Mesut Özil… Futbol gündemimizdeki en önemli konu… Almanya’da doğup büyüyen, Zonguldak’ın Devrek ilçesine bağlı Hışıroğlu köyündeki atalarının dünya futboluna armağan ettiği çok değerli bir futbolcu. Kariyerinde Alman Milli Takımı’yla kazandığı 1 Dünya Kupası üçüncülüğü (2010), 1 Dünya Kupası (2014) madalyaları var.

Schalke 04’de başlayan kariyeri, Werder Bremen ve Real Madrid’den sonra Premier League’de Arsenal’e kadar uzandı. Arsenal’de çalıştığı döneme damga vuran Arsene Wenger’in gözdesiydi. 2018 Dünya Kupası’nda sosyal medyadaki kendisine yönelik ırkçı mesajlardan sonra Almanya Futbol Federasyonu Başkanı Reinhard Grindel’i de eleştirerek “Bana ırkçılık ve saygısızlık yapıldığı hissindeyim. Onların gözünde kazandığımızda Alman, kaybettiğimizde ise göçmenim” diyerek turnuvadaki başarısızlıktan kendisinin sorumlu tutulamayacağını öne sürdü. Bu açıklamadan sonra Joachim Löw tarafından oynatılmadı. Kupa’nın bitişiyle birlikte Alman Milli Takımı’ndan tamamen kopmuş oldu.

Mesut Özil, “cool” ya da “soğuk” bir kişi izlenimi uyandırıyor. Onu “apati” (duygusuzluk) ile tanımlayanlar da olabilir. Ancak kazandığı onca şöhret ve paraya rağmen kökleriyle ilgisini kesmemiş, aksine hemen her yıl köyünü ziyaret ederek, sosyal yardımlar ve proje katkılarıyla bağlarını güçlendirmiştir. Dahası Mesut, dünyaya bakan, Türk İslam kültürüyle olayları duyarlılıkla izleyen bir kişiliğe de sahiptir.

Özil’in dünya futbolundaki “yıldız” statüsü, 2019 Aralık ayından beri kadro dışında tutulmasına rağmen devam ediyor. Arsenal Menajeri Arteta, göreve geldikten sonra kendisini bilinen 10 numara pozisyonuyla merkezde değil, kanatta oynatmak istemiş. Özil buna gönüllü olmayınca tek devreli maçlar başlamış, sonra kısa süreli “oyuna girme”lerle devam eden süreç, nihayet “oynatılmayan oyuncu”, “yok sayılan oyuncu” statüsüyle tıkanmış.

Özil’i böylesine dışlanmışlığa iten olay, kuşkusuz Çin’in Doğu Türkistan bölgesinde Uygur Türkleri’ne uyguladığı “baskıcı” rejim. Pekin’deki 2008 Olimpiyat Oyunları’ndan önce de Tibet üzerindeki baskılar dünya kamuoyunda tartışılıyordu. Özil, Aralık 2019’da İnstagram’da mavi zemin üzerine beyaz ay yıldızla oluşturduğu panoda “Ey Doğu Türkistan” diye başlayan mesajında “mücahid ve “mücahideler”i tek başına mücadele eden “şanlı müminler” olarak selamlıyor, sonra da sessizlik karşısında “Bilmezler ki zulme rıza zulümdür” diye sesleniyordu.
Mesut Özil’in bu çıkışı, Çin hükümeti tarafından tepkiyle karşılandı. O kadar ki o hafta oynanan Machester City Arsenal maçı, yayın hakkını elinde bulunduran Çin kanalında yayınlanmadı. 2017 yılında Çin’i ziyaret eden Arsenal’in forması en çok satılan oyuncularından biri Mesut’tu. O formalar, mesajdan sonra Çinli Arsenal fanatikleri tarafından yakıldı. Kuşkusuz Çin hükümetinin ve Premier League yayınlarına büyük paralar ödeyen Çinli sponsorların da Mesut’a karşı büyük tepkileri vardı.

2019-20 sezonunda 18 maçta oynayan ve 1 gol atan Mesut, Çin’deki tepkilerden sonra fiilen kadro dışı kaldı. 2020-21 sezonunda lig kadrosuna alınmayan Mesut Özil, içinde bulunduğumuz ara transferde kadro dışındakilerin oynatılmasına izin verildiği halde Arteta tarafından hala oynatılmıyor.

Mesut Özil, Alman Milli Takımı’ndan “kalbi kırılarak” ayrılmıştı. Arsenal’deki kariyeri de benzer bir “kalp kırıklığıyla” sonlanabilir. Parasal konularda sağlam kontratlarla geleceğini güvence altına alan Özil’in tek eksiği, huzur ve mutluluk.
Dik duran, inandığı yolda geri adım atmayan Mesut Özil, o huzur ve mutluluğu Fenerbahçe’de bulabilir mi? Şimdi tartışılması gereken konu bu.
Fenerbahçe, tam da ihtiyacı olan bir dönemde Mesut Özil’e bir kapı açıp bahçeyi ve yolu aydınlatıyor.

Yürüyerek değil, koşa koşa gelmesi bekleniyor.

Mesut F.Bahçe’yi mutlu eder mi?

Mesut Özil, Fenerbahçe’de nasıl oynar? Kuşkusuz oyunun lideri olur. Herkesi oynatır ve oynar. Bazı dostlarımla bir ufuk turu yaptım... İlk koşul, gerçekten oynamak istemesi… Fenerbahçe’nin futbolunu doğru bulup oyundan zevk alması… Ayrıca Fenerbahçe’nin oyun modeli tam olarak netleşmiş değil. Oyuncu rollerinin belirsizliği uyum sorunu oluşturuyor. Özil, “Gel bizi kurtar” anlayışıyla kadroya katılırsa, hayal kırıklığına neden olabilir. Erol Bulut, oyun sistemini oturtur ve kadro devamlılığını sağlarsa Mesut oynayabilir. Asıl yararı önümüzdeki sezonda görülecektir.

Fenerbahçe’de tartışılan konulardan biri de teknik kadro. Bulut’un yardımcılarının hocayı yeteri kadar uyarmadığı, eleştirmediği ve katkı sağlayamadığı da anlatılıyor. Sadece oyuncu kadrosunun değil, Bulut’u destekleyecek teknik kadronun da zenginleşmesi gerektiği ileri sürülüyor.

Gustavo ve Ozan Tufan’la oturmuş kabul edilen oyun merkezinin önünde Mesut’un 10 numara pozisyonunda yer almasıyla takımın güçleneceğini düşünüyorum. Arkadaki iki savunmacıyla öndeki hücumcu oyunun tümüne ağırlığını koyabilir ve Fenerbahçe akıcı, aktif bir oyun karakteri kazanabilir. Fenerbahçe’ye heyecanla transfer edilip hayal kırıklığı yaratan Jose Sosa’nın da Mesut’un gelişiyle ne yapacağı, nasıl bir göreve evrileceği de merak konusu.

Citius, Altius, Fortius… Polemikus

Olimpiyat Oyunları’nın sloganı: Daha hızlı, daha yükseğe, daha güçlü.
Fenerbahçe Galatasaray’ın sloganı: Polemikus, polemikus, polemikus!
Fenerbahçe Başkanı Ali Koç, UÇK’nın Galatasaraylı Oğulcan Çağlayan’a 6 maç ceza vermesini yorumlarken, ezeli rakiplerini oyuncu ayartmakla eleştirdi ve “Bu karar milattır. Şimdi gözümüz Tahkim’de” dedi. Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz de anında yanıt verdi: “Biz oyuncu ayartan kulüp değiliz. Sevgili Ali Koç, Türkiye’nin en varlıklı insanı olabilirsin ama yargıyı yönlendiremezsin… Haddini bileceksin!”
Bu tür polemik ve atışmalar sporumuzu ne kadar yüceltir? Yanıt sizin.