13.07.2025 - 07:01 | Son Güncellenme:
Artık 2025 Wimbledon’ın sonuna yaklaşırken sizi 2019 yılına, Paris’e götürmek istiyorum. 2019 Roland Garros’un ilk haftası, sabah elimde program hangi maça girsem diye düşünürken, iki genç yıldızın Aryna Sabalenka ve Amanda Anisimova’nın 2. tur maçına girmeye karar verdim.
Maç 1920’li yıllarda inşa edilen ve ‘Boğa Arenası’ lakaplı 1 numaralı kortta oynanacaktı. Roland Garros’un bu en ikonik ve tarihi maçlarına tanıklık eden kortuna girdiğimde basın tribününün tamamen dolu olduğunu görünce yan tarafta, saha kenarında kendime bir yer buldum, zaten kort çok eski olduğu için oturma yerleri sürekli değişiyordu. Saha kenarında oturduğum yerin Amanda Anisimova’nın locası ve yanına oturduğum kişinin de hem koçu hem de babası olduğunu bilmiyordum tabii ki.
Sonrasında Konstantin Anisimova ile tanışıp sohbet etme fırsatım oldu. Kızının çok büyük başarılar kazanacağını söyledi, onun yeteneğine güveniyordu. Ancak hayatın planları başkaydı, bu turnuvadan 3 ay sonra tam Amerika Açık hazırlıkları yaparken kaybettiğimiz Konstantin Anisimova’nın acısını Amanda Anisimova uzun süre üzerinden atamadı. Tenisteki momentumunu uzun süre kaybeden ve spora bir seneye yakın bir süre ara veren Anisimova daha sonrasında eskisinden daha güçlü olarak geri döndü. Aynı 2019’daki maçta olduğu gibi bu sene de Wimbledon’da Sabalenka’yı yenen Anisimova, Londra’daki ilk finaline yükseldi.
Zihinsel güç her şeydir
Oyuncuların mental seviyesi konusu bu seneki Wimbledon’a damga vurdu, bunun da fitilini ateşleyen eski şampiyon Goran İvanisevic oldu. İvanisevic’in açıklamaları turnuvada önemli bir gündem yarattı. Goran kısaca şöyle diyordu: “Üst seviye hangi oyuncuyla konuşsam anti depresanlara boğulmuş olduklarını görüyorum, oyuncular neden bu kadar kendilerine yükleniyorlar, anlamak mümkün değil. Mental olarak yüzde yüz hazır olmadan grand slam kazanamazsınız, öncelikle bunu bilmek gerekiyor. Mesela Zverev, üzerinde hala bir grand slam kazanmamanın baskısı var. Çünkü bir zamanlar önünde üç büyük vardı, onlar gitti şimdi de Sinner ve Alcaraz geldi, işi kolay değil. Kendi oyuncum Tsitsipas ise berbat bir halde, bu durumda olan oyuncular tenise ara vermeli, zihinsel temizlik yapmalı, başka yolu yok.” Fazlasıyla açık ve derdini anlatan net bir açıklama.
Zaman içinde büyük bir mental problem yaşayan Sabalenka ve hali hazırda bugünlerde bir krizin içinden geçen Iga Swiatek ara vermeden bu süreci atlatan tenisçiler, Wimbledon’da final oynayacak olan Swiatek eğer finali kazanırsa bu kötü sürecin sonuna gelmiş olacak. Sabalenka ise kaybettiği Anisimova yarı finalinden sonra basın toplantısında şöyle konuştu:
“Sürekli olarak ya final ya da yarı final kaybediyorum ama sorun değil bu tarz kayıplar beni güçlendiriyor ve sonrasında daha da güçlü dönmemi sağlıyor.” 3-4 sene öncesinin Sabalenkası ile çok farklı bir oyuncu profili, gerçekten bu noktadaki gelişim çarpıcı. Ancak Goran İvanisevic çok haklı, bazen ara vermek kötü bir karar değil, burada son sözü yine finalistimiz Anisimova’ya verebiliriz:
“Mental sağlığımı korumak için ara verdiğimde, birçok insan bir daha asla zirveye çıkamayacağımı söyledi. Bunu sindirmek biraz zordu. Ama önceliğini kendine verdiğinde yeniden zirveye dönebileceğini kanıtlamak benim için inanılmaz özel.” Amanda Anisimova’nın 2025 Wimbledon performansından sonra tenise ‘kariyer arası’ verecek olan sporcuların artacağını düşünüyorum, bu seneki turnuvanın böyle bir çarpan etkisi olabilir.
Maestro Novak Djokovic
2025 Wimbledon’da mental konudaki master class eğitimini Novak Djokovic veriyor. 25. grand slam şampiyonluğunu kazanmak için büyük çaba gösteren Dkojovic, bu seneki turnuvada şampiyonluk için gerekli aralığı ve fırsatları fark etti.
Özellikle yaşının getirdiği fiziksel handikapları da çok iyi bilen Sırp oyuncu, bu noktadaki açığını mental seviyesini yüksek tutarak kapatıyor. Londra’ya ailesini de getiren ve onları da denkleme katan Djokovic onların varlığından da ekstra enerji devşiriyor. Kendisinin ve dış şartların farkında olarak ona göre pozisyon almak, avantajları yükseltip, dezavantajları minimize etmenin yolunun korta yüksek bir mental seviyede çıkabilmek olduğunu Djokovic çok iyi biliyor.
Örneğin bu sene Londra’da erkeklerde şampiyonluk için 3 aday var; Sinner, Alcaraz ve Djokovic. Sinner ve Alcaraz’ın yaşlarının toplamının neredeyse Djokovic kadar olduğunu bilmek bile turnuvada geldiği yer ve performans anlamında Sırp oyuncunun önünde eğilmek için bize yeterli bir sebep sunmuş oluyor.
Erkeklerde kim şampiyon olur?
Artık teniste erkekler kategorisinde Alcaraz ve Sinner ile beraber yeni sürüm Federer-Nadal-Djokovic rekabetine hoş geldiniz diyebiliriz. Bugünkü finalin tabii ki favorisi yok. Tamamen oyuncuların performansına bağlı bir maç izleyeceğiz.
Finalin adı Jannik Sinner-Carlos Alcaraz oldu. Bu şekilde ikili son 7 grand slam turnuvasında finali paylaşmış olacaklar. Cuma günkü Sinner-Djokovic maçıyla artık tenis dünyasında Sinner ve Alcaraz’dan oluşan yeni bir dominasyona girildiği açık olarak görülüyor.
Djokovic maçını rahat bir şekilde 2 saat bile sürmeden 3-0 kazanan Sinner hiç kimsenin beklemediği bir rahatlıkta finale yükseldi. Özellikle çim kortta Djokovic’in hala en tecrübeli ve iyilerden birisi olduğunu düşünürsek Sinner’in performansı gerçekten korkutucuydu. Zaten maçtan sonra basın toplantısında da Djokovic hem Sinner hem de Alcaraz’ın gençlikleri, hızları ve performanslarının kendisi için bile yüksek seviyede kaldığını belirtti.
Bu durumda erkekler tenisini diğerleri, Djokovic ve Sinner-Alcaraz ikilisi olarak üçe ayırabiliriz. Ancak yeni dominasyon ikilimizin oyun seviyesinin turdaki tüm oyuncuların çok üzerinde olduğu kesin, hal böyle olunca yeni sürüm Federer-Nadal-Djokovic rekabetine hoş geldiniz diyebiliriz.
Peki final maçında ne olur? Djokovic basın toplantısında Alcaraz’ın 3. üst üste şampiyonluk motivasyonu ile bir adım önde olduğunu söylese de, iki oyuncunun birbirine çok yakın seviyelerde olmasından dolayı ‘Yine Paris’teki gibi bir karşılaşma bekleyebiliriz’ dedi. Aslında en güzel cevabı maçtan sonra saha röportajında Sinner verdi: “Final maçı, bekleyin görün, o maçta her an her şey olabilir!”
O zaman bugün bize arkamıza yaslanıp iki harika oyuncunun bu seneki 5 saatlik Paris’in Londra versiyonunu sahneye koymasını izlemek kalıyor. Benim tahminim ise bu maçta favorinin olmadığı yönünde, maçın ve oyunların içindeki spontane gelişmeler sonucu belirleyecek gibi görünüyor, bu da zaten finali şimdiden benzersiz kılıyor.
Kadınlarda büyük sürprizler
Wimbledon 2025’in en dikkat çekici tarafı özellikle kadınlar maçlarında alınan sürpriz sonuçlardı. Genellikle yılın ilk büyük turnuvası olmasından dolayı daha çok sürprizin yaşandığı yer Avustralya Açık’tır. Ancak bu sene Wimbledon bu tarafıyla Avustralya’yı aratmadı.
Kadınlarda 3. tur maçları sonucunda sıralamada ilk 10’da yer alan tenisçilerin büyük çoğunluğu elendi. Coco Gauff, Qinwen Zheng, Jessica Pegula ve Jasmine Paolini gibi ilk 5 sıra oyuncuları ikinci haftayı göremediler. Yarı finalde dünya bir numarası Aryna Sabalenka’nın da elenmesi ile final için ilk 5 sıradan oyuncu kalmadı.
Diğer taraftan Mirra Andreeva çıkışını sürdürerek 18 yaşında mental ve oyun olarak artık Wimbledon gibi bir turnuvada çeyrek final seviyesine geldi. Antrenörü Conchita Martinez ile de büyük bir uyum yakalayan Andreeva’nın önümüzdeki 2 sene içinde bir grand slam kazanabileceğini düşünüyorum.
Kadınlardaki yüksek rekabet yepyeni ve hiç beklenmeyen şampiyonlar çıkarabilir. Tabii ki bizim adımıza en mutlu gelişme tenisçimiz Zeynep Sönmez’in 3. tura kalarak elde ettiği başarı oldu. Artık bir ilk 100 WTA oyuncusu olan Sönmez, Wimbledon ile ilk 50 sıra yolculuğuna başlamış oldu.
Şampiyon Iga Swiatek
Wimbledon’da kadınlar finali her zaman özeldir, geçmişten bugüne çok ikonik final maçları oynandı. Bu seneki Iga Swiatek-Amanda Anisimova finaline ise Londra’da ‘Mutlu Final’ adı takıldı.
2024 Roland Garros’tan bu yana turnuva kazanamayan Iga Swiatek finale kalmış olmaktan oldukça mutluydu. Tenise verdiği aradan sonra tekrar kortlara dönen Amanda Anisimova da Wimbledon gibi bir turnuvada finale kalarak tenis dünyasına kendisini ispat ettiği için fazlasıyla mutlu oldu. Dolayısıyla iki mutlu tenisçinin oynayacağı ve bu şekilde aslında kaybedeni olmayacak final maçı bu duygularla başladı.
Maça dönecek olursak tenisseverlerin beklediği gibi bir final olmadı. Çünkü Iga Swiatek adeta rakibine tenis dersi verdi. Mücadeleye fırtına gibi başlayan Swiatek, Anisimova’ya göz açtırmadı. Rakibine 1 oyun bile vermeyen Polonyalı raket 6-0’lık iki setle korttan zaferle ayrıldı. Büyük bir sevinç yaşayan ve şanssızlığını kıran Swiatek sevincini ilk olarak ailesi ve ekibiyle paylaştı.