Cemal Ersen

Cemal Ersen

cersen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

On yıllarca yapılan hesapsız harcamaların, verimsiz transferlerin ve yanlış ekonomik politikaların bedelini ödemeye başladı kulüplerimiz.
UEFA Mali Fair-Play kriterleri devreye girmese, Kulüp Lisans Kurulu’ndan aldıkları belgelerle durumu idare edip gideceklerdi, ama deniz tükendi.
Avrupa’dan men, puan silme, transfer yasağı gibi yaptırımların konuşulduğu süreçte, özellikle “büyük” unvanı taşıyan kulüplerin yapacakları tek şey kaldı.
Dış transferde makul ölçeklerde davranmak (Kasımpaşaspor’un bedelsiz aldığı Diagne gibi) , altyapıya ve gençlere yönelmek.
Her daim şampiyonluk hedefi olan ve yönetimlerin başarılarının saha sonuçlarına endekslendiği Türk futbolu için gerçekten zor bir seçenekti bu.
Ama bakın; çokça teknik direktörlerin cesaretli hamleleri, biraz da koşulların zorlamasıyla artık daha fazla genç oyuncu görmeye başladık ligimizde.
Fitil ateşlendi, kimse üzerine su dökmemeli ve geri dönüş olmamalı.
Trabzonspor’u dört büyükler içinde en cesur takım olarak görüyorum. Şanslılar. Müthiş bir potansiyeli var. Ünal Karaman da kararlı duruyor. Bu sezon hem sahada, hem kulübede pırıl pırıl isimler var. Uğurcan, Hüseyin, Abdülkadir, Yusuf Yazıcı, Batuhan, Murat Cem ve Abdülkadir Parmak sürekli 20 kişilik kadronun içinde. Oynadıkça deneyim kazanıyorlar, güvenleri artıyor. Onlar ve daha niceleri Trabzonspor’un başlattığı “kurtuluş savaşının” neferleri olacaklar.
Galatasaray da, cezalar ve sakatlıklardan sonra gençlere yönelmek zorunda kaldı. İsabetli de oldu. Fatih Terim’in gençleri, aslanlar gibi mücadele ediyor. Ozan Kabak’ı Türk futboluna kazandıran Terim’in, şimdilerde Atalay, Yusuf, Celil, Gökay, Recep ve Yunus’u yüreklendirmesi çok önemli. Devamı şart.
Şenol Güneş’in son haftalardaki Güven, Dorukhan ve Fatih ısrarları geçmişini anımsatıyor Beşiktaş’ın. Kimler yetişti ve yıldızlaştı o forma altında, hatırlayın.
İşi en zor olan ise Fenerbahçe. Berbat bir sezon geçirirken, Koeman’ın; genç oyuncular Barış, Berke, Yiğithan ve Eljif Elmas üzerinde durması risk gibi görünse de, tribünler yürekli ve aç oyuncuya hasret.
Bu arada ligin 5. şampiyonu Bursaspor ve hocası Samet Aybaba’yı unutmayalım. Geçmişte yaptıkları yarınların teminatı.
Ve Altınordu; Çağlar ile Cengiz gibi yıldızları yetiştirip Avrupa’ya hediye eden İzmir temsilcisi, tüm kulüplere örnek olacak yapılanması ile asla konumuzun dışında kalamazdı.
Futbolumuz genç ve yetenekli bir jenerasyon yakalamak üzere. Sakın onları üzmeyin, küstürmeyin, pes ettirmeyin.
Ligimizde pişecekler ve ideallerinin peşine koşacaklar. Hem kazanacaklar, hem kazandıracaklar.

Tek suçsuz Koç mu?
Son 30 yılın en kötü Fenerbahçe’si, özellikle Başkan Ali Koç’u üzüyordur kuşkusuz.
Oysa ne umutlarla seçilmişti. Aziz Yıldırım’ın saltanatına son verirken, arkasında on binlerce delege ve milyonlarca taraftar vardı. Şimdi kaldı mı, bilmiyorum.
Başkan, son Kasımpaşa beraberliğinden sonra “sorumlular hesap verecek” demiş.
Sanıyorum ilk sıraya kendisini koyması gerekecek. Tartışılan Comolli’yi getiren o. Fransız’ın takımı emanet ettiği Cocu’ya yol veren, transferleri onaylayan yine o!
İşler bu noktaya gelirken, sorumluluk üstlenmeden ortaya sopa göstermek nafile.
Radikal kararlar almak hayal. Transfere harcayacak para yok. Borçları cümle aleme duyuran, bizzat başkanın kendisi.
Bir mucize gerçekleşmez ise, ağır bir kriz kapıya dayanmış durumda. Düşlediğinden de zor olacak her şey..
Fenerbahçe Kulübü başkanlığını üstlenmek, ülkeyi yönetmekten daha zordur. İstediğiniz kadar özveride bulunun; deneyimli, yaratıcı, üretken bir ekibiniz yoksa konu gelir, saha sonuçlarına bağlanır.
Ali Koç’un iş yaşamındaki parlak başarısı Fenerbahçe gerçekleri ile örtüşmediği vakit, camia yeni arayışlara yönelebilir. Bu ihtimal asla göz ardı edilmemeli.
Tabii taşın altına elini koyacak babayiğit çıkarsa!..

Haberin Devamı

Bir VAR’mış, bir Yok’muş!
Geçen haftaki Beşiktaş-Galatasaray ve Fenerbahçe-Kasımpaspor maçının özneleri, yine hakem, yine Video Asistan Hakemliği oldu. Kişisel görüşüm; derbi maçını hakem Cüneyt Çakır değil, VAR kurtardı. FIFA kokartlı ülkenin en iyi hakeminin üç kritik kararı VAR’a başvurulup düzeltiliyorsa, orada can sıkıcı bir durum var demektir.
Öyle ya; VAR hataları düzeltti diye mi sevineceğiz, yoksa Çakır kalitesindeki bir hakemin kendisine yakışmayan kararlarına mı üzüleceğiz?
Çakır bu maçı Şampiyonlar Ligi’nde yönetse idi, ne olurdu?.. Bence MHK başkanı ve VAR sorumlusu, Cüneyt hocayı arayıp devre arasına kadar görev sürelerini uzattığı için kutlamıştır!
Gelelim Fenerbahçe-Kasımpaşa maçına damga vuran hakem Yaşar Kemal Uğurlu’nun yaptığı kural hatasına. Sahi o maçta VAR yok muydu?.. Vardı elbette.
Hakem hata yapabilir. VAR bunları düzeltmek ve adalet sağlamak için kullanılmıyor mu?
Alın size iki maçta iki farklı uygulama. Birinde VAR hakemi ateşten almış, diğerinde yakmış! Sorun ne biliyor musunuz? Hakemler arasındaki çekişme, husumet, kıdem, ego gibi olumsuz faktörlerin giderek derinleşmesi. Eğitim desen zaten hak getire...
Kusura bakmasınlar, tümünün sorumlusu gördüğüm MHK başkanı ve ekibi, ellerindeki sınırsız imkanlara rağmen hakemliği en az 20 yıl geriye sürüklediler.
Gittikleri vakit, maalesef böyle anımsanacaklar!