başka otelde kalmayı tercih ederlerse günde 660 dolar destek verilecek. Bu destek paketinin toplam tutarı ise 5 milyon dolar olacak. Özellikle eleme turlarında oynayan ve sıralamada daha alt sıralarda yer alan tenisçiler için bu destek oldukça önemli.

Amerika Açık’ta eski jenerasyon

2025 Amerika Açık aynı zamanda eski jenerasyonun ve şampiyonların sahne aldığı bir yıl olacak. Venus Williams turnuvada son kez korta çıkacak ve 45 yaşında teklerde oynayan en yaşlı oyuncu olarak tarihe geçecek.

Gael Monfils 38, Bautista Agut 37, 2014 şampiyonu Marin Cilic ise 36 yaşında kortta olacak. Tabii ki eski 80’li yılların jenerasyonunun en popüleri Novak Djokovic. 38 yaşındaki Sırp oyuncu günümüzün en büyük sert zemin uzmanlarından birisi olarak 25. grand slam şampiyonluğu için New York’ta kortlara çıkacak.

Artık profesyonellik yaşının 15’lere kadar indiğini ve turda 20 yaş altı pek çok oyuncu olduğunu düşünürsek, iki hafta boyunca 2005 sonrası doğan oyuncularla, 80’li yıllarda doğan oyuncuların rekabetini izleyeceğiz. Tenisçileri destekleyen bilim dallarının gelişmesi ile oyuncuların kariyer ömürleri uzadı. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda bu tarz ‘yaş farklarına dayanan’ rekabetleri teniste daha fazla görebileceğimizi düşünüyorum.

Teniste zemin faktörü

Amerika Açık sert zeminde oynanan bir turnuva. Sert zemin türü çoğu tenisçinin sevdiği ve oynamakta zorlanmadığı bir kort tipi. Çünkü teniste pek çok oyuncu kariyerine toprak veya sert zeminlerde oynayarak başlıyor.

Bakımının daha kolay olmasından dolayı sert zemin genellikle tenis kulüplerinin ilk tercihi oluyor. Aynı şekilde toprak kortlarda bir şekilde oyuncuların küçük yaştan beri aşina olduğu bir zemin tipi. Bu noktada çim, çoğu oyuncu tarafında sırları pek bilinmeyen bir zemin olarak karşımızda duruyor. Çünkü çoğu ülkede çim kort sayısı oldukça kısıtlı. Ayrıca yıl içinde çim sezonunun süresi de oldukça kısa. En büyüklerde bile bu etkiyi görebiliriz.

Örneğin Rafael Nadal kariyerinde 600’den fazla ATP seviyesinde sert zemin maçı oynadı, buna karşılık İspanyol tenisçinin çim zeminde oynadığı maç sayısı sadece 96. Zaten bir röportajında ‘çim zeminde iyi oynayabilmek tam 5 senemi aldı’ diyerek bu noktadaki zorluğu belirtmişti.

Bu sene Zeynep Sönmez’in Wimbledon’da kazandığı başarıların ne kadar önemli ve büyük olduğunu buradan da anlayabiliriz. Tekrar Amerika Açık’a dönersek; hızlı tenise imkan veren sert zemin bu noktada oyunculara toprağa oranla bir miktar kondisyon avantajı sağlıyor. İyi servis atabilen ve hızlı oyuna yatkın oyuncular turnuvada bir adım önde olacaklar.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler