Eczacıbaşı, Vakıfbank, Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzon İdmanocağı... Bursa Büyükşehir Belediyesi... Türk Milli Takımı...
Size kadın voleybolundan bir seçki sunuyorum. Yukarıda adını okuduğunuz tüm kulüpler Avrupa ve Dünya voleybolunda mutlaka final oynamış kulüplerdir. Şampiyonluk kazanan, voleybol dünyasında taç giyenler de vardır kuşkusuz... Milli Takım da Londra 2012’de bizi temsil etti.
Hangisi, hangi yıl, hangi organizasyonun finalinde oynadı? Şampiyonluk Kupası’nı alanlar hangileri?
Kusura bakmayın, unuttum. Ama internete girerseniz, hepsini okursunuz.

Basketbola bakarsak...
Orada da hem kadın, hem erkek takımlarımızın başarıları var...
Kadınlarda Euroleague (Basketbolda Avrupa’nın Şampiyonlar Ligi) finalinde Fenerbahçe-Galatasaray, yurt içindeki ezeli rekabeti Avrupa’ya taşıdılar. Hepimizi final heyecanıyla onurlandırdılar. Soluk soluğa oynanan maçı Galatasaray kazanıp kupayı aldı. İnanıyorum ki Final Four’lara abone olan Fenerbahçeli kızlar da günün birinde aynı finali oynayıp rövanşı almayı hayal ediyorlardır.
Milli Takım’a bakarsanız, 2012 Londra, 2016 Rio Olimpiyatları’nda gruptan çıkma başarısı gösterdiler. Rio’da çeyrek final oynadılar.
FIBA Eurocup’ta da bize özel bir final var: Bu yıl Yakın Doğu Üniversitesi, Bellona AGÜ’yü yenerek şampiyon oldu.
Erkek basketbolunda kulüplerimiz, 1996’da Efes Pilsen’in Koraç Kupası’nı almasıyla yeni bir dönem başlattı. Önce Euro Challenge’i (Beşiktaş) kazandılar. Sonra Galatasaray’la Eurocup’ı aldılar.
Fenerbahçe ise sağlam bir proje ile çıktığı yolda Euroleague’in Final Four’larına abone oldu. Obradovic ve oyuncuları, iki yıl önce Madrid’de dördüncü oldular. Geçen yıl Berlin’de CSKA Moskova’ya son topta kaybedip 1 sayı ile şampiyonluğu kaybettiler.
Ama projeden hiç vazgeçmediler. Aziz Yıldırım ve yönetici arkadaşları, sponsorlar, Obradovic’le en doğru rotada ilerliyorlardı...
Pazar günü yaşadığımız Euroleague zaferi, sadece Fenerbahçelileri değil, bu ülkede yaşayan hepimizi mutlu etmeye yetti.
Çoktan beri paylaşmaya hasret kaldığımız mutlulukla bizi buluşturdu.

Bireysel spor dallarında da çok şampiyonumuz var. Hangisinin, hangi dalda ne şampiyonluğunu kazandığını - kusura bakmayın - unuttum.
Unuttum ve mutluyum...
Çünkü... Türkiye’nin unutulmayacak başarılara değil, artık istatistik olmuş, rutine dönüşmüş, vukuat-ı adiyeden sayılacak başarılara ihtiyacı var.
UEFA Kupası’nı kazanan Galatasaray’la elbette iftihar ediyoruz. Onlarla kıvanç duyuyoruz... Keza, 48 yıl aradan sonra 2002 Dünya Kupası’na katılıp üçüncü olan Milli Takım da bizim gururumuzdur.
Ama biz, asla tesadüf sayılmaması gereken bu son iki büyük başarıyı maalesef unutamıyoruz.
O başarıları rutine çeviremedik, istatistiğe dönüştüremedik de ondan!

Mahmut Uslu nerede?

Fenerbahçe’de basketbol deyince akla gelmesi gereken ilk adam Mahmut Uslu’dur. Gençler bilmez ama, Türk basketbolunun çok başarılı koçlarından biriydi. O işi bir kariyer olarak seçmedi. İş aleminde başka alanlara yöneldi. Bu arada Yakın Doğu Üniversitesi-Fenerbahçe kadınlar play off serisinde yine gürültülü davranışlarla dikkati çekti.
Her neyse...
Daha da dikkat çeken durum Euroleague finallerinde Mahmut Uslu’nun sahnede görünmemesiydi. Merak ettim. Bir durum mu var, bir sorun mu var, neden göremedik?
Ali Koç, Ferit Şahenk, gazeteci Ertuğrul Özkök ve bir ünlü kasap, şampiyonluk fotoğraflarına girerken...

Baba Recep...

Giydiği her forma ile (Ankaragücü, Beşiktaş, Kasımpaşa, Galatasaray, Karagümrük) sevdi onu futbolseverler, Beşiktaş’ta sembole dönüştü.
1967’de futbolu bıraktıktan sonra, Recep Adanır, yine futbola adanmış bir hayat sürdü. Gençlere hocalık, profesyonellere ağabeylik yaptı. Berlin’de Batı Almanya’yı 2-1 yendiğimiz maçta 1 golümüzü atmıştı (1951). İçtenliği, dürüstlüğü, dostluğu ve güleryüzü ile “Baba Recep” lakabını hak etti. İnanılmaz frikik golleri atardı. Son dönemlerinde futbol oynarken de göbeğiyle bilinirdi.
Baba Recep’i Antalya’da kaybettik. Cenaze töreninde sadece Beşiktaşlı Rıza Çalımbay vardı. Beşiktaş Başkanı, yöneticileri orada olamadılar.
Sonsuza yalnız yürüdü Recep Abi... Baba’mız yani!