Top kalede, düdük kimin elinde?

Televizyon yayınlarında izleyebildiğimiz görüntülerden sonra kamu vicdanı rahatsız... Gaziantep FK-Trabzonpor (1-1) maçında Nwakaeme’nin, Fenerbahçe-Y. Denizlispor maçında Serdar Aziz’in golleri öncesinde takım arkadaşlarının rakibe faul yaptığı gerekçesiyle VAR müdahalesi sonucu iptal ediliyor. Uzman arkadaşlar, emekli FIFA hakemleri ve biz gazeteciler, iki golün de “haksız ve yanlış” uygulamalarla geçersiz sayıldığını, maçın sonucunu etkileyen hatalar yapıldığını görüyoruz.
Adaletin saptığı her alanda öfke kaçınılmazdır. Özellikle de yarıştan alıkonduğunuzu, engellendiğinizi algılıyorsanız. O nedenle Trabzonspor yöneticisi tarafından yapılan açıklama ağır iddialarla dile getirilse de, sürpriz sayılmamalıdır. Aynı biçimde Fenerbahçe Spor Kulübü’nün futbolda yaşadığı çalkantılı ve dramatik ortam, daha da gerilmiştir.
Hakemlerle ilgili iddiaları elbette araştırmak, sonuçlandırmak gerekir. Bu alanı yetkililere ve sorumlulara bırakarak sportif değerlendirmeler yapalım.
VAR sistemiyle Türk futbolunda ortaya çıkan büyük soru şudur:
“Düdük kimin elinde?”
Saha içindeki hakemde mi, yoksa bir tür “erketeye” yatan VAR hakeminde mi?
Tartışmaların başı 2018 Dünya Kupası’na kadar gidiyor. VAR ilk kez orada uygulanıyor. FIFA Hakem Komitesi Başkanı Pierluigi Collina, ilkinde 2, ikincisinde 3 saatlik basın toplantısıyla yeni sistemi anlatıyor. Sistem gerçekten başarıyla uygulanıyor. Avrupa’da birçok ülke, sonrasında da UEFA VAR’a dahil oluyorlar.
Buraya kadar güzel…
Gözden kaçan bir şey var: FIFA, VAR’ı uygularken saha içine 36 kamera yerleştiriyor. Ayrıca 4 adet slow motion (ağır çekim) kamerası da var. Bir dört de ağır çekimin ultrası! Odada 4 VAR hakem bulunuyor. Biri VAR, 3’ü AVAR. Sistemi çalıştıran 3 operatör de iş başında. Her operatör 12 kamerayı çalıştırıp kontrol edebiliyor.
FIFA’nın şatafatlı ve zengin VAR gösterisi, ulusal liglere aynen yansımıyor. Bizde de ölçüler daha sınırlı. Bazı statlarda ofsayt kamerasının bulunduğu platform bile hatalı. (Neyse ki düzeltilmiş.)
Özetle İngiltere de dahil, hemen bütün ülkeler FIFA’nın gösterisiyle aldatılmış oluyorlar. Kendi sistemlerini ve kadrolarını kurarken zorlanıyorlar.
Hakemliğimizin asıl sorunu “ kalite ” yetersizliği. Hakem hocaları bu konuda hemfikir. Bazıları en az 6 isim sayıyor. Bunlar hemen her hafta sahada ya da VAR odasında Süper Lig’in akışına yön veriyor.
Türk futbolu kaostan bir türlü kurtulamıyor.

Kareye bak!

Beşiktaş’ta içten içe sorulan, tartışılan bir bilmece var: Elneny, Atiba, Boateng ve Ljajiç aynı anda yan yana oynar mı?
Bir zamanlar Sergen’le Tümer’in yan yana oynayıp oynayamayacağı tartışılırdı. Tümer’in asistiyle Sergen’in Galatasaray’a attığı şampiyonluk golünü unutmayalım. Bilmece bilinmiştir.

Uilenberg bize benzemiş

MHK’da ikinci kez görev alan Hollandalı hakem hocası Jaap Uilenberg, ilk döneminde önemli işler yapmış, Cüneyt Çakır’ın kariyerine katkıda bulunmuştu. Hakem semineri ve değerlendirme toplantılarında Uilenberg’i izleyenler, çelişkili yorumlarıyla hocanın yavaş yavaş bize benzediğini söylüyorlar. Göreceğiz.

İki maça dört hakem

Hafta sonundaki iki önemli maçı kimler yönetecek? Geçen haftanın hatalarından sonra Galatasaray-Beşiktaş ve Trabzonspor-Başakşehir maçları için elde dört hakem var. Ali Palabıyık bu akşam yöneteceği Malatyaspor-Trabzonspor maçından dolayı şansını kaybetti. Adaylar: Mete Kalkavan, Halil Umut Meler, Fırat Aydınus ve Cüneyt Çakır… Trabzonspor-Başakşehir maçında Mete Kalkavan’ı, Galatasaray-Beşiktaş maçında da Fırat Aydınus’u şanslı görüyorum. İki maçtan biri, Cüneyt Çakır’a verilirse şaşırmam, kolay bir ezber olur.

Ne mutlu Metin Şahin'e

Taekwondo Federasyonu Başkanı Prof.Dr. Metin Şahin, sporda kıskanılacak bir gururu yaşıyor. Tokyo 2020 için kadınlarda tanınan 4 siklette de kota almış sporcusu var. Dahası 57 kiloda ikisi de olimpiyat kotası alan iki sporcusu arasında “tercih yapmak” zorunda kalmış. İrem Yaman mı, Hatice Kübra İlgün mü?
Kararı bir ilkeyle belirlemişler: Aralık’ta Rusya’da yapılan Grand Prix müsabakalarında Hatice, İrem’i 13-9 yenmiş. Tokyo biletini almış. Gelin görün ki İrem, dünya listesinde daha yukarıda olduğunu belirterek dertleniyor, itiraz ediyor. İşte Şahin’in kıskanılacak şansı: Eloğlu 1 siklet için kota almaya çalışırken, başkan 4 siklette 5 kota almış, birini elemek zorunda kalmış. Tercih kararı doğru. İki kızımızı da kutlayalım.
Asıl mesele olimpiyat programı... Kadın-erkek sporcu sayısını dengelemeye çalışırlarken, madalya sayısını artırmadan sıkletleri azaltıyorlar. Oysa bisiklette çuvalla (54) madalya var. Haksızlık!