Kayseri’de 81 haftalık uzun aradan sonra lig liderliğine sıçrayan Beşiktaş, Rizespor önündeki yarım düzinelik golleriyle “Buraya gelişim tesadüf değil” mesajı verdi. Sezon başında, bu satırların yazarı dahil, hemen herkesin yorumu, 21 takımlı ligde en sıkıntılı takımın Beşiktaş olacağıydı. Finansal açmazlar ve kadrodaki çözülmelerden bu sonucu çıkarmak  normaldi.   Anormal olan, onca iddialı ekip içinde yeni kadro oluşturmaya çalışan, Avrupa Kupaları’nda sıkışık takvime uyarak zamansız maçlar oynamak zorunda kalan Beşiktaş’ın karamsar tabloyu beklenenin ötesinde bir beceriyle değiştirmesiydi.

Beşiktaş 16 haftada beklenenden çok sayıda (4) yenilgi aldı. Ama  bugün geldikleri noktada en çok kazanan (11) onlar. En çok atan (37), en büyük averaj sağlayan (18) da onlar… Sıkıntılı süreci soğukkanlılıkla çok çabuk atlattılar. Sergen Yalçın, kolay kolay duygusal tepkiler veren bir teknik adam değil. Soğukkanlı, gözlem ve analiz yeteneği çok yüksek.  O nedenle, hemen her rakibine karşı farklı plan ve taktiklerle oynatıyor takımını. Rizespor 3-4-3 düzeniyle oynuyor. Savunmada çoğalan, hücumda da Morozyuk, Melnjak, Tunay ve Samudio gibi sağ ve sol kanatta etkin oyuncularla rakiplerini uğraştıran bir ekip. Seyircisiz maçlarda ev sahibi avantajı olmadığına göre Beşiktaş için zor ağırlanır bir konuk kimliğinde Rizespor.

Beşiktaş’a dönersek… Atiba, Ghezzal, Mensah gibi takımın sürekli oyuncularını dinlendiriyor Sergen Hoca… Onların yerine Necip’i savunma hattının önüne “merkezde” görevlendiriyor. Josef ve Oğuzhan, Atiba-Mensah ikilisinin nöbetine soyunuyorlar. NKoudou ve Larin sağ ve sol kanatta. Annesinin vefatı nedeniyle Kamerun’a gidip gelen Aboubakar da santrfor görevine dönüyor.

Rizespor beklendiği gibi ilk yarıda (44/56) topa daha çok sahip olan takım. Maç sonunda da onlar önde (41/59)… Beşiktaş ise kaybettiği her topu geçiş oyunu sergileyerek çabucak geri alıyor. Alıştıkları kadar çok pas yapmıyorlar. Topu kazandıkları yerden uzun ya da kısa pasla, çalışılmış atak pozisyonlarıyla gole yöneliyorlar. Süper Lig’in liderinde, dün Oğuzhan’ın milimetrik hesaplı asistiyle Larin ilk golü atıyor (Dk.19). Sonra Rize atağında kazandıkları topu uzun pasla Larin’in önüne indiriyorlar. Kanadalı yalnız değil… Rizesporlu iki rakibi var… Meriah kafayla kaleci Gökhan’a çevirmek istiyor, yapamıyor. Top Larin’de…  Üzerine gelen kalecinin üzerinden ikinci golünü de atıyor.

Beşiktaş giderek merak ve heyecan uyandıran bir roman gibi, oyunun her bölümünde yenilikler yapıyor. İlk golün asistini yapan Oğuzhan, Aboubakar’aın asistiyle golünü atıyor. Sonra Larin’in üçlemesine ve dörtlemesine  tanık oluyoruz. Aboubakar’ın koşuları ve baskısıyla bunalttığı Rizespor defansını sürekli tuzağa düşürüyor Larin… Beş golün dördüne imza atarken, takımının en atletik oyuncusu olarak da alkışlanıyor.

Sergen Yalçın, dokunduğu her futbolcuya farklı enerji ve ilham veriyor. Necip, Oğuzhan, genç Rıdvan ve eski kurt Oğuzhan… Beşiktaş’ta kalite, takımın bütününü saran tılsımlı bir ışık gibi parlıyor. Tek antrenmanla maça çıkan Aboubakar, tecrübeli Josef, sonradan katılan Mensah, Güven Yalçın, Hasiç, liderin portresini oluşturuyor. Noktayı koyan Hasiç de yarım düzineyi tamamlıyor.

Birbirinden güzel gollerin tek eksiği var : Alkış… Keşke seyirci de tribünde olsaydı… Ama yine de Beşiktaş’ı seyretmek güzel.